Sonbahari yasiyor simdi istanbul...
Gri bulutlari, yagmurlari ile,
Sararan yapraklari, solan günbatimi ile,
Sonbahari yasiyor simdi istanbul.
İnsanlarda bir telas,
Yazin rehaveti mi kalkti üzerlerinden,
Yoksa yasam mi geliyor akillarina,
Kendi sonbaharlarini yasayanlar,
Kisa az mi kaldi diyorlar...
Sonbahari yasiyor simdi istanbul..
Dökülen yapraklari ile agaçlarin uykuya dalmasi,
Doganin hüznü yasamasi, insanoglu gibi...
Derler ki...40-60 yas arasi sonbaharmis..
Ama, yazi ne zaman yasadim ki?
Ben ilk kez sonbaharin farkindayim...
ilk kez sararan yaparaklarin hüzünle ucusmasini,
ilk kez doganin uykuya gecisini,
ilk kez insanlarin telaslarinin farkindayim
Penceremde izlerken sonbahari.
Ve ben ilk kez sonbahari yasiyorum.
Dörtte bir hüzün,
Dörtte bir sevda,
Dörtte iki bilinmezlikle....
sonbaharda bir rüzgar
olmak isterim,
inceden inceye esen ve sonra yüzüne,
bir elin dokunusu
kadar sicak
ve o kadar da yumusak,
ve sonbaharda
dökülen yaprak olmak
isterim,
agaçtan düserken
saçlarina bigudi olmak
ve kavramak,
ve o ani
hissetmek isterim,
ve.. ve..
bir parkta otururken,
ellerin bos,
gözlerin dolu dolu,
saginda solunda
etrafinda uçan
binlerce yaprak,
olmak isterim.
Bir gökkusagindan köprü kurdum
Kalbimden kalbinin çikmaz sokagina
Uzunca bir zamandir seni bekliyordum
Sonbahar yapraklarinin kucaginda
Kaderimmis meger sürüklenmek
Alnima yazilmis besbelli dogdugumda
Sonbahar yapraklariyla hatirlarim seni
Yillar önce yagmurlu bir aksamda unutulduğumda...
Nedir senin dünyaya küsmüs,
Çikmazlara düsmüs bu soguk hallerin
Batirmissin günesi,
Karanliga bürünmüs kahve gözlerin
Içine kilitlemissin tebessümlerini gülüslerinin
Bir de birak beni, birak da öldüreyim
Içindeki beni, yüregimdeki seni dersin
Bilmez misin anahtari bendedir
Dibine sevdamizi, umutlarimizi hapsettigin kafesin
Nedir esrari su güzelim bahar günü estirdigin
Ölüm soguguna meydan okuyan sonbahar yellerinin
Bilmez misin yüregimden koparip soldurdugunu
Dallarindan ayirip ayaklar altına savurdugun
Her biri sayende yesile küsmüs sari yapraklarin
Bilmez misin yetim biraktigini beni,
Askindan, sevdandan, senden&
Seni ise benden,
Senden baskasina yar etmeyecegim kadersiz sevgimden
Bu bana içini dökmek yerine,
Suskunlugu seçmeye çalistigin karadan kara hallerinin
Bilmez misin seni benden uzaklastirdigindan daha fazla
Beni sonumun arka kapisina yaklastirdigini,
Ölüm denen bilinmezin, dönülmezin
Bilmem eksi kaç derece soguklugunu tattirdigini
Nedir sebebi su güzelim bahar günü estirdigin
Ölüm soguguna meydan okuyan sonbahar yellerinin
Bu sevda böyle bitmez, bitmemeli, bitmeyecek
Sen bitirsen de ben yeniden baslatacagim,
Eskisinden daha sicak, bir öncekinden daha atesli
Ve bu atesi söndürmeye gücü yetmeyecek
Manasizca estirdigin o ciliz sonbahar yellerinin...
Sonbahar geldi yagmurla beraber
Boynu bükük duruyor kasimpati
Ölümü düsündürür oldu geceler
Yaz günesinde biraktik hayati
Insan böyle de mahzun olurmus meger
Ansizin silindi renk saltanati
Ufuk yasli, bahçeler kirik dökük
Geceler uzun, geceler korkulu
Ümitler savrulmada köpük köpük
Zamani unutuyor insanoglu
Dünya dedigimiz ne kadar küçük
Toprak endiseli, gökler bugulu
Çig yagiyor, çig yagiyor camlara
Dualarla aglamakta gökyüzü
Çildirtiyor insani bu manzara
Bu mevsim törpülüyor ömrümüzü
Selam gözü yasli hazin aksamlara
Artik düsünemez olduk gündüzü
Belli degil nasil yasadigimiz
Bosuna dönüyor yel degirmeni
Düsünceler yorgun, hayaller yalniz
Bu mevsim, bu mevsim aglatir beni
Mum aleviyle söndü varligimiz
Su hava bambaska, su koku yeni
Nereye güzel kirlangiç nereye
Ölümlerden ölüm begenmeye mi
Gel, sonsuza açilan pencereye
Birlikte dolasalim su alemi
Ve bir daha dönmeyelim geriye
Kirlangicim, beni de götür e mi
Bir keman çalinmada dokunakli
Bir keman çalinmada hazin hazin
Nur yüzlü gelinler siyah duvakli
Lezzeti kalmadi gençligimizin
Topragin altinda bir alem sakli
Bekledigi var su hirçin denizin
Kervansaray uzaklarda, yol uzun
Bütün kuvvetiyle esiyor rüzgar
Manasi küçüldü artik sonsuzun
Bu mevsim, bu mevsim ilk ve sonbahar
Anladik geldigini sonumuzun
Birbiri ardindan çözüldü yillar
Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrilik kapisini çalma bir gececik.
Bir gececik dostlarin gönlü olsun,
Ne olur sabahi et bir gececik...
Bir gececik gözlerimiz seninle aydin olsun,
Kör olsun seytan bir gececik.
Dünyayi güzel kokular sarsin bütün.
Karanliklardan isiklar aksin ovalara.
Sofrandakiler dirilsin bir gececik.
Bir gececik uyuma, ne olur.
Ayrilik kapisini çalma bir gececik.
Bir gececik ata bin, meydana gel.
Gönüller bir gececik rahat olsun,
Gögüsler meydana dönsün bir gececik.
Yeniler giyinelim biz kulların.
Musa gibi sen bir sopa al eline.
Sopa bir anda elinde yilan olsun.
Süleyman gibi sen karincalarin yanina var.
Karincalar bir anda birer Süleyman olsun.
Sen bu satirlari okurken,
ben çok uzaklarda olacagim.
Böyle baslardi, bildigimiz bütün mektuplar.
Biliyor musun,
bu ikimizin hikâyesi.
Su anda nerdesin, ne yapmaktasin?
Bildigim yerlerde misin,
yoksa hiç görmedigim bir evin penceresinde mi?
Sevdiklerinin özlemi sardi mi, nicedir kalbini?
Pisman misin baslamadiklarina?
iç çekiyorsundur, simdi.
Düsünüp de yazmadigin,
yazip da yollamadigin mektuplari sakliyor musun hâlâ?
Kafanda hep ayni cümle biliyorum:
Ne olacak hâlim?
Ah, biriktirdigimiz bütün hevesler.
Nasil da, hizla tükendiler.
En çok kimi özledin?
En çok neyi belledin?
Simdi, düslediklerinin neresindesin?
Dedim ya, bu ikimizin hikâyesi.
Islandigimiz bütün yagmurlari,
dudak kanatan kalpte sizi asklarimizi,
bizi bulusturan kaldirimlari,
iste bütün bunlari,
bütün bunlari yaziyorum,
ben, unutmadim diye.
Hatirliyor musun,
sonunu degistiremedigimiz filmleri,
hayatin gerçegidir sandigimiz
kabullenilmis yenikligi,
bir agizdan söyledigimiz
en kahraman repligi,
büyürken vazgeçtiklerimizi
ya da vazgeçirttikleri seyleri?
Çabuk mu büyüdük dersin?
Biliyorum,
ne olacak hâlim.
Sen bu satirlari okurken,
ben nerde olacagim kimbilir.
Neleri birakmis olacagim geride,
ne asklari, ne baslangiçlari, ne ayriliklari.
Tipki senin gibi.
Biliyor musun,
tek sorum var, kendime simdi.
Ah, ne olacak hâlim?
Büyüledin gözün gamzen beninle,
Kul ettin kendine tatli dilinle
Neyim misin benim? Kulak ver dinle,
Sen rüyam, hayalim, sen özlemimsin,
Sen benim her seyim, ilham perimsin !
Benim için ha sen, ha sofra da as,
Koymusum bir kez bu ask yoluna bas,
Ister dost bil beni ister arkadas,
Sen kismetim, yârim, sen sevgilimsin,
Sen benim her seyim, ilham perimsin !
Seninle dopdolu yarinim dünüm,
Duymasam sesini geçmiyor günüm,
Varsa sende hüzün, ben de üzgünüm,
Sen sevincim, nesem, sen kederimsin,
Sen benim her seyim, ilham perimsin !
Degismese fikrin kalsa da sabit,
Veyahut desen ki ; Bitti bu is, git
Nafiledir, bitmez bendeki ümit,
Sen arzum, istegim, sen dilegimsin,
Sen benim her seyim, ilham perimsin !
Yarim kaldi her sey, yasanmamisliklarin agirligi omuzlarimda,
Benden çiktim bahara benzemeyen baharlar gibi ...
Yüregimde yitirdiklerimin tortusu,
Bir de maziden çikip gelen bir bahar çiçeginin kokusu,
Aldi götürdü beni sabahsiz aksamlara,
Ve ben agladım...
Kuslarin çigliklarinda saklidir haykiramadigim çigliklarim,
Bir masaldan kazandiklarim,
Ve bir gerçekte kaybettiklerim,
Zamanin anaforunda savrulur, ve ben aglarim...
Aglarim ,
Açmadan solan çiçege,
Aglarim,
Hak edilmemis sevgilere,
Bir damla bana, bir damla sana akar gözlerimden...
Sonra geri toplarim sana akan yaslari çigdemlerin üzerinden,
Aglarim,
Sadece kendime, ve bana.
Ne teselli ararim, ne de bir omuz, basimi yaslayacagim,
Yastigima koyup basimi sabahsiz bir aksamda,
Sabahli aksamlar düslerim...
Umudumdur düsüm, kanatli bir gerçektir umudum,
Her dua sözcügünde umdugum,
Ebediyet müjdesidir,
Duasidir ebediyet, bedenimde mahpus ruhumun...
Elimi bes yerinden dagladi bes parmagin,
Bagrimda da yanmadik bir yer birakmadan git...
Bir yarin göçtügünü, çöktügünü bir dagin
Görmek istemiyorsan ardina bakmadan git!
Bir sari yaprak gibi düstü gönlüm yoluna,
Bugulu gözlerimden geçmedigin gün olmaz.
Benim kadar titremez hiç bir yigit ogluna,
Hiç bir ana kizina bu kadar düskün olmaz.
Bin fersahtan duyarim kimle gülüstügünü,
Alnindan öz kardesin öpse ben irkilirim.
Degil yalniz ardina kimlerin düstügünü,
Kimlerin rüyâsina girdigini bilirim.
Gözlerimi gün gibi kamastiran yüzünü
Daha candan görürüm senden uzaklasinca.
Sararirsin dönüste görünce öksüzünü.
Bir gelinlik kiz olur askim senin yasinca.
Elimi bes yerinden dagladi bes parmagin,
Bagrimda da yanmadik bir yer birakmadan git...
Bir yarin göçtügünü, çöktügünü bir dagin
Görmek istemiyorsan ardina bakmadan git!
Dün geceki yagmurun damlalariyla düstüm avuçlarina
Avuçlarina hazan güllerinin kokusunu biraktim
Dökülen yapraklarla ayriligi
Yapraklara gökkusaginin rengini damlattim
Bir tek mavisini koymadim arasina
Mavi gözlerine yakisiyor
Mavi okyanuslara
Gökyüzü gözlerin olup bakiyor
Ve günes gülümsüyor sevdana
Renkler küsüyor sana...
Gecenin siyahi bile yok
Beyaz göndermiyor bulutlarini
Toprak kuma dönüstürüyor kahve rengini
Yesil açmiyor agaçlar
Mor menekse küskün
Pembe güller solgun
Gelincikler vermiyor bahari
Sari sunuyor tek sana hazan güllerinde ayriligi
Bu sevda sarhoslugum
Yasamin derinliklerinden gelme
Bir baskalik alan bu hal
Ayrilik siirleri
Yaslandigim bor yamaçta
Bir sevdada avutur beni
Yeniden
Islik çalarim fakir sögütlere
Boy gösterir salkim
Kizgin ögle sicaginda
Sen beklerken torna basinda
Yanik ellerin deger ellerime
Okunan bir emekçi siirinde
Nagmeli eski tadi arar kulaklarim
Bir firat türküsünde
Be yalpa vuran geçmis
Saz çalmisligim var dicle kiyilarinda
Nisangahlardayken aladag
Is görenimiz ateslere halay çekerdi
Öpsem su rüzgari sana dokunur diye,
Ölüp kalacak miyim yoksa, ismini diye diye,
Gün boyunca bekledim telefon çalsin diye,
Ama sen aramadin ayrildim diye...
Bahtsiz benim adim, ayrilik ise soyadim,
Her geçen gün yaklastim ayriliga adim adim,
Herseyden ayrilirim ama ayriliktan asla,
Yoktur benim yarim ayriliktan baska...
Iste bir siir daha, yine bir aci,
Yarab dinmeyecek mi, bende ki bu sanci?
O tatli gülüsün artik benim kaderim,
Gülüyor kaderim, bitmiyor kederim...
ARKADASLAR, SON SIIRIM LE YANI KENDIM BIRDAHA YAZMAYACAGIM. ACILDIKCA KENDIMI KOYU VERIYORUM. BANA IYI GELMIYOR. AMA SAIRLERIN SIIRLERIYLE SIZLERE DEVAM HIZMET EDECEGIM