Evet ben yazdım ama dediğim gibi bu ve diğeri sadece 2 si hep hayalimdeki kişiye yazdım umudum o kişinin bir gun karşıma cıkması ve bende kalan emanetlerini (şiirleri) alması
Şimdi bu konuya 2 farklı şekilde cevap yazılabilir.
Eşit Oldukları Konular
Başlangıçta İslâm ve Kadın başlığını işlerken, aslında kadının erkeğe eşit olduğu noktaları da; göstermiş sayılırız. Burada da öncelikle şunu söyleyelim ki, Islâm'da erkeğin kadından mutlak anlamda üstün olduğunu bildiren hiçbir nas yoktur. "Erkek kadın gibi değildir" (K.K. ÂI-i imrân (3) 36 ), demek, erkek üstündür demek değildir. "Erkekler, kadınların kayyûmudurlar. Bu, Allah'ın onların bazısını, bazısına üstün kıldığından ve erkeklerin mallarını harcadıklarındandır." (K.K. Nisâ (4) 34) âyeti de erkeğin mutlak üstünlüğünü göstermez. Önce burada "erkekleri kadınlara üstün kıldığı için..." denmemiştir. Demek ki üstünlük nisbîdir. Idare kabiliyeti erkeklere verilmiştir. Bir başka konuda da kadınlar üstün olabilir. Kadının şefkat dolu bağrı olmasa erkek evlâtları bir robot gibi yetiştirir. Demek ki bu konuda da kadın üstündür. Hem Allah, kadın erkek ayırmadan, "en üstün olanınız, Allah'tan en çok sakınanızdır." (K.K. Hucurât (49) 13 ) buyurur.Demek ki kadın, insan olarak erkeğe eşittir. Ikisinin yaratılışı da bir "nefis"tendir. (K.K. Nisâ (4) 1) Kökenleri birdir. Biri kaliteli, öbürü adı bir maddeden yaratılmış değildir.
Kadın da kötülük yaparsa günah, hayır yaparsa sevap alır. Dua ederse Allah ona da "icabet" eder. Demek ki, kadın, Cennete ya da Cehenneme gitmekte de erkekten farklı değildir.Dünyada iken iş başarırsa kazanç, suç işlerse ceza bulur. Ticarethanesi varsa kadın olduğu için kazanç oranı düşük olmadığı gibi, meşru bir iş görüyorsa kadın olduğu için ücreti de düşük olmaz. Tersine bazı suçlarda kadın erkeğe göre daha az ceza görür.
Insanlar arasındaki saygınlık ve hürmette, erkeklerden geri değil, tersine bazı hallerde ileridir. "Insanlar içerisinde iyilik ve hürmet yapmama en lâyık olan kimdir?" diye soran sahabîye Efendimiz; "annendir" cevabını vermiş ve arkasından, "sonra kimdir?" diye iki defa daha tekrarlanan bu soruya, "annendir" dedikten sonra, dördüncüde "babandır" buyurmuştur. (Buhârî, edep 2; Müslim, bir 1) "Namazda iken, babanın çağırması halinde namaz bozulmaz, ama annenin çağırması halinde namaz bozulur ve ona cevap verilir." Sözünün aslı nedir, şu anda bilmiyorum ama, dînî bir düşünceden kaynaklandığı açıktır. "Ana gibi yâr olmaz" atasözümüz herhalde kadını küçültüyor değildir.
Demek ki, yaratılışta, Allah'a kul olmakta, ibadette, duada, suç ve cezada, yani kullukta, hürmet ve saygınlıkta, kısaca insan oluşta kadınla erkek arasında fark yoktur.
İslamda Kadına verilen değer hakkında hadisler
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]
(Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.) [Müslim]
(Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali]
(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]
(En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]
(En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]
(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]
(Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]
(Hanımını döven, Allah'a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin]
(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir]
Sual: Kız çocuğunun dinimizdeki yeri nedir?
CEVAP
Peygamber efendimiz, (Kız çocuklarını hor görmeyin) buyurdu. Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazileti büyüktür.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!) [Hakim]
(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.) [Taberani]
(İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.) [İbni Mace]
(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizi]
(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene, Allahü teâlâ rahmetle nazar eder. Allahü teâlâ rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.) [Harâiti]
(Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır. Getirdiğiniz meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına verin! Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayan gibi çok sevap kazanır. Allah korkusundan ağlayana Cehennem haramdır.) [İbni Adiy]
(Üç kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) [Ebu Davud]
(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.)
Eshab-ı kiramdan biri, (İki tane olursa da aynı mıdır?) diye sual edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane olursa da aynıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aynıdır.) [Hakim, Harâiti]
Peygamber Efendimiz (SAV), ağız temizliğine ve diş bakımına da çok önem vermişlerdir. Bunun için misvakla dişlerini fırçalamışlar, ümmetine bu konuda tavsiyelerde bulunmuşlardır.
Misvak sıcak bölgelerde yetişen "erak" ağacının kökleridir. Lifli bir yapısı vardır. Biraz ıslatılıp ezilince fırçamsı bir hal alır. Hem mekanik hem de kimyevî olarak pek çok faydaları vardır.
1. Misvak, ağız için temizlik, Allahü Teâlânın rızasına sebep ve gözlere de ciladır.
2. Misvak ağız için temizliktir ve Aziz ve Celil olan Allahın rızasına sebeptir.
3. Misvakta on hassa vardır: Ağzı tatyib eder, diş etlerini güçlendirir, göze cila verir, balgamı giderir, dişin çürümesini önler, sünnete uygun olur, melaikeyi sevindirir, Rabbi razı eder, hasenatı artırır, mideye sıhhat verir.
4. Misvak kullanın. Zira misvak ağzı temizleyen ve Rabbin rızasını kazandıran bir alettir. Bu hadis-i şeriflerde misvakın faydaları zikrediliyor. Misvak kullanmak, ağız için temizlik ve hoşluk sebebidir. Fırçalanmayan dişler sararır, aralarında ve diplerinde gıda artıkları birikir. Bunlar ağız kokusuna ve diş çürümelerine sebep olurlar. Diş etlerinde iltihaplanmalar olur. Misvak kullanmakla dişlerin çürümesi ve diş etlerinin iltihaplanması önlenir. Misvakın gözlere canlılık vermesi ve balgam söktürücü etkisi kimyasal özellikleriyle ilgilidir. Allahü Teâlâ güzel olan şeyleri, temiz olan şeyleri sevdiği için; peygamberinin tavsiyelerine uyulmasını sevdiği için, misvak kullanılmasından hoşnut olur. Melekler de temiz olan şeyleri severler ve kötü kokulardan rahatsız olurlar. Onun için onlar da sevinirler.
5. Misvak, erkeğin fesahatini artırır. Fesahat, güzel konuşmak demektir. Sesin oluşumunda dişlerin de fonksiyonu olduğu için, temiz ve bakımlı dişlerin sesin güzelleşmesine katkıda bulunacağına işaret ediliyor.
6. Niçin sararmış dişleriniz i!e huzuruma giriyorsunuz? Misvak kullanınız! Bu hadis-i şerifte ağız ve diş bakımı yapmayanlara bir azarlama var. Kendilerine zarar verdikleri gibi, çevredeki kimseleri de kötü görünüşleri ve ağız kokularıyla rahatsız edeceklerine işaret ediliyor.
7. Şu dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak, koku sürünmek, misvak kullanmak, evlenmek. Peygamberler insanlığın rehberleridir. Peygamber (SAV) Efendimizden önceki peygamberlerin de ağız ve diş bakımına önem verdikleri, misvak kullandıkları ifade ediliyor.
8. Misvak ve cuma guslü her Müslüman için gereklidir.
Buraya kadar misvakın lüzumu ifade edildikten sonra, bundan sonraki hadis-i şeriflerde SAV Efendimizin uygulaması anlatılıyor:
9. Misvak kullanmadan uyumazlardı.
10. Uyudukları zaman misvak başuçlarında bulunurdu. Uyandıkları zaman da ilk önce misvak kullanırlardı.
11. Misvakı enlemesine kullanır, suyu emerek içerlerdi. Üç defa nefes alır ve derlerdi ki: Bu türlü içmek daha iyi, hazmı daha kolay ve sıhhate daha uygundur.
12. Aişe (RA) şöyle demiştir: "Peygamber SAV evine girdiği zaman ilk yaptığı iş, misvak ile dişlerini temizlemek olurdu"
13. Ebu Musa şöyle dedi "Ben Peygamberin huzuruna girdim, misvağın bir ucu dilinin üzerinde bulunuyordu."
14. Rasulullah SAV hiçbir namaza misvak kullanmadan çıkmazdı.
15. Rasulullah SAV geceleyin teheccüd namazı kılmak için kalktığı zaman ağzını misvak ile ovalardı.
16. Rasulullah SAV geceleri iki rekatta bir selam vererek teheccüd namazı kılar ve her selam verişinde misvak kullanırdı.
17. Abdullah ibni Abbas RA, şöyle anlatmıştır: Bir gece Peygamber Efendimiz SAVin yanında kaldım. Peygamberimiz gecenin sonuna doğru kalkıp dışarı çıktı, semaya baktı, sonra Al-i imran süresinin şu ayetlerini okudu:
"Hakikat, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirleri ardınca gelişinde temiz akıl sahipleri için ibret verici deliller vardır. Onlar ayakta iken, oturur iken, yanları üstünde yatar iken hep Allahı hatırlayıp anarlar ve göklerin, yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler. Şöyle derler: Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen pak ve münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru."
Sonra eve döndü, misvaklandı ve abdest aldı. Sonra kalkıp namaz kıldı, sonra yattı. Sonra kalkıp tekrar dışarı çıktı ve semaya nazar etti. Yine bu ayetleri okudu. Sonra döndü, tekrar misvaklandı ve abdest aldı. Sonra kalkıp namaz kıldı.
Resulullah (S.A.V.) Efendimizin misvakla ilgili emir ve tavsiyeleri şöyle:
18. Ümmetimi meşakkate düşürmüyor olsaydım, onlara her namazın önünde misvakı emrederdim.
19. Ümmetime zorluk vermemiş olsaydım, her abdestte misvak kullanmalarını emrederdim.
20. Oruç tuttuğunuzda sabahleyin misvak kullanın, lakin akşama doğru kullanmayın. Akşam üzeri iki dudağı kurumuş oruçlu bir kimse için misvak uygun olmaz. Zira o kurumuş dudaklar kıyamet gününde gözü önünde bir nur olacaktır.
21. Sizden biri gece namaz kılmak için kalktığında misvak kullansın. Zira bir kimse namazında Kur'an okurken bir melek ağzını onun ağzına dayar ve o kimsenin ağzından bir şey çıkmaz ki, o meleğin ağzına girmiş olmasın.
22. Sizin ağızlarınız Kur'an için yollardır. Onları misvakla temizleyin.
23. Misvak kullanınız. Zira misvak ağzı temizleyen ve rabbi razı eden bir alettir. Cebrail her gelişinde bana misvak kullanmayı tavsiye etti. Öyle ki, bana ve ümmetime farz kılacağından korktum. Ümmetime zorluk vereceğinden korkmamış olsaydım misvak kullanmalarını farz kılardım. Ben o kadar çok misvak kullanırdım ki, dudaklarıma iz yapmasından ve dişlerimin aşınacağından korkardım.
24. Bana misvak kullanmak o derece emredildi ki, bu konuda bana bir vahiy gönderileceğini sandım.
25. Ben, misvak kullanmakla o derece emredildim ki, üzerime farz kılınacağından korktum.
26. Cebrail misvak kullanmayı bana o kadar tavsiye etti ki, azı dişlerimden endişe ettim.
27. Misvak kullanarak kılınan namazın fazileti, misvak kullanmadan kılınan namazdan yetmiş kat fazladır.
28. Misvak kullanarak kıldığım iki rekat namazı, misvak kullanmadan kıldığım yetmiş rekat namaza tercih ederim.
29. Misvak olmadığında, parmak misvak yerine geçer.
Hadis-i şeriflerden ağzın her zaman temiz tutulması gerektiğini anlıyoruz. Misvak olmadığı zaman başka bir şeyle de bu temizliğin yapılabileceği ifade ediliyor. İmkanların ve araçların çok fazlalaştığı günümüzde bile toplumlar ağız ve diş sağlığına gereken önemi vermiyorlar. Resulullah (S.A.V.) Efendimizin uygulamalarının ve tavsiyelerinin ne kadar güzel ve her zaman geçerli olduğunu görüyoruz.
Ebû Hureyre (ra) şöyle anlatıyor: Müşrike olan annemi İslâm'a çağırıyordum. Bir gün yine böyle davetimi yenilediğimde Peygamber Efendimiz hakkında hoşlanmadığım şeyler söyledi. Allah Resûlü'nün yanına geldim, ağlıyordum.
"Yâ Resûlallah! dedim, annemi İslâm'adavet ediyordum yanaşmıyordu. Bugün de davet ettim. Senin aleyhinde hoşlanmadığım şeyler söyledi. Allaha dua et, Ebû Hureyrenin annesine hidâyet versin, dedim. Allah Resulü de,
- Allahım! Ebû Hureyrenin anasını hidâyete erdir, diye dua buyurdu.
Sevinerek dışarı çıktım. Eve varıp kapıya yaklaşınca, baktım kapı kapalı. Annem ayak seslerimi duymuştu. Ebû Hureyre, yerinde dur dedi. Biraz sonra annem elbisesini giymiş, başını da örtmüş olarak kapıyı açtı ve, Ebû Hureyre, şehâdet ediyorum ki Allahtan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Şehâdet ediyorum ki Muhammed, Allahın elçisidir.dedi.
Koşarak Peygamberimizin yanına vardım. Daha önce kederimden ağladığım gibi sevincimden ağlıyordum. Müjde, Yâ Rasûlallah, Allah duanı kabul etti; Ebû Hureyrenin annesini İslâma hidâyet buyurdu dedim. Sonra,Yâ Rasûlallah, Allaha dua et de, beni ve annemi, erkek-kadın bütün müminlere sevdirsin. ricasında bulundum. O da: İlâhî! Bu kulcağızını ve anasını erkek-kadın her mümine sevdir.diye dua buyurdu. İşte, bunun için adımı duyan erkek-kadın her mümin beni sever.(Kandehlevî, Hayatu-s-Sahabe, 1/175-17)
Bir şey olmak istiyordum sende
Sende kalmaktı bu
Seni Olmaktı...
Kaderimin gösterdiği yoldun
Ve kalbimde sarsılmaz bir inanç!...
Aşkın olsaydı tek sadık muhafızım
Korusaydı beni, adı henüz konulmamış hüzünlerden
Paylaşsaydı ömrümün yarısını
Ayrılmasaydı bir an bile yanımdan
Bir savaştan ibaret hayatımdaki tüm merhametsizlikleri arındırsaydı
Soluk almadan izledim seni
Özündü tutmak istediğim
Ve hissedebilmek adına didindiğim...
Sihirli bir sözdü kaçamak bakışların
Esrarlı bir güçtü dudakların
Sıkıntılarım, kuşkularım, ağır ağır yanılgılarım
Ve uzaklaşmak zorunda kaldığım anılarım...
Sen birşeylere karşıyken her daim
Ben birşey olmak istiyordum sende
Çünkü; bildiğim tüm yollar sana çıkıyor
Tüm aşk şarkıları bizim için çalıyor
Güneş bile bizim için doğuyordu
Bir şey olmak istedim sende
Hem senden biraz daha ötede
Hemde bir adım gerinde
Bir şeydi olmak istediğim
Sen koyu renklerden haz alırken
Ben gökkuşağının renkleriyle süslemek istedim seni
Işık olmak istedim;
ZİNDAN KARASI YÜREĞİNDE
Aynı kaldırımda, aynı anda aynı adımı atmak
Aynı bankta oturup, aynı anda, aynı yıldıza bakarak DİLEK tutmak
Aynı rüyayla uyanıp, aynı anda uyumak
Çok değildi;
Sadece birşey olmak istedim sende,
SEN olmak istedim,
BEN ol istedim
BİZ olalım istedim
OLMADI!!
Gidişin bütün planlarımı altüst etti
Oysa;
Aşk; Saat ve zaman kadar sonsuz
Aşk; Denizin sahile attığı kumlar kadar sürükleyici
Aşk; Güneşin kainatın üzerine doğuşu kadar güzel
Aşk; Akşam güneşinin denize yansıdığı kadar sessiz, ama göz alıcı
Aşk; Yeni doğan bir canlının gülümsemesi kadar sevimli
Ama:
Aşk; Zamanın değerini bilemeyecek kadar kör
Aynı zamanda;
Aşk; kumların sahilden denize tekrar dönüş kadar ızdıraplı
Ve
Aşk; Sabahın ilk ışıklarındaki kadar soğuk
O yani,
Aşk; Sensizlik kadar zor ama sen kadar gerekli
Ben ve Sen,
Ekmek ve Su
Deniz ve Kum
Yaşam ve Ölüm