ERAY.E

ERAY.E

Üye
27.11.2011
Er
487
Hakkında

  • İngilizce'de cümleleri anlam bakımından birbirinden bağlamak için "Transition" bağlaç grubu kullanılır. Bu bağlaç türünün yapısal özelliği (Gramer) şu şekildedir:

    CÜMLE.BAĞLAÇ,CÜMLE
    Yani; Transition bağlaçları iki cümle arasına gelerek onları anlam bakımından bağlar ve Transition bağlaç türünden hemen sonra virgül kullanmak şarttır. Daha iyi anlaşılması için aşağıda bazı örnekler vereceğim:


    a) BUT (CONJUNTION)= AMA, FAKAT : He studied hard, but he could not pass
    b) HOWEVER (TRANSITION) = AMA, FAKAT = He studied hard. However, He could not pass.


    ********** DİKKAT ! NOKTALAMA İŞARETLERİ SİZE KPDS, TOEFL, ÜDS GİBİ SINAVLARDA İP UCU OLACAKTIR. MUTLAKA DİKKAT EDİN ******

    TRANSITION BAĞLAÇLARINI ÖĞRENMEK
    Bu bağlaçlar yapısal açıdan aynıdır. yani hepsi iki cümle arasına girer, önlerinde nokta ve kendilerinden sonra virgül kullanılır. Bu bağlaçları anlamları balımından öğrenirseniz hem günlük yaşamda, hem işinizde ve hem de sıvalarda soruları kolayca çözmede başarılı olursunuz.

    ÖNEMLİ NOT:
    Paragraf tamamlama, cümle tamamlama, Verilen cümlenin eş anlamı, çeviri soruları gibi soru türlerini yapabilmek için mutlaka bağlaçları iyi bilmek gerekir.

    ZITLIK (CONTRAST)
    however, on the other hand , conversely, in contrast, nonetheless, nevetheless, even so, inspite of this I woked hard. However, I could not pass

    SONUÇ (BUNAN DOLAYI)
    therefore, as a consequence, as a result, consequently, for this reason, thus, hence, accordingly I did not study hard. Therefore, I failed

    İLAVE FİKİR (DAHASI)
    Also, In addition, further, furthermore, moreover, more and more, besides Jane is a laweyer. Besides, she is a mother to two children

    SIRALAMA
    First, second, third...
    Firstly, secondly, thirdly...

    ZAMANA GÖRE SIRALAMA
    At first, afterwards, later, then, in the meantime, meanwhile I had breakfast this morning. Afterwards, I left for work

    ÖRNEKLENDİRME
    For example, for instance, to illustrate There are huge cities in Turkey. For example, İstanbul is pne pf the biggest cities in the world.

    FOR EXAMPLE + CÜMLE GELİR**
    SUCH AS + İSİM ( .......... such as İstanbul, Ankara and İzmir)
    BENZERLİK
    Similarly, correspondingly, in the same way Long viechles dirve slow down in the city centre. Simirlarly, other viechles must also keep slow

    VURGU (Bir önceki anlamı güçlendirmek)
    In fact, indeed, as a matter fact, actually İstanbul is one of the biggest cities in Turkey. In fact it is the biggest city in Turkey.

    AÇIKLAMA, YENİDEN ANLATMAK
    In other words, put it in a different way , That is She is a vegeterian. That is, she does not eat meat

    DÜZELTME
    Rather He was elected to be the president. Rather, it was by chance

    YOKSA
    Or else, otherwise We must hurry. Otherwise, we will be late

    SONUÇ
    In conclusion, briefly, in shortly, to sum up
#09.01.2012 18:00 0 0 0
  • Biçim ve Şekil Bildiren Sıfatlar




    Sıfat

    Türkçesi

    Sıfat

    Türkçesi



    broad

    geniş

    narrow

    dar



    deep

    derin

    shallow

    sığ



    steep

    dik

    round

    yuvarlak



    wide

    geniş

    high

    yüksek



    crooked

    eğri

    flat

    düz



    skinny

    ince

    square

    kare



    hollow

    çukur

    straight

    düz



    curved

    eğri

    chubby

    tombul
#09.01.2012 17:59 0 0 0
  • Olumlu ve İyi Anlam İfade Eden Sıfatlar




    Sıfat

    Türkçesi

    Sıfat

    Türkçesi



    happy

    mutlu

    healthy

    sağlıklı



    helpful

    yardımsever

    lovely

    sevimli



    perfect

    mükemmel

    proud

    gururlu



    joyous

    sevinçli

    nice

    hoş



    obedient

    söz dinleyen

    splendid

    söz dinleyen



    pleasant

    hoş

    successful

    başarılı



    thoughtful

    anlayışlı

    victorious

    muzaffer



    wonderful

    harika

    vivacious

    hayat dolu



    zealous

    gayretli

    lucky

    şanslı



    lively

    neşeli

    kind

    sevecen



    zany

    delidolu

    witty

    esprili
#09.01.2012 17:59 0 0 0
  • Bayan İsimlerinin Anlamları



    Adela- Asil (noble)



    Barbara- Yunanca yabanci demek olan barbaros kelimesinden türeme



    Calanthe- Güzel çiçek (beautiful flower)



    Deborah- İbranice kökenki "ari" (bee)




    Erica- Ebedi hükümran. Eric erkek isminin disili.



    Eva- Türkçe söylenişle Havva



    Flora- Çiçek (flower)



    Gardenia- Tropikal bir çiçegin adi



    Heaven- Cennet (paradise)



    Isabel (veya Isabell) - Elizabeth isminin eski Ispanyolcadaki karsiligi



    Jacqueliny (veya Jacqueeline) - Kökü Incil'e dayanan bir isim



    Katherina- Eski bir Hristiyan sehidin ismi



    Lessie- Kutsal bahçe



    Mabelle- Fransizcadaki "ma belle" sözünden alinti: güzelim



    Nerissa- Denizin Ruhu, Deniz Tanrisi



    Olivia- Sekspir'in 12. gece adli komedisinde yarattigi bir isim. Page Usak, iç oglani



    Rosemary- Rose (gül) ve Mary isimlerinin kombinasyonu



    Susan- Türkçe deyimiyle Suzan



    Scarlett- Kizil, kirmizi kumas



    Tamela- Tamara ve Pamela isimlerinin bilesimi.



    Ursula- Küçük ayi (little bear)



    Valerie- Güçlü olmak(to be strong)



    Winona- Kizilderili Siyu kabilesinin lisaninda ilk dogan kiz evladi (first born daughter)



    Xenia- Misafirperverlik(hospitality)



    Yasmin- Yasemin



    Zena- "Zeus'un Yasam"i anlamina gelen Zenobia'nin kisaltilmisi.





    Erkek İsimlerinin Anlamları

    Abraham - Ibrahim, çok veya "evladi çok" anlamlarini tasiyan Ibrani Kökenli isim. Ibrahim Peygamber.

    Adam - Türkçe söyleyişle Adem

    Benjamin - Bünyamin. Ibranice kökenli bir isim. Anlami, güneyin oglu veya sag kolun oglu

    Calvin - Kel, çiplak(bald)

    Chris - Müslim'in kar?y?y olarak dü?ünebiliriz


    Dominic - Tanriya ait(of the Lord)

    Edward - Zengin Muhafiz (rich guard)

    Hector - Siki tutmak, sahiplenmek (to hold fast, to possess)

    Issac (Isaac) - İbrahim Peygamberin Oğlu

    Jack - Alelade insan, iskambilde vale.

    John - Türkçe söyleyi?le Can




    Joseph - Türkçe deyimle Yusuf

    Kevin - Iyi, nazik, yakisikli( kind, gentle, handsome)

    Leonard - Cesur aslan (brave lion)

    Malcolm - Aziz Columba'nin müridi

    Neil - Sampiyon, bulut.

    Oswald - Tanri(God) ve kanun (rule) kelimelerinin bilesimi.

    Paula - Küçük, mütevazi

    Ronald -
    Iskoçya'yi fetheden ve oraya yerlesen Iskandinavya'lilara verilen isim.
    Samuel - Allah'in adi veya Allah duyar.

    Tex - Teksas'tan gelen adam

    Vincent - Fethetmek

    Wesley - Batidaki çayir (west meadow)

    Xavier - Yeni ev (the new house)

    Yancy - Bilinmeyen

    Zachary - Zekeriya'nin Ingilizce sekli


#09.01.2012 17:57 0 0 0
  • Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense'nin kullanıldığı yer aynıdır. Present Perfect Tense, geçmişte bir noktada olmuştur. Present Perfect Continuous Tense ise aynı yerde, fakat sürekli bir durumda olmuştur. Bu iki zamanın kullanımında önce ile ilişkisi düşünülmelidir. Ayrıca bu iki zamana özgü bazı zarf ve edatlar vardır. Aşağıda verilecek olan bu zarf ve edatlar görüldüğünde mutlaka Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense'lere gidilmelidir.

    Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense Gerektiren Zarf ve Edatlar:

    For: ...dır ....den beri
    Since: ...den beri
    Just: Henüz, yeni, az önce, şimdi.(Çok kısa bir süre önce olan eylemleri anlatır.)
    Yet: Daha, henüz.
    Already: Halihazırda, .......mış bile
    Recently: Son zamanlarda
    Lately: Son zamanlarda
    Over: Boyunca, .....de, ....da
    Ever: Hayatında, hiç, şu ana kadar.
    Never: Hayatında, hiç, Şu ana kadar. (Ever'ın olumsuz yapısıdır.)


    For and Since

    For and Since ".....den beri" anlamına geldiği için konuşma anında geçen olayın öncesi ile ilişkisi kuruluyor. Ayrıca olayın etkisi konuşma anında devam etmektedir. Bu açıklamalar da zaman olarak Present Perfect Tense ile Present Perfect Continuous Tense'leri gerektirir.

    We have been waiting for you since morning. (Sabahtan beri seni beklemekteyiz.)

    I have been smoking for ten years. (10 yıldır sigara içmekteyim)

    Birinci cümlede, bekleme eyleminin sadece konuşma anı ile ilgilenilmez. Bekleme eyleminin öncesi ile ilişkisi kurulur ve öncesinin konuşma anına etkisi de belirtilir.
    İkinci cümlede, sigara içme eyleminin sadece şu anı ile ilgilenilmez. Konuşma anının on yıl öncesi ile ilişkisi kurulur.

    For and Since'in kullanımının karıştırılmaması gerekir. Bunun için şöyle bir ayırım koyabiliriz:

    ****Zaman ismi varsa: Since
    ****Zaman miktarı varsa: For kullanılır.

    I have smoked for 10 years şeklinde Present Perfect ile de cümleyi kurabiliriz. Çünkü bu iki zaman birbirine eşittir. Bu iki cümlenin anlamı bakımından karışıklık çıkması Türkçe'nin bu iki zaman açısından yetersiz oluşundandır.

    Yet

    We have not decided yet. (Hala karar vermedik.)

    Yet, konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor. Bu yüzden "yet" görüldüğü yerde Present Perfect Tense düşünülür. Burada karar vermeme öncesinden başlamış, hala karar verilmemiş ve her an karar verilip eylem sonuçlandırılabilir. (Yet olumsuz cümlelerde kullanılır.)

    Just

    He has just gone out. (Henüz dışarı çıktı.)

    Bu cümleden eylemin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini anlıyoruz. Yani dışarı çıkanın merdivenlerde olabileceği, çok uzakta olmadığını anlıyoruz. Bu anlamı katan "just"tır ve bu yüzden Simple Past değil de Present perfect kullanıyoruz. Eğer çok yeni olmayan olaylar aktarılırsa o zaman "just" kullanılmaz.


    Already

    They have already given up the project. (Onlar projeden vazgeçmişler bile.)

    Geçmişte olay belirsiz bir zamanda olduğu için Present perfect kullanılır.

    Recently = Lately

    I have not met him recently. (Son zamanlarda onunla karşılaşmadım.)

    Burada bizi perfecte götüren "Recently"dir. Çünkü şu anda konuşulan eylemin öncesi ile ilişkisini "Recently" kuruyor ve olayın etkisinin hala devam ettiğini anlıyoruz.

    Ayrıca bir zarf olan "Recently" den "ly" eki atılırsa, bir sıfat olan "recent" elde edilir. Bu sıfatın isimler önünde kullanılması ile elde edilen sözcük de Present Perfect gerektirir. Örnekleyecek olursak;

    In recent years, enflation has been falling down. (Son yıllarda enflasyon düşüyor.)

    Ever x Never

    Have you ever seen such a novel. No, I have never seen such a novel.
    (Hayatında böyle bir roman gördün mü? Hayır, Hayatımda böyle bir roman görmedim.)

    Ever and never Present Perfect gerektirir. Çünkü konuşma anında geçen eylemin öncesi ile ilişkisini kuruyor.

    *****Over*****

    Boyunca, ....de, ....da anlamına gelen "Over"ın iki kullanımı vardır.

    1.) Çoğul bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer "over" bu
    konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Present Perfect gerektirir.

    Over the past few years, Scientist have developed a new cure.
    (Son birkaç yılda bilim adamları yeni bir tedavi geliştirdiler.)

    Burada "over" çoğul bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Present Perfect kullanılmıştır. Mantığı da şudur: Geliştirilen tedavi bir noktada olup bitmiş değildir ve etkisi sürmektedir.

    2.) Tekil bir zaman sözcüğünün veya bir etkinliğin önünde ise: Eğer "over" bu
    konumu ile kullanılırsa, zaman olarak Simple Past gerektirir.

    Over the past month, the prices increased by 10 %. (Geçen ayda fiyatlar %10 arttı.)

    Burada "over" tekil bir zaman önünde kullanılmıştır. Bu yüzden zaman olarak Simple Past gerektirir. Çünkü olay olup bitmiştir.

    Başka örnekler verecek olursak;

    Over the last meeting, the chairman explained everything(Geçen toplantıda başkan her şeyi açıkladı)

    Over the last meetings, the chairman has explained everything.

    "Over"ın Diğer Kullanımı

    Daha önce de değinildiği gibi "over" ın ...de, ...da anlamına gelen kullanımı da vardır. Peki bunun, aynı anlama gelen "in", "at" gibi sözcüklerden farkı nedir? "Over"da gizli bir "boyunca" anlamı vardır. Bu yüzden kullanılacak cümlede bir süreğenlik varsa "over"; bir noktada olup bitmişse diğerleri kullanılır.



    Örneğin;

    Derste söz aldı: "at" kullanılır. (Bir noktada olup bittiği için.)
    Derste uyudu: "over" kullanılır. (Bir devamlılık gösterdiği için.)

    Simple Present vs Present Continuous

    Simple Present, Türkçe'deki Geniş Zamana karşılık gelir. Geçmişte, şu an ve gelecekte olabilecek eylemler, alışkanlık haline gelmiş olan eylemler İngilizce'de bu tense ile ifade edilir.

    Present Continuous ise, içinde bulunan anda yapılan, kontrolümüz altındaki eylemleri ifade etmede kullanılır. Her eylemin kontrolü elimizde olmayabilir. Duyu eylemleri gibi.

    Believe in: İnanmak
    Dare: cesaret etmek
    Detest = Loathe: iğrenmek
    See: görmek
    See off: uğurlamak

    I am believing in God diyemeyiz. Ancak, I believe in God diyebiliriz. Çünkü Allah'a inanmak, kontrolümüz altında olan ve istesek hemen inanmayacağımız bir durum değildir.

    I am loving my country diyemeyiz. Ancak, I love my country diyebiliriz.

    Bütün "Linking Verbs"lerin Continuous formları yoktur. Ancak bu fiiller eğer duyu eylemi anlamında bir anlama sahip değiller ise continuous formda kullanılabilirler. Örneğin; "See", görmek anlamında continuous formda kullanılamaz. Yani, I am seeing diyemeyiz. Ama "See off" uğurlamak demektir ve continuous formda kullanılabilir. Çünkü "uğurlamak" eylemi, kontrolü elimizde olan bir eylemdir. I am seeing off my friend gibi.

    Her continuous formu olmayan fiiller için alternatif simple zamanı kullanılır.

    Present Continuous için Simple Continuous

    Past Continuous için Simple Past

    Perfect Continuous için Present Perfect alternatif olarak kullanılır.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Çarşamba 15.12.1999


    Future Perfect Yapıları

    The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense'lerin her ikisi de aynı yerde kullanılır.


    Present Future Perfect Future
    X xxxXxxx X

    Future Perfect Continuous


    Gelecekte belli bir zamanda olacak eylemleri ifade ettiğimizde cümleyi basit Future ile kurarız. Eğer gelecekte belli bir zamanın öncesine vurgu yapılırsa cümle, The Future Perfect Tense veya The Future Perfect Continuous Tense'lerden biri ile kurulur.

    Örneğin;

    Saat beşte ders başlayacak, Basit Future ile

    Beşe kadar ders başlayacak, Future Perfect ile kurulur.

    The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense zamanlarının kullanımında dikkati çeken "By" edatı vardır. Bu edat, bir cümlede varsa mutlaka Future Perfect'i işaret eder.

    By: ...e kadar
    Exceed: aşmak

    The population of Turkey will exceed 100 millions in 2010.
    (Türkiye'nin nüfusu 2010 yılında 100 milyonu aşacak.)

    Bu cümlede, gelecekte belli bir noktada gerçekleşecek olaydan söz edildiği için Basit Future kullanılmıştır.

    The population of Turkey will have exceeded 100 millions by 2010.
    (Türkiye'nin nüfusu 2010 yılına kadar 100 milyonu aşmış olacak.)

    Görüldüğü gibi "By" edatının olması Futre Perfectli yapı ister. Yani bir cümlede "...e kadar" anlamına gelen "by" edatının varlığı Future Perfectli yapı gerektirir. Peki bu cümlede niçin Future Perfect Continuous değil de Future Perfect kullanılmıştır? Future Perfect kullanılmıştır. Çünkü 100 milyona aşma eylemi sürekli olmayıp; bir anda gerçekleşen bir eylemdir. Bu yüzden continuous kullanılmamıştır. Zamanların kullanımında bu şekilde spesifik özelliklerine de dikkat etmek gerekir.

    Sınavlarda, The Future Perfect Tense ve The Future Perfect Continuous Tense'lerle ilgili sorularda bu iki zamanın ikisi de şıklarda verilmez. Çünkü ikisi de aynı yerde kullanılır ve aynı anlama gelir.

    By ve Until / Till Arasındaki Kullanım Farkı

    By: ...e kadar
    Until / Till: ...e kadar

    İkisi de "....e kadar" anlamına gelen bu iki edat arasında çok önemli bir kullanım farkı vardır. Eğer konuşma anı ile gelecekte belirtilen zaman arasında eylem sürekli oluyorsa Until / Till kullanılır. Eğer konuşma anından sonra "...e kadar" ifadesinin geçtiği bir noktada eylem oluyorsa "By" kullanılır ve bu da Future Perfectli yapı gerektirir. Bu açıklamayı zaman çizelgesinde gösterecek olursak;

    Present Until / till Future Present by Future
    XxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxX X X X
    Present Saat 10Present Saat 10

    Olayın gerçekleştiği nokta

    I will study untill 10 o'clock. (Saat ona kadar çalışacağım)

    He will have called us by 10 o'clock. (Saat ona kadar bize telefon edecek.)

    Birinci cümlede, zaman çizelgesinde de görüldüğü gibi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar çalışma eylemi sürekli yapılacaktır. Burada süreklilik olduğu için "by" artık kullanılamaz; "until" kullanılır.

    İkinci cümlede ise, telefon açma eylemi konuşma anından gelecekte belirtilen zamana kadar sürekli değil de bir noktada gerçekleşecektir. Bu kullanım da "by" edatını gerektirir ve "by" kullanımı da Future Perfect'i işaret eder.

    Not: Edatların kullanım özelliğinden dolayı "By" cümlenin başına da gelebilir. Normalde edatların asıl yerleri cümle sonlarıdır. Ama kullanım yerleri değişebilir.

    By the end of next month, we will have completed our study.
    (Bu ayın sonuna kadar çalışmamızı tamamlamış olacağız.)

    Eğer gelecekte yapılacak bir eylemi, öncesi ile ilişki kurarak aktaracaksak tense olarak Future Perfect kullanırız.

    By the end of year, I will have been working at D.U. for 15 years.
    (Yıl sonuna kadar, Dicle Üniversitesinde 15 yıldır çalışmakta olacağım.)

    "For" edatının Farklı Perfect ifadelerindeki Kullanımı

    Now, I have been studying for three hours. (The Present Perfect Continuous Tense)
    (Şu anda üç saatten beri çalışmaktayım.)

    When you phoned, I had been studying for three hours. (The Past Perfect Continuous Tense)(Sen telefon ettiğinde, üç saatten beri çalışmaktaydım.)

    By the end of this month, I will have been teaching Engilish for three years. (The Future Perfect Continuous Tense) (Bu ayın sonuna kadar üç yıldır İngilizce öğrenmekte olacağım.)
    Not: Sorulan bir soru üzerine "for"un kullanımı yukarıdaki cümleler üzerinde anlatıldı.
    Zamanların Kullanımındaki Karışıklıklar

    1.) Simple Past - Present Perfect Kullanımı: Bu iki zamanın kullanımında Türkçe'nin yapısından kaynaklanan bazı karışıklıklar vardır. Bu karışıklıkları gidermek için zamanların İngilizce'deki tanımından başlayalım.

    Simple Past: Geçmişte, belli bir zamanda olmuş, bitmiş olayları aktarır. Yani Simple Past'ı kullanabilmek için kesinlikle zamanın belli olması ve olayın olmuş - bitmiş olması gerekmektedir. Eğer bu iki şart eksik ise, kesinlikle Simple Past kullanılamaz. Bu durumda Simple Past'ın alternatifi olan Present Perfect'e gidilmelidir.

    I saw him three days ago. (Onu, üç gün önce gördüm.)

    They signed a peace agreement in 1990. (Onlar, 1990 yılında bir barış antlaşması imzaladılar.)

    Görüldüğü gibi birinci cümlede "görme" eylemi oluş-bitmiş ve belli bir zamanda (üç gün önce) olmuştur. Bu nedenle Simple Past kullanılmıştır. İkinci örnek için de aynı açıklama geçerlidir.
#09.01.2012 16:48 0 0 0
  • Verilen Bir Cümlenin Zamanını Bulma

    Bir cümlede zamanını bulmak için önce asıl fiile sonra da yardımcı fiillere bakılır. Bunların özelliğine göre cümlenin hangi zamanla kurulduğuna karar verilir.

    We had been conducting the experiment. (Deneyleri yapmaktaydık)

    Be + V1.....ing olduğundan "Continuous"lu bir zamandır diyoruz. Have var, "Perfect" ; ve V2 formda olduğu için de "Past" olduğunu söylüyoruz. Böylece cümlemizin zamanı "Past Perfect Continuous"tur.

    Conduct: Yapmak, yürütmek, Beraber götürmek
    Ducere: Conduct'un latincesidir. Lider, götürmek gibi anlamı vardır. İngilizcesi "Duce"dir.
    Duct: Götürmek. Con: beraber; Conduct: Beraber Götürmek, yürütmek anlamına gelir.

    Aşağıda yazacağımız cümlelerin zamanları da aynı mantıkla bulunur.

    She will be waiting for us this time next week. (O gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak)

    (Burada "for" bir edattır. Edatların kullanımı dilden dile farklılık arz eder. İngilizce'de bazı fiiller edatla kullanılır. Wait for: ...için beklemek gibi. Biz yukarıdaki cümleyi çevirirken "O, gelecek hafta bu zamanda bizi bekliyor olacak" deriz. Ama bir İngiliz bu cümleyi düşünürken "O, gelecek hafta bu zamanda bizim için bekliyor olacak" der.)

    My father was watching them. (Babam onları izliyordu.)

    I have seen it before. (Onu daha önce görmüşüm.)

    He often critizes us. (O sık sık eleştirir.)

    Thay had been struggling for victory. (Onlar zafer için mücadele etmekteydiler.)

    Struggle for: ...için mücadele etmek

    We stadied English at university. (Biz üniversitede İnglizce çalıştık.)

    At: ...de, ...da. (Süreklilik arzeder. Ev, hastane, üniversite gibi süreklilik gerektiren ifadelerle kullanılır.)
    İn: ...de, ...da. (anlık bir süre gerektiren durumlarda kullanılır.)


    Zamanların Kullanıldığı Yerler


    Past Perfect Past Present Future
    xxxxXxxxx xxxxXxxxx X X

    Past Perfect Continuous Past Continuous



    Olay, bir noktada olup bitmişse,Simple
    • Olay, bir devamlılık arz ederse Continuous
    • Olay, bir olayın öncesi veya sonrası ile ilgili ise Perfect'tir.

    Zaman çizelgesinden de gözlenebileceği gibi Simple Past ile Past Continuous çakışıyor. Bu yüzden ikisi aynı yerde kullanılabilir ve birbirinin yerini alabilirler.

    Geçmişte iki olay çakışmıyorsa, biri diğerinden önce oluşmuşsa Perfect' te gideriz. Past Perfect, past öncesi bir noktada; Past Perfect Continuous ise, past öncesi devamlılık gösteren bir olayda oluşmuş ve ikisi çakışıyor demektir.

    Past Perfect, geçmişin öncesi olduğu için kompleks bir cümledeki iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.

    Şimdi bu dört zamanın alternatif cümle kurma formlarını inceleyelim:

    1.) Gerek Simple Past, gerekse de Past Continuous tek başına bir cümlede kullanılabilirler.

    I saw them last night. (S. Past)

    I was sleeping last night at ten o'clock. (Past Continuous)

    2.) Cümlede iki cümlecik var - iki yüklem - ve çakışmışsa ikisi de Simple Past olabilir.

    I saw him when he entered the room.
    S. Past S. Past

    3.) İki cümlecik var ve çakışmışsa biri S. Past, diğeri Past Continuous olabilir. Hangisi önce, hangisi sonra önemli değildir.

    When you phoned, I was sleeping. (I was sleeping when you phoned.)
    S. Past Past Continuous

    4.) İki cümlecik var ve çakışıyorsa ikisi de Past Continuous olabilir.

    I was reading the newspaper while my wife was watching TV.
    Past Continuous Past Continuous
    Özet olarak;

    a) Bir cümlede iki cümlecik Past Perfect ile kurulamaz.
    b) Simple Past ve Past Continuous tek başlarına bir cümlede olabilirler, ikisi aynı yerde kullanılabilirler.
    c) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Simple Past olabilir.
    d) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise biri Simple Past, biri Past Continuous olabilir.
    e) Bir cümlede iki cümlecik var ve ikisi çakışmış ise ikisi de Past Continuous olabilir.

    Geçmişte iki olaydan biri önce, biri de sonra oluşmuşsa; yani olaylar çakışmıyorsa;

    Önce cümle çözümlenecek. Bu iki olaydan önceye giden Past Perfect, sonra olan S. Past'tır.

    The lesson had started when I arrived there.
    Past Perfect S. Past

    Burada geçmişte meydana gelen iki olay vardır. Bunlar, çakışmamakta ve biri diğerinden önce meydana gelmiştir. Önce olan Past Perfect ile sonra olan S. Past ile ifade edilmelidir. Bu durumdaki cümle kuruluşunda başka alternatifler de vardır. Önceki Past Perfect Continuous, sonraki Past Continuous veya diğer formlar da olabilir.

    My mother had been serving the table when I arrived home.
    (Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlamaktaydı.)

    My mother was serving the table when I arrived home.
    (Ben eve vardığımda, annem masayı hazırlıyordu.)

    Türkçe'de "Hazırlamaktaydı" ve "Hazırlıyordu" aynı anlamda kullanılmaktadır. İngilizce'de, bunlar tamamen ayrı anlamdadır. "Hazırlamaktaydı" ifadesinde,ben eve gittiğimde annemin yaptığı eylemi görmüyorum, çünkü eylem olmuş, bitmiştir. "Hazırlıyordu" ifadesinde ise, benim eve gitmemle annemin yaptığı eylem çakışmış; ben annemin yaptığı eylemi görüyorum. Bu iki ifadenin karışıklığa yol açması İngilizce'nin yapısından değil; Türkçe'nin yapısından kaynaklanmaktadır.

    My children were sleeping when I arrived home. (Eve vardığımda çocuklarım uyuyorlardı)

    My children had been sleeping when I arrived home. (................uyumaktaydılar.)

    Thomson'un Grameri adlı Kitaptan bir örnek:

    I saw the man on his knees when I opened the door. I understood that he had been looking
    at throw the key hole. (Kapıyı açtığımda, adamı dizlerinin üstünde gördüm. Anladım ki adam anahtar deliğinden bakmaktaydı.)



    Past Perfect S. Past Past'ın Sonrası
    xxxxXxxxx xxxxXxxxx xxxxXxxxx

    Past Perfect Cont. Past Continuous
    Türkçe'nin yapısından kaynaklanan "Hazırlamaktaydı" ve "Hazırlıyordu" ifadelerinin anlam karışıklığını gidermek için yukarıdaki örnek verilmiş çok güzel bir örnektir. Olayın son cümlesinde, Past Perfect Continuous yerine kesinlikle Past Continuous kullanılamaz. Çünkü kapı açılmıştır ve adam eylemini sürdüremeyecektir. Dolayısıyla kapıyı açanın da adamın bakma eylemini görmesi mümkün değildir. Eğer Past Perfect Continuous yerine Past Continuous kullanılsaydı ki bu kullanım yanlış olurdu; kapıyı açma ile adamın anahtar deliğinden bakması aynı anda olmuş olacaktı. Bu da cümleden de anlaşıldığı gibi mümkün değildir.

    Yukarıdaki zaman çizelgesinde de gözlendiği gibi bir de Past'ın sonrası gerçekleşen olaylar vardır. Diyelim ki geçen hafta biri ile görüştük ve o, işinden istifa edeceğini söyledi. Bu iki olay nasıl aktarılacak?

    Eğer biz onunla görüştüğümüzde istifa etmiş olsaydı ve bunu bize söyleseydi bu durumda biz cümlemizi S. Past ve Past Perfect ile kurardık. Yani cümlemiz;

    He said that he had resigned. (O istifa ettiğini söyledi) olurdu.

    Eğer biz onunla görüştüğümüzde yukarıda dediğimiz gibi istifa edeceğini söyleseydi bu durumda cümlemiz;

    He said that he would resign. (O istifa edeceğini söyledi) olur.

    Geçmişin sonrası durumunda, sonraki eylem bir devamlılık da arz edebilir. Eğer eylem sürekli bir eylem ise, continous ile verilmelidir. O zaman cümlemiz;

    He said that he would be working as a manager at the bank. (O, bankada müdür olarak çalışacağını söyledi)

    When: .....dığı zaman
    While: ....iken. (Bu bağlaç genellikle continuıus'lularla kullanılır.)


    PARTİCPLES

    Türkçe karşılığı "ortaç, sıfat fiil" demek olan Participles'lar İngilizcede biçimsel olarak üç bölüme ayrılırlar.

    Present Participle Past Participle Perfect Participle

    Sleeping Slept Having slept
    Speaking Spoken Having spoken
    Coming Come Having come

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------

    Pazar 12.12.1999

    Present Tense'lerin Kullanıldığı Yerler

    1.) The Simple Present Tense

    2.) The Present Continuous Tense

    3.) The Present Perfect Tense

    4.) The Present Perfect Continuous Tense



    Present Perfect Present Future
    xxxxXxxxx X X

    Present Perfect Cont.
#09.01.2012 16:47 0 0 0
  • 1.) The Future Tense: (Gelecek zaman)

    İngilizcede Future, bir zaman olarak kabul edilmez. Çünkü gelecekte olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir. Bu sebeple "Will" ve "Shall" aslında yardımcı fiil değillerdir. Bunlar Modall'lar içinde düşünülür. Bu sebeple normalde;

    I shall do speak. (Konuşacağım)
    You will do speak

    Şeklinde yazılmalıdır. "Do" kısaltması yapıldığında, fiil de birinci halde olduğu için diğer Simple gruplarındaki gibi karışıklık olmuyor ve "Will" ve "Shall" sanki yardımcı fiilmiş gibi görev görüyor. Bu şekilde "-ecek, acak" anlamını temel fiile yükleyerek gelecek zaman anlamını katıyor.

    Burada önemli bir nokta da şudur: Cümleyi olumsuz veya soru yaparken Simple grubunun yardımcı fiili olan "Do" yu çağırmaya gerek yoktur. Çünkü bu görevi yardımcı fiil rolü üstlenen "Will" ve "Shall" görür.

    Modal matığı da bu şekildedir. Yani aslında modal'ların kullanımında da normalde "Do" yardımcı fiili vardır ve kısaltma yapıldığı için direkt olarak modal'dan sonra temel fiil birinci haldedir.

    PRONOUNS

    Pro:...nın yerine, ileriye. Noun: İsim (gramatikal olarak)

    Bu yüzden "Pronoun" ifadesi ismin yerine geçen yani zamir demektir.Şimdilik özne olan ve nesne olan zamirleri göreceğiz.



    Subject Pronouns Object Pronouns
    I Me
    You You
    He Him
    She Her
    It + VERB + It
    We Us
    You You
    They Them

    Subject Pronouns' lar mutlaka çekimli bir fiilden önce gelirler. Bu nedenle zaten bu zamirler özne; fiiller de yüklem oluyor.

    Object Pronouns'lar da mutlaka çekilmiş fiillerden sonra gelirler.

    Yukarıdaki tablodan da gördüğümüz gibi bazı özne ve nesne zamirleri birbirinin aynıdır. Bir cümlede böyle zamirlerin özne veya nesne olduklarını anlamak için bunların fiilden önce - sonra geldiğine bakmak gerekir.

    Not: Özneler daima yalın haldedir. Kitap, okul, Ali gibi. Kitabi, okulda, Ali'ye gibi hal ekleri almış durumda kesinlikle özne olamazlar.
#09.01.2012 16:47 0 0 0
  • Simple Gruptaki Kısaltmalardan Doğan Zorluklar

    Bir fiilin isim hali ile birinci hali aynıdır. Simple Tense'lerde bu durum karışıklığa yol açmaktadır.

    • To decrease: Azalmak (verb) To book: Rezerve yapmak (verb)
    • The decrease: Azalış (noun) The book: Kitap (noun)

    Bu zorluğu gidermek için simple cümlelerde üçüncü tekil şahıslarda temel fiile "s" takısı getirilir. Bu durum isimlerin tekil-çoğulu ile ters ilişkilidir. "s" takısı kelimenin isim değil; fiil olduğunu gösterir.

    This decrease: This tekildir. Decrease'de "s" takısı yok. O zaman bu isimdir diyoruz. (Bu azalış)

    This decreases: This tekildir. Decrease'de "s" takısı vardır. O zaman bu fiildir diyoruz. (Bu azalma)

    O halde şimdi simple zamanlara gidebiliriz.

    1 .) The Simple Present Tense: (Geniş zaman): Ali speaks. (Ali konuşur)

    Not: Simple present'te "do" kısaltılır. Eğer düz olumlu cümlede "do" varsa, bu vurgu için kullanılır.

    I do believe. (Tabi ki inanıyorum)

    2.) The Simple Past Tense (Dili geçmiş zaman)

    I did speak. (konuştum)

    Did, do'nun ikinci halidir. Simple past tenste yardımcı fiil kısaltılınca, kendisine uygulanan ikinci hale getirme temel fiile uygulanır. Yani temel fiil ikinci halde yazılır. Kısaltılmış şekliyle yazacak olursak;

    I spoke şeklinde olur.

    Fiillerin ikinci halinin kullanıldığı tek yer Simple Past Tense' dir. V2 kullanıldığından isim ile karıştırma problemi de kalmıyor.

    Eğer bu tense' de did kullanılsa simple present tense'de olduğu gibi anlamı pekiştirmek içindir. Olumsuz, soru ve olumsuz soru cümlelerinde "did" yardımcı fiili kullanılır. Did'in cümlede olması durumunda temel fiil daima V1 halinde yazılır.

    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------
    Çarşamba 08. 12. 1999
#09.01.2012 16:46 0 0 0
  • C) Perfect: (-miş) Have + V3

    1.) The Present Perfect Tense: I have spoken. (Konuşmuşum)

    2.) The Past Perfect Tense: I had spoken. (Konuşmuştum)

    3.) The Future Perfect Tense: I will have spoken. (Konuşmuş olacağım)

    B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

    1.) The Present Continuous Tense: I am speaking. (Konuşuyorum)

    2.) The Past Continuous Tense: I was speaking. (Konuşuyordum)

    3.) The Future Continuous Tense: I will be speaking. (Konuşuyor olacağım)

    V1 V2 V3
    Be: am, is, are.......was, were...........been

    Not: Her zamanda üç yapıyı bir arada gösterip üzerinde farklılığı görmek daha öğreticidir.

    Continuous: Devamlı, devam eden.
    Progressive: Kademe kademe gelişen.
    Present: Şu an, hediye.

    Not: Devamlı zamanları continuous ile ifade etmek daha uygundur. Con tinuous'ları anlatırken "Be" fiilleri ve bunların hallerinden bahsetmek verimliliği arttırır.

    Not: Bir cümlenin zamanını öğrenebilmek için ilk önce yardımcı fiillere bakılır. Bu bize, bu cümlenin 4'lü gruptan hangisine gideceğimizi gösterir.

    The student has been waiting for us.
    My father will be repairing his car.
    He had seen us.
    We will have completed the study.

    Not: Perfect'li cümleler tek başlarına bir yargı ile kullanılmaz. Daha iyi anlaşılsın diyebu cümleler verildi. Normalde bu cümleler ingilizcede yoktur veya eksiktir.
#09.01.2012 16:45 0 0 0
  • TENSES (Zamanlar)

    A) Simple: Do + V1

    1.) Past (-di)
    2.) Present (-ir)
    3.) Future (-ecek)

    B) Continuous: (-yor) Be + V1......ing

    1.) Past (-yordu)
    2.) Present (-yor)
    3.) Future (-yor olacak)

    C) Perfect: (-miş) Have + V3

    1.) Past (-mişti)
    2.) Present (-miş)
    3.) Future (-miş olacak)

    D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

    1.)Past (-mekteydi)
    2.)Present (-mekte)
    3.)Future (-mekte olacak)

    To speak: Konuşmak

    ***Not: Bir fiilin mastarsız haline (to'suz) o fiilin birinci hali denir.

    D) Perfect Continuous: (-mekte) Have Been + V1......ing

    1.) The Present Perfect Continuous Tense: I have been speaking. (Konuşmaktayım)0,

    0,,,"

    2.) The Past Perfect Continuous Tense: I had been speaking. (Konuşmaktaydım)

    3.) The Future Perfect Continuous Tense: I will have been speaking (Konuşmakta olacağım)

    Not: İngilizcede, zaman ne olursa olsun bir cümlede yapılacak değişikliklerin hepsi
    yardımcı fiil üzerinde yapılır.

    Not: Formal yazışmalarda kesinlikle kısaltmalar yapılmaz.

    Not: İngilizcede bir olayın basit olması demek, continuous olmaması demektir.

    Not: Bir olayın perfect olması demek iki olaydan öncekini vurgulamak demektir. Tek başına bir perfect olaya nadiren rastlanır.
#09.01.2012 16:45 0 0 0
  • He
    O
    His
    Onun
    His
    Onunki
    Him
    Ona, onu..

    She
    O
    Her
    Onun
    Hers
    Onunki
    Her
    Ona, onu..

    It
    O
    Its
    Onun
    ------
    --------
    It
    Ona, onu..

    We
    Biz
    Our
    Bizim
    Ours
    Bizimki
    Us
    Bize, bizi...

    You
    Sen-Siz
    Your
    Senin
    Yours
    Seninki
    You
    Sana, seni

    They
    Onlar
    Their
    Onların
    Theirs
    Onlarıki
    Them
    Onları, onlara..

    I
    Ben
    My
    Benim
    Mine
    Benimki
    Me
    Bana, beni...
#09.01.2012 16:42 0 0 0
  • 4. Him, Her, Me... / İsmin Hallerini Almış Zamirler

    Türkçede sık sık karşımıza ismin halleri çıkar (e-a-de-da..) İngilizcede ismin hallerini göremeyiz. İsmin hallerini almış ve cümle içinde anlam kazanan bazı zamirler vardır. Bunlar Türkçeye kulağa hoş geldiği gibi çevrilir. Bu son gurupta bu tip zamirleri inceleyeceğiz.


    Him Erkekler için Ona,onu,onda, ....
    Her Kadınlar için Ona,onu,onda, ....
    It Cansız ve hay. için Ona,onu,onda, ....
    Us Bize,bizi,bizde, ...
    You Sana,seni,sende, ...
    Them Onları,onlara,onlarda, ...
    Me Bana,beni,bende, ...


    Yukarıdaki zamirler ismin tüm halleri için kullanılır. Örneğin "me" cümle içinde
    "bana, beni, bende" anlamları kazanabilir.

    Beni sinemaya götür

    Bana bir kalem ver

    Örneklerinde altı çizili yerlere "me" gelir ve Türkçeye en uygun çeviri yapılır.
    Buradaki önemli nokta bu zamirlerin mutlaka S V O N B Y Z formülünde nesne kısmında yer almasıdır. Yani cümlede asla özne konumunda bulunamazlar ve bu tip zamirlerle cümleye başlanamaz.

    Aşağıda şu ana kadar incelediğimiz dört grup zamir topluca görülmektedir
#09.01.2012 16:42 0 0 0
  • His school onun okulu his onunki
    His girl friend onun kız arkadaşı his onunki
    His car onun arabası his onunki

    Her father onun babası hers onunki
    Her book onun kitabı hers onunki
    Her life onun hayatı hers onunki

    Our dog bizim köpeğimiz ours bizimki
    Our house bizim evimiz ours bizimki
    Our picture bizim resmimiz ours bizimki

    Your table senin masan yours seninki
    Your teacher senin öğretmenin yours seninki
    Your mother senin annen yours seninki

    Their flower onların çiçeği theirs onlarınki
    Their garden onların bahçesi theirs onlarınki
    Their cat onların kedisi theirs onlarınki

    My exam benim sınavım mine benimki
    My face benim suratım mine benimki
    My pen benim kalemim mine benimki
#09.01.2012 16:41 0 0 0
  • 3. His, Hers, Mine... / İlgi Zamirleri

    Bu kategoride ise iyelik zamirlerinin isimlerle kullanılarak verdiği anlamları tek kelime ile karşılayan ilgi zamirleri üzerinde duracağız.

    Örneğin, benim arabamın İngilizce karşılığı "my car" dır. Eğer "benim arabam" daha evvel cümle içinde kullanılmışsa ikinci cümlede bunu tekrarlamak zorunda değiliz. Yani benim arabam yerine "benimki" diyebiliriz.

    İşte benimki, seninki, onunki... gibi kelimelere biz ilgi zamirleri diyeceğiz. Dikkat edilirse bu kelimeler durup dururken kullanılamazlar başka bir deyişle bu kelimelerin anlamları daha evvelden bilinmelidirler.

    Benim arabam yerine benimki
    Onun kitabı yerine onunki
    Bizim evimiz yerine bizimki


    His Erkekler için Onunki
    Hers Kadınlar için Onunki
    ----- Cansız ve hayvanlar için ----------
    Ours Bizimki
    Yours Seninki, Sizinki
    Theirs Onlarınki
    Mine Benimki
#09.01.2012 16:41 0 0 0
  • Görüldüğü gibi arkalarına bir isim alarak ismin kime ait olduğunu belirtirler.


    His school Onun okulu
    His mother Onun annesi
    His job Onun işi
    His girl friend Onun kız arkadaşı

    Her pocket Onun cebi
    Her pen Onun kalemi
    Her life Onun hayatı
    Her dictionary Onun sözlüğü

    Our armchair Bizim koltuğumuz
    Our living room Bizim oturma odamız
    Our teacher Bizim öğretmenimiz

    Your father Senin baban
    Your car Senin araban
    Your mistake Senin hatan
    Your book Senin kitabın

    Their secretary Onların sekreteri
    Their house Onların evi
    Their television Onların televizyonu

    My exam Benim sınavım
    My raincoat Benim yağmurluğum
    My sister Benim kız kardeşim
#09.01.2012 16:40 0 0 0
  • 2. His, Her, Its... / İyelik Zamirleri

    İkinci grupta ise zamirlerin iyelik hallerini inceleyeceğiz. İsmin kime ait olduğunu belirterek daha evvel açıkladığımız şahıs zamirlerine ( He, She, It, We, You, They, I ) ait alt öğeleri başka bir ifade ile bu zamirlerin sahip olduğu bir şeyleri (nesneleri ) anlatacağız.


    His Erkekler için Onun
    Her Kadınlar içi Onun
    Its Cansız ve hayvanlar için Onun
    Our Bizim
    Your Seni, sizin
    Their Onların
    My Benim


    Burada unutulmaması gereken en önemli nokta bu zamirlerden sonra mutlaka bir ismin geldiğidir. Tek başlarına kullanımları kesinlikle yoktur.


    His + İSİM His book
    Her Her book
    Its Its tail
    Our Our book
    Your Your book
    Their Their book
    My My book
#09.01.2012 16:40 0 0 0
  • DERS 3 :
    İngilizcede Zamir Kavramı


    1. He, She, It.../ Şahıs Zamirleri
    İngilizcede her şeyden önce bilinmesi gereken temel kelimeler vardır. Bu kelimeler aynen Türkçede olduğu gibi isimlerin yerine kullanılır ve "zamir" diye adlandırılır.

    İlk olarak "şahıs zamirleri" üzerinde duracağız. Doğadaki her bir nesnenin mutlaka bu zamirler tarafından bir karşılığı vardır. Her zaman cümlenin öznesi ( olayı yapan yada yaptıran varlık ) konumunda başta bulunurlar ve cümle içinde başka bir işlevleri yoktur, yerleri asla değiştirilemez.


    He Erkekler için O
    She Kadınlar için O
    It Cansız ve hayvanlar için O
    We Biz
    You Sen, Siz
    They Onlar
    I Ben
#09.01.2012 16:40 0 0 0
  • Marshall Berman




    Marshall Berman (d. The Bronx, New York, 1940), hümanist Marksist ve teorisyen. City University of New York'ta(en) siyaset teorisi ve şehir sosyolojisi dersleri vermektedir. The Village Voice dergisinde düzenli olarak yazmaktadir. Halen New York'ta yaşamaktadır.

    Berman, modernizmin bitmemiş, tamamlanmamış bir proje olarak anlaşılmasından yanadır ve bu yönde postmodernizme karşı önemli bir eleştirel değerlendirme ortaya koyar. Bu yaklaşım hem postmodernizmin reddedilmesi hem de modernliğin yeniden değerlendirilmesi yönündedir. Modernizm, Berman'a göre, Karl Marx'ın Komünist Manifesto'da belirttiği anlamda katı olan her şeyin buharlaşması anlamına gelmektedir ve postmodernizm denilen süreç de bir kopuş değil ancak bunun bir devamıdır. Dolayısıyla, Berman'a göre, son zamanların fikir adamlarına değil bir önceki yüzyılın düşünürlerine dönerek modernizmi yeniden değerlendirmek gerekmektedir. Modernite, modernlik, modernizm gibi kavram ayrımlarını netleştiren ve modern düşüncenin anlaşılmasını belirginleştiren bir yaklaşım sergilemektedir.

    Berman'in değişiyle;

    "Bugün, dünyanın her köşesindeki insanlarca paylaşılan hayati bir deneyim tarzı; diğer bir deyişle uzay ve zamana, ben ve ötekilere, yaşamın imkânları ve zorluklarına ilişkin bir deneyim tarzı var. Bu deneyim bütününü modernlik diye adlandırmak istiyorum. Modern olmak, bizlere serüven, güç, coşku, gelişme, kendimizi ve dünyayı dönüştürme olanakları vaat eden; ama bir yandan da sahip olduğumuz her şeyi, olduğumuz her şeyi yoketmekle tehdit eden bir ortamda bulmaktır kendimizi. Modern ortamlar ve deneyimler coğrafi ve etnik, sınıfsal ve ulusal, dinsel ve ideolojik sınırların ötesine geçer; modernliğin, bu anlamda insanlığı birleştirdiği söylenebilir. Ama, paradoksal bir birliktir bu, bölünmüşlüğün birliğidir: Bizleri sürekli parçalanma ve yenilenmenin, mücadele ve çelişkinin, belirsizlik ve acının girdabına sürükler. Modern olmak, Marx'ın deyişiyle 'katı olan her şeyin buharlaşıp gittiği' bir evrenin parçası olmaktır."

    Politics of Authenticity: Radical Individualism and the Emergence of Modern Society isimli bir kitabı vardır. Türkçede, Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor ve Marksizmle Maceram adlı kitapları yayımlanmıştır.

    Kitaplar [değiştir]
    Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, M.Berman, İletişim yayınları
    Marksizmle Maceram, Berman, İletişim yayınları
    Özgünlüğün Politikası (Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı), Sel Yayıncılık, 2011
#09.01.2012 16:39 0 0 0
  • Örnek,

    She is rather pretty.
    O, çok güzeldir.

    That boy is rather clever.
    Şu çocuk pek akıllıdır.

    'Rather' would yardımcı fiili ile birlikte kullanıldığı zaman tercih etmek anlamına gelir.

    I would rather go out than stay here.
    Burada kalmaktansa, dışarı çıksam daha iyi olur.

    Quite Tam, oldukça

    Birlikte kullanıldığı sıfata göre değişik iki anlam taşıyor.

    1) Şimdi göreceğimiz örneklerde 'bütünlük' ve 'tam olma' anlamı taşıyor.

    Örnek,

    The glass is quite full.
    Bardak tamamen doludur.

    The glass is quite empty.
    Bardak tamamen boştur.

    2) Şimdi göreceğimiz örneklerde ise 'oldukça' anlamı taşıyor.

    Örnek,

    He is quite a good player.
    O, oldukça iyi bir oyuncudur.

    That cheese is quite good.
    Şu peynir oldukça iyidir.

    Buradaki 'oldukça iyi' ifadesi daha önce görmüş olduğumuz 'fairly good' ifadesinden bir derece daha fazladır.


    Too De, da, gereğinden fazla

    Bu zarf da iki anlam taşır.

    1) 'Also' gibi 'de, da' anlamına gelir.

    Örnek,

    Ayşe will go tomorrow, I will go too.
#09.01.2012 16:35 0 0 0