DermanAbi

DermanAbi

Üye
18.11.2004
Çavuş
1.805
Hakkında

  • BULAMAM
    Her ateş bir kül,bulur elbet kendine;
    Her yeşil bir dal,
    Her su bir damla,
    Her ateş bir kül,
    Her takvim bir yıl bulur elbet kendine!
    Her yangın bir duman,
    Her öğrenci bir okul,
    Her artı bir eksi,
    Her yol bir taşıt,
    Her soru bir yanıt,
    Her ressam bir tuval,
    Her kış bir ayaz,
    Her kitap bir okul,
    Her şarap bir adam bulur kendine;
    Yeter ki şarap, şarap olsun içen çıkar... elbette
    Her deniz bir martı,
    Her ömür bir tufan,
    Her rüya bir uyku,
    Her nota bir şarkı,
    Her mezar bir ölüm,
    Her ağaç bir kök,
    Her dağ bir duman,
    Her güneş doğacak bir kuytuluk bulur ya kendine,
    Bulur ya; ben senden başka sen bulamam kendime.
#02.12.2005 15:44 0 0 0
  • Ormanlarda yuvasını yitiren bir kuş görsem sen gelirsin aklıma,
    Beni alıp uzaklara götüren bir düş görsem sen gelirsin aklıma,
    Gönlüm viranedir yakılmış yanmış hayal mermerinde hatıram donmuş asırlar öncesi duvara konmuş bir taş görsem sen gelirsin aklıma,
    Toprak ağacın her hali güzel gölgesi meyvesi hem dalı güzel nerde ne zaman faydalı güzel bir iş görsem sen gelirsin aklıma,
    Açılmış bir çiçektir gülen her dudak kılıfta tomurcuk zor gülen dudak bir dostluk bakışı bir gülen dudak bir diş görsem sen gelirsin aklıma,
    Yüreğimde deli taylar eş inan gam ilimden dert iline taş inan altmış yaşayıp bin yıl düşünen bir baş görsem sen gelirsin aklıma
    Çünkü seni O kadar çok seviyorum....
    Sevmek Önemsemekten Geçer.
    Önemsemek İse Anlamaktan Geçer.
    Sevmesini Bilen Anlamasınıda Bilir.
    Anlamayanı Sevme..
    (Candostum HATİCE'ye)
    Made By Zengin
#02.12.2005 10:57 0 0 0
  • KAPARSAM GÖZLERİMİ

    Kaparsam gözlerimi birgün seni görmeden
    Yağmur damlası olup, camına vuracağım
    Seni uzaktan sevip ellerimi sürmeden
    Odandaki saatin sesinde olacağım
    Geçersen bir kış günü konuştuğumuz yerden
    Kar olup, saçlarına rüzgarla dolacağım
    Yolunun üzerinde bir çiçek olup, bazen
    Kopardığın an, ben elinde olacağım
    Mümkünmü bir güzelin önünde eğilmemek
    Uzanan zarif elin kıymetini bilmemek
    Sevilen, hakikaten canını verir hatta;
    En acı şey; hayatta sevipte sevilmemek...
    Unutmaki bazen
    yıldızları süpürürsün farkında olmadan
    güneş kucağındadır bilemezsin
    Bir Çocuk gözlerine bakar
    arkan dönüktür
    Ciğerinde Kuruludur
    orkestra duyamazsın
    Koca bir sevdadır
    yaşamakta olduğunu anlayamazsın
    uçar gider koşsanda tutamazsın...
    Dün'ü Yaşamak Kolay Değil...
    Candostum HATİCE'ye
    MADE BY ZENGİN
#02.12.2005 10:05 0 0 0
  • Teşekkür Ederim Candost.. Gözlerine Sağlık .:GÜL:.
#02.12.2005 10:00 0 0 0
  • Bazı rüyalar görülmeye, bazı gerçeklerse yaşanmaya değerdir .
    Sen gördüğüm en güzel rüya, yaşadıkça bitmesin dediğim tek gerçeksin.
    Şimdi iki yalnız iki farklı şehirde yine aynı gökyüzünde birbirlerine
    yaklaşmaya çalışan yaklaşabilmek için zamanı bekleyen iki yıldız gibiyiz.
    Ay yıldızlara mutluluk fısıldarken gökyüzü sevincini yeryüzüyle paylaşırken
    Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum. içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diye
    Hayallere dalıp gitmem ben,çünkü tek hayalim sensin
    benim hiç bir şey isteyemem ben çünkü tek istediğim sensin benim.
    Seni seviyorum bitanem.
    Ellerini ellerime gözlerini gözlerime kilitlediğin an bulutların üzerinde uçuyorum
    Seni ne zaman düşünecek olsam yerimde duramıyorum.
    Esrarengiz bakışlarında gizli bir tebessüm
    bilmem ki senin kadar güzel miydi
    en güzel düşüm ellerinde olsun son gülüşüm baldan tatlı gelir be gülüm dudaklarında
    ölüm ben seni unutmak için sevmedim ki.
    Sevip de terk etmek için değil. ömür boyu sevmek için gidip de üzmek değil hep
    Mutlu etmek için. Görüp de unutmak için değil hep hatırlamak için. Menfaatim
    İçin değil uğruna ölmek içim varım. Seni deli gibi seviyorum.
    Dostluk ağlamaksa yüreğindeki acıyı paylaşmaksa üzüldüğünde sıcacık bir
    Kucaksa ve dostun için ateşe atılmaksa dünya durana can bedenden çıkana
    Dek dostumsun...
    MADE BY ZENGİN
#02.12.2005 09:38 0 0 0
  • Gözlerim;
    Damla damla sızıyorsa yanaklarımdan,
    Hüzün;
    Damar damar sarmışsa gönlümü,
    Sesini duyamadığımdandır.
    Yalnızlık;
    Garip bir kuş gibi yerleşmişse içime,
    Ruhumu ıssız köşelere uçuruyorsa,
    Cankuşum; irkiliyorsam eğer,
    Avuçlarımda bir dağlalesi gibiyse umut,
    Sensizlik ateşiyle tutuşup yanıyorsam,
    Gözlerine bakamadığımdandır.
    Ve bakışların! ..
    Bir sevda yangınıyla doldurdu yüreğimi.
    Bir malihulyanın pençesindeyim.
    Uzun bir koşuya adadım günlerimi.
    Değişen toprağın rengi midir,
    Sararan ben miyim? ..
    Bilmiyorum.
    Fecrin,
    Eski sabahlara gömüldüğünü
    Bildiğin gibi bilirsin,
    Malihulyanın ne demek olduğunu...
    Jı Te Xezdıkım'ın ne demek olduğunu...
    Çaresizliğin...
    Hıçkırığın...
    Büyük Gözlüm...
    Seninle tanıştığım o ilk gün,
    O, harika sesin doldurunca kulaklarımı,
    O, eşsiz gülümsemen yayılınca çehrene,
    Bu korkunç acı
    Kıymık kıymık işledi içime.
    Ancak Sen Bunu Bilemezsin..
    O gün bu gündür,
    Acıların dünyasında yaşıyorum.
    Eritiyorsun beni...
    Bir mum gibi eritiyorsun.
    Ciğerparem...
    Bir yer ayırabilsen benim için yüreğinde,
    Nadiren de olsa hayalimi kurabilsen!
    Beklemediğim bir anda, karşıma çıkıp,
    Gözlerimin derinliklerine inerek
    Ruhuma bir gül yaprağı gibi dokunabilsen!
    Bir hissedebilsen gönlümün yarasını,
    Papatya.......'ın neden beni,
    Hücrelerime varana değin titrettiğini,
    Neden metafiziki duygularala bağlandığımı ona,
    Böyle bir mektubu yazma aptallığına,
    Neden kalkıştığımı rahatlıkla anlayabileceksin.
    Ruhçiçeğim...
    Gözlerinin, sesinin ve bakışlarının
    Nasıl esiri oldum bilemiyorum.
    Aramızda böylesine engeller,
    Uzak mesafeler varken,
    Beni anlayabilecek misin,
    Bilemiyorum...
    Bilmiyorum,
    Bundan sonra beni nasıl anacağını?
    Hatırlayıp hatırlamayacağını?
    Nefret duyabilirsin,
    Aleme rüsvay edebilirsin adımı,
    Söndürebilirsin insanlara olan güvenimin
    Ruhumda parlayan yıldızlarını.
    Ya da beni içine kapayabilirsin,
    Ömrün boyunca...
    Fakat unutma!
    En kötü ihtimal bile,
    Sana olan bakışımı asla değiştiremez.
    İstiyorum ki:
    Bir gün benimle konuşursan; sesinde kırgınlık,
    Yüzüme bakarsan; gözlerinde öfke,
    Bakışlarınla yoklarsan içimi;
    Kipriklerinde şimşekler bulunmasın! ..
    Beni anla, beni bağışla...
    Eğer bu mektup seni üzdüyse,
    Eyvah! ...
    Keşke, yardakçılarının
    İpe gönderdiği bir kahraman olsaydım da,
    Bu sevdanın ipi boynuma geçmeseydi.
    Yoksa, bütünüyle mi karardı basiretim?
    Birazcık ferasetimin olduğuna inanırdım,
    Onu da kayıp mı ettim?
    Ah Papatya! Nerdesin?
    Senden bile öteye geçmek istiyorum;
    Ama bu enfüsi şok yok mu?
    Oysa ben,
    Debdebeyi öldükten sonrası için düşünürdüm hep.
    Böylesi bir karanlıkta;
    Bana bir çift fosforlu göz,
    Dürbünlü bir yürek lazım.
    Heyhat! ..
    Bütün yaptığım göyünmek.
    Bir adım dahi sonrasını göremeyen bir yürekle,
    Hangi yalçın dağları aşabilirim ki!
    Keşke uçsuz bucaksız bir okyanusun ortasında
    Yalnız bir kayık olsaydım.
    Pusulasız ve bomboş.
    Ne yaşamak kaygısı,
    Ne de beklenen bir sevgili.
    Her dalga dost,
    Her liman bana ait.
    Yıllar geçip gidecek Çekik Gözlüm.
    Çok şeyini alıp götürecek senden.
    Sahip olduğun her şeyi,
    Birer birer kaybedeceksin.
    Ölene değin ve öldükten sonra
    Kaybetmeyeceğin en önemli şey;
    Sana duyduğum sevgi olacaktır.
    Bekle Çekik Gözlüm.
    Zamanın girdabı,
    Bunu en iyi şekilde ispat edecektir sana.
    Bekle, göreceksin! ..
    Sen;
    Çakıl taşları arasında,
    Bir pırlanta gibisin bana göre.
    Benden nefret etmeni,
    Bana kızmanı istemiyorum.
    Seni düşündükçe kalbim parçalanıyor.
    Ben, seni böylesine severken,
    Seninle nefeslenirken,
    Senin hayalini kurmaya çalışırken,
    Benden habersiz olman dokunuyordu bana.
    'Sevgililer vardır.
    Karanlıklarına hapsederler sevgilerini.
    Bir yeraltı madeninde,
    Mahsur kalmışa döner insan.
    Bir grizu patlaması,
    Ve herşey biter.'
    Oysa sen,
    Aydınlıksın benim için.
    Bildirmeden duramadım sevdamı.
    İçim içimi yiyordu.
    Çatlayacaktım sanki! ..
    Sıkıntın öylesine allak bullak etti ki beni,
    Ümitlerim iflasın eşiğinde.
    Jübile yapıp sevda sahasından çekilmek mi,
    Yoksa oyuna devam mı?
    Acı vermekte, konumundan dolayı
    Beceriklidir bütün kadınlar.
    Sen de onlardan birisin.
    Onarılmaz bir hicran yarası,
    İşte tam şurama yerleşti,
    Ve artık hep benimle beraber.
    Bir çıvgınla karşılaşsaydım.
    Yüzüme vursaydı, yağmur ve kar.
    Evinizin önünden geçerken
    Pencereden görseydin beni.
    Sırılsıklam olduğumu anlasaydın,
    Senin için...
    Bu ne iştir bilmiyorum.
    Düşüncelerimi senden ayıramıyorum.
    Parmağına batacak bir diken,
    Yakalayacak hafif bir hastalık,
    Yüzüne çarpıp üşütecek rüzgar,
    Ne bileyim,
    Sana zarar verecek
    Her ihtimal geçiyor gözlerimin önünden.
    Hüzünleniyorum...
    Senden uzakta,
    Seni düşünerek geçirilecek bir ömür
    Kolay mı gelecek bana sanıyorsun?
    Keşke hiç karşılaşmasaydık!
    Bir yabancıdan başka neyim ki senin için.
    Hem sen,
    Gözyaşlarımın ne anlama geldiğini
    Nerden bileceksin?
    Nasıl acı çektiğimi?
    Nasıl üzüldüğümü?
    Kalbimin boyun bükmesinin künhünü,
    Nerden bileceksin?
    Benim acım,
    Başkalarının acısına asla benzemez.
    Ben boynumu büktüğüm zaman,
    Yüreğimin de eğildiğini hissediyorum.
    Gözyaşlarım he daha tuzlu,
    Hem de iliklerimi de akıtıyor gözlerimden.
    Gururumun kırılması bir indifa sırrı taşır.
    Ama sen bunu bilemezsin,
    Niçin arıyasın ki beni! ..
    Çünkü, sana
    Kendimi hakkıyla anlatamadım.
    Anlatabilseydim eğer;
    Avuçlarımda bir güvercin,
    Dudaklarımda bir gül olmak isterdin.
    İçi kabaran,
    Gittikçe kabaran bir deniz.
    Suları, bu sevdanın ruhuna sunduğu
    Acılardan kaynaklanıyor.
    Rengi kıpkırmızı,
    Dudaklarında ayrılık ağıtları...
    Martılar uçuşuyor içinin kabaran denizinde.
    Kanatları dua yüklü, tüyleri merhamet,
    Gözlerinde aşkın izdüşümleri...
    Sana böylesine hayran olmak.
    Seni delicesine sevmek
    Ve böylesine hissetmek...
    Bütün hayallerim seninle damgalandı.
    Ama; bedeni bir arzunun,
    Zillete dönüşebilecek dürtüsü değil bu.
    Madde ötesi bir yakınlığın,
    Sımsıkı kavrayan parmakları.
    Ruhunu görebilseydim
    Ve dokunabilseydim ona...
    Vuslatın en güzeli olurdu benim için.
    Merak ediyorum,
    Nasıl bir sevgi ki böyle,
    Kutuplar kadar uzağız birbirimize.
    Ve sen!
    Gerçekten sevdin mi beni?
    Yoksa;
    Bir hayal mıydın, rüya mıydın, kabus muydun, serap mıydın?
    Neydin sen? .. Neydi Papatya....
    Bir rüzgar mıydın da, şöyle bir esip geçtin?
    Yapraklarını döküp, dallarını kırdın
    İçimdeki duygu çınarının.
    Yüreğime ebediyyet arzusunun çekirdeğini bıraktın,
    Bedenim alev alev tutuştu böylece.
    Seninle farkına vardım, içimin ücra köşelerinin.
    Karanlıklar içinde bırakılmış onurumuzu
    Kurtarmak için bilendim seninle.
    Kıskacına sıkıştığım; fasit bir daireyi,
    Sathi endişeler çemberini kırdım sayende.
    Sayende yeniledim adımlarımı.
    İnce bir alev gibiydin,
    Ama o alev,
    Bir yığın dinamiti ateşleyecek güçteydi.
    Vesvese, tereddüt, hüzün
    Ve korku karışımı bir hengamenin hükmettiği,
    Karanlık bir famusun altında sıkışıp kalmak!
    Ya da; yüreğin kevgire dönüp,
    Umut namına bütün çağrışımları süzüvermesi...
    Ve çaresizliğin,
    Kevgirin deliklerini tıkayarak,
    Ufukları karartması.
    Belki bundan daha öte birşey!
    Çözülmesi imkansız bir ukde mesela.
    Ya da;
    Her tarafı dikenlerle kaplı,
    Bir tahtarevallinin yukarıya dikilmiş ucundan,
    Dibinde ne olduğu bilinmeyen
    Bir kuyuya başaşağı düşüvermek! ..
    Nasıl anlatayım sana, bilmem ki?
    Anlatsam, duymazsın;
    Duysan, anlamazsın.
    Şimdiye kadar da
    Gerektiği gibi anlayamadın zaten.
    Şu benim cılız ayaklarımın
    Aşamayacağı yalçın dağların,
    Aramıza girdiğini hissettim şu anda.
    Nasıl anlayabilirsin ki beni?
    'Can...' diyecek olsam,
    'Canavar' olarak algılayacaksın.
    Oysa sen;
    Benim Çekik Gözlümsün,
    Cankuşumsun...
    Ciğerparemsin...
    Ruhçiçeğimsin benim.
    Ağdasız bir yaklaşımla
    İfade etmeye çalışıyorum,
    Sana olan olan duygularımı sadece.
    Ama sadece mücerret bir anlam taşıdığını.
    Kızdırmayacağımı bilsem,
    Daha ne gerçeklerini sunarım kalbimin.
    Bil, mutlaka bil.
    Bu aşkın müşahhas bir yanının bulunmadığını.
    Bunu bir hastalık olarak düşünürsen,
    Benim bir gönül hastası olduğumu hemen anlarsın.
    Hiçbir zaman gönlümün dışına taşmayacak
    Bir hastalık bu.
    Dermanı sensin! ..
    Senin beni anlaman ve unutmamandır.
    Çarpıcı bir dermeyan!
    Sevgimi, bir güvercin gibi avuçlarına alabilmeli...
    Değerini takdir edemezse,
    Bırak uçuversin.
    Cebelleşip duruyorum;
    Yalnızlık ve hüzünle.
    Bir bedesten lazım,
    İnsanların, sevgimin kumaşına
    Layıkı olduğu değeri verebilecekleri,
    Bir hoşgörü bedesteni.
    Devşirme umutların değil,
    Yerli malı hakikatlerin değerlendirildiği,
    Hebenneka müşteri ve satıcıların
    Alış veriş yapamayacakları,
    Ezkaza,
    Yükseliş ve düşüşlerin olmadığı,
    İmtiyazsız bir pazar! ..
    Ah, bir yeterince anlayabilseydin beni.
    Ne bir ayinden arta kalan duygu kırıntısı,
    Ne de şehrayinden sızan aldatıcı bir ışıktır sevgim.
    Bir anlayabilseydin, tutkumun yüceliğini.
    Oysa;
    Başka güzel mi kalmamıştı yeryüzünde?
    Güzel kızların kökü mü gelmişti?
    Gönül eğlendirmek olsaydı amacım,
    Bu işe daha uygun olanların peşine düşmez miydim?
    Kalbimi bütün çıplaklığıyla sundum avuçlarına.
    İpeklerden daha ipek parmaklarıyla okşadı ilkin,
    Sonra ne olduysa,
    Birdenbire çelikleşti ellerin.
    Ve öldüresiye sıktı kalbimi,
    Kıvranıyorum...
    Gerçekliğini tam kavrayamadığım bir kaynaksın.
    Senin parmaklarının arasında bir gergefim.
    Ve sen bu gergefte,
    Bildiğin bütün nakışları işlemeye koyulmuşsun.
    Yüreğim,
    Senin sevginle bir bal peteğine döndü.
    Hicran, damla damla süzecek seni.
    Ve bir gün yüreğimin yerinde,
    Hüzünlü bir boşluktan başka birşey kalmayacak.
    Çiçekler bambaşka görünüyor gözüme,
    Seni düşünürken.
    Ufuklar parlak ve geniş.
    Hayal edebildiğim bir anlık bakışın bile,
    İçimdeki yüzlerce ukdeyi çözmeye yetiyor.
    Sesimde hürriyetimin muştusu vardır.
    Göğsümün penceresinde,
    Bir ikindi vakti, ebedi bir ay gibi parladın.
    Seninle kuşandım Sevda Dağı'nı,
    Seninle deldim yeryüzünün karanlığını.
    Gözlerim bir başka görüyor,
    Güneş ruhuma bir başka doğuyor şimdi.
    İçimdeki nefret duvarını parçaladın! ..
    'Beklemek ateşten şiddetlidir.'
    Diye bir söz vardır hani.
    Bunun gerçekten de böyle olduğunu,
    Benim gibi önemli bir bekleyişin içinde bulunmayan
    Başka hiçbir insan anlayamaz.
    Ruh, öylesine kıvranıyor ki bedende;
    Beden, öylesine farklı bir heycana kapılıyor ki!
    Korkunç bir ateş gelip yerleşiyor kalbe,
    Ve yakıp kavuruyor insanın içi ve dış dünyasını.
    Bazen,
    Bir yağmur damlasının, bir çiçek yaprağının,
    Bir rüzgar perisini bakışlarında buldum,
    O mağrur, dimdik ve tavizsiz tavrını.
    Sesin,
    Bazen ıssız bir köşeye yankılandı,
    Defalarca.
    Yılmadan ve dikkatle dinledim seni.
    Fevkaladeydin...
    Anlayamadığım şu ki;
    Neden benden başkaları bunun farkına varamayıp,
    Sendeki mücerret cazibeyi görmüyorlar.
    Fakat biliyorum ki;
    Ne her sevgili Leyla'dır,
    Ne de her yürek Mecnun'a aittir.
    Farklı bir erime kaplıyor bedenimi.
    Sonunda bir damla su olup,
    Bir daha dünyaya gelme şansım olsa
    bir damla su aolarak yaşamak güzel olurdu,
    Olsun.
    Aslıma döneceğim sanki.
    Namütenahi bir yakalamayla etkine aldın beni.
    Seninle görüyor, seninle konuşuyor,
    Seninle yürüyor, seninle düşünüyor...
    Seni sevdiğim ve kavuşma ümidim olduğu için sevinçli,
    Sensiz olduğum için de üzüntülüyüm.
    İnsanlar arasında,
    Durumumun benden başka tanığı da yok üstelik.
    Derdimi kime açarsam açayım,
    Anlamayacaktır beni.
    Başkaları için gülünüp geçilecek bir haldir bu.
    Halbuki benim yüreğim,
    Senin ahınla dolup taşıyor.
    Bu mektup bile,
    Ahını arttırmaktan başka bir işe yaramayacak belki de.
    Ne yaparsam yapayım,
    Acıların pençesinden kurtaramıyorum yakamı.
    Acıdan sevinç doğar, sevinçten de acı.
    Bunun en büyük delilisin hayatımda.
    Seninle güldü talih kuşu bana,
    Seninle ulaştım sevginin son durağına.
    Yüreğim şaşkın bir yön gibiydi boşlukta.
    Belaya ulaşmadan şaşkınlığımız,
    Dillerimiz hüsranın rezaletine ulaşmadan,
    Nedenlerle denenmeden beyinlerimiz,
    Naylon zihinlerin ihtişamında,
    Plastik Aşkların Gölgesi İstanbul;
    Riyanın çengelini içimizden çekmeliyiz Cankuşum.
    Elbette bileneceğiz,
    Ve bir gün dinleyeceğiz, isyanın buruk ezgilerini...
    Nankör iftiralarla mahzun olmayacağız.
    Ancak,
    Akmayınca dua uykumuzun arklarından,
    Lehimlenmeyince adımlarımız ruhumuza,
    Izdırap, tedirginlik, aylaklık bahane.
    Uyutuyor tomurcuklanan umutlarımızı.
    Gel,
    Gel ki sana kastedecek yıldırımlar için
    Paratonerin olayım.
    Hicranı sürgüne göndermenin zevkini tattır ki bana,
    Gül umutlarımla ağırlıyayım hayallerini.
    Ne özenti ve meyus dakikalar,
    Ne zayıflayan melekler ve nusuhet,
    Ne de kukuletalı tunç sorunlar.
    Sen beni, ben seni yaşayalım,
    Kristal bir tahtarevallinin iki ucunda...
    Ne yampiri yampiri yürüyüşler,
    Ne de muhteris sokulmaları melun vesvasın.
    Bir sevgiler güldestesi olsun bakışlarımız.
    Nerdesin?
    Layemut bir noktada mı,
    Bir yıldızın bağrında şayeban altında mı?
    Ceffelkalem söylemiyorum bunları,
    Haddini bilmeyecek kadar cüretkar da değilim.
    Duygularımın fitillerini öylesine tutuşturdun ki,
    Seni aradıkça eriyor, eridikçe seni arıyorum.
    Nerdesin?
    Bazen korkunç indifalarla sarsılıyor içim.
    Bu bir ulahat hareketi mi?
    Yoksa, bir bozulmanın ıskalayan acımasızlığı,
    Ya da çarpıklığı mı, kestiremiyorum.
    Seni soran sesler,
    Öylesine tatlı bir armoni meydana getiriyor ki Berna Dünyası,
    Hep tekrarlıyorum.
    Nerdesin? ..
    Nerdesin şimdi?
    Hangi tomurcukta, hangi iklim ve mekanda?
    Bugünde mi, dünde misin?
    Hayalde mi, düşte misin?
    Dağlara bakıp seni hatırlıyorum,
    Yollara bakıp seni.
    Dünyamı, menekşe rengine bürüyüp, milyon kere Berna demeden
    Kayıplara karışmasaydın;
    Dağlar bana acıyarak bakmayacak,
    Yollar gözümün yaşını silmeyecekti.
    Sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine,
    Yüreğimde ağırlayacaktım seni.
    Ah, bir kaldırabilseydim, simsiyah perdeleri.
    Yolları, yumak yumak sarabilseydim avuçlarımda!
    Dağları devirebilseydim.
    Hepsinden daha önemlisi,
    Çıkarabilseydim sırtımdaki hicran gömleğini.
    Vuslatı yudumlayabilseydim...
    Ben, artık bu aşkın yalnızlığa mahkum zavallı bir ırgatıyım.
    Görebildiğim en son noktada, sadece fikrat var.
    İmbiğimden hayatımı süzen bir fikrat.
    Geriye değersiz bir tortu kalacak sonunda.
    Derbeder bir tortu...
    Her ne kadar çehrene baktığım zaman;
    Gözlerim kamaşıyor, yüreğim küt küt vuruyor,
    Belki de bu yüzden rengim değişiyorsa da,
    Ruhumu saran bu korkunç malihulyanın
    Farkına varacağını hiç sanmıyorum.
    Sana nasıl anlatsam bilmiyorum.
    Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal...
    Hem, ne biçim tepki göstereceğini de bilmiyorum.
    Öfkelenir misin, üzülür müsün, nefret mi edersin?
    Yoksa; ruhumun çaresizliğini,
    Gönlümün mecnunluğunu,
    Yüreğimin garipliğini Sendeki Bernayı
    Anlamak gibi bir yücelik gösterip,
    Beni mesrur mu kılarsın? Gül isen Kılarsın
    Tahmin edemiyorum.
    Her şeye rahmen anlatmam lazım.
    İçim içimi kemiriyor çünkü.
    Ölüm bile,
    Bir kurtuluş olmaktan çıkabilir sonunda.
    Bir takım çelişkiler
    Ve vicdanımı rahatsız eden bir takım hususlar da olmasa,
    Zaman;
    Hıçkırıklı doğumlar mekanında,
    Beklentilerimle mesrur bir donanıma ulaşacak.
    Ve kesilen hıçkırık seslerinin yerini,
    Ebediyyen mutluluk çığlıkları alacak.
    Ama ah yeterince anlatamamak...
    Sana bir ayna netliğiyle gösterebilsem içimi.
    Sığ ve hayali görünen bekleyişimin ardında,
    Ne kadar da güçlü bir inancın yer aldığına inandırabilsem.
    Sonsuzluk anlaşması imzaladdığımı,
    İstediğim gibi ifade edebilsem...
    Neler değişmeyecektir ki,
    Gündüzüm ve gecelerimde.
    Kompire bir nutkun,
    Duygusal ifadesi değil bunlar.
    Her mısra, değişik bir açıdan
    Yüreğimin fotoğrafını taşıyor.
    Anlamsız ve amaçsız bir şahlanışın,
    Laletayn dinamizminden uzak,
    Aşka gönül gözüyle nazar etmenin
    Göğüs yakan ezgisiyle yoğururken bu mektubu,
    Ruhumu kattım hamuruna.
    Hasret küleyhanı; sırtında sevda perisiyle,
    Bu denli hızlı koşmamıştı hiç.
    Aşkın efsaneler bölümüne,
    Yıllar sonrası için yeni bir lahika sunamanın
    Nadide bir kahramanıyım.
    Ama kimsenin bundan haberi yok.
    Ve beni tanımıyorlar.
    İsimsiz bir kahraman...
    Günahkar...
    Yalnız...
    Ve merhamete muhtaç.
    Ama gerçekten de
    Kahraman birisi yaşıyor aralarında,
    Bilmiyorlar... nerden bilsinlerki ne mehmet ne de Bernayı.
    Hastasın Hassasın Harabsın,
    Bir Savaşın Yığınağı gibi...
    Umut Arıyorsun Yalanda olsa
    Yıkık Hayallerine Yaralarına,,
    Duymuş Gibi Duymazdan,
    Geldiğin En Küçük Bahanlere
    Hayat Bu İşte Ne Zaman Karşına
    Ne Çıkar Bilinmezlere,
    Nede Olsa Anlayışın Bittiği Yerde
    Çıkan Dostluklara.....
    Nede Olsa Perdesi Saklı
    Uzak Dostluklara, Dargın Zamana...
    Hey Gidi Günler Dediğin,
    İç Geçirdiğin Eski Göz Çizgilerine
    Her Ne Olursa Olsun, Ne Zaman Olursa Olsun
    Sen İstediğin Sürece Başucunda Olacağım,
    Sana Göre Yalan Bana Göre Önemsediklerimdensin.
    (Senin Uzaklaşmaların, Senin İhmallerin, Yüreğimi Şiir Bedenimi Şair Kılar)
    Ey Göğsüne Yağmur Düşüren Güzel)
    MADE BY ZENGİN/2001
#02.12.2005 09:27 0 0 0
  • Konu: Ben'im Ve
    KUTSAL OLAN BEN'dir.

    Ben varım. Var olacağım. Ellerim... Ruhum...Bu gök benim...Benim ormanım...Benim dünyam...
    Bu benim vücudum ve ruhum;aradığım herşey Ben'de...
    Ben, var olmanın, yaşayan, yürüyen, hisseden canlı bir ispatıyım.

    Gören benim gözlerim ve benim gözlerimin bakışı bütün dünyayı güzelliğe boğuyor. Duyan benim kulaklarım ve benim kulaklarımla duyabilmek, dünyadaki bütün sesleri tatlı namelerle süslüyor. Düşünen benim aklım ve gerçekler benim düşüncelerimle aydınlanıyor. Kendi arzumla seçen benim ve yalnızca arzumla seçtiğim şeylere hürmet ve sevgi duyacağım.

    İyi,kötü,doğru,yanlış birçok kelime biliyorum. Ama bunların içinde kutsal olan bir tane var, o da "BEN".

    Seçtiğim yolu aydınlatan ışık ve o yolun pusulası içimde ve orada her şeyimle; gören gözüm, duyan kulağım, anlayan ve düşünen aklımla ben varım.

    Hedefim ve kendimin tek amacı: huzur ve mutluluk.Mutluluk o kadar yüksek bir değerki, daha üstün bir hedefin bile peşinde koşmaya ihtiyacım yok. Mutluluğum herhangi bir sona giden bir araç da değil. O gidilebilecek en son nokta, ulaşabilecek en büyük hedef. Kendi kendimin hedefi, kendi kendimin sebebi...

    Ben başkalarının ulaşmaya çalıştığı sonların da aracı değilim. Başkalarının bir aleti, tornavidası da değilim. Başkalarının arzularının hizmetkarı da, yarasının bezi de, onların mabedlerine adadıkları kurban da olmayacağım...

    Ben bir insanım. Bana ait olan bu mucize, benim sahip olduğum ve koruyacağım bir şey;
    ben koruyacağım, ben kullanacağım ve onun önünde yalnız BEN secde edeceğim.

    Sahibi olduğum güzellikleri, erişilmez değerleri kimseye teslim ve emenet etmeyeceğim. Hatta onları istemediğim sürece kimseyle paylaşmayacağım. Onlar benimdir. Yalnız BENİM. Manevi bütünlüğümün hazinesini, bozuk para gibi harcayıp fakir ruhlara, manevi bütünlüğü olmayanlara sadaka olsun diye rüzgarın hakimiyetine terk etmeyeceğim. Bana ait olan, benim sahip olduğum bütün zenginlikleri;düşüncemi,arzumu,hürriyetimi ben koruyacağım. Bunların içinde üzerine en çok titreyeceğim, en ulu göreceğim şey, şüphesiz hürriyetimdir. Onu kimseye teslim ve emanet etmeyeceğim. Hatta kimseyle paylaşmayacağım.
    Babama-çocuğuma,karıma-kardeşlerime, hiçkimseye hiçbir şey borçlu değilim. Onlardan istediğim, talep ettiğim bir alacağım da yok. Hiç birinden benim için yaşamasını talep etmiyorum ve ben de hiçbirisi için yaşamıyorum. Hiçbirinin ruhunda gözüm yok ve artık hiçbiri benim ruhuma hasetle bakamaz.
    Onların düşmanı da dostu da değilim. Herbiri hak ettikleri yerde duruyorlar içimde. Bildiğim tek şey varsa, o da sevgimi kazanmaları için, doğmuş olmaları yetersizdir. Sevgimi hiç kimsye laf olsun diye, sebepsiz yere veremem. Şans eseri yanımdan geçen,yanımda duran,yanımda doğup yaşayan kimse onun sahibi olamaz.
    Ben sevdiğim insanlara sevgimle şeref veririm. Şeref ise kazanılması gereken bir şeydir. Bunun yolu da söyleneni düşünmek, istenileni söylemek,emredileni istemek,kısacası yaşamak için yerde sürünmeye rıza göstermek olamaz.
    Artık insanlar arasından arkadaşlarımı BEN seçiyorum. Ama arkadaşlar,köleler veya efendiler değil. Sevgimin temeli olan hürmetle bağlanıyoruz birbirimize,mecburiyetle değil.Gönlümün istemediğini yapmayacağım. Gönlümün istediğini seçiyor ve seçtiklerimi sevip onlara hürmet ediyorum. Onların ne esiri, ne de hakimi olacağım. Onlara ne emredeceğim, ne de itaat.

    Onlarla istediğim zaman, daha doğrusu karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince el ele sıkışacağız,
    el ele tutuşacağız,el ele oturup dostluk kuracağız ve yan yana yalnız olacağız.

    İnanıyorumki herkes ruhunun tapınağında yalnızdır ve yalnız olmalı, yalnız bırakılmalıdır. Bırakın herkesin içindeki bu mabet dokunulmamış,lekelenmemiş olarak kalsın. Bırakın insanlar istedikleri elleri,istedikleri sevgi ve şiddetle sıksınlar,insanlar mukaddes mabetlerinin kutsal eşiğinden,içeri,onlara rağmen adım atmayın.
    Bütün ellerin,en kirlisinin bile mıncıklamaya hak kazandığı anda mutluluğumun ne değeri olabilir?Aptalların bile el uzattığı yerde aklımın,sefil ve güçsüzler de dahil olmak üzere bütün yaratıkların tahakkümü altında kalan hürriyetimin ne kıymeti olabilir?Ve yalnız eğilerek,itaat ederek,hürmet etmediğim kişilerin hürmet etmediğim fikirlerini kabul edeceksem,hayatımın ne kıymeti olabilir?

    Ben, "biz" denen O korkunç hayaleti, esaret, çapulculuk, sefalet, cehalet
    ve hayasızlıktan gelen bu rezalet kelimeyi ezdim, çiğnedim, mağlup ettim.

    İşte gerçek kudretin gerçek yüzünü görüyorum şimdi.Bu kudreti toprağın üzerinde yüceltiyorum.
    Bu kudreti insanlar var oldukları günden beri aramışlar,bu bilinmeyen kudret onlara mutluluk,huzur ve gurur vermiş. Bu kudret,bu tek kelime:

    BEN
    Buraya ve heryere, benim bayrağım ve işaretim olan kelimeyi yazacağım. Bu kutsal kelime:
    BEN
    YANİ SEN, YANİ CANDOSTUM, YANİ..... GÜL.
    Evvelim Sensin..
#01.12.2005 09:29 0 0 0
  • CARİBE VİRÜSÜ TEMİZLEME

    Cabire bluetooth üzerinden istemsiz olarak çoğalan bir virus programıdır. Bir telefona bulaştıktan sonra otomatik olarak yakınındaki telefonlara bluetooth ile gönderiyor

    Virüsün temizlenmesi ise ;

    Telefonunuza fExplorer, Seleq yada Psiloc eFilemenager gibi dosya yöneticisi programı yükleyin. Sonra aşağıdaki dosyaları tek tek silin.

    C:/SYSTEM/APPS/CARIBE/CARIBE.APP
    C:/SYSTEM/APPS/CARIBE/CARIBE.RSC
    C:/SYSTEM/APPS/CARIBE/FLO.MDL
    C:/SYSTEM/SYMBIANSECUREDATA/CARIBESECURITYMANAGER/CARIBE.APP
    C:/SYSTEM/SYMBIANSECUREDATA/CARIBESECURITYMANAGER/CARIBE.RSC
    C:/SYSTEMSYMBIANSECUREDATA/CARIBESECURITYMANAGER/CARIBE.SIS
    C:/SYSTEM/RECOGS/FLO.MDL
    C:/SYSTEM/INSTALL/SCARIBE.SIS

    bu dosyaları silin virüsten kurtulabilirsiniz .

    C:/SYSTEM/APPS/CARIBE/CARIBE.RSC dosyasını silemeyebilirsiniz digerlerini sildikten sonra telefonu kapatıp açın ve daha sora son kalan CARIBE.RSC dosyasınıda silin. Eğer bu işlemleri yaptıkdan sonra telefonunuz normale dönmedi ise *#7370# yaparak telefonunuza soft format atın.
    Sorununuz Olursa Yazarsınız.
    Saygılarımla..
#01.12.2005 08:44 0 0 0
  • [GÖZ AŞiNALIĞI İÇİN OPERATOR LOGOSU'NU (TELSIM -TURKCELL-AVEA) Degistirip... SONRA ...*** ORJiNAL AYARA DÖNEMEYENLER...
    ŞU SEKiLDE RAHATA KAVUSURLAR....
    SELEQ VEYA FE EXPLORER GİBİ DOSYA YÖNETİCİSİ PROGRAMINDAN BİRİ CEP E YUKLENİR.. PROGRAM CALISTIRILIR....
    C/SYSTEM/APP/PHONE/OPLOGO DOSYASININ İCİNDE BULUNAN BMB DOSYASINI SİLİNİR..TEL RESETLENİR... OLAY ÇÖZÜLÜR...
    MADE BY ZENGİN...
    SORUNU OLAN YAZSIN...
#28.11.2005 08:35 0 0 0
#28.11.2005 08:08 0 0 0
  • Yüreğine Sağlık. Çok Güzel Bir Şiir. Ne Güzellikler Var Hayatta....
#23.11.2005 08:05 0 0 0
  • *2767*3855# SOFT FORMAT (Sadece Fabrika Ayarına Döner Cihaz. Rehber Hariç Hiç Bir Üniteden Bir Bilgi Silinmez)
    *2767*2878# FULL RESET (Tümü Ünitedeki Bilgiler Silinir) Özellikle Ekran Ayarı İle İlgili Sorunlarda Çözüm Önerisidir)
#21.11.2005 10:50 0 0 0
  • Öncelikle Yanlış Uygulama Sonucu Doğabilecek Hata ve Arızadan Kişi Ve MAİN-BOARD Sitesi SorumluÖncelikle Yanlış Uygulama Sonucu Doğabilecek Hata ve Arızadan Kişi Ve MAİN-BOARD Sitesi Sorumlu Değildir.
    1-Hafıza Kartını Çıkartın
    2- Yıldız (*) Kare (#) No Ve Yes Tuşuna (Dört Tuşa Aynı Anda Basın) Basın
    3- Ekranın En Üst Hizasında Reset İle İlgili Sayaç Gidip Gelecek. İşlem Bitene Kadar Bekleyin
    Not: Telefon Hafızasındaki No'lar, Resimler, Kayıtlar Ve Bu Tür Bütün Bilgiler Silinir Değildir.
#21.11.2005 10:45 0 0 0
#18.11.2005 20:32 0 0 0
  • Arkadaşım. Eğer Cd'ye Müzik Kopyalayacaksan Önce Mp3 Formatında olması Gerek. Mp3 Doldurur iken İçine Track Atarsan Olmaz. Eğer Trackleri Mp3 Formatına Çevirmek istersen NERO Programında Kayıtları Kaydet Seçeneği Vardır Orda İse Se Formatını Seçmelisin. Mp3 , Mp4, Waw Gibi. bunları Mp3 Çevirdikten Sonra Mp3 Doldurmak için Nero2yu Kullanman Gerek. Umarım Anlamışsındır, Kolay Gelsin.
#17.11.2005 08:26 0 0 0
#16.11.2005 09:47 0 0 0
#15.11.2005 15:34 0 0 0
#11.11.2005 13:49 0 0 0
#24.10.2005 15:43 0 0 0