Compaq: (F10) (do this when the cursor is in the upper right corner of the screen blinking)
Dell: - F1 ve Del.
Dell: - Ctrl + Alt + Enter
DTK BIOS : (Esc)
Gateway 2000: - F1
Hewlett Packard: - F1
------------------------
*Aptiva - Press F1
* IBM PS/2: (Ctrl)(Alt)(Ins) after (Ctrl)(Alt)(Del)
* IBM PS/2 with reference partition: - Press Ins during boot
* Some PS/2s, such as 75 and 90: - Ctrl Alt ?
* Some PS/2s when pointer at top right of screen: - Ctrl + Ins
---------------------------
NEC: - F2
Packard Bell: - F1 or F2
Phoenix BIOS: (F1), (F2), or (Ctrl)(Alt)(Esc)
Phoenix BIOS: - Ctrl Alt S
Phoenix BIOS: - Ctrl S
Phoenix BIOS: - Ctrl Alt Ins
Sharp Laptop 9020: - F2
Sony: (F3) while you are starting the PC, then (F2) or (F1)
Tandon computers: - Hold down the key after turning on power
Tandon: - Ctrl + Shift + Esc
Toshiba Laptops: - Toshiba Utility
Toshiba: - Press Esc during boot
Toshiba, Phoenix, late model PS/1 Value Point and 330s: - Press F1 during boot
Olivetti PC Pro: - Shift Ctrl Alt + Num Pad Del
Miscellaneous PC's: - Ctrl + Esc or Ctrl and Alt and +
Tecrübeli gazeteci Hıncal Uluç, gündeme dair olay yaratacak açıklamalar yaptı.
Fenerbahçe maç kaybedebilir ama Galatasaray, maçlarının tamamını kazanabilecek mi?" demiştiniz. Galatasaray, Antalya'da puan kaybetti. Bu, söylediğiniz maçlardan biri miydi? Eksikler nelerdi?
"Kapanacak fark, 8 puan değil. Çünkü 8 puan hesabı, Galatasaray'ın ikinci devrede 'hiç puan kaybetmeyeceği' öngörüsüne göre yapılıyor.
Oysa Galatasaray, ikinci yarıda en az 8 puan kaybeder; yani kapatılacak fark, aslında 16 puan" dedim. Bu 8 puanın 4 puanını, daha dördüncü haftada kaybetti bile... Yani demek ki "Galatasaray, 8 kaybeder" şeklindeki tahminim iyimsermiş.
Efendim; gazeteler istatistiğe çok meraklı... '5 maçtır gol yemedi; 6 maçtır gol yemedi' diye yazıyorlar... Ben ne diyordum: "Galatasaray 'gol yemedi' değil; rakipler atamıyorlar.
Yoksa Galatasaray'ın, çok kötü bir savunması var. Çünkü bu savunma, kötü oynuyor; çünkü bu savunma, yanlış oynuyor.
Çünkü bu savunma, çizgi savunma yapıyor.
Alan savunması yapmıyor; adam marke etmiyor. Saha paylaşımı yapmıyor.
Böylece, Galatasaray savunmasından çıkan ikinci toplar, genelde rakip oyunculara gidiyor ve yeni bir hücum olarak Galatasaray'a dönüyor."
5 KiŞi BiRDEN GERiDE
Aynı tablo, Antalyaspor maçında da vardı.
Galatasaray 18 çizgisinin üzerinde bir tane beyaz var; etrafında 5 siyah (Galatasaraylı) var. Bir kişi için, 5 kişi geriye çekilmiş. O 5 kişi, kimseyi tutmuyor. O 5 kişi, sahada yer almıyor.
Orada bir çizgi gibi duruyorlar. Yayıncı kuruluşun çektiği çizgi gibi diziliyorlar. Yan hakeme kolaylık olsun, 'ofsaytı görsün' diye!..
Böyle bir savunma anlayışı, dünyada yok. Dünyada olmayan şey, bizde var; tabelaya bakıp, yazı yazmak... 'Galatasaray gol yemiyor' diye, 'Aslan gibi savunma yapıyor. Bak, Mancini geldi; Galatasaray'ın savunması sağlama alındı' yorumları yapıldı.
Her maçta; rakibin kaçırdığı goller, atamadığı goller göz ardı ediliyor. En basiti, Eskişehir maçı... Eskişehir, en az 4 tane atardı; hiçbirini atamadı. Galatasaray kurtarmadı; rakip atamadı ya da direkten döndü ya da direği sıyırıp dışarı gitti...
Muslera da gününde değildi. 2 değil; aslında 4 tane gol yedi. 2 şutu da yedi; seyrederek...
Onlar ters direği, arka direği sıyırarak dışarı çıktı. Muslera, öyle bakmıştı. Galatasaray, hezimete uğrayabilirdi. 1-0 öne geçme avantajına rağmen, Antalya maçı hezimet olurdu.
CHELSEA'Yi ELEYEBiLiR Mi?
Bu savunmayla, yani çizgi savunmayla oynadığı sürece de başarılı olamaz. Daha doğrusu, başarısı rakip takıma kalır. Rakip takım atamaz ve sadece yerse; Bursa, Beşiktaş maçlarında olduğu gibi olur. Rakip takım attığı zaman ise en hafifi, Antalya maçı olur.
Bu açıdan baktığımızda, Galatasaray aslında 1 puan kazandı; 2 puan kaybetmedi. Gol pozisyonlarında da pek üretken değildi.
Galatasaray için 1 puan mucize... Çünkü kötü oynayan, sadece savunması değil...
Bir ölçü vereyim: Antalya karşısında, Galatasaray'ın sahaya çıkan 11'i ile kenarda oturan 7 yedek oyuncusu ve tribünde oturan 5-6 kişiyi bir araya getirsek, futbolcu yeteneğine bakarak bir sıralama yapsak; Sabri, en sonda yer alan adamdır.
Sabri, Galatasaray'ın sahadaki en iyisiydi.
Sabri, bu senenin başından beri Galatasaray'ın en iyilerinden biri...
Çünkü öyle bir yürekle oynuyor ki, öyle bir Galatasaraylılıkla oynuyor ki; yeteneklerinin üstünde...
Sabri böyle oynadığı zaman, öbürlerinin harikalar yaratması lazım. Ama öbürleri o kadar gerideler ki bu Sabri, takımın en iyisi...
İşte ölçü bu... En iyi oyuncusu Sabri olan Galatasaray, Chelsea'yi geçebilir mi?
Sabri'nin futbolcu yeteneği, 5... Ama sergilediği oyun, 7... Hatta, Antalya maçında 8...
Bakma sen Erman Toroğlu'nun "Mancini, Sabri'ye ne kadar dayanacak!" dediğine... Galatasaray'ın en iyi ve örnek oyuncusu Sabri...
Şu anda ben, bir Galatasaray 11'i yapsam; önce Sabri'yi koyar, yanına da 10 kişi yazarım.
Antalya karşısında, "Nasıl tahammül etti?" denilecek adam Sneijder'di; mesela Selçuk'tu...
Drogba da kötü futboluna devam ediyor.
Allah'a şükür; nihayet Drogba'ya tahammül edemedi. Ama yine de çok sabretti. "Aklımı seveyim" diyen Ünal Aysal Başkanım; Drogba'yı, Sneijder'i seyretti mi acaba!.. Bir gün önce, Fatih Terim'e 'inat olsun' diye almadığı Alper'i seyretti mi?
Şimdi Ünal Aysal'ın aklını sevmek mi lazım; yoksa o akla şaşmak mı lazım!
Bu sezon 6+0, seneye 5+0 kuralı varken; Alper gibi bir adamı değil de Drogba gibi futbol hayatının sonunu yaşayan bir adamı, sırf 'reklam olsun' diye aldı.
Elindeki yabancıları oynatamamanın sıkıntısını yaşarken; bu senenin haziran ve ocak transferlerinde, takıma bir yığın yabancıyı doldurdu. Bunlar, intihar transferleri...
Burdisso'nun, Telles'in, Hajrovic'in; nasıl oyuncular olduklarını tartışmıyorum bile...
Sen Riera'yı oynatamıyorsun, Eboue'yi oynatamıyorsun, Dany'yi en büyük rakibin Beşiktaş'a vermek zorunda kalıyorsun; sonra gidip, ne olduğu belli olmayan adamlar alıyorsun!
Yani haziranda aldığın Bruma'yı oynatamamışsın; ocakta Telles'i alıyorsun, Hajrovic'i alıyorsun. Nerede oynatacaksın; nasıl oynatacaksın?
Bu kadar kötü, bu kadar sorumsuz, bu kadar anlamsız bir transfer politikası yürütülür ancak!.. Bu politikayı yöneten adam da "Aklımı seveyim" diyor ve koca Galatasaray Kongresi, o aklı seviyor.
Bir Adnan Öztürk vardı itiraz eden; o da sustu. Muhalif ses de çıkmıyor Galatasaray'da...
Çıt yok! Herkes halinden memnun!
UTANMADAN 2 YILLIK SÖZLEŞME iSTiYOR
Drogba'nın, oyundan alınmasına verdiği tepkiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Kenara alındığı için oldukça bozuldu ve Roberto Mancini ile Tugay Kerimoğlu'nun kendisine uzattığı elleri, es geçti.
Bozulur tabii; bozulmaz mı? Geldiği günden beri; sahanın içinde, dışında, soyunma odasında, seyircinin önünde -tövbe yarabbi- 'Ben bu takımın Allah'ıyım' der gibi davranan bir adam!.. Bunların hiçbirine ses çıkarmazsan; Tugay'ın elini niye sıksın! Mancini'ye parmak uzattı; yine ona şükret.
Utanmadan, iki senelik sözleşme ve eşek yükü ile para istiyor Galatasaray'dan!.. Bunu isteyen adam, sahada kendini gösterir ve tribün ayağa kalkar; 'Bu Drogba'nın sözleşmesi nasıl uzatılmıyor' diye... Tenezzül edip, topa vurmuyor!.. Ondan sonra da çıkarken, hocalara hava atıyor. Cehenneme kadar yolu var!..
Galatasaray'da otorite olsa; verir eline pasaportu, hemen gönderir. 'Hadi yallah!' diye...
Drogba yok, Sneijder yok, Selçuk yok.
Geçen gün gazetede okuyorum; inanamadım!
Galatasaray yönetimi, bu takımın gece hayatına bir çare bulmak zorunda...
Burak ile Selçuk, sabah saat 9'da buluşmuş.
Saat 10'da kahvaltı etmişler. Saat 10'da kahvaltı ederken fotoğrafları var.
Saat 10'da kahvaltıda buluşmak için, 9'da kalkmış olmak lazım. Daha erken değil; 9'da uyandıklarını farz ediyorum. Ayrılma saatleri, sabaha karşı 4!.. Eve gitti, duş yaptı, uyudu; saat 5 oldu. 24 saat içindeki uyku saatleri, 4!.. O gün antrenmana çıkacaklar.
4 SAAT UYUMUŞLAR
Saat 4'te kulüpten çıkıp eve giden adamlar, 4 saat uyuyacaklar -5'ten 9'a kadar- sonra antrenmana gidecekler! O antrenmandan hayır gelir mi? Bin defa dedik ki 'Maç gecesi gezmeyin.' Ondan sonra, sahada yürüyorlar; biraz zorlandılar mı sakatlanıyorlar! Bir başıboşluk, bir laubalilik, bir sahipsizlik...
Maç dönüşü, Bülent Tulun hedefteydi ve fiili bir saldırı yapıldı.
Bülent Tulun, Almanya'daki futbolcu araştırma ekibinin başına geçirildi. Takımı, Antalya'ya Bülent Tulun götürüyor. Antalya Havaalanı'nda karşılamaya gelen Galatasaraylılar, Bülent Tulun'u yuhalıyorlar. Dönüşte, havaalanında gene aynı Bülent Tulun meydanda; bu defa yumrukluyorlar bir de!..
Bu rezillikleri görmezden gelen Galatasaray yönetimi, bildiriler yayınlayarak Fenerbahçe'ye laf yetiştirmeye uğraşıyor...
Galatasaray'ın kendi iç durumu; utanç verici, yüz karası... Baştan aşağı, A'dan Z'ye her şey bozuk gidiyor. Ama işte bunlar, sadece gol yediğin zaman, puan kaybettiğin zaman konuşuluyor Türkiye'de! O zaman da yarım yamalak!..
Şimdi bütün bu spor medyası, Fenerbahçeli olduğunu fena halde ortaya koydu ya 'O kadar da değil canım' demeleri lazım. Bakıyorum; yüklenemiyorlar Galatasaray'a!
Vicdanları el vermediğinden değil; politikaları gereği, 'Bakın canım, biz Galatasaray'ı da tutuyoruz gerektiğinde' diyebilmek için...
BASKI ALTINDA DEĞiLDi
Galatasaray'da karşılaşma öncesi, 'hakemin baskı altında kaldığına' yönelik endişeler vardı. Tartışılan pozisyonlar var. Siz, Halis Özkahya'yı nasıl buldunuz?
Aradığın zaman, her maçta bir şeyler bulursun.
Bu maçın hakemi, benim fazla dikkatimi çekmedi. Normal yönetti maçı...
Kasıtlı ya da baskı altında değildi.
Hafta sonu, Galatasaray-Beşiktaş derbisi var. Nasıl bir maç bekliyorsunuz?
Türkiye'de her maç torbadan çıkıyor; tombala!..
Çünkü hiçbir takımın istikrarlı bir futbolu yok; istikrarlı bir oyunu yok. Her hafta 'ne tutarsa' oynuyorlar.
Onun için, bana herhangi bir maçın tahmini ile ilgili bir soru sorduğunda, alacağın cevap değişmez. 'A Takımı 6-0 kazandı' desen şaşırmam, 'B Takımı 6-0 kazandı' desen şaşırmam; 'Maç 0-0 bitti' desen, gene şaşırmam.
***
iKiNCi ASLI CiNAYETi
Mısır'da düzenlenen Afrika Kupası'na katılan Seyithan Akbalık, müsabaka esnasında fenalaşarak yaşamını yitirdi.
Elim bir olay... Daha sonra, sporcunun kalp rahatsızlığı olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen yarışmaya katılması ve tekvando gibi bir sporu yapması doğru mu?
Kalp rahatsızlığı varsa ve ilaç kullanıyorsa, ortada ikinci bir Aslı (Nemutlu) cinayeti var. Federasyonun ihmali yüzünden kayakçı Aslı nasıl öldüyse, bu da aynen öyle ölmüştür; federasyonun ihmali yüzünden...
Tekvando, tekmeye dayalı bir spor... Bütün puanını tekmeye dayalı alıyorsun. Dünyanın en sağlam kalpli adamının, kalbinin üstüne tekme atın; o adam, o an kalp krizinden ölebilir.
Kalbi duran insanlara, kalp masajı yapılır. Bir eli kalbin üstüne koyarsınız, öbür eli de onun üstüne koyarsınız; aşağı küçük darbeler vurursunuz.
Orada ilk öğretilen şey, 'Aman! Bu darbeleriniz ölçülü olsun ve her seferinde, neticeyi bekleyin. Ondan sonra yeni darbe vurun.' Çünkü vurduğun darbeyle kalp çalışmaya başlamışsa; arkadan gelen darbe, çalışan kalbi yeniden durdurabilir. Ondan sonra, bir daha kurtaramazsın. Ben biliyorum bunu... Hayatımda kimseye, kalp masajı yapmadım. Çünkü bu her yerde öğretilir. Okulda öğretilir, gazetede öğretilir, dergide öğretilir, kulaktan kulağa öğretilir; öğretilir oğlu öğretilir.
DARBE HASSAS OLMALI
Ağızdan ağza nefes vermek için darbeyi yaparsın, nefesi üflersin, dinlersin; 'kalp çalışıyor mu' diye... Çalışmıyorsa bir daha; çalışmıyorsa bir daha...
Ama 'ben bu kalbi çalıştırayım' diye, dinlemeden 'tak tak tak' yaparsan; belki adamı diriltir ve yeniden öldürürsün. Haberin bile olmaz. Kalbe yapılan darbe, o kadar hassas...
Tekvando tekmesi, akıllara seza!.. Tuğlaları, çelikleri, demirleri kıran, büken bir tekme bu!.. Bu darbeyi, kalbinin üstüne alırsan gidersin arkadaş!
Ben herhangi bir dostumun, arkadaşımın, akrabamın; tekvando yapmasına katiyen razı olmam.
Bu lafıma, tekvandocular kızacaklar.
Ama ben boks sporunu ve bu tekmeye, tokada dayalı, öldüresiye sporları sevemedim arkadaş!..
Beşiktaş'ta transfer çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.
Beşiktaş, farklı oyuncular üzerine çalışmalarına devam ederken, İtalyan IB Times, İngiliz Daily Express’in haberini kullanarak siyah-beyazlıların Newcastle’dan ayrılmak isteyen Hatem Ben Arfa’yı istediğini iddia etti. Haberde, ayrıca 26 yaşındaki Fransız yıldız için İtalyan ekibi İnter’in de devrede olduğu belirtildi.
Antalya'da taraftarlardan tepki gören Bülent Tulun'un yumruklanmadığı, ancak "Bu paralar nereye gidiyor?" diye hesap sorulduğu öğrenildi.
Galatasaray'ın, Antalya deplasmanı dönüşü Bülent Tulun ile taraftarlar arasında yaşanan olayların perde arkası aralanmaya başladı.
Sarı-kırmızılı kulübün Almanya'da görev verdiği, ancak henüz görevine başlamayan Bülent Tulun ile taraftarlar arasında yumruklaşma yaşanmadığı ortaya çıktı. Sarı-kırmızılı taraftarların "Milyonlarca dolar verip, transfer yapıyorsunuz. Takım hala bir iki emektarın sırtında. Bu paralar nereye gidiyor ?" diye üzerine yürümeleriyle yaşanan itiş kakış sırasında Tulun'un yere düştüğü öğrenildi.
Sarı-kırmızılı diğer taraftarların araya girmesiyle yatıştırılan olayların CEO Lütfi Arıboğan, yöneticiler; Mehmet Cibara ve Necati Demirkol'un önünde yaşandığı bildirildi.
Bu arada Murat Özyer'e Karşıyakalı taraftarların, NTV spor spikeri İsmail Şenol'a ise Galatasaraylı taraftarların tepkisine sessiz kalmayıp, resmi sitesinden açıklama yapan Galatasaray yönetiminin Bülent Tulun olayıyla ilgili bir bildiri yayınlamaması da dikkat çekti.
Galatasaray maçı hazırlıklarını sürdüren Beşiktaş'ta şok sakatlık... Kaleci antrenörü Carreira ile şut çalışması yapan Tolga Zengin, idmanı yarıda bıraktı.
Galatasaray maçı hazırlıklarını sürdüren Beşiktaş'ta şok sakatlık... Kaleci antrenörü Carreira ile şut çalışması yapan Tolga Zengin, idmanı yarıda bıraktı.
Carrerira'nın çektiği sert şutun koluna gelmesiyle yerde kalan Tolga Zengin, ağrılara dayanamadı ve soyunma odasına gitti. İlk tedavisi soyunma odasında yapılan başarılı kalecinin Galatasaray maçında oynayıp oynayamayacağı çekilecek MR sonucunda belli olacak.
Ligin kaderini belirleyecek olan derbinin hakemi belli oldu.
Galatasaray ile Beşiktaş arasında 22 Şubat Cumartesi Günü yapılacak maçı hakem Cüneyt Çakır yönetecek.
Galatasaray Teknik Direktörü Mancini, "İstanbul'da kar yağışı olmasaydı Juventus'u eleyebilir miydik, bilemem" dedi.
Galatasaray Teknik Direktörü Roberto Mancini, İtalyan La Stampa Gazetesi'ne özel bir röportaj verdi.
Şampiyonlar Ligi'nde gelecek hafta Chelsea ile karşılaşacak olan sarı-kırmızılı takımın yeni bir çıkış yapıp yapmayacağına ilişkin soruya Mancini, "Chelsea ya da başka bir takım, kurada kime çıkarsak çıkalım, favori olmayan taraf hep biz olacaktık. Başımı eğmiyorum ve doğru yolda ilerleyeceğimizi umuyorum" ifadelerini kullandı. İtalyan teknik adamla yapılan telefon mülakatı, "Mancini okşadı: Juventus, Avrupa Ligi'ni kazanabilirsin" başlığı ile yayımlandı.
JUVENTUS DAHA GÜÇLÜYDÜ
Şampiyonlar Ligi'nden Juventus'u eledikleri maçta, şanslarının kalmadığı zamanda inançlarını kaybetmeme konusunda başarılı olduklarını dile getiren Mancini, "Siz mi başarılıydınız yoksa Juventus mu hatalıydı?" sorusuna, "Bunun nedenleri karıştırılıyor. Ben hala Juventus'un bizden daha güçlü olduğunu ve bizden daha az problemli olduğu kanaatindeyim, her şeyden önce o zeminde maç oynanmamalıydı" diyerek, İstanbul'daki kar yağışından dolayı zarar gören zemine değindi. Ancak Mancini, şartlar normal olsaydı karşılaşmanın nasıl bitebileceğini de bilmediğini ekleyerek, herhalükarda futbolu korumak gerektiğini söyledi.
KİM ÇIKARSA ÇIKSIN FAVORİ OLMAYAN BİZ OLACAKTIK
Şampiyonlar Ligi'nde gelecek hafta Chelsea ile karşılaşacak olan takımının yeni bir çıkış yapıp yapmayacağına ilişkin ise Mancini, "Chlesea olsun ya da olmasın, kurada kime çıkarsak çıkalım favori olmayan taraf hep biz olacaktık. Başımı eğmiyorum ve umarım her iki maçta da doğru yolda ilerleriz" dedi. Mancini, Galatasaray'ı çalıştırmaya başlamadan önceki bir açıklamasında Chelsea'nin, İngiliz takımları arasında en az tatmin edici takım olduğu yönündeki fikrinin devam edip etmediğine ise, "Eto'o ve Willian'ın bilinmeyen bir verimsizliği vardı. Sonra toparlandılar. Chelsea geçen sene, Avrupa Ligi'ni kazandığından daha güçlüydü. Yazın ve Ocak'ta transferler yaptı. Bunlar, sürekli güçlenmek için yatırım yapan takımlar" diye konuştu.
TRANSFER İÇERLEMESİ
Muhabirin, "Yani Galatasaray'ın aksi" sözlerine karşın Mancini, "Galatasaray'da daha fazla şeyler ummuştuk, ama bu mümkün olmadı. Yeni savunma oyuncusu Burdisso ve bazı genç oyuncular var. Her şeyden önce biz, Juventus'u elemiş bir takımız, oyunumuzu geliştirdik ve ligde toparlanmış olmamız da kendimize olan güveni artırdı" diye karşılık verdi.
MOURINHO'YA ÖVGÜ
Mancini, "Mourinho ile karşılaşmak nasıl olacak?" sorusuna ise, rakibi Chelsea'yi çalıştıran meslektaşına övgüler yağdırarak şöyle yanıt verdi: "Birbirimizi çok az tanıyoruz: ben oradayken o yoktu. Diğer meslektaşlarım gibi ona da saygı duyuyorum ve Chelsea'nin performansının arkasında onun elinin olduğunu itiraf ediyorum. Çalıştırdığı takımları güçlendiriyor. Televizyonda onun Premier Lig'deki bazı maçlarını seyrettim, taktik dengesi ve sağlam bir duruşla kazanıyorlar hep. Gol atmak kadar, savunma yapmayı da bilmek lazım ve onun çalıştırdığı takımlar bunu çok iyi beceriyor."
BAYERN VE REAL MADRİD DAHA FAVORİ
Mancini, Mayıs ayında Lizbon'daki final için Chelsea'nin favori olup olmadığına ise, "Bayern ve Real Madrid daha fazla" yanıtını verdi. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele veren İtalyan ekibi Milan'a ilişkin değerlendirmede de bulunan Mancini, "İtalya'da yapamadığını, zor sezonlarda Avrupa kupalarında yaptı. Riske girdi, zorlandı ama turnuvada ilerledi. Şimdi çıtayı yükseltti" ifadelerini kullandı. Mario Balotelli'nin sıra dışı bir yetenek olduğunu da ekleyen Mancini, onun kararlılıkla ve dengeyle kariyerine devam etmesi gerektiğini de belirtti.
TRABZONSPOR EN GÜÇLÜ 5 TAKIMDAN BİRİ
UEFA Avrupa Ligi'nde 20 Şubat'ta Trabzonspor'la karşılaşacak olan Juventus'un, bu takım karşısında da acı çekip çekmeyeceği sorusuna Mancini, "Türkiye'de Galatasaray neyse İtalya'da da Juventus odur. Trabzonspor, ligin en güçlü 5 takımından biri. Karşılaştırma yapmak gerekirse Trabzonspor, Fiorentina ve Udinese'nin geçmiş yıllardaki haline eşdeğer" ifadelerini kullandı.
ONUR KIVRAK FENOMEN BİR KALECİ
Ligde Trabzonspor'la karşılaşmaları konusundaki deneyimi sorulan Mancini, "Bazı zorluklarla birlikte evimizde onları 2-1 yendik, çünkü özellikle Onur Kıvrak gerçekten fenomen bir kaleci" dedi.
JUVENTUS FAVORİ AMA...
Juventus'un Avrupa Ligi'nde favori olduğunun altını çizen Mancini, "Ancak bizimle yaptıkları karşılaşmadaki gibi Torino'da kilitlenip kalmamalı, yoksa Trabzon'daki sıcak saha atmosferinde ikinci bir beklenmedik riskle karşı karşıya kalır ve yola devam edecekken yazık olur" değerlendirmesinde bulundu. Mancini ayrıca, söz konusu ligde kupanın, bir İtalyan takımına gideceğine ilişkin öngörüler olduğunu da söyledi. Nasıl bir Trabzonspor'la karşı karşıya olunduğu sorulan Mancini, "Galatasaray'a nazaran daha az bireyselci. Takımda bu kupayı iyi tanıyan Malouda, Bosingwa ve Zokora gibi oyuncular ile milli kaleci var. Şimdiye kadar taktik 4-2-3-1 idi, ama daha yeni antrenör değiştirdiler" dedi.
Beşikaş'ın Kasımpaşa Spor Kulübü Derneği ile imzalanan stadyum kiralama sözleşmesi tek taraflı olarak feshedildi.
"Kasımpaşa Spor Kulübü Derneği ile Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında imzalanan 2013/2014 futbol sezonu ile sınırlı stadyum kiralama sözleşmesi, kira bedelinin ödenmesinde 1 ve 3 günlük iki gecikme öne sürülerek Kasımpaşa Spor Kulübü Derneği tarafından tek taraflı fesh edilmiştir.
Beşiktaş Futbol A Takımı, 2013/2014 sezonunda kalan iç saha maçlarını Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda oynayacaktır.
Mustafa Reşit Akçay, Trabzonspor'dan ayrıldıktan sonra ilk özel açıklamasını yaptı.
BURUKLUK YAŞIYORUM
Radyospor'da Özgür Sancar'ın sorularını yanıtlayan Akçay, "Burukluk içerisindeyim. 8-9 aya yakın bir süreçten sonra, avuçlarımın içerisinden kaybettim. Trabzonspor bizim idealimizdir. Umarım felsefimizin devamlılığının sağlanması en önemli arzumdur. Zaman üzüntülerimizi alıp götürecektir" dedi.
KENDİME YÖNELİK ACIMASIZ BİR SORGULAMA SONRASI İSTİFA KARARI ALDIM
Mustafa Reşit Akçay, ayrılık kararıyla ilgili olarak, "İnsanlar neleri iyi yapıyor, neleri yapamıyor diye kendini acımasızca sorgulamalı. Ben de bunu yaptım. Bunu sonucunda bir strateji ortaya çıktı. Bu stratejinin gereği istifa kararının en iyi yol olduğunu söyleyebilirim" ifadelerini kullandı.
İSTİFA ERDEMLİ BİR DAVRANIŞTIR; REAKSİYON VERİLMESİ GEREKİYORDU; BEN DE VERDİM
Akçay, "İstifamın tek neden taraftarın istifa sloganı değildi. Ben alışılagelmiş davranışların dışında davranmaktan yanayım. Taraftarın istifa et demesi, tek başına, istifa için bir durum yaratmayabilir; ama benim için yaratabilir. Tabii ki bir yerde saygı ve değer bilinci kaybedilmişse, bu radikal bir hareketle değiştirilecek. Bu nedenle istifa ettim. Bu sözlere karşı bir tepki verilmeliydi. Ben de bu tepkiyi verdim. İstifalar tek taraflı müesseselerdir. Ama futbolumuzun içerisinde sağlıklı müesseselerdir. Yeri geldiğinde gitmeyi de bilmelisiniz. Bu anlamda istifa erdemli bir karardır" dedi.
HER ŞEY BÜYÜK TRABZONSPOR İÇİN
Akçay, ne taraftara ne yönetime ne de futbolculara kırgın olmadığını belirterek, "Her şey büyük Trabzonspor için. Her şey Trabzonspor'un yaşaması için, gerisi teferruattır" şeklinde konuştu.
O OYUNCULARIN İSMİNİ VERMEYECEĞİM
"Kefil olamayacağım oyuncular" var açıklamasıyla ilgili olarak Akçay, "İsim vermem; çünkü bu oyuncular şu anda Trabzonspor'da oynuyor. Söyleyeceğim şeyler Trabzonspor'a zarar verir. O yüzden söylemeyeceğim" dedi.
NEDEN YILLARDIR ŞAMPİYONLUK GELMİYOR? SEVGİ SORUNU VAR
Akçay, "Trabzonspor neden yıllardır şampiyon olamıyor?" sorusuna ise "Şu anda Carson'ın menajer kitabını okuyorum. Camida başarısı için sevgi olmalı diyor. Sevgi hakim olmalı diyor. Bir camiada komple bir sevgi, sinerji olmalı ki başarı gelsin. Sevgi sorunu olduğu için Trabzonspor'da başarı gelmediğini söyleyebilirim" şeklinde yanıt verdi.
ÖZGÜVENİ KAYBETMEMEK GEREKİR. JUVENTUS KARŞISINDA KİLİT CÜMLE BU
Akçay, Juventus maçı için ise "Zor; ama sonuçta iki takımda sahaya 11 kişi çıkıyor. Benim anlayışım budur. Kendinize güveninizi kaybettiyseniz, maçı kaybettiniz demektir. Eğer kendinize olan güveninizi kaybetmişseniz, bütün maçları kaybetmişsinizdir demektir. 1 maçı kaybedebilirsiniz; ama özgüveninizi kaybetmemelisiniz. Oyuncularda güvenli bir ortam hissi yaratılırsa iyi bir mücadele ortaya çıkacaktır. Juventus'un yüzdesi çok daha fazla. Tur yüzde olarak Juventus'a daha yakın; ama futbolda her zaman sürprizlere yer vardır" dedi.
SÜPER LİG'DEN BİR TAKIMDAN TEKLİF GELDİ
Süper Lig'den teklif aldığını belirten Akçay, "Mayıs sonuna kadar çalışmamayı düşünüyorum. İsim vermeyeceğim; ama Süper Lig'den ciddi teklif geldi. 1. Lig'den de oldu; ama Mayıs'a kadar çalışmama kararı aldım" diye konuştu.
BİR GÜN TRABZONSPOR'A GERİ DÖNMEK...
"Bir gün Trabzonspor'a geri dönecek misiniz" sorusuna Akçay, "Biz şu anda ekmeğimizi Trabzon'un dışında kazanmanın yoluna bakacağız. Ama sonrası nasıl gelişir; bunu beklemek gerekir" dedi.
Slaven Bilic, Galatasaray derbisi öncesi çok özel açıklamalarda bulundu.
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic, Galatasaray ile oynanacak derbi maçta takımına güvendiğini söyledi.
Bilic, Nevzat Demir Tesisleri'nde basın mensuplarıyla yaptığı sohbette, Galatasaray'ın iç sahada çok iyi bir performans sergilediğini hatırlatarak, "Biz takım olarak çok iyi durumdayız. Galatasaray kendi sahasında çok iyi bir seri yakalamış durumda. Bursaspor ve Eskişehirspor'a karşı çok iyi ve enerjik oynadılar ama dış sahada aynı şekilde etkili oynayamıyorlar. Sıkı bir maç olacak. İyi bir seri yakaladık, açıkçası ben gayet iyimserim. Orada iyi bir iş çıkaracağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Zorlu maç öncesi sakat futbolcuların durumunu da değerlendiren tecrübeli teknik adam şunları kaydetti:
"Veli, Gökhan Töre, Tolga ve Oğuzhan'ın durumu şu an belirsiz. Özellikle Oğuzhan oynamazsa bizim adımıza can sıkıcı bir durum olur, çok önemli bir oyuncu. Sağlık ekibinden aldığım bilgiye göre geride kalan haftalarda bizimle birlikte çalışamayan bazı futbolcular yarın takıma katılacak, umarım cumartesi günü bu futbolculardan bazılarını kullanabiliriz. Fakat sahaya çıkacak 11, her ne olursa olsun elinden geleni yapacaktır."
Taraftarlar için uygulanan deplasman yasağının futbolun atmosferini olumsuzu etkilediğini öne süren Bilic, "Bursa'da oynadığımız maçın ardından da, Fenerbahçe ve Galatasaray derbilerinin sonunda da dile getirdim. Büyük maçlarda atmosfer çok iyi oluyor ama deplasmanda taraftar olmaması büyük eksiklik. Her şeye rağmen güvenliği sağlamanın tek yolu buysa, yapacak bir şey yok demektir" diye konuştu.
Türk Telekom Arena'da taraftarlarının yanında olamayacağını ama rakip sahaya Galatasaray'ın bir puan önünde çıkacaklarını da vurgulayan teknik direktör Bilic, "Derbi maça Galatasaray'ın puan olarak üzerinde çıkmak tabii ki önemli. Şunu belirtmek isterim; biz her maça ayrı odaklanıyoruz. En büyük avantajlarımızdan biri dinlenmek için yeteri kadar zamanımız oldu. Uzun bir maratonun içindeyiz, inişler çıkışlar olabilir. Her anlamda çıkıştayız, kalite olarak daha iyi durumdayız. Ligde de konum olarak geçmişe nazaran daha iyi durumdayız. Odaklanmamızı yüksek tutup sıkı çalışmalıyız, düşüşe geçmekten ancak böyle kurtulabiliriz" diye görüş belirtti.
HAKEM HATALARI
Hakem hatalarına da değinen tecrübeli teknik adam, şöyle devam etti:
"Hakemlerin yaptığı hatalar bazen kazandırır, bazen kaybettirir. Futbolda bunlar olabiliyor ama oyuncularımın saha içindeki tavırlarından memnunum, onlarla gurur duyuyorum. Beşiktaş futbolcuları saha içinde çok kibarlar, hakeme ölçülü ve dürüst davranıyorlar ve gayet sportmenler. Bursaspor maçında Ersan için verilen karar çok ağırdı. Medical Park Antalyaspor maçında ise hakem Burak Yılmaz'ın attığı dirseği göremedi. Derbiyi Cüneyt Çakır yönetecekmiş. Kendisi Türkiye'nin en iyi hakemi. Umarım adil bir yönetim sergiler, bence iyi bir seçim."
"HAYATIM BOYUNCA 1 PUAN İÇİN OYNAMADIM"
Galatasaray maçına kazanmak için çıkacaklarının altını çizen Bilic şöyle konuştu:
"Hayatım boyunca 1 puan için oynamadım. Bu maçta da 1 puan için oynamayacağız, oyun planımızda bir değişiklik yok ve olmayacak. Geride kalan 21 maçı nasıl oynadıysak, Galatasaray maçına da aynı şekilde çıkacağız. Galatasaray, Chelsea maçını bizden önce oynasaydı, avantajımıza olabilirdi çünkü zihinsel ve fiziksel olarak yorgun olacaklardı ama derbiyi önce oynuyoruz, onlar için iyi bir zamanlama. Galatasaray için dezavantaj teşkil edecek bir durum yok."
Ligin ilk yarısında Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan derbide kendilerine asıl darbe vuran unsurun mağlubiyet olmadığını vurgulayan Hırvat çalıştırıcı, "İlk yarıdaki maçta bize esas darbeyi vuran kaybetmek değil aldığımız ceza ve yaşanan olaylar olmuştu. İlk derbide zaten kaybetmemize rağmen büyük bir oranda üstündük. Bu derbiye tabii ki zihinsel olarak da hazırlanıyoruz fakat cumartesi günü sonuç ne olursa olsun, Medical Park Antalyaspor maçında yine diri bir Beşiktaş göreceksiniz. Ben hayatımın hiç bir döneminde umutsuz olmadım. Geldiğim ilk günlerde medya tarafından yaratılan baskılı ortam takımı olumsuz etkiliyordu, bu yüzden biraz gergindim. Takıma yeniden öz güven aşılamam gerektiği için rahat değildim. Şimdi ben de takımda iyi ve rahat durumdayız. Beşiktaş ailesinin havası tamamen değişti" şeklinde görüş belirtti.
Slaven Bilic, Kardemir Karabükspor'a kiralanan Eneramo için de "Çok beğendiğim bir oyuncu" diyerek açıklamalarını şöyle noktaladı:
"Eneramo'yu sakat olmasına rağmen ben istedim, kendisi çok beğendiğim bir oyuncu. Transferi yaptıktan sonra yabancı futbolcu kuralı değişince elden çıkarmak zorunda kaldık. Ayrıca Hugo Almeida da çok iyi gidiyordu. Eneramo sabır gösteremedi, bu da bize zorluk yarattı. En nihayetinde bizim oyuncumuz, goller atıyor olmasından dolayı son derece mutluyuz."
ALTIDA ALTI! – 50% indirimle 2657 RP (Şampiyonlarla 4937 RP)
Yeni oyun modumuzu, Altıda Altı’ya giden yolda size eşlik edecek bu altı gözükara şampiyonla kutluyoruz.
Paketteki Kostümler:
Silahşor Lucian
Paralı Asker Katarina
Roket Kız Tristana
Biyozırh Darius
Meka Kha’Zix
Seçilmiş Kişi Master Yi
Paketteki Şampiyonlar:
Lucian
Katarina
Tristana
Darius
Kha’Zix
Master Yi
Ölümden Sonra Yaşam — 50% indirimle 2397 RP (Şampiyonlarla 4592 RP)
İkinci bir şansı kim istemez? Zafer şansını ölümden sonra yakalayan bu dirilmişler için mücadele yeni başlıyor.
Paketteki Kostümler:
Adalet Işığı Aatrox
Özel Silah Zac
Mezarlık Çiçeği Zyra
Cenazeci Yorick
Shurima Çöllü Zilean
Sıkıyorsa Yakala Paketi – 30% indirimle 2047 RP (Şampiyonlarla 4028 RP)
Mafya Jinx el altından sorun çıkarıyor, Aynasız Caitlyn ve Aynasız Vi da meseleyi ucuza hallediyor. Bu üçlüyle, Piltover’ın bir zamanlar güvenli olan sokaklarında buluşabilirsiniz.
Paketteki Kostümler:
Mayfa Jinx
Aynasız Vi
Aynasız Caitlyn
Apple'la yaşadığı davalarından zaten bunalan Samsung, bu kez beklemediği yerden vuruluyordu! Ama...
Samsung'un sürekli dev teknoloji firmalarının açtığı patent davalarına hedef olduğunu biliyoruz. Google, Ericcson ve Cisco tarafından açılan üç patent davası henüz sonuçlanan Samsung ayrıca ezeli rakibi Apple'ın açtığı davalarda milyar dolarlık tazminatlar ödemeye mahkum olmuştu.
Ancak hiç beklemediği bir dava da elektrikli süpürgeleri için geldi. İngiliz elektrikli süpürge üreticisi Dyson'un, "bizim süpürgelerimizin tekerleğindeki otomatik hareket mekanizmasını çaldılar" suçlamasıyla şaşkınlığa uğrayan Samsung, birkaç hafta sonra Dyson'un davadan vazgeçmesi ile rahatladı ancak işin peşini bırakmadı.
Patent davalarından artık bunalan Samsung, hıncını Dyson'dan çıkarmak istemiş olacak ki, Dyson'a "patent davasını reklam olarak kullanmak amacıyla açıp Samsung'un itibarına zarar verdiği" gerekçesiyle karşı dava açtı. Tazminat olarak da 9.43 milyon dolar istedi. Eğer Samsung bu davayı kazanırsa artık firmalar ucuz reklam yapmak için büyük firmalara aslı asılı olmayan iddialarda patent davaları açarken iki kez düşünecekler.
Bilgisayar ekranlarındaki imleçlerin neden eğik olarak tasarlandığını hiç merak ettiniz mi?
Bilgisayar dünyasının ayrılmaz bir parçası olan imleçlerin eğik formu hiç dikkatinizi çekmiş miydi? İmleçlerin niçin eğik olduğu sorusu çoğu zaman aklımıza gelir ama nedenini araştırmak için hiç sonuna kadar gitmeyiz.
Oysa bu sorunun cevabı çok basit. Bilgisayar ekranlarının siyah beyaz olduğu, çözünürlüğünün düşük olduğu dönemlerde, dik ve simetrik formlu imleçlerin, ekrandaki çizgilerin ve şekillerin arasında gözden sık sık kaybolması ve imlecin yerini aramanın kullanıcıları yoran bir uğraş haline gelmesinin ardından yazılımcılar, eğri ve yamuk formlu bir imleç geliştirdiler. Bu sayede, insan gözü, ekrandaki görsellerin, şekillerin, yazıların, formüllerin arasında imleci çok daha hızlı seçebilmeye başladı. Artık ekran çözünürlükleri ve grafik yetenekleri çok yükseldi ancak imlecin eğik formu da artık toplumsal bilincimizin bir parçası haline geldiği için eski formunu korumaya devam ediyor.
Galatasaray Spor Kulübü’nü teknolojisiyle geleceğe, Dünya devlerinin tercihi Microsoft taşıyacak.
Galatasaray Spor Kulübü ve Microsoft Türkiye, kulübün teknolojik altyapısını çağdaş teknolojilerle yenilemek üzere kapsamlı bir anlaşmaya imza attıklarını duyurdu. Taraftarlarla etkileşimden mağazacılığa, iş süreçleri yönetiminden iletişime kadar pek çok alanı kapsayan anlaşma ile Galatasaray Spor Kulübü kurumsallaşma ve teknolojide de Şampiyonlar Ligi’ne çıkıyor.
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal ve Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen’in ortak bir basın toplantısı ile açıkladıkları yeni işbirliği kapsamında Galatasaray Spor Kulübü, dev kulüplerin sahip oldukları Microsoft teknolojisine kavuşuyor.
Türk Futboluna Teknoloji Damgası
Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal, kurumsallaşma vizyonu altında, kulübün teknolojik altyapısında gerçekleştirilecek dönüşümün gelişimin sağlanması adına büyük bir adım olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Biz büyük bir kurum ve dev bir camia olarak, hizmet alırken kendi büyüklüğümüze yakışır kurumlardan hizmet almayı tercih ediyoruz. Bu nedenle Galatasaray Spor Kulübü’nün kulüp, Sportif AŞ, GSStore mağazacılık ve çevrimiçi iş birimlerinin tüm teknolojik altyapısını Microsoft’a emanet ettik. Projenin bize sağlayacağı verimlilikle, yılda 2 milyon dolar tasarruf edeceğimizi öngörüyoruz.
Teknoloji dünyasının en önemli markası olan Microsoft ile işbirliğinin Galatasaray’ın marka değerine önemli bir değer katacağını ifade eden Aysal, “Dünyanın önde gelen kulüplerinin de tercihi olan Microsoft’un servis ve ürünleriyle bizi geleceğe taşıyacağınaolan inancımız tamdır” diye konuştu.
Galatasaray Spor Kulübü ile yapılan anlaşmanın kulübün geleceğine dair çok önemli bir yatırım olduğuna dikkat çeken Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, şunları söyledi:
"Teknoloji, tıpkı diğer kurumlarda olduğu gibi karmaşık bir operasyonel yapıya sahip olan spor kulüplerinin dönüşümünde de kilit bir rol oynuyor. Akıllı kurumlar teknolojik dönüşüm yoluyla gelişmekte. Galatasaray Spor Kulübü, tarihinde yeni bir sayfa açacak olan kurumsallaşma projesiyle mali işler, finans, bütçe, insan kaynakları, satın alma, kulüp yönetimi, mağazacılık ve raporlama gibi çok sayıda süreci bütünleştirerek operasyonel verimliliği artırma yönünde çok büyük bir adım attı.”
Bu önemli projeyi Microsoft teknolojileriyle hayata geçirmekten büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Tamer Özmen, “Microsoft dünyanın önde gelen birçok kurumuyla olduğu gibi spor kulüplerinin de teknoloji ortağı olarak bu kulüplerin ticari başarısına katkı sağlıyor. Biz de bu projelerin bir benzerini Türkiye’de hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Galatasaray Spor Kulübünün kurumsallaşma vizyonunun hayata geçirilmesinde Microsoft teknolojilerini tercih etmeleri bizi çok sevindirdi. Bu ortak projenin sadece Galatasaray’ın değil aynı zamanda, Türk sporunun gelişimi adına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Teknolojik Altyapı Buluta Taşınıyor
Projeyle Galatasaray Spor Kulübü’nün operasyonel maliyetlerinin düşürülmesi, küresel pazarlarla bütünleşmenin sağlanması, süreç mükemmelliği, yenilikçi çözümlerin ortaya koyulması, standardizasyonun ve sürekliliğin sağlanması, taraftar memnuniyetinin artırılması hedefleniyor.
Microsoft, projeye Microsoft Dynamics AX ve CRM İş Çözümleri, Microsoft Bulut Üretkenlik ve Altyapı Çözümleri, Microsoft Danışmanlık Hizmetleri ve stratejik işbirliği eşliğinde uçtan uca destek verecek.
Bu proje ile Galatasaray Spor Kulübü, tüm süreçlerini buluta taşıyarak çok daha verimli ve kesintisiz çalışma imkanı bulacak, aynı zamanda taraftarlarına, üyelerine çok daha iyi hizmet verme fırsatını yakalayacak.
TP-LINK, kablosuz ağ kullanıcılarını uyarıyor. Dış mekan ürünlerinin evlerde, iç mekanlarda kullanılmaması gerektiği belirtilerek, iç mekanlar için geliştirilen ağ çözümlerinin tercih edilmesini öneriyor.
Kablosuz ağ pazarında dünya lideri olan TP-LINK, dış mekan ürünlerinin iç mekanlarda kullanılmaması gerektiği konusunda tüketicileri uyarıyor. Özellikle kablosuz ağın menzilini artırmak ya da daha yüksek hız elde etmek için iç mekanlarda, dış mekanlar için geliştirilen anten vb cihazların kullanıldığına dikkat çeken şirket, bunun yanlış olduğunu ve sakıncalar yaratabileceğini belirtiyor.
TP-LINK Türkiye Teknik Müdürü Önder Tayanç, kablosuz ağ ürünlerinde iç mekan ve dış mekan çözümlerinin farklı olduğunu belirterek, “Dış mekanlar için geliştirilen ürünler ile iç mekanlar için geliştirilen ürünler hem tasarım hem de insan sağlığı gibi unsurlar açısından farklılıklar gösteriyor. Evin içinde kablosuz ağ menzilini artırmak isteyen biri, dış mekan için geliştirilen örneğin bir anteni alıp evin içinde kullanmamalı” diyor. Tüketicilerin genellikle yeterli bilgiye sahip olmaması ya da daha güçlü olduğunu düşünerek dış mekan ürünlerini iç mekanlarda kullandığını söyleyen Tayanç, “Oysa hem sağlık açısından gerekli normlara uygun, hem güçlü, hem de çok şık iç mekan çözümlerimiz var. Dış mekan hava koşulları düşünülerek üretilmiş bir cihazı alıp, evin içinde kullanmak hiç doğru değil” diyerek tüketicileri uyarıyor.
Dış mekan kablosuz ağ çözümlerinin dış mekanlarda, geniş ve açık alanlarda sağlık açısından bir sakınca yaratmadığını, ama aynı ürünün kapalı ve dar bir mekanda kullanıldığında sakıncalı olabileceğini vurgulayan Tayanç, “İç mekan ve dış mekan için tasarlanan ürünler, kullanıldıkları ortama göre insan sağlığı açısından sorun oluşturmayacak farklı değerlerde üretiliyor. Dış mekanda yüksek sinyal güçlü bir cihaz, ev içi kullanımda iç mekan ürünler için belirlenen güvenlik normlarının çok üzerinde kalıyor” diyor. Bu yanlış kullanımının estetik açıdan da sorunlu olduğunu belirten Tayanç, “Dış mekan için geliştirilen bir anten, evin içindeki modem/router’a takıldığında hem riskli hem de çirkin bir görüntü oluşturuyor. Bunun yerine aksesuar şıklığında tasarlanmış, kurulumu, kullanımı çok basit olan iç mekan çözümlerimiz var. Tüketiciler bu konularda bilinçlendirilmeli ve ürünü nerede ve ne amaçla kullanacağını bilerek, belirterek seçmeli. Kullanılacak ortama göre belirlenmiş standartlarda üretilen, sertifikalı ve ilgili bakanlıklarca onaylı ürünler tercih edilmeli” diyor.
Panasonic uçtan uca kurumsal çözümlerini bu yıl 24-27 Şubat’ta Barselona’da düzenlenecek olan Mobile World Congress’te (MWC) sergileyecek.
Panasonic’in MWC standının (6. Hol, Stant H31) ziyaretçileri, başta ulaştırma, lojistik, perakende, otomotiv ve bulut bilişim olmak üzere birçok sektörde iş yaşamını ve üretkenliği geliştirecek kurumsal çözümleri keşfetme olanağı bulacak.
Panasonic’in dünyanın her yerinde kesintisiz çalışma ihtiyaçlarına yönelik Toughbook ve Toughpad’leri MWC Panasonic standında ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.
Panasonic, bulut bilişim sektörüne yönelik olarak, bir servis olarak videolu gözetim (VSaaS) sağlayarak kurumların güvenlik kayıtlarını uzaktan izleyip kayıt altına almalarına olanak tanıyan www.cameramanager.com hizmetini de etkinlikte tanıtıyor. Panasonic’in kablolu ve kablosuz teknolojilere sahip bulut bilişim ile uyumlu iletişim ekipmanları kurumlara daha akıcı iletişim sunuyor.
Panasonic’in yeni “bulut uyumlu”, elde kullanılabilir ve kablosuz bağlantılı Elektronik Haber Toplama kamerası da etkinlikte görücüye çıkıyor. Yeni AJ-PX270 kaydedilen içeriğin neredeyse eşzamanlı olarak paylaşılmasını ve içeriğe her yerden erişilebilmesini mümkün kılıyor.
Ulaştırma alanında ise Panasonic LED ekranlarının yanı sıra, otobüs ve tren istasyonlarındaki araçların gözetlenebilmesi için ideal bir çözüm sunan, Full HD görüntü ve akıllı yüz algılama özelliklerine sahip 360 derece Dome tipi Network kamerayı sergiliyor.
Panasonic’in perakendeciliğin geleceğini düşünerek tasarladığı İş Zekâsı Video sistemleri sayesinde perakendeciler artık daha hedefli promosyon faaliyetleri gerçekleştirebilmenin yanında pazarlama analizleri için yaş ve cinsiyet profilleme ile kaynaklarını uyumlu bir hale getirebiliyor.
Panasonic’in kurumsal çözümlerinin tanıtım faaliyetleri MWC’de kurulacak göz alıcı video duvarları ve büyük LED ekranlardan da takip edilebilecek.
Mobile World Congress 2014’te sergilenecek Panasonic ürün ve çözümleri:
FZ-G1 – 10.1” Toughpad
WV-SW598 – Full HD Dome tipi kamera
UT-MB5 – 20” 4K Toughpad
JS-960 – POS terminali
KX-UT6760NE – SIP Telefon
WV-SP503 – Gözetim kamerası
FM-131 - Printer
KX-UDT131CE – DECT phone
TH-55LFV5 – 55” ekran
AJ-PX270 – Elle kullanılabilen profesyonel kamera
Göz kapağı düşüklüğü, estetik görünüm açısından rahatsız etse de genellikle tedavi yoluna gidilmiyor ancak sorun, zaman geçtikçe göz sağlığı açısından ciddi sıkıntılara yol açıyor.
ntvmsnbc
Travma, felç ve doğumsal bozukluklar sonucu görülebilen veya ilerleyen yaş ile birlikte ortaya çıkan göz kapağı düşüklüğü, sadece estetik bir zorun değil. Sorunun ileriki yıllarda göz sağlığı için önemli sıkıntılara neden olabileceğini belirten Memorial Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Ümit Beden, yetişkinlerde ve çocuklarda farklı tedavi yöntemlerine başvurulduğunu söyledi.
Tedavinin cerrahi olduğunu belirten Beden, şunları aktardı: “Levator rezeksiyonu ve frontal askı adı verilen yöntemler kullanılmaktadır. Göz kapağını oynatan kas dokusunun problemli olması, göz kapağını aşağı çekiyor ise bu durumda küçük bir kesi ile göz kapağı kasına ulaşılarak, kas kısaltılmakta ve şikayetlerin önüne geçilmektedir. Göz kapağı düşüklüğü doğuştan ise, sinir hasarı ile oluşmuşsa ve kas çalışmıyorsa göz kapağı içeriden olacak şekilde kaşı kaldıran kasa asılır. Hasta kaşını kaldırdığında ve indirdiğinde göz kapağını kaldırıp indirmiş olur.”
GÖZ KAPAĞI SAĞLIKLI BİR GÖRÜNÜME KAVUŞUYOR
Hastaların pek çoğu ameliyattan sonra göz kapağının çok açık kalacağından endişe ettiğini ancak bunun yanlış bir inanış olduğunu vurgulayan Dr. Beden, “Uzman doktorlar tarafından yürütülmesi gereken bu tedavi sonrası hasta ameliyattan sonra gözünü rahatlıkla açıp kapatabilmektedir.Ameliyat genelde lokal anestezi ile yapılmaktadır. Bu nedenle hasta ameliyattan hemen sonra evine gidebilir, ertesi gün kontrole gelip, pansumanı yapıldıktan sonra normal hayatına dönebilir. Hastanın bu işleme bir gününü ayırması yeterlidir.Kişi 1-2 hafta kontrole çağırılır ancak bu tedavi hastanın günlük hayatına engel değildir2 ifadesini kullandı.
Kepçe kulak özellikle okul döneminde çocuklarda psikolojik sorunlara yol açıyor. Arkadaşları arasında alay konusu olan çocuklar özgüven sorunu yaşıyor. Oysa küçük bir ameliyatla onları bu travmadan korumak mümkün.
ntvmsnbc
Çocuklar için kepçe kulaktan kurtulmanın en uygun dönem 6 yaş öncesi. Kulak gelişimi insanlarda 6 yaş civarında tamamlanıyor. Bu nedenle ideal olan, kepçe kulak ameliyatını çocuk okula başlamadan yapmak. Böylece çocuğun yaşayacağı psikolojik travmaların ve sosyal problemlerin de önüne geçilmiş olur.
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cemal Aygıt, kepçe kulağı; baş ile kulağın yaptığı açının normalden daha geniş olması hali olarak tanımlıyor. "Karşıdan bakıldığında kulak sayvanı (kepçesi) belirgin olarak görülür; ayrıca kulak kepçesinin kıvrımları silik haldedir" diyen Dr. Aygıt, kepçe kulağın estetik bir sorun olup fiziksel bir hastalık hali olmadığını, ancak ayrıca dikkat çekecek ölçüde bir açıklık (kepçe görünüm) varsa psikolojik sorunlara yol açabildiğini belirtiyor.
SAÇLARIYLA ÖRTEMEYE ÇALIŞIR
Çocuklarda, arkadaşlarının alay konusu yapmasıyla psikolojik problemler ortaya çıkabileceğini aktaran Dr. Aygıt, sorunun tedavisi hakkında ise şunları söylüyor: "Kız çocuklar, saçlarıyla kulaklarını örter ve başkalarının yanında saçlarını toplayamazlar. Erkek çocukların işi ise daha zordur. Kulak gelişimi insanlarda 6 yaş civarında tamamlanır. Bu nedenle ideal olan, kepçe kulak ameliyatını çocuk okula başlamadan yapmaktır. Böylece psikojik travmalar yaşamadan sorunu çözmek mümkün olur. Ayrıca sosyal çevreye adaptasyonu daha kolay hale gelip, bu durumdan dolayı özgüveniyle ilgili sorun yaşamazlar.
ERKEN TEDAVİ AZ TRAVMA
Tedavi geç dönemlere kalırsa, çocuk sürekli psikolojik sorunlar ve özgüven kaybı yaşar. Tedavi edilmediğinde; çocuk ya bu durumu kabullenip bu şekilde yaşamaya çalışır ya da kepçe kulağını sürekli olarak gizlemeye gayret eder. Erken dönemde tedavi çocukların kepçe kulak nedeniyle yaşayacağı psikolojik sorunların önüne geçse de ne yazık ki hastalar çoğunlukla genç kızlık döneminde bizlere başvuruyorlar. Bu durum da onların çocukluk ve gençlik dönemlerinde hem sosyal hem de psikolojik açıdan sorunlarla geçirmelerine neden olur.
İKİ HAFTADA YENİ BİR HAYAT
Kepçe kulak tedavisinde; kulaktaki bozukluğun durumuna göre uygun bir yöntem seçilmelidir. Temel olarak yapılan işlemler şöyle özetlenebilir: Düzleşmiş görünümdeki kulak sayvanının kıkırdağı çizilerek aksi yöne dönmesi sağlanır. Kulak kıkırdağı ara dip kısmı kafaya dikilerek açı daraltılır. Daha sonra kulak arkasındaki cilt fazlalığı çıkartılır ve ardından da geçici bir kalıp ile bu şeklin korunması sağlanır. Yaklaşık bir hafta sonra kalıp çıkartılarak kulak arkasındaki dikişler alınır. Ön taraftan görünür bir kesi ya da dikiş olmaz.
Ameliyattan sonra iki hafta içinde ödemler geçerek normal bir görünüm sağlanır. Bu yöntemle ameliyat sonrası nüks yani kulağın kısmen veya tamamen tekrar açık hale gelmesi ihtimali en aza inmiş olur.
KENDİNE GÜVENİ GERİ GELİR
Kepçe kulak ameliyatında genel anestezi şart değildir, lokal anestezi ile yapılabilir. Ancak istenirse çocuk hastalarda ve konfor açısından erişkinlerde genel anestezi de uygulanabilir. Kepçe kulak ameliyatı sonrasında çocuklar psikolojik açıdan kendilerini daha iyi hisseder, sosyal hayata çok daha rahat adapte olur ve kaybetmiş oldukları özgüvenlerini yeniden kazanırlar."