FumeS

FumeS

Üye
24.02.2005
Er
207
Hakkında

  • Main Boardda yanlis bilgilere elimden geldigi kadar izin vermeyecegim !!

    Bu konu burda bilgilendirme acisindan kapali olarak kalacak arkadaslar.

    Gercegi alttaki linkte mevcuttur

    Muallak Taşi [Kudüs]

    Sari Menekse

    ___________________






    Peygamber efendiğimiz gök yüzüne yükselirken miraç gecesi o taş üzerinden gök yüzüne çıkmış o taş'dan Yardım Almış İnerken Taşa Dur Demiş Taş O Şekilde Durmus ve Kıyamete Kadar O Şekilde Kalacakmış...

    noimage
#30.04.2006 13:13 0 0 0
#26.04.2006 20:30 0 0 0
  • Rabbimizin Verdiği Emirle İsrafil Sûr'u Üfleyince Kıyamet Kopacak.Yer ile Gök Birleşecek.Bu Bütün Dünyanın Sonu Olacak Azrail Tüm Canlıların Ruhlarını Teslim Alacak.Kıyamet Koparken Tek Bir İnsan (Hiçbir Canlı Kalmayacaktır) Kalmayacak.Ve Son Olarak Dünyada Sadece Azrail ve İblis kalacaktır. Azrail İblisi Öldürecek. (Çünkü Rabbimizin İblise Verdiği Mühlet Kıyamet Gününe Kadardı) İblis Kaçmak İçin Toprağı Kazıp İçeriye Girmeye Çalışacak ve Toprak Onu Havaya Fırlatacak.Azrail İblisi Öldürdükten Sonra Allah (cc) Azraile Seslenecek."Ey Azrail Şimdi Kendi Canını Al" Azrail Hiç Tereddüt Etmeden Kendi Canını Alır.Ve Tüm Dünyadaki İnsanlar Hesaba Çekilecek. Kabir Suallerinden sonra Günah ve Sevapların Ağırlıkarı Ölçülecek. Eğer Amel Defteri Sağ Elden Verilirse Mü'mine O Kişi Cennete Gidecek. Eğer Amel Defteri Soldan Verilirse Cehenneme Girecektir. Kıyametten Sonra Meleklerin Görevi Bitmemektedir.
#26.04.2006 18:51 0 0 0
  • Peygamberlerden sonra insanların en üstünü: Hz. EBÛ BEKR-İ SIDDÎK
    Adâletin timsâli ikinci büyük halîfe: Hz. ÖMER
    Meleklerin bile hayâ ettiği halîfe: Hz. OSMAN
    Allahın arslanı ve Resûlullahın dâmâdı: Hz. ALİ BİN EBÎ TÂLİB
    Cennetle müjdelenen on sahâbîden biri: ABDURRAHMAN BİN AVF
    Cennetle müjdelenen ümmetin emîni: EBÛ UBEYDE BİN CERRÂH
    Resûlullahın okçusu: SA'D BİN EBÎ VAKKÂS
    İlk Müslüman olanlardan: TALHÂ BİN UBEYDULLAH
    Cennetle müjdelenenlerden: ZÜBEYR BİN AVVÂM
    Peygamberimizin amcası: ABBÂS BİN ABDÜLMUTTALİB
    Tefsîr âlimlerinin şâhı: ABDULLAH BİN ABBÂS
    Hadîs-i şerîf yazması ile meşhûr sahâbî: ABDULLAH BİN AMR BİN ÂS
    Uhud şehitlerinden: ABDULLAH BİN CAHŞ
    Hz. Ebu Bekir'in oğlu: ABDULLAH BİN EBÎ BEKR-İ SİDDÎK
    Meleklerin yıkadığı sahâbînin oğlu: ABDULLAH BİN HANZALA
    Resûlullahın elçilerinden: ABDULLAH BİN HUZÂFE
    Kur'ân-ı kerîmi açıktan okuyan ilk sahâbî: ABDULLAH BİN MES'ÛD
    En çok hadîs bilen sahâbîlerden: ABDULLAH BİN ÖMER
    Resûlullahın şâiri: ABDULLAH BİN REVÂHA
    Tevratta Resûlullahın alâmetlerini görüp Müslüman olan sahâbî: ABDULLAH BİN SELÂM
    Bedir'de babasına karşı savaşan sahâbî: ABDULLAH BİN SÜHEYL
    Sâhib-ül ezân: ABDULLAH BİN ZEYD
    Medîne'de muhâcirlerden ilk doğan sahâbî: ABDULLAH BİN ZÜBEYR
    Âilece cömert olan sahâbî: ADİ BİN HÂTİM TÂİ
    Meleklerin defnettiği sahâbî: ÂMİR BİN FÜHEYRE
    Şehîd oğlu şehîd: AMMÂR BİN YÂSER
    Meşhûr Arab dâhîlerinden: AMR BİN ÂS
    Arıların koruduğu sahâbî: ÂSIM BİN SÂBİT
    Kıblenin değiştiğini haber veren sahâbî: BERÂ BİN ÂZİB
    Hz. Ebû Bekir'e ilk bîât eden sahabî: BEŞİR BİN SA'D
    Peygamber efendimizin müezzini: BİLÂL-İ HABEŞİ
    Resûlullahın sancaktarı: BÜREYDE BİN HASİB
    Sahâbenin en çok hadîs bildirenlerinden: CÂBİR BİN ABDULLAH
    Cennete uçarak giden sahâbî: CA'FER-İ TAYYÂR
    Cebrâil aleyhisselâmın, şekline girdiği sahâbî: DIHYE-İ KELBÎ
    Peygamber efendimizin fedâisi: EBÛ DÜCÂNE
    Mihmândâr-ı Resûlullah: EBÛ EYYÛB-EL ENSÂRÎ
    En çok hadîs-i şerîf rivâyet eden sahâbî: EBÛ HÜREYRE
    Resûlullahın süvârilerinden: EBÛ KATÂDE
    Tevbesi ile meşhûr sahâbî: EBU LÜBÂBE
    Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyan sahâbîlerden: EBÛ MÛSEL-EŞ'ARÎ
    Çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden: EBÛ SA'ÎD-İ HUDRÎ
    Tek başına hicret eden sahâbî: EBÛ SELEME
    Resulullahın fedâisi: EBÛ TALHÂ
    Gıfarî kâbilsenin reisî: EBÛ ZER GIFÂRÎ
    Kâdılık yapan sahâbîlerden: EBÜDDERDÂ
    Resûlullahın hizmetçisi: ENES BİN MÂLİK
    Evi ilk vakıf olan sahâbî: ERKAM BİN EBİ'L ERKAM
    Câhiliye devrinde de tek bir Allaha inanan sahâbî: ES'AD BİN ZÜRÂRE
    Yemenli sahâbîlerden: FEYRÛZ BİN DEYLEMÎ
    İlk Müslüman sahâbîlerden: HABBÂB BİN ERET
    İlk Müslüman olan sahâbîlerden: HÂLİD BİN SA'ÎD BİN ÂS
    Meleklerin yıkadığı sahâbî: HANZALA BİN EBÛ ÂMİR
    Darağacında ilk namaz kılan sahâbî: HUBEYB BİN ADİY
    Sevgili Peygamberimizin sırdaşı: HUZEYFE BİN YEMÂN
    Şehîdlerin efendisi: Hz. HAMZA
    Peygamber efendimizin şâirlerinden: KÂ'B BİN MÂLİK
    Resûlullahın süvârilerinden: MİKDÂD BİN ESVED
    Resûlullah efendimizin fedâîlerinden: MUHAMMED BİN MESLEME
    İslâmda ilk öğretmen: MUS'AB BİN UMEYR
    Helâl ve harâmı iyi bilen sahâbî: MU'ÂZ BİN CEBEL
    Hâşimoğullarının en yaşlısı: NEVFEL BİN HÂRİS
    Eshâb-ı kirâmın meşhûr kumandanlarından: NU'MÂN BİN MUKARRİN
    Medîne'de ilk vefât eden muhâcir sahâbî: OSMAN BİN MAZ'ÛN
    Kâbe'nin hizmetinde olan sahâbî: OSMAN BİN TALHÂ
    Peygamber efendimizin hatîblerinden: SÂBİT BİN KAYS
    Ensârın en hayırlılarından: SA'D BİN MU'ÂZ
    Şehîd olurken nasîhat eden sahâbî: SA'D BİN REBİ
    Hz. Ömer'e benzeyen vâli: SAİD BİN ÂMİR
    Kur'ân-ı kerîmi en iyi okuyanlardan: SÂLİM MEVLÂ EBÛ HUZEYFE
    Eshâb-ı kirâmın okçularından: SEHL BİN HANİF
    Medîne'de en son vefât eden sahâbî: SEHL BİN SA'D
    Piyâdelerin en hayırlısı: SELEME BİN EKVÂ
    Kardeşlerinin işkence ettiği sahâbî: SELEME BİN HİŞÂM
    Ehl-i beytten sayılan İranlı sahâbî: SELMÂN-I FÂRİSİ
    Resûlullahın hizmetçisi: SEVBÂN
    Allah yolunda malını mülkünü terkeden sahâbî: SÜHEYB-İ RUMİ
    Yemâme kabîlesi reisi: SÜMÂME BİN ÜSÂL
    Işık Saçan Sahâbî: TUFEYL BİN AMR
    Akabe bî'atlerinde kavminin temsilcisi olan sahâbî: UBÂDE BİN SÂMİT
    Eshâb-ı suffadan: UKBE BİN ÂMİR
    Kırâati ile meşhûr sahâbî: ÜBEYY BİN KÂ'B
    Resûlullahın çok sevdiği sahâbîlerden: ÜSÂME BİN ZEYD
    Eshâb-ı kirâmın sancaktarlarından: ÜSEYD BİN HUDAYR
    Kardeşleri tarafından işkence gören sahâbî: VELÎD BİN VELÎD


    Bu mübarek insanların müslümanlık adına neler yaptığını zorluklara nasıl göğüs gerdiklerini canlarını ortaya koyarak ALLAH (c.c.) gösterdiği doğru yolda ilerlemeleri hakkında az da olsa bilgiye sahip olmalıyız arkadaşlar.Bizim yapacağımız şey onların bizim için yaptıklarının yanında hiç kalır..
#26.04.2006 18:48 0 0 0
#26.04.2006 13:39 0 0 0
  • "Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

    Bu kısımLar çok tartışıLdı ve haLa tartışıLıyor..
#25.04.2006 23:12 0 0 0
  • noimage

    Allah Kimseyi Dogru Yoldan Ayirmasin Hepimizi Kendine Inanan Kullarindan Eylesin Bizi Seytanin Seyrinden Nefsin kotuluklerinden korusun mekanimiz Cennet OLsun
    AMIN
#25.04.2006 00:40 0 0 0
  • Allah Resulü Evimize Gelse..

    Peygamberimiz'in bu zamana gelmesi eminim onu çok incitirdi. Çünkü onun ve ashabının yaşam şeklini kitaplarda okurken bizimkinden çok farklı olduğunu görüyordum. Peki eğer ben, onun yaşadığı zamana gitsem... Ve hayal ettim...

    Medine'deyim, Allah Resûlü (sas) ile beraberim ve o güzeller güzeli, oturmuş ashabıyla sohbet etmekte. Her biri sanki başının üzerinde bir kuş varmış ve uçacakmış gibi hareketsizce, edeple onu dinliyorlar. Ne güzel insanlar, seslerini yükseltmiyorlar, onun yanında bir edepsizlikte bulunup da amellerinin boşa gitmesinden korkuyorlar. Ne hoş şeyler konuşuyorlar, soruları bile çok farklı. Allah katında amellerin en faziletlisini soruyorlar. Şirkten, riyadan nasıl korunacaklarını soruyorlar. Falan ayetin açıklamasını istiyorlar. Sonra kendimi düşünüyorum. Arkadaşlarımla neler konuştuğumu. Bilmem hangi futbolcunun kaçırdığı gol, son çıkan moda spor kıyafetler vs... Az sonra Ebu Hureyre geliyor meclise. Açlıktan karnına taş bağlamış. Ben onun aç olduğunu söylemek için geldiğini zannediyorum. Ama o öğrendiği bilgilerin zihninde kalması için dua isteme telaşında. Duası kabul ediliyor. Peki ben dualarımda ne istiyorum? Başımı yere eğmekten başka çarem yok. O bilgi istiyordu, fakat ben bilgileri geri tepiyordum. Gözlerimi ve kulaklarımı ilahi hakikatlere kapamış gibiydim. Yolculuğum devam ediyor. Medine halkı işini gücünü bırakıp camiye koşmuş. Saflar sık ve düzgün, cami tıklım tıklım dolu. Ben bu kalabalığı futbol statlarında görmeye alışkınım. Namaz için işimi ve maçımı bırakmadığımı, bazen de maçtan dolayı namazlarımı aksattığımı hatırlıyor, yaptığım saygısızlığın dehşetiyle titriyorum. Öğleyin bir davete gidiyoruz. Kumlar ve taşlar ayağıma batıyor. İnanılmaz canım acıyor, onlara bakıyorum yalınayak fakat hallerinden memnunlar. Aklıma, giydiğim en rahat ortopedik ayakkabılar geliyor. Yolda çocukları görüyorum. Nasıl bu kadar mutlular? Oysa onların pahalı oyuncakları, bilgisayarları, "play station"ları yok. Demek ki mutlu olmak için bunlara çok da ihtiyaç yok. Davette lüks yemekler beklerken arpa ekmeği, sirke, hurma geldi. Aman Allah'ım bunlar mı yenecekti? Biz yemeklerden yemek beğenmezken, onlar neler yiyordu. Akşam Sevgili Peygamberimiz in evindeyim. Yemek yenmedi. Biraz yiyecek vardı o da kapıya gelen bir fakire verildi. Şimdi açlıktan nasıl uyuyacaktım. Yattığım yerde ne rahat bir yatak ne de elyaf yastık var. Hasırın üzerinde yattık. Sabah kalktığımda her tarafım tutulmuş, hasırın izi yüzüme çıkmıştı. Ağrıdan kımıldayamıyordum. Peygamberim geçici dünya nimetlerini eliyle itmiş onun yerine bâkî olan cennet hayatını seçmişti. Dünya hayatını bir ağaç gölgesine benzetiyordu. Ben neden böyle düşünmüyordum? O gece her kalktığımda İki Cihan Sultanı nı namaz kılarken gördüm. Belki de hiç uyumamıştı. "Allah'ına şükreden bir kul olmayayım mı?" diyordu. Peki ya ben... 5 vakit namazı gündüz kılmaya üşenen ben; nasıl olacaktı da gece kalkıp namaz kılacaktım. Gün ışıyordu, aklım karmakarışıktı. Gül kokulu bu diyardan hayallerim soluklaşarak uzaklaşırken burnumda O nun güzel kokusu, aklımda ise beni yakan sorular vardı. Ben gül diyarında ebediyen kalabilir miydim? Buna imanım ve isteğim var mıydı? Ona layık olmadığımı bir kez daha anlamışken O'ndan hangi yüzle şefaat dileyebilir, bu dünyada onun gibi yaşamamışken, ona komşu olmayı nasıl isteyebilirdim?
#24.04.2006 23:53 0 0 0