ERAY.E

ERAY.E

Üye
27.11.2011
Er
487
Hakkında

  • Örnek,

    Where are you going?
    Nereye gidiyorsunuz?

    Nowhere.
    Hiçbir yere.

    Enough Yeterli

    Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.

    Örnek,

    She didn't run quickly enough.
    O, yeteri kadar çabuk koşmadı.

    The house isn't big enough.
    Ev, yeteri kadar büyük değildir.

    Fairly / Rather Az-çok / Oldukça

    Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat 'fairly' zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde 'rather' zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.

    Örnek,

    This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
    Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.

    Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
    Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.

    Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.

    Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John'un sınavı oldukça kötü geçti.

    'Rather' bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. 'Very' kelimesi ile aynı anlama gelir.
#09.01.2012 16:35 0 0 0
  • Neither:

    Bu zarfın kendisi olumsuz olduğu için kuracağımız cümleyi yine olumlu kuracağız.

    Ali doesn't speak English and neither does Ayşe.
    Ali İngilizce konuşmaz, ne de Ayşe.
    (Ne Ali İngilizce konuşur ne de Ayşe.)

    He didn't go and neither did I.
    O gitmedi, ne de ben.
    (Ne o gitti, ne de ben.)

    I don't smoke and neither does my brother.
    Ben sigara içmem, ne de kardeşim.
    (Ne ben sigara içerim, ne de kardeşim.)

    Ayşe doesn't like him and neither does Fatma.
    Ayşe ondan hoşlanmaz, ne de Fatma.
    (Ne Ayşe ondan hoşlanır, ne de Fatma.)

    Şimdi size İngilizce'de özel durumları olan 'idiomatic' bazı kullanışlardan bahsedeceğiz.

    Somewhere Bir yer

    Bu zarf aynı zamanda 'some' gibi kullanılır.

    Örnek,

    I saw your bag somewhere.
    Çantanızı bir yerde gördüm.

    I left my bag somewhere.
    Çantamı bir yerde bıraktım.


    Anywhere Herhangi bir yer

    'Any' gibi kullanılır.

    Örnek,

    Did you see my bag anywhere?
    Çantamı herhangi bir yerde gördünüz mü?

    Nowhere Hiçbir yer

    Genellikle kısa cevaplarda kullanılır.
#09.01.2012 16:34 0 0 0
  • Either:

    Ali doesn't speak English and Ayşe doesn't speak English.
    Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe İngilizce konuşmaz.

    anlamına gelen bu cümleyi şu şekilde kuracağız.

    Ali doesn't speak English and Ayşe doesn't either.
    Ali İngilizce konuşmaz ve Ayşe'de. (konuşmaz)

    anlamına gelmektedir.

    He hasn't read the book and I haven't either.
    Kitabı o da okumadı, ben de.

    He can't hear us and she can't either.
    Bizi o da duyamaz, o da.
#09.01.2012 16:34 0 0 0
  • Neither-nor Ne-ne de

    'Neither' kelimesi 'no' ve 'either' kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. 'Nor' kelimesi de 'no' ve 'or' kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.

    'No' ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.

    Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz 'either-or' zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.

    Örneğin,

    Neither my father nor I will go to London tomorrow.
    Yarın Londra'ya ne babam gidecek, ne ben.

    Neither he nor you broke the window.
    Camı ne o kırdı, ne sen.

    Neither my mother nor my father gives me pocket money.
    Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.

    You will neither swim nor run tomorrow.
    Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.

    My father reads neither book nor newspaper.
    Babam ne kitap okur, ne gazete.

    We drink neither milk nor tea at breakfast.
    Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.

    I must speak to neither Ayşe nor Fatma.
    Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.

    You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa.
    Ayşe'yi ne Konya'da göreceksiniz, ne de Manisa'da.

    He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday.
    O, Ankara'ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.

    'Either' ve 'neither' zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,
#09.01.2012 16:34 0 0 0
  • Only Sadece

    Örneğin, bir zarf olan 'only' (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,

    I eat apples in this room on Saturdays.
    Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.

    Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.

    Only I eat apples in this room on Saturdays.

    Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. 'Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim' şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.

    İkinci örnekte 'only' zarfını fiilden önce kullanalım.

    I only eat apples in this room on Saturdays.

    Bu cümlenin Türkçesi 'Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.

    Üçüncü örnekte 'only' zarfını ise 'direct object' (nesne) olan apples'dan önce kullanalım.

    I eat only apples in this room on Saturdays.

    Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.

    Dördüncü örnekte ise 'only' zarfını 'in this room'dan önce kullanalım.

    I eat apples only in this room on Saturdays.

    Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.

    Beşinci örnekte 'only' zarfını 'on Saturdays'den önce kullanalım.

    I eat apples in this room only on Saturdays.

    Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.

    Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.

    Either-or Ya - ya da

    Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.

    Örneğin,

    Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.

    Cümlesinde çift unsur öznelerdir. 'Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım' cümlesinde çift unsur fiillerdir. 'Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar' cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.

    Bu tip cümlelerde 'either-or' kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce 'either', ikincisinden önce 'or' kullanılır.

    Önce bu çift unsur özneler olsun.

    Either my father or I will go to London tomorrow.
    Yarın Londra'ya ya babam gidecek, ya ben.

    Either he or you broke the window.
    Pencereyi ya sen kırdın, ya o.

    Şimdi çift unsur fiiller olsun.

    You will either swim or run tomorrow.
    Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.

    Şimdi çift unsur nesne yani 'direct object' olsun.

    My father reads either book or newspaper.
    Babam ya kitap okur, ya gazete.

    We drink either milk or tea at breakfast.
    Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.

    Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.

    I must speak to either Ayşe or Fatma.
    Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.

    Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.

    You will see Ayşe either in Konya or in Manisa.
    Ayşe'yi ya Konya'da göreceksiniz, ya da Manisa'da.

    Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.

    He will go to Ankara either on Sunday or on Monday.
    O, Ankara'ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.
#09.01.2012 16:33 0 0 0
  • ADVERBS IN ENGLISH

    Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.

    Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..

    beautiful (sıfat) güzel

    beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde

    careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)

    carefully (zarf) dikkatlice "He walks carefully." (O, dikkatle yürüyor.)

    good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)

    well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)

    Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.

    fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)

    fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)

    Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.

    He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)

    I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)

    He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)



    İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB)
    TÜRLERİ









    Adverb (Zarf)

    Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb'ler ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.






    ZAMAN ZARFLARI


    Today, now, yesterday, next week, later, afterwards


    Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.








    YER ZARFLARI


    Here, there, inside, outside, upstairs, downtown


    Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun 'dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede sorusuna cevap verirler.






    DURUM/ HAL
    ZARFLARI


    Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well

    a) The student answered the question quickly.

    b) Drive carefully!

    c) I opened the case easily.

    d) She swims fast

    e) She speaks English well


    Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner gibi sıfatın sonuna bir -ly eki getirilerek yapılır.



    Fakat,



    fast, hard, late, early & well gibi zarfalar -ly almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek (d) & (e)






    KISITLAMA ZARFLARI


    Only, merely, just, purely, solely, simply, exclusively



    a) Only men can enter!

    b) You can just sit here.

    c) His success is purely his achievement.




    Bu adverb türü cümlede kısıtlama ablamı vermek için kullanılır. Aynı zamanda cümlede vurgu amaçlı da kullanılabilir.








    BAKIŞAÇISI
    GÖSTEREN
    ZARFLAR


    Scientifically, Chemically, Semantically,

    a) Grammatically this sentence is not accurate.

    b) Economically, we are in a bad position.

    c) Scientifically, this can't be true.




    Bu adverb türü, cümlede bahsedilen fikre bakış açımızı belirlemek için kullanlır.




    DERECELENDİRME
    ZARFLARI


    Rather, quite, fairly, extremely, much, a lot, highly

    a) She was quite talented.

    b) He was fairly well equipped.




    Bu adverb türü, sıfatların derecelendirlmesi için kullanılır.

    Adverb + adjective




    DİKKAT ÇEKME
    ZARFLARI


    Mainly, specifically, primarily, notably, especially, principally, predominantly, mostly, chiefly



    a) Especially, the children in India are suffering.

    b) Semantics primarily deals with meanings of utterances.




    Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları "özellikle" dir.










    SIKLIK
    ZARFLARI


    Always, usually, sometimes, ever, never, seldom

    a) She always has breakfast in the morning.

    b) Sometimes I feel afraid in the night.

    c) I never sleep before mid-night.

    d) She is sometimes late for work.




    Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.



    Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili "be" ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).



    Sadece sometimes cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).








    TÜM CÜMLEYEİ
    NİTELEYEN
    ZARFLAR






    a) Essentially, I can't sleep alone. .

    b) It seems difficult, but basically it is easy.

    c) Fortunately, we were able to arrive on time.

    d) Obviously, he is innocent.











    Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi

    Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )



    always

    daima



    sometimes

    bazen



    occasionally

    ara sıra



    usually

    genellikle , umumiyetle



    generally

    genellikle



    frequently

    sık sık



    seldom

    nadiren



    rarely

    nadiren , seyrekçe



    Örnekler ( examples ) :

    We always eat breakfeast at home.
    i seldom take a bus to school.
    We are often at home after school.
    He rarely drinks cola.
    They usually go for a walk in the park.

    Ever & Never

    Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.


    Örnek ( example ) :

    Do you ever watch TV in the morning ?



    Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.


    Örnek ( example ) :

    He is never lazy , but he is sometimes careless.


    Still , Already , Yet

    Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.


    Örnek ( example ) :

    He still lives in izmir.

    Do you still study French with the same teacher ?

    They still can't speak English.


    Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.

    Örnek ( example ) :

    i have already seen her.

    Yet :Soru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.

    Örnek ( example ) :

    Haven't you set the table yet ?

    i haven't driven your car yet.


    Too , Any More , Very , Enough


    Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.


    Örnek ( example ) :

    The water is too cold.

    The problem is too diffucult.


    Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.


    Örnek ( example ) :

    English isn't diffucult for me any more.


    Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.


    Örnek ( example ) :

    The water is very cold.


    Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.


    Örnek ( example ) :

    The ice is thick enough for skating.

    Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna -ly takısının gelmesiyle oluşturulur.

    SIFAT ZARF
    Slow slowly
    Guick quickly
    Careful carefully
    Careless carelessly
    Hungry hungrily
    Final finally
    Easy easily

    KURALSIZ OLANLAR

    Good well
    Fast fast
    Hard hard
    Far far
    Near near
    Early early
    Late late
    Loud loud (loudly)

    Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.

    Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.

    I worked hard: Sıkı çalıştım.
    It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).

    İngilizce'de hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.

    I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.

    (3) "Yakın" anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce'de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.

    Come near : Yakına gel. (zarf)
    I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.

    (4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.

    We came late: Geç geldik, (zarf)
    I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.

    HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ

    KURALSIZ OLANLAR

    Well Betler Best
    Badly Worse Worst
    Near Nearer Nearest
    Far Farther Farthest
    Far Further Furthest
    Fast Faster Fastest
    Hard Harder Hardest
    Loud Louder Loudest
    Early Earlier Earliest
    Late Later Latest

    Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.

    ÜSTÜNLÜK DERECESİ

    I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.)
    She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)

    Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir.
    Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.

    She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.)
    We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.)
    I came earlier. (Ben daha erken geldim.)

    EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ

    Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.

    She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer.
    They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.)
    He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)

    ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR





    I speak a little English.
    Birazcık İngilizce konuşurum.





    Professor Smith speaks Russian fluently.
    Profesör Smith Rusçayı akıcı olarak konuşur.





    Daniel and Jim speak English perfectly.
    Daniel ve Jim İngilizceyi mükemmel konuşur.


    Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.





    He is fluent.


    O akıcı.


    Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.





    He speaks well.


    O iyi konuşur.

















    speed


    hız



















    fast / quick


    hızlı/çabuk




    slow


    yavaş







    The rabbit is fast.


    Tavşan hızlı.






    The turtle is slow.


    Kamplumbağa yavaş.











    Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.





    The rabbit runs quickly.


    Tavşan hızlı koşar.





    The turtle walks slowly.


    Kamplumbağa yavaş yürür.





    Mary speaks quickly.


    Mary çabuk konuşur.


    Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.





    The teacher speaks fast.


    Öğretmen çabuk / hızlı konuşur.







    Understand


    Anlamak




    easy (adj.)


    kolay (sıf.)

    easily (adv.)


    kolaylıkla (zarf.)




    understand - understood


    anlamak






    Susan speaks slowly. I understand her easily.
    Susan yavaş konuşur. Onu kolayca anlarım.





    They understood perfectly.
    Onlar mükemmel anladı.



    Adverbs / İngilizce Zarflar

    Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız.
    Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.
#09.01.2012 16:33 0 0 0
  • İngilizce'de bazı fiiller, past ve perfect tense kalıplarında kullanılırlarken, kullanıldıkları zamanların düzenli eklerini almazlar ve değişim gösterirler. Bu tür fiillere İngilizce'de Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller) adı verilir.Aşağıda tabloda gördüğünüz üç tablodaki birinci sütun, fiilin mastar halini yani yalın halini gösterir. İkinci sütun fiilin past tense (geçmiş zaman) halini, üçüncü sütun ise perfect tense halini gösterir. Bu sütunlara fiilin birinci hali, ikinci hali ve üçüncü hali anlamına gelen V1, V2, V3 olarak da rastlayabilirsiniz (V = verb yani fiil) . Bu durum aklınızı karıştırmasın. Not: İngilizce'de bir fiilin veya kelimenin birden fazla anlamı olabilir. Aşağıda parantez içinde fiillerin yanında verilen anlamlar, fiillerin tek anlamları değildir, sözlüğe bakıldığında farklı anlamlara da geldiği görülecektir. Burada verilme amacı, sizlere ek bilgi vermek ve kelime dağarcığınızı geliştirmektir.


    Infinitive (V1) Past Tense (V2) Perfect Tense (V3)

    arise (ortaya çıkmak) arose arisen
    be (olmak) was/were been
    bear (dayanmak,doğurmak) bore borne
    begin (başlamak) began begun
    bite (ısırmak) bit bitten/bit
    blow (esmek,üflemek) blew blown
    break (kırmak) broke broken
    bring (getirmek) brought brought
    buy (satın almak) bought bought
    catch (yakalamak) caught caught
    choose (seçmek) chose chosen
    come (gelmek) came come
    creep (sürünmek) crept crept
    dive (*suya* dalmak) dived/dove dived
    do (yapmak) did done
    drag (sürüklemek) dragged dragged
    draw (çizmek) drew drawn
    dream (düş kurmak) dreamed/dreamt dreamt
    drink (içmek) drank drunk
    drive (*araç* sürmek) drove driven
    drown (*suda* boğulmak) drowned drowned
    eat (*yemek* yemek) ate eaten
    fall (düşmek) fell fallen
    fight (dövüşmek) fought fought
    fly (uçmak) flew flown
    forget (unutmak) forgot forgotten
    forgive (affetmek) forgave forgiven
    freeze (donmak) froze frozen
    get (almak,ele geçirmek vb.) got got/gotten
    give (vermek) gave given
    go (gitmek) went gone
    grow (büyümek) grew grown
    hang (asmak) hung hung
    hide (saklamak,gizlemek) hid hidden
    know (bilmek) knew known
    lay (yaymak,sermek) laid laid
    lead (yönetmek, yönlendirmek) led led
    lie (yalan söylemek, uzanmak) lay lain
    light (aydınlatmak) lit lit
    lose (kaybetmek) lost lost
    prove (kanıtlamak) proved proved/proven
    ride (*ata/araca* binmek) rode ridden
    ring (*zil,telefon vb* çalmak) rang rung
    rise (çıkmak, yükselmek) rose risen
    run (koşmak) ran run
    see (görmek) saw seen
    seek (araştırmak) sought sought
    set (kurmak, hazırlamak) set set
    shake (çalkalamak) shook shaken
    sing (şarkı söylemek) sang sung
    sink (batmak) sank sunk
    sit (oturmak) sat sat
    speak (konuşmak) spoke spoken
    spring (sıçramak, fırlamak) sprang sprung
    steal (çalmak,aşırmak) stole stolen
    sting (sokmak, batırmak) stung stung
    strike (vurmak, çarpmak) struck struck
    swear (yemin etmek,küfretmek) swore sworn
    swim (*suda* yüzmek) swam swum
    swing (sallanmak, sallamak) swung swung
    take (almak, götürmek) took taken
    tear (yırtmak) tore torn
    tell (söylemek) told told
    throw (atmak, fırlatmak) threw thrown
    use (kullanmak) used used
    wake (uyanmak, uyandırmak) woke/waked woke/woken/waked
    wear (giymek) wore worn
    write (yazmak) wrote written





    TOP 100 VERBS IN ENGLISH




    accept
    allow
    ask
    believe
    borrow
    break
    bring
    buy
    can/able
    cancel
    change
    clean
    comb
    complain
    cough
    count
    cut
    dance
    draw
    drink
    drive
    eat
    explain
    fall
    fill
    find
    finish
    fit
    fix
    fly
    forget
    give
    go
    have
    hear
    hurt
    know
    learn
    leave
    listen
    live
    look
    lose
    make/do
    need
    open


    kabul etmek
    izin vermek
    sormak
    inanmak
    ödünç almak
    kırmak
    getirmek
    satın almak
    -ebilmek
    iptal etmek
    değiştirmek
    temizlemek
    taramak
    şikayet etmek
    öksürmek
    saymak
    kesmek
    dans etmek
    çizmek
    içmek
    sürmek
    yemek
    açıklamak
    düşmek
    doldurmak
    bulmak
    bitirmek
    uymak, uygun olmak
    sabitleştirmek, onarmak
    uçmak
    unutmak
    vermek
    gitmek
    sahip olmak
    işitmek
    incitmek, incinmek
    bilmek
    öğrenmek
    terk etmek
    dinlemek
    yaşamak
    bakmak
    kaybetmek
    yapmak
    ihtiyacı olmak
    açmak







    close/shut
    organise
    pay
    play
    put
    rain
    read
    reply
    run
    say
    see
    sell
    send
    sign
    sing
    sit
    sleep
    smoke
    speak
    spell
    spend
    stand
    start/begin
    study
    succeed
    swim
    take
    talk
    teach
    tell
    think
    translate
    travel
    try
    turnoff
    turnon
    type
    understand
    use
    wait
    wakeup
    want
    watch
    work
    worry
    write


    kapamak
    düzenlemek, kurmak
    ödemek
    oynamak, [müzik aleti] çalmak
    koymak
    yağmak
    okumak
    cevap vermek
    koşmak
    söylemek
    görmek
    satmak
    göndermek
    imzalamak
    [şarkı] söylemek, [kuş] ötmek
    oturmak
    uyumak
    sigara içmek
    konuşmak
    harf harf söylemek
    harcamak
    beklemek
    başlamak
    [ders] çalışmak
    başarmak
    yüzmek
    almak
    konuşmak
    öğretmek
    anlatmak
    düşünmek
    tercüme etmek, çevirmek
    seyahat etmek, yolculuk yapmak
    denemek
    [tv, ışık] kapamak
    açmak
    daktilo veya klavye ile yazmak
    anlamak
    kullanmak
    beklemek
    uyandırmak
    istemek
    [tv] izlemek
    çalışmak
    kaygılanmak
    yazmak



    ingilizce'de yer alan fiillerden sonuna "-ed" ekinin getirilmesiyle form değişikliğinin gerçekleştirilemediği fiillerdir.

    Örneğin "I payed a lot for my new shoes." cümlesindeki "payed" kelimesinin doğrusu "paid" olmalıdır.

    Form değişikliği doğrudan "-ed" eki ile gerçekleşmeyen kelimelerin listesine aşağıda yer verilmiştir. Bu listeyi kullanarak fiillerin 2. ve 3. formlarını bulabilirsiniz.
#09.01.2012 16:31 0 0 0
#09.01.2012 16:30 0 0 0
  • Tebrikler ellerine sağlık çooooooooooooook güzel olmuşşşşşşşşşşşşşşşşş..........................................
#09.01.2012 16:30 0 0 0
#09.01.2012 16:29 0 0 0
  • Süper Lig'in 19. hafta maçında Takımımız, Ankaragücü ile 0-0 berabere kaldı.

    Ankara 19 Mayıs Stadı'nda oynanan karşılaşma Beşiktaşımız'ın vuruşuyla başladı. Her iki takım da maça dengeli başladı. Siyah-beyazlılarımız, orta sahada bol pas yaparak oyunda üstünlük sağlamaya çalıştı. Karşılaşmayı kendi sahasında kabul eden rakibimiz, kontra ataklarla kalemizde gol aramaya çalıştı. 8. dakikada maçtaki ilk atağımızda İsmail'in yaptığı tehlikeli ortayı rakip defans uzaklaştırdı. 23. dakikada Mustafa'nın dar açıdan vuruşu az farkla dışarı çıktı. 27. dakikada rakip kalemize tehlikeli geldi Turgut Doğan'ın sol çaprazdan vurduğu topu Cenk mükemmel çıkardı. 41. dakikada Veli'nin ceza sahası dışından vurt sert şut auta çıktı. İlk yarı 0-0 berabere sonuçlandı.

    Her iki takım da ilk yarıdaki kadrolarıyla ikinci yarıya başladı. Ekibimiz ikinci yarıya baskılı başladı. 48. dakikada ikinci yarının ilk tehlikeli atağında, Simao ceza sahası içinde buluştuğu topa vurdu, top direğin dibinden az farkla auta çıktı. Siyah-beyazlılarımız, oyunu Ankaragücü yarı sahasına yıktı. 58. dakikada, Edu ceza sahası içinde topla buluştu, vuruşunda top auta çıktı. 68. dakikada, Manuel Fernandes nefis bir vücut çalımıyla ceza sahasına girdi. Onun yaptığı ortaya Hugo Almeida dokunamadı. Maçın son dakikalarında takımımız gol bulmak için rakip ceza sahasına yüklendi. 86. Manuel Fernandes'in çevirdiği topla altı pas çizgisi üzerinde buluşan Edu topu üstten auta gönderdi. Takımımız başka pozisyon bulamayınca, karşılaşma 0-0 berabere sonuçlandı.

    MAÇIN AYRINTILARI

    Stat: 19 Mayıs Stadı

    Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Serkan Akarca, Ali Saygın Ögel, Koray Gençerler (4. Hakem)

    Beşiktaş: Cenk, İsmail,Fernandes, Sivok, Veli(Dk.87 Necip), Hugo Almeida, Mustafa Pektemek (Dk.54 Edu), Ekrem Dağ, Fabian Ernst, Simao Sabrosa (Dk.73 Burak), Egemen

    Yedekler: Rüştü, İbrahim Toraman, Necip, Burak, Alves, Edu, Tanju

    Antrenör: Carlos Carvalhal

    Ankaragücü: Bora, Mehmet, Aydın, Ümit, İshak, Bilal, Muhammed (Dk.90 Gürkan), Abdullah (Dk.71 Mehmet Taşçı), Gökhan Erdoğan, Turgut, Ergin Keleş(Dk.85 Atilla Aybars)

    Yedekler: Bayram, Mert, Orhan, Metin Aydın, Gürkan, Mehmet Taşçı, Atilla Aybars

    Teknik Direktör: Hakan Kutlu

    Goller:

    Sarı Kartlar: Egemen (Dk.42), Ergin Keleş (Dk.65), Edu (Dk.88)

    Kırmızı Kartlar:

    1. DEVRE

    8.dakikada İsmail sol kanattan ceza sahasına yaptığı ortayı rakip defans uzaklaştırdı.

    20.dakikada Veli ceza sahası içine şık bir arapası gönderdi ama Fernandes topla buluşamadı.

    23.dakikada Kontra atakla rakip kalede gol arayan Mustafa'nın dar açıdan vuruşu auta çıktı.

    27.dakikada Turgut Doğan sol çaprazdan kaleye sert vurdu, Cenk son anda topu kornere çeldi.

    41. dakikada Veli'nin ceza sahası dışından vurduğu sert şut çerçeveyi bulmadı.

    2. DEVRE

    48. dakikada Mustafa'nın sağ kanattan yaptığı ortada seken top Simao'nun önünde kaldı, onun vuruşu az farkla auta çıktı.

    56. dakikada Edu'nun yaptığı ortaya Ümit Kurt ters bir kafa vuruşu yaptı. Top az farkla kornere gitti.

    58. dakikada Edu ceza sahası içinde bomboş pozisyonda kaleye şut denedi ama top yandan auta çıktı.

    68. dakikada Fernandes şık bir vucut hareketi ile ceza sahasına girdi. Onun yaptığı ortaya Almeida dokunamadı.

    80. dakikada Edu'nun yerden vurduğu şut kalecide kaldı.

    86. dakikada Fernandes'in çizgiden çevirdiği topa Edu vurdu, top üstten auta çıktı
#09.01.2012 16:20 0 0 0
  • Futbol Takımımız'ın Gaziantep Bş.Bld. ile oynayacağı maçı Özgüç Türkalp yönetecek.

    11 Ocak Çarşamba günü saat 20.00'de Fiyapı İnönü Stadı'nda oynanacak olan Türkiye Kupası 3. tur mücadelesinde Türkalp'in yardımcılıklarını, Ayhan Akgöz ile Serkan Olguncan yapacak. 4. hakem ise Yaşar Kemal Uğurlu.
#09.01.2012 16:19 0 0 0
#08.01.2012 14:46 0 0 0
#08.01.2012 14:46 0 0 0
#08.01.2012 14:45 0 0 0
#08.01.2012 14:44 0 0 0
#08.01.2012 14:43 0 0 0
#08.01.2012 14:42 0 0 0