Oktet Kuralı Ve Lewis Yapısı - Oktet Yapısı ve Kuralları
Bir atom kaç kovalent bağ oluşturabilir?Bir iyonik bağ oluştuğu zaman bir atom elektron verir, diğeri alır ve asal gaz yapışma ulaşılır. Helyuma yakın elementlerde duplet oluşurken iğerlerinde oktet oluşun Kovalent bağlar da da atomlar elektronları, asal gaz konfigürasyonuna ulaşıncaya kadar ortaklaştrlar. Lewis buna oktel kuralı adım vermiştin Kovalent bağ oluşumunda atomlar, oktetİ tamamlayıncaya kadar elektron paylaşırlar.Azot ON-} beş valens elektronuna sahiptir ve okteti tamamlayabilmesi için üç elektrona ihtiyacı vardır. Klor (:C1-) yedi valens elektronuna sahiptir ve bir elektrona ihtiyacı vardır. Argonda Ar okttet tamamlanmıştır ve elektron paylaşımına eğilimi yoktur. Hidrojenin (H*) helyum benzen duplet yapıya ulaşabilmesi İçin bir elektrona ihtiyacı vardır.
Bir elementin valensi o element atomunun oluşturabileceği kovalent bağ sayısıdır. Bu sayı iyonik bağlarda olduğu gibi Lewis sembollerini kullanarak bulunabilir. Hz molekülünü ele alalım. Her atom, helyum benzen dupleti, diğer atom ile elektron paylaşarak meydana getirir:
H. + .H à H : H veya, H-H
H-H sembolü, elektronların atomlar arasında nasıl paylaşıldığını gösteren Lewis yapısına en basit örnektir. Atomlar arasındaki çizgi, paylaşılan elektron çiftini göstermektedir Hidrojen dupletini bir çift elektronu paylaşarak sağladığı için, bütün bileşiklerinde valensi (değerliği)'dir.
Flor atomu yedi valens elektronuna sahiptir ve oktetini tamamlayabilmesi için birelektrona ihtiyacı vardır. Bunu bir başka atomun sağladığı bir elektronla gerçekleştirebilir Örneğin, ikinci bir F atomu bu iş için uygundur.
Daireler, oktetin nasıl sağlandığını göstermek için kullanılmıştır.Florun valensi de hidrojengibi l din Lewis yapısından, F2 molekülünde, bağ yapmada kullanılmayan ortaklaşılmarmış elektron çiftlerinin varlığı görülmektedir. Komşu atomlardaki ortaklaşılmanıış elektron çiftleri birbirlerini iterler. Bu itme, F2 molekülünü bir arada tutan bağ çekimine hemen hemen eşittir. Bu itme flor molekülünün neden çok reaktif olduğunu açıklan F2 molekülünde atomlar birbirlerine zayıf bir kuvvetle bağlıdır Diatomik moleküller arasında ortaklaşılmanıış elektron çifti bulunmayan tek Örnek H2'dir.
Ametal atomları oktet veya dupleti tamamlayıncaya kadar elektronlarım birbirleri ile paylaşırlar, Lewis yapısı, paylaşılmış elektronları(noktalar veya çizgiler halinde) ve ortaklatılmamış elektron çiftlerini yerleşimini gösterir.
Hidrojen, Lityum ve Berilyum bu kurala uymazlar. Çünkü ; n = l kabuğu iki elektron ile doludur. Hidrojen, bir elektronu vererek çıplak bir proton meydana getirir veya bir elektron alarak helyum benzeri 1s2 konfigürasyonu ile bir duplet meydana getirir. Benzer biçimde lityum ([He] 2s]) ve Berilyum ([Be] 2s2)(Yeşil Bileşik) elektronlarını kaybederek helyum benzeri dupletler oluşturur; yani, Li+ ve Be-+ İyonlarma dönüşürler.Bir s-blok metal atomu katyon meydana getirdiği zaman, bütün valens elektronlarını kaybeder ve geriye, içteki elektronlarla çekirdek kalır.Merkezî atom, bu atomdan önceki asalgaz atomunun konfıgürasyonundadır.
Örneğin kalsiyum katyonunun yapısı argona benzer, p-blokunun solundaki metaller de s- ve p- elektronlarını kaybedebilirler. Ancak bu durumda, 4. Periyot ve altındaki atomların verdiği iyonlarda, oktete ek olarak, dolu d orbitalleri debulunur.Örneğin galyum atomundan meydana gelen Ga3+ iyonunun konfigürasyonu [Ar] 3d10 şeklindedir,p-blokundakiatomların d-elektronları çekirdeğe sıkı bağlı oldukları için kopamazlar.szp6konfıgürasyonuna sahip (ve hidrürde, H") anyonlarda valens kabuğu tamamen doludur. Yapı, kendinden sonra gelen asal gazın yapısının aynıdır.
Oktet Kuralı - Kimya Terimleri Oktet - oktet kurali
Asal gaz atomlarının en dış enerji düzeyleri elektronla tam doludur. Bu durum asal gazlara kararlılık ve dayanıklılık verir.
Helyum dışındaki diğer asal gazların dış enerji düzeylerinde 8 elektron bulunur. En dış enerji düzeyinde 8'den fazla elektron bulunamaz. Onun için başka atomlardan elektron alamaz. Bu 8 elektron oynak (serbest) olmadığından elektron da veremez.
Onun için iyonlaşmaz. Bu sebepten asal gazlar kararlı yapıya sahiptir. Helyumun ilk enerji düzeyinde 2 elektronu vardır.
Bu düzey aynı zamanda en dış enerji düzeyidir. Ne elektron alır, ne de verir.
Kimyasal olaylarda atomlar, dış enerji düzeylerini 8'e tamamlamak ister. Bunun için de en dış enerji düzeylerini 8'e tamamlayacak sayıda ya elektron alırlar yada elektron verirler. (Oktet Kuralı). Bazı atomlar da elektronlarını ortak olarak kullanır
Kimyasal Bağ Kavramı - Kimyasal Bağ Kavramının Gelişimi - kimyanin gelişimi konu özeti
Avogadro hipotezi çok atomlu molekül yapısını ortaya koyduğundan moleküllerdeki atomların birbirine nasıl bağlandıkları sorusunu ortaya çıkarmıştır.Dalton molekül kavramını reddettiğinden bu soru ile ilgilenmemiştir.
Antik dönemlerde atomları köşeli,kavisli,pürüzl ü,pürüzsüz,oyuklu,yuv arlak,kancalı gibi değişik şekillerde düşünüyor ve atomların birbirlerine bağlanmasını da bunlar dayanarak açıklıyorlardı.
Aynı sıcaklık ve basınçta oldukları halde maddeler katı,sıvı veya gaz halinde bulunabilirler.Bunun sebebi moleküller arası çekim kuvvetleridir.Çekim kuvveti en büyük olan maddeler katı, en küçük olanlar ise gaz halindedir.
Atom ve iyonlar arası bağlar moleküller arası bağlardan daha sağlamdır.Bu nedenle suyu buharlaştırmak için gereken enerji, hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırmak için gereken enerjiden çok daha azdır.
Kimyasal bağlar atomların asal gaz (soy gaz) yapısına ulaşmaları isteğinin sonucudur. Çünkü soy gaz elektron düzenine sahip olan atomlar oldukça karalıdır.
Bazı küçük atomların bileşik oluştururken tek elektron katmanına sahip olmak için elektron sayılarını helyum asal gazındaki gibi 2 tane yapmalarına dublet kuralı; helyum dışındaki asal gazlarda olduğu gibi son katmandaki elektron sayısını sekize tamamlamalarına oktet kuralı denir.
Kimyasal bağ: Atomları (molekülleri değil) bir arada tutan kuvvetlere kimyasal bağ denir.
Na 1 elektron vererek haline Cl 1 elektron alarak haline geçer.Böylece iki atom da oktedini tamamlar.Oluşan ve iyonlarının elektrostatik çekim ile birbirlerini çekmesi ile iyonik bağ oluşur. NaCl iyonik bir bileşiktir.
Ca son katmanındaki 2 elektronu vererek +2, O ise bu iki elektronu alarak -2 iyonu haline geçer. Böylece iki atom da asal gaz elektron düzenine ulaşır. ve O-2 iyonlarının elektrostatik çekim ile birbirlerini çekmesi ile iyonik bağlı CaO bileşiği oluşur: + O-2 → CaO
Dublet Ve Oktet - Dublet Ve Oktet Kuralları nelerdir
Dublet Kuralı :
Bir atomun son yörüngesindeki elektron sayısını ikiye tamamlama (ki aynı zamanda tek yörüngedir) kuralına dublet kuralı denir.
Örnek 1) Hidrojen atomu dışarıdan (bileşik yapacağı diğer atomdan) bir elektron alarak veya ortaklaşa kullanarak, tek yörüngesindeki elektron sayısını ikiye tamamlar.
Örnek 2) Lityum atomu dışarıya (bileşik yapacağı atoma) 1 elektron vererek, enerji seviyesi sayısını bire, elektron sayısını ikiye tamamlar.
Örnek 3) Karbon atomu dışarıya 4 (bileşik yapacağı atoma) elektron vererek enerji seviyesi sayısını bire, elektron sayısını ikiye tamamlar.
KURAL : Dublet kuralına uyan bir atomda, tek enerji seviyesi ve iki elektron bulunur.
Askeran Çarpışması (22 - 23 Şubat 1988), Karabağ Savaşı'nın başlamasıyla sonuçlanan Ermeni-Azeri çarpışmasının başlangıç noktalarından biri.
Karabağ Millî Konseyi'nin Dağlık Karabağ'ın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne verilmesi için talepte bulunduktan iki gün sonra, 22 Şubat 1988'de Azeri kalabalığı Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin yerel merkezlerini kuşatıp Stepanakert'te Azerilerin öldürüldüğüne dair söylenti ile ilgili bilgiyi istemiştir. Parti öyle olayın meydana gelmediğini bildirdiği halde kalabalık buna inanmayı reddetmiştir. Söylenenlerden memnun kalmayan binlerce kişi Dağlık Karabağ'a doğru yürümeye başlamıştır. Yetkililer isyancıları durdurmak için aşağı yukarı bin polisi seferber etmişlerdir. Çarpışma sonucu, Dağlık Karabağ'ın Askeran bölgesinde iki Azeri ölü bırakılmış ve 50 Ermeni köylü ve belirsiz sayıda Azeriler ve polisler yaralanmışlardır.
Azerbaycan Radyosunda, Başsavcı Yardımcısı Katusev Ağdam bölgesinin iki sakinin cinayete kurban gittiğini açıklamış ve iki müslüman soyadını vermiştir. Tamara Dragadze'ye göre, bu haberler çatışmanın ciddiyetini göstermek ve duyguları sakinleştirmek için açıklanmıştır.
Çatışmalar ve Azerilerin Ermenistan'dan sınır dışı edilmesine dair haberler, 27 Şubat 1988 tarihli Sumgayıt Katliamı'na yol açmıştır. Şiddet, bir ölçüde, Sumgayıt gecekondu semtinde en korkunç koşullar altında sığınmak zorunda kalmasıyla daha umutsuz olan muhtemelen 2.000 kişilik mülteci tarafından öncülük edilmiştir.
Karabağ Savaşı (Şubat 1988 - Mayıs 1994), Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlı Dağlık Karabağ Özerk Oblastı'nın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmasını isteyen[5] Ermeniler ile bunu kabul etmeyen Azeriler arasında başlayan ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında çatışmaya dönüşen bir savaş.
Savaş öncesinde ve etnik çatışmaların sıcak savaşa dönüşmesi sonrasında Sumqayıt Pogromu, Kirovabad Pogromu, Bakü Pogromu gibi pogromlar, Hocalı Katliamı ve Maragha Katliamı gibi katliamlar yaşanmıştır.
Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı Qətliamı) - Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nın Dağlık KarabağHocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayıdır. bölgesindeki
"Memorial" İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan'ın ve 366. Motorize Piyade Alayı'n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan'ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olayı olduğunu açıklamışlar.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 sakin hayatını kaybetmiştir.
KANAL D Güncel Yayın Akışı - 01-Mart-2011 KANAL D Güncel Yayın Akışı
00:45 İhanet ve Sırlar (Sinema)
KANAL D Güncel Yayın Akışı - 01-Mart-2011 02:45 İki Genç Kız (Sinema)
04:30 İnançlı (Sinema)
06:00 Fırtına (Dizi)
07:00 İrfan Değirmenci ile Günaydın (Haber Programı)
09:00 Geniş Aile (Dizi)
11:00 Komikler (Eğlence Programı)
12:00 Akasya Durağı (Dizi)
14:15 Aşkı Memnu (Dizi)
16:15 Arka Sokaklar (Dizi)
18:45 Koca Kafalar Baba Haber Bülteni (Eğlence Programı)
19:00 Mehmet Ali Birand ile Kanal D Haber (Haber)
20:00 Spor (Spor Programı)
20:00 Geniş Aile (Dizi)
20:15 Mükemmel Çift (Dizi)
22:30 Geniş Aile (Dizi)
Yakan top çocuk oyunu - Yakan top oyunu - Yakan top nerede oynanır - Yakan top kaç kişiyle oynanır - yakan top oyununun oynanış şekli
Yakantop oyunu sayıları eşit iki grup ile oynanır (en az dört kişi iki kişi bir gruba iki kişi de bir gruba). Sonra ikiye bölünen bir uzunluğu kapsayan iki çizgi çizilir bu çizgiler eşit aralıkta olmak üzere ortadan bir çizgi ile ayrılır. Oyun sahası çizildi... Sıra oynamakta. İlk önce yazı tura atılarak topun hangi gruptan başlayacağı seçilir. Sonra herkes istediği sahaya geçer (tabi herkes kendi grubunun sahasına geçer). Her grubun bir kalecisi olur. Kaleciler orta çizginin ayırdığı iki çizgiden birine geçer ama grubunu vurmamak için grubunun olmadığı tarafa geçer. Bu oyunda en önemlisi kimse can veremez vurulan kaleye geçer topu havadan kapan can tutmuş olmaz yere değdikten sonra top size değerse vurulmuş sayılmazsınız vuruldunuzda herhangi bir kişi yere değmeden o topu kaparsa vurulmuş olmazsınız ve kaleciniz topu size yollarken topu tuttuktan sonra yere düşürmüş veya bir yerinize değip topun yere düşmesi sizin oyundan çıkmanızı sağlamaz çünkü kendi kaleciniz.
23 Nisan Çocuk Oyunları - Çocuk Oyunları 23 Nisan - 23 Nisan Oyunları - 23 Nisan Bayram Skeç
23 NİSAN ÇİÇEKLERİ
Oynayanlar:
Çiçekçi kız
Birinci çocuk
İkinci çocuk
Hizmetçi
Katip
Menekşe
Lâle
Gül
Müşteri
Çiçek korosu (Bu roller, uygun görülen kız ve erkek çocuklara verilir.)
(Sahne: Çeşitli çiçekleri satan bir dükkân içi Raflarda, vitrinde saksı saksı çiçekler görünmektedir. Ortada ve ön Plânda çiçek kılığına girmiş çocuklar öbek öbek yer atmışlardır.
Dükkânın sahibi çiçekçi kız, elindeki süzgeçli, küçük bahçe kovasıyla canlı çiçeklere su verirken perde açılır.)
ÇİÇEKÇİ KİZ - (Şarkıyı söyler.)
Bir gün sizi sulamasam, Hemen bana küsersiniz. Tatlı, baygın kokunuzu, Ne de çabuk kesersiniz. Gül yüzünüz hiç solmasın, Kalbinize dert dolmasın. Çiçek açın durmadan siz. Neşenize son olmasın.
Şu güzel çiçeklerin, havaya, suya bizim gibi muhtaç olduklarını nasıl unutuyorum, bilmem ki. Biri gelip de çiçeklerimin boyunlarını bükük görse yüreğime iner
(Bîr canlı çiçeğe yaklaşır.) Ah benim bahar kokulu karanfilim! Katmer katmer nasıl da açmışsın Baygın kokun insana ılık yaz akşamlarını hatırlatıyor
(Başka bir çiçeğe geçer.) Ne o, bana dargın mısın yoksa? Suyunu biraz geciktirdim, diye yüzüme bakmıyorsun Ah benim nazlı kızım; mis kokulu sarı fulyam Gel, barışalım (Sever, okşar, koklar.) Oooh! İçim açıldı. Ne iyi çiçeksin sen
(Bir başka saksıya doğru eğilir.) Bak hele. Boyun büküp naz etmeyi sen de fulyadan mı öğrendin? Yazık sana Bir gün suyunu unuttum diye somurtuyorsun Neşesizlik sana hiç yakışmıyor kızım (Okşar.) Gül bakayım, gül, gül Hah şöylee Seninle de barıştık
(Başka bir çiçeğe daha geçer.) Aferin sana! Çiçek olunca senin gibi olmalı. Bir gün suyunu unuttum diye somurtmak, boyun bükmek ne oluyormuş sanki? Sen zaten bir hafta su görmesen bile aldırmazsın, bilirim Tam unutkanlara göre bir çiçeksin. Bir fincan su bir hafta yeter sana Sabrın sonu selâmettir derler. Sana şimdi bol bol su vereyim de hak geçmesin (Sular) Al, bu da benden caba.
(Bu sırada Dükkân kapısının çıngırağı çalınır. İçeriye hizmetçi kıtıklı, kambur biri girer. Çiçekçi kız kovayı bir kenara bırakır, gelen müşteriyi karşılar.)
ÇİÇEKÇİ KIZ - Buyurunuz efendim Bir şey mi arzu ettiniz?
HİZMETÇİ - Benim arzumun lâfı mı olur a kızım Bizim efendi beni gönderdi. Tabii kendisini tanırsınız
ÇİÇEKÇİ KIZ - Hayır, tanımıyorum efendim. Kimden bahsediyorsunuz?
HİZMETÇİ - Canım, bizim efendiyi tanımayan yok ki. Abdurrahman efendi dediler mi nah! diye parmakla gösterirler
(Elindeki parayı sallayarak) Bu parayı sana o
gönderdi.
ÇİÇEKÇİ KIZ - Çiçek mi istiyor?
HİZMETÇİ - Hee.,. Çiçek İstiyor emme, en güzellerinden bir paket Şey Paket mi poket mi işte bir şey yapsın, dedi
(Çiçekçi kız buketi hazırlarken, hizmetçi söze devam eder.}
Bizim efendi pek kurnazdır doğrusu (Gülerek) Bu çiçekleri ne yapacak biliyon mu?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Nerden bileceğim
HİZMETÇİ - öyle ya, nerden bileceksin Bizim efendinin haşarı bir çocuğu var. Bir dediğini iki etmiyor ama, o da inadına tembel mi tembel, yaramaz mı yaramaz Karnelerinde zayıftan başka notu yok Bu gidişle sınıfta kalacak, diyorlar Bizim efendi bir çare düşünmüş. Bu çiçekleri çocuğun öğretmenine götürecek. Allem edecek, kallem edecek, o haylazın sınıfı geçmesi İçin öğretmenine dil dökecek
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Demetlediği çiçekleri tekrar yerine koyar.) Yaaa, maşallah Sizin efendinin buluşuna diyecek yok doğrusu
HİZMETÇİ - (Anlamaz) Dedim ya çok kurnazdır, insana külahı ters giydirir
ÇİÇEKÇİ KIZ - Fakat doğruluktan, görevine bağlılıktan başka bir şey düşünmeyen öğretmeni hiçbir zaman kandıramaz.., öğretmenler çıkar peşinde koşmazlar. Doğruluktan şaşmazlar. Ellerine teslim edilen vatan yavrularının hepsini bir anne, bir baba sevgisiyle severler. Çalışanlarla çalışmayanları ayırırken bir yargıç kadar ince eleyip sık dokurlar Doğru bildikleri görüşten, vicdanlarının emrinden hiçbir zaman ayrılmazlar
Sizin efendi, öyle sakat çarelere başvuracağı yerde çocuğunu çalıştırmanın çarelerini düşünseydi daha iyi ederdi
HİZMETÇİ - Kızım, o bizim neyimize gerek Hele sen şu çiçekleri ver de ben gideyim
ÇİÇEKÇİ KIZ - Benim çiçeklerim çok duyguludur. Öyle her yere gitmezler. Hele böyle tembel çocuğunu kurtarmak için kurnazlık düşünen bir adamın eline düşmek istemezler Ama bir kere kendilerine solayım istersen (Hizmetçi şaşkın şaşkın bir kıza, bir çiçeklere bakar.)
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Çiçeklerin ortasına geçer ve sorar) Benim sevgili, nazlı çiçeklerim, konuştuklarımızı duydunuz Abdurrahman efendiye gitmek ister misiniz?
ÇİÇEKLER - (Hep bir ağızdan)
Dostumuzla düşmanı, Biz görmeden tanırız. Fenalığa bir Âlet, Olmaktan utanırız.
HİZMETÇİ - (Ellerini havaya kaldırıp kaçar.) Uy anam! Ben yanlış gelmişim
(Çiçekçi kız, kaçan hizmetçinin arkasından güler. Sonra döner, raftan bir çiçek budama makası alır. Saksıdaki çiçeklerle meşgulken gene kapıdan bir müşteri girer. Kolunda evrak çantası, burnunda kelebek bir gözlük taşıyan müşteri hafif sarhoş taklidi ile konuşur.) KÂTİP- Kolay gelsin çiçekçi abla
ÇİÇEKÇİ KIZ - Buyurunuz efendim Bir şey mi arzu ettiniz?
KÂTİP- Bu da sorulur mu? Bu Dükkâna gelenin elbet bir isteği olacak. Ya bir saksı çiçek ya bir buket yahut da çelenk (Kendi kendine) Yahu burası amma güzel kokuyor ha (Çantasından bir kartvizit çıkarır.
Çiçekçi kıza verir.) önce kendimi tanıtayım: Ben, İçki-sevenler Derneği'nin Kâtibiyim. Bu cemiyet, daha yeni kuruldu. Bugün, bütün üyelerin katılmasıyla bir açılış töreni yapılacak. Ondan sonra içki, saz Vur patlasın, çal oynasın İçkiseverler Derneği nam salacak, nam Salonu süsleme işini ben aldım üzerime. Üyelerimizin gönlü, gözü açılsın diye, birkaç sepet çiçek yaptıracağım Haydi, kızım, şöyle en tazelerinden bize bir şeyler hazırla da alıp gideyim
(Kâtip sandalyeye çöker. Çiçekçi kız bu müşteriden de memnun değildir,!
ÇİÇEKÇİ KIZ - Efendim, zannedersem burada vaktinizi boşuna kaybedeceksiniz
KÂTİP- (Anlamaz) Kızım benim acelem yok. Ne zaman hazırlarsan o vakit alır giderim. Oraya, buraya koşmaktan daha gazeteye göz atamadım. (Çıkarır, açar) Sen çiçekleri hazırlarken ben de şurada hem okur, hem de biraz dinlenirim
ÇİÇEKÇİ KIZ - Efendim, maksadımı İyi anlatamadım. Çiçeklerim İçki sevenleri sevmezler de
KÂTİP- O da ne demek? Çiçeklerin keyfine göre hareket edecek değiliz ya. Parasıyla değil mi? İstersem, Dükkândaki bütün çiçekleri bir kamyona doldurur, götürürüm
ÇİÇEKÇİ KIZ - İş sizin bildiğiniz gibi değil efendim. Benim çiçeklerim içki sevenlerin değil, Yeşilay kurumunun salonlarını süslemekten zevk alır. Benim çiçeklerim, her felâkete kucak açan, kanat geren Kızılay kurumuna lâyıktırlar Benim çiçeklerim Çocuk Esirgeme Kurumu'nun baktığı yavruların masum başlarını süslerler. Benim çiçeklerim törenlerde alay alay geçen Mehmetçik'lerin başına Türk Hava Kurumu uçaklarından demet demet serpilmek isterler Benim çiçeklerim
KÂTİP- (Sinirlenir, bağırır.) Senin çiçeklerin, senin çiçeklerin Bıktım senin çiçeklerinden Sanki çiçekler nereye gideceklerini bilirlermiş gibi bana masal söylüyorsun
ÇİÇEKÇİ KIZ - Masal değil, gerçek İstersen kendileri size söylesinler (Çiçeklere) Benim nazlı, güzel çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. İçki sevenler Derneği'ne gitmek ister misiniz?
ÇİÇEKLER - (Hep bir ağızdan)
Boş yere yorulmasın. Biz oraya gitmeyiz. Saksımızda çürür de, Burayı terk etmeyiz!
(Kâtibin burnundan gözlük koltuğundan çanta düşer. Onları acele toplar, çiçeklere korku ile bakarak kaçar.)
KÂTİP- Üstüme iyilik, sağlık Üstüme iyilik, sağlık
(Dernek Kâtibinin palas pandıras kaçışına çiçekçi kız güler. Başını sallar. Gene makasla budama işlerine devam eder. Bu sefer Dükkâna soluk soluğa bir müşteri daha gelir. Koşarak geldiği için düzgün konuşamaz.)
MÜŞTERİ - Ça çabuk ba bana bir buket çiçek Ama çok çabuk (Mendilini çıkarır, terini siler.)
Haydi çabuk, ne duruyorsun?
ÇİÇEKÇİ KİZ - Efendim, şurada bir dakika dinlenin, yorulmuşsunuz
MÜŞTERİ - Yorulmak da laf mı? Yüz metre şampiyonu gibi koşa koşa geldim.
ÇİÇEKÇİ KIZ - Çiçek almak için bu kadar aceleye ne gerek vardı?
MÜŞTERİ - Uçak kalkıyor, uçak Daha buradan otobüsle havaalanına gitmek, uçak kalkmadan yetişmek lâzım
ÇİÇEKÇİ KIZ - Seyahate mi çıkıyorsunuz efendim?
MÜŞTERİ - Hoppala. Sen gazete muhabiri misin, nesin? Seyahate ben değil, patronum çıkıyor Gözüne girmek için bir buket çiçek götüreceğim. Seyahatten dönüşünde belki maaşıma zam yapar. Ne yapalım kızım, geçim dünyası (Saatine bakar.) Eyvah, yirmi dakika kaldı, yetişemeyeceğim. Haydi çabuk ol. (Kalkar.) Yoksa ben şuradan birkaç demet toplar, giderim haa (Çiçeklere atılır. Çiçekçi kız önüne geçer.)
ÇİÇEKÇİ KIZ - Yağma yok Çiçeklerimin bir yaprağına bile dokunamazsınız. Hem siz, patronunuzun görüne girip ondan zam koparmak için çiçek götürmeyi düşüneceğinize işinizi, görevinizi düşünseniz patronunuzu daha çok memnun edersiniz sanırım.
MÜŞTERİ - Ben buraya ders almaya değil, çiçek almaya geldim. Paramla değil mi?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Para ile de olsa çiçeklerim birisini aldatmak, ötekini elde etmek, berikinin gözünü boyamak, hayırsız ve yararsız toplantıları süslemek gibi şeyleri sevmezler
MÜŞTERİ - Tuhaf şey.., Senin, aklından zorun var galiba
ÇİÇEKÇİ KIZ- Hamdolsun, hiçbir zorum yok Ben çiçeklerimin fikrini ve arzusunu almadan bir şey yapamam İsterseniz bir kere de onlara sorayım. (Çiçeklere sorar.) Benim duygulu ve sevgili çiçeklerim. Konuştuklarımızı duydunuz. Siz ne dersiniz? ÇİÇEKLER - (Hep bir ağızdan)
Hayır hayır gitmeyiz, Ne olursak olalım. Uçakta solmaktansa, Şu dükkânda solalım!
MÜŞTERİ - (Elini kulağına koyar, dışarıyı dinler) İşte bir uçak sesi (Pencereye koşup bakar.) Evet, uçak havalandı. Bizim zamlar yandı. (Sandalyeye yığılır, baygınlık geçirir. Çiçekçi kız raftan bir çiçek alır. Müşterinin burnuna değdirir. Müşteri ayılır. Şaşkın şaşkın söylenerek çıkar, gider.) Uçak havalandı, zamlar yandı Uçak havalandı, zamlar yandı ÇİÇEKÇİ KIZ - (ön plâna gelir. Bir kenara dayanarak düşünür. Sonra çiçeklere döner Gördünüz mü benim güze! çiçeklerim? Sabahtan beridir hiçbir şey satamadım. Gelen müşterilerle gitmek istemediniz. Artık kimse de gelmez oldu. Ben sizi su İle hava ile beslerim ama beni kim besleyecek? Evde annem, kardeşim de benim elime bakıyorlar.
ÇİÇEKLERİN KOROSU
İyi kalpli sahibimiz.
Sen istersen biz gideriz.
Ayırmayız iyi, fena,
Talihimiz buymuş, deriz
Fenalardan çoktur, inan
Bu dünyada iyi insan.
Gönlün bir an rahat olmaz.
Bu varlığa İnanmazsan.
İyilikler, doğruluklar.
Fenalığı ergeç kovar.
Sabredelim biraz daha,
Gün doğmadan neler doğar.
(Koro bitince kapının çıngırağı çalınır. Çiçekçi kız sevinir. Üstünü, başını düzeltir. Kapıdan iki küçük çocuk başı görünür.)
ÇİÇEKÇİ KIZ - Buyurun çocuklar, gelin. Bir şey mi istediniz?
BİRİNCİ ÇOCUK- (Kapıdan başını uzatarak) Ünlü Bahar Çiçek evi burası mı?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Burası, burası Buyurun
ÇOCUKLAR - (Etrafa bakınarak girerler.) Günaydın!
ÇİÇEKÇİ KIZ - Günaydın kardeşler. Bir emriniz mi var?
ÇOCUKLAR - Emir filan yok bizde. Okuldan gönderdiler bizi.
BİRİNCİ ÇOCUK - (ötekini göstererek) Şey, öğretmenimiz gönderdi. Dedi ki
İKİNCİ ÇOCUK- (Arkadaşının sözünü keser) Dedi ki çarşıya gidin Cumhuriyet alanında ünlü, ünlü
BİRİNCİ ÇOCUK - Bahar Çiçekçisi vardır. Ona benden selâm söyleyin
ÇİÇEKÇİ KİZ- Sağ olun çocuklar.
BİRİNCİ ÇOCUK - (Yutkunur, tekrarlar) Selâm söyleyin.
ÇİÇEKÇİ KIZ-Sağ olun
İKİNCİ ÇOCUK - (Atılır) Selâmdan sonra dedi ki: Bugün okulda müsamere yapacağız. Başarı gösteren çocuklara verilmek üzere oradan karanfil
BİRİNCİ ÇOCUK-Menekşe,
İKİNCİ ÇOCUK-Sümbül,
BİRİNCİ ÇOCUK - Gül,
İKİNCİ ÇOCUK-Gelincik,
BİRİNCİ ÇOCUK-Lâle
İKİNCİ ÇOCUK - Çiçeklerin en güzellerinden bize bir buket hazırlasın. Alın, gelin dedi. (Arkadaşına) Değil mi?
BİRİNCİ ÇOCUK- Evet, öyle dedi
ÇİÇEKÇİ KIZ - öğretmeninizin emri başüstüne Yalnız bir şey var
ÇOCUKLAR - (İkisi birden) Nasıl şey?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Benim çiçeklerim birbirini çok severler. Hele şu dükkândan hiç ayrılmak istemezler. Buradan giden arkadaşlarının arkasından günlerce, haftalarca ağladıkları olur
BİRİNCİ ÇOCUK-Ama biz
ÇİÇEKÇİ KIZ - Evet, siz okuldan geldiniz. öğretmeniniz dedi ki gidin, Bahar Çiçekevi'nden karanfil,
BİRİNCİ ÇOCUK-Menekşe,
İKİNCİ ÇOCUK-Sümbül,
BİRİNCİ ÇOCUK-Gül,
İKİNCİ ÇOCUK-Gelincik,
BİRİNCİ ÇOCUK-Lâle.
ÇİÇEKÇİ KIZ - Gibi çiçeklerden bir buket yaptırın alın, gelin değil mi?
ÇOCUKLAR - (İkisi birden başlarını sallarlar) Evet
ÇİÇEKÇİ KIZ - Evet ama cici kardeşler, demin dediğim gibi, benim çiçeklerim pek nazlı, pek Duygulu şeylerdir. Sabahtan beri kaç müşteri geldi İse hiç biriyle gitmek istemediler. Ama sizin güzel hatırınız için bir de kendilerine sorayım. Bakalım, sizinle gitmek isterler mi?
BİRİNCİ ÇOCUK - (Hayrette) Kendilerine mi soracaksınız?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Evet kendilerine soracağım (Menekşe kılığında giyinmiş olan çocuğun yanına gider)
Sen söyle mavi menekşe, okuldan gelen bu küçük müşterilerim İçin yapacağım bukete katılmak ister misin?
(Müzik başlar. Tempoya uyarak Menekşe ortaya gelin)
MENEKŞE - Menekşeyi en çok seven. Çocuklardır, biliyorum. Bunun için ben onlarla, Koşup gitmek diliyorum. Beni seven, bilen çoktur, Benden güzel çiçek yoktur (Şarkı bitince Menekşe yerine geçer.)
BİRİNCİ ÇOCUK - (İkinciye) Biz yanlış geldik galiba. Burası çiçekçi Dükkânı değil
İKİNCİ ÇOCUK - Ya ne burası?
BİRİNCİ ÇOCUK- Canlı bebek mağazası olmasın?
İKİNCİ ÇOCUK-Bilmem ki
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Gelincik'e doğru gider) Haa. Sen burada mısın Gelincik? Sana git, derim ama kokun yoktur diye seni beğenirler mi bilmem?
GELİNCİK - (Kalkar, ortaya gelir)
Al tenimin rengi parlar, Al gelinciği her görende. Yeryüzünün en şerefli, Bayrağının rengi bende Allardan al güzel rengim, Hangi çiçek benim dengim! (Şarkısını söyler yerine geçer.)
ÇİÇEKÇİ KIZ - Allah Allah Hangi çiçeğe sorsam bu sefer hepsi gitmek istiyor. Bu gidişle dükkânı boşaltacaklar
BİRİNCİ ÇOCUK - Çiçekçi abla, sen onları keyfine bırakırsan, bu kapalı yerde hiçbiri kalmak istemez. Hele okuldaki müsamereyi bir duysalar, oraya gitmek için can atarlar
ÇİÇEKÇİ KIZ - Durun bakalım, bir tanesine daha soralım. Bu dükkânımın en nazlı çiçeğidir. Bakalım o ne diyecek? (Gül kılığına girmiş çocuğa sorar) Benim nazlı gülüm. Yoksa sende mi ötekiler gibi düşünüyorsun? Eğer sen de gitmek istiyorsan hiç olmazsa son bir defa güzel sesini duyayım; mis gibi kokunu ciğerlerime çekeyim
GÜL- (Ortaya çıkar
Çiçeklerin ecesiyim, Benden güzel çiçek nerde?
Yediveren gül yüzünden, Bülbül girer türlü derde Ne karanfil, ne de sümbül.. Şarkı söyler bana bülbül (Kısa, hafif bir vals yaparak yerine geçer.)
BİRİNCİ ÇOCUK- (Arkadaşlarını sahne önüne çeken) Bana bak, ben korkmaya başladım. İKİNCİ ÇOCUK-Ben de
BİRİNCİ ÇOCUK - Biz bu konuşan çiçekleri okula götürürsek; bütün seyircilerin ödleri kopar.
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Çocuklara) Sevimli, küçük müşterilerim! Görüyorsunuz ki en değerli çiçeklerim bile artık burada kapalı yaşamaktan bıkmışlar. Başka yerler, başka insanlar görmek İstiyorlar. Hakları da var. Ben bile aynı yerde oturmaktan, aynı şeyleri görmekten bıkıyorum. Şimdi söyleyin bana bakayım, okulunuz İçin hazırlanacak buket kime verilecek? Yoksa okulda
ÇOCUKLAR - (İkisi birden] Müsamere var!
ÇİÇEKÇİ KIZ - Ne müsameresi?
ÇOCUKLAR - 23 Nisan Müsameresi.
ÇİÇEKÇİ KIZ - 23 Nisan mı? (Elini birkaç kere alnına vurur.) Ah şu benim dalgın başım. Nasıl oldu da ben Çocuk Bayramı Haftasında olduğumuzu unuttum?
BİRİNCİ ÇOCUK - Çiçekçi Abla, sen bugün çok dalgınsın. Deminden beri kaç kez söyledik, okulda müsamere var diye. Bizi öğretmen gönderdi. Dedi ki: Ona benden selâm söyleyin
İKİNCİ ÇOCUK - Selâmdan sonra dedi ki, bugün okulda 23 Nisan Bayramını kutlayacağız. Müsamere-de başarı gösteren çocuklara verilmek üzere bize en güzel çiçeklerden karanfil,
BİRİNCİ ÇOCUK-Menekşe,
İKİNCİ ÇOCUK »Sümbül,
BİRİNCİ ÇOCUK-Gül,
İKİNCİ ÇOCUK-Gelincik,
BİRİNCİ ÇOCUK-Lâle.
İKİNCİ ÇOCUK - Gibi çiçeklerden güzel bir buket hazırlasın. Alın gelin, dedi. (Arkadaşına). Değil mi?
BİRİNCİ ÇOCUK - Evet, öyle dedi. Hem çiçekçi Abla, bugün Türk çocuklarının en büyük günü. İnsan onu nasıl unutur?
ÇİÇEKÇİ KIZ - Hakkın var kardeşim. ömrüm oldukça bu dalgınlığımı affetmeyeceğim (Telâşlanır) Ben size şimdi en güzel çiçeklerimden çabucak bir demet yapayım.
(Çiçeklere doğru yürür.)
ÇİÇEKLER - (Hepsi ayağa kalkmış, ortada canlı bir buket gibi toplanmışlardır.) Biz hazırız
ÇİÇEKÇİ KIZ - Tuhaf şey!.. Bu, ne demek? Belki ben hepinizi göndermeyeceğim.
ÇİÇEKLER - (Hep birden]
Hep birlikte gideceğiz; Müsamere göreceğiz; Başarılı çocuklara Bin bir çelenk öreceğiz.
GÜL - [İki adım önce çıkar.) Böyle mutlu bir günde yurt çiçeklerini birbirinden ayırmak haksızlık olur. Biz hepimiz gitmek istiyoruz. Türk çocuklarının bu en sevinçli günlerinde onlarla bir arada bulunmak, okullarını süslemek bizim için sonsuz bir zevktir.
ÇİÇEKÇİ KIZ - Çok doğru söylüyorsunuz. Fakat
ÇİÇEKLER - (Hep birden) E, fakat
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Üzgün bir sesle.-} Beni yalnız bırakmak Yakışır mı sizlere? Varım, yoğum sevincim, Tek ümidim sizsiniz, Burada öksüz kalırım, Yaşayamam çiçeksiz
ÇİÇEKLER-(HEP BİRDEN Okula koşar, gelir Bizleri seven İnsan. Hiç bir kimse unutmaz, Bugün: 23 Nisan!
ÇİÇEKÇİ KIZ - (Sevinir) Yaşayın benim sevgili çiçeklerim! 23 Nisan çiçekleri! Haydi öyleyse okula gidiyoruz. Herkes bir saksı olsun.
(Sahnedekilerin hepsi, kenarlarda ve raflarda duran saksı ve çiçekleri alırlar. Sahne önünde çiçekten bir halka gibi dururlar. 23 Nisan marşı söylenir.)
ÇİÇEKLERİN KOROSU
O gündü. Anayurdun Canına can katıldı, "Egemenlik ulusun!" Diye temel atıldı.
Yirmi Üç Nisan günü, Yirmi Üç Nisan günü. Dinlensin yerler, gökler Egemenlik türkünü!
(Marş bitince çiçek alayı hareket eder, ağır ağır perde kapanır.)
Dokuztaş Oyunu Nasıl Oynanır - Dokuztaş Oyunu Hakkında Bilgi - Dokuztaş Çocuk Oyunu
Dokuz taş oyuncuların taşlarıyla bir sıra oluşturmaya çalıştığı bir oyundur. Bir yere iç içe üç kare çizilir ve kenarları orta noktalarından birleştirilir. Böylece 12 köşede ve 12 kenar üzerinde olmak üzere 24 nokta ortaya çıkar.
Oyunun başında, iki oyuncu sırayla birer birer taşlarını noktalara yerleştirir. Dokuzar taş yerleştirildikten sonra sırayla hamle yapmaya başlanılır. Yatay, dikey veya çapraz bir üçlü dizebilen oyuncu rakibinin bir taşını dışarı atma yani "kırma" hakkı kazanır. Fakat bir üçlü dizi içindeki taşlar kırılamaz. Eğer tüm hepsi üçlülerin bir parçasıysa herhangi biri kırılabilir.
İki taşı kalan oyuncu, oyunu kaybeder.