eşi bulunmaz bir kediydi, oturmuş bir kişiliğin sahibiydi.
ne var ki son zamanlarında dalgındı, deniz kıyısında cigarasından derin derin nefes alıp hiç anlamadığım kavramları mırıldanırdı. "latince bilmeden olmaz evladım agatho" derdi, latince tüm kültürlerin temeliymiş.
küçüktüm anlamazdım, nemli rüzgarda ürperen bıyıklarına bakıp, içimden "üzülme" derdim "üzülme kedicik". ben kumdan kaleler yaparken o durmadan okur, cigaralarını uç uca ekler düşünürdü. öyle anlarda ona sarılmak isterdim. ama o çok mağrurdu. sanki hava her an onu tedirgin eden bir fikir doğururdu.
beni görsün isterdim "sen mi geldin agatho? geç şöyle otur" desin...
ve bir gün sahilde onu bulamadım. çivi gibi yağan kasım yağmuru altında ondan arda kalanları aradım, o bana denizin içinden baktı, mütebessüm. aykırı bir kedi olmanın yükü ağır gelmişti omuzlarına. o gün onun ne demek istediğini anladım ve bir daha hiç ama hiç ağlamadım.
şimdi lastik ayakkabıları, beyaz tişörtü ve karışmış sakallarıyla otuzluk bir adam bekliyor deniz kıyısında. gözlerinde tuzun buğusu, sakallarında şarap kokusu. kucağında bir kedi yavrusu; ve dokusu, bakışları tıpkı onun gibi. "piscus vitero omno lumi satana" dedi ve denizin bedenine ekledi yepyeni bir teni. dalgaların kırıldığı yerde deniz bu yorgun adama baktı, adamın genzinden bir damla yaş boğazına aktı. ve "anlıyorum" dedi adam "evet, şimdi daha iyi anlıyorum ölümcül davanı... kedi, çok bekletme beni".
Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi , paylasacak hiçbirseyimiz yok...Yinede yüregimden , gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum ,seninle konusuyorum...
Üsüyorum , bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi.... Tutunabilecegim hiçbir güzellik yok , hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda... Isinabilmek için onlara sariliyorum ... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hinzirca siritiyor , ben görmemeye çalisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi... Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini...!Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum.... Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken , simdi ayriligin ardindan çalinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor... Sevdigim ne çok sarki varmis , bunu senin gidisin gösterdi bana ... Her sarkida sen varsin , her yerde , her gördügüm insanda , denizde , gecede , uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi ... Bu bir marifetse eger , neden benim yanimda degilsin ki....? Inanamadigin , yenemedigin , üzerinden atlayamadigin korkularin oldum...
Agladigin , bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum , sessizce bosalan gözyaslarin , birikmisligin oldum.... Yüregindeki kisi ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ani oldum... Haketmediklerin , artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hiçbir seyin oldum...Söylesene , ben gerçekten senin neyin oldum..? Sesin hep uzaklari çagiriyordu , ben üstüme alindim , sana geldim... Bilseydim , bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenirmiydim...? Simdi bir mevsimlik ask kaldi avuçlarimda sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask...Kalbime henüz söyleyemedim gittigini ögrenirse onun da aci çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum.... Gittin..!
Sen " BiTTi " dediginde yagmur yagiyordu.. Su an oldugu gibi.
Kurtlar Vadisini izliyorum Bir Dilim A$k Bir Istanbul Masalı Eskiden Cocuklar Duymasın Tatlı Hayat simdi denk gelirse Size Baba Diyebilir miyim En Son Babalar Duyar Haziran Gecesi birde Aliye yi merak ediyorum