Hayran Sayfası Nasıl Yapılır - hayran kartı nasıl yapılır - facebook sayfa resmi nasıl yapılır - facebook hayran kartı nasıl yapılır - hayran kartı nasıl yapılır video -facebook sayfa nasıl düzenlenir
Dünya üzerindeki insanların büyük bir kısmı zamanlarını bilgisayar karşısında geçiriyor. En çok ziyaret edilen sayfalar ise facebook, google, youtube, twitter gibi dünyaca ünlü büyük sayfalar.
Facebookta birçok hayran sayfası oluşturulmuştur. Hayran sayfası oluşturmak için yazının devamını okuyabilirsiniz.
Öncelikle fan sayfasını oluşturacağınız üyelik ile facebook'a giriş yapmalısınız.
Buraya girdiğiniz zaman karşınıza 2 kısım çıkacak. Birincisi resmi fan sayfası, ikincisi ise topluluk sayfasıdır. Hangisini seçmek istiyorsanız seçiyorsunuz ve bir sonraki adıma geçiyorsunuz.
Otomatik olaran sayfanıza yönlendirileceksiniz.
Bu işlemleri yaptıktan sonra geri kalan işlemler gayet kolay ve basit. Resim yükleyebilmek için grup resmi bölümünün üzerine fareyi götürüp normal resim ekler gibi resim yükleyebilirsiniz.
Sayfayı oluşturduktan sonra hayran toplayabilirsiniz. Kolay hayran toplayabilmek için resim, etkinlik yada video gibi içerikler paylaşabilirsiniz.
Ey birader, sen ancak bir düşünceden ve fikirden ibaretsin. Üst tarafın kemik ve A'sab sinir ve adalât (kas) ve elyaftan (insan ve hayvanda adaleleri meydana getiren ince lifler) ibarettir.
Mevlâna
Kim olduğun öyle bir haykırıyor ki; ne dediğini duyamıyorum.
Ralph Waldo Emerson
Sakın kendisine verdiğin kıymeti sana vermeyenle arkadaş olma.
Hz. Muhammed
Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur
İtalyan Atasözü
Öğrenmek, zaten bildiğini fark etmektir. Yapmak, onu bildiğini göstermektir.
Richard Bach
Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.
Hz.Muhammed
Dünyada en iyi kadın, anasından doğmayandır.
Firdevsi
Sahibinin ağzından lanet çıktığı zaman bakar, eğer yöneltildiği kimsede kendisine yol bulursa ona gider, aksi halde kendisinden çıktığı kimseye döner.
Hz. Muhammed
Bir şeyin nedenini öğrenmeyi kral olmaya yeğlerim.
Demokrit
Ancak durgun su yıldızları yansıtır.
Çin Özdeyişi
Bizle dünya, bizle başkaları, hatta bizle biz arasında ne kadar da çok hayal var.
Michel Buton
Ey hanımlar! Şeytan feryadından sakınınız. Gözden gelen yaş, Allah'tan ve merhamettendir. Elle olan ve dil ile olan şeytandadır.
Hz. Muhammed
Bu dünyaya anlaşılmak için değil; anlamak için geldik.
J.Ernest Renan
internetim yavaş demeyin buyrun içeri - internetim çok yavaş - internet çok yavaş - internet yavaş - internet çok yavaşladı - internetim çok yavaşladı - internet yavaşladı - internet hızım çok yavaş - internetim yavaş - internet hızım çok yavaşladı
ADSL Hızını %25 Arttırın... Kesin Sonuç
Normalde Adsl hızımız %80 le çalışır, Windows bu bağlantının %20'sini varsayılan kendi işlemleri için ayırır ve bunu %100 yapma yolu var.Adsl hızını %20 arttırmak istiyorsanız şu adımları izleyin...{SADECE Windows
Xp Professional kullanıcılarına}
iPhone 5 özellikleri neler olacak - iPhone 5 - iPhone 5 inceleme - iPhone 5 özellikleri - iPhone 5 özellikleri nelerdir
iPhone 4 piyasaya çıktı, sorunları yüzünden çok eleştirilen iPhone 4′ten sonra Apple, iPhone 5′te ne gibi değişikliklere gidecek? iPhone 5
piyasaya ne zaman çıkacak? Sizler için iPhone 5 ile internette dolaşan dedikoduları bir araya topladık.
Uzun zamandır Verizon iPhone hakkında dedikodular dolaşıyordu. Bir gün mutlaka gerçeğe dönüşeceği söylenen bu telefon Wall Street Journal'a göre iPhone 5 olmayacak ve Verizon iPhone, şu anda AT&T tarafından satılan iPhone 4′ü andıracak. Wall Street Journal, iPhone 5 ile ilgili ayrıca değişik bir noktaya parmak basmıştı. Gazete, Apple'ın daha değişik bir tasarım uygulayacağını söylemişti; "iPhone'a yakın biri; beşinci nesil iPhone'lar, şu an piyasada olanlardan daha değişik bir tasarımla piyasada olacağını açıkladı."
Özellikleri ne olacak?
Chinese Economic Daily'nin iPhone 5 ile ilgili yaptığı habere geçelim. Bu gazeteye göre; iPhone 5′in özellikleri devrimsel nitelikte değil de evrimsel nitelikte olacak. AyrıcaAppleiPhone 4′teki Infineon yonga takımını Qualcomm'la değiştiriyor. Bunun dışında ise yeni iPhone için alınacak tüm malzemeler yine aynı firmalardan alınacak.
Evrimsel özellikler dendiği için çok büyük yeniliklerin dışında şu andaki özelliklerinin bir ya da iki seviye üstünü düşünebiliriz. Yani yeni bir anten, 1.2GHz işlemci, 3.5 inç ekranın yerine 3.7 inç bir ekran gibi. Ayrıca USA Today iPhone 5′in LTE destekleyeceğini söylemişti. LTE Amerika'daki süper hızlı bir mobilinternetağı. Bu da iPhone 5′i 4G bir telefon yapabilir. Tabii kullanıcıların bu isimlerle kafasının karışması da olası.
Yeni iPhone'un telefonu bir cüzdan haline getireceği de konuşulanlar arasındaydı. Yani iPhone 5′iniz yenikredikartınız olabilir. Ancak Techeye, Apple'ın bu olasılığı daha önce de değerlendirdiğini ve yapmadığını söylüyor. Yani bu özellik için biraz daha bekleyebiliriz.
Peki ne zaman çıkacak?
Peki ne zaman çıkacak bu iPhone 5? Apple'ın her yıl Haziran ya da Temmuz ayları sırasında yeni bir iPhone modeli çıkarttığını düşünürsek, geleneğin bozulmayacağını söylemek zor değil. Ancak iLounge'un haberine göre; Apple iPhone 4′teki hatalar nedeniyle yeni telefonun Ocak 2011′de piyasada olabilir. Tabii tarihin erkene atılma gibi bir ihtimali olsa da bu kadar erken bir tarihin iPhone 5 için çıkış tarihi olması çok zor gibi görünüyor.
Fiyat konusuna gelirsek iPhone 5′in daha çok evrimsel bir telefon olduğunu söylemiştik. Bu yüzden iPhone 4 ile arasındaki fiyat farkının çok olmaması da beklenenler arasında. iPhone 5, aşağı yukarı iPhone 4 ile aynı fiyatta piyasada olabilir.
Bilgisayarınızda en temel araç klavyedir. Çünkü klavyenizdeki herhangi bir sorunun basit bir çözümü olsa da siz bu çözümü bilmiyorsanız, elinizdeki son model bilgisayar bile hiçbir işe yaramaz. Mouse olmadan, klavye ile birçok işleminizi gerçekleştirmeniz mümkün ancak bunlar birçok tuş kombinasyonu ile gerçekleşmektedir. Birçok bilgisayar kullanıcısı bırakın bu tuş kombinasyonlarını, klavye üzerinde bulunan birçok tuşu kullanmıyor. Bu tuşların en başında yukarıda resimde gördüğünüz gibi F1, F2 ... diye sıralanan tuş grubudur. Bunları hemen sağ tarafındaki print screen (psc), scroll look (slk)... tuşları takip eder. Elbette bunların hepsini bilmemiz bile işlerin yolunda gideceği manasına gelmez. Eğer bölgesel dil ve seçenekler ayarını bilmiyorsak, ekranda Türkçe karakterler yerine belki Rusça, belki Japonca harfler çıkacaktır. Bu derste klavye ile ilgili birçok konuya değineceğiz. İlk olarak klavye üzerindeki birçoğunun bilmediği tuşları tanıyarak başlayalım Esc
Geçerli bir görevi iptal etme
F1
---
F2
Seçili bir dosyaya yeniden isimlendirme
F3
Dosya ve klasör arama
F4
Bilgisayarım veya Windows Gezgini içinde, Adres çubuğu listesini görüntüleme.
F5
Etkin pencereyi yenileme.
F6
Pencere içindeki veya masaüstündeki ekran öğeleri arasında, başlatıldıkları sıraya göre geçiş yapma.
F7
---
F8
---
F9
---
F10
Etkin programın menü çubuğunu etkinleştirme.
F11
Ekrandaki pencerede bulunan araç çubuklarını temizler.
F12
---
Print Screen
Saklamak istediğiniz bir ekranı bu tuşla yakalıyorsunuz.
Scroll Lock
---
Pause Break
---
Insert
---
Delete
Dosyaları siler veya metinleri sağdan sola doğru siler.
Home
Bir sitenin en baştaki görüntüsünü pencereye getirir.
End
Bir sitenin en sondaki görüntüsünü pencereye getirir.
Page Up
Mouse ile yukarı kaydırmanın yaptığı görev.
Page Down
Mouse ile aşağı kaydırmanın yaptığı görev.
Num Lock
Sağ taraftaki numaraların kilitlenmesini sağlar.
Tab
---
Caps Lock
Metine büyük harfle başlamanı sağlar.
Windows
Başlat menüsünü açar.
Alt(Alternate)
Ctrl tuşuna benzer. Tuşlara dördüncü bir görev vermek için kullanılır. Genel bir anlamı yoktur.
Shift
Büyük harf yada tuşun başka bir işlevini kullanma özelliği sağlar.
Ctrl(Control)
---
Yukarıda bulunan açıklamalar tuşların sadece bir özelliğini anlatıyor. Ancak bu özellikler dışında, yukarıda da belirttiğimiz gibi yüzlerce tuş kombinasyonları ile yeni işlevler kazanıyor. Bunları bir çırpıda ezberlememiz elbette mümkün değil. Ancak bunları kullanmaya kendimizi alıştırdığımız takdirde çok büyük bir pratiklik kazanacağımızda şüphesiz... Şimdide çok işe yarayan bazı kısayol tuşlarını anlatalım.
ÖNEMLİ NOT: PC tipi bilgisayarlarda, klavyede bir tuşa bastığınızda, klavye bu tuşa karşılık gelen karakteri bilgisayara göndermez. Tek yaptığı, klavyenin hangi tuşuna basıldığına ( örneğin, üçüncü sıranın soldan dördüncü tuşu gibi ) ilişkin bir bilgi göndermektedir. ( Teknik ağızla: Scan Code ) Bu tuşun ne anlama geleceğine, o sırada çalışmakta olan program karar verir. Zaten klavyeyi Türkçeleştirme( yada Japoncalaştırma ) programları bu mantıkla çalışmaktadır.
Ctrl + Z
Geri alma
Crtl + X
Kesme
Ctrl + C
Kopyalama
Ctrl + V
Yapıştırma
Ctrl + A
Tüm nesneyi seçme
Shift + Delete
Geri dönüşümü olmaksızın silme
Alt + Enter
Dosyanın özelliklerini açma
Alt + F4
Pencereyi kapatma (bil. kapatma)
Alt + Tab
Programlar arasında geçiş
Ctrl + Alt + Del
Görev yöneticisini açma
Windows + D
Masaüstünü gösterme
Klavye ile ilgili ana konular bunlardır. Bunların dışında kalan konular ise engelli insanların bilgisayarı kullanması için gerekli olan durumlardır. Bunların üzerinde durmayacağız. Bunun dışında işimize yarayacak bir püf noktasına değinmeden geçemeyeceğim. Herhangi bir programa kısayol tuşu atanabilir mi? Evet, atanabilir. Bunun için yapmamız gereken adımlar şunlardır.
- Öncelikle başlat menüsünden bir program seçiyorum.Seçmek istediğim program Word olsun...
-Word programının üzerine mouse getirip, sağ tıklıyoruz. Çıkan sekmelerinden Özellikleri seçeceğiz.
-Karşımıza çıkan Özellikler penceresinde, Kısayol Tuşu yazan bölümde büyük bir ihtimalle "Yok" yazacaktır. İşte bu bölüme bir kez tıkladıktan sonra atamak istediğimiz tuş kombinasyonunu yazıyoruz.
Ben Ctrl + 1 tuş kombinasyonu kullandım. Belki aklınıza şu soru gelebilir. Neden karışık bir tuş atadık da, onun yerine a,b,c... gibi tek bir harf atamadık. Bunun sebebi çok basit. Mesela Tuşu "a" olarak atadınız. Klavyede her "a" tuşuna bastığınızda Word dosyası veya atadığınız program açılacaktır. O yüzden çok nadir kullanabileceğiniz bir tuş kombinasyonu seçerseniz ilerde buna benzer bir problem yaşamazsınız.
Ayrıca yukarıdaki resimde "Çalıştır" bölümünde listeleme tuşuna bastığımızda "Normal Pencere", "Tam Ekran", "Simge Durumuna Küçültülmüş" diye 3 özellik çıkacaktır. Bunlar o program açılırken ne şekilde açılacağını göstermektedir. Buda sizin isteğinize kalmış bir ayardır.
NOT: Programın kısayolu hızlı başlatta ise ve siz oradan kısayol tuşu atamak isterseniz, kısayol tuşu atasanız bile çalışmaz.
Kısayol konusuna girmişken, herhangi bir dosyanın kısayolundanda bahsedelim. Birçoğumuz ödevleri mizi eğer word, powerpoint veya excel de hazırlarken, hazırladığımız dosyayı belgelerime yada herhangi bir yere kaydediyoruz. O ödevle devamlı alakadar olduğumuzdan, ödev dosyasını masaüstüne kısayol olarak gösteriyoruz. Ödev ile işimiz bittikten sonra diskete, usb ye yada herhangi bir yığın depolamaya; eğer masaüstündeki "ödev" kısayolunu diskete atarsak, disketi bir başka yerde açtığımız zaman dosya açılmaz. Bu konu çok dikkat edilmesi gereken bir konu !..
Abdullah Gül Kimdir - Abdullah Gül Resimleri - Abdullah Gül Biyografisi - Abdullah Gül Hakkında
29 Ekim 1950 Kayseri
Abdullah Gül (d. 29 Ekim 1950, Kayseri), Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı. Türkiye Cumhuriyeti 54. Hükûmette Devlet Bakanı, 58. Hükûmette Başbakan, 59. Hükûmette Dış İşleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduktan sonra 28 Ağustos 2007 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı oldu. Abdullah Gül, askeriye ve bürokrasi dışından Cumhurbaşkanı seçilen üçüncü kişidir.
İlk yılları ve kariyeri
Abdullah Gül 29 Ekim 1950'de Kayseri'de dünyaya gelmiştir. Annesi Adeviye Hanım ve babası Ahmet Hamdi Gül'dür.[2] oğulları olan Orta öğretimini Kayseri Lisesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girdi. Aynı fakülteden doktorasını ve doçentliğini aldı. Daha sonra, Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde iktisat dersleri verdi. Öğrencilik yıllarında Gençlik Örgütü MTTB bünyesinde yer aldı. Memleketinde Necip Fazıl Ekolünden Söğüt Fikir Kulübü'nde çalıştı. Ali Biraderoğlu'nun çevresinde bulundu.
Siyasal yaşamı
1983-1991 yılları arasında İslam Kalkınma Bankası'nda ekonomi uzmanı olarak çalışan Gül, 1991 yılında Refah Partisi'nden 19. Dönem Kayseri Milletvekili olarak TBMM'ye girdi. 1993′te Refah Partisi'nde genel başkan yardımcılığı görevine getirilen Abdullah Gül, 1995′te yapılan genel seçimlerde, ikinci kez Refah Partisi 20. Dönem Kayseri Milletvekili seçildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu üyelikleri de yapan Abdullah Gül, 28 Haziran 1996′da kurulan RP-DYP Koalisyon hükûmetinde (54. Hükümet, 28.6.1996 - 20.6.1997) Devlet Bakanlığı ve Hükûmet Sözcülüğü görevlerinde bulundu.
RP'nin 16 Ocak 1998′de Anayasa Mahkemesi'nce kapatılmasından önce kurulan Fazilet Partisi'ne geçen Abdullah Gül, 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan genel seçimlerde FP'den 21. Dönem Kayseri Milletvekili olarak tekrar parlamentoya girdi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyeliğini de yürüten Abdullah Gül, 8 Mart 2000 tarihinde, partide yenilikçi kanat olarak adlandırılan milletvekillerinin desteğini alarak, genel başkanlığa adaylığını koydu. 14 Mayıs 2000 tarihinde yapılan FP 1. Olağan Kongresi'nde 521 oy alarak, 633 oy alan Recai Kutan'ın gerisinde kaldı. Kongre sonuçları, siyasi çevrelerce, "parti tabanının Yenilikçi olarak adlandırılan kanadı geniş ölçüde desteklediği, ancak partinin henüz bir yönetim değişikliğine hazır olmadığı" şeklinde yorumlandı [kaynak belirtilmeli]. Fazilet Partisi'nin (FP) 22 Haziran 2001′de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasından sonra bir süre bağımsız kalan Gül, 14 Ağustos 2001′de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Kurucular Kurulu üyesi olarak partinin kuruluşunda aktif rol aldı. Hakkında kayıp trilyon davasında fezleke hazırlandı. Milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamadı.
Abdullah Gül hakkında hazırlanan fezleke dosyası 18 Haziran 2008 tarihinde,yasal imkânsızlık sebebiyle tamamen kapanmıştır.[[1]] AKP Kayseri Milletvekili ve Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Gül, 3 Kasım 2002 Milletvekili seçimlerinde Kayseri Milletvekili olarak yeniden seçildi. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olması nedeniyle 16 Kasım 2002′de 58. Hükûmeti kurmakla görevlendirildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 58. Hükûmeti, Başbakan Abdullah Gül tarafından, 18 Kasım 2002′de kuruldu. Recep Tayyip Erdoğan'ın, 9 Mart 2003 Siirt Milletvekili Yenileme Seçimi'nde meclise girmesinden sonra, Abdullah Gül başkanlığındaki 58. Hükûmet, 11 Mart'ta istifa etti. Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, 14 Mart 2003′te kurulan 59. Hükûmet'te (2. AKP Hükûmeti), Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. 3 Ekim 2005′te başlayan AB Müzakereleri için birçok yetkisini Baş Müzakereci Ali Babacan'a devretti.
Para cezası mahkumiyeti
Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 1996 yılında Refah-Yol hükûmeti döneminde devlet bakanlığı yaptığı dönemde, 1 milyar 652 milyon lirayı şahsi harcamaları için kullandığına hükmetti. Mahkeme 1996 yılında yapılan bu harcamanın %50 faiziyle birlikte Abdullah Gül'den alınıp davacıya verilemesine karar verdi. Abdullah Gül karara itiraz etti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2000/6788 esas, 2000/7375 sayılı kararı ile, 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin aldığı kararı onadı.[7] Devlet Bakanlığı döneminde kendisine bağlı olan Kalkınma Bankası'ndan yaptığı Kişisel harcamalar faiziyle birlikte icra yoluyla kendisinden alındı.[8] Bununla birlikte o dönemde Türkiye Kalkınma Bankası'nda genel müdürlük yapmış olan Candan Karlıtekin, bu harcamaların kendisi tarafından yapıldığını ve davadan haberdar olduktan sonra bunu bir dilekçeyle belirttiğini ancak işleme konmadığını belirtmiştir.[9]
Cumhurbaşkanlığı seçimi
24 Nisan 2007 tarihinde yapılan AKP Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 11. Cumhurbaşkanı adayı olduğu açıklandı.[10]. 27 Nisan tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı birinci tur seçimlerinde 357 kabul oyu çıkmasına karşın 367 sayısına ulaşılamadığı için, seçim ikinci tura kalmış; Anayasanın ilgili hükmü gereği, ilk oturumun açılabilmesi için 367 üyenin Mecliste hazır bulunması gerektiği gerekçesi ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından oturumun iptali için Anayasa Mahkemesi'ne açılan dava sonucu Meclis'in bu birinci oturumu, Anayasa Mahkemesi'nin 1 Mayıs 2007 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve bu karar aynı gün saat 16.13′de kamuoyuna açıklanmıştır. [11]6 Mayıs 2007 tarihinde Mecliste yapılan iki yoklamada da toplantı yeter sayısının bulunamayışı yüzünden 11. Cumhurbaşkanı seçilememiştir.[12]
22 Temmuz 2007 seçimlerinin ardından AKP'nin tek başına iktidara gelmesinde Gül'ün cumhurbaşkanı seçilememesinin etkili olduğu görüşü öne çıktı. Bunun sonucu olarak da Abdullah Gül tarafından "bunun cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin açık bir mesaj olduğu" yorumu benimsendi. [13] 13 Ağustos tarihinde kulislerde konuşulan 11. Cumhurbaşkanı adaylığı kesinleşti.[14] 20 Ağustos 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turunda 341 oy aldı.[15] 24 Ağustos 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turunda 337 oy aldı. Anayasaya göre ilk iki turda üçte iki çoğunluk olan 367 sayısına ulaşılamadığı için cumhurbaşkanı seçiminden bir sonuç alınamadı.
Abdullah Gül 28 Ağustos 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin üçüncü turunda 339 oy alarak Türkiye Cumhuriyetinin 11. cumhurbaşkanı seçildi.[16] Böylece Nisan 2007′de başlayan Türkiye'nin 11. Cumhurbaşkanını seçim süreci sona erdi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı döneminde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden ayrı olarak ikinci bir törenle düzenlenmiştir. Bu uygulamaya göre TSK mensubu yöneticiler öğlen saatlerinde düzenlenen törene katılmış, ancak akşam düzenlenen yemekli resepsiyona katılmayarak TSK kendi 29 Ekim resepsiyonunu vermiştir.
AK Parti'ye açılan kapatma davası
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AKP'ye laiklik karşıtı odak olma gerekçesiyle açılan davada, hazırlanan iddianamede Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanı olduğu süre içerisinde konuşma ve açıklamalarında, laiklik karşıtı açıklamaları bulunduğu gerekçesi ile dava kapsamına alınmıştır.
Ailesi ve kişisel yaşamı
21 Ağustos 1980′de Hayrunnisa Gül (Özyurt) ile evlenen Gül'ün Ahmet Münir, Kübra ve Mehmet Emre adlarında üç çocuğu dünyaya geldi. Gül, İngilizce ve Arapça biliyor. Ayrıca Beşiktaş takımını tutmaktadır.
- Uzun süre ders çalışmam imkansız. Biraz çalıştıktan sonra başım ağrımaya başlıyor ve çalışmayı bırakıyorum. Gibi ifadeleri öğrencilerin çoğundan duymak mümkündür. Aslında bu şikayetlerdeki ortak nokta ders çalışma alışkanlığını kazanmak için öğrencilerin kendilerini uzun süre çalışma odalarında tutmaya çalışmalarından ve ortamı gereği gibi havalandırmamalarından kaynaklanır.
Öğrencinin çalışmaya başladıktan bir süre sonra gergin oluşunun ve başının ağrımasının nedeni çalışma ortamının iyi havalandırılmamasıdır. Havalandırılmayan odada oksijen azalır.. Odadaki oksijensizlik gerginliğe ve baş ağrısına neden olur. Gerginlik ve baş ağrısı çalışmayı sıkıcı hale getirir. Öğrenci bir süre sonra çalışmaya son verir. Bunun önüne geçmek ve çalışmayı daha sağlıklı bir şekilde sürdürmek için belirli aralıklarla dinlenme süresi tanınmalı. Bu süre içerisinde de çalışma ortamı mutlaka havalandırılmalı.
Uzun süre çalışmayı engelleyen diğer bir faktörde sınava hazırlanan adayın ne kadar çalışması gerektiğini bilememesi ve çalışmaya ara vermemesinden kaynaklanmaktadır. "Bazen kaç saat çalışmam gerektiğine karar vermekte güçlük çekiyorum. İdeal çalışma süresi ne kadardır. Ara verdiğimizde ders çalışma isteğinin kaybolmaması için ne yapmalıyım?" Sorunlarını yaşayan öğrencinin öncelikle bilmesi gereken şey: çalışma süresi yapılan çalışmanın niteliğine ve öğrencinin öğrenme ihtiyacına göre değişir. Konuyu öğrenmek için yapılan çalışmalarda çalışma süresi 50 dakika ile 1 saat arasında değişebilir. Öğrenilmiş bir konuyu pekiştirmek için soru çözümü yapılıyorsa bu süreyi 1,5 saate kadar çıkartılabilir. Bazen öğrenciler kendisini iyi hisseder, ara vermeden çalışmayı sürdürür. "Hiç çalışmamak ne kadar yanlış ise ara vermeden çalışmayı sürdürmek de o kadar yanlıştır." Öğrenci o anda çalışmaktan verim aldığını düşünse bile daha sonraki çalışmalarını aksatacağından dolayı bu şekilde çalışmak iyi değildir.
Günlük çalışma süresini üniversite adayının ihtiyacı belirler. Bütün öğrenciler için günde şu kadar saat ders çalışırsanız sınavı kazanabilirsiniz demek yanlıştır. Burada ölçü her öğrencinin gerektiği kadar çalışmasıdır. Konuyu ne kadar sürede öğreniyorsanız o süre kadar çalışın. Arkadaşlarınızın çalışma süresi size uymayabilir. Konuyu öğreniyorsanız sürenin bir önemi yoktur. Fakat kaç saat çalışırsanız çalışın bunu düzenli bir şekilde yapmalısınız. Mutlaka ders çalışma saatlerinizi ve dinlenme süresini belirleyerek düzenli bir çalışma sergilemeniz faydalı olur.
Çalışma süresi kadar dinlenme süresi de son derece önemlidir. Dinlenme süresi 15 ile 20 dakika arasında değişebilir. Öğrenci dinlenme süresini çalışma odasının dışında geçirebilir. Bu arada çalışma odasını havalandırabilir. Farklı bir mekanda dinlenme süresini geçirmek öğrenciyi daha iyi dinlendirir. Dinlenme anında bol bol oksijen alınmalı. Öğrenci yaşadığı evin durumuna ve hava şartlarına göre dinlenmeyi balkonda veya pencereden dışarı bakarak geçirebilir. Çünkü birey böylece temiz havayı solunum yaparak beyninin ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Ayrıca bireyin açık hava ile temas etmesi vücudunu rahatlatır. Bu rahatlık daha sonraki çalışmalara istekli başlamanın ve çalışmanın verimli olmasının temel şartıdır.
Dinlenme süresinde zihni bir sonraki çalışmaya hazırlamak için çalışılacak dersleri ve konuları düşünmelisiniz. Bireyin motivasyonunu kaybetmemesi için bazen hedeflediği üniversite ve bölümü düşünmesi, başaracağını hayal etmesi, zihnini hep başaracağına dair düşüncelerle doldurulması çalışma isteğini kamçılar.