İHA İDDİASI: Muhsin Yazıcıoğlu ÖLDÜ
İHA muhabiri İsmail Güneş helikopterde bulunan kendisi hariç herkesin öldüğünü söyledi.
25 Mart 2009 / 17:23
İlgili Haberler
Yazıcıoğlu ailesinin GERGİN bekleyişiMuhsin Yazıcıoğlu YAŞIYORBakan Atalay'ın önünü kestilerNASA'nın iddiası HELİKOPTERİ BULDUKKOCA HELİKOPTERİ BULAMADILAR
Büyük Birlik Partisi(BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu Kahramanmaraş'tan Yozgat'a götüren helikopter Yerköy yakınlarında düştü..
İHA MUHABİRİ: BEN HARİÇ HERKES ÖLDÜ
iha.com.tr'nin iddiasına göre; haber takibi için helikopterde bulunan İHA muhabiri İsmail Güneş yaralandı. Helikopkerin BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıdığı belirtiliyor. İHA muhabiri İsmail Güneş helikopterde bulunan kendisi hariç herkesin öldüğünü bildirdi.
MUHABİR AĞIR YARALI
Güneş'le kurulan telefon bağlantısında kendisinin de ağır yaralı olduğu öğrenildi. Telefon bağlantısı kurduğumuz İsmail Güneş yaşadığı dehşeti ağır yaralı olduğu halde anlattı.
İŞTE TELEFON GÖRÜŞMESİNİN DEŞİFRESİ
iha.com.tr: İsmail neredesiniz?
İsmail Güneş: Maraş yakınlarındayız herhalde
iha.com.tr: Durumun nasıl?
İsmail Güneş: Ayağım kırık, kanamam var. Helikopterde benim haricimde 6 kişi vardı.
iha.com.tr: Kazada ölen var mı?
İsmail Güneş: Ben hariç herkes öldü
Muhabirimiz İsmail Güneş ile irtibat kurduğumuz telefon aracılığıyla helikopterin yerini belirleme çalışmaları yapılıyor.
Ankara'dan şuanda ambulans helikopter kazanın yaşandığı bölgeye hareket etti.
Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde bindiği helikopderi düşen ve hala kendisine ulaşılamayan Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Mamak Cezaevi'nde 15 yıl önce yazdığı 'Üşüyorum' şiiri:
Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..
İsmini Aztek uygarlığından alan bir meyveden bahsediyoruz. Aztekler üç değişik türünden Meksikada yetişenine, erkek yumurtalığı anlamına gelen ahuacatl demişler. O isim ise yüzyıllar boyunca değişerek, güçlü bir afrodizyak olmasının bilinmesi ile beraber günümüze avokado olarak gelmiştir. Bu lezzetli, besin değeri çok yüksek meyvenin faydalarını okuyunca çok şaşıracaksınız.
Avokadolar, doğanın bize sunduğu en mükemmel besinler arasında güçlü bir yer edinmiştir. Lezzetli ve aynı kolay yenmesi sayesinde pratik bir meyvedir. İçerdiği E ve C vitaminlerinin yanı sıra protein ve sağlıklı yağları da bize sunar. Vücudumuzun içine olduğu kadar dışına da yararlıdır, yani cildimize.
Avokado çok çeşitli şekillerde yenebilen bir meyvedir. Salatası, kanepe türleri, makarna sosu, ve Meksika mutfağına özgü bir Guakamole mezesi halinde yenebilir.
Cilt Bakımında Yeşil Devrim:
Son zamanlarda cilt bakım ürünleri ile ilgilendiyseniz, avokado özlü ürünlerin çok popüler hale gelmeye başladığı sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bunun nedeni, son zamanlarda yapılan çalışmalar ile, bilim adamlarının, avokado içinde doğal olarak bulunan E vitaminin cilde yararlarıdır. Bu yararlar arasında, cildi yaşlanmaya karşı güneş ışınlarından, dumandan ve kirli havadan doğal olarak koruma da bulunmaktadır. RealAge Cilt Uzmanı, Dermatolog Dr.Amy Wechslere kulak verelim: Avokadalor mucizevi bir şekilde çok güçlü nemlendiriciler olarak nitelendirilebilir. Ciltteki su akışkanlığını artırır, onu nemli tutarak sağlık kazandırır. Aynı zamanda E vitamini, avokado içinde doğal olarak bulunduğu için, diğer formlarından çok daha fazla yarar sağlamaktadır.
Trafik memurları karşıdan gelen Temel ve Fadime'yi çevirmiş.
İkisinin kemerlerinide takılı görünce tebrik etmiş.:
-Bugün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz.
Bu yüzden 500 milyon ödül veriyoruz.Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz beyefendi?
-Ne yapacağım hemen gidip kendime ehliyet alacağım.....
-Neee ....Ehliyetiniz yokmu?....
Fadime olayı toparlamak için atılmış....:
-Kusura bakmayın memur bey,Temel içince ne dediğini bilmez...
-Neee...birde içkili misiniz?
Arka koltukta oturan yaşlı Dursun öne doğru eğilmiş:
-Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalım başımıza bir iş gelir diye...
Memur neye uğradığını şaşırmışken,bagajdan atlayan İdris koşarak gelmiş:
-Ne oldu?...Geçtik mi sınırı?.....
Yağmur yağıyor sehre.
Yalnızlığımız alabildigince,
gittikçe bu sehirde sarıyor bizi.
Gönlümüz, bu bahar aksamlarında tutuyor sokakları.
Caddeler sırılsıklam olmus, gönüller henüz
bahar çiçeklerini açmadı. Yagmur yagarken
kuslar da uçmuyor/ uçamıyor. Yeniden ve
yerden yükselen çocuk seslerine asina kulaklar, çinisiz kaldı.
Yagmur yagıyor sehre ve sehir yagmura kosuyor.
Gözler vardır, köse baslarını bekler:
Yalnızların ve bekleyenlerin mekanıdır oralar.
Acılar tınlar yüreklerin ta en ücra köselerinde.
Tez eller bizden daha önce varır varmamız gerekenlere.
Hep beklemekle geçer ömür düçâr.
Sonra kosmak gelir içimizden yagmur yagarken.
Sehir tutar bizi. Sehre yagmur yagar, yagmura sehir.
Yagmur yagıyor
ıslanacaksın iliklerine
kadar çırılçıplak.
Sessizlige yagıyor yagmur.
Tut ki tütsü gibi boynumuzda tasıyıp
insanlıga sundugumuz acılarımız yagmurda yok oldu.
Tut ki sehir yoktu.
Yoktu o simalar, dostluklar.
Zaman çok fazla geçti burada. Yagmur da yagıyor.
Yorgunluguma bagısla. Sessizligime ve yalnızlıgıma bagısla.
Köse basları alıkoydu beni, köse baslarına bagısla.
Zamana bagısla. Bir kere geri kalmaya gör alıskanlıklardan.
Nice tez eller vardi sana. Belki de bir ben varamadim.
Yagmur yagıyor sehre ve sehir yagmura kosuyor.
Tut ki yeniden baslıyoruz hayata. Tut ki ben yoktum.
Ne zaman baslamıstık yasamaya? Ne zaman karsılasmıstık ilkin?
Ilk sözümüz neydi? Inan onu bile hatırlayamıyorum.
Unutkanlıgıma bagısla. Ama hatırlıyorum o gözleri,
yüzü, sesi Inan hatırlayamadım hala ilk sözü.
Ama hatırlıyorum çocuklugunu, masumlugunu.
Ne kadar çabuk ilerledi zaman.
Yagmura sehir yagıyor.
Veda vakti gelıyor yagmura.
Boğmadan sehir bizi ve biz alısmadan
buralara çekip gitmeli. Çocuk sesleri gelmez oldu.
Yagmur sehirden ayrılmaz oldu.
Göz çanakları kaldıramaz oldu omuzlardaki yükü.
"Acılar tınladıkça bende
Hep seni seslendirir."
Kosun, alabildigince hızlı kosun sehirden.
Yagmur yeniden geliyor. Bulutlar karardı.
Sesler hızla kesildi buralardan.
Araba klaksonları aniden sustu, lambalar söndü.
Süratle kosan, kosarken tökezleyip düsen,
düsünce can acısıyla bagıranlar vardı sehirde gözleri kanlı.
Yagmura sehir yagıyor. Yagmur sehre yagıyor.