Fecr-i Hicran şiiri - Hicran Aydın Akçakaya şiirleri - Fon müzikli şiirler
değil mi ki sebebi aşk hem anın hem sonsuzun
geçsin vakit amansızca geriye sarmayalım
olsa bile sular hırçın yollar çetin ve uzun
isyan edip umutsuzca dertle harç karmayalım
dönsün göğün pervanesi sarhoş bulut uslansın
suya vursun ayın şavkı suda renkler ıslansın
koşuyorken dolu dizgin zamanda iki atlı
usul usul özle kalbim hasreti yormayalım
dertler bağdaş kurar göğse mutluluklar kanatlı
karanlığın hesabını geceden sormayalım
dinsin göğün ninnileri gün şahlanıp uyansın
ucu kıvrık denizlerde ufuk kana boyansın
dallarımda üşür yaprak titreyerek verir can
akrep yorgun düşecekse vuslatı kurmayalım
bu kaçıncı yitik mevsim kaçıncı küskün hazan
hicran vurmuş takvimleri bir de biz vurmayalım
sönsün göğün kandilleri güneş şafakta yansın
kirpik yüze eğildikçe göz aşkı bitti sansın
aldığımız her nefeste aşk denilen o beste
ya toz olalım yoluna ya yolda durmayalım
salkım saçak söğüt dalı kulağı hep o seste
heveslenip rüzgar gibi esip dal kırmayalım
insin göğün perdeleri birkaç yıldız sallansın
dağlar döküp karlarını birbirine yaslansın
Gece ve gündüz
iki kanlı şimdi Şiraze
Işık uzanmış sere serpe
gözlerimin en ucube yerine
Şiirlerimin eksiliyor erzağı
Hasat topluyor yüreğim, bitkin ..
Çöle banan aşk,
kumun ve rüzgarın kapısında köle
Her mevsim zehirli
bir ölümü solumak
Şimdi vaktidir tekbir almak
yüce bir dağdan
Kovalamak aciliyetle eceli ,
yeniden yeniden yaşamak Şiraze
Gece ve gündüz
iki düşman şimdi
Ama benim söylemlerimin
kapısı perçinli
Düşman tadında
her saatin tıkırtısı
Sokaklarımda mahal korku
Umutsuzum
muhtemelen içim kış sürgünü
Anlaşıldı
gözlerim(d)e boran d/olacak
Çıktığım her yolculuktan
hüzünlü sözcüklerle döndüm Şiraze
İşgallerle uyandı hep yüreğim
yıllar çılgın bir süreyle göçtü
Her lazım gelen uzandı hayallerime,
lakin sevgiyi eksilttiler
Düşünceye döndüm,
her vakit her düşünüş
bıçak sırtında kanla biriktiler
Ağzımda üzüm buğusu nefesin
Gökyüzü uzanmış gözlerime sere serpe
Saçların samanyolu gibi biçilir üzerime
Ahh Şiraze ağaç dalları yorgun rüzgar serpintisinde
Tan yeni bir sabaha gebe
Ufkumun aksanı somurtkan mavi
Arda kalan bi çare ben şairin hüzün geçitleri
B/ağlamak lazım her anı senli sebeplere
Uzak bir ahvalsin göğüs çeperime
Kendi harflerimle hüzün b/ağlanıyorum
Beklemek ne çok zamanı çoğaltıyor ellerimde
Düşlerim bıçaklanıyor sensiz yeniden
Kederli yüzüme her defa kapanıyor karanlık kapı
Oysa Şiraze seninle yeniden ışıklanmam gerek
Yaşam denen aheng cinaslı bir halden öte..
Düşsem yılların ağırlığında
Ve yaşım ne olursa olsun aldırmadan
Karışsam aşkın girdabına
Bir nehir akıyor göğüs çeperimde
Gözlerimin s/ağrısında ne çok acı birikmiş
Gölgeli bir yağmur düşledim oysa
Güneşin kafesine serinlik sunağı için
Parmaklarımda öldürdüğüm bu kaçıncı mısra
Tımara duran her şarkı kulaklarımda ağlıyor
Kifayetsiz bir destur ç/ekiyor içime yalnızlık
Her ağlama öncesi sessiz bir lodos hıçkırıyor öteden beri
Ay mahpus, güneş kıyımında her sus ..
Bir virgül koy ömrüme ey hüzün
Gül rengi bir zamandan üretme kül rengini
Sol köşem kırık bir melodram sahnesi
Gölgesi bende kalır her acının en kabuk bağlamaz yeri
Ezik cümleler dilime dolanır
Hırsız bir ateşte pişer
Yeni baştan, yeni baştan varlığımın ötesi..
Bir sokak falcısının avuçlarına bıraktım her falın hikayesini
Sesimdeki çığlık savaşlarına
Derin bir giz uladım
Baştan aşağı kırık bir mavi sandım
Hayattan çaldığım ömrümü
Sahipsiz bir gülüş asılmış dudak kenarıma
Boşa ekilir yüreğime şiir ve düşsel her yazı..
Sevi çok pahalı bir armağan, parasallıktan öte
Düşlerim yitik ,
Yaşam el yordamıyla düzen
Yapıldak ve çapraşık..
Hatırla. Sus;
Boğazıma düzülmüş kuru barut kokusu
Tercümanı oldu can siperimdeki i/sitemin
Eylül kokuyordu her baharım
Ve ayaza el pençe bağlıyordu
Her yaz beklentim
Hatırla, sus;
Çatlamış duvar aralıklarıma sinmişti küf nefesim
Heyula bir hayal sargısını ,
Can diye
Kan diye
Yol diye
Yoldaş diye derman sanmıştım her bitimliğime
Hatırla, sus;
Yüreğimi yakardı gözyaşlarım,
Her ağlamam yangınları mı tüketmek ti oysa
Göğüs çeperi mi ruhuma pencere niyetine lodos germiştim
Nefesim efsunlu bir nefese ilhakken..
Her sabah aynı şeylerle uyanırsan da güne.
Güneş ışıl ışıl parıldıyorsa gökyüzünde.
Hep mutsuzluk yakanda olsada.
Boşverin gülümseyin herşeye saçmada olsa.
Üç günlük dünya. yarın belkide olmayacak.
o yüzden hep gülümseyin hayata...
Doğruldum. Ellerimi usulca ceplerimden çıkarıp yumruklarımı açtım. Yüzümü kışın sert rüzgarına çevirdim. Baktım uzaklara, en uzaklara, uzakların uzaklarına. Avucumu uzatıp ileriye, haykırdım: Eyy siz yitirdiklerim! Eyy yitirip de bir türlü silemediklerim! Eyy silmeyi beceremediklerim! Hayat size neler getirdi?
Ve sonra anlarsın ki herkes aynıdır...
Ve Kaldığın Yerden Devam Edersin hayata.
Unuttuğun dostlarını hatırlarsın.
Ararsın onları
Dostum seni özledim
En kısa zamanda görüşelim
Olmazmı.
Mutlu olur dostun.
Olur tabi der sana
Bir çay içersin koyu kıvamda.
Pencerenden bakarsın..
Dışarda kar yağar
Tane tane sessiz sessiz bembeyaz
İzlersin onu mutluluk duyarak.
yarım kalmış kitapların vardır okunmamış.
Kaldığın yerden başlarsın okunmaya
Me çok şey kaçırmışım dersin
Bunca zamandır okumayarak.
Bunlarda mutluluk sebebi
Farkında olmak gerek
En önemlisı de şudur
Bunları farketmeye değecek insanları
hayatımıza katmak gerek..