Bizim de bir ayrılık vaktimiz varmış zamanını hiç hesaba katmadığımız.
Yıllara yaydığımız aşkı, nasıl da hunharca harcamışız meğer.
Nasıl da tüketmişiz elimizde, avucumuzda ve yüreğimizdeki tüm bozuklukları,
Artık harcayacak kuruş kalmamış
Zaman hesap yapma zamanı değil sevgili!
"Koy yüreğini ortaya, iç hesaplaşma yap" demiyorum artık sana.
Kimin ne kadar çok sevdiğinin de önemi yok artık
"Riyasız, yalansız, çıkarsız, yarınsız" diye başlanılan aşkın "hiç kimseydin" diyerek kapatılması koyuyor insana
Şimdi avucumu açıyorum ve bir damlacık sevgi bulamıyorum, avunacak
"Kim daha çok sevdi?" diyorsun ısrarla
Bitmiş bir aşkın hesabını yapmak, yakışıyor mu bize?
İllaki istiyorsan sevgimizin derecesini iyi dinle o zaman beni
Benim aşkım bir okyanus;
Seninse ;
Elini suya batırdığında, parmağının ucundan süzülüp düşen su damlasıydı
Hayır! bu defa vedalaşmak yok
Zaten bu vedaların sonu yok.
Al hatıraları yanına paşa paşa git...
Ayrılıklar kavuşmalara gebeymiş
İstemem Kalsın...
Ayrılıkları da kavuşmaları da tak peşine
Çek Git..
git artık...ne bekliyorsun daha,git!...kapıyı çek ve bekleme orada..
bu sefer ardından seslenmeyeceğim "dön hadi aşkımm.." diye,merdivenin altında beklediğini bilerek..
git!çok kanattın,çok yara açtın git..gözlerimin yeşilini bulandırdın...kan akıttın yeşilime git...bu sefer bende kalmayacak büyüklük ve bu sefer alacağım olsun demeyeceğim..sana değmeyecek bu sefer...
Herşeyin bir sırası vardı değil mi?
İşte gitmeninn tam zamanı şimdi.
Yapışmadan ah'larım yakana
Dönüpte bakmadan arkana
Git..
bilsen ne kadar çok çaldın gülüşümden,ne kadar eksilttin çocuk yanlarımı...yıktın,dağıttın..bense hep çocuktum..masumdum hatalarına körebe oynayacak kadar..saflığımla oynadın..git!
ne kadar da körmüşüm meğer..sen yanımdasın diye hiç hissetmemişim çaldıklarının yokluğunu!hiç bir şeyi hissetmemişim...
başkasının koynuna girdiğini hissetmemişim!!...oysa ne çok severdim kokunu..onu başkasına sattığında anlamıştım artık benim olmadığını..ne de çok severdim koynunda uyumayı...şimdi yalnızlığımın koynundayım..ve özlemiyorum seni!yatağımın yarısını yalnızlığım çok iyi dolduruyor..hissetmiyorum yokluğunu..ve kokun..onu hiç mi hiç özlemiyorum!!
dönme artık geri!çalma kapımı yeter!ne yüzle buradasın daha!terkettim seni görmüyor musun..?
Uzaklara dalıyor gözlerim. Bulutlar gri.. Bir rüzgar esiyor ve üşümeye başlıyorum.
Saçlarım yüzümü kapatıyor, elimle açmaya çalışıyorum..
Ama duruyorum sonra.. Belki de rüzgarın elleriyle dokunuyorsun saçlarıma...
Kapatıp aslımı tüm gerçeklere, suretime açıyorum ruhumu..
Sessizliği dinliyorum, içinden sesini duyacakmışım gibi.
Sanki birşeyler fısıldayacaksın bana, daha önce hiç duymadığım, hiç bilmediğim bir şey..
Ellerimle toprağı avuçluyorum, onunla karışıyorum hayata,
sen oluyorum, sendeki ben oluyorum biraz da..
Tüm dünyayı susturup, konuşmak istiyorum seninle, fikrimde bile olsa yeter bana..
Artık seninle ilgili en küçük bir düş, en küçük bir anı, en küçük bir ses, ufacık bir düşünce bile avutabiliyor beni.
Tanımlayamadım..
Varlığında içimdeki heyecan, yokluğunda yüreğimdeki korku muydu aşk?
Yarım kalmışları tamamlayamamanın verdiği huzursuzluk muydu yoksa?
Belki de sendin aşk bende, ben bunu hiç farketmedim.
Öğrendim..
Yokluğuna alışmayı, sensizlikte bir başıma savaşmayı.. Bunları hiç bilemem,
bilsem de öğrenemem, öğrensem de yaşayamam diyordum oysa.. Neleri öğretiyormuş bu hayat insana..
Unutmadım..
Seni unutmak aklımdan bile geçmedi, düşünmedim bunu hiç.
Öyle çoktun ki, hiç bir yere sığdıramadım seni. Ne aklıma ne de yüreğime..
Sözler bitti..
Böyle bitmemeliydi oysa, çok cümlesi vardı kurulacak bu hikayenin, senli, benli "biz" li öznelerle..
Daha o kadar söylenmemiş, ertelenmiş, yaşanmamış varken, yazmamalıydı hayat sonunu böyle..
Sustum..
Ağlamıyorum artık..Saymadığım kaç zamandır gözlerimden bir damla bile gözyaşı akmıyor.
Ne sana dair ne de hayata, içimde bir yerlerde gizliyorum onları da, seni gizlediğim gibi.
Sızlıyorum..
Zaman sarıyor elbet kanayan yaraları, gittikçe acısı azalıyor, ama geçmiyor bir türlü.
İnce ince sızlıyor saklı bir yerlerde, dokunulduğunda tekrar başlıyor acımaya.
Bir perde açılıyor önümde, geçmiş zamanlara dair.. Gözlerimi kapatıyorum..
Sendeki ben oluyorum..
İlk bakışın canlanıyor gözlerimin önünde, gülümseyişin..
Sonra gidiyorsun, ardından bakıyorum öylece durup ben de..
Durdurmak için bu gidişi, sarılmak istiyorum ellerine, yapamıyorum..
Kapanıyor perde...
Suretimi kapatıp aslıma dönüyorum yine..
Şimdilik;
Hoşçakal..
Aşkların en güzeli,
Kavuşur elim sana günün birinde,
Sarılıverir beline,
Dokunur tenim sana yeniden..
Hangi gün taşınır dönerim,
Bilinmez..
Boş kalacak yüreğim,
Söz verdim sana,
Ölene kadar...
Ben seni sana emanet ettim sonsuz sevdam..
Yüreğimin senli olan yanını alıp, ayak izlerimi bırakıp ardımda, yürüyorum sonu sana çıkan yollarımda...
Sen Yoksun,
Yağmur var bu gece,
Islanmak için sokaklarda yürüdüğümüz yollar bomboş nedense?
Bu Gece yağmur var
Ayın ondördü gibi cemalin,
Yağmur ve mektupkarın var bu gece yanımda.
Acaba bir gün ıslanmamak için koşarken,
Yolun kıyısındaki taşın oyuğunda ışıldar bir vaziyette
Beni görüp avucuna aldığını bir şiirde yazacakmısın?
Acaba birileri,
Benim yalnızca bir avucu dolduracak kadar
Saf yağmur suyu olduğumu bilecekler mi?
Giderek avuçlarından şırıl şırıl akan, dere sularına verdiğim
Bir damla gözyaşı olduğumu bilecekler mi?
Korkarım bilmeyecekler sevgili
Bilemeyecekler!!!
Bu kadar saf ve temiz bir sevdanın
Bir yağmur damlasında saklı olduğunu kimse bilmeyecek.
Kimse anlamayacak uzaklığın bu kadar yakın olduğunu
Bir yıldızda buluştuğumuzu,
Yağmurdan hızlı hızlı kaçan insanlar bilemeyecek
Seni ne çok sevmişim yağmur damlası,
Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan
Taa,oralara giden her damlada
Benim bir gülücüğümü gör pencerende
Her damlanın çıkarttığı seste,benim sesimi duyar gibi ol,
Her damla tertemiz bir nefes olsun,sende aşka giden.
Ağlamak kadar gülmekte var yaşamda.
Duyguların en yoğun halini,özlemlerin en büyüğünü,
Sevdanın en zorunu istiyorum belkide.
Bir sen birde yağmur var hayatımda
Yağmur damlaları,saçlarından kayıp,
Alnından kirpiklerine dökülür
Gözlerinden yüzüne dağılıp,yanaklarını okşar,
Dudaklarına çarpıp
Boynundan hızlı kayıp ince gömleğine akardı.
Avuçlarımı yüzüne değdirir
Parmaklarımı dudaklarında gezdirirdim.
Utanır gibi olurdum kimi zaman
Çekinir,gözlerimi gözlerinden kaçırırdım
bazende utanç halini,yağmuru dalmış gibi
Hiçbirşeye aldırmadan sımsıkı sarılırdın bana.
Islak saçlarını okşar,nemli yüzünü izler
Dudaklarından doyasıya öperdim...
Meğerki ben seni ne çok sevmişim yağmur damlası
Seni ne çok sevmişim...
Yıllarca senin dilinden konuşmuşum,
Senin gözlerinle görmüşüm,
Senin yüreğinden sevmişim,
Düşlerimi seninle büyütmüşüm
Yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi
Yağmur damlalarında beslemişim...
Oysa sen!!!
Teslim olmuşsun başkalarına,
Yasaklara takılı kalmışsın,yenilmişsin,
Yenilgiler intikama dönüşmüş boş yere
Gururun yıkılmış,sen yıkılmışsın
Hergün biraz daha akışı olmayan nehirlere dönüşmüşsün
Ben seni ne kadar çok sevmişsem
Aramıza hep yağmurlar girmiş
Hep ıslak kalmış elele tutuşan ellerimiz
Gözlerine hep hüzün yerleşmiş.
Seni ne kadar çok öptüysem,
O kadar uzaklara düşmüşüm,
Ayrı gecelerde hep sana ağlamışım
Yokluğun büyümüş yalnız kalmışım.
Ben seni ne kadar sevdiysem
İncinen çocuk bakışlarında kalmışım...
Zordu birtanem
Hayatın gerçeğini,düşlerinin ıslığıyla bestelenmiş,
Kanayan bir şarkıya dönüştüren yüreğinin atışlarını dinlemek.
O ıslığın seni götürdüğü yere kadar girmişsin sen.
Yankı seslerinde anlamışım seni kaybettiğimi
Bağ bozumu hayallerimde ıslak kalan düşlerim kurumamış
Ve sen yağmurda yürürken hep susar olmuşsun
Elele tutuşan ellerimse hep ıslak kalmış
Dudaklarımızda bir garip yağmur şarkısı
Ben sana tutkun!!! Sen bahar yağmurlarına aşıktın!!!
''Boşver'' desen bana,
boşver,yaşamak işte bu yağmur sevgilim...
Geri dönüşü olmayan bir yola çıksak birlikte,
Bir sen,
Bir ben,
Birde yağmurlar olsa.
Mutluluk ellerimizde,gönlümüz hoş,
İçimizde kükreyen sevinç
Ve iki damla yağmur tanesi,
Biri sen,
diğeri de bende,
Doyulur mu hiç yaşama?
Ama korkuyorum aramıza mevsimlerin girmesinden.
Korkuyorum sana geç kalmaktan,
Kaybetmekten korkuyorum seni.
Oysa aşk,her gün büyütmeli kendini ayrılıklarda.
Bu gece yağmur var.
Islak camların önündeyim.
Ya sen?
Sen neredesin yağmur damlası?
Yalnız mısın?
Yoksa;
Bütün kadehlerin sana kalktığı bir masa da,
Baş oyuncu musun bu gece?
Ödünç alınmış,yapmacık gülücüklerin karşısında mısın?
Sen neredesin yağmur sevgilim?
Neredesin?
Neredesin?
aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi ... daha başka söylenecek şey kalmamış. Şarkı-resimler ve yazı birbirini o kadar güzel tamamlamış ki ... güzel yüreğinize sağlık...
İmkânsız bir aşkın öyküsü mü demeliyim buna,
Yoksa sevmelerin ağır mahkemesinin cezası mı ..?
En güzel aşk masallarını anlatırlardı hep bana
Kıskanmazda değildim hani o aşkları,
Bazen, bezende hayallere dalardım ara ara kendimce ..
Uçuk, kaçık masumca hayallerdi onlar!
Yani ne canımı acıtan türlerdendi, ne de öfke uyandıran ..
'' Acaba bir gün benimde gerçek aşkım olacak mı ki, kim bilir ne zaman çıkacak,
hani şimdi yürüdüğüm yolda karşıma çıksa, gülen gözleriyle gözlerime baksa ve ben sana geldim dese ne güzel olurdu'' derdim ..
Bir gün o da oldu sonunda ..
Ansızın yoluma çıkıverdi,
Gülen gözleriyle inerek gözlerimin derinliklerine,
''Ben geldim sana'' dedi ..
Ben ise;
Hoş geldin ey aşk hoş geldin ey gönlümdeki aşkın sahibi'' dedim ..
Bu nasıl bir aşktı ki, önümüze tabular çıkmasına rağmen her seferinde, aşkımız daha da derinleşip, kenetlendi birbirine ..
Tüm aşk masallarını kıskandırırdı adeta
Binbir gece masallarında anlatılan o müthiş masalları bile ..
Ama dedim ya ne derecede âşık olursak olalım,
Aşkın bedelini bizde ödeyecektik mutlaka
Bundan kaçışımız da yoktu oysa!
Âşık oluyorsak şayet;
Onun dikenlerine de, gül kokusuna da katlanmamız, ve onun sunacağı her koşula da hazır olmamız gerek ..
Biz de öyle yaptık ve
Sevmelerin en ağır mahkemesinin en büyük cezasıyla karşılaşarak,
Nasibimizi sonunda almış olduk bizde ..
Sonu olmayan bir aşkın kurbanıydık ikimizde ..
Ve titreyen mısralarımın buram buram aşk kokan en büyük kahramanları
Gözlerime düştü beklenen...Yalnızlık!
Noktalanmış sevdaların uğradığı ilk istasyon
Durdursan da zamanı dönmez ki giden diyen,
Artık gecenin yanağına konan hüzün,
Bir damla gözyaşıyla avuçlara bırakılan hasret ,
Fecir vakitlerinin eteklerine dökülen sitemler var...
Firak kan kusar ehven bir gecenin kızıllığında,
Kolay değil sükutun içinde feryat gizlemek,
Damlaları hıç/kırık/sız/ taşıyabilmek gözlerde...
Sevda zamanında sevda diyen aklımı,
Yüreğime düşürüp...
Takvim yapraklarını,tarihsiz kılana kadar,
Kederli leylak kokan ıslak sokaklarımda,
Susma faslındayım..
Ah sevdiğimİç'ine düştüğüm kuyulardadır yüreğim..
Biçarelikten yoksunsun ve hala üstümde; o kanayışlı bakışların...
"merhaba"n "elveda" kadar küf kokulu Küflü sevdalara mı atıyorsun ben'liğimi?!
Aşk'ın cüssesi kadar benim bu yitikliğim Çok ağır bu yük, omuzlarımda.. Sensizken sen'i yaşamak
Mine senin bu paylaşımların çok ama çok güzel , özellikle takip ettiğim kişilerdensin . çok zevk alıyorum bunları okurken .... eline-yüreğine sağlık ... harikasın tek kelimeyle
bişey daha Yüzümüzde fondöten veya pudra varken , onlarda açık renk üst giyimişlerseee ve bizde es kaza omuzlara yüzümüzü yaslamışsak ...... Deli oluyolar
Biz bayanların güçlü olma isteğini anlatan son günlerin şarkısı...
Kadının evde oturup çocuk bakması, temizlik, yemek yapma vs... işlerle uğraşması ayrıca başka birşeyle ilgilenmemesi gerektiği şeklinde bir düşünce yerleşmiş toplumumuza uzun yıllar önce...
Kadınların saçının uzun, aklının ise kısa olduğuna kanaat getirilerek,
elinin hamuru ile erkek işine karışmaması istenmiş...
Ayıp karşılanmış çalışan kadın....
Buna göre; bir genç kız evinde oturup, kurtarıcısını beklemeli,
beyaz atlı prensine kavuştuktan sonrada
ömrünün sonuna kadar onun himayesinde yaşamalı....
Eğitim falan görmesinede gerek yok ...
Neyse ki son yıllarda durum daha farklı...
Bayanların erkeklerden daha çok ön plana çıkmaları gerektiğini savunmuyorum.
Tam tersi bu paylaşım eşit şekilde olmalı...
Maddi ve manevi anlamda güçlü bir kadın, aynı zamanda iyi bir eş, annede olabilir.
Bu, eşine ihtiyaç duymadığı anlamına gelmemeli ...
Çalışmak derken, mutlaka bir işyerinde çalışmaktanda sözetmiyorum...
Vakıflar, dernekler ve benzeri yerlerde gönüllü olarak çalışılabilir,
yada el emekleri ile yarattıklarını
bir şekilde değerlendirebilir bayanlar...
Bir şeyler üretmeye çalışmak ve başardıktan sonra yaşanan mutluluk...
Bundan daha anlamlı ve değerli bir duygu olabilir mi ?
İnsana varolduğunu hissettiren, önemli kılan...
Ama karşı tarafı ezmeden, sevgiyle paylaşmak şartıyla....
SongüL , yine çok harika bir paylaşım ! herzaman dediğim gibi çok zevk alıyorum şiirlerini okumaktan ve kaliteli şiir anlayışın için seni tebrik ediyorum.Allah başarılarını daim etsin canım , güzel yüreğin dert görmesin ..........