Garip07

Garip07

Üye
25.07.2006
Yarbay
47.009
Hakkında

  • Konu: Etsiz Kebap
    Etsiz Kebap - Etsiz Yemek Tarifi

    4 dilim tost ekmeği
    1 kase baby patlıcan
    1 kase közlenmiş kırmızı biber
    1 kase yoğurt
    1 çorba k.tereyağı
    tuzkarabiber

    HazırLanışı:

    Patlıcanları birkaç parçaya kesip soteleyin.Üzerine közlenmiş ve doğranmış kırmızı biberleri ekleyin. Başka bir tavada veya fırında küp doğranmış tost ekmeklerini ısıtıp servis tabağına alın. üzerine patlıcan ve biber karışımını koyun. Üzerine sarımsaklı yoğurdu dökün. En son kızarmış tereyağını dökerek sıcak servis yapın.
#27.02.2011 03:55 0 0 0
  • Tavuklu Pidecikler - Pideli Tavuk

    Malzemeler :

    * 4 Su B. Söke Un
    Tavuklu Pidecikler
    1 Paket Kuru Maya
    1 Tatlı K. Tuz
    Alabildiği Kadar Ilık Su
    * İç Harcı İçin:
    300 Gr. Tavuk Budu
    1 Soğan
    2 Biber
    2 Domates
    1 Çorba K. Domates Salçası
    1 Çorba K. Közlenmiş Biber Püresi
    1 Tutam Taze Kekik
    Tuz
    Karabiber
    Sıvıyağ

    Hazırlanışı
    Unu mayayı ve tuzu karıştırma kabında harmanlayın. Ortasını açın ve ılık su dökün. Ortasından karıştırarak yoğurmaya başlayın. Hamur elinizi bırakana kadar su ekleyerek yoğurduktan sonra tezgahın üzerine alın ve gerekirse un ekleyin.

    Hamuru 12 bezeye ayırın ve tatlı tabağından biraz daha küçük açın. İç harcını hazırlarken; tavuk budunu küçük küçük doğrayın. Soğanı biberleri domatesleri doğrayın. Ayrı bir kaseye alın. Üzerine doğranmış taze kekiği tuzu ve karabiberini dökün.

    En son salçayı püreyi ve sıvıyağı dökün. Elinizle iyice karıştırın. Açtığınız hamurlara tavuklu harcı paylaştırın ve kenarlarından kıvırarak ağızları açık pide şekli verin. Yağlanmış tepsiye küçük pideleri dizin. Püf noktası tepside mayalanmalı. Önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında 15-20 dk. pişirin.
#27.02.2011 03:52 0 0 0
  • Çikolata nasıl yapılıyor - Evde çikolata nasıl yapılır - Çikolata Tarifi

    Çikolata, dünyanın en sevilen yiyeceklerinden biridir ve tropik kakao ağacının çekirdek denen tohumlarından yapılır. Çikolataya istendiğinde fıstık, fındık ve süt de katılır. Çikolata besin değeri yüksek, bedeni geliştiren ve enerji veren bir yiyecektir.
    Türk Gıda Kodeksi'ne göre tanımı; Kakao ürünleri ile şeker ve/veya tatlandırıcı; gerektiğinde süt yağı dışındaki hayvansal yağlar hariç olmak üzere diğer gıda bileşenleri ile süt ve/veya süt ürünleri ve Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğinde izin verilen katkı ve/veya aroma maddelerinin ilavesi ile tekniğine uygun şekilde hazırlanan ürünü ifade eder.
    Milattan önce, büyük olasılıkla Olmeclerden oluşan bir grup, Güney Amerika'da kakao ağacı yetiştirir. Mayalar, bir hayvanın bu ağaçtan bir meyve kopardığına tanık olur. Mayalar zamanla bu çekirdekleri nasıl kullanacaklarını öğrenirler. M.S. 600 yılında, Mayalar çikolatalı bir içecek yaparlar. Efsaneye göre, Aztek kralı Moctezuma günde 50 fincan çikolata içiyordu. Azteklerde ve Mayalarda çikolata içmek önemli bir olay sayılırdı. Mayalarda daha çok kraliyet ailesi için uygun görülen bu içeceği sıradan insanlar çok özel durumlarda içebiliyordu. Azteklerde ise yöneticiler, rahipler, rütbeli askerler, onurlandırılmak istenen tüccarlar bu özel içeceği tadabiliyordu. İspanyol kâşifler Kristof Kolomb ve Hernán Cortés'in , 16. yüzyılda Orta Amerika'ya yaptıkları gezide Aztek kralı Moctezuma bu çikolatalı içeceği kaşiflere sunar. Kaşifler bu içeceği vatanlarına götürüp hazırlamasını öğretirler. Bu, Mayalar ile Azteklerin öğütülmüş kakao çekirdeklerinin suyla karıştırılmasıyla elde ettikleri bir içecektir. Aztek dilinde "ekşi, acı içki" anlamına gelen "xocoatl" adındaki bu içeceği Aztekler, içine biber ve başka baharatlar katarak soğuk olarak içiyorlardı. İspanyollar ise aynı içkiyi şekerli olarak içmeye başladılar. 80 yıl sonra, İngiltere'de içecek yapılmak üzere katı çikolata satılmaya başladı. Böylece katı çikolata satan "çikolata evleri" bütün Avrupa'ya yayıldı. 1700′lü yıllarda İngilizler bu içeceklere süt katmaya başladılar. Türkiye'nin ilk yerel üretim yapan çikolata fabrikası ise, cumhuriyetten üç yıl sonra, 1927′de Feriköy'de kuruldu. Bugüne kadar bulunan en eski çikolatanın izlerine 2600 yıllık bir çömleğin içinde rastlanmıştır.

    Malzemeler
    Kakao Tohumu
    Şeker
    Vanilya
    Havan (sarımsak falan dövmek için gereken şey)
    Baharat öğütücü
    Hindistan cevizi / Antepfıstığı / kuru üzüm / (bunlar opsiyonel)
    Kakao tohumları tepsiye serpiştirilir ve 400 derece sıcaklıkta yarım saat fırınlanır.
    Daha sonra kakao tohumlarının kabukları ayıklanır, baya yorucu bir işlem olacak biraz bu üşenmek yok hadi yapın bakalım.
    Pişirip kabuklarından ayırdığımız kakaolar soğumaya başladığında havanda bir güzel dövülür.
    Küçük parçacıklar haline getirilir. Bu küçük parçacıkları baharat öğütücüden geçiriyoruz,
    (hani karabiber vs gibi şeyleri öğüttüğümüz genelde basit bir alettir bu)
    Kıvamı yumuşak olacaktır, kesinlikle sıvı halde değil ama yumuşak.
    Kakaolarımız öğütüldükten sonra, çikolatamız hemen hemen hazır, bir tenceye alıp bir güzel
    pişirmeye başlıyoruz. Ve içerisine şeker ve vanilya atıyoruz, ve sıvı hale gelecek şekilde kaynatıyoruz.
    Bu işlemler sırasında kıvamı istediğiniz gibi gerçekleştirebilirsiniz, her aşamada tadına bakarak doğru tadı bulabilirsiniz zaten.
    Hindistan cevizi, antep fıstığı ne isterseniz ekleyebilirsiniz.
    Dondurmanın üstüne dökmek veya kalıpların içine döküp soğutarak evinizi çikolata fabrikasına dönüştürmek size kalmış. Hadi Yapın bakalım.
#27.02.2011 03:50 0 0 0
  • Et pişirmenin püf noktaları - Et nasıl kavrulur - Et nasıl Pişer

    Pişirmeden önce eti soğuk suda 20 dakika bekletin. Böylece etin kanı çıkacak ve rengi açılacak.

    Küçük dilimler şeklinde kesin.

    Tavayı veya ızgarayı etleri yerleştirmeden önce ısıtın.

    Yüksek ateşte pişirmeyin. Hem daha geç pişer hem de lezzetli olmaz.

    Tuzu et piştikten sonra ilave edin. Tuzu baştan katarsanız, etin geç pişmesine, suyunu salmasına sebep olur.

    Etin yumuşak olmasını istiyorsanız, haşlama suyuna 2 yemek kaşığı sirke katın.

    Yoğurt suyu ile eti terbiye edin. Yoğurt suyu, asitli olduğu için etin yumuşamasını sağlar.

    Baharatları, et yemek çeşidine göre pişme öncesinde veya sonrasında ilave edin. Örneğin tas kebabında baharatları etle birlikte, orman kebabında ise yemek piştikten sonra ilave edin.

    Pişmiş et ile çiğ etin birbirine değmeyecek şekilde saklanması gerekiyor. Çiğ et, buzdolabın en alt rafında, pişmiş et ise en üst rafta saklanmalı. Böylece çiğ et suyunun pişmiş et içerisine damlaması sonucunda oluşabilecek riskler önlenecektir.

    Ayrıca, dondurulacak etleri tek kullanımlık porsiyonlara bölün.

    Pişmiş etleri sıcak iken derin dondurucuya bırakmayın. Hangi amaçla kullanılacağına dair et poşetlerinin üzerine not yazarsanız daha sonra kolaylık olacaktır
#27.02.2011 03:48 0 0 0
  • Cheat Engine Nedir

    Cheat Engine, tüm oyunlarda,programlarda ram deki verilerle oynayarak "hile" yapmanıza olanak sağlayan bir programdır.
#25.02.2011 21:12 0 0 0
#24.02.2011 23:09 0 0 0
  • Konu: Sûr
    Sûr meleği - İsrafil meleği

    İslam inancına göre, İsrafil meleğin üfleyerek kıyamet gününün geldiğini haber vereceği araçtır. Kur'an'da "İsrâfil" olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kıyametin vukûu ile ilgili ayette "(İsrâfil tarafından birinci sefer) Sûr'a üflenince Allah'ın dilediği (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar." (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayısıyla isim olarak olmasa da bu meleğin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. Buradan kıyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin başlangıcında bir Sûr'a üfürme olacağı anlaşılmaktadır ki, bu işle vazifeli melek İsrâfil'dır. Bu görevinden dolayı İsrafil'e "Sûr meleği" ismi de verilmektedir.
#24.02.2011 23:04 0 0 0
#24.02.2011 22:58 0 0 0
  • kara fatmanın hayatı - kısaca kara fatmanın hayatı - kara fatmanın hayatı kısaca - kara fatmanın hayatı kısa - kara fatmanın hayatı kısacası - karafatmanı hayatı - kara fatmanın hayatı şiir - kara fatmanın kısaca hayatı - kara fatma nin hayati

    Kara Fatma - Kara Fatma Hayatı

    Kara Fatma lâkabıyla tanınan Fatma Seher Hanım, 1888 yılında Erzurum'da doğmuştur. Babasının adı Yusuf Ağa, kocasının adı ise Derviş Bey'dir. Kocası da asker (Binbaşı) olan Fatma Seher Hanım, Edirne'de görev yapan eşiyle birlikte Balkan Harbi'nde yer almıştır. Daha sonra ise kendi ailesinden 10'a yakın kadını örgütleyerek 1.Dünya Savaşı'na katılmıştır. Mondros Mütarekesi'nden sonra ise eşi Derviş Bey'in vefat haberini almış ve Erzurum'a dönmüştür.
    Erzurum'da bir süre kalan Fatma Seher Hanım, Sivas Kongresi'nde bulunan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek için Sivas'a gitmiş, kendisinden Milli Mücadele'ye katılmak için görev istemiştir. (Fatma Seher Hanım, bu dönemle ilgili anılarını 1944 yılında yapılan bir röportajda şu şekilde anlatmaktadır: noimage


    "Atatürk'ün Sivas'ta faaliyete geçtiğini haber aldığım dakikadan itibaren duyduğun sevinci tariften acizim ve ilk işim kısa bir hazırlıktan sonra Sivas'a müteveccihen hareket etmeyi kararlaştırdım; hemen yola çıktım ve Gülcemal Vapuru'yla Samsun'a, oradan da Sivas'a vardım.


    Mustafa Kemal'in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafete girerek üç günlük bir mücadeleden sonra, devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas'ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf vardı, yüzümde peçe ile kapalı idi. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince, ilk defa sert bir lisan kullanarak, "Ne görüşeceksin?" mukabelesinde bulundular. Kalbimdeki vatan aşkı bu sert muameleye galip gelerek derhal peçemi kaldırdım ve İstanbul'dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldiğimi, maruzatımın bir dakika için dinlenmesini rica ettim. Bunun üzerine pek yakında bulunan bir lokantaya beni kabul ettiler.


    Mustafa kemal bu görüşme sırasında ona adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip-bilmediğini, savaştan korkup-korkmadığını sormuştur. Kara Fatma'nın verdiği cevaplar Mustafa Kemal'i memnun etmiş, "Kara Fatma, bütün kadınlar keşke senin gibi olsaydı" demiştir. Bu olaydan sonra Fatma Seher Hanım'ın adı "Kara Fatma" olarak kalmıştır.
    Daha sonra ise Mustafa Kemal eline aldığı kâğıda bazı notlar yazarak Kara Fatma'ya vermiş "Haydi göreyim seni, verdiğim talimatı unutma, bir an evvel İstanbul'a git, hazırlan ve işe başla" demiştir (Tansel, 2001, s.41). Fatma Seher Hanım, Mustafa Kemal'in bu isteği üzerine Sivas'tan hemen İstanbul'a geçmiştir.


    Bir süre sonra İzmit'in işgal edildiğini duyan Kara Fatma, Topkapılı Pire Mehmet, Laz Tahsin, kardeşi Süleyman ve oğlu Seffeddin'nle birlikte bir çete kurarak, trenle gizlice İzmit'e geçmiştir. Bahçecik ve Servetiye yoluyla Paşaköyü'ne geçen Kara Fatma ve adamları burada karargah kurmuşlardır. Bu bölgede kısa sürede teşkilatlanmalarını tamamlayan Kara Fatma çetesi, çevredeki Türk köylüleriyle birlikte Yunanlılara karşı uzun süre mücadele etmişlerdir. (Özellikle, Bahçecik, Yeniköy, Değirmendere, Servetiye, Kaynarca ve Fındık Tepe civarında faaliyet gösteren Rum ve Ermeni çetecilere karşı, büyük bir başarı göstermişlerdir.)


    İzmit, Kara Fatma gibi cesur yürekli insanlarımızın üstün gayretleriyle, 28 Haziran 1921 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır. Kara Fatma ve ailesi, İzmit'in kurtarılmasından sonra bir süre daha bu bölgede kalmışlardır.
    Balkan, Sakarya, Başkomutanlık Muharebeleri'ne de katılarak Üsteğmenlik rütbesine kadar yükselmiş olan Kara Fatma, 1955 yılında Erzurum'da vefat etmiştir
#24.02.2011 17:55 0 0 0
  • 12 adaları vermemizin sebepleri - 12 adayı neden geri almadık

    lozan'da sadece 12 adalardan değil batı trakya, halep, musul ve kerkük'ten vazgeçilmiştir. Nedeni ise basittir. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra istanbul sınırlarına dayanan Ordumuzun ingilizlerle dolayısıyla itilaf devletleriyle savaşacak donanımı yoktu. Karşı tarafta yeni bir savaşa girmek istememekteydi çünkü asıl elde etmek istediği bölgeleri * zaten ele geçirmişler bir tek musul ve kerkük sorunu kalmıştı.

    Türkiye; istanbul'un, adaların, doğu ve batı trakya'nın geri verilebilmesi karşılığında ingilizler'in istediği Musul ve Kerkük'ün yanı sıra Fransızlar'ın göz diktiği Halep'ten vazgeçmek zorunda kalmıştır. Fakat Lozan'da maalesef uyguladığımız başarısız politikalar yüzünden sadece istanbul ve doğu trakya ile yetinmişizdir.

    kaynak Uludag sözlük
#24.02.2011 17:42 0 0 0
#24.02.2011 17:40 0 0 0
#24.02.2011 17:33 0 0 0
  • süt içtim dilim yandı notaları - süt içtim notaları - süt içtim dilim yandı nota - süt içtim dilim yandı notası - süt içtimin notaları -süt içtim dilim yandı flüt nota

    la si do re do re re re do re re re do si, la si
    do re sido la si sol sol do si la la
#19.02.2011 14:19 0 0 0
  • Neşeli Ol ki Flüt Notaları - Neşeli Ol ki Flüt Nota - Neşeli Ol ki Notaları

    Do-do-re-mi-mi Neşeli ol ki
    Re-do-re-mi-do Genç Kalasın
    mi-mi-fa-sol-sol Şu Dünyadanda
    Fa-mi-fa-sol-mi Zevk alasın
    fa-mi-fa-re-sol-sol Süslenir neşeyle
    Do-do-re-mi-mi Neşeli ol ki
    re-do-re-mi-do Genç kalasın
#19.02.2011 14:15 0 0 0