Ve yine Mevlana Der Ki; Ben bir balığım, aşk ise daldığım bir derya... Aşktan gözlerim yaşlı olsa da o derya göz yaşımı nerden bilir ..? Başımı o denizden çıkarayım desem,balığım ya; Nefesim Kesilir ...!!...
Kalp yaralı... Kim bilir bu kaçıncı darbe ama herdefasında ilkmiş gibi toy, acıya savunmasız. Sonunu bile bile, hayır bu defa böyle olmayacak...diyerek. yine hüsran. Her yıkımda bıraktığım enkazlar ve yıkımla terk ettiklerim. Anılarım, acılarım, gülüşlerim..
Terk etmeler, edilişler geçmişte yaşananları silmek gibi. Keşke hiç yaşanmamış gibi sıfırlanabilse.
Ardından toparlanış, kabuk bağlayan yaradan arta kalan, sevgiden sıyrılıp gelmiş nefret. Acıyla başa çıkamadığın, boğazından geçen her lokmanın zehir gibi içine akmasına neden olanı, hala tutkuyla sevmek, severken acı çekmek. Nefret ediyorum deyipte acıdan soyutlanmaya çalışmak ama her defasında daha derine batmak. Sonra kendinle savaşı bırakıp sessizce kabullenmek. Dahası açılan kapılara yüz çevirmek. Sebep kapanan o bir kapı için. Acıyı yudum yudum içmek. mutluluğa küsmek. Yaşanmış ya da yaşanacak tüm güzellikleri o na veda ederken O nda bırakmış olmak.
Peki neydi bu fırtına. Neyin mücadelesiydi. Kİm kazandı. Galiba kazanan yine acı ve ayrılık. Haklı sen yada ben kabeden biz olduktan sonra. bu ne ilk ne de son. Başlamadan biten öykü. bir varmış bir yokmuş misali.[/
Tarihe yön vermemiz batının karşısında en güçlü ses olmamız bizi onların karşısında sevimsiz yapar(!) dinimiz dilimiz ırkımız teferruat kısmını oluşturur.
bende açık karamele boyattım en koyusu düştü fındık kabuğuna boyatıcam. çok uğraşır oldum saçlarımla. insan sıkıntılı anlarında daha bi uğraşıyor saçıyla başıyla
Bir gün insan "virgül"ü kaybetti, o zaman zor ve uzun cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti.
Bir başka gün ise "ünlem" işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.
Bir süre sonra da "soru işaretini" kaybetti ve artık soru sormaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı.
Birkaç sene sonra "iki nokta üst üste" işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.
Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız "tırnak işaretleri" kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.
Sıra "nokta"ya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi.
Bir zamanlar, Basra vilâyetinin halkı, İbrahim Ethem hazretlerine müracaat ederek dualarının kabul olmadığından şikayet etmişler. Halbuki Cenab-i Hak duaların kabul olunacağına dâir vaadi vardır, deyince İbrahim Ethem hazretleri, cevaben buyurmuş ki:
-Sizin on şeyden dolayı kalpleriniz ölmüştür. Tabiatıyla dualarınız kabûl olunmaz.
Birincisi: Siz, "Allah'ı biliyoruz" diyorsunuz da O'nun haklarını hiç edâ etmiyorsunuz.
İkincisi: Sizler, Kurân okuyorsunuz velâkin; Kurân ile amel etmiyorsunuz.
Üçüncüsü: Sizler, "Biz Rasulullah'ı seviyoruz." dersiniz de sünnet-i Resulullah ile (Hz.Muhammed'in sünnetiyle) hiç amel etmezsiniz.
Dördüncüsü: Şeytan, düşmanımızdır. Bunu bildiğiniz halde, O'na uymaktan vazgeçmiyorsunuz.
Beşincisi: "Cennet'e müştâkız, aşığız." dersiniz de, Cennet'e girmeye, (O'na) lâyık olmaya çalışmıyorsunuz.
Altıncısı: Siz, "Cehennem'den korkuyoruz." diyorsunuz, velâkin onun ateşinden hiç de kaçtığınız yok.
Yedincisi: Hepiniz (de) "Ölüm, haktır." deyip de ölüm için hiç bir hazırlık Yapmamışsınızdır.
Sekizincisi: İnsanın ayıplarıyla meşgûl olursunuz da, kendi ayıplarınızı terk edip onları izâle etmeye çalışmazsınız.
Dokuzuncusu: Allah'ın nimetlerini yersiniz; fakat, o nimetlere karşılık Allah'a şükretmezsiniz.
Onuncusu: Ölülerinizi defnediyorsunuz da, hiç ibret almıyorsunuz.
Diş minesi ve dentinde oluşan renklenmeyi, temizleyen bir ağartma işlemidir. Sistem, hastaya özel hazırlanan bir diş plağı içine konan jel'in gece uyurken dişe uygulanmasından ibarettir.
Diş Renklenmesinin Nedeni Nedir?
Çeşitli nedenleri olabilir. En yaygın olarak;
-Yaşlılık
-Kahve
-Çay, kola
-Sigara
-Çarpma
-Bazı antibiyotikler (tetrasiklin)
-Fazla florid kullanımı
-Sinir dejenerasyonu
-Eski kaplamalar
Diş Beyazlatma Yönteminden Kimler Yararlanabilir?
Hamile ve loğusalar dışında hemen hemen herkes. Diş doktoru tam bir ağız muayenesi ile işleme uygun olup olmadığınızı belirleyebilir.
Diş beyazlatma işlemi sağlıklı, tedavi görmemiş dişlere sahip ve daha beyaz ve parlak bir gülümseme edinmek isteyen kişiler için idealdir.
Yöntem Güvenli midir?
Araştırmalara göre diş doktoru gözetiminde yapılan diş beyazlatma dişler ve diş etleri için zararsızdır.
Sistem Nasıl Etki Ediyor?
Jel ağzınıza özel hazırlanmış ince bir diş plağı içine konuyor. Jelin içindeki aktif maddelerin ayrışması sonucu açığa çıkan oksijen, diş minesi ve dentine girerek lekeli bölgeleri ağartır. Dişin yapısı bozulmaz, sadece rengi açılır.
Hastaya özel dişlik hazırlanır. Yatmadan önce hasta dişliğe jeli koyar. Dişlik, ağıza yerleştirilir. Daha sonra yatılır. Sabah kalkınca dişler fırçalanır.
Herhangi Bir Yan Etkisi Var mı?
Bazı kişiler, dişlerinde soğuğa karşı hassasiyet olduğunu belirtmiştir. Diğer bir grup ise, diş ve dişetinde geçici hassasiyetten söz etmiştir. Tüm bu belirtiler tedavinin kesilmesinden veya tamamlanmasından sonraki 1-3 gün içerisinde tamamen ortadan kalkar.
Uygulama Süresi Ne Kadardır?
Kişiye bağlı olarak genellikle sonuç 3 seansta alınmaktadır. Ancak ağır renklenmelerde sonuç daha fazla seansta alınabilir.
Uygulamanın Bitiminden Sonra Beyazlık Ne Kadar Kalıcıdır?
Dişler her zamankinden daha beyaz olacaktır. Ancak bazı ağır lekelenmeye maruz kalmaya devam eden hastalar 6 ayda bir defa 1-2 gecelik yenilemeye ihtiyaç duyabilirler.
bunların gelmiş geçmiş atası ecdadı nankör bir millet. sorulan sorular verilen cevaplar hepsi art niyetli. ikinci sınıf muamele görmesine rağmen gitmeyecekmişş gitmezler tabi. misyonerliği kim yayacak. gençlerin dimağını kim bulandıracak. Haz. Muhammed in sözlerininde işlerine geldikleri gibi kullanıyorlar. bir asır evvel türklere yapılan mezalime fener rum patrikanesi çanak tutmuştu. onların hesabını verin önce .ama doğru siz kilisede çoktan günah çıkartmışsınızdır!! bunları da tarihe gömdünüz. siz ancak kendiniz gibi riyakarları inandırırsınızbu sözlerinizle
herkes işine nin de yapmak istediği, abes görüşleri savunup antipati toplamak tepki yaratmak. önce küçük beyininizi büyütün ufkunuzu bir açın sonra yorum yapın. yanlış olan birşeyi ısrarla savunmanın getirisi ne olabilir acaba.
tavsip etmiyorum ben... insan içinde yoksa yapmazmış peki neden ahlaka ters düşen yayınlar televizyonlarda özgürce gösterilmiyor. rtük niye var.
neyse anlamak istemeyene davul zurna az gelir...
herkesişine bence sende git işine!! kültürümüze ahlakımıza ters düşen her tutuma tepki vermemiz normal. bu durum bazılarını aKlınakarpuzkapuğunun düşmesine neden oluyor. merak ve istek uyandırıyor. madem evlenmeyin kardeşim. serbest yaşayın hayatınızı evliliğin isminide kirletmeyin eş değiştirmek de ne oluyor ya