gulum90

gulum90

Üye
05.06.2012
Er
404
Hakkında

#12.06.2012 16:25 0 0 0
#12.06.2012 15:49 0 0 0
  • Konu: Aşk
    :) tesekkur ederim canm :)
#12.06.2012 12:33 0 0 0
#12.06.2012 11:47 0 0 0
  • Konu: Aşk
    tesekkurler :)
#12.06.2012 11:45 0 0 0
  • Konu: Aşk
    tesekkur edirem saolun :)
#12.06.2012 11:39 0 0 0
#12.06.2012 09:46 0 0 0
  • Nene Hatun ( 1857)- (22.05.1955) direniş sembolü kadın kahraman

    noimage

    Tarihimize 93 Harbi' adıyla geçen, Türk-Rus Savaşı'nda Erzurum'un Aziziye Tabyası'nda gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe kazandıran Türk kadını

    1857 yılında Erzurum'da doğdu. Türk-Rus Harbi'nin kanlı ve karanlık günleriydi. 1877 yılı Kasım ayının 7'sini 8'ine bağlayan gece, civarda bulunan iki Ermeni köyünden gizlice harekete geçen kalabalık bir çete, sinsi sinsi yaklaşıp Erzurum'un meşhur Aziziye Tabyası'na girmeyi başarmıştı. Tabyayı savunan bir avuç Türk askeri, derin uykuda idi. Yataklarında bastırıldılar ve uykuda kılıçtan geçirildiler. Arkadan gelen Rus kuvvetleri de hiç bir direnme görmeden Aziziye Tabyası'na yerleşti.

    Bu baskından yaralı olarak kurtulan bir asker, koşa koşa Erzurum'a varıp kara haberi yetiştirdi. Minarelerden sabah ezanı yerine, "Moskof Aziziye'ye girdi!" sesleri yükselmeye başladı. Bir anda bütün Erzurum duydu bu kara haberi. Ve bir anda bütün Erzurum ayağa kalktı. Tüfeği olan tüfeğini kaptı, olmayan eline ne geçirdi ise tırpan, kazma, kürek, sopayı alıp sokaklara döküldü. Erkekli kadınlı bütün Erzurum halkı, Aziziye'ye doğru koşmaya başladı.

    Şehrin kenar bir mahallesindeki mütevazi bir evde oturan taze bir gelin vardı. Bir gün evvel ağabeyi Hasan, cepheden ağır yaralı olarak eve getirilmiş ve bir kaç saat önce ruhunu teslim etmişti. Kocası cephede idi. Minarelerden yükselen "Moskof Aziziye'ye girdi" seslerine, seferber olup koşanların uğultuları karışıyordu. Nene Hatun, bu kara haberi duymuş gibi hemen ağlamaya başlayan üç aylık bebeğini emzirip uyuttu. Usulca onu beşiğine bıraktı ve heyecan dolu bir sesle:
    - Seni bana Allah verdi, ben de seni Allah'a emanet ediyorum yavrum, diye mırıldandı.
    Sonra şehit kardeşinin döşeğine seğirtti. Ölüyü alnından öptü:
    - Seni öldüreni öldüreceğim ben de, dedi, kin dolu bir sesle.
    Ve masanın üzerinden satırı kapmasıyla, kapıdan dışarı fırlaması bir oldu. O da çılgınca Aziziye'ye doğru koşmakta olan kadınlı erkekli, taşlı sopalı kalabalığın arasına karıştı.

    Bütün Erzurum, o dadaşlar diyarı şahlanmştı. Erzurum halkı bir sel gibi akıyordu canından aziz saydığı Aziziye Tabyası'na doğru.
    Aziziye'ye yerleşmiş olan Moskof, tabyaya yaklaşmakta olanlara karşı yaylım ateşine geçince bir hayli Erzurumlu kırıldı. Onların kırılışını görmek, ayakta kalabileni büsbütün şahlandırmış ve tabyanın demir kapılarına gülle gibi yüklenen kalabalık bir anda içeri doluvermişti. Demir kapılar bile dayanamamıştı bu olağanüstü iman karşısında.

    Aziziye'de boğaz boğaza kanlı bir dövüş başladı. Balta, tırpan, kazma ve sopası olmayan pençeleriyle Moskofun gırtlağına yapışıyordu. O toplu tüfekli ordu, tam bir bozguna uğramıştı bu şahlanış karşısında. Türk demeye dili dönmeyen Moskof askerleri Osmanlı'yı da kısaltıp sadece "Osman"a çevirmişlerdi. Başı dara gelen "Osman teslim" deyip canını kurtarmaya bakıyordu.

    Başka bir zaman olsaydı Türkün merhameti galebe çalardı, belki. Fakat bu zaman diğer zamanlardan çok farklıydı. Aziziye'nin dışında ve içinde kadınlı, ihtiyarlı çocuklu yüzlerce Erzurumlu kanlar içinde yatıyordu. Onlara ateş açanlar acımışlar mıydı? Ne "Osman" dinleyen oldu, ne de "Teslim"e kulak asan... Taze gelin de elinde satırı, karşısına çıkan Moskof'un kafasına, suratına indiriyordu. Şehit düşen ağabeyisinin acısını, bin Moskof'u öldürse içine atamazdı...

    2.000'e yakın Moskof askeri öldürülmüş ve Aziziye kurtarılmıştı. Düşmanın geri kalan kısmı selameti atlarına atlayıp kaçmakta bulmuştu. Onları takip etmek için Erzurumlu'nun atı yoktu. Fakat kaçan atlıyı kovalayan yayalar yine de onu yakalayıp haklamayı biliyordu.

    Yaralılar arasında taze gelin de vardı. Elinde satırı ile döğüşürken aldığı bir yaranın etkisiyle o da kanlar içinde yere yıkılmıştı. Fakat yaralı olarak baygın bulunduğu zaman dahi elindeki kanlı satırını sıkı sıkıya kavramış bırakmıyordu hırs dolu pençelerinin arasından...

    Adı Nene idi taze gelinin. O günden sonra o da bütün Erzurum'un tanıyıp saydığı kişiler arasına katıldı. Doksan sekiz yıllık ömrü boyunca bütün Erzurumlulara Moskof'un Aziziye'de nasıl tepelenişini anlattı. Fakat kendinden bir kaç kelime ile bahsetti.

    Ölümünden bir yıl önce kendisini ziyaret eden NATO Başkomutanına "Ben o zaman gereken şeyi yapmıştım. Bugün de gerekirse aynı şeyi yaparım" demiş ve Amerikalı generali kendine hayran bırakmıştı.

    1955 yılında "Yılın Annesi" seçildikten sonra 22 Mayıs 1955 günü Erzurum'da zatürreden vefat etti.
    Bir kahramanlık sembolü olarak tanındı. Ömrünün son demlerini, "Üçüncü Ordu'nun Annesi" olarak geçirdi.
#12.06.2012 08:40 0 0 0
  • Konu: Aşk
    Aşk

    noimage

    A'sı Ş'si K'si
    ne bir muradım,
    ne bir niyetim var,
    kısmetimi yaşamış,
    unumu elemiş, duvara asmışım eleği..
    yaram..
    yaramız..
    hep kanamış,
    hep tuz basmışız pişirsin diye
    bilmeden kabuklarını açacağını

    ne
    A sı
    ne
    Ş si
    ne
    K si
    ulanmaz adıma, kimliksizliğime..
    denizim dedim ya,
    martılarım eksilmesin,
    ayım şavkını vursun da gözlerime gözlerime
    varsın suskular vursun yüreğime..

    içimize dağılmış suskuların taneleri,
    bing bangını yaşıyor yoksulluğum,
    yoksunluğum yokluğundan
    eleği indirmiş bak duvarımdan,
    kirlenmiş saçak altlarından
    muradım denize dökülmüş
    muratsız,
    beklentisiz,
    tensiz,
    cisimsiz....

    muratsız,
    beklentisiz,
    tensiz,
    cisimsiz....
    hayat mı olur?
    insan mı olur?

    olmaz elbet..
    kimliksiz
    tensiz
    beklentisiz
    muratsız
    cansız....
    ben istedim yaksın
    ben izin verdim sende yaşamaya
    sen seçtin
    sen var olan kimliğimi yaktın
    ama ben istedim.

    tenimden sızan tuz genzini yaktı bile..
#12.06.2012 08:10 0 0 0
#12.06.2012 08:04 0 0 0
#12.06.2012 08:03 0 0 0
  • Bu eşqdən ayrılıq qoxusu gəlir?!

    Yerim səhv düşübdür, deyəsən, çaşıb,
    Göyüm həsrət yağır həddini aşıb,
    Yerim də, göyüm də mənasızlaşıb,
    Bu eşqdən ayrılıq qoxusu gəlir?!

    Sevənin xoşbəxtdir bəlkə çoxusu,
    Çoxunun qarışıb şirin yuxusu,
    Kiminsə eşqindən bahar qoxusu,
    Bu eşqdən ayrılıq qoxusu gəlir?!

    Azalar, günləri sayma, sanama,
    Belə çox deyinmə, boş-boş sınama,
    Sən Allah sözümü yozma, qınama,
    Bu eşqdən ayrılıq qoxusu gəlir?!

    Məlhəm qoy, yaramı sarı demişəm,
    Ən kövrək telimə sarı demişəm,
    Gəlmirsən səsimə sarı, demişəm,
    Bu eşqdən ayrılıq qoxusu gəlir?!
    ...alnti...
#12.06.2012 08:01 0 0 0
#12.06.2012 07:56 0 0 0
  • Konu: Kəlimələr
    siz de cok sagolun deyer verib baxdgnz ucun :)
#12.06.2012 07:15 0 0 0
#12.06.2012 07:15 0 0 0
#12.06.2012 07:07 0 0 0
  • Semsi Tebriziden asiq olmaqla sevmek arasinda ferq nedir deye sorusmuslar. Semsi deyir: Senin baxtigina her kes baxar, amma Hec kim senin onda gorduyunu gore bilmez. Her kes asiq ola biler, amma Hec Kim senin kimi seve bilmez. Tek ferq sen OZUNSEN. Seni ozel eden sevdiyin deyil, SEVGINDIR!!!

    eline emeyne saglki
#12.06.2012 07:04 0 0 0
#12.06.2012 07:03 0 0 0
#12.06.2012 07:00 0 0 0