Sevmek bazen bildiğin halde her şeyi susmakmış
Seni darmadağın edecek her şey olup bitmiş
Yapılıp edilmiş olduğu için sevdiğince
-dileyemediğin için olmamasını da hani-
Sadece susmayı dileyip, susmayı yaşamakmış
Sessiz onurlu bir direnişmiş, aslında bu suskunluk
Fırsat vermekmiş karşındakine
Her insanın ikinci bir şansa ihtiyaç duyacağını
Bilmenin farkındalığı ile
Soluksuz uzun bir bekleyişmiş
Bir şekilde telafi edilsin diye yapılan hatalar
Olur ya insanlık hali herkes yanlış yapabilir
Diyerek yüce gönüllülük göstermekmiş
Ya da
Hata değil de yapılanın
Bitişini gösterdiğini bir aşkın
Yaşanılamazlığını ortaya çıkardığını sevginin
Anlamamak için umutsuz bir geciktirme çabasıymış
Yüce gönüllülüğün ardına saklanan
Sevmek, aslında sineye çekmekmiş biraz da
Hatta birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk diyenlerin
Ne kadar doğru söylediğini yaşayarak öğrenmekmiş
Sevmek bir kere itiraf edildiğinde
Darağacına giden yola itilmekmiş sevdiğinin eliyle
Yağlı ilmeklere kurban edilmekmiş çaresiz
Sevmek razı olmakmış, vazgeçilmeye bile
Kanar gibi yapıp her söylenilene -sessiz-
Tutulmayan sözlere katlanmakmış
Sevmek yanmakmış buzulların arasında
Sıcak yatağında yalnızlığına sarılarak donmakmış
bir güzelin çehresi karisti neyleyim ? Neyleyim
Sana sakladiklarimi bir eskiya talan eyledi!
Gönül adimlarim,
bir meçhule dogru usul usul ilerlerken;
senden alinmamis muradimi, sana birakiyorum
Biliyor musun Istanbul;
her sigarami gönül atesimle yakiyorum?
Aklimin yetisemedigi düslerimin pesinden gitmekle
hata yaptigimi, sende söyleme Istanbul !
Sende yüzüme vurma,
bir yalnizlik besgeninde kaybolusumu
Kim, nasil ve ne zaman sagaltir bu yarayi ?
O mu ? Saka ediyorsun Istanbul
O kim ben kimim ? Rakim meselesi,
çözüm dedigin
Istanbul ne olur sus !
Gelmez,
gelmeyecek !
Hep bekledigin Bekledigin
Istanbul
Ah Istanbul !
Çocuk düslerimin avutani,
her düstügümde bombos ellerimin yegane tutani
Bu defa biçareyiz ikimiz de O,
benim tarafimdan askla sevilen olarak çigneyedursun
kaldirimlarini;
sen bana ettiklerine ragmen hala bas o zalimi bagrina
Hicranin
tarifinden ilham alsin gayri satirlarim
Istanbul!
Milyon yil geçse unutamam!
Kendimi unutur lâkin O'nu hatirlarim
Sevdim Istanbul
Sevdim
Içimdeki sevdanin kuvvetiyle,
aleme kafa tutan bir devdim
Gülün sebneminde durulan gökyüzü,
mehtabin tutusturdugu sularda alevdim
Sevdim
Sevdim Istanbul!
Ne bir zerre ask düstü hisseme,
ne de lütuf bâbindan bir kabul
Istanbul !
Düsme aklimin kenarina
Birak örselenmis dimagimin her kivriminda,
O'nun hayali salinsin bundan böyle
Tahtini terk et Istanbul !
Zâlimim geçip otursun basköseye
Arzularim verem olsa da,
uzansinlar hicrân adli tas dösege
Musalla mi sanirsin hicrani Istanbul ?
Yoksa bu sevdâyi,
sende mi kiskanirsin destanlar sehri ?
Sende mi yüz çevirirsin,
idrâkiyle sarhos oldugun asrin, garip Mecnûnunu ?
Istanbul
Sehriyarim !
Sevmenin kifayetsizlestigi
bir devri yasamaktayiz seninle
Bikarar bir güzelin zülfünde salinir hayaletim
Dalgalarin çagirdigi bir ecel degil benim ki
Sevda burçlarindan,
kahir dehlizlerine birakildigima sahit oldugun o günden beri,
ben o senin sevdigin ben degilim
Siirlerim firar halinde azabin tunç kapilarini asindirmakta
be yar !
Istanbul
Hatirliyorsun degil mi?
Hani o Fatih Camii'nin arka bahçesinde
zavalli bir Oya Agaci vardi
Hani o iklimini bulamamis,
çiçeklerini baharin kollarina ulamamis garipçik
Iste ondan bir farkim kalmadi benim
Sevmekten yorulmus yada usanmis degilim
Lakin reddedilmek perisan etti kalan ömrümün her lahzasini
Istanbul
Ayrilik makaminda inleyen tamburlarin,
mizrap vurgunu tellerinden siyrilip da;
sana esemem artik!
Gözleriyle gönlümü avuntusuz kederlerin avucuna birakan O
Beni bir küçük çocuk hüviyetiyle tasavvur ededursun;
o kadar büyük ki sevdam
Bu sevda keza beni de büyütür Mecnunlarin nazarinda
Is bu sebepten ötürü küsemem Istanbul !
Zeyrek'te,
boylu boyunca Süleymaniye salinir her kusluk vakti
Iste zamanin asude bir iklime kanat çirptigi o demlerde,
ben, benden öte bir aleme gider de dönemem Istanbul
Içimdeki sevda kandilinin fitili ebediyete degerken;
beyhude yanisima söz söyleyip incitme beni,
saadet ülkesinin sultani
Ruhumu tutusturan alevlerin,
Erciyes'i için için kaynatan
lavin hamurundan yogrulmus oldugunu unutma
Elimi O nazli peri tutmadi ya
Ne olur Istanbul
Sen de tutma !
Biliyorum Istanbul
Dile gelmek istersin de gelemezsin
Biliyorum
Saatlerin gece yarisini vurdugu demlerde,
O'nun kalbinde çinlamak arzusuyla
vurursun basini taslara
O taslar ki Koca Sinan'in gönül hendesesiyle
abidelesmektedirler her an
Ve hayali karisirken gözümdeki yaslara
elimden geldiği şekilde yaptım.Efektlere daha fazla zaman ayırdığımı da belirtmeliyim.Boş zamanlarımda iyice kurcalayarak daha güzellerinin olacağına eminim.
Uzun zamandır dersler,sınavlar derken flash'a elimi sürememiştim.
Bir kaç gündür aklımda olan birşey'i bu gün kü boşlukta denedim.
Sanırım yine acemi işi oldu ama artık daha fazla boş vaktim var.
Devamlı uğraşacağım.
Görgü tanığım yok ki
Bu gönül yarasını senin açtığına inandırayım
Şu kalabalığa...
Bu yüzden hudut dışı ederler beni aşktan
Fiyakamda bozulmuş
Sen en iyisi kimseye sezdirmeden
Damlayıver açık yaralarımın üzerine...
Hem niyetliyim ben sana
Seni öpmeden uyanmayacağım aşktan
Bir bardak çayım kalmış
Ne sen kalmışsın ceplerimde nede metelik
Ensenlenmişim gözlerinden mutluluğu çalarken
Uğursuz böceğim, konamıyorum hiç bir parmağa
Papatyalar yollarını değiştiriyor ilk umut girişimimde
Taksim meydanında assalar beni
Ruhunda gömülse seni bekleyişlerim
Okuyarak eşşek olmuşum
Babamın dilinde adamlık türküleri
Benim dudağımın kenarında sen kalmışsın....