dostbildiklerim

dostbildiklerim

Üye
01.11.2004
Asteğmen
10.095
Hakkında

#27.09.2005 11:44 1 0 0
#27.09.2005 01:10 1 0 0
#26.09.2005 23:42 1 0 0
#18.03.2005 12:51 1 0 0
  • GEÇMİŞİN DÜŞÜ

    Bir cam kenarında geçmişi düşlüyorum
    Hava sıcak mı sıcak bir temmuz günü
    Bense eskimemiş acılarımın ürpertisinde
    Buruk ve belki biraz hüzünlü...
    Bir zamanlar şarkılarım vardı
    Sevgiler üstüne yazılmış
    Gün yüzü görmemiş hayallerim vardı.
    Birde yılların el sürmediği gençliğim
    Güzel bir anı şimdi o istanbul,lu günlerim..
    Hatırlıyorum çocukluğumu
    Sokaklarında top koşturduğum
    SultanAhmet,i üç kat cumbalı evimi
    Ve babamı,annemi...
    Olmayacak şeyler istiyorum,
    Yaşlanmamak gibi,ölmemek gibi,
    Zamanı geri getirmek gibi...
    Bir tek sevdiğim kaldı oralarda,özlediğim
    Babam dı o,
    On beşimde kaybettiğim...
    Lise yıllarında bir kızı sevmiştim
    Mahalledendi,adı Ayten,di.
    Her akşam onu düşünüp
    Ayten,li şiirler dinlemiştim
    Ümit Yaşar,dan.
    Bir anı artık o da ,
    Mahallede bıraktığım hatıralardan..
    Sonra fakülte yılları başladı
    Gençlik başımda esen bir deli rüzgardı.
    Hazzı vardı içimde,
    Mücadeleden galip çıkmanın,
    Bir şeyleri başarmanın,
    Bir kez olsun,
    Şanssızlığıma çelme takmanın..
    Ve umutlarım vardı geleceğe dair
    Özlemlerimde...
    En mutlu yıllarımdı o yıllar
    Hala hatırımda ,
    Arkadaşlarla Ferhunde Kebabı yediğimiz günler,
    Adalarda yaptığımız piknikler
    Haftada bir düzenlediğimiz balık günleri..
    Sevmek gökyüzünde parlayan bir yıldız gibiydi o zaman
    O da çoktan uzaklara kayıp gitti...
    Fakülte bitimi İstanbul,la ayrılıyordu yollarımız
    Bu koca şehre yabancıydım artık
    Bu doğduğum büyüdüğüm şehir artık bensizdi
    Ben de İstanbul suz.
    Acı tatlı anılarımı bırakmıştım bu şehirde
    Bir de annemi.
    O yalnızlığımı paylaştığım
    Sırtımı dayadığım,sığındığımdı,
    Can yoldaşımdı,annem di.
    Ekmek kadar kutsal,su kadar aziz
    O anne dualarıyla uğurlamıştı beni.
    Otobüs camından son kez baktık birbirimize
    Sonra yavaş yavaş uzaklaştık
    Yıllar önce babamı almıştı bu şehir
    Şimdi de annesizdim artık.
    İlk kez ayrılıyorduk onunla
    Ağır geliyordu onu öyle bırakmak
    Bir başına.
    Gözlerime hapsedemedim gözyaşlarımı
    Her damlası ağır bir yüktü sanki
    Bırakıverdim boşluğa, aktılar
    Hala o günleri düşündüğümde
    İçimde küçücük bir çocuk ağlar.
    Merhaba derken yeni bir şehre
    Elimde bavulum,cebimde ümitlerimle
    Bir korku sarıyordu içimi
    Ürperiyordum.
    Her şeyi yabancıydı bu şehrin
    Suyu,havası
    Ne bir tanıdık vardı,
    Ne bir başkası.
    Bir bebek ilk adımlarını nasıl atarsa
    Korkak ve ürkek
    İşte bende öyle atıyordum adımlarımı hayata.
    Bir kere daha inanıyordum kadere
    Çünkü,hükmedemediğimiz şeylerden biridir o
    Tıpkı zaman gibi.
    Aldırmaz karşı koyuşlarımıza
    Acizliğimizi yüzümüze vurur gibi.
    Yeni bir çevre yeni insanlar
    Gülen insanlar,ağlayan insanlar
    Riyakar,iki yüzlü insanlar.
    Ensemde yalancılar,vefasızlar,hainler
    Her an sırtımdan vuracakmış gibi duran eller.
    Kim demiş yalnızlık güzeldir diye
    İnanmayın en büyük yalanı söylemiş
    Kalabalıklar içinde boğuşurken bile
    Nasıl yaşar insan yalnızlığı bilir misiniz
    Nasıl ağlatır gurbet türküleri...
    Ve birgün bir teselli doğdu acılarıma
    Bulutların arkasından güneş açarcasına
    O benim bir parçam,vazgeçilmezim
    İlk göz ağrım,kanatsız meleğim.
    Onunla en güzel aydınlıklara doydum
    O güneşin adını Kutlay koydum.
    Sonra bölündü güneşim,birken iki oldu
    Hiç birşeye benzemiyor,baba olmanın mutluluğu.
    Şimdilerde yaş otuzbeş,mevsim yaz
    Daha bir anlamlı artık eve dönüşlerim,
    Özleyişlerim.
    Yıkılmaz inançlarım var,
    Devrilmez kalelerim.
    Ne kadar sarsılsamda direneceğim
    Düşmeyeceğim.
    Ne kadar vurulsamda önemli değil
    Yaralar alsam da ölmeyeceğim...

    Melisa ÖZDEMİR
#11.01.2005 16:52 1 0 0
#06.01.2005 17:31 1 0 0
#11.12.2004 18:29 1 0 0