Biyolojik antropoloji (ya da Fiziksel antropoloji), biyolojik evrim, kalıtım, uyum ve varyasyon, primat morfolojisi ve insan evrimine ilişkin fosil kayıtları inceleyen bir bilim dalıdır.[1]
On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan bu bilim dalının kurucusunun Paul Broca olduğu kabul edilmektedir.
Biyolojik yarı ömür bir maddenin yarı miktarının bir organizmadan fiziksel veya kimyasal bir süreç ile yok edilmesi için gereken zaman dilimidir. Biyolojik yarı ömür önemli bir farmakokinetik parametredir ve genel olarak kısaltılarak t1/2 şeklinde yazılır.
1860 Oxford evrim tartışması, Charles Darwin'in Türlerin Kökeni adlı yapıtının yayımlanmasından yedi ay sonra, 30 Haziran 1860 tarihinde Oxford Üniversitesi Müzesi'nde yapılmıştır.[1] Tartışmaya katılanlar arasında Thomas Henry Huxley, piskopos Samuel Wilberforce, Benjamin Brodie, Joseph Dalton Hooker ve Robert FitzRoy gibi ünlü Britanyalı biliminsanları ve filozoflar bulunmaktadır.
Tartışmanın bugün bile anımsanmasının temel nedeni Wilberforce'un Huxley'ye büyükanne ya da büyükbabasının maymun soyundan gelip gelmediğini sormuş olmasıdır.[2] Huxley'nin bu soruya verdiği yanıtın atalarının maymun olması olasılığının kendisini utandırmayacağı; ancak, doğruları saptıran bir kişinin soyundan gelmiş olmanın onu daha fazla yaralayacağı biçiminde olduğu sanılmaktadır.[2] Tartışma Huxley-Wilberforce tartışması ve Wilberforce-Huxley tartışması olarak da bilinmektedir.
Tartışmanın özgün metni var olmadığından[1] Huxley ve Wilberforce'un tam olarak ne dedikleri bilinmemektedir.
Biyolojik saat, insan vücudundaki hormonların ne zaman salgılanacağı gibi metabolik işlemleri düzenler. Son araştırma bilgilerinde bu saatin işleyişini beyinde bulunan pineal bezi adlı ışığa duyarlı yapı sağlamaktadır.[1] Ayrıca Washington Üniversitesinden araştırmacılar beyinde birden fazla biyolojik saat olduğunu ortaya çıkarmışlardır.[2] Uzun uçak yolculuğunda biyolojik saatlerin düzeni bozulur, bundan dolayı yorgunluk, uykusuzluk gibi sorunlar ortaya çıkabilir.[3]
Fiziksel evrenbilim veya fiziksel kozmoloji, bir gökbilim dalı. Evrendeki en büyük yapılarla ve evrenin dinamikleriyle ilgilenir, evrenin oluşumu ve evrimiyle ilgili sorulara cevap bulmaya çalışır. İnsanlık tarihinin büyük bir kısmı boyunca metafizik ve dinin bir dalı olarak kaldı.
Fiziksel kozmoloji, esas olarak Albert Einstein'ın genel görelilik kuramıyla 20. yüzyılın başlarında başladı ve çok uzak nesnelerin daha iyi gözlemlenmesiyle gelişti. Bu, evrenin kökeni ile ilgili tahminler yürütülmesine ve bilim adamlarının Büyük Patlama kuramını üretmesine yardımcı oldu.
Gökfiziği, gök fiziği, astrofizik veya yıldız fiziği[1]; Astrofizik Alm. Astrophysik (f), Fr. Astrophysique, İng. Astrophysics. Gök cisimlerinin ve olaylarının fiziksel ve kimyasal özelliklerini , yapılarını inceleyen astronomi dalı. Bu incelemeler için tek bilgi kaynağı gök cisimlerinden yayılan ışık ve diğer elektromanyetik dalgalardır. Bu dalgaları tesbit eden aletler vasıtasıyla toplanan bilgiler fizik ve kimya bilimlerinde elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak değerlendirilir ve yorumlanır.
Karanlık madde
ilk olarak Fritz Zwicky tarafından 1933'te öne sürülen bu kavram uzun yıllar ciddiye alınmamıştır. 1970'te Vera Rubin tarafından tekrar öne sürülmüş, ancak 2006 Ağustos'ta bilim dünyasında kabul görmüştür. Karanlık madde, ışınım yolu ile değil dinamik sistemler (Gökadaların döngüsel hızları, gökadanın başa gökadalar içindeki yörüngesel hızları vs.) sayesinde saptanabilir.
Karanlık enerji
Evreni genişlettiği varsayılan enerji türü, karanlık madde ile evrenin %95'ini oluşturduğu ileri sürülmüştür. İlk olarak 1980 yılında Alan Guth, sonra ise 1998 yılında Brian Schmidt ve Saul Perlmutter tarafından öne sürülmüştür. Aslında ilk olarak Albert Einstein bulsa da, Edwin Hubble'ın karanlık enerjisine saçma sapan enerji diyerek bu enerji türünü önemsememiştir.
Ağlamakla Başladı Sözlerim,
Sensiz geçti günlerim
Hergün yollarını gözlerim
Döngel Fatoşum seni çok özledim
Birkerecik tatlı sesini duyur bana,
O güzel yüzünü göster bana,
İyi olduğunu hissettir bana,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Elini tutamasamda, saçını okşayamasmda,
Sana dokunamasamda, boynuna sarılamsamda,
Sana seni seviyorum diye haykıramasmda,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Kalbim sensizliğe datanamaz oldu,
Gözümün yaşı kurumaz oldu,
Elim ayağım tutmaz oldu,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Sensiz dilim konuşamaz oldu,
Aklım senden başkasını tanımaz oldu,
Kalbimdeki sevdam gururu anlamaz oldu,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Artık acı dolu günler bitsin,
İçindeki tüm korkular gitsin,
Sevda rüzgarı bizim için essin,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Soldu yanaklarım, kurudu dudaklarım,
Aka aka sel oldu gözyaşlarım,
Sensiz sarılmaz oldu kanayan yaralarım,
Döngel Fatoşum seni çok özledim.
Ağaçlar yapraklarını oynatarak alkış çalar yüreğimdeki sewgime
Gökyüzündeki kuşlar cıvıl cıvıl öterek beste yaparlar yüreğimdeki sewgime
Yangınlar alevlerini yükseltirek kıskanırlar yüreğimdeki sewgimi
Yer altından binalar sallanarak oynarlar yüreğimdeki bu sevgime
Saniyeler, dakikalar, saatler hiç bitmez zamansızdır bu yüreğimdeki sevgim
Günler, aylar, mevsimler yıllar geçsede bitmez, sonsuzdur yüreğimdeki sevgim
Şiirler yazılıp şair olunur, şarkılar söylenip sanatçı olunur yüreğimdeki bu sevgime
Gözyaşım akar akar pınar olur gören hayran kalır yüreğimdeki bu sevgime
Sevmeyen anlar seven anlamaz, doğa bilir insan bilmez yüreğimdeki bu sevgimi
Sol yanım acır aşktan, sevgiden, hasretten, özlemden yüreğimdeki sevgim yanar
Kısacası kainat ayağa kalkar, insanlar hayran kalır yüreğimdeki bu sevgime
Ama bir tek kişi bilmez, sevmez, anlamaz, kubullenmez yüreğimdeki sevgimi
Bir gün sevip anlarsan yeşil gözlü sevdiğim yüreğimdeki bu sevgimi
Sımsıkı ellerini tutup saçlarını okşamak
Gözlerine bakıp seni seviyorum diye haykırmak
Seninle yaşayıp mutluluk hayali kurmak
Bitti artık sevgilim her şey buraya kadarmış
Yüreğimde sana olan sevgim varken
Tenimde senin o güzel kokun varken
Kulaklarımda o tatlımı tatlı sesin varken
Bitti artık sevgilim herşey buraya kadarmış
Şimdi sensiz nasıl yapar ? Sensiz nasıl yaşarım ?
Sen yanımda yokken nasıl mutlu olmayı başarırım ?
İster kabul et ister etme sen yoksan her gün ağlarım
Çünkü bitti artık sevgilim herşey buraya kadarmış
Ne ölüyüm ne diriyim yalnız seni çok seven biriyim
Allahın yarattığı bir kulum ama gözlerinin kölesiyim
Kim ne derse desin ben seni canımdan çok severim
Ama bitti artık sevgilim her şey buraya kadarmış
Mutlulağa muhatacım sana muhtacım gözlerine muhtacım
Sen yanımda ol yeterki herşeyi göze almaya razıyım baştacım
Seni sevip sensiz yaşamak senden ayrılmak oldu yüreğimdeki acım
Çünkü Bitti Artık Sevgilim herşey buraya kadarmış
Unutamamıştım bi türlü o tatlı sözünü
Rüyamda görmüştüm o güzel yüzünü
Sende bulmuştum ben kaderin özünü
Unutamıyorum işte o kahwerengi gözünü
Sen gidince yemiştim feleğin sillesini
Bir tokat gibi vuruşun acıttı şu yüreğimi
Sen yoksun yanımda kim tutar şu ellerimi
Unutamıyorum işte arkana bakmadan gidişimi
Seni görmek isteyen şu gözlerim ıslaktı
Çünkü hergün seni düşünerek ağlardı
Seni unutamıyorum işte unutamıyorum
Çünkü şu deli gönlüm yalnızca sana aşıktı
Susma sevdiğim yüreğim hep seni seviyor
Bilki ağlayan gözlerim hep seni istiyor
Gönlüm artık sensizliğe dayanamıyor
Çünkü heran her dakika seni özlüyor
Suçlusun deyip beni sensizliğinle cezalandırıyorsun
Benim seni sevdiğim gibi sen beni sevmiyorsun
Gönlüm sen yokken ahlar wahlar çeke çeke
Ben seni özlüyorum ama sen beni özlemiyorsun
Kalbimin kırık olduğu anda bile
Gönlümün üzgün olduğu anda bile
Tek başıma yalnız kaldığım zamanlarda bile
Özlüyorum seni şu yüreğimdeki sevgin ile
gözyaşlarım aktı pınar oldu
yüreğim senin sevginle doldu
seni sewiyorum ama artık bitti
ve bana yaşamak haram oldu
sensiz ne yaparım ne ederim bilemem
senden bir başkasını asla sevemem
sensiz yaşamayı asla kabullenemem
sensiz yaşamak bana haram oldu
mutluluğun sırrı sensin ama yoksun
kalbimin gülü sensin ama solmuşsun
artık senden ayrıyım peki öyle olsun
ama bilki sensiz yaşamak haram oldu
yaş doldu seni göremeyen şu gözlerime
bir kor ateş düştü seni seven yüreğime
acılarım kabardı sen terk edip gidince
artık sensiz yaşamak bana haram oldu
olmayacak duaya biz amin demişiz
ama ne yapalım biz birbirimizi sevmişiz
bu aşkı artık sona erdirip bitirmişiz
artık sensiz yaşamak bana haram oldu
yolun açık olsun dersin ama yollarım kapalı
senden ayrıldığımdan berli şu yüreğim yaralı
yüreğim sensiz yaşamaktan artık bunaldı
artık sensiz yaşamak bana haram oldu
sensiz yaşamaya hiç tahammülüm yok
kalbimde senden başkasına hiç yer yok
mutsuzum sensiz hayatın bir önemi yok
artık sensiz yaşamak bana haram oldu
gel tekrar başlayıp seninle barışalım
hayata kafa tutup seninle meydan okuyalım
el ele verip tüm insanları kıskandıralım
unutma sensiz yaşamak bana haram oldu
sensin artık benim yaşama hewesim
sensin dudaklarımdan çıkan sözlerim
her an yanımda seni görmek ister gözlerim
çünkü ben seni herkesten çok sewerim
sen yanımda olmasan ben ne yapardım
gündüzleri nasıl güler geceleri nasıl ağlardım
aşkım aşkım diyerek her dakika yanardım
çünkü ben seni herkesten çok sewerim
sen girince hayatıma dünyam aydınlandı
solgun yanaklarımda topurcuklu çiçekler açtı
hayat yalnızca seninle birlikte anlam kazandı
çünkü ben seni herkesten çok severim
gönüllerimiz bir oldu kalplerimiz bir oldu
gözyaşlarım dindi gülümsemem senle oldu
sewgimin değerini kıymaetine bilen yüreğin oldu
işte bu yüzden ben seni çok severim
Bitermi bu hasret? kavuşur muyum sana?
Tuturmyım ellerini? bakarmıyım gözlerine?
Ölümüne sevdiğim gibi severmisin beni?
Yoksa ellerin olup üzermisin bu yüreğimi?
Kırarmısın kalbimi? mahfedermisin bu hayatımı?
Kalbimde bir sızı gözümde bir damla yaşmı bırakırsın?
Bilemem ama bildiğim tek bişey var...
ben seni çok sevdim çok seviyorum ELLERRİN OLSAN bile...!
Seninle taddım ben aşkı, sevdayı, hüznü,
Seninle doldurdum boş olan şu gönlümü,
Senin için yaşlarla doldurdum şu iki gözümü,
Kalbimde bitmeyen aşk, gözümden akan yaşsın sevgilim.
Kim bilir nerelerdesin? ben senden sen benden uzak,
Yokluğunda üzülmüş perişan olmuş yüreğime gelde bir bak,
Tek muradım seninle bir ömür mutlu mesud yaşamak,
Varlığında mutluluğum yokluğunda mutsuzluğumsun sevgilim
Senin sevgin yüreğimin her yanını kapladı,
Senin sevgin ömrümü bir kelepçe ile bağladı,
Sevgim gün geçtikçe azalacağına dallanıp budaklandı,
Yüreğimde bir ağaç büyüyen aşksın sevgilim.
Sensiz mevsimlerim karıştı kışları yaz yazları kış oldu,
Sensiz günlerim karıştı gündüzleri gece geceleri gündüz oldu,
Sensiz gözlerim ağladı, yüzüm bir kerecik gülmez oldu,
Varlığında sevinçli yokluğunda üzüntülü oldum sevgilim.
Bir ömür senin sevgini sakladım şu yüreğimde,
Hiç aklımdan çıkmadın şu sessiz ve sensiz gecelerde,
Senden hatıra kalan bir tek resmin ellerimde,
Dilimden ismin ellerimden düşmeyen resmimsin sevgilim.
Gezdiğim o sokaklarda,
Yürûdüğüm o kaldımlasda,
tozunu yuttuğum o topraklarda
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
Gözümden yaşları damla damla akıtırkende,
Bağrıma vurup ahhhlar, vahlar çekerkende,
Hayalin gözümün önünden geçerkende.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
hasretin hayatımı felç ederkende,
özlemin yüreğimi delip geçerkende,
sensizlik günden güne beni mahfederkende,
hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
yolda duran lambalara seni sorarak,
eşime dostuma hep seni anlatarak,
adını andıkça hep senin kulaklarını çınlatarak,
hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
bin bir kere beslediğim ümitlerle,
her gece uyumadan aklıma gelen şirin sözlerinle,
bin bir kere kahrolduğum hasretinle.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
Sonsuz mutluluğa seninle erebilmek için.
O melek huyunu güzel yüzünü görebilmek için.
O güzel kokunu tenimde hissede bilmek için.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
seni ararken saatler bir türlü geçmek bilmesede.
Her bulamayışımda umutlarım bir bir sönsede..
Seni hiç bir yerde bulamayacağımı bilsem bile,
hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım
senden ayrı bir hayat yaşamamak için.
Yüreğimdeki sevda çiçeklerini soldurmamak için.
Yüzümden gülücükleri eksik etmemek için.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
bir polisin bir suçluyu aradığı gibi.
Bir çocuğun annesini aradığı gibi,
bir çiçeğin büyümek için su aradığı gibi.
Hiç bıkmadan usanmadan bende hep seni aradım.
Seni bulmak için gecemi gündüzüme katarak.
Günleri, ayları hatta yılları bir birine bağlayarak,
neredesin sevdiğim ? Sözünü dilime dolayarak.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
belki seni bulurum diye etrafıma dikkatlice baka baka.
Her seni göremeyişimde duvarlara yumzuk vura vura.
Belki seni bulurum diye içimi ferah tuta tuta.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım
Seni bulamayınca diye sararıp soldu yanaklar.
Seni bulamayınca üzüntüden bükûldü boyunlar.
Seni bulamayınca dinmek bilmedi gözdeki yaşlar.
Yinede hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
ömrümde hiç kimseyi sevmediğim kadar.
Bir tek seni sevdim ve hemde çok sevdim.
Ömrümde hiç kimseyi aramadığım kadar.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
Seni sevmeye başladığım ilk günden beri,
yüreğimi aşkın ateşiyle yaktığımdan beri,
aklımı güzel yüzünle tutukladığımdan beri,
hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
Sonbaharda ağaçlar yapraklarını dökerken,
tek başıma bahar yağmurunda ıslanırken,
her yağmurun altında ıslanışımda tir tir titrerken.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
gözlerimin susup kalbimin ağladığı anda bile.
Dillerimin tutulup bülbüllerin öttüğünde bile.
Hayalini süsleyen aklımın durduğttnda bile.
Hiç bıkmadan usanmadan hep seni aradım.
Tek taraflı karşılık beklemeden sevebilmektir aşk
En güzel duyguları yüreğinde besleyebilmektir aşk
Kahrolup perişan olup sevdiği için ölebilmektir aşk
Kerem misali alev alev yanmasını bilmektir aşk
Ellerini bağrına koyup ahhhhh çekebilmektir aşk
Laleleri koklayıp sevdiğinin kokusunu hissetmektir aşk
İt gibi seviyorum diye havlayabilmektir aşk
Mecnun misali susuz çöllere düşmeyi bilmektir aşk
Ezanlarda bile sevdiğine dua etmeyi bilmektir aşk
Yıllar geçse bile ilk günkü gibi hiç tükünmemektir aşk
Lâl olmuş dille sevdiğinin adını sayıklamayı bilmektir aşk
Elbet bir gün sevecek diye umudunu yitirmemektir aşk
Aşkı yüreğiyle hissedip diliyle anlatmayı bilmektir aşk
Şiirler yaza yaza şair olmayı öğrenebilmektir aşk
Korkusuzca sevdiğine seni seviyorum diyebilmektir aşk