"Ulaşılabilirlik Bölgesel Paylaşım Toplantıları"nın on ikincisi Doğu Anadolu Bölgesi için Van'da yapılıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği işbirliğinde düzenlenen Ulaşılabilirlik Bölgesel Paylaşım Toplantıları'nın on ikincisi 26 Mayıs 2012 tarihinde Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van Rescate Otel'de gerçekleştirilecek.
Özürlülerin de herkes gibi ve herkesle birlikte, yaşamın tüm alanlarındaki hak ve hizmetlere ulaşabilmesi ve bunlardan yararlanabilmesi ilkesinden yola çıkılarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Türkiye Belediyeler Birliği işbirliğinde düzenlenen Ulaşılabilirlik Bölgesel Paylaşım Toplantıları ile en doğusundan en batısına bölge bölge tüm Türkiye'de yerel yönetim idarecileri ve fiziksel çevreye ulaşılabilirlikle ilgili teknik personelin bilgi ve bilinç düzeyinin arttırılması amaçlanıyor.
Ulaşılabilirlik Bölgesel Paylaşım Toplantıları kapsamında daha önce Marmara Bölgesi Toplantısı 26-28 Aralık 2011 tarihinde Kocaeli Çayırova'da, Akdeniz Bölgesi İlk Toplantısı 14 Ocak 2012 tarihinde Adana'da, İç Anadolu Bölgesi Toplantısı 28 Ocak 2012 tarihinde Kayseri'de, Karadeniz Bölgesi Toplantısı 18 Şubat 2012'de Trabzon'da, Güneydoğu Anadolu Bölgesi Toplantısı 3 Mart 2012'de Diyarbakır'da, Ege Bölgesi Toplantısı 17 Mart 2012'de İzmir'de, Doğu Anadolu Bölgesi Toplantısı 24 Mart 2012 tarihinde Erzurum'da, Akdeniz Bölgesi İkinci Toplantısı 28 Nisan 2012 tarihinde Antalya'da, İç Anadolu Bölgesi İkinci Toplantısı 9 Mayıs 2012 tarihinde Ankara'da, Marmara Bölgesi İkinci Toplantısı 12 Mayıs 2012 tarihinde Bursa'da ve Marmara Bölgesi Üçüncü Toplantısı 14 Mayıs 2012 tarihinde İstanbul'da düzenlendi.
Ulaşılabilirlik Bölgesel Paylaşım Toplantıları kapsamında on ikinci toplantı 26 Mayıs 2012 tarihinde Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van'da düzenleniyor. Toplantı kapsamında ulaşılabilirliğin önemi, ulaşılabilirlik mevzuatı, tespit formları ve bölgesel örnek çalışmalar ile yerel yönetim idareci ve personeline Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İmar Yetkilerine ilişkin bilgilendirmeler yapılıyor.
Van'da düzenlenen toplantıya bölgede bulunan Vali, Vali Yardımcıları, Belediye Başkanları, Başkan Yardımcıları, fiziksel çevreye ulaşılabilirlikle ilgili teknik personel, İl Özel İdarelerinden ilgili personel, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü ve müdürlüğün ilgili teknik personeli katılacaktır.
ŞEHİR
TARİH
BÖLGE
Çayırova/Kocaeli
26, 27, 28 Aralık 2011
Marmara
Tamamlandı
Adana
14 Ocak 2012
Akdeniz
Tamamlandı
Kayseri
28 Ocak 2012
İç Anadolu
Tamamlandı
Trabzon
18 Şubat 2012
Karadeniz
Tamamlandı
Diyarbakır
03 Mart 2012
Güneydoğu Anadolu
Tamamlandı
İzmir
17 Mart 2012
Ege
Tamamlandı
Erzurum
24 Mart 2012
Doğu Anadolu
Tamamlandı
Antalya
28 Nisan 2012
Akdeniz
Tamamlandı
Ankara
09 Mayıs 2012
İç Anadolu
Tamamlandı
Bursa
12 Mayıs 2012
Marmara
Tamamlandı
İstanbul
14 Mayıs 2012
Marmara
Tamamlandı
Van
26 Mayıs 2012
Doğu Anadolu
Yapılacak
Samsun
28 Mayıs 2012
Karadeniz
Yapılacak
Malatya
31 Mayıs 2012
Doğu Anadolu
Yapılacak
Gaziantep
02 Haziran 2012
Güneydoğu Anadolu
Yapılacak
Ben bu gece ağlamak istiyorum,tutma gözyaşlarımı kirpiklerim,kapanma göz kapaklarım
Benim bu gece canım acıyor,ıslansın yanaklarım,dolsun avuçlarım.
bunlar ne kadar güzel sözler tam bir duygu seli olmuş tebrikler vede teşekkürler
Yeryüzünün en merhametlisi Peygamberimiz (s.a.v) ve engelliler
Her toplumda olduğu gibi Peygamberimiz döneminde de engelli kimseler bulunmaktaydı. Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- sağlam insanların engellilere davranışlarını düzenleyen ahlâkî prensipler getirmiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte görme engelliye yol gösterme, sağıra ve dilsize laf anlatma sadaka olarak değerlendirilmiştir:
"Âmâya rehberlik etmen, sağır ve dilsize anlayacakları bir şekilde hitap etmen, muhtaç bir kimseyi ihtiyacını tedarik etmesi için gerekli yere götürmen, derman arayan dertlinin imdadına koşman, koluna girip güçsüze yardım etmen, konuşmakta güçlük çekenin meramını ifade edivermen, bütün bunlar sadaka çeşitlerindendir..." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/168-169)
Bu dönemdeki engelli sayısını tam olarak bilememekle birlikte azımsanamayacak derecede engelli olduğu söylenebilir. Özellikle görme ya da bedenî bir engeli bulunan sahabe arasında isimleri Müslümanların çoğu tarafından bilinen, Abdurrahman b. Avf, Amr b. Cemuh, Muaz b. Cebel,Amr b. Tufeyl, Habbab b. Eret, Imran b. Husayn, Abdullah b. Ümmü Mektum gibi sahabenin meşhurlarının olması da bu kanaati desteklemektedir. Bunlar arasında otuz yıl kronik bir rahatsızlıktan dolayı yataktan kalkamayan ama halinden şikâyet etmeyen İmran b. Husayn gibi sahabeler olduğu gibi, Efendimiz'in (s.a.v) ahirete irtihalinden sonra bir gözünü kaybetmiş Abdullah b. Mes'ud ve Ebû Süfyan gibi sahabeler de vardır. Bu arada ortopedik engelli sahabelerin çoğunun savaşlarda aldıkları ok ve kılıç darbeleriyle bu hâle geldikleri unutulmamalıdır.
Yine dikkatlerden kaçmaması gereken bir husus da, engelli sahabelerin kimler olduğunu düşündüğümüzde aklımıza pek fazla bir ismin gelmeyişidir. Bu durum bize sahabenin Allah'tan gelen her şeyi rıza ile karşılayıp, herhangi bir isyan tavrı sergilemeden İslâm'a hizmet etmeye ve toplum içinde faydalı bir unsur olmaya çalıştıklarını göstermektedir. Mesela, Muaz b. Cebel'in ayağındaki sakatlığın pek çok kimse tarafından bilinmediğini söyleyebiliriz. Oysa Hz. Muaz, Efendimiz (s.a.v) tarafından o günün şartlarında oldukça uzak sayılabilecek olan Yemen'e gönderilmiş ve dine hizmet etmekten bir an geriye kalmamıştır.
"Peygamberimiz (s.a.v.), engelli sahabelere hususi ilgi ve şefkat göstermiş,
onları toplumun faydalı bir unsuru haline getirmiştir."
Meselâ, Bilal-i Habeşî ile birlikte Hz. Peygamber'in (s.a.v) müezzinliğini de yapmış olan ve Peygamberimize kendisi hakkında ayet inen (Abese 80 /1-12) Abdullah b. Ümmi Mektûm âmâ oluşu yanında evinin mescide uzaklığını ve kendisini mescide götürecek kimsesinin bulunmayışını da mazeret göstererek, namazı evinde kılabilmek için Allah Resûlü'nden (s.a.v.) müsaade istemişti. Resûlullâh ise: "- Sen namaz için ezân okunduğunu işitiyor musun?" diye sordu. O, "Evet." cevabını verince, Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "- O halde davete icabet et, cemaate gel" buyurdu. (Müslim, Mesâcid 255; Ebu Dâvûd, Salât 46) Bu rivayet, cemaatle namazın ne derece önemli olduğunu göstermekle birlikte,Peygamberimiz'in âmâ bir zatı toplumdan tecrit etmeyerek onu cemaat içinde bulunmaya teşviki de bilhassa dikkat çekicidir. Bu hadiseden, İslâm'ın görme engelli kimselere cemaate devam hususunda ruhsat tanımadığı sonucu da çıkarılmamalıdır. Nitekim Peygamber (s.a.v) Efendimiz, görme engelli bir sahabe olan İtban b. Mâlik'e evinde imamlık yapmaya müsaade etmiştir. Bu hususta Abdullah b. Ümmi Mektum'un sahabenin ileri gelenleri arasında bulunması, ilk Müslümanlardan olması, müezzinlik yapması gibi özelliklerinden dolayı cemaat arasında bulunmasının önemli olması hususu göz ardı edilmemelidir. Çünkü o, engelli sahabeler arasında âdeta sembol bir isim durumundadır. Onun ısrarla toplum içerisinde aktif olarak bulunması kendisinden sonra gelen benzeri kimselere müspet örnek teşkil edecektir. Bunun yanındaHz. Peygamber değişik vesilelerle Medîne dışına çıktığı zaman, Abdullah b. Ümmi Mektûm'u yerine cemaate namaz kıldırması için vekil olarak bırakmıştır. Bu görevin kendisine on üç defa verildiği nakledilmektedir. (İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, 4/264.)
"Günlük hayatını kolaylaştırmak sadaka, iş imkânı sağlamak sosyal sorumluluk"
İslam dini merhameti, muhtaçlara yardım elini uzatmayı ister. Peygamberimiz (s.a.v.) "İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez"(Müslim, Fedâil, 66) buyurmuştur. Engelliye merhamet etmek demek, onu eğitmek ve ona edindiği mesleğe uygun bir iş vermek demektir. Çünkü dinimizde insan enerjisinin israfı, israfların en kötüsüdür. Herkes kabiliyet ve kapasitesine göre eğitilerek üretme katkıda bulunmalıdır. Aksi takdirde zaman ve insan gücü değerlendirilmemiş olur. Nitekim Peygamberimizin bu konuyla ilgi örnek davranışları saymakla bitmiyor.
"Peygamberimiz Engelli sahabe ile pazarda satış yapıyor"
Efendimizin, bazı bedenî kusurları olduğu için, toplum içinde bulunmaktan tedirgin olan ve bu yüzden çölde yaşamayı tercih eden Zahir isminde bir sahabeye çölden bazı meyve ve çiçekleri, şifalı bitkileri toplattırıp, Medine pazarında beraberce pazarlamayı önermesi ilginçtir. Pazardaki alışverişlerde Zahir'e yardımcı olan Peygamberimiz etrafına da "Zahir bizim çölümüzdür, biz de onun şehriyiz" diyerek sürekli iltifatlarda bulunmuştur. (Tirmizî, Şemâil, 120, Beyrut, 1406.)
Peygamberimiz, bizlere ikazını Asr-ı Saadet zamanında yapmış!
"Cüzamlılara uzun süre bakmayın!"
Toplumun içinde engelliler olduğu gibi bazı kimselerin yakınları arasında da değişik seviyede engelliler bulunabilir. Toplum olarak engellilere Peygamberimizin ahlakını örnek alarak sevgi, ilgi ve şefkatle davranmak esas olmalıdır. Yine Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) tavsiyesi istikametinde, rahatsız edecek bir şekilde engelli kimselere uzun süre bakmamak gerekir. Zira Peygamberimiz, "Cüzzamlılara uzun süre bakmayın." (Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, 5/100-101.) buyurmaktadır. Peygamberimizin bu sözü, cüzzamlı kimselere, dolayısıyla bedenî bir kusuru bulunan kimselere rahatsız edecek şekilde bakılmaması gerektiğini göstermektedir.
"Akıl melekesi tam olmayan sahabeye Peygamberimizin davranışı"
"Bir keresinde bir bedevi mescidin önüne devesini bırakır. Özel durumu herkesçe malum olan Nuayman'a birkaç sahabe, şöyle bir teklif getirir: "Sen şu deveyi kesiversen de onu yesek! Et yemeyi çok özledik. Nasılsa Resulullah onun bedelini öder". Nuayman, bu sözlerden hemen etkilenerek deveyi keser. Bedevi dışarı çıkınca kıyameti koparır. Peygamberimiz durumu anlar ve Nuayman'ı bir hendeğin içinde gizlenmiş olarakbulur. Onu hendekten çıkarır ve "Bunu niçin yaptın" yerine "Bu yaptığını sana yaptıran nedir?" der. Nuayman da kendini savunurcasına, "Benim yerimi sana gösterenler var ya, ey Allah'ın Resulü! İşte onlar bu işi bana yaptırdılar." der. Peygamberimiz onun yüzündeki tozlarını hem siler hem de tebessüm ederek onun gönlünü alır ve bedevinin devesinin bedelini öder."( İsabe, III/570; İstiab, III/575 (Rabia b. Osman'dan).
Engellilik hali, insanın temel fonksiyonları açısından eksiklik olsa da, insanî yönden bir kusur değildir. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın
"Harâbât ehline hor bakma şâkir / Defineye mâlik virâneler var"
dizeleriyle, dış görünüşü itibariyle önemsenmeyen veya engelli pek çok kimse, zengin ve diri bir gönül yapısıyla Allah katında çok değerli olabilir. Geçmiş milletler arasında, özellikle zihinsel engellileri şeytan ve cinlerin musallat olduğu kimseler olarak görenler ve bu sebeple ateşe atıp yakanlar olmuştur. İslâm, bu ve benzeri insanlık dışı her türlü hareketi yasaklamış ve hiçbir şahsın yaşama hakkının engellenemeyeceğini belirtmiştir. Ne yazık ki günümüzde Ülkemizde bile kimi engelliler zincirle ahırlarda hapsediliyor ve onlardan utanılıyor.
Allah Resulü: "Muhakkak ki Allah, dünyada insanlara azap edenlere, azap eder" buyurmuştur. Bu sebeple düşküne ve engelliye azap olacak hususlar düşünülerek giderilmesi lazımdır. Şehir planları, yollar, parklar, vasıtalar ve umumi yerlerde engellilere uygun yapılaşmaya gidilerek onları sıkıntılardan kurtarmak gereklidir. Bu konuda engellilerin fikirleri de alınmalıdır.
UNUTMAYALIM Kİ "HER SAĞLIKLI İNSAN BİR ENGELLİ ADAYIDIR"
KUTLU DOĞUM HAFTASINI LAYIKIYLA GEÇİRMEK TEMENNİSİYLE
DOLUNAY DERNEĞİ ENGELLİLER BİRİM BAŞKANLIĞI
İşitme kayıpları toplum içerisinde en sık görülen engel türlerinden biridir. Sağlık Bakanlığı ile yürütülen, Yenidoğan İşitme Tarama Projesi kapsamında elde edilen verilere göre; ülkemizdeki her 10.000 canlı doğumun 30'unda işitme kaybı görülmektedir. Birçok engel ve doğumsal hastalıktan daha sık görülmesine rağmen, işitme kayıpları kamuoyunda aynı oranda karşılık bulmamakta ve engellilerin sorunları çözümsüz kalmaktadır. Bu anlamda, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi işbirliği ile işitme engellinin erken tanısı, bu alandaki teknolojik gelişmeler ve entegrasyonu temalı "DUYUYORUM" adlı bir konferans düzenleniyor.
25 Mayıs 2012 tarihinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu Oditoryumu'nda saat 9.30'da başlayacak olan ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Sayın Recep Akdağ ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sayın Yunus Söylet ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Özgün Enver'in katılacakları Konferans gün boyu sürecek.
Konferansta; işitme kaybı nedenleri, tanılanması, korunma yolları, tedavisi, cihazlandırma, işitme engelli birey ve ailesinin eğitimi, Türk İşaret Dili, işitme engelli bireylerin hakları konularında bilgilendirme ile yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri konu başlıkları işlenecek. Konferansa hizmet sağlayıcı kurum ve kuruluş temsilcileri, işitme engelli bireyler ve aileleri, işitme engellilik alanındaki sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve işitme cihazı firma temsilcileri katılacak.
Konferansta, katılan işitme kayıplılar ve ailelerine, işitme kaybı ile ilgili bilgilendirme konuşmaları yapılarak, ailelerin bu konudaki sorularına cevap verilecek. Ayrıca işitme bilimi alanında meydana gelen gelişmeler ve işitme engellilerin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak cihazlar hakkında bilgiler sunulacak. Konferansın ikinci bölümünde işitme engellilik alanındaki sivil toplum kuruluşları, yaşadıkları sorunları ve tespit ettikleri çözüm yollarını aktaracaklar.
Konferansla birlikte ülkemizde işitme engelli doğan bireyler için başlıca risk faktörlerini belirlenmesi, işitme kaybına neden olan hastalıklar, korunma yolları ve tedavi yönetmlerinin ortaya konması, işitme kaybına eşlik eden sorunların belirlenmesi, amplifikasyonun önemi ve lisan kazanımı üzerindeki etkisinin sunulması, tanı sonrası yapılan uygulamalar ve ailelerin doğru bilgilendirilmesinin süreçteki etkisinin belirlenmesi, işitme engellilerin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak teknolojik araçların sunumu, işitme cihazlarında tamir, servis sorunları ve bu sorunların çözüm yollarının belirlenmesi, işitme kaybı olanların erken dönem eğitimlerinde karşılaşılşan güçlükler ve bu güçlüklerin çözüm yollarının ortaya konması, işitme engellilerin beklenti ve sorunlarının belirlenmesi, koklear implant kullanıcılarının sorunları ve gerekli çözümlerin belirlenmesi, erken eğitimin önemi ve işaret dili eğitiminin alandaki yerinin ortaya kaonması, erken tanının öneminin vurgulanması için bir diyalog ortamının sağlanması amaçlanmaktadır.
Program:
08.30 - 09.30 AÇILIŞ
09.30 - 12.00 KONFERANSLAR
09.30 - 09.50: İşitme kaybına neden olan hastalıklar, korunma yolları ve tedavi yöntemleri Doç. Dr. Emin Karaman (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi)
09.50 - 10.10: İşitme kaybına eşlik eden sorunlar Doç.Dr.Özgür Yiğit (T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi)
10.10 - 10.30: Amplifikasyonun önemi ve lisan kazanımı üzerindeki etkisi Doç.Dr Ahmet Ataş-Uzm.Ody. Eyüp Kara (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi)
10.30 - 11.00: ARA (Çay, Kahve ve İkram)
11.00 - 11.20: İşitme Kaybı tanısından sonra yapılan uygulamalar ve ailelerin doğru bilgilendirilmesinin önemiUzm.Eğt.Ody. Halide Kara (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi)
11.20 - 11.40: İşitme engellilerin günlük yaşamlarını kolaylaştıracak teknolojik araçların kullanılmasıÇoruhcan Özkan(İŞİTDER)
11.40 - 12.00: İşitme cihazlarında tamir, servis sorunları ve çözüm yolları Mahfuz Ağaç (İŞİTDER Başkanı)
12.00 - 13.30: ÖĞLE YEMEĞİ
13.30 - 14.00: İşitme Engelliler tarafından hazırlanan Gösteri
14.00 - 15.00: Açılış Konuşmaları
Prof. Dr. Haydar Sur (İ.Ü. SBF Dekanı)
Prof. Dr. Özgün Enver (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı)
Prof. Dr. Yunus Söylet (İstanbul Üniversitesi Rektörü)
Prof. Dr. Recep Akdağ (T.C. Sağlık Bakanı)
Fatma Şahin (T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı)
15.00-15.20: Ara
15.20-17.00: Konferanslar
15.20 - 15.35: İşitme kayıplıların erken dönem eğitimlerinde karşılaşılan güçlükler ve çözüm yolları Viki Özromano (İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği)
15.35 - 15.50: Koklear implant kullanıcılarının sorunları ve çözümler Mustafa Koyuncu (Cochlear İmplant Derneği)
15.50 - 16.05: İşitme engellilerin beklenti ve sorunları Ercüment Tanrıverdi (Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu)
16.05 - 16.20: Erken eğitimin önemi ve İşaret dili eğitimi Dr. Ömer Cenker Ilıcalı (Türkiye İşitme, Konuşma Vakfı)
16.20 - 16.35: İşitme kaybında erken tanının önemi ve sonuçlar Doç. Dr. Ahmet Ataş (İ.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi, Odyoloji Bölümü)
16.35 - 17.00: Özürlü hakları ve Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğün verdiği hizmetler Dr. Aylin Çiftçi (T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü)
17.00 - 17.30: Tartışma ve Sonuç Raporu
Toplantıyı Düzenleyen Kuruluşlar:
1. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
2. İstanbul Üniversitesi
3. İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
4. İ.Ü Sağlık Bilimleri Fakültesi, Odyoloji Bölümü
5. T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü
6. T.C. Sağlık Bakanlığı, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
7. Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu
8. Türkiye İşitme, Konuşma Vakfı
9. İŞİTDER
10. İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği
11. Cochlear İmplant Derneği
Yeşeren yapraklar gibi yemyeşildi gözlerin.
Ezberimde kalırdı bana sarfettiğin her bir sözlerin.
Şanslıyım çünkü seni mısralara sığdıramayacak kadar çok severim.
İnanmazsın ama hasret dolu sözlerle doludur yüreğim.
Layık değilim desende olsun çünkü ben seni çok severim.
Gülüşünü, bakışını, duruşunu, her bir şeyini çok özledim.
Ömrüm boyunca bana geleceğin günü hayal ederek yollarını gözledim.
Zamanımı hep seni düşünmekle, hayal etmekle ve özlemekle geçıririm.
Lambaların ışık saçması gibi hayatıma gelişinle işık saçarsan çok sevinirim..
Üç günlük değil bir ömürlüktür bendeki bu sevgin bunu iyi bilirim.
Merhamet et seni seven bu aşığa çünkü ben seni ölesiye çok severim ve çok
Yüreğimin dili olsada bir konuşsa,
Bir anlatabilse bendeki seni, sana.
Seni ne çok sevdiğini,
ve seni ne çok istediğini.
Yalnız istemekle olmuyor işte, düşünmeklede.
Bedenim ağır geliyor,
utanıyorum bu bedenden..
Şiir gözlüsünü sayıklıyor bu gönül.
Haykırmak geliyor içimden !
Sevmek istiyorum,
kırılmadan yorulmadan,
Şartsız, kuralsız, koşulsuz,
ve nedensiz sevmek.
Sadece sevmek istiyorum,
ağlamadan, ağlatmadan...
Sabah uyanmak istemeyeceksin ilk günler,
yemek yiyemeyeceksin,
boğazına ayrılık takıldı çünkü.
günde milyon kez telefona bakacaksın,
boş bir cümle bekleyeceksin,
hatta herhangi bir dilde olması bile gerekmeyen.
O mu ? O bazen pişman olacak,
sende bıraktıklarına üzülecek,
ağlayacak belki bazen...
Seni hatırlayacak arasıra,
Eli telefona gidecek istemeden.
Ama seni bir daha hiç sevmeyecek