Batı resim sanatında ortaya çıkan akımlar arasında en çok Türk resmini ilgilendireni şüphesiz Oryantalizm akımıdır. Oryantalist akımın başlangıcı, 18, yüzyıl siyasi konjonktürü ile doğrudan ilgilidir. Osmanlı bünyesindeki bozulmanın en ileri düzeye ulaştığı bu dönem, aynı zamanda bu bozulma ve geri kalmışlığa çarelerin de arandığı bir dönemdir. Bu çarelerin en başında şüphesiz dışa açılma ve modernleşme çabaları gelmektedir.
Bu çabalar doğrultusunda Osmanlının Avrupa ülkeleri ile daha sıcak ilişkiler kurmaya yönelmesi, özellikle Fransa ile karşılıklı bir yeniden tanıma sürecini, kısıtlı da olsa beraberinde getirir. İşte bu dönemdir ki, Osmanlı aristokrasisinde derin bir Fransız kültürü etkisi oluşmuştur. Roko ve Barok akımlarının da sanat hayatına bıraktığı derin izler bu dönemde en üst düzeydedir.
Ancak bu etkileşim tek yönlü değildir. Osmanlıda olduğu gibi, batı sosyetesinde de bir Osmanlı ve doğu motifleri kullanma merakı gelişmiştir. Romantizm etkileri ile bu merak ve ilgi, maceracı gezginlerin ve derin Doğu sırları peşinde koşan bohem sanatçıların Osmanlı topraklarına akınına yol açmıştır. Bu dönemde kurulan Osmanlı - Fransız ittifakının, bu portreye sıcak bir katkı sağlamış olduğu düşünülebilir.
Bu süreç sarayda batılı ressamların boy göstermesiyle devam eder. Aynı şekilde Türk ressamlarının da Avrupa'da, özellikle Paris'te sanat hayatına katılımlarıyla Türk resminin de gelişiminde önemli bir pay sahibidir. Saraya davet edilerek veya kendini davet ettirerek çalışmalar yapan ressamların çokluğu iki sonuç verir. Birincisi Avrupa'da Oryantalizm modasının sürmesi, ikincisi ise bu modanın teşviki ile daha fazla sanatçının oryantalist resim pazarından pay almak amacıyla Doğu'ya yönelmesi.
Abdülmecid ve Abdülaziz, gelecek vadeden Türk ressamları kuşağına verdikleri desteğin yanı sıra, yabancı ressamlara da büyük ilgi göstermişlerdir. Bu yabancı ressamların Türk resminin gelişimine sağladıkları katkı üslup olarak değilse bile resme olan ilginin gelişimi kapsamında dikkate değerdir. III: Selim döneminde gelen Melling, Hilair, Allom, Bartlett, Antoine de Favray, van Mour gibi ressamlar, İstanbul manzaraları resmetmişler ve Boğaziçi Ressamları olarak anılmışlardır. Ancak gelen ressamlar arasında bazıları İstanbul'a olan tutkuları veya Türk resmine sağladıkları katkılarla diğerlerinden ayrılırlar. Amedeo Preziosi (1816- 1882) ve Leonardo de Mango (1843- 1930) İstanbul'a yerleşip hayatlarının sonuna kadar bu kentte yaşamışlardır. Aivazovsky (1817- 1900), resimlerinde büyük bir tutkuyla sevdiği İstanbul'u defalarca kez ele almış, şehre bir çok kez gelmiştir. Guillemet (1827- 1878), 1874 yılında İstanbul'da bir özel desen ve resim akademisi kurması ile önem kazanır. İtalyan ressam Zonaro (1854- 1929), İstanbul'da çok sayıda resim üretmiştir.
Oryantalim akımının Türk resmine üslup anlamında kattığı çok fazla değer olmadığı kanaati yaygındır. Ancak, Osmanlı topraklarında eser veren bu büyük ustaların teknikleri ve oluşturdukları sanat talebi, çağdaş Türk resminin ilk kuşağının da yolunu açmakta etkili olmuştur. Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa ve Hoca Ali Rıza; ortaya koydukları büyük performansa fırsat tanıyan saray desteğini, kısmen de olsa bu sanatçıların çalışmalarına borçludurlar.
Özellikle Osman Hamdi Bey, büyük bir oryantalist ressam olarak sayılabilir. Yabancı oryantalistlerin, doğu kültürlerine karşı yetersiz izlenimleriyle ortaya koydukları eserler, bir anlamda kültürel bir hatalar zinciri de içermekteydiler. Hamam sahneleri ve cariyelerle dolu bir çok oryantal resim tuvali, aslında gerçeklerden oldukça uzak kompozisyonlar sunmaktaydı. Böyle bir akımın dış dünyadaki etkilerini hesaba katarak, bunun bir fırsat olarak değerlendirilebileceği aşikardır. Osman Hamdi, tuvallerinde resmettiği kompozisyonlarında derin bir Doğu gerçeği ortaya koymuştur. Yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş olan ve günün batı medeniyetinin kaynağını teşkil eden bütün değerlerin oryantalist olduğu gerçeğini dünyanın yüzüne vurmuştur bir anlamda. Çünkü onun tuvallerinde sürekli düşünce ve üretim sahneleri yer alır. Çalışan insanlar, düşünen insanlar, iletişim halinde olan sıcak figürler. Bu figüratif canlılık ve gerçeklik, Batı dünyasına adeta şu mesajı vermektedir: Bu coğrafyanın içkin değerleri bildiğiniz ve resmettiğiniz gibi değildir. Buraya gelerek İstanbul'un mesire yerlerinde gönül eğlendirirken yaptığınız tablolar, bizim ağaçlarımız ve göllerimizdir. Benzerleri İsviçre'de de görülebilir. Oysa ki bizde kaplumbağa terbiyecileri var, ve işte bu da onun resmidir. Bilgi, bilgelik ve sabır... İşte Doğu.
Bu bir anlamda Batı ile Doğu'nun birbirini daha iyi anlamak üzere çaba sarfetmeye davet edilmesidir. Bir sentez önerisidir. Bugün bile ihtiyacı, belki de o dönemden kat be kat daha fazla hissedilen bir sentez...
Oryantal resim akımı, empresyonizm, kübizm gibi akımların ezici gücü ile Avrupa'da sönmüş, soyut resmin dünyadaki büyük patlamasıyla ise neredeyse unutulmuştur. Ancak 20. yüzyılda sanat koleksiyonerlerinin ilgisini tekrar kazanmış ve bu tarzda eser vermeyi tercih eden sanatçılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzde oryantal resim halen büyük ilgi görmektedir.
Alexa ile ilgili Bilgiler | Alexa Nedir?
[left]
Alexa Nedir?
Alexa, Web sitelerinin ziyaretçi sayılarına göre izlenerek, dünya sıralamasında kaçıncı sırada olduğunu gösteren bir internet rating sistemidir. Web üzerindeki en ciddi site ziyaretçi ölçüm sistemidir..
Alexa Neyi Ölçer?
Alexa bir sitenin görüntülenme - ziyaretçi sayısını, dünyada en çok ziyaret edilen siteler arasındaki 20 Milyon site arasında sıralar.
Sıralama da 2 milyondan büyük bir sıralama sonucu aldıysanız sitenizin ziyaretçi sayısı "ÇOK ÇOK KÖTÜ",[list]
2 milyon ile 1 milyon arasında ise "KÖTÜ",
1 Milyon ile 500 bin arasında ise "VASAT",
500 bin ile 250 bin arasında ise "NORMAL",
250 bin ile 100 bin arasında ise "İYİ",
100 bin ile 50 bin arasında ise "ÇOK İYİ",
50 bin altı "ÇOK ÇOK İYİ" olarak kabul edilebilmektedir.
[/list]
Sitenizin sonucu; Avg. Traffic Rank: XXX.XXX
şeklinde sağda verilmiştir.
Çıkan sonuç Avg. Traffic Rank: "NO DATA" ise sitenizi muhtemelen sizden başka kimse (!) ziyaret etmiyor demektir...
[left]Bir çok arkadaşımız alexanın klasik toplist mantığı ile sıralama yaptığını düşünüyor. Oysa alexa bir kalite ölçüm merkezi olarak lanse etmek istiyor her daim kendini. Ülkemizde çok popüler olmasada dış dünyada özellikle reklam alım-satımlarında yada domain satışlarında alexa kalite kriteri önemli bir etkendir.
Alexa kimin?
Alexa kağıt üzerinde amazon.com şirketinin olarak gözüksede, gerçekten en büyük hissadarı microsofttur. Microsoft kişisel mahremiyet verilerini topluyor söylemlerinden sıyrılmak için kendini arkaplanda tutar. Microsoftun işletim sistemini kullanan her bilgisayar bir nevi alexa veri toplama merkezidir desek abartmış olmayız.
Alexa iyi bişey midir?
Alexa olayı tıpkı bizim televizyonlardaki reyting ölçüm merkezi verileri gibidir. İnsanların eğilimlerini, takip ederek popülerite kavramının belirlenmesinde rol oynar. Kimsenin izlemediği bir dizi filmin yayınlanmasının mantığı olmadığını nasıl ki tv yöneticilerine reyting ölçüm merkezi söylüyorsa, internet sitesininde izlenme oranlarını işte alexa kısmende olsa belirtiyor.
Alexarank neye göre belirleniyor ?
Bu makalenin ilk parağrafındada belirtiğim gibi alexa çogu kişinin aklındaki gibi toplist mantığı ile çalışmaz.
Alexa kalite belirleme kuruluşu olduğu içinde kendine göre kalitenin bir kaç kriteri var.
Alexarank Kalite kriterleri nelerdir?
1- Visitor loyalty (Ziyaretçi Bağlılığı) : Alexa için en önemli kalite kriteri bu diyebiliriz. Yani bir web sitesini hep aynı ip adresleri ziyaret ediyorsa, bu web sitesinin bir marka olma yönünde yol aldığının en belirğin örnegidir.
2- Visits duration (Ziyaretçilerin Sitede durma süresi) : Alexa için bir diger kalite faktörüde budur. Ziyaretçiler bir websitesinde ne kadar uzun süre kalıyorsa o sitenin içerigi kalitelidir ki insanlar siteyi hemen terk etmiyor.
En basitinden spam siteleri ziyaretçi 2 saniye ziyaret edip çıkıyor. Ziyaretçi kalma süreside kalite belirlemede faktördür.
3- Sayfa Görüntülenme faktörü: Bir websitesinin sayfaları ne kadar çok görüntüleniyorsa bu websitesi o derece kaliteli olmaya adaydır. Ziyaretçiler hemen terk etmeden ziyaretlerini sürdürüyor. Yine türk haber siteleri sürekli refresh kodunu gömerler sitelerine ki alexa da sayfa görüntülenme bonusu almak için (haberturk haber7 kaynak kodlarına bakarsanız görürsünüz meta refresh kodunu)
4- Tekil Hit faktörü: Kalite bazında belkide en az etken olan faktör budur. Çünkü spam basarsınız yada popup reklam verirsiniz hitiniz 1 günde 1 milyon olabilir ama bu sitenizin kaliteli site oldugunu göstermez.
Tekil hit grafiği sürekli takip ediliyor. Bir günlük hit patlaması sitenizi yerinden bile oynatmaz alexarank sıralamsında. Hitler haftalık aylık 3 aylık 6 aylık grafik ortamalası sonucu sitenizin rank degerine yansıyor.
5- Bookmarking (Doğrudan adres / Yer imi faktörü) : Domain adresini arama motorlarından degilde direk adres yazarak kaç kişinin geldiğinin veriside kalite için önemli bir faktördür. Facebook mesela alexa için kaliteli bir sitedir.
Arama motorlarından yazıp gelen kişi sayısı yok denecek kadar azdır. Domainin bilinirlik yada markasal faktörüde denilebilir buna.
Alexa kalite ölçüm merkezidir. Sadece hit ölçmeye odaklı bir merkezi degildir.
Tüm bu kriterler gözönünde alındığında Türk ip adreslerinin Girdiği en markasal siteler bunlar olarak görüyor
Alexarank bana fayda sağlar mı?
Bu sorunun cevabı eger bir webmastersanız kesinlikle evettir.
Nasıl ki Tv reyting ölçüm şirketi izlenme ölçüm raporlarını satıyorsa, Alexada arama motorlarına kalite sıralama sonuçlarını satıyor. Örnegin google şirketi alexa şirketinden aldığı nispeten kaliteli sitelerin üzerine daha çok örümcek gönderir.
Google amcanında tek derdi kaliteli siteleri sıralamada daha üste almak oldugu için, ham siteler (yeni açılmış) yerine nispeten işlenmiş veri olan bu raporlardan faydalandığı bilinen bir gerçektir.
Doğruluğu tartışılır belki ama alexarankınız ne kadar iyiyse, arama motorlarının gözündede siteniz o kadar kalitelidir.[/left]
Verbix yabancı dil öğrenen veya öğretenler için program
Açıklaması
Verbix yabancı dil öğrenen veya öğretenler için yapılmış bir programdır. Bu program ile dil öğrenenler artık sözlük karıştırma ve fiil çekimlerini ezberlemek zorunda kalmayacklar. Verbix ile 100 den fazla dildeki fiil çekimleri öğrenebileceğiniz gibi telaffuzlarını da öğrenebileceksiniz.
100 e yakın Dilde Fiil Çekimleri
Zamanlara Göre Fiil Çekimleri
Online ve Offline Olarak Translation Yapabilme
Türkçe de Dahil olmak Üzere Dil Seçenekler
Yabancılara Türkçe öğreten öğretmenlerinin kesinlikle öğrencileri ile paylaşması...
[left]PHP sunucu-taraflı, çarpaz-düzlem ve HTML içine gömülebilir bir betik dilidir. Genel yapı ve yazılım kuralları yönünden C ve Perl dillerine çok yakın bir dildir. Rasmus Lerdorf tarafından hazırlanan bu dil, kendi web sitesine bağlı olan kişilerin takibini yapılması isteği ile ortaya çıktı. Rasmus Lerdorf bu dile ilk başta "Personal Home Page" adını koydu (çünkü kendi kişisel web sayfası üzerinde kullanmıştı). Şu anda ise PHP sözcüğü, "PHP: Hypertext Preprocessor" sözcüklerinin baş harflerinden oluşan kısaltmayla tanımlanmaktadır.
Rasmus Lerdorf PHP dilini kaynak kodu açık bir halde 1995 senesinde açık-kaynak camiasına kazandırdı. 1995 senesinden bu yana kıllanımı gün geçtikçe yaygınlaşan PHP, şu anda yaklaşık 10.000.000 web sunucusu tarafından kullanmaktadır (Kasım 2003, Kaynak: Netcraft).
Sunucu-taraflı: PHP betikleri sunucu tarafından çalıştırılır (JavaScript dilinin tam tersine) ve çıktısı tarayıcınıza gönderilir.
Çapraz-düzlem: PHP, birçok işletim sistemi üzerinde ve web sunucusu yazılımlarına adapte olarak çalışabilmektedir (örneğin, Microsoft Windows üzerinde IIS web sunucusu ile birlikte veya Unix işletim sistemleri üzerinde Apache web sunucus ile birlikte).
HTML içine gömülebilir: PHP ifadeleri ve fonksiyonları HTML dökümanları içine yazılabilir ve çalıştırılabilir. Böylelikle dinamik web sayfaları oluşturulabilir. Web sunucusu yazılımı web sayfası içerisinde PHP diline ait ifadeleri gördüğünde, bunları yorumlayıp, çıktısını HTML ifadeleri yazılı yerlerin arasına yerleştirir.
PHP'ye giriş
PHP kendi yorumlayıcısı ile birlikte kullanılan bir script dilidir. Bu yorumlayıcının yaptığı aslında HTML kodları arasına yerleştirilmiş PHP kodlarını ayrıştırıp işleyerek sonuçta saf HTML formatında bir çıktı üretmek web sunucuya iletmektir.
PHP, UNIX sistemleri üzerinde kullanılacak ise modül olarak veya CGI olarak kurulabilir. CGI olarak kurulduğunda web sunucunun uid'i dışındaki kullanıcı kimikleri altında program çalıştırabilme esnekliği vermesine karşın bu güvenlik açısından risklidir. Ayrıca CGI programı olarak yüklendiğinde, kullanıcıların her istemi için PHP yorumlayıcısının tekrar tekrar hafızaya yüklenmesinin kaynak ve zaman kullanımı açısından maliyeti yüksektir. Bu nedenlerle modül olarak kurulması ve web sunucu ile birlikte hafızaya yüklenmesi bu sakıncaları ortadan kaldırmaktadır. Tek dezavantajı upgrade gerektiğinde web sunucu ile birlikte tekrar derlenmesinin gerekmesidir.
PHP WindowsNT ortamına kurulacaksa ISAPI modülü olarak derlenip IIS ile birlikte kullanılması gerekir.
Dilin Yapısı
PHP, HTML gömülü bir dildir. Yani aynı dosya içinde hem HTML, hem de PHP kodu kullanılabilmektedir. Kod içinde HTML'den PHP'ye geçmek için bazı ayıraçlar kullanılması gerekir. Örneğin:
<TABLE SIZE="500">
<TR>
<TD><? Buraya PHP kodu yazılacak ?><TD>
...
HTML taglari içinde de PHP kullanmak için şu metod seçilmeli:
<TABLE SIZE="<?PHP Buraha PHP kodu yazılacak ?>" ...
Veya:
<script language="php">
Buraya PHP kodu yazılacak
</script>
Yukarıdaki formdan gönderilen değişkenler php içinde aşağıdaki gibi doğrudan kullanılanılabilir:
<? echo "Adiniz:".$name; ?>
PHP, integer, float, string, array gibi çeşitli değişken tipleri içerir. Ancak değişkelerinizin tipi sabit değildir. Yani çalışma anında değişkeninizin tipini değiştirebilirsiniz (type juggling):
$foo = "0"; // $foo is string (ASCII 48)
$foo++; // $foo is the string "1" (ASCII 49)
$foo += 1; // $foo is now an integer (2)
$foo = $foo + 1.3; // $foo is now a double (3.3)
$foo = 5 + "10 Little Piggies"; // $foo is integer (15)
$foo = 5 + "10 Small Pigs"; // $foo is integer (15)
Burada istenmeyen durumlar oluşmaması için type casting kullanılarak değişkenin değerinin nasıl yorumlanmasını istediğimizi belirtebiliriz.
Static değişkenler kullanılarak fonksiyonlara gerri dönüşlerde değişkenin son aldığı değer kullanılabilir:
Variable variable'lar oldukça ilginç bir yaklaşım. Yalnızca recursive yapılabileceğini düşündüğünüz pekçok işi bunlara yaptırabilirsiniz. Örneğin aşağıdaki kod çıktı olarak 'hello world' basar:
$a = "hello";
$aa = "world";
echo "$a $a{$a}";
Recursive fonksiyon çağrıları yapılabilir.
Diziler çalışma aında büyüyebilir. ( Bu özellik PHP yorumlayıcı konfigürasyonunda gerekli ayar yapılmadan dikkatsiz kullanılırsa işletim sisteminin bile göçmesine sebep olabilir).
B>eval fonksiyonu kullanılarak kod içeriği dinamik olarak oluşturulabilir. ( Sağlamlık ve güvenlik açısından riskli bir komut ):
eval( "echo "Merhaba"" );
PHP, Perl veya benzeri araçların sunduğu regular expression desteğini de vermektedir. Bu sayede karmaşık metin işleme (text processing) veya parsing işlemleri çok az komut yazılarak gerçekleştirilebilmektedir. Örneğin string olarak tutulan HTML formatındaki içerikteki tüm etiketler büyük harf yapılabilir:
Başlangıç olarak, belki size garip gelebilir ama, işe bilgisayarımızı dinleyerek başlayacağız. Bunu yapmamızdaki amaç hangi parçanın daha çok ses çıkardığını anlayabilmek. Gürültüye sebep olan sabit diskin vınlamaları mı, fanlardan geçen havanın sesi mi, eski ve dengesiz fanların çıkardığı sesler mi yoksa başka bir şey mi? Bunu anlayabilmek için önce bilgisayarınızın kasasını açın ve çalıştırın, sonra teker teker bütün fanların ve sabit disklerin bağlantılarını kesin, böylece hangi parçanın daha çok gürültüye sebep olduğunu anlayabilirsiniz.
Bilgisayarlarda gürültüye neden olan parçalar kasa fanı, işlemci fanı, ekran kartı fanı, sabit sürücüler ve optik okuyuculardır. Şimdi bu parçaları daha sessiz hale nasıl getirebiliriz bunu göreceğiz:
Kasa fanı:
Fanlar genelde bilgisayarlardaki gürültünün başlıca sebebidir. Ancak fanlardan vazgeçebilmemiz mümkün değil çünkü fanı olmayan bir bilgisayar kısa bir sürede yanıp küle dönebilir. O kadar para saydığımız makinemizin küçük bir fan yüzünden yanmasını istemezsiniz herhalde.
Ancak gürültüye de katlanmak zorunda değiliz, bir iki ufak değişiklikle sesi azaltabilmemiz mümkün. İlk önce biraz temel bilgiden başlayalım: Fanlar kasanın içindeki sıcak havayı atarak kasayı soğuturlar, bunu yaparken iki farklı ses çıkar. Kasa içerisindeki hava akımının sesi ve de fanın dönerken çıkardığı kendi sesi. Bu iki sesi de fanın dönüş hızını düşürerek azaltabilmek mümkün. Ancak burada dikkat edilmesi gereken fanın hızının düşmesine bağlı olarak kasanın iç sıcaklığının artması. Bu yüzden hızı düşürürken bir gözünüzde sürekli sıcaklık göstergesinde olmalı. Fanların hızını düşürmek için fan bağlantısını tekrar bağlayarak 12 volt yerine 7 voltda çalıştırmalısınız. Böyle yaparak fanın hızı yarı yarıya düşer, ancak daha önce de dediğimiz gibi bunu yaparken sıcaklık seviyesine çok dikkat etmeniz gerekli. Bunun dışında her zaman yeni ve daha sessiz bir fan alma seçeneğiniz de mevcut. Burada aklınızdan çıkarmamanız gereken şey büyük fanların daha az ses çıkarttığıdır. Küçük fanlar aynı işlemi yapmak için daha çok dönüp daha çok ses çıkarırlar. Bu yüzden size 120mmlik fanları öneriyoruz. Ayrıca fanların genişliğine de dikkat etmeniz gerekli 32 veya 38mm genişliğindeki fanlar size daha sessiz bir ortam sunarlar.
İşlemci fanı:
İşlemci fanları bilgisayarınızın en önemli parçalarından biridir. İşlemcilerin bilgisayarların en önemli ve pahalı parçası olduğunu düşünürsek onu koruyan parçanın ne kadar önemli olduğunu anlayabilirsiniz.Bu yüzden burada fanın hızını düşürmek gibi bir seçeneği göz ardı etmeliyiz. Bilgisayarlarda belki de en çok sesi çıkaran parça işlemci fanıdır. Bu durum fan üreticilerinin sessizlikten çok performansa önem vermelerinden kaynaklanıyor. İşlemci fanından kaynaklanan gürültü sorununa belki de en kesin çözüm fansız bir soğutucu almak. Özellikle yeni su soğutmalı cihazlar hem performans hem sessizlik açısından kullanıcıların beğenisini kazanıyor.
Ekran kartı fanı:
Teknoloji geliştikçe, yonga setleri giderek güçlendikçe ürettikleri ısı da giderek artıyor. Bu nedenle artık ekran kartlarının da kendilerine ait fanları bulunmakta ve ne yazık ki daha fazla sayıda fan daha çok gürültü anlamına geliyor. Bu sorun için üç farklı çözüm sunabiliriz. En basit çözüm yeni ve daha sessiz bir fan satın almak. İkinci çözüm ise ısı alıcı(heatsink) ve fan kombinasyonunu sadece büyük bir ısı alıcı ile değiştirmek. Burada yine oluşabilecek sıcaklık artışına çok dikkat etmeniz gerekiyor. Son çözüm olarak da su soğutmalı cihazları kullanabilirsiniz ancak ekran kartınıza uyumlu bir ürünü kullanmak zorundasınız.
Sabit sürücü:
Sabit sürücüler iki türlü ses çıkarırlar. Disk tablalarının dönüşünden çıkan ses ve kafanın hareketi sonucunda çıkan tıkırdama sesi. Fanlardan çıkan sesle karşılaştırıldığında çok fazla bir gürültüye sebep olmasa da daha önce dediklerimizi yapıp fanlarınızı sessizleştirdiyseniz sabit sürücülerinizin sesi sizi rahatsız edebilir. Ancak sabit sürücüleri daha sessiz hale getirmek için çok fazla yöntem mevcut değil. Bir seçenek her zamanki gibi yeni ve daha sessiz bir sabit sürücü almak, ancak bunlar piyasada çok da kolay bulunabilen ürünler değil. Bunun dışında sesi izole etmek için sabit sürücülerinizi sarabileceğiniz köpükten veya plastikten bazı ürünler mevcut. Bu ürünler sesi oldukça azaltsa da bazı sabit sürücülerde ısınma problemi çıkarabiliyorlar. Bu yüzden böyle bir kaplama ile sesi azaltma yoluna gidecekseniz sıcaklığa çok dikkat etmeniz gerekiyor. Ayrıca sabit sürücüler için titreşim emici kızaklarda piyasada bulunuyor, bu ürünler gerçekten iyi sonuçlar veriyor. Bütün bunlar dışında Windows üzerinden bazı küçük ayarlamalar yaparak sabit sürücülerden gelen sesi azaltabilirsiniz. Denetim Masası / Güç Seçenekleri bölümünden sabit sürücünüzün kapanma süresini 10 dakika ile 1 saat arasında bir değere getirebilirsiniz. Kullanmadığınız programları kapatın. Bu işlemlerle sabit sürücünüzden gelen sesi biraz da olsa azaltabilirsiniz.
Optik okuyucular:
CD ve DVD ROM'lar gürültü yapan diğer cihazlarımız. Ancak şükürler olsun ki bu cihazlar daha önce anlattıklarımız gibi sürekli ses çıkarmıyorlar. Hızlı CD ve DVD sürücüleri çalışırken çok yüksek sesler çıkarabiliyorlar. Bu sesler için tam olarak bir çözüm yöntemi bulunmasa da CD bremse gibi programlar sayesinde biraz olsun sesi azaltmak mümkün. Son zamanlarda Samsung daha sessiz sürücüler için bazı teknolojiler geliştirdi. Disk sürücülerine susturucu benzeri bir eklenti yapan Samsung aynı zamanda tam dengelenmemiş disklerin yarattığı titreşimi önleyen ve yüksek hızda çıkan sesleri azaltan teknolojiler de geliştirdi. Sonuç olarak CD veya DVD sürücünüzün çıkardığı sesten memnun değilseniz size Samsung'u önerebiliriz.
Diğer yöntemler:
Bütün bu anlattıklarımızı yaptıysanız zaten şu anda gayet sessiz bir bilgisayara sahipsiniz denektir. Ancak bu bana yetmez diyorsanız bazı alternatif çözümler de bulunmakta.
- Ses emici maddeler:
Bu biraz da bilgisayarınızın sesini azaltmak için kaba kuvvet uygulamaya benziyor. Bağıran birinin ağzını kapatmak gibi. Bu maddeler ile kasanızın iç yüzeyini ya da dışını kaplayabilirsiniz böylece dışarıya çıkan ses miktarı azalacaktır. Piyasada bu maddelerden bir çok çeşit bulabilirisiniz. Ayrıca sizde bilgisayarınızı bir şeyle sararak sesini azaltabilirsiniz. Bu maddeleri kullanırken dikkat edilecek şey yine her zaman olduğu gibi sıcaklık artışlarına dikkat etmek olacak.
-Ses emici kasalar:
Eğer kasanızı bir şeyle kaplamak fikri hoşunuza gitmediyse, sessizlik için özel üretilmiş çeşitli kasalar piyasada mevcut.
Bütün bu yöntemleri uyguladıktan sonra bile hala bilgisayarınızdan gelen seslerden rahatsız oluyorsanız size tek tavsiyemiz yepyeni sessiz bir bilgisayar almanız olacak. Ancak bu yöntemlerin sizi memnun edecek sonuçlar vereceğine eminiz.[
3G - 3G (veya 3-G), üçüncü nesil cep telefonu teknolojisinin kısaltmasıdır. 3G ile ilişkili hizmetler, hem sesli veri (telefon görüşmesi), hem de sessiz veri (karşıdan bilgi yükleme, e-posta gönderme/alma ve anında ileti) aktarımına olanak verir. 384kbps'ye ulaşabilen veri iletim hızları ile, standart çevirmeli bağlantıya göre yedi kat daha hızlıdır. 3G kapsama alanının dışına çıktığınızda, bağlantınız kesilmeden hizmet otomatik olarak GPRS'ye geçiş yapar.
802.11a - 802.11a -- 5 GHz bandında 54 Mb/s hızına kadar çıkan iletim sağlar. Radyo frekansı karışma olasılığı 802.11b ve 802.11g'den daha azdır. Kapsama aralığı 802.11b'den göreli bir şekilde daha kısadır (yaklaşık 60 metre). 802.11b ile birlikte çalışmaz.
802.11b - 802.11b -- 2,4 GHz bandında 11 Mb/s iletim sağlar. 802.11a ile birlikte çalışmaz. Merkez istasyondan 100 metrelik uzaklık içinde veri erişimi sağlar.
802.11g - 802.11g -- 2,4 GHz bandında 54 Mb/s (normalde 22 Mb/s) hızına kadar iletim sağlar. 802.11b'in ardılı kabul edilir ve bununla uyumludur. Merkez istasyondan 100 metrelik uzaklık içinde yüksek hızda veri erişimi sağlar.
Bluetooth® - Bluetooth®; Bluetooth® özelliği etkinleştirilmiş bir cihaz ile bir diğerini ağınızı kullanmadan hızlı ve kolay bir şekilde bağlamaya olanak verdiğinden kablosuz Yerel Ağı mükemmel bir şekilde tamamlar. Örneğin, dizüstü bilgisayarınızı kullanarak uydu iletişimli bir işyerinde kapsama alanı içindeki herhangi bir Bluetooth® özelliği etkinleştirilmiş yazıcıda belge yazdırabilirsiniz (Bluetooth® ürünleri kablosuz ağlardan daha kısa uzaklıklarda, yaklaşık 10 metre içinde çalışır). Buna ek olarak geçici bir ağ oluşturarak (kişisel ortam ağı (PAN) da denir) resmi olmayan toplantılarda, mesela müşterinin toplantı masasında, dosya alışverişi yapabilirsiniz. Bluetooth® özelliği esnek ve doğaçlama çalışmaya olanak sağlar, özellikle sabit veya kablosuz bir ağa bağlanmaya zamanınız olmadığında yararlıdır.
Dolaşım - Dolaşım, kablosuz kullanıcının kablosuz yerel ağa (WLAN) kesintisiz bir şekilde bağlantı sağlayarak binada, kampüste veya büyük bir komplekste serbestçe hareket edebilmesi veya "dolaşabilmesi" demektir. Bu olanak stratejik bir şekilde yerleştirilen erişim noktaları kullanılarak sağlanır. Kullanıcı bir erişim noktasının kapsama alanı dışına çıktığında otomatik olarak diğer erişim noktasına aktarılır.
EDGE - EDGE (Enhanced Data Rates for Global Evolution) mobil aygıtlara geniş bant hızına yakın veri hızlarında çalışma olanağı sağlayan bir 3G teknolojisidir. Dünya çapındaki GSM operatörleri tarafından hızlı bir şekilde yaygınlaştırılan global bir kablosuz geniş alan veri iletişimi standardıdır.
Erişim Noktası (Access Point) - Erişim Noktası (Access Point), WLAN ağındaki kullanıcıları bağlayarak veri ileten ve alan (bazen alıcı verici de denir) bir cihazdır buna ek olarak WLAN ve şirketin Yerel Ağı gibi bir kablolu ağ arasında bağlantı noktası olarak da hizmet verir. Erişim Noktaları, yükseltilmiş kablosuz güvenlik sağlamaları ve kablosuz kullanıcının erişmesi gereken hizmetlerin fiziksel kapsama alanını genişletmeleri nedeniyle önem taşırlar. Her erişim noktası tanımlı ağ alanı içinde birden çok kullanıcıya hizmet edebilir; kişiler bir erişim noktasının kapsama alanı dışına çıktığında bu kullanıcılar otomatik olarak bir sonraki erişim noktasına aktarılır. Küçük bir WLAN ağında tek bir erişim noktası yeterli olabilir; gereken sayı ağ kullanıcıları sayısına ve ağın fiziksel boyutuna bağlı olarak artar.
Etkin Nokta (Hotspot) - Etkin Nokta İngiltere ve Avrupa'nın geri kalanındaki hava alanlarında, otellerde, konferans salonlarında ve diğer kamu alanlarında bulunan ortak WLAN ağlarıdır. (Yerel Starbucks Kahve Mağazalarında amblemi görmüş olabilirsiniz Bir Etkin Nokta'nın kapsama alanı içinde olduğunuzda dizüstü bilgisayarınızı veya PDA'nizi kullanarak Internet'e kablosuz bağlanabilirsiniz. İngiltere ve Avrupa'nın diğer kısmında şu anda yüzlerce etkin nokta vardır ve yakında kurulması planlanlanan pek çok etkin nokta vardır.
GPRS - GPRS, General Packet Radio Service (Genel Paket Radyo Servisi) tanımının kısaltmasıdır ve bu standart, hücresel şebekelerde devre anahtarlamalı bağlantılar yerine paket bağlantılara olanak verir. Kullanılabilir toplam GPRS bant genişliği, herhangi bir zamanda gönderi yapan kullanıcılara derhal tahsis edilerek yalnızca aralıklı olarak veri gönderip aldıkları durumlarda bağlantıdan daha fazla yararlanmaları sağlanır. Bu, Internet erişimi gerekli olduğunda yüksek hızlı mobil erişim ve cep telefonu şebekesine bağlanma olanağı sağlar.
GPS - GPS, Global Konumlandırma Sistem'inin kısaltılmış halidir; GPS dünya yüzeyine yakın bir yerde bulunan (bazen dışında da olabilir) uygun donanıma sahip kullanıcılara 24 saat üç boyutlu konum, hız ve zaman bilgisi veren uydu tabanlı radyo konumlandırma sistemlerini belirtir. GPS teknolojisi çok çeşitli uygulamalarda kullanılır; denizcilik, çevre, havacılık, izleme ve gözlemleme gibi.
Kızılötesi - Kızılötesi, eş düzeyde ağ oluşturmaya yönelik başka bir yöntem olması açısından Bluetooth®'a benzer. Bu yöntemde veriler kısa uzaklıklardaki cihazlar arasında radyo dalgalarıyla iletilir. (Verilerin kızılötesi ile gönderilebildiği kapsama alanı Bluetooth®'dan kısadır Örneğin bir iş arkadaşınızla dizüstü bilgisayarlarınızı yaklaştırıp her ikisinin kızılötesi bağlantı noktasını kullanarak veri alışverişi yapar ve arkadaşınıza bir metin belgesi gönderebilirsiniz.
Ortam Erişim Denetimi (MAC - Media Access Control) - MAC adresi cihazın ağa bağlandığı fiziksel adrestir. Bu benzersiz donanım kimliği cihazların erişim noktası aracılığıyla kablosuz ortam ağı (WLAN) gibi ağlara erişimini sağlamak için kullanılabilir.
PAN - Kişisel ortam ağları olan PAN'lar, geçici bir ağ oluşturarak sabit veya kablosuz ağdan ayrı bir şekilde çalışan, kapsama alanı kısa sıradan ağlardır. Ani toplantılarda kolaylıkla dosya alışverişi yapabilir, sabit veya kablosuz ağa bağlanmak zorunda kalmadan belge bastırarak zaman kazanabilir ve Bluetooth® özelliği etkinleştirilmiş cihazlar arasında gittiğiniz her yerde bilgi paylaşımı yapabilirsiniz.
Saniyedeki megabit sayısı (Mb/s) - Saniyedeki megabit sayısı (saniyede bir milyon bit) bilgi aktarım hızını ölçmek için kullanılır. [Bit ikili rakam yerine kullanılır, bilgisayarın tutabileceği en küçük bilgi birimidir]
USB / USB 2.0 - Evrensel Seri Veri Yolu'nun kısa biçimidir [bilgisayarı dış belleğe ve çevre birimlere bağlama], USB 12 Mb/s hıza USB2 ise 480Mb/s hıza kadar veri aktarımına olanak sağlayan dış veri yolu standardıdır. USB bağlantı noktası fare, yazıcı ve klavye gibi çevre birimlerini bilgisayara bağlamak için kullanılır.USB bilgisayarla dış çevre birimleri ve cihazları arasında iletişim kurmaya yönelik bir dış arabirim standardı veya bağlayıcıdır. USB varolan seri bağlantı noktalarının, paralel bağlantı noktalarının, klavye ve monitör bağlantılarının yerini almayı hedefler ve klavye, fare, monitör, yazıcı ve çıkarılabilir sabit sürücülerle kullanılabilir. USB, düşük fiyatlı çevre birimlerine özgü koşullarda 1,5 ve 12 Mb/s (Megabit/saniye) hızında çalışır. Yüksek hızlı USB olarak da adlandırılan USB 2.0 geliştirilmiş daha hızlı bir sürümdür ve 480 Mb/s hızında çalışır.
VPN - Sanal Yerel Ağ veya VPN, kullanıcıları işlerine veya kişisel ağlara veya sunuculara güvenli bir "tünel" üzerinden bağlamak için Internet kullanır. Bu, Internet erişimi olan herhangi bir yerden işyeri ağınıza güvenli bir şekilde bağlanabilmeniz anlamına gelir. Örneğin, İngiltere ve Avrupa'nın diğer kısmındaki hava alanları, oteller ve konferans merkezlerinde bulunan yüzlerce Etkin Noktadan birinden bir VPN kurabilirsiniz.
WLAN - Kablosuz Yerel Ağ veya WLAN ağları dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarlar, yazıcılar, PDA'ler ve işyeri ağınız arasında kablosuz erişim noktaları aracılığıyla kablosuz bağlantı sağlar. Bu ek kablolama maliyetine ve karmaşıklığına girmeden ağınızı (ve işinizi) genişletmeniz için kolay bir yöntem sağlar.
Wi-Fi - Wi-Fi, 802.11 standardını temel alan Kablosuz Yerel Ağ ürünleriyle birlikte çalışma sertifikası sağlamak amacıyla oluşturulan kar amaçlı olmayan bir kuruluştur.
Yerel Ağ - Yerel ağlar sabit ağınızı oluşturan bağımsız sabit kablolu ağlardır. Cihazlar kablo ve bağlantılarla sunucularınıza bağlanır. Yerel Ağlar en çok kullanılan ağ türüdür, ancak bu durum uzun sürmeyeceğe benzer, kablosuz yerel ağlar giderek daha çok tercih edilmeye başlamıştır[/left]