Soğuk odamın donuk duvarlarıyla baş başayım
Yine sabah oldu uykusuz gözlerimde
Paketimdeki son sigaramda az önce bitti
Birazdan yine güneş doğacak buz gibi yüreğime
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Sensizlik nicedir acıtır kanayan yüreğimi
Baktığım her yerde sen dokunduğum her şeyde sıcaklığın var
Unuttu yüreğim hayata dair ne varsa
Ve unutmadı seninle yaşanmış hiç birşeyi
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Sevmiyorum artık olmadığın sabahlara uyanmayı
Sevmiyorum artık sensiz doğacak güneşi
Sevmiyorum artık penceremden odama sızan ışıkları
Sevmiyorum artık günaydınları ve kendimi
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Bilmezdim özlemin bu kadar yürek acıttığını
Bilmezdim beklemenin bu kadar yürek kanattığını
Yüreğim acıyor yüreğim kanıyor çaresizim
Her nefes alışımda sen varsın attığım her adımda sana geliyorum
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Yine sensiz bir sabaha uyanıyorum
Ve her sabah olduğu gibi bu sensiz son sabah diyorum
Avutuyorum yüreğimi kandırıyorum kendimi
Biliyorum artık gelmeyeceksin dönmeyeceksin bana
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Gel ki bitsin bu yürek sancısı bu yürek kanaması
Gel ki bitsin bu soğuk gitsin bu donuk renkler
Gel ki güneş bizim için doğsun ısıtsın yüreğimizi
Gel ki yeniden can bulsun bu yürek
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Hiç vazgeçmedi seni sevmekten bu yürek
Gözlerindeki ışık yüzündeki gülümseme
Ve seni seviyorum sözlerin kulaklarımda
Ellerinin sıcaklığı ellerimde yüreğinin atışları yüreğimde
Nerdesin yüreğimin beyaz güvercini.
Nefesinle açmak istiyorum yine sabaha gözlerimi
Sesinle karşılamak istiyorum doğan güneşi
Öpüşlerine aydınlansın istiyorum odam
Gel artık yeniden başlasın bu hayat
Yeniden çarpsın bu yürek
Seni özlüyorum
Seni bekliyorum
Seni seviyorum
Yüreğimin beyaz güvercini....
yüreğimizdeki tarif edilmez acıdır aşk...
Kimi zaman yalnız kalıp dalmaktır rüyalara
kimi zaman sesiz hıçkırıklardır sol yanında
ama çoğunda susmaktır aşk
içinde yaşatmaktır en hoyrat duyguları
ve sıcak bir damladır aşk
yanaklarından süzülen...
eline sağlık SONGÜL , bu birkaç dizede benden olsun istedim , yireğin dert görmesin bu güzel şiirin için ...
Kendimle sonsuz bir savaşın içinde iken
Bir görev verdin yüreğime.
Güneşten kavrulan asfalt misali,
İhanetlerle kavrulan benliğimi,
Aşkımı,sevdamı sına diye....
Uzun, kavisli
Bir yol serdin önüme....
Uzak diyarlarda mülteci benliğim
Savaşını verdiği
Özlemle
Umutla beklediği
Önüne serilen sevda yolunda
Göçmen kuşlar misali yine kanat çırpmakta..
Hayallerim yok olan mutluluğun ağında tutsak iken
Var ile yok arası
Bir hülya,bir seraptın
Yola koyulduğum...
Küllenmiş,tükenmiş
Somut bedenden ibaret benliğim
Yolunda var olma uğraşında.
Hülyaya dokunmak
Ilgımı yaşamak
Yoktan var etmek amacında....
Sessizce durma öyle yolun sonunda
Tut ellerimi
Tut ki
Rüyalarım gerçek
Hülyam gerçek
Sevdam gerçek olsun......
Kadınla erkek aynı eve girdi mi kıyamet kopar. İster evli, ister sevgili olsunlar fark etmez. Ne aşkları ne de yüzükleri onları felaketlerden kurtarabilir. İşte iki cinsin birbirlerinde katlanamadıkları şeyler:
Kadın
Dağınık erkek delirtir
Televizyon seyrederken kumandanın hep erkeğin elinde olması.
Kadının dolaptan özellikle kendi için çıkardığı temiz havluları, erkeğin kullanması.
Duşta erkeğin ısrarla kadının sabunluğunu kullanması.
Kadının kendisi için aldığı pahalı kozmetik (temizleyici, tonik, nemlendirici vs.) ürünlerini erkeğin gelişigüzel kullanması...
Isı problemi. Kadınların sıcak sevmeleri ve erkeklerin devamlı camı veya klimayı açması. Sonuç: Kadının hasta olması.
İlk başlarda kadının konuşmalarını, fikirlerini ve hatta çocukluk anılarını merak ve ilgiyle takip eden erkeğin, bir zaman sonra seslenişini bile duymaz olması.
Evde tamir edilmesi gereken şeyler için hiçbir girişimde bulunmaması.
Çoraplarını çıkarttığı gibi herhangi bir yere atması.
Flört döneminde doğum kontrolünü kendi yapan erkeklerin aynı çatı altında bu sorumluluğu tamamen kadına atmaları.
Kadın sarımsak yememişken erkeğin umursamadan sarımsaklı yemekler yemesi.
Kırk yılın başında mutfağa girip yemek yapsa da her tarafı batırması.
Televizyon seyrederken bir şey sorulduğunda, kulaklarının duymaması.
Tabii ki dağınık olması.
Erkek
Dırdır, şikayet istemez
Erkenden uyanıp (özellikle hafta sonları) odada gürültü yapması..
Evin eksikleriyle ilgilememesi.
Maç olduğu gecelerde eve iptal edilemeyecek misafirleri çağırması.
Evden çok aceleyle çıkıp bir yere yetişmesi gerektiğinde, kadının sallana sallana duşa girmeye karar vermesi ve sürekli gecikmesi.
Geceleri erkeğin yatağa girmesini beklemeden kadının uyuyakalması.
Saçlarının, fırçalara, taraklara, küvete, lavaboya ve aklınıza gelebilecek her köşeye dağılması.
Sürekli şikayet etmesi ve çok konuşması.
Kullanılmış iç çamaşırlarını ortada bırakması.
Benim arkadaşım senin arkadaşın ayrımı yapması.
Temizlik kontrolörlüğü yapması.
Eve giriş çıkış saatlerinin çetelesini tutması.
Evde eşofman, tayt, pijama giymesi..
Diyete girdiğinde birdenbire erkeğin de diyete ihtiyacı olduğunun ortaya çıkması.
Erkeğin gözü önünde kaşlarını almaları, ağda yapmaları, yüz maskesini sürmeleri; bu da yetmiyormuş gibi bir de yüzlerindeki o 'şey'le yatağa girmeleri.
ben sana karşı olan bütün zaaflarımı bir zarfta toplarken
yaşayamadığımız anları ve yaşayamadığımız anıları
bir daha yaşayamayacağımız gerçeği tüm gerçekliğiyle karşımızda dururken
sen küçük adımlarla yanımda yürürken
bense bir yandan seninle konuşup,
bir yandan da o küçük kalbinin atışlarını düşlerken
ve senden duyduklarımla avuntularımı avutamazken,
bu arada her umut yeni bir umut
her başlangıç yeni bir başlangıç
ve söylenen her söz yarım söylenmişse yaşanan her şeyin yarım yaşandığı gibi
söylediğin her sözde bir gerçek payı
ve yine söylediğin her sözde bir umut saklıysa
(aslında o umudu o sözün içerisine ben saklıyorsam
ne yapayım saklandığım kuytudan çıkacak cesareti ancak bugün bulduysam)
saklayamadığım her ifade yüzümde gözümde sözümde belliyse
saklayamadığın her ifade yüzünde gözünde sözünde belliyse
ömrümde iz bırakan her yaranın kendine özgü bir izi varsa
ömründe iz bırakan her yaranın kendine özgü bir izi varsa
ve her ortak yaranın ortak bir izi varsa
o güzel gülüşün ben yanına gelince sönmüşse
karşılaşmak kader ama kavuşmak öyle değilse hoşça kal
ve ben artık şunu anlamışsam
sessizliğin sensizliğinden daha da zorsa
bir gün gelmiş konuşamayışımızın üzerinden haftalar geçmişse
bir gün gelecek o günün üzerinden aylar hatta yıllar geçecekse
oysa ben tam da bir insanın başka bir insana
söyleyebileceği en güzel sözü söylemişken
sen arkana bakmadan gitmişsen
şimdi her şey bıraktığın gibi öylece yerinde kalsın
MASUMSUN
Hayatın önceleri bana verdiği en güzel
ve sonraları alıp kaçtığı en kötü şeysin sen...
hayatta olmaz dediğimdin
...............hayatım oldun...!
hakedip haketmememen umrumda bile değil
deli sevildin ötesi varmı!
hiç toz kondurmadım sana,sevdama
hem çuvaldız hem iğne ikiside bana
hırsımdan ağladığım zamanlarda oldu
unutmayı denedim
anılar burkuldu...
gidişlerine sebep aradım
...bitişlere son
.................olmadı
...................bulamadım!
şimdi birkaç damla gözyaşı var
akmayı bekleyen
herbiri senin için
okyanusta bir damla
çok önemli değil belki ama
gel görki ağlayamıyorum bile
korkuyorum onlarla yitip gitmenden...!
.................................................. ...........
az önce ağladım
bu kasvetli havaların suçu
inan senin değil