crazyossie

crazyossie

Üye
24.12.2007
Teğmen
18.431
Hakkında

  • Bacak Ve Kalça Şekillendirmek İçin Squat Hareketi

    Bacak ve kalça şekillendirmek için squat hareketinin bol bol yapılması gereklidir. Squat çeşitleri dikkatli yapıldığı sürece vücut için faydalı olduğu kadar dik ve sağlam bir duruşun da anahtarıdır. Hareketi yaparken aşağıda anlatacağım uyarılara mutlaka dikkat etmelisiniz aksi takdirde sakatlıklar meydana gelebilir. Bel problemi olanlara çok tavsiye edilen bir hareket olmamakla birlikte bel, kalça ve bacakları hem güçlendiren, hem şekillendiren hem de yağ yakımını en iyi destekleyen harekettir.
    Kalça Dikleştirmek Ve Yuvarlaklaştırmak

    Bayanların en çok istediği hususlardan birisi olan kalçaları sıkılaştırmak squat hareketi ile yapılmaktadır. Bu harekete ilave olarak bel inceltme şekillendirmek için birebir olan deadlift hareketi yapıldığında bel çukuru oluşur ve kalçalar dışa doğru çıkık bir hal alır. Dolayısıyla bayanlar tam da istediği görüntüye kavuşur.
    noimageRESİMDE GÖRÜLEN BEL “DEADLIFT” İLE KALÇA VE BACAKLAR “SQUAT” İLE OLUŞTURULABİLİR

    Kalçalara şekil vermek sadece bayanların istediği bir durum değildir. Özellikle sürekli olarak masa başı ya da araç üzerinde çalışması gereken kişilerde kalçada yağlanma ve genişleme söz konusudur. Bu durumu engellemek için squat hareketi düzenli olarak yapılmalıdır. Fitness modellerinin fiziklerine bakıldığında kalçalarının ve bacaklarının şekilli ve daha yuvarlak hatlardan oluştuğunu görebiliriz. Bu fiziği bu harekete borçludurlar.
    Squat Hareketi Nasıl Yapılır

    Squat hareketini yaparken dikkat edilecek olan ilk husus belin konumudur.
    Öncelikle ağırlığı yerden kaldırmaya çalışmamalıyız. Bir yüksekliğe koyduğumuz ağırlık göğüs hizamız civarında olmalıdır. Altına girdiğimizde dizlerimiz hafif kırık olmalıdır ki dikleştiğimiz zaman ağırlık omuzlarımızda kalabilsin.
    Ağırlığı trapez kaslarımızın üzerine yerleştiririz.
    Barı trapezimize tam ortadan oturtmak önemlidir. Yoksa dengesiz pozisyonlar oluşabilir.
    Aşağıya doğru çökerken belimizi içe doğru, göbeğimizi ön tarafa doğru çıkartırken, kalçamızı dışa doğru çıkarmalıyız. Belde kamburluk oluşmamalıdır.
    Çökerken dizler ön tarafa doğru hareket etmemeli, kalça geriye doğru gitmelidir.
    Yüz daima ileriye dönük olmalıdır.
    Ayak uçları ileriyi göstermeli ve çöküp kalkarken ayaklar oynatılmamalıdır.
    Squat Hareketi Ne İşe Yarar

    “Kardiyo egzersiz programlarında” mutlaka olması gereken bir hareket olan squat hareketinin faydası çok büyüktür. Sadece bacaklar için değil tüm vücut kaslarının gelişimi için çok faydalıdır. Çünkü bacak kaslarını çalıştırmak büyüme hormonunu daha çok salgılamamızı sağlar ve böylece kol kası, kanat kası gibi vücudumuzun diğer kaslarını da geliştirebilmemizi sağlar. Vücut geliştirme ile uğraşanların çoğunun yaptığı hata tüm kasları çalıştırıp bacak kaslarını ihmal etmektir. Bacak çalışmalarına özel önem verilmesi gereklidir hatta mümkünse bacak kası çalışılan günde başka bir kas grubu çalıştırılmamalıdır. Birçok ülkede bacak gününe leg day adı verilir ve bu çalışma gününde sadece bacak kasları çalıştırılır. Bir sonraki gün de bacakların daha iyi gelişebilmesi için istirahat edilir.
    Zayıflamak ve kilo vermek isteyenlerin aynı şekilde squat hareketini mutlaka yapması gereklidir. Bacak kaslarını en çok çalıştıran hareket olan squat, büyük bir kas kütlesini harekete geçirerek nabzı hızlandırır, kan dolaşımını arttırır. Böylece yağ yakımı hızlanır ve daha hızlı kilo verilir. Bunun yanında bacak ve kalçada birikmiş olan yağları hızlı bir şekilde yakmayı sağlar. Düzenli olarak squat yapan bir bayanda selülit olma ihtimali yoktur. Selülitli bir görüntü oluştuysa yine bu egzersizi düzenli olarak yaptığımızda, bu sıkıntıdan kurtulabiliriz.
    Squat Çeşitleri Nelerdir

    Squat hareketini değişik şekillerde yaparak öne çıkarmak istediğimiz kas grubunu değiştirebiliriz. Biraz önce bahsettiğim hareketin yapılışı ile ilgili açıklamalar normal squat hareketi içindi. Bunun yanında bacakların şekli, barın şekli ve çökme şekline göre squat hareketinin varyasyonları oluşturulabilir.
    Barbell Front Squatnoimage

    Harekette dikkat edilmesi gereken hususlar aşağı yukarı aynıdır. Fark barın trapez kasları değil de önde omuz kasları üzerinde bulunmasıdır. Denge biraz daha öne kaydığından dolayı daha dik durmamız gerekir. Hareketi bu şekilde yapmak quadriceps kaslarını daha iyi çalıştırmak için yapılır. Denge problemi yaşıyorsak eğer, topuklarımızın altına hafif bir yükseklik koyabiliriz. Bunun dışında bel ve bacakların pozisyonları aynıdır. Barı önde alttan tutuşla tutabileceğimiz gibi çapraz ellerimizle omuz hizasında da tutabiliriz. Ağırlıkları normale göre biraz daha düşürmemiz gereklidir.
    Full Squat

    noimageBARBELL FULL SQUAT

    Bu harekette dikkat edilmesi geren hususlar aynıdır. Normal squattan farklı olarak daha fazla çökülmektedir. Normal oturur pozisyona gelinceye kadar çökülür. Hamstring kaslarımız baldırımıza temas edinceye kadar ya da çok az bir mesafe kalıncaya kadar çökülür. Hareketin bu şekilde yapılmasının maksadı kalça kaslarını daha çok devreye sokmaktır. Etkilenen kaslar aynı olmakla beraber, yere daha fazla indiğimiz ve buradan yükselmeye başladığımız noktada kalça kaslarımızı iyice zorlamış oluruz. Hareketi daha dengeli yapabilmek için ayak uçları hafif dışa çevrilir.
    Sumo Squatnoimage

    Sumo squat hareketinin normal squattan farkı, ayakların 2 omuz genişliğine yakın bir açıklıkta olması ve ayak uçlarının dış çaprazları göstermesidir. Hareket genellikle dambıl ile yapılır ve dambıl iki elle aşağıda tutulur. İleri seviye sporcular bu hareketi bar ile yaparlar ve çalışan kas grubunu daha da arttırmış olurlar. Harekette bel ve bacakların konumları aynıdır ve dikkat edilecek hususlarda bir değişiklik yoktur. Sadece bacak açıklığı daha fazladır. Hareketin bu şekilde yapılmasının sebebi iç bacak kaslarını ve kalçayı daha fazla devreye sokmaktır. Bacak kaslarının şekillenmesinde daha geniş bir yere sahip bir harekettir.
    Bacak ve kalça şekillendirmek için squat hareketini mutlaka programlarımıza ekliyoruz. İyi bir gelişimin anahtarı squattan geçer.
#17.02.2014 12:44 0 0 0
  • noimage
    BARBELL
    HACK SQUAT

    Barbell’le yapacağınız bu egzersizle bacaklarınızı geliştirin...

    noimage

    noimage Yere bir barbell koyun. Bar arkanızda ve kalflarınıza bitişik olacak şekilde durun.

    noimage Ayaklarınızı omuz genişliğinde açın ve yere sağlam basıp squat konumuna geçin.

    noimage Kollarınız tam açık halde, barbell’i avuçlarınız geriye bakacak şekilde bacaklarınızın hemen dışından kavrayın ve başparmaklarınızı bara kilitleyin. Bu konum deadlift’in başlangıcına benzemelidir, tek farkı barın arkanızda olmasıdır.

    noimage Derin bir nefes alıp nefesinizi tutun ve topuklarınıza yüklenerek dimdik olana kadar bacak ve dizlerinizi açarak yükselin ve en tepede nefesinizi verin. Bu noktada bar hemen kalçanızın altında olmalıdır.

    noimage Kısa bir süre durun, nefes alın ve tekrarlarınızı tamamlayın.

    noimage

    noimage Gövdeniz dik ve göğsünüz dışarıda olsun; sırtınızı kambur yapmamaya dikkat edin. Kollarınızın sürekli tam açık olmasına dikkat edin.

    noimage Hareketin üst noktasına vardığınızda kalçanızı ileri itip ön bacak ve kalça kaslarınızı sıkın.

    noimage Eğer ağırlığı zeminden kaldırmak size çok zor geliyorsa bir power rack deneyin, hareketi iyice öğrenene kadar emniyetleri başta diz seviyesinde olsun. Ardından her egzersizde emniyetleri biraz daha indirip sonunda ağırlığı yerden kaldırmaya başlayın.
#17.02.2014 12:43 0 0 0
  • noimage

    SQUAT REHBERİ
    (TEPEDEN TIRNAĞA SQUAT)

    Antrenman programınızdaki en önemli egzersizle ilgili detaylı bir rehber...

    Squat hakkında söylenen her şey doğru. Squat’a “egzersizlerin kralı” derler ve bu konuda haklıdırlar. Squat’taki gücünüz geliştikçe sizin de gelişeceğinizi söylerler ki bu konuda da haklıdırlar. O, spor salonunda yapabileceğiniz en etkili egzersizdir. Eğer bir barbell’i sırtınıza koyup serbest squat yapacak kadar fiziksel kapasiteniz varsa siz de bizlerden sayılırsınız. İlk strongman’den, en güçlü modern sporculara kadar uzanan bir silsilenin parçasısınız. Geçmişten bugüne kadar tüm önemli sporcular antrenmanlarının temel taşı olarak tek bir egzersize güvenmişlerdi: SQUAT...

    Doğru yaptığınızdan emin olmanızı ya da yeni başlıyorsanız doğru bir başlangıç yapmanızı sağlamak için sonraki sayfalarda sizlere bu efsanevi sporcuların uzun yıllardan beridir uyguladıkları teknikleri ve çalışma programlarını aktarmaya çalışacağız. GÖĞÜS:
    Squat boyunca göğsünüzü mümkün olduğu kadar yukarıda tutun. Aynada tişörtünüzün üzerindeki yazıyı okuyabilmeniz gerekiyor.

    BAŞ:
    Squat sırasında başınızı dik tutun ve gözleriniz doğruca ileri baksın.

    OMUZLAR:
    Kürek kemiklerinizi yaklaştırarak şişirdiğiniz trapezleriniz bar için bir yastık vazifesi görür.

    ELLER:
    Kollarınız barı kontrol edecek kadar geniş ama trapezlerinizle bir yastık oluşturacak kadar da dar şekilde üstten tutuşla barı sıkıca kavrayın.

    ALT SIRT:
    Sıkı ve düz tutun.

    DİRSEKLER:
    Barın altında doğruca yeri işaret etmelidirler.

    KALÇA:
    Harekete sanki bir sandalyeye oturacakmış gibi kalçanızı geri iterek başlayın.

    DİZLER:
    Çömelirken dizlerinizin hizasının parmak uçlarınızı geçmesine izin vermeyin ya da hiç bir şekilde içe doğru çevirmeyin.

    KARIN KASLARI:
    Derin bir nefes alarak onları dışarı itin ve sanki karnınıza bir yumruk yiyecekmiş gibi onları kasın.

    AYAKLAR:
    Parmak uçlarınız hafifçe dışa bakar halde omuz genişliğinden biraz daha açık olmalıdırlar. Ağırlığınızı da topuklarınızın üzerine verin.

    noimage
#17.02.2014 12:43 0 0 0
  • noimage

    SQUAT REHBERİ
    (GÜÇ ODAKLI SQUAT PROGRAMI)

    Antrenman programınızdaki en önemli egzersizle ilgili detaylı bir rehber...

    Squat hakkında söylenen her şey doğru. Squat’a “egzersizlerin kralı” derler ve bu konuda haklıdırlar. Squat’taki gücünüz geliştikçe sizin de gelişeceğinizi söylerler ki bu konuda da haklıdırlar. O, spor salonunda yapabileceğiniz en etkili egzersizdir. Eğer bir barbell’i sırtınıza koyup serbest squat yapacak kadar fiziksel kapasiteniz varsa siz de bizlerden sayılırsınız. İlk strongman’den, en güçlü modern sporculara kadar uzanan bir silsilenin parçasısınız. Geçmişten bugüne kadar tüm önemli sporcular antrenmanlarının temel taşı olarak tek bir egzersize güvenmişlerdi: SQUAT...

    Doğru yaptığınızdan emin olmanızı ya da yeni başlıyorsanız doğru bir başlangıç yapmanızı sağlamak için sonraki sayfalarda sizlere bu efsanevi sporcuların uzun yıllardan beridir uyguladıkları teknikleri ve çalışma programlarını aktarmaya çalışacağız. GÜÇ İÇİN SQUAT

    Squat’ınızı geliştirmek, spor salonunda yaptığınız her şey üzerinde büyük bir etkiye sahip olacaktır. Bu, sizin daha güçlü olmanızı garantileyen bir egzersizdir. Bench press’te çıkmaza mı girdiniz? Squat yapmaya başlayın ve kısa zamanda o çıkmazdan kurtulun. Daha hızlı koşmak ya da daha yükseğe zıplamak mı istiyorsunuz? Omuzlarınıza bir barbell alın ve çalışmaya başlayın. Kısacası, squat’ın çözemeyeceği hiçbir mesele yoktur.

    Güç ve dayanıklılık söz konusu olduğunda, squat çoğu kişinin zannettiğinden çok daha teknik bir harekettir, -özellikle de bara fazla ağırlık eklediğinizde artan sakatlanma riski dikkate alındığında. Tekniğiniz ne kadar iyiyse o kadar fazla squat yapar ve sakatlanma riskinizi de o kadar azaltırsınız, bu nedenle teknik, sizin birinci önceliğiniz olmalıdır.

    “Squat’a hazırlanırken kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırın ve tüm üst vücudunuzu kasın,” diyor Juggernaut Training Systems’in (Laguna Hills, Kaliforniya) ortağı ve yardımcı ekipman kullanmadan 363 kilo squat yapmış olan Chad Smith. “Böylece bar için uygun bir yastık oluşturursunuz. Çömelmeye başlarken karnınızı derin bir nefesle şişirin ve karın kaslarınızı sanki yumruk yiyecekmiş gibi kasın, sonrada kalçanızı doğruca geriye itin ve ardından topuklarınıza yüklenerek ağırlığı aynı şekilde yukarı kaldırın.”

    Burada sunulan altı haftalık antrenman döngüsü, güç gelişiminin bazı temel niteliklerine odaklanmaktadır: Yüksek ağırlıkları taşımayı öğrenecek, hareketin alt konumundan hızla kalkacak ve daha fazla ağırlık kaldırabilmek için gereken kas kütlesine sahip olacaksınız. Sonuç elde edebilmek için haftada iki kez squat yapıp, her gün tümüyle farklı antrenmanlar yaparak çalışmanız gerekiyor.

    1. günde, 5 ya da daha az tekrarlı setlerle kendinizi yüksek ağırlıklara alıştırın. 2. günde amaç, destekleyici kasları inşa etmektir, bu nedenle daha fazla tekrar içeren setler yapacaksınız. Hareketin alt konumundan çıkış hızını arttırmak için (yani daha hızlı kalkabilmek için), tüm hareket boyunca olabildiğince seri ve tüm gücünüzü kullanarak hareket edeceksiniz.

    Son olarak bir tavsiyede daha bulunalım:
    1. gün antrenmanlarında, squat’ı deneyimli bir partnerin gözetiminde yapmanızda fayda var.

    Doğru squat tekniği sayesinde quadriceps ve kalça kasları dışındaki kaslar da devreye girer. Hamstring’ler, alt sırt ve karın kasları da büyük önem taşıdığından yardımcı egzersizler –squat’tan sonra yapacaklarınız– bu kas gruplarına odaklanmalıdır. Egzersiz sırasında ayağa kalktığınızda sizi dengede tutan ve öne doğru düşmekten alıkoyan karın kasları ve alt sırttır. Bu destekleyici kasları güçlendirirseniz daha yüksek ağırlıklarla squat yapabilirsiniz. Bu kadar basit.

    “Çoğu squat girişiminin başarısız olmasının nedeni, çömelirken çok yavaş olmak ya da kalkarken ayakların önüne doğru savrulmaktır,” diyor Smith. “Hızlı çömelme ve başınızı trapezlerinize gömüp göğsü yukarıda tutma benim önem verdiğim detaylardır. Önünüzde durduğumda, siz squat yaparken tişörtünüzdeki yazıyı her an okuyabilmem gerekir.”


    noimage
#17.02.2014 12:42 0 0 0
  • noimage

    SQUAT REHBERİ
    (BÜYÜME ODAKLI SQUAT PROGRAMI)

    Antrenman programınızdaki en önemli egzersizle ilgili detaylı bir rehber...

    Squat hakkında söylenen her şey doğru. Squat’a “egzersizlerin kralı” derler ve bu konuda haklıdırlar. Squat’taki gücünüz geliştikçe sizin de gelişeceğinizi söylerler ki bu konuda da haklıdırlar. O, spor salonunda yapabileceğiniz en etkili egzersizdir. Eğer bir barbell’i sırtınıza koyup serbest squat yapacak kadar fiziksel kapasiteniz varsa siz de bizlerden sayılırsınız. İlk strongman’den, en güçlü modern sporculara kadar uzanan bir silsilenin parçasısınız. Geçmişten bugüne kadar tüm önemli sporcular antrenmanlarının temel taşı olarak tek bir egzersize güvenmişlerdi: SQUAT...

    Doğru yaptığınızdan emin olmanızı ya da yeni başlıyorsanız doğru bir başlangıç yapmanızı sağlamak için sonraki sayfalarda sizlere bu efsanevi sporcuların uzun yıllardan beridir uyguladıkları teknikleri ve çalışma programlarını aktarmaya çalışacağız. BÜYÜMEK İÇİN SQUAT

    İrileşmek –sadece bacak değil tüm vücut için– söz konusu olduğunda squat rakipsizdir. Antrenman programınıza squat eklemek tepeden tırnağa tüm kas gruplarınızın hızla gelişmesini sağlar, çünkü squat yaparken alt vücuttaki kasların tamamı devreye girdiği gibi üst vücuttaki kasların da büyük bölümü sırtınızdaki barı dengelemek için çalışmak zorunda kalır.

    Squat sadece quadriceps’lerinizi (ön bacaklar) değil, hamstring (arka bacaklar), kalça kasları, addüktörler ve hatta bir ölçüde kalflarınıza bile aşırı yük bindirir. Tüm bu kas grupları uyum içerisinde çalışırsa, squat’la, diğer serbest ağırlıklı egzersizlerden daha ağır çalışabilirsiniz. Tüm bu kas kütlelerinin kullanılmasıyla vücudunuz büyüme hormonu, testosteron ve insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) gibi hormonlarla dolup taşar. Bu hormonlar kanınıza karışarak tüm kaslara ulaşır ve kas gelişimini sağlar.

    Eğer istenmeyen fazla yağlarınızdan kurtulmak istiyorsanız, squat’ın bu konuda da çok yardımı dokunur. Çoğu kişinin tecrübesiyle sabittir ki, squat, yağ yakımı için diğer alt vücut egzersizlerinden açık ara farkla daha etkilidir. Bir araştırmaya göre squat, leg press’ten yüzde 50 daha fazla yağ yaktırmaktadır. Amacınız ne olursa olsun –yeni kas kütleleri kazanmak ya da kilo vermek– cevap squat’tır.

    Artık squat’a neden ihtiyacınız olduğunu öğrendiğinize göre, sıra bu hareketin kas kütlesini arttırmaya yönelik antrenman programına nasıl ekleneceğini öğrenmeye geldi. Kas gelişimini maksimum yapmak için yapılacak en doğru şey, squat’ı en güçlü olduğunuz zaman olan bacak programının en başında yapmaktır. Ne kadar squat yaparsanız, ilgili kasları o kadar daha yorar ve böylece daha fazla büyümenin yolunu açarsınız. 8-12 tekrar aralığının kas gelişimi için en uygun aralık olduğu bilinmektedir, ama bacaklar hipertrofi (kas büyümesi) için daha fazla tekrara tepki vermektedirler. Eğer 50 tekrarlı bir seti yapmayı başarabilirseniz kayda değer bir bacak gelişimi elde edeceğinizden şüpheniz olmasın. Bunu yapabilmek için squat’ta en az 30 tekrar yapmanızı sağlayacak bir ağırlık bulun.

    Eğer ara vermeden 50 tekrar yapamazsanız dinlenme-duraklama tekniğini kullanarak 15 saniye için barı yerine koyup biraz dinlenin. Art arda 50 tekrar yapabilir hale geldiğinizde sonraki antrenmanda ağırlığı arttırın.

    Bacak kaslarını, ayakta durmak ve yürümek gibi eylemlerde gün boyu kullandığınız için gelişmelerini sağlayabilmenin yolu onları rahatlık bölgesinin sınırları dışına çıkarabilmektir. 50 tekrarlık setlere ilave olarak, dinlenme-duraklama, drop set, süperset ve zorlamalı tekrarlar gibi tekniklerle setlerinizi kas tükenişinin ötesine taşıyın. Bacak kaslarının günlük olarak kullanımı diğer kas gruplarına kıyasla daha fazla miktarda çalıştırılmalarını zorunlu kılar. Eğer yıl boyunca düzenli olarak bacak antrenmanı yapıyorsanız alt vücudunuz için hamstring’ler (arka bacaklar) de dahil olacak şekilde en az 16-20 set yapın.


    noimage
#17.02.2014 12:41 0 0 0
  • noimage
    Biceps ve triceps'lerinize her açıdan saldırarak kollarınızı altı haftada dengeli bir şekilde büyütün

    Tüm hayatınız boyunca size, başarının ancak onun için yeterince çalışıp ter döktükten sonra geleceği öğretildi. Burada bunun doğruluğunu tartışacak değiliz ama size spor salonunda başarıya giden yolun kestirmesini bildiğimizi söylesek ne dersiniz? Uzun yıllardır sadece dünya çapındaki vücut geliştiricilerin bildiği bir sırrı sizlerle paylaşmaya karar verdik: Çok çalışmaktansa zekice çalışmak daha faydalıdır.

    Çoğu insan, özellikle de kol egzersizleri söz konusu olduğunda, antrenmanlarına, akıllarında tek bir düşünceyle başlarlar: Kaslara olabildiğince yüklenmeli. Hedef bölgeyi bölümlere ayırmayı ya da maksimum büyümeyi elde edebilmek için her yönden çalıştırmayı içeren çok yönlü stratejiyi akıllarına bile getirmezler. Rastgele kol egzersizlerini seçip işe koyulur ve yorgunluktan tükendikleri zaman da mutlu olurlar, kimi çok önemli bölgeleri tümüyle gözden kaçırdıklarını bilmeden de huzur içinde evlerinin yolunu tutarlar.

    Kolları çalıştırmanın en etkili yolu, her şeyi olabildiğince basite indirgemektir. O nedenle sizi triceps'lerinizin medial (orta), lateral (yan) ve uzun (long) başı ve biceps'lerinizin de kısa (short) ve uzun (long) başlarıyla ilgili teknik konulardan uzak tutup meseleye olabildiğince işlevsel
    şekilde yaklaşacağız.
    noimage

    Bu program, sizi bilimsel detaylara boğmak yerine basit bir gelişim sürecinin -her kas için üç adımda- nasıl ve ne zaman olması gerektiğini anlatacak.


    "Çoğu kişi, kendilerine bir egzersizin gerçekte vücudun hangi bölümünü çalıştırdığı söylendiği zaman bir şaşkınlık yaşar," diyor Derek Mangi, Westbury, New York'taki Mangitsu Spor Salonunun sahibi. "Her antrenmanda, ihtiyaç duyduğunuz tüm bölgeleri çalıştırmak için hangi hareketleri yapmanız gerektiğini bilmek sizin için çok daha kolay olacaktır."
    KISA İPUCU: Curl yaparken biceps'lerinizin maksimum izolasyonu için, dirseklerinizi kaburgalarınızın yanında sabit bir konumda tutun.

    BICEPS

    Bir biceps egzersizini tümüyle farklı bir harekete dönüştürmek için tüm yapmanız gereken bileğinizi döndürmekten ibarettir. Ellerinize bir çift dumbbell alın, kollarınızı, elleriniz üst bacaklarınızın yanında olacak şekilde aşağı salın. Avuç içlerinizin baktığı yöne bağlı olarak farklı, sayısız türde egzersiz yapabilirsiniz. Avuç içlerinizi yukarı doğru çevirin ve bu şekilde konvansiyonel curl yapmaya başlıyor olacaksınız. Eğer avuç içleriniz içeri doğru bakıyorsa, bu sefer de yaptığınızın adı hammer curl'dür. Avuç içleriniz yere baksın ve ağırlığı ellerinizin üstü yüklensin, bu da reverse curl'dür. İşte, basit bir spor salonu ekipmanıyla biceps'lerinizin üç farklı bölümünü çalıştıran üç farklı hareket yapabiliyorsunuz.

    Biceps antrenmanının amacına ulaşabilmesi için her idmanda kasları bu üç açıdan da çalıştırmanız zorunludur. Temel, avuç içleri yukarı bakar pozisyonda başlayın –bu en çok ağırlığı kullanabileceğiniz hareket olacaktır– ardından hammer curl (avuçlar içe bakacak şekilde) ve son olarak da reverse curl (avuçlar yere bakacak şekilde) yapın. "Her antrenmanda bu farklı bilek açılarını kullandığınız zaman biceps'leriniz daha hacimli ve dolu bir görüntüye kavuşacak ve sadece bir biceps tepesine sahip olup ta onu destekleyen hiç bir şeyin olmadığı görüntüden de kurtulmuş olacaksınız," diye açıklıyor Mangi.

    noimage

    noimage
    noimage noimage
    TRICEPS

    Triceps'leriniz için iki tane, nispeten daha ağır hareketten biriyle başlayacaksınız –close grip ya da reverse grip bench press– sonra da hammer grip'e ya da reverse-grip pushdown'a geçiş yapacaksınız. Her iki antrenman günü de bir overhead extension varyasyonuyla sona erecek.

    Aynı gün içinde at nalının (triceps'lerin) tüm kısımlarını aynı anda çalıştırarak kasın sadece bir bölümüne yüklenip diğer bölümleri de ihmal etmekten kaçınmış olacaksınız.

    "Triceps'ler kolda biceps'lerden daha fazla yer kaplar, o nedenle onları çalıştırırken daha fazla ağırlık kullanmalısınız," diyor Jesse Burdick, Pleasanton, Kaliforniya'daki Re-Active Gym'in sahibi.

    "Bara birkaç ağırlık plakası ekleyip close-grip bench press gibi bir hareketle başlayın, sonra da daha düşük ağırlıklarla farklı bölümleri izole edin."
    noimage

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
    ANTRENMAN

    Programımız haftada iki tam kol antrenmanı içeren altı haftalık bir döngüdür. Eğer kol antrenmanını da içeren, genel birkaç kasın çalıştırıldığı veya tüm vücudun çalıştırıldığı bir program izliyorsanız ilk seansı yaptıktan 72 saat sonra ikinci kol antrenmanını yapın. Eğer genelde yapıldığı gibi triceps ve biceps'lerinizi ayrı günlerde çalıştırıyorsanız sadece diğer vücut bölümlerini değiştirip onları tekrar bir arada çalıştıracak hale getirin. Örneğin eğer geleneksel göğüs/triceps ve sırt/biceps dağılımı uyguluyorsanız, göğüs ve sırtı bir günde birleştirin ve kollarınızı da kendi günlerinde çalıştırın.

    Burdick ayrıca her set arasındaki dinlenme sürelerinin de standart hale getirilmesini öneriyor. "Setler arasındaki süreyi –mümkünse egzersizler arasındaki süreyi de– bir dakikadan kısa tutmalı ve sadece bir miktar toparlanmalısınız," diye açıklıyor. "Dinlenme sürenizin sabit olmasını sağlamak önemlidir. Reverse curl'ler arasında bir dakika dinlendiyseniz hammer curl'ler arasında yarım dakika dinlenmek anlamsızdır."
#17.02.2014 12:40 0 0 0
  • VücutGeliştirme Hakkında Genel Bilgi
    Eski dönemlerde insanlar bilinçsizce olsa da vücutlarını şekile sokmak daha estetik & yağsız bir yapıya sahip olabilmek için vücut geliştirme sporu yapmışlardır fakat günümüzdeki imkanlara sahip olamadıkları için vücut geliştirme sporunun tarihçesinin bu nedenle pek parlak olduğunu söyleyemeyiz genede işe hayatını adamış ve "marka" olmuş unutulmaz isimler vardır.

    Peki vücut geliştirme nedir ?
    Bu sorunun cevabını kısaca özetleyecek olursak insanların daha sağlıklı daha atletik ve daha güçlü bir yapıya sahip olabilmeleri için ağırlıklarla & bir takım çalışma sistemi ile kendilerini güçlendirmeleri denilebilir...

    Eskiden beri atletik kaslı vücutlar insanların daima ilgisini çekmiştir hatta tarihi & mitolojik devirlerde gelişmiş kaslı vücutlar daima insanların ilham kaynağı olmuştur ve sunulan eserlerde de böyle vücutlar canlandırılmıştır. Romalılar devrinde ise GLADYATÖR dövüşlerine hazırlanan insanlar kendilerini güçlendirmek & kaslandırmak için ilkelde olsa bir takım yöntemlerle kendilerini geliştirmeye çalışmışlardır. Hatta osmanlı döneminde ağır gülle & kılıçları kaldırabilmek için yeniçeriler bu çeşit çalışmalara ihtiyaç duymuşlardır

    Bu sporun bilinçli bir şekilde yapılmaya başlandığı zaman 19.Yuzyıldır Eugene SANDOW kendi adını verdiği yaylarla ilk çalışmalarını başlatıp bu çalışmaları hakkında sistem oluşturmuştur. Danimarkalı Müller ise 1904 yılında bu spor ile ilgili bir eser yazmıştır ve aynı yıl içerisinde yapılan yarışma sonucunda yılın en güzel & gelişmiş vücudu ünvanını almıştır. Daha sonra Rus herkülü George Hackenschmidt ve İtalyan Charles yeni sistemler geliştirerek moden vücut geliştirmenin ilk temellerini atmışlardır.

    1940 Yılında ise ilk organize vücut geliştirme yarışması düzenlenmiş ve bu yarışmada John Grimek birinci olmuştur daha sonra Clarence Ross ve Herkül filminin unutulmaz ismi Steve Reeves, Reg Park gibi vücutçular bu dalın uzun süre unutulmaz isimleri arasına girmeyi başarmışlardır daha sonraları ise Bill Pearl, Jack Delinger, Chuck Sipes, Larry Scott, Frank Zane gibi efsane isimler vücut geliştirme sporu tarihinde yer almışlardır ve bu sporun gelişmesinde & yapılmasında özendirici bir rol oynamışlardır 1996 yılından itibaren ise Arnold Schwarzenegger devri başlamıştır üst üste iyi başarılar elde etmiş ve defalarda Mr.Olympia ünvanı kazanmıştır ve ünü hala günümüzde bile devam etmektedir.

    Ancak vücut geliştirmenin dünya çapında tanınması & tanıtılması ve modern vücut geliştirmenin babası sayılan JOE WEIDER tarafından gerçekleştirilmiştir

    Türkiye açısından ise hepsi birbirinden değerli sporcu arkadaşlar ki onların isimlerini buraya yazmamız mümkün değil çünkü sayfalar tutar... bu sporun Türkiye'de gelişmesine katkıda bulunmuşlardır hepsine burdan sevgi & saygılarımızı gönderiyoruz...

    VücutGeliştirme Sporunun Yararları
    * Kaslari mükemmel derecede çalistirir, kuvvetlendirir, gelistirir ve estetik kazandirir
    * Her yasta, her yerde, her zaman yapilabildiginden çalisma olanaklari fazla olup, kendi kendine çalisilabilinir
    * Hareketsizligi önler
    * Kas yogunlugunu artirarak metabolik hizi yükselttiginden vücut yaglarinin daha fazla yakilmasina yardimci olur
    * Kan dolasimini düzenleyerek damarlar ve kalbin daha saglikli çalismasini saglar
    * Gögüs kafesinin genislemesine yardimci olarak daha iyi bir görünüm ve daha saglikli solunum kapasitesi kazandirir
    * Kondisyon çalismalarinin en önemli bölümünü olusturur ve bütün spor branslarina temel nitelikler kazandirir
    * Vücut hakimiyeti, denge ve konsantrasyonu artirir
    * Kötü aliskanliklardan korur veya birakilmasini saglar
    * Gelisme çaginda boy uzamasina, ileri yaslarda ise çesitli hastaliklarin önlenmesine yardimci olur
    * Durus bozukluklarini giderme veya herhangi bir kaza sonrasi rehabilitasyon çalismalarina yardımcı olur
#17.02.2014 12:40 0 0 0
  • Günlük alınması gereken protein miktarı, yaş ve aktiviteye göre değişebiliyor
    On saat sıkı tempoda çalışan bir işçi, vücut ağırlığına göre 0.9gram protein alması gerekebilir. 85 kilogramlık bir insanın günlük 76 gram kaliteli protein alması zaruri görülür. Doğal antrenman yapan bir vücut geliştirmeci sporcu ise, ortalama 1,3gram yani 110gram kaliteli protein alması gerekir. Aynı sporcu ilaç kullanırsa, o zaman 136 gram kaliteli protein alması mecburidir.

    Peki, bir porsiyonda en fazla kaç gram protein almamız gerekir ?
    Bunun cevabının 25 gram olarak 1960’lı yıllarda dergi ve bilimsel gıda yayınlarında açıklanmıştı. Zaman geçtikçe protein alma miktarı 30 ve daha sonra 35 grama çıktı. Son olarak 40-50gram alınması gerektiği anlatılıyor.

    Doğrusu nedir?
    Kentucky Üniversitesi araştırmacıları, 30’lu ve 60’lı yaşlara sahip denekleri 30 ve 90 gram olmak üzere her iki grubada whey protein takviyesi verdiler. Fareler üzerinde de kas biyopsi araştırmaları yapıldı. Protein alındıktan 3 saat önce ile beş saat sonra olmak üzere bu arada her iki denek gruplarının sentetik kas reaksiyonları ölçüldü. Her iki gruptaki kişiler, alınan yüksek protein ve normal protein miktarlarının birbirlerinden daha farklı sonuç ve reaksiyon sağlamadığı tespit edildiği belirtildi.

    Bu durumda ideal olan protein alımı 30 gram mı olmalıdır ?
    Proteinlerin sindirilme ve dağılma aşamasını düşünecek olursanız, yüksek rakamlı proteinleri bir porsiyonda tüketmeniz, faydadan ziyade zararda verebilir. Fakat öyle bir durum söz konusu ki, böyle durumlarda alındığında yüksek rakamlı proteinler, gerçekten çok faydalı olabilmektedir.

    Bunun için sporcuları porsiyon başına alması gereken miktarı 3 gruba ayırmamız daha doğru olacaktır

    1. Grup Doğal sporcular (hiç bir gıda takviyesi almaksızın, sadece günlük tükettiği gıdalarla hazırlanan sporcular)

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Ektomorfi(zayıf) yapılı sporcular
    50-73 kg arası = 35gram kaliteli protein

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Mezomorfi(atletik) yapılı sporcular
    74-85 kg arası = 25-30gram kaliteli protein

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Endomorfi(şişman) yapılı sporcular
    86-100 kg arası = 35gram kaliteli protein

    Yüksek kilolu sporcular = 40gram kaliteli protein

    2. Grup Doğal sporcular (Whey protein ve benzeri işlemlerden geçirilen gıda takviyelerini kullanan sporcular)

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Ektomorfi(zayıf) ve Mezomorfi yapılı sporcular
    50-85 kg arası = 35gram whey protein

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Endomorfi(şişman) yapılı sporcular
    86-100 kg arası = 35gram whey protein

    Yüksek kilolu sporcular = 40gram whey protein)

    3. Grup İlaçlı sporcular (anabolik steroid, büyüme hormonu ve benzeri doping ilaçları kullanan sporcular)

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Ektomorfi(zayıf) yapılı sporcular
    50-73 kg arası = 35-40gram kaliteli protein

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Mezomorfi yapılı sporcular
    74-85 kg arası = 40gram kaliteli protein

    Hafif,Orta ve Ağır tempoda çalışan Endomorfi(şişman) yapılı sporcular
    86-100 kg arası = 45gram kaliteli protein

    Yüksek kilolu sporcular = 55gram kaliteli protein)

    Size önerim, akşam güneş battıktan sonra protein oranlarını artırmanızdır. Örneğin günlük 150gram protein almanız gerekiyorsa, sabah-öğle arası 20-20gram, öğle ikindi arası 20-20gram ve akşam ile akşam sonrası 35-35gram protein alarak ihtiyaç giderilebilir.

    Gece yatmadan önce hiç bir gıda ve protein takviyesini önermemekteyiz.
    Genelde sporcular yatmadan önce süt veya süt içerisinde bulunan kazein protein tozlarını tüketirler. Hedef ise, gece boyunca(8 saat) kasların proteinle beslenmesidir. Oysa bu düşünce net olarak doğru değildir. Gece vakti önemli hormonlar çalışır. Mide ve bağırsak dinlenmeye çekilir. Bu devrede ağır işlenen kazein proteinlerin alınması, yoğunluğu mide ve bağırsaklara taşıyacağı için, hormonların aktif işlenmesini engelleyecektir. Her nedense uzmanlar bu noktayı sürekli atlar. Biyolojik ritme göre zaten gece vakti ve yatmadan önce birşeyler tüketilmemesi ve vücut için doğru olmadığı anlatılır. Eğer kazein protein alınacaksa, yatmadan 3-4 saat önce alınabilir. Yatmadan önce birşey alınacaksa, bu protein değilde, gece boyunca bağırsak,mide ve hormonlara fayda getirecek bir takviye veya gıda olmalıdır. Örneğin limonlu elma sirkesi, magnezyum-çinko, valeriyan otu(kediotu) veya rahatlatıcı bitkisel çay .
#17.02.2014 12:39 0 0 0
  • noimage
    BACAK ÇEVRESİ-KALP SAĞLIĞI İLİŞKİSİ



    Bacaklarınızı gelişmeleri için çalıştırmıyorsanız bile kalbiniz için çalıştırın. Danimarkalı bilim adamları, kalp hastalığı riskinin çok düşük olmasıyla, belli bacak boyutları arasında bir ilişki buldu.

    Grafikte, bu ilişkiye dayanarak hem kadınlar hem de erkekler için belirlenen bacak boyutları gösteriliyor. 10 yıldan uzun bir süre 3000 kadın ve erkeği izleyen araştırmacılar, bacak çevresi 56 cm’den az (bacağın en üst kısmından ölçülüyor) olan kişilerin, on yıl içinde kardiyovasküler ve koroner kalp hastalığına yakalanma ve 12 yıl içinde ölme riskinin daha fazla (yaklaşık iki kat) olduğunu keşfetti. Bacak ölçüsü 61 cm’den fazla olan kişiler, 56 cm’den az olan kişilere göre çok daha az risk taşıyor.


    noimage

    UYARI: Araştırmacılar, bacak ölçüsünün daha geniş olması ile kardiyovasküler ve koroner kalp hastalıklarıyla ölüm riskinin azalması arasındaki ilişkinin, vücut yağından ve karındaki (abdominal) şişmanlıktan bağımsız olduğunu ifade ediyor ve fazla kasa sahip olmanın, kişiyi bu hastalıklara karşı koruduğu sonucuna varıyorlar. En azından uyluk ölçünüzü 56 santimden fazla tutmak için yeterince bacak egzersizi yaptığınızdan emin olun.
#17.02.2014 12:38 0 0 0
  • noimage

    ARTIK BAHANENİZ YOK

    Okulda marifetli olduğum tek bir konu varsa o da geciktirmekti –yani yarına erteleyebileceğim bir şeyi asla bugün yapmazdım. Okuldaki ödevler söz konusu olduğunda son derece etkili bir strateji olsa da, vücudunuza şekil vermeye çalışırken kullanmayı aklınızdan bile geçirmeyin. 90 dakika ağırlıklarla boğuştuktan sonra çoğunlukla karın kaslarımı çalıştıramayacak kadar yorgun olurdum. Yarın derdim kendi kendime, yarın daha fazla enerjim olduğunda çalışırım.

    Ne kadar iyi niyetli olsam da, tıpkı diyete başlarken ya da sigarayı bırakırken olduğu gibi, karın kaslarımı çalıştırmayı bazen bir hafta bazense bir ay geciktirdiğim olurdu. Bu yaklaşımı tekrar gözden geçirmenin zamanı gelmişti artık. Bunun ilacı da bu üç kısa ama yoğun 5 dakikalık antrenman programlarıdır ve üçlü-set şeklinde dönüşümlü olarak üst karın kasları, alt karın kasları ve oblikleri hedef alır.

    Seanslar en zor hareketle başlar ve sizin yorulmanıza paralel olarak gittikçe hafifleyen egzersizlerle devam eder. Hiç ara vermeden üç hareketi de arka arkaya yapın, ardından 30-45 saniye dinlenin ve aynı sırayı 2-3 kez daha tekrar edin.

    Her bir bölgeyi farklı günlerde de çalıştırabilirsiniz, her bir program farklı bölgeleri hedef alsa da yine de tüm karın bölgesini etkiler, o yüzden sadece o bölgeleri izole etmezler. İleri seviyede olan kişiler, tam ve zorlayıcı bir karın bölgesi egzersizi için her listeden ilk hareketi seçebilirler, yeni başlayanlar ise her listeden en son hareketi seçerek üç alanı da çalıştıran daha hafif bir antrenman yapabilirler.

    Tekrar hızını azaltarak, üst noktada maksimum kasılma için bekleyerek ve üç set arasındaki dinlenme sürelerini azaltarak çalışmanızın yoğunluğunu arttırabilirsiniz.

    Artık antrenman kaçırmak için hiçbir bahaneniz kalmadı. Günde sadece beş dakikanızı ayırarak karın kaslarınızı güçlendirin ve ortaya çıkarın.

    noimage

    noimage
#17.02.2014 12:37 0 0 0
  • İşlemcideki Kapalı Çekirdekleri Aktifleştirelim


    Başlat>>Çalıştır>>msconfig yazıyoruz
    noimage


    Önyükleme>>Gelişmiş seçeneklere tıklıyoruz
    noimage


    Bellek üst sınırına tik koyuyoruz. O Bizim kullanabileceğimiz sınır
    noimage


    Yan taraftada görüldüğü üzere işlemci sayısı var ordanda kaç işlemci varsa seçiyoruz
    noimage


    Tamam a tıklayıp uygula dedikten bilgisayarı yeniden başlatın. Hızın farkına varacaksınız

    Alıntıdır
#17.02.2014 12:30 0 0 0
  • Tarihinin en kötü zamanlarını geçiren cep devi, Apple'ın izinden giderek 64-bit planları yapıyor!

    Son zamanlarda oldukça zor günler yaşayan ve piyasada tutunmaya çalışan BlackBerry, yeni bir hamle daha yapmaya hazırlanıyor. Gelen haberlere göre BlackBerry, çok yakında 64-bit telefonunu tanıtacak. 64-bit ve 8 çekirdekli olacağı bilgisi verilen BlackBerry'nin yeni cebinin, iPhone 5S'e ve yakında tanıtılacak olan Samsung Galaxy S5'e rakip olacağı bilgisi de söylentiler arasında...

    Piyasaya sürdüğü son amiral gemileriyle umduğunu bulamayan ve sıkıntılı günler yaşayan BlackBerry, tutunmak için yeni girişimler peşinde. Söylentilere göre Kanadalı cep devi, yakında 64-bit, 8 çekirdekli yeni bir cep tanıtacak. Snapdragon MSM8994 çipsetli olacak olan bu cep, Adreno 430 grafik işlemcisinin ve 1600 MHz hızında 4 GB kapasitesinde LPDDR3 RAM'in de sahibi olacak. BlackBerry'nin yeni cebinin eylül ayında satışa sunulması planlanıyor.

    Bakalım MWC 2014'te BlackBerry'den bir şeyler görebilecek miyiz?
#17.02.2014 12:29 0 0 0
  • Chrome sekmelerini kapatın ama istediğiniz zaman kolayca geri çağırın; RAM'iniz size kalsın!

    Chrome'da gezinti yaptığımız sitelere ait sekmeleri açık unutmak, sık karşılaştığımız bir sorun. Hatta bazen unutmak değil de, kasten açık bıraktığımız, daha sonra dönüp üzerinde çalışmayı planladığımız sekmeler de olabiliyor. Ancak bu işin bir yan etkisi var. Chrome sekmeleri bilgisayarın RAM'ini içten içe yiyor ve sonuç, yavaşlayan bir bilgisayar olarak bize dönüyor.

    Fakat, Chrome Web Store'daki Tab Killer isimli bir eklenti, bu sorunu çözmek için zekice bir hamle yapıyor. Tab Killer'ı yüklediğinizde, tarayıcının sağ üstüne bir Q sembolü yerleştiriyor. Ardından, daha sonra tekrar dönmek istediğiniz ama o anda üzerinde çalışmayacağınız için kapamak istediğiniz sekmelerin üstüne gelerek sağ tuşla çıkan menüden "bu sekmeyi Tab Killer'e gönder" seçeneğini işaretliyoruz. Artık sekmede yer alan web sayfasının tam linki, Tab Killer içinde kaydediliyor.

    Sekmeyi kapadıktan sonra, tekrar o sekmedeki web sayfasına dönmek istediğimizde tarayıcının sağ üstündeki Q ikonundan, kaydettiğimiz sekmeyi seçiyoruz ve yeni bir sekmede kayıtlı olan web adresi açılıyor. Pratik olarak aynı sekme tekrar karşımızda duruyor.
#17.02.2014 12:28 0 0 0
  • iPhone 6'yı henüz görmediniz. Ama bu müthiş tasarımlar sayesinde görmüş kadar olacaksınız!

    iPhone 6'nın tanıtılacağı günü kesin olarak bilmesek de ona giderek yaklaştığımız ve bizden en fazla 6 ay uzakta olduğunu biliyoruz. Apple'ın her sene büyük merak konusu olan yeni iPhone'unun bu kez daha büyük bir ekranla, safir camla geleceği söyleniyor. Apple'ın yeni amiral gemisi cebinde iPad Air tasarımından öğelere yer vermesi de muhtemel. En son söylentiler ise iPhone 6'nın camının inceleceğini, böylelikle daha da ince bir iPhone'la tanışacağımızı iddia ediyorlar.

    iPhone 6'nın neye benzeyeceğini henüz, büyük ihtimalle, bilmiyoruz, görmedik. Ancak becerikli tasarımcıların konsept çalışmaları, hayal gücünüzü harekete geçirebilir. Galerimizde bir araya getirdiğimiz iPhone Air ve iOS 8 konseptleri, bizce görülmeye değerler.

    Harika iPhone Air ve iOS 8 konseptleri, galerimizde!
#17.02.2014 12:28 0 0 0
  • Akıllı telefon devleri Samsung ve Apple, bugüne dek pek görmedikleri bir tehditle karşı karşıya!

    Eğer akıllı telefonların popülerliği hakkında herhangi bir şüpheniz varsa bile, 2013 yılındaki satışlara göz atmanız yeterli olacaktır. 2013 yılında akıllı telefon satışları, tarihte ilk defa bir milyarı aştı ki bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık olarak yedide birine denk geliyor.

    IDC'den alınan verilere göre, 2013 yılında telefon satışları, bir önceki yılın 725 milyonluk satışının üzerinden yüzde 38.4 oranında artış gösterdi.

    Akıllı telefon marketine firma bazında bakıldığında ise, Samsung'un 2013 yılında da yüzde 31.3'lük market payı ile liderliğini sürdüğünü görüyoruz. En yakın takipçi Apple ise yüzde 15.3 oranına sahip. Bu iki devin ardından ise yüzde 4.9 ile Huawei, yüzde 4.8 ile LG ve yüzde 4.5 ile Lenovo geliyor.

    IDC'nin Worldwide Quarterly Mobile Phone Tracker programının yöneticisi Ryan Reith'in söylediğine göre, akıllı telefon pazarının büyümesini tetikleyen iki etkenin ekran boyutu ve ucuzluk olduğunu söylüyor. "Bu ikili arasında asıl fark yaratan etken düşük maliyet. Ucuz ürünler normalde manşetlere ulaşmazlar ancak IDC verileri, marketin bu alanının marketi ilerleten bölüm olduğunu söylüyor. Çin ve Hindistan gibi marketler, satışların çoğunun 150 doların altında değere sahip akıllı telefonlardan oluşarak, milyonlara bilgisayar tecrübesinin ulaştığı bir hale dönüşüyor."

    IDC'nin yayınladığı veriler, bir başka araştırma firmalı olan Strategy Analytics tarafından da destekleniyor. Strategy Analytics'in verilerine göre 2013'teki küresel akıllı telefon satışı 990 milyon adete ulaşmış durumda ve 2012'ye göre yüzde 41'lik bir artış söz konusu.

    Firmaların market payları ise IDC'nin verilerine olabildiğince yakın seviyelerde. Strategy Analytics'in verilerine göre Samsung yüzde 32.3, Apple yüzde 15.5, Huawei yüzde 5.1, LG yüzde 4.8 ve Lenovo yüzde 4.6'lık market paylarına sahip.

    Strategy Analytics'ten kıdemli analist Linda Sui'nin söylediğine göre, Samsung ve Apple, market üzerindeki kontrollerini halen ellerinde tutabilmelerine rağmen, ikinci seviye olarak sayılan akıllı telefon markalarından gelen ciddi bir tehdit bulunmakta. Sui'nin söylediğine göre Huawei, LG ve Lenovo, akıllı telefon satışlarını küresel endüstri ortalamasının iki katı bir hız ile arttırarak toplamda yüzde 14 gibi bir paya sahip olmayı başardılar. Yapılan açıklamalar, 2014 yılında Samsung ve Apple'ın bu üç firmaya karşı tutunmak için büyük çaba sarf etmeleri gerekeceği yönünde.
#17.02.2014 12:27 0 0 0
  • noimage


    Google, NASA efsanesinin peşinde!

    Google, çoğu zaman kötü anılarla anılan dev bir efsaneyi eline geçirmek üzere...

    Google, ünlü "Hangar One"a ev sahipliği yapan hava alanını, NASA'dan kiralıyor. Yaklaşık 32.375 metrekare büyüklüğündeki hava aracı hangarı, 1933'te kurulmuştu ve şu anda Silicon Vadisi'nin en bilindik simgelerinden biri.

    NASA, Google'ın Planetary Venturec LLC şubesinin bu hangarı almayı ve şu anda zaten Google yöneticileri tarafından kullanılan Moffett Federal Havaalanı'nı işletmeyi planladığını açıkladı.

    Anlaşma için pazarlıklar sürmekte ancak eğer bu anlaşma tamamlanır ise, Google'ın özel jet filosu için daha iyi bir kira ücretine dönüşebilir. Tabii ki NASA'nın tahminen son 20 yıldır pek kullanmadığı bir mülk üzerinden para kazanmış olacağını da belirtmek lazım. Daha da önemli olan nokta ise, Google ve uzay araştırma merkezi arasındaki ilişkilerin güçlenmesi için bir araç olabilir bu hangar... Google zaten NASA Ames arazisinde 161.875 metrekare alan kiralamış ve yaklaşık 111.485 metrekare boyutlarında bir Araştırma ve Geliştirme binası kurma izni almış durumda. NASA ve Google, ayrıca, dünyanın ilk kuantum bilgisayarının testi için de beraber çalışıyor.

    NASA, Hangar One'ı 1994 tarihinde almıştı ve o tarihten itibaren bu hangar NASA için sorundan başka bir şey olmadı. 1997'te hangarda zehirli PCB'lerin bulunduğunu öğrenen NASA, hangarı güvenlik altına almış ve insanların kullanımına kapatmıştı. Bu anlaşmanın bir parçası olarak Google, Hangar One'ı kullanılabilir hale getirmekle kalmayacak, bunun yanında diğer iki Moffet hangarını da kullanıma açacak, arazi üstünde bir eğitim binası kuracak ve hatta NASA'nın golf sahasını da geliştirecek.

    "Anlaşma, NASA'nın kaynaklarını temel görevlere odaklamasını sağlayacak ve Moffet Field'ın federal kullanımını da koruyacak." NASA'nın basın açıklamasında kullandığı cümlelerden biri bu. Google'ın e-posta yolu ile yaptığı açıklama ise, firmanın "Moffet Federal Havaalanı mirasını korumak için" GSA ve NASA ile çalışmaktan mutlu olduğunu söylüyor...
#17.02.2014 12:27 0 0 0
  • noimage

    Henüz bir ismi bile yok ama bu uygulama, pek çok diğer uygulamanın korkulu rüyası olmaya aday!

    Kanadalı bir grup araştırmacı, Android kullanıcılarının GPS modülüne ulaşmaya çalışan uygulamalar hakkında bilgisiz olduklarını ve telefon GPS modülünün açıldığına dair uyarı verse de bu uyarıları tanımadıklarını ortaya çıkardı.

    İnsanların, telefondaki GPS modülü bir uygulama tarafından kullanılmaya başlandığında daha net bir şekilde uyarılmasını sağlayacak bir başka uygulama geliştiren araştırmacılar bu sayede "Telefonunuzdaki X uygulaması şu anda GPS verilerinizi kullanıyor!" şeklinde bir mesaj vererek kullanıcıları bilgilendirecek. Böylece insanları farklı amaçlar için kandırıp telefonlarına yerleşen casus uygulamaların daha kolay tespit edilebileceğini düşünüyorlar.

    Geliştiriciler şimdilik uygulamaya bir isim vermediler ve Play Store'da yayınlanmadan önceki son aşamadalar. Uygulama yayınlandığında, casus yazılımların telefonlara yerleşmesi eskisi kadar kolay olmayacak...
#17.02.2014 12:27 0 0 0
  • noimage

    '120 günlük suyumuz kaldı'

    İstanbul'a günde 2.5 milyon metreküp su verildiğini, hazırda ise 300 milyon metreküp su kaldı. Eğer hazırdaki su miktarı artmazsa İstanbul'un sadece 120 günlük suyu kaldı.

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen, Türkiye'de kuraklığın etkisinin artarak devam ettiğini, bu nedenle bir an önce tasarruf tedbirlerinin alınması gerektiğini belirterek, "Yeteri kadar kar yağışı olmadığı için yeraltı suları da beslenmiyor. Tasarruf tedbirleri alınarak bu durumu vatandaşlara da anlatmak gerekir" dedi.

    Şen, yağışların ocak ve şubat ayında da beklentileri karşılamadığını, neredeyse tüm yurtta sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini söyledi.

    'İSTANBUL'DA BÜYÜK SU SIKINTISI KAPIDA'

    Türkiye'deki kuraklığın etkilerinin yazın çok daha fazla hissedileceğini vurgulayan Şen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    "Havalar ısındı, sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerine çıktı. Ocak ayında beklenen yağışlar olmadı. Şubat ayı da kurak geçiyor. Türkiye'de kuraklık etkisini artırarak devam ediyor. Bir an önce bazı tasarruf tedbirleri alınmalı. Gerekirse bazı büyük şehirlerde su kesintisi yapılmalı. Özellikle İstanbul yazın büyük su sıkıntısı çekebilir. İstanbul'a günde 2,5 milyon metreküp su veriliyor. Hazırda 300 milyon metreküp su kalmış."

    'TASARRUF TEDBİRLERİ GEREKİYOR'

    Şen, barajların doluluk oranının yüzde 33 civarında olduğunu ifade ederek, gelecek aylarda yağış olsa bile bu oranların çok fazla artmayacağını, en fazla 40-45'lere çıkacağını aktardı.

    Bu durumda bile, yaz sonunda içme suyu açısından İstanbul'un büyük sıkıntı yaşayabileceğini dile getiren Şen, "Yeteri kadar kar yağışı olmadığı için yeraltı suları da beslenmiyor. Tasarruf tedbirleri alınarak bu durumu vatandaşlara da anlatmak gerekir" diye konuştu.

    Şen, İstanbul'daki mevcut barajların içme suyu ihtiyacını karşılamakta zorlandığını, artık yeni barajların yapılması gerektiğini ifade etti.

    Türkiye'de yaşanan kuraklığın olumsuz etkilerinden tarım alanlarının da nasibini aldığını bildiren Şen, özellikle buğdayda hasat zamanı rekolte kayıplarının yaşanabileceğine dikkati çekti.

    Şen, Türkiye'nin, dünyadaki en önemli alçak ve yüksek basınç sistemlerinin tam ortasında yer aldığını söyledi.

    Sıcaklık ve yağış tahminlerinin bu basınç sistemlerinin konumuna göre yapıldığını belirten Şen, şöyle devam etti:

    "Türkiye'deki iklimleri etkileyen iki önemli merkez var. Bunlar Azor yüksek basıncı ile İzlanda alçak basıncıdır. Kuzey Atlantik'te deniz yüzey sıcaklığı ısınması Azor yüksek basıncını kuvvetlendirir. Azor yüksek basıncı kuvvetlendiği zaman aşağıdan yukarı doğru yağışlı hava kütlelerini bloke ediyor. Hafiflediği zaman yağışlı hava Balkanlar'dan bir yol bulup ülkemize geliyor."
#17.02.2014 12:26 0 0 0
  • noimage

    "Balıkçılıkta maliyeti azaltan tekne" geliştirildi.

    Çanakkale'de faaliyet gösteren bir firma tarafından geliştirilen "hidrolik motor sistemiyle çalışan fiber tekne" ile balıkçılıkta maliyetin azaltılması hedefleniyor.

    Firma sahibi Ceyhuni Gürer, yaptığı açıklamada, "Gelibolu Yıldızı" adını verdikleri proje kapsamında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi öğretim üyelerinin danışmanlığında bir tekne ürettiklerini söyledi.

    Projenin iki yıl sürdüğünü ve deneme aşamasında başarılı olduklarını dile getiren Gürer, "Balıkçı tekneleri genellikle sac ya da ağaç yapıya sahip. Bakım ve onarım masrafları oldukça yüksek. Bu tekne, geliştirilmiş fiber yapıya sahip. Uzun süre bakım ve onarım gerektirmeyeceği için hazırladığımız projenin, balıkçılığı 50 yıl ileriye taşımasını bekliyoruz" dedi.

    Balıkçıların, yüksek maliyetli onarımlardan uzak durduğunu vurgulayan Gürer, gerek motor aksamı gerekse yapı donanımı dolayısıyla bu teknenin diğerlerinden farklı olduğunu anlattı. Bunun kullanılmasıyla bakım ve onarım maliyetlerinin en aza indirileceğini ifade eden Gürer, şöyle konuştu:

    "Makine donanımı, geliştirilmiş bir hidrolik sistemine sahip. Bu hem yakıt tasarrufu sağlıyor hem de yüksek manevra gücü oluşturuyor. Türkiye'de balıkçılıkta standart bir uygulama var; ahşap tekneler kullanılıyor. Fiber malzeme hafif olduğu için çok rağbet görmüyor ancak mühendislik detaylarıyla teknemizi balıkçılık için uygun bir biçime soktuk. Ağırlığı, kabiliyeti, motor ve makine gücü normal bir tekneden daha iyi. Birkaç küçük işlem ve testin ardından hiçbir sorunu olmayan, Türk balıkçısına ve balıkçılığa katkı sağlayacak teknemiz, sularımıza çıkacak."

    "Milli tekne yapma" hedefi

    ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Ayaz ise projenin, bir "milli tekne" yapma hedefiyle başladığını ve başarıyla ilerlediğini belirtti.

    Balıkçıların, rüzgarda savrulması ve güç kontrol edilebilmesi nedeniyle fiber malzemeden yapılmış tekneleri pek tercih etmediğini bildiren Ayaz, "Bu tekne, Türkiye'de ilk olan bir özelliğe sahip. Tüm dezavantajların ortadan kaldırıldığı bir sistem oluşturuldu" ifadesini kullandı.

    Ayaz, geliştirdikleri tekneye, fiber yapıya sahip olmasına rağmen rüzgardan etkilenmemesi için sağlam bir omurga yerleştirildiği bilgisini verdi.

    Hidrolik sistem kullanılmasının, her anlamda balıkçılar için avantaj oluşturacağını kaydeden Ayaz, "Balıkçılarımızın, bakım ve onarım maliyetleri nedeniyle beli bükülmüş halde. Fiber tekne sistemi başka ülkelerde denenmiş ancak Türkiye'de ilk kez deneniyor. Balıkçılarımız için çok büyük ve önemli bir proje olarak başarı sağlayacağına inanıyorum" diye konuştu.
#17.02.2014 12:25 0 0 0