Neye yormalı insan aklını? Kaç öfke kaç sukut kaç ihanet dillenebilirki bir lisanda? Ve bir hayal nasıl direnebilir bin gerçeğe? Akıl kıvranıyor düşlerin pençesinde... Delirmek geçiyor içimden yine... Bu kadar gevezeyken yersiz umutlar ve bu kadar barizken zifir rengi gerçekler sussam delirmiş olurmuyum? Sorular... Ah sorular... Kimin aklına çengel olabilirsiniz ki? Ve kimdir sizin muhatabınız?
sevgili nursun ellerinize emeginize saglik yine cok güzel bir flas hazirlamissiniz
tebrik ederim sizi yürekten..
size yardimlarini esirgemeyen atesilter hocamizin ve doorcap emeklerine saglik..sizin ve tüm main board flas gurubu arkadaslarimiza mutlu yillar.
Bir şiir bir kahır bir yalan... Bir masal yazmak istiyorum içimde biriken hercai anılardan...
Kalbimin paslı duvarlarına kırgın gülüşlerinin durgunluğu düşüyor... Masalları yitirilen bir neslin son çocuklarındanım ben... Belkide bu yüzden bu kadar yorgun belkide bu yüzden bu kadar mutsuzum... Sızlanıp giderken zaman kapımdan ebabil çığlıklarıyla yoruyorum beynimi... Ve mevsimlerin kırgınlıklarıyla kırılıyor kalbim... Kent bakışlı süvariler köylerimi talan ederken ben çığlıklarımı arşa yetiştirmekle meşguldüm... Mağlupluğumu mahcupluğumu suskunluğumu bir tek "O" bilirdi çünkü... Ve bir tek "O" bilirdi masalları yitirilen kent çocuklarının çalı çırpı tadındaki öykülere nasıl sığındıklarını...
Bir avuç köz doldurdum yokluğunun ince ve narin sızısına... Sıyrılıp attım adından arta kalan ne varsa... Bir yarım tebessüm kaldı dudak kıvrımlarımda birde tamamlanmamış bir ah... Son soluğumda...
Aslında çokta söz etmeye gelmezdi hayat... Islak bir toprak anlatır herşeyi... Kırılgan dut yaprakları solgun sardunyalar ve kederli bakışlara takılan suskun yağmurlar anlatır alevi küle dönen yarım kalmış yangınları... Issız viranelere savruk cümleler savuruyorum çığlıklarım yankılansın diye sağır kulaklarda... Çürümüş sözleri dilimde dillendirmek yakışmaz bana beyhude mısralarla... Söylenmeyeni söyleyerek yeni bir çığır açmakta değil niyetim hayata... Meçhul düşlerime bir mağlum arıyorum sadece... İç çekişlerimle kederli bakışlarımla delirmek istiyorum ben... "Delidir ne yapsa yeridir" sözü kadar özgür olmak istiyorum... Çıldırmak istiyorum... Çıldıramıyorum... Bu akıl başımda oldukça çıldıramıyorum...
Külü dumanı kokusu olmayan yangınlar biriktiriyorum izbelerimde... Galiba yanmak yakışıyor her dertli adama... Yanmak yakışıyor mutsuz dünyanın palyaço kılıklı insanlarına...
Neye yormalı insan aklını? Kaç öfke kaç sukut kaç ihanet dillenebilirki bir lisanda? Ve bir hayal nasıl direnebilir bin gerçeğe? Akıl kıvranıyor düşlerin pençesinde... Delirmek geçiyor içimden yine... Bu kadar gevezeyken yersiz umutlar ve bu kadar barizken zifir rengi gerçekler sussam delirmiş olurmuyum? Sorular... Ah sorular... Kimin aklına çengel olabilirsiniz ki? Ve kimdir sizin muhatabınız?
Bir sır var avuçlarımda... Yarım kalmış şiirlerden öte bir sır vardı gözlerimin boşluğunda... Yıkılmış şehirlerden ilerde...
Geceye şiir gündüze kahır yazıyorum... Şiire öfke kahıra kan damlıyor... Kurduğum her cümlede bir şehir yanıyor yine aklıma şiir bulaşıyor...
Bütün hocalarima ve arkadaslarima cok tsk ediyorum,
yorumlariniz, flasim icin söyledikleriniz beni cok mutlu etti..
benimde istegim o yöndedir ki ileride daha da iyi flaslar hazirlamak ve sunmak...
atesilter hocamizin ders notlari sayesinde bu asamaya geldim,
ve arkadaslarimin flaslarimda eksikliklerimi söylemeleriyle yol gösterici elestirileriyle...
sevgili issizada tekrar tsk ediyorum seslendirdiginiz siir icin.
Ellerinize saglik pamuk efe..güzel bir flas hazirlamissiniz sanat müzigide ayri bir renk katmis flasa.
cok gecmis olsun sagliginiza kavusmaniz dileklerimle pamuk efe.
sevda saymakla tüketmiyorki günleri..
Yıl ekliyor ayların üstüne...
Aşk'ın gölgesinde soluklanan derviş misali nefes nefes doldursana seni ciğerlerime...
Sen kalemi yüreğinde dillen(dir)en
kelama boyun bük(tür)en edebi-i nezih
sil(me) beni hece hece...
anlat seni bana yada sus(ma) sus(ma)ki
acıka acıka anlatsın aşk hikayesini
ilk harfi sen hadi bul getir son harfi
çık artık ortaya nerdeysen..
Aşk saraylarının sütunları çoktan kalbime çöktü
göçük altında kaldı yüreğim
unutmak kadar hatırladım seni
mezar-ı nisyan dahi anımsatmadı
''son harfi yitirilmiş sevda(nın) unutulması gerekti(ğini)''
kapat şimdi kapılarını nesl-i hazır ayrılıklara
pencere aralıklarını aşk la doldur
diline mühür vur sevdanın vur ki şeytan (ay)artmasın
ebkem olsun sevda
arz-ı veda diline ya/saklansın...
fecr-i emelimde aşkla tutuşturulmuş kandillerle yazılı ismin
bak yıldızları bile ruh-u bizar eyledi gelmeyişin
Üfle(me) hadi söndür(me) ruhumda can çekişen mum alevini
ellerinle karanlığa göm(me) beni
neğme nağme bestele hüznümü
titreyen bir hüzzam kopar sevdanın sol yanından
bak parmak(lık)larım pas tutmuş çoktan
ayrılığı def et artık sevdanın ölüm kokan yatağından
gökkuşağının renklerinden vaz/geçtim bak
artık kefenime bağlanan kuşağımın siyahısın
iki nefes kaldı ölüme, biri kelam-ı Hak
küsermi Azrail ömürden bir nefes sevda çalsak....
Gece dösegini sererken gecekondu sokaklarina...
Bir tek sen kalirsin sokak lambalarinin altinda..
Eskise de türküler ve siirler bulutluysa da..
bil ki bahanelerimdir sevmek icin seni..
Ne beklediğini bilmeyen
Bir grup mülteci var içimde...
Titrek mum ışığında ısınmak için dizilmiş..
Üşüyor hala içim..üşüdükçe parçalanıyor..
Parçalandıkça isim bulamıyor kimliksizliğine..
kimligini bulmak icin o parcalanan yüregim..
futursuzca savuruyor kalemini...
yüreginden akittigi kizil kani kalemine katik yaparak...
umudunu bir bir kara kapli tozlu raflara gömüyor...
belki birgün isinmak icin tüttürdügüm sigaramin izmaritinden tutusur diye...
tutusurda küllerinden yeniden filizlenir belkide ...
tomurcugundan,da koca yürekli umudumu var ederim belkide...
karanlik ruhlara inat...
hayalim yüregine,yüregindeki o masum cocuga inat sen umudunu yitirtme o cocugun..yitirtme,ki siyaha inat maviyi o savursun susmus dillere...
sagol canim bu dizeler icin...
umarim benim karaladiklarim bozmamistir senin harkirislarini can..
bu gün,
kendime yüreğimin iklimini yaşamayı teklif ettim
bana, yâr de ve sus! dedi
*
boyun büküyorum
Bir sabâ yeli esse de yüreğimin güneyinden,
Ruhuma dostluk teklif etse
O zaman bitecek bu ikilik!
Ayaklarım, yüreğime tabi olmanın izzetiyle en güzel mekanların konuğu olacak
Bir gün bitecek bu ikilik!
Tek olan, huzuruna alacak; huzuru verecek yüreğime;
Lisanımda hafîden bir ses:
A L L A H (Azze ve Celle)
Dilim damağımla vuslatında daim olursa su tadında yaşayacağım hayatı,
dilim damağıma susuzluktan yapışmış gibi bile olsa
*
Dizini dizlerine dayayıp, ellerini tutup ahitler vermeyi dilediğim efendim,
Beni bırakma!
Gerçekten ben senin ellerimden tutmana her zamandan daha ziyade muhtacım
Bir sevr sıcaklığı
Bir La-Tahzen! lisani
Bir sabır tavsiyesi
*
Ey Yâr!
Ben, senin katından gelecek olan her hayrın fakiriyim
Yakınlığını hissettir bana,
Yak-ışını hissettir
alıntı
ellerine saglik nergis valla cok istah acici görünüyor)
ismi perisan olsada kendi pek perisan görünmüyor..yemiyen perisan dercesine
yemek masasinda simdi bunu görünce yemekte olmama ragmen istahim kabardi ))