Bu zarf birlikte kullanıldığı sıfat veya zarftan sonra gelir.
Örnek,
She didn't run quickly enough.
O, yeteri kadar çabuk koşmadı.
The house isn't big enough.
Ev, yeteri kadar büyük değildir.
Fairly / Rather Az-çok / Oldukça
Her ikisi de aynı anlama gelirler. Fakat 'fairly' zarfı daha çok hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile kullanıldığı halde 'rather' zarfı hoşa gitmeyen sıfatlar ve zarflar ile kullanılır.
Örnek,
This suitcase is fairly light, but that one is rather heavy.
Bu bavul oldukça hafif, fakat şu epeyce ağır.
Tom is fairly industrious, but John is rather lazy.
Tom oldukça çalışkandır, fakat John epeyce tembeldir.
Tom did fairly well in his exam, but John did rather badly.
Sınavda Tom epeyce iyi yaptı, fakat John'un sınavı oldukça kötü geçti.
'Rather' bazen hoşa giden sıfatlar ve zarflar ile de kullanılabilir. Fakat o zaman anlamı değişir. 'Very' kelimesi ile aynı anlama gelir.
'Neither' kelimesi 'no' ve 'either' kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. 'Nor' kelimesi de 'no' ve 'or' kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
'No' ile bağlanan kelimeler olumsuz anlam verirler. Bu iki kelime de bir cümlede kullanıldığı zaman, cümle olumlu kurulduğu halde olumsuz anlam verir.
Bu iki zarf az önce öğrendiğimiz 'either-or' zarfları gibi çift unsurlu cümlelerde kullanılır. Ve olumsuz anlam verir.
Örneğin,
Neither my father nor I will go to London tomorrow.
Yarın Londra'ya ne babam gidecek, ne ben.
Neither he nor you broke the window.
Camı ne o kırdı, ne sen.
Neither my mother nor my father gives me pocket money.
Ne annem, ne babam bana cep harçlığı verir.
You will neither swim nor run tomorrow.
Yarın ne yüzeceksiniz, ne koşacaksınız.
My father reads neither book nor newspaper.
Babam ne kitap okur, ne gazete.
We drink neither milk nor tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ne süt içeriz, ne de çay.
I must speak to neither Ayşe nor Fatma.
Ben, ne Ayşe ile konuşmalıyım, ne de Fatma ile.
You will see Ayşe neither in Konya nor in Manisa.
Ayşe'yi ne Konya'da göreceksiniz, ne de Manisa'da.
He will go to Ankara neither on Sunday nor on Monday.
O, Ankara'ya ne pazar günü gidecek, ne Pazartesi.
'Either' ve 'neither' zarflarının başka bir kullanılış şekli daha vardır. Bu şekil olumsuz bir cümlede aynı sözlerin tekrarlanmasını önlemek için kullanılır. Örneğin,
Örneğin, bir zarf olan 'only' (yalnızca, sadece) kelimesini ele alalım. Bu zarfı,
I eat apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri elma yerim.
Cümlesinde değişik yerlerde kullanalım. İlk önce öznenin başına getirelim.
Only I eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi bir tek şekilde doğrudur. 'Cumartesi günleri bu odada sadece ben elma yerim' şeklindedir. Yani başkası yemez, sadece ben yerim.
İkinci örnekte 'only' zarfını fiilden önce kullanalım.
I only eat apples in this room on Saturdays.
Bu cümlenin Türkçesi 'Cumartesi günleri bu odada ben elmayı sadece yerim. Yani ben elmaları başka birşey yapmam. (Top gibi oynamam, pişirmem, satmam) sadece yerim.
Üçüncü örnekte 'only' zarfını ise 'direct object' (nesne) olan apples'dan önce kullanalım.
I eat only apples in this room on Saturdays.
Ben bu odada Cumartesi günleri sadece elma yerim. Ayva, armut yemem, sadece elma yerim demektir.
Dördüncü örnekte ise 'only' zarfını 'in this room'dan önce kullanalım.
I eat apples only in this room on Saturdays.
Ben Cumartesi günleri sadece bu odada elma yerim. Başka bir odada değil sadece bu odada yerim demektir.
Beşinci örnekte 'only' zarfını 'on Saturdays'den önce kullanalım.
I eat apples in this room only on Saturdays.
Ben bu odada elmayı sadece Cumartesi günleri yerim. Yani, Salı, Perşembe günleri yemem, sadece Cumartesi günleri yerim demektir.
Zarfların bu kullanışlarını öğrendikten sonra şimdi değişik bir zarf tipi öğreneceğiz.
Either-or Ya - ya da
Bu iki zarf, içinde çift unsur olan cümlelerde kullanılır. Bu çift olan unsurlar özne, fiil, nesne, dolaylı tümleç, yer zarfı, zaman zarfı olabilir.
Örneğin,
Kapıyı ya ben, ya da sen açmalısın.
Cümlesinde çift unsur öznelerdir. 'Yarın ya gezeceğim, ya uyuyacağım' cümlesinde çift unsur fiillerdir. 'Çocuklar ya parkta, ya deniz kıyısında oynayacaklar' cümlesinde çift unsur yer zarfıdır.
Bu tip cümlelerde 'either-or' kullanılırken dikkat edilecek kural şudur. Çift olan unsurun birincisinden önce 'either', ikincisinden önce 'or' kullanılır.
Önce bu çift unsur özneler olsun.
Either my father or I will go to London tomorrow.
Yarın Londra'ya ya babam gidecek, ya ben.
Either he or you broke the window.
Pencereyi ya sen kırdın, ya o.
Şimdi çift unsur fiiller olsun.
You will either swim or run tomorrow.
Yarın ya yüzeceksin, ya da koşacaksın.
Şimdi çift unsur nesne yani 'direct object' olsun.
My father reads either book or newspaper.
Babam ya kitap okur, ya gazete.
We drink either milk or tea at breakfast.
Biz kahvaltıda ya süt içeriz, ya çay.
Şimdi çift unsur dolaylı tümleç olsun.
I must speak to either Ayşe or Fatma.
Ben ya Ayşe ile konuşmalıyım, ya Fatma ile.
Şimdi çift unsur yer zarfı olsun.
You will see Ayşe either in Konya or in Manisa.
Ayşe'yi ya Konya'da göreceksiniz, ya da Manisa'da.
Şimdi de çift unsur zaman zarfı olsun.
He will go to Ankara either on Sunday or on Monday.
O, Ankara'ya ya Pazar günü gidecek, ya Pazartesi.
Zarflar eylemleri niteleyen sözcüklerdir. Eylemlerin nasıl yapıldığı veya nasıl olduğu hakkında bilgi veren sözcüklerdir. Zarflar genellikle sıfatlardan türerler.
Dikkat: Zarflar fiilleri (yüklemi) niteler; sıfatlar isimleri niteler..
beautiful (sıfat) güzel
beautifully (zarf) güzelce, güzel bir şekilde
careful (sıfat) dikkatli "He is a careful one." (O, dikkatli birisi.)
good (sıfat) iyi "He's a good person." (O, iyi birisi.)
well (zarf) iyi bir şekilde "She sings well." (O, iyi şarkı söyler.)
Hem sıfat hem zarf özelliğine sahip sözcükler de vardır.
fast (sıfat) hızlı "He is fast." (O hızlı)
fast (zard) hızlı bir şekilde "He runs fast." (O hızlı koşar)
Zarflar genellikle cümlenin sonuna veya fiillerden hemen sonra getirilir.
He studies English diligently. (Harıl harıl ders çalışıyor.)
I get up early in the mornings. (Sabahları erken kalkarım.)
He plays football very well. (Futbolu çok iyi oynar.)
İNGİLİZCE'DE ZARF (ADVERB)
TÜRLERİ
Adverb (Zarf)
Zarflar fiilleri, sıfatları , başka zarfları ve hatta bulundakları konuma göre cümleleri niteleyebilen sözcüklerdir. Adverb'ler ( zarf ) cümle içerisine yerleştirildikleri konum ve fonksiyon bakımından farklılıklar gösterir.
ZAMAN ZARFLARI
Today, now, yesterday, next week, later, afterwards
Bu adverb türü zaman zarfı olarak görev yapar ve bir işin ne zaman yaıpldığını anlatıp fiilin Tensini belirler.
YER ZARFLARI
Here, there, inside, outside, upstairs, downtown
Bu adverb türü, cümlede yer ( location) anlatmak için kullanılır. Preposition + Noun 'dan oluşan bir yer tamlamasının yerine kullanılabilirler ve nerede sorusuna cevap verirler.
DURUM/ HAL
ZARFLARI
Quickly, easily, clearly, accurately, precisely, slowly, fast, hard, late, well
a) The student answered the question quickly.
b) Drive carefully!
c) I opened the case easily.
d) She swims fast
e) She speaks English well
Bu adverb türü, bir işim nasıl yapıldığını anlatır ve fiili nitelerler. Bu zarflar adjective + ly = adverb of manner gibi sıfatın sonuna bir -ly eki getirilerek yapılır.
Fakat,
fast, hard, late, early & well gibi zarfalar -ly almazlar. Bu sözcükler hem sıfat hamde zarftır, cümle içerisindeki konum ve anlamlarıyla ayırt edilirler. Örnek (d) & (e)
a) Especially, the children in India are suffering.
b) Semantics primarily deals with meanings of utterances.
Bu adverb türü, cümlede vurguyu bir noktaya odaklamak için kullanılır ve cümle içerisindeki anlamları "özellikle" dir.
SIKLIK
ZARFLARI
Always, usually, sometimes, ever, never, seldom
a) She always has breakfast in the morning.
b) Sometimes I feel afraid in the night.
c) I never sleep before mid-night.
d) She is sometimes late for work.
Sıklık zarflaraı diye bilinen bu grup, birişin nekadar sık yapıldığını anlatmak için kullanılr.
Genellikle action fiilin önüne gelirler. Eğer cümlenin fiili "be" ise be + frequency adverb biçminde kullanılırlar (d).
Sadece sometimes cümle başında, fiilin önünde, ve cümle sonunda kullanılabilir (b).
TÜM CÜMLEYEİ
NİTELEYEN
ZARFLAR
a) Essentially, I can't sleep alone. .
b) It seems difficult, but basically it is easy.
c) Fortunately, we were able to arrive on time.
d) Obviously, he is innocent.
Zarflar / Adverbs / ingilizce Dersi
Tekrarlılık Gösteren Zarflar ( Adverbs of Frequency )
always
daima
sometimes
bazen
occasionally
ara sıra
usually
genellikle , umumiyetle
generally
genellikle
frequently
sık sık
seldom
nadiren
rarely
nadiren , seyrekçe
Örnekler ( examples ) :
We always eat breakfeast at home.
i seldom take a bus to school.
We are often at home after school.
He rarely drinks cola.
They usually go for a walk in the park.
Ever & Never
Ever :ingilizce Türkçe sözlük de Hiç anlamında genellikle sorularda kullanılır.Yanıtlarda ise , olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
Do you ever watch TV in the morning ?
Never : Sadece yanıtlarda kullanılır ve " hiç / asla " gibi anlam verir, cümleyi olumsuz yapar.
Örnek ( example ) :
He is never lazy , but he is sometimes careless.
Still , Already , Yet
Still :" Halen / Hala " anlamında soru , olumlu ve olumsuz cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
He still lives in izmir.
Do you still study French with the same teacher ?
They still can't speak English.
Already :" Şu anda , Hali hazırda " anlamına gelen bu deyim genel olarak olumlu cümlelerde kullanılır.
Örnek ( example ) :
i have already seen her.
Yet oru ve olumsuz cümlelerde , cüümle sonuna getirilir ve "henüz , daha şu ana kadar " vbz. anlamlar verir.
Örnek ( example ) :
Haven't you set the table yet ?
i haven't driven your car yet.
Too , Any More , Very , Enough
Too :"Çok aşırı" anlamına gelen bu sözcük sıfatların önüne gelir ve anlamını niteler.Cümlede olumsuz bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is too cold.
The problem is too diffucult.
Any more :" Artık..." anlamı verir.Olumsuz cümlelerde cümle sonunda kullanılır.
Örnek ( example ) :
English isn't diffucult for me any more.
Very :" Çok " anlamına gelen bu kelime sıfatların önüne gelir ve anlamı niteler.Cümlelerde genellikle olumlu anlam verir.
Örnek ( example ) :
The water is very cold.
Enough :" Yeterli " anlamına gelen bu kelime sıfatlardan sonra konur ; cümlede olumlu bir anlam verir.
Örnek ( example ) :
The ice is thick enough for skating.
Fiilleri, yani öznenin yaptığı eylemi niteleyen sözcüklere ZARF denir. Bu nedenle, zarflar durum gösteren BE fiiliyle KULLANILMAZLAR. Yer ve zaman gösteren zarflar zaten sözcük anlamıyla belli olur. Hal zarflan ise, çoğu zaman, sıfatların sonuna -ly takısının gelmesiyle oluşturulur.
SIFAT ZARF
Slow slowly
Guick quickly
Careful carefully
Careless carelessly
Hungry hungrily
Final finally
Easy easily
KURALSIZ OLANLAR
Good well
Fast fast
Hard hard
Far far
Near near
Early early
Late late
Loud loud (loudly)
Well sözcüğü zarf olmasına karşın, BE fiiliyle kullanılabilir, "sağlık, hal hatır" sorularına karşılık verirken I am well (İyiyim) denebilir.
Hard sıfat olarak, "sert, zor" anlamına gelir, ama bu anlamda zarf olmaz, yani zarf olan hard "sıkı" ya da "yoğun" anlamına gelir.
I worked hard: Sıkı çalıştım.
It rained hard: Çok yağmur yağdı (yoğun olarak yağdı).
İngilizce'de hardly sözcüğü, "hemen hemen hiç" anlamına gelir ve sıfat olan hard' ın zarf biçimi olarak kullanılmaz.
I hardly know you: Seni pek tanımıyorum.
(3) "Yakın" anlamına gelen near sözcüğünün zarf biçimi de aynıdır. İngilizce'de nearly sözcüğü ise, "neredeyse, az kalsın" anlamına gelir.
Come near : Yakına gel. (zarf)
I nearly broke it.: Onu az kalsın kırıyordum.
(4) Late sıfatı da zarf olurken biçim değiştirmez. Lately sözcüğü ise başka bir anlamda kullanılır; "son zamanlarda" demektir.
We came late: Geç geldik, (zarf)
I haven't seen him lately: Onu son zamanlarda görmedim.
HAL ZARFLARININ ÜSTÜNLÜK VE EN ÜSTÜNLÜK DERECELERİ
KURALSIZ OLANLAR
Well Betler Best
Badly Worse Worst
Near Nearer Nearest
Far Farther Farthest
Far Further Furthest
Fast Faster Fastest
Hard Harder Hardest
Loud Louder Loudest
Early Earlier Earliest
Late Later Latest
Yukarıda görülen kuralsızlar dışında, sonuna -ly takısı alarak oluşan tüm zarflar more ve most alarak üstünlük ve en üstünlük derecelerinde kullanılırlar.
ÜSTÜNLÜK DERECESİ
I can drive faster than you (can). (Senden hızlı sürebilirim.)
She types betler than I (do). (Benden iyi daktilo yazar.)
Kıyaslanan öğe eğer ÖZNEL durumdaysa ardından cümlenin zaman özelliğine göre yardımcı fiili gelebilir.
Eğer NESNEL durumdaysa yardımcı fiil gelmez. Kıyaslanan öğe varsa, than kullanmayı unutmayınız.
She cooks berter than me. (Benden iyi yemek pişirir.)
We work harder than them. (Onlardan çok çalışıyoruz.)
I came earlier. (Ben daha erken geldim.)
EN ÜSTÜNLÜK DERECESİ
Zarfların en üstünlük derecesinde de yine the unutulmamalıdır.
She drives the fastest (of ali of us). (Hepimizden) Hızlı sürer.
They came the latest of all. (Herkesten geç geldiler.)
He plays the best of all the others. (Diğerleri içinde en iyi o oynar.)
ADVERBS IN ENGLISH - İNGİLİZCE'DE ZARFLAR
I speak a little English.
Birazcık İngilizce konuşurum.
Professor Smith speaks Russian fluently.
Profesör Smith Rusçayı akıcı olarak konuşur.
Daniel and Jim speak English perfectly.
Daniel ve Jim İngilizceyi mükemmel konuşur.
Zarflar konuşmanın bir parçası olup bir şeyi nasıl yaptığınızı söylemenizi sağlar. Profesör Smith Rusçayı sıradan bir yabancı gibi konuşmaz, aynı zamanda akıcı olarak konuşur. Zaman zarflarının çoğu sıfatın sonuna -ly eklenerek elde edilir. Perfectly zarfı perfect sıfatı ve fluently zarfı fluent sıfatına bağlıdır.
He is fluent.
O akıcı.
Tüm zarflar bu şekilde oluşturulmaz. Örneğin, well good sıfatının zarfıdır.
He speaks well.
O iyi konuşur.
speed
hız
fast / quick
hızlı/çabuk
slow
yavaş
The rabbit is fast.
Tavşan hızlı.
The turtle is slow.
Kamplumbağa yavaş.
Quickly ve slowly, quick ve slow sıfatlarının zarf halidir.
The rabbit runs quickly.
Tavşan hızlı koşar.
The turtle walks slowly.
Kamplumbağa yavaş yürür.
Mary speaks quickly.
Mary çabuk konuşur.
Fast düzensizdir. Zarf hali ile sıfat hali aynıdır.
The teacher speaks fast.
Öğretmen çabuk / hızlı konuşur.
Understand
Anlamak
easy (adj.)
kolay (sıf.)
easily (adv.)
kolaylıkla (zarf.)
understand - understood
anlamak
Susan speaks slowly. I understand her easily.
Susan yavaş konuşur. Onu kolayca anlarım.
They understood perfectly.
Onlar mükemmel anladı.
Adverbs / İngilizce Zarflar
Bu ünitemizde bazı zarfların cümle içinde değişik yerlerde kullanılışları hakkında çalışmalar yapacağız.
Zarflar cümledeki fiilleri etkileyen kelimelerdir. Bir cümlede bir zarf, ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, o cümledeki fiili etkiler. Eğer bir zarf etkilemesini istediğimiz fiilin hemen dibinde kullanılırsa, o zarf, o fiili doğrudan doğruya etkiler. Unutmayalım ki bir zarf cümlede en hareketli kelimedir. Yani cümlenin her yerinde kullanılabilir. Ancak hangi kelimenin öncesinde kullanılmışsa önce o kelimeyi etkiler. Fakat eninde sonunda etkileme işi fiile ulaşır.
İngilizce'de bazı fiiller, past ve perfect tense kalıplarında kullanılırlarken, kullanıldıkları zamanların düzenli eklerini almazlar ve değişim gösterirler. Bu tür fiillere İngilizce'de Irregular Verbs (Düzensiz Fiiller) adı verilir.Aşağıda tabloda gördüğünüz üç tablodaki birinci sütun, fiilin mastar halini yani yalın halini gösterir. İkinci sütun fiilin past tense (geçmiş zaman) halini, üçüncü sütun ise perfect tense halini gösterir. Bu sütunlara fiilin birinci hali, ikinci hali ve üçüncü hali anlamına gelen V1, V2, V3 olarak da rastlayabilirsiniz (V = verb yani fiil) . Bu durum aklınızı karıştırmasın. Not: İngilizce'de bir fiilin veya kelimenin birden fazla anlamı olabilir. Aşağıda parantez içinde fiillerin yanında verilen anlamlar, fiillerin tek anlamları değildir, sözlüğe bakıldığında farklı anlamlara da geldiği görülecektir. Burada verilme amacı, sizlere ek bilgi vermek ve kelime dağarcığınızı geliştirmektir.
Infinitive (V1) Past Tense (V2) Perfect Tense (V3)
arise (ortaya çıkmak) arose arisen
be (olmak) was/were been
bear (dayanmak,doğurmak) bore borne
begin (başlamak) began begun
bite (ısırmak) bit bitten/bit
blow (esmek,üflemek) blew blown
break (kırmak) broke broken
bring (getirmek) brought brought
buy (satın almak) bought bought
catch (yakalamak) caught caught
choose (seçmek) chose chosen
come (gelmek) came come
creep (sürünmek) crept crept
dive (*suya* dalmak) dived/dove dived
do (yapmak) did done
drag (sürüklemek) dragged dragged
draw (çizmek) drew drawn
dream (düş kurmak) dreamed/dreamt dreamt
drink (içmek) drank drunk
drive (*araç* sürmek) drove driven
drown (*suda* boğulmak) drowned drowned
eat (*yemek* yemek) ate eaten
fall (düşmek) fell fallen
fight (dövüşmek) fought fought
fly (uçmak) flew flown
forget (unutmak) forgot forgotten
forgive (affetmek) forgave forgiven
freeze (donmak) froze frozen
get (almak,ele geçirmek vb.) got got/gotten
give (vermek) gave given
go (gitmek) went gone
grow (büyümek) grew grown
hang (asmak) hung hung
hide (saklamak,gizlemek) hid hidden
know (bilmek) knew known
lay (yaymak,sermek) laid laid
lead (yönetmek, yönlendirmek) led led
lie (yalan söylemek, uzanmak) lay lain
light (aydınlatmak) lit lit
lose (kaybetmek) lost lost
prove (kanıtlamak) proved proved/proven
ride (*ata/araca* binmek) rode ridden
ring (*zil,telefon vb* çalmak) rang rung
rise (çıkmak, yükselmek) rose risen
run (koşmak) ran run
see (görmek) saw seen
seek (araştırmak) sought sought
set (kurmak, hazırlamak) set set
shake (çalkalamak) shook shaken
sing (şarkı söylemek) sang sung
sink (batmak) sank sunk
sit (oturmak) sat sat
speak (konuşmak) spoke spoken
spring (sıçramak, fırlamak) sprang sprung
steal (çalmak,aşırmak) stole stolen
sting (sokmak, batırmak) stung stung
strike (vurmak, çarpmak) struck struck
swear (yemin etmek,küfretmek) swore sworn
swim (*suda* yüzmek) swam swum
swing (sallanmak, sallamak) swung swung
take (almak, götürmek) took taken
tear (yırtmak) tore torn
tell (söylemek) told told
throw (atmak, fırlatmak) threw thrown
use (kullanmak) used used
wake (uyanmak, uyandırmak) woke/waked woke/woken/waked
wear (giymek) wore worn
write (yazmak) wrote written
TOP 100 VERBS IN ENGLISH
accept
allow
ask
believe
borrow
break
bring
buy
can/able
cancel
change
clean
comb
complain
cough
count
cut
dance
draw
drink
drive
eat
explain
fall
fill
find
finish
fit
fix
fly
forget
give
go
have
hear
hurt
know
learn
leave
listen
live
look
lose
make/do
need
open
kabul etmek
izin vermek
sormak
inanmak
ödünç almak
kırmak
getirmek
satın almak
-ebilmek
iptal etmek
değiştirmek
temizlemek
taramak
şikayet etmek
öksürmek
saymak
kesmek
dans etmek
çizmek
içmek
sürmek
yemek
açıklamak
düşmek
doldurmak
bulmak
bitirmek
uymak, uygun olmak
sabitleştirmek, onarmak
uçmak
unutmak
vermek
gitmek
sahip olmak
işitmek
incitmek, incinmek
bilmek
öğrenmek
terk etmek
dinlemek
yaşamak
bakmak
kaybetmek
yapmak
ihtiyacı olmak
açmak
close/shut
organise
pay
play
put
rain
read
reply
run
say
see
sell
send
sign
sing
sit
sleep
smoke
speak
spell
spend
stand
start/begin
study
succeed
swim
take
talk
teach
tell
think
translate
travel
try
turnoff
turnon
type
understand
use
wait
wakeup
want
watch
work
worry
write
kapamak
düzenlemek, kurmak
ödemek
oynamak, [müzik aleti] çalmak
koymak
yağmak
okumak
cevap vermek
koşmak
söylemek
görmek
satmak
göndermek
imzalamak
[şarkı] söylemek, [kuş] ötmek
oturmak
uyumak
sigara içmek
konuşmak
harf harf söylemek
harcamak
beklemek
başlamak
[ders] çalışmak
başarmak
yüzmek
almak
konuşmak
öğretmek
anlatmak
düşünmek
tercüme etmek, çevirmek
seyahat etmek, yolculuk yapmak
denemek
[tv, ışık] kapamak
açmak
daktilo veya klavye ile yazmak
anlamak
kullanmak
beklemek
uyandırmak
istemek
[tv] izlemek
çalışmak
kaygılanmak
yazmak
ingilizce'de yer alan fiillerden sonuna "-ed" ekinin getirilmesiyle form değişikliğinin gerçekleştirilemediği fiillerdir.
Örneğin "I payed a lot for my new shoes." cümlesindeki "payed" kelimesinin doğrusu "paid" olmalıdır.
Form değişikliği doğrudan "-ed" eki ile gerçekleşmeyen kelimelerin listesine aşağıda yer verilmiştir. Bu listeyi kullanarak fiillerin 2. ve 3. formlarını bulabilirsiniz.
Süper Lig'in 19. hafta maçında Takımımız, Ankaragücü ile 0-0 berabere kaldı.
Ankara 19 Mayıs Stadı'nda oynanan karşılaşma Beşiktaşımız'ın vuruşuyla başladı. Her iki takım da maça dengeli başladı. Siyah-beyazlılarımız, orta sahada bol pas yaparak oyunda üstünlük sağlamaya çalıştı. Karşılaşmayı kendi sahasında kabul eden rakibimiz, kontra ataklarla kalemizde gol aramaya çalıştı. 8. dakikada maçtaki ilk atağımızda İsmail'in yaptığı tehlikeli ortayı rakip defans uzaklaştırdı. 23. dakikada Mustafa'nın dar açıdan vuruşu az farkla dışarı çıktı. 27. dakikada rakip kalemize tehlikeli geldi Turgut Doğan'ın sol çaprazdan vurduğu topu Cenk mükemmel çıkardı. 41. dakikada Veli'nin ceza sahası dışından vurt sert şut auta çıktı. İlk yarı 0-0 berabere sonuçlandı.
Her iki takım da ilk yarıdaki kadrolarıyla ikinci yarıya başladı. Ekibimiz ikinci yarıya baskılı başladı. 48. dakikada ikinci yarının ilk tehlikeli atağında, Simao ceza sahası içinde buluştuğu topa vurdu, top direğin dibinden az farkla auta çıktı. Siyah-beyazlılarımız, oyunu Ankaragücü yarı sahasına yıktı. 58. dakikada, Edu ceza sahası içinde topla buluştu, vuruşunda top auta çıktı. 68. dakikada, Manuel Fernandes nefis bir vücut çalımıyla ceza sahasına girdi. Onun yaptığı ortaya Hugo Almeida dokunamadı. Maçın son dakikalarında takımımız gol bulmak için rakip ceza sahasına yüklendi. 86. Manuel Fernandes'in çevirdiği topla altı pas çizgisi üzerinde buluşan Edu topu üstten auta gönderdi. Takımımız başka pozisyon bulamayınca, karşılaşma 0-0 berabere sonuçlandı.
Futbol Takımımız'ın Gaziantep Bş.Bld. ile oynayacağı maçı Özgüç Türkalp yönetecek.
11 Ocak Çarşamba günü saat 20.00'de Fiyapı İnönü Stadı'nda oynanacak olan Türkiye Kupası 3. tur mücadelesinde Türkalp'in yardımcılıklarını, Ayhan Akgöz ile Serkan Olguncan yapacak. 4. hakem ise Yaşar Kemal Uğurlu.