Gidiyorum diye üzülme
Çekmem gözlerimi gecenden...
Hatırlatırım sana kendimi,
Anlamsız bir rüyanın son hecesinde...
Yarın sabah olmasada
Bir sabah kalkacaksın
Her sabahtan erken, hiç gerek yokken
Dudaklarındaki tebessüm güldürecek insanları
Hep sevecekler seni
Benim seni hep sevdiğim gibi...
Henüz doğmamış umutLarımı yitirdim sayende
sana ve senLi oLan herşeye susuyorum.
hüzün soLuyorum hergünümde, ve kurtuLamıyorum ; ne sessizLikten ne sensizlikten..
Acımasız gecenin gri sabahında bi avuç sevgi için çaLdım kapını.ELimde kaLbim vardı.
- bi kaLp doLusu sevgi aLabiLirmiyim deyip uzattım sana.
Hemen geLiyorum deyip mutfağa koştun.
Geri döndüğünde kaLbim avuçLarında ve kanıyordu.
- Afedersin . düş / tü .
- önemi yok düş / üm .
HaLa kanıyor.
ParçaLarı acıtıyor canımı.
MutLuLuğu boğazıma dizdin.
HayaLLeriminde rengi soLdu.Kış geldiğini nasıl da farkkettiriyor ..
BiLiyorum , bu kış ki ; hiç gitmeyecek.
BenLiğim yok oLdu.
Şimdi aynaya baktığımda başka bi suretLe karşıLaşıyor gibiyim.
Bu gözLer benim değiL biLiyorum,dağıLmış saçLarım.
Sabrım ancak buraya kadar eşLik etti.
YoruLdum artık.
Vazgeçin demiştim yaraLarı kanatmaktan.
Öfkem bütün çıpLakLığıyLa dikiLiyor her an karşıma.
öLüm kadar sessiz çığLıkLarım , sesimi duyuramıyorum hiç kimseye..
UzakLardayım .
MasaLımı sakLadım küf kokuLu sandığıma.Her ne kadar yarım kaLmış oLsada..
Hüzün rengi çiçekLerim çoktan soLmuşLar.
YokLuğun en çok bu gece acıtıyor.HakLıLığımıda ispatLayamıyorum.
Aşk tüm tarafsızLığını yitirmiş.
Artık vazgeçiyorum çırpınmaktan.
kiLit vurdum acı/mın diLine,
EksiLiyorum yavaş yavaş..
Ve her doğan günde yeni umudLara gebeyken ben ,
kendimi kanayan keLimeLerin tam ortasına asıyorum..
Zaman zaman daha sofradan kalkarken acıktığınızı hissettiğiniz oldu mu? Hatta 'Yoksa midemde bir sorun mu var?' dediğinizi duyar gibiyiz. Kendinizi suçlamadan önce öğünlerinizde tükettiğiniz yiyecek ve içecekleri gözden geçirmenizde yarar var. Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Ayşe Korkmaz, açlık hissini dindirmek için posa içeriği yoğun olan tahıllar, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller ve fındık, fıstık, tahin, helva, susam gibi vücudun enerji ihtiyacını karşılayan besinlerinin tüketilebileceğini belirtiyor.
Vücudumuzun besin alımımızı kontrol eden mekanizma beynimizde, hipotalamus adı verilen bir bölgedir. Hipotalamus da iki bölgeye ayrılmaktadır. Bir tanesi açlık merkezi, bir tanesi de tokluk merkezidir. Bu bölgelerden salgılanan hormonlar, kişilerde besin alımını artırmak ya da azaltmak şeklinde etki göstermektedir.
Aynı zamanda stres anında iştah artıran hormonların salgılanmasında da artış olmakta ve bununla birlikte besin alımı da artmaktadır.
Genel olarak besin alımı ile ilgili olarak beynimizde meydana gelen olaylar bu şekildedir. Bununla birlikte besinlerin içerisinde bulunan bazı maddelerin de kişilerde tokluk hissi yarattığını söylemek yukarıdaki bilgiler doğrultusunda daha doğru bir ifade şekli olacaktır.
Besinlerin içinde tokluk yaratan etkilerini,
1-Posa içeriği
2-Yağ içeriği
3-Besinlerin glisemik indeksi(cevapları) şeklinde sınıflamak mümkündür. Bu etkilerin nasıl olduğunu tek tek incelemek gerekirse;
1-Besinlerin posa (lif) içeriği
Posayı, besinlerin bağırsaklar tarafından sindirilemeyen kısmı olarak tanımlamak mümkündür. Suda çözünürlük yönünden; çözünür posa ve çözünmeyen posa diye ikiye ayrılır. Tahıllar, taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller posadan zengin besinler arasında sayılmaktadır. Diyette posa alımının artırılmasının besin alımını azaltma yönünde etki gösterdiği söylenmektedir. Posanın sindirilmesi ve vücuttan atılması daha uzun sürede olduğu için kişide daha uzun bir süre tokluk hissi yaratmaktadır. Tabii ki burada unutulmaması gereken bir nokta ise kişinin posadan zengin bir beslenme uygulamasına engel olabilecek herhangi bir sağlık sorununun olmamasıdır. Örnek olarak; ishal, ülseratif kolit vb.
2- Besinlerin yağ içerikleri
Yağlar vücudumuzun en ekonomik enerji kaynağıdır. Enerji ihtiyacımızın ortalama olarak %25 - 30'unu karşılamaktadırlar. Aynı zamanda yapısı nedeni ile kişide tokluk hissi yaratırlar. Yağ içeriği yüksek besinle arasında, yağlı tohumlar (fındık, fıstık gibi), sıvı ve katı yağlar, tam yağlı et, tahin, helva, susam gibi besinler sayılabilir.
Ancak unutulmamalıdır ki fazla yağlı besin tüketimi beraberinde bazı hastalıkları getirmektedir. Kalp ve damar hastalığı, şişmanlık gibi... Bu nedenle yağ içeriği yüksek olan besinler tüketilirken dikkat edilmelidir.
3-Besinlerin glisemik indeksi
Glisemik İndeks (G.İ.); besinlerin yenildikten sonra gösterdikleri glikoz yanıtın (kan şekeri üzerindeki etkisi) beyaz ekmeğe göre değerlendirilmesidir. Beyaz ekmek standart 100 olarak kabul edilir. Diğer besinlerin değerleri buna göre değerlendirilir. Bir hesaplama sonucunda düşük puanda olan besinlerin glisemik indeksi düşük demektir. Yani kişinin kan şekerini daha az etkilemekte ve bu nedenle daha az besin alınmasını sağlamakta ve kişide tokluk hissi yaratmaktadır. Posa oranı yüksek olan besinlerin glisemik indeksi düşüktür. Bu nedenle bu besinler daha uzun süre tokluk hissi yaratmaktadırlar. Basit karbonhidrat olarak adlandırılan bal, reçel, pekmez, şeker gibi besinlerin G.İ.'i yüksek olduğu için kana çabuk karışmakta ve daha sonra tekrar kişide açlık hissi uyandırmaktadır.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Bağdat Caddesi Polikliniği'nden Klinik Psikolog Özden Bademci, günümüz hayat şartlarında çocukların çocukluklarını yaşayamadıklarını belirterek "Sürekli yetişkinlerin gözetimi altında özgür yaşam alanlarından yoksun büyüyorlar." diyor.
Şehir yaşamının ve hayat şartlarının getirdiği sorumluluklar çocukların da çocukluklarını yaşayamama sonucunu doğuruyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Bağdat Caddesi Polikliniği'nden Klinik Psikolog Özden Bademci, çocukların çocukluklarını yaşayamadıklarını vurgulayarak şunları söylüyor: "Çocukluğun alanı giderek daralıyor. Çocuklar zamanlarını çok erken yaştan itibaren kurum bakımı altında ve sürekli bir yetişkinin gözetiminde geçiriyorlar. Bir taraftan günümüz çocuklarının konuşma ve davranışları yetişkinlerinkini andırırken ve bu toplum tarafından övgüye değer bulunurken çocukların çocukluklarını yaşayamadıkları gerçeği göz ardı ediliyor. Özellikle şehirlerde yaşayan çocuklar neredeyse zamanlarının büyük bölümünü yapılandırlmış ortamlarda geçiriyorlar. Oysa çocukluk sürecinde boş zaman etkinlikleri çok önemlidir. Çocuğun kendisinin kurguladığı, yönettiği oyunları oynaması gereklidir. Sözgelimi sokak oyunlarının çocuğun gelişimine katkısı büyüktür. Fakat şehir yaşamı bu fırsatı neredeyse tamamen ortadan kaldırır."
Son 25 yılda ergenlerde dikkat esikliği, davranış bozuklukları, duygu durum bozukluklarında ciddi bir artış olduğuna dikkat çeken Dandul, "Bunun nedeni çocukların zamanlarının büyük bölümünü yetişkin süpervizyonu altında geçirmeleridir. Üstelik o yetişkin de anne baba değil, öğretmenler oluyor." diyor.
Psikolog Bademci, "UNICEF'in yaptığı bir araştırmaya göre Hollanda, İskandinav ülkelerinde çocukların daha mutlu olduğu saptanmış. Çünkü bu ülkeler çocuk dostu kentler yaratmak üzere harekete geçtiler. Örneğin, çocukların okula kendilerinin yürüyerek gidebilmeleri için bir takım düzenlemeler geliştirdiler." diye konuşuyor.
Çocukların özgür alanları olmalı
Bu konunun devlet politikası olarak görüldüğünde çözülebileceğini belirten Psikolog Özden Bademci yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:
"Öncelikle eğitim sisteminin gözden geçirilmesi gerek. Mesela çocukların uzun zaman geçirdikleri kurumların geniş oyun alanlarının olması lazım. Yeni yapılan bir araştırmaya göre çocuğun açık alanda vakit geçirmesi, davranış problemlerini azaltıyor. Çocukların özgürce vakit geçirip, koşturup oynayabilecekleri, doğayla iç içe olabilecekleri, enerjilerini boşaltabilecekleri ortamların arttırılması gerek. Anne babalar, "Sen çok şanslı bir çocuksun, bak benim çocukluğumda bu yoktu. Bak senin bunların var" gibi söylemler içerisindeler. Oysa günümüzde çocuklar büyük bir baskı altındalar. Çok erken yaştan itibaren sözgelimi "sınav" gerçeği ile karşılaşıyorlar. Geçmişte çocukların daha özgür yaşam alanları vardı. Şimdi ise çocukların her alanda başarılı olmaları bekleniyor. Bale yapmalı, spor yapmalı, kitap okumalı, İngilizce bilmeli gibi Oysa bir anaokulu çocuğunun bolca dışarıda koşup oynamaya ihtiyacı vardır. Oyun sadece çocuğu eğlendiren bir etkinlik değil çocuğun kendini geliştiridği, ifade ettiği önemli bir deneyimdir. O yüzden anne babalar anaokulu seçerken çok pahalı programlara, çok pahalı etkinliklere bakmak yerine, çocuğun gelişime ne kadar uygun bir anaokulu diye bakmaları gerekir."
Çocukluğuna yenildim ben senin
Misketlerini alıp kaçan çocuk olmayı ne çok sevdin sen
Yarısında bozmayı bildiğin bütün oyunları
Ne çok kızdın kendine ;
Gün batımlarında
Güneşi tutamayan ellerine en çok
Yasını tutacağım bir ayrılık
bile yok ellerimde
Kuyuya attığım hiçbir taş
sana isabet etmiyor biliyorum
Yastık basarak bütün yaşanmışlıklara
gecelerini hep benden uzaklara yatırıyorsun
Kulaklarından silinmiyor yine de sözleri
aksak bir şairin
Kim bilir
İstanbul daha kaç kez geçecek
ben kaç kez çizeceğim altını İstanbul'un
Aşkın beklenti halidir umut ;
öldüremezsin onu
Ki umudu öldürmek aşka intihardır yüreği
bilmez misin !
Pişman olacağın zamanların için
sana
bağışlanmış keşkeler bırakıyorum şimdiden
Kızılırmak'ın bulanık kızıllığına bulaşan
öfkemi
Marmara'nın hüzün baz mavisine döküyorum
avuçlarımdan
Kalemim kadar sevsem de seni
Yüreğimin dar geldiği bir sevdam olmadın hiç
Bilmiyorsun ki
İstanbul'a yol yaptığım avuçlarından
geçecek olan bütün gemilerin yüreksizliğine
delik açacak şimdi kalemim !...
Ki batmış bir geminin su yüzünde kalan
Tek parçasıdır kalemim Şimdi öyle bir sahne seç ki kendine
İçinde yaşattığın cesedimi gömdüğün
kentine
korkaklık düşürmesin
eksik bakışların Giden ve kalanıyız işte
gölgesine tutunamayan bir aşkın
Kalem kağıdına küs ;
Kağıt kalemine düş
Benden uzaklara düş şimdi bakışlarını
ki
Kan tadı almayayım dudaklarına
Düşürdüğün yaştan
"Sensiz" bir hayat; tebeşirle kara tahtaya birşeyler yazmak kadar kolay değil.. !
Aşk suçüstü yakalanmıştır...
Bu ayrılığın, bu delilsiz cinayetin tek failiyiz biz...
Sen ve ben...
Suçluyuz sanık sandalyesinde..
Adlarımız mutluluk diyarından sınır dışı edilmişken
Aynı cümlenin icinde özneyle yüklem olmak neye yarar ki...
Artık suçumuz sabit...
Cezamız müebbet...
Şimdi sen başka kollarda
Ben ise karanlığın koynunda yaşamaya mecburuz...
Aşkı öldürmekten yargılanıp bir ömür boyu "yalnızlığa" mahkumuz...
Ne sen bana ait, ne de ben sana...
Artık biz iki yakası hiç kavuşmayacak kör uçurumuz...
Çünkü biz, büyük bir aşkı öldürmekten ömür boyu mahkumuz...
Tamamlanmamış söz olmuşken mutluluğun dudağında
Tek başına acıları sırtlanmak neye yarar ki...
Ömür boyu iki yabancı olacaksa gözlerimiz birbirine
Neye yarar ki aynı cümlede yan yana durmak...
Geleceğine ve yüreğine ayrılık ipotek koymuşken
Neye yarar ki sen diye soğuk duvarlarla konuşmak...
Sen ve ben iki suçluyuz artık...
Şimdi susma vakti...
Ve demir parmakların arasından görebildiğimiz gökyüzüne bakıp bakıp
Bu sevdayı "ayrılığa" gömmeliyiz...
Gömmeliyiz, çünkü biz iki yakası kavuşmayacak iki uçurumuz...
Çünkü biz aşkı ''öldürmekten'' suçluyuz...
Suçlu ayağa kalk...!
Sen ve ben... Ya da biz... Sanık sandalyesindeyiz...
Sen ve ben, ya da hayat... Ayrılığa hüküm giymişsiz...
Çünkü suçumuz sabit...
Cezamız ömür boyu müebbet...!
İsmail SARIGENE
Eğer Allah (c.c) Kadın'ı yada erkeği , bedenimizden daha farklı yaratsaydı , misal verildiği gibi ineğe benzer bir göğüs yapısını ona benzer bir alt konumda bulundurabilirdi
ama yaradışıtan böyle olsaydı , bu bize normal gelirdi . Yani şuan kadın bedenini böyle gördüğümüz için normali bu gibi geliyo . Kimbilir ...
hayatımda bukadar saçma bir yazı görmedim ... Bugüne kadar erkekler kliplerde biçok kızla dans ederken - bu noktada kızları yarı çıplak kullandıklarınıda göz önünde bulundurursak - erkeklerde yıllarca kadınlar üzerinden pirim yapmışlar o halde , bende böyle derim ... Peki bu klip çekiminde görev alan bayanlar SÜZME SALAK mı ???
Bi reklam filmine bu yönden bakmak için hayli boş oturmak lazım ...Bence insanlar daha önemli konularla ilgilensin ...
içime aktı mısralar ve şarkı beni aldı uzak bi yerlerde bıraktı yüreğimi ...
Ne denir bilmiyorum , sadece bu şiirde biraz daha konaklayıp geceyi bitirmek istiyorum...
Yüreğine sağlık ablacım , yine çok güzel bir sayfa hazırlamışsın . Teşekkürler..