"Bir insan bayram gecelerini ibadet ile ihya ederse kalblerin öldüğü an Cenabı Hak onun kalbini muhafaza ve ihya eder"
BAYRAM GECESİ DUASI
"ya hayyü ya kayyümü ya bediassematvati vel ardı ya zel celali vel ikrami"
"Her kim yukarıdaki duayı bayram gecelerinde on defa okur ve Cenabı Bayram günü okunacak dua
'a dua ederse o kimsenin öldükten sonra kalbi ölmez"
AREFE GÜNÜ OKUNACAK DUA
"La ilahe illellahü vahdehü la şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü bi yedihil hayr ve hüve ala külli şey'in kadiyr"
"Ey meleklerim bu kulum beni zikretti
ihlası okudu Ondan sonra da peygamberime salavat-ı şerife getirdi
Ben bu kuluma ne iyilik yapsam azdır Hatta bu kulum hacları kabul olunmayanlar için -ya Rabbi haclarını kabul buyur- dese onu da kabul ederim"
Allahümmec'al fi kalbi nüran ve fi basari nüran ümmeşrahli sadri ve yessirli emri
"
"Arefe günü yapılan dua duaların en hayırlısıdır
Benim ve benden evvelki peygamberlerin söyledikleri duaların en hayırlısı bu duadır
"
KABRE İNEN NUR
Allah'ın salih kullarından biri şöyle diyor:
"Mekke'de adamın birinin şöyle dua ettiğini gördüm:
"Arefe günü senin rızan için oruç tutanlar hürmetine arefe gününün sevabından beni mahrum bırakma Allah'ım
"ona sordum:
-Niçin böyle dua edioyorsun?Bana şöyle dedi:
-Babam da böyle dua ediyordu
Öldükten sonra onu rüyamda gördüm
sana ne gibi bir muamelede bulundu dedim
Bana şöyle dedi:
-Rabbim beni okuduğum o dua hürmetine affetti
Ben kabre konulduğum anda bir nur geldi
"İşte bu nur arefe gününün nurudur
Bu nuru sana ikram ettik"denildi
Ariife Günü ve Bayram Günü Duaları
Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Kim her iki bayramın da gecesini Allah’tan sevap umarak ibadetle geçirirse kalplerin öldüğü günde kalbi ölmez.”
BAYRAM GÜNLERİ
ARİFE GÜN VE GECESİ OKUNACAK DUA
BAYRAM GÜNÜ DUASI
BAYRAM VE BAYRAM NAMAZLARI
Bayram namazlarının vakti sabahleyin güneş yükselip de kerahet vakti çıktıktan itibaren başlar ve güneşin istiva (tam ortada bulunma) zamanına kadar sürer. Ramazan bayramı namazı bir özür sebebiyle birinci günün istiva zamanına kadar kılınamazsa ikinci günün istiva zamanına kadar kılınır. Özür devam etse bile artık üçüncü gün kılınamaz.
ARİFE GÜN VE GECESİ OKUNACAK DUA
Bilindiği üzere mübarek gün ve gecelerimizden biri de bayram gecesi ile bayram günüdür. Resûl-i Ekrem Efendimiz arife gecesinde şu duâyı okuyana Cenâb-ı Hak istediğini vereceğini beyân buyurmuştur. Duâ şudur:
İmam-ı Tirmizi Resûl-i Ekrem Efendimiz’in “Duânın hayırlısı arife günü yapılan duâdır” buyurarak Peygamberlerin arife günü duâsını şöyle okuduğunu haber verir:
-Lâ ilâhe illâllahü bve lehü’l-hamdü ve hüve alâ küli şey’in kadir.
Buhâri’de geçen bir hadisten öğrendiğimize göre arife günü şu duayı okuyan şeytanın tasallutundan kurtulur kendini muhafaza altına almış olur.
“Allahümme’c’al fi kalbi nûran ve fi basari nûran. Allahümme’şrah li sadri ve yessir li emri…”
“Allah’ım kalbimi gözümü gönlümü nûrlu kıl. Allah’ım kalbime genişlik işlerime kolaylık ver.”
BAYRAM GÜNÜ DUASI
Peygamberimiz bayram günlerinde şu duayı çok okuyanın kalbinin ölmeyeceğini haber vermiştir.
“Yâ Hayyû yâ kayyûm yâ bedia’s-semavati ve’l-ardı yâ ze’l-celâli ve’l-ikram.”
“Ey Hayy ve Kayyûm olan Rabbimiz ey semâvat ve arzın bedi’i ey Celâl ve Kerem sahibi. Beni sen koru sen istikamette daim eyle. Kötülük ve günahlardan muhafaza et sırat-ı müstakimde dâim ve sabit eyle.”
Bayram günleri bayram tebrikleri için musafaha ederken önce davranan biri diğerine şöyle duâ eder:
“Tekabbellahü minnâ ve minküm.” Allah sizden ve bizden kabûl buyursun.”
Muhatab olan da buna “amin” demekle karşılık vereceği gibi.
“Gaferallâhü lenâ ve leküm” diye de cevap verebilir..” Allah bizi de sizi de mağfiret buyursun demektir.(Ahmed Şahin-Dualarımız)
BAYRAM GÜNLERİ
Bayramlar; Müslümanların birbiriyle kaynaştığı küs olanların barıştığı fakir fukarâ ve yetimlerin sevindirildiği sevinç ve neşe günleridir. Ramazan gittiği için değil günahlarımız affolup nimete kavuştuğumuz için bayram yapıyoruz. Bayram günleri Peygamber efendimizin zamanından beri husûsî bir şekilde kutlanmıştır. Bütün İslâm devletlerinde de bugüne kadar kutlanarak gelmiştir.
Bayram günleri; ana baba hoca akraba arkadaş ve komşu ziyâretleri yapılır. Sâlih olan akrabayı ziyâret lâzımdır. Sâlih arkadaşları ziyâret de çok sevaptır. Bayram öncesi yiyecek giyecek ve temizlik gibi hazırlıklar yapılır. Bayram günlerinde herkes temiz giyinir. Çocuklara yeni elbiseler alınır. Fakir öksüz ve yetimler sevindirilir. Bayram namazından sonra kabirler ziyâret edilir; geçmişlerin akraba ve din büyüklerinin rûhu için Kur’ân-ı kerîm okunur duâ edilir ve sadakalar verilir. Daha sonra da aile büyükleri dost akraba arkadaş ve tanıdıklar ziyâret edilir. Çocuklar babalarının ve aile büyüklerinin; gençler de yaşlıların ellerini öperler.
Bayram günü şunları yapmak sünnettir:
1-Erken kalkmak.
2-Gusül abdesti almak.
3-Misvâk kullanmak.
4-Güzel koku sürünmek.
5-Yeni ve temiz elbise giyinmek.
6-Namazdan önce tatlı yemek.
7-Yüzük takmak.
8-Câmiye erken gitmek.
9-Giderken tekbir söylemek.
10-Müminlere selâm vermek.
11-Güler yüzlü olmak.
12-Müminlerle bayramlaşmak
13-Fakirlere sadaka vermek.
14-Dargınları barıştırmak.
15-Akrabayı ziyâret etmek.
16-Din kardeşlerini ziyâret etmek.
17-Ziyârette hediye götürmek.
18-Kabirleri ziyâret etmek.
19-Misâfirlere ikram etmek.
20-Çok duâ ve tevbe etmek.
Ey Kapıları açan ALLAH'ım,
Bize kapıların en hayırlısını aç,
Ey halden hale çeviren Rabbim,
Halimizi en güzel hale çevir.
Ey kalpleri döndüren ALLAH'ım,
Kalplerimizi dinin ve taatin üzere sabit kıl..
ALLAH'ım!
Kur'anı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.
ALLAH'ım!
Kalblerimizi ve kabirlerimizi iman ve Kur'an nuruyla nurlandır. ALLAH'ım!
Efendimiz Muhammed'e, onun âl ve Sahabîlerine ezelden ebede kadar ALLAHın ilmindeki nesneler sayısınca salât ve selâm eyle.
ALLAHım!
Bizi nefislerimizin şerrinden, amellerimizin gösterişinden ve - şeytanın .. hilesinin .. şerrinden .. kurtarıp emniyete kavuştur.
Kalplerimizi emrettiğin şeylere karşı sabit eyle,men ettiğin şeylerden uzaklaştır.
ALLAHım..Ancak Seninle her gönül sükunet bulur!
Ve ancak Seninle her kul hayat bulup Lütfuna mazhar olmakla yaşar.
ALLAH'ım!.. salatü selamlarımız Efendimiz Muhammed (a.s.) ve onun al ve eshabın'a olsun
Ya Rab! Ona getirilen salatlar hürmetine bizi bağışla
Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederiz.
Senden başka ibadete layık kimse yoktur.
Namazlarımızı ..Tevbelerimizi Habibin s.a.v hürmetine kabul eyle ..
Cumanız mübarek olsun..
Mevlam bu güzel günü en güzel şekilde yüreğinizde yaşattırsın inşALLAH
Bir daha ki Cuma'ya kavuşabilmek duası ile..
RAbbimiz nimetlerinin şükrünü ifa edebilceğimiz bir cuma nasip etsin inşaAllah..Amin
"Iman Iki Esit Parcadan Olusur; Bir Parcasi Sabir, Diger Parcasi Sükretmektir."
(Hz. Muhammed Mustafa S.A.V)
Cumanız Mübarek Dua ve İbadetleriniz Kabul Olsun.
Dualarda Buluşalım İnşALLAH...
Selam Sevgi ve Dua ile....
Tükeniyorum Rabbim! Yalnız kaldığımı düşünüp, varlığının her an, her noktada tezâhür ettiğini, beni devamlı koruyup gözettiğini, gönlümden geçenlere dahî cevap verdiğini unuttuğum zaman, "Rabbim" demeyi unuttuğum an tükeniyorum!
Diriliyorum Rabbim! Sana yaslandığım, Sana güvendiğim, Sen'inle başlayıp, Sen'inle devam ettiğim, tüm işlerimi Sana havâle ettiğim an! "Ne güzel Dost'sun" dediğim zaman diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim! Tüm sevdiklerimden; anne-babamdan, cânandan, ten kafesindeki cândan daha yakın olduğunu bilerek, ellerimi Sana açmayı, Sen'den netice, Sen'den çâre beklemeyi unuttuğum zaman! "Bu dertler neden bana?" dediğim an tükeniyorum.
Diriliyorum Rabbim! Havayı soluyup Sen'inle dolduğum, gözümü açtığımda Sen'i bulduğum, en sağlıklı irtibatı Sen'inle kurduğum, tüm dünya bana küsse de Sen'in dostluğunu ümid ettiğim an! "Kahrın da hoş , lütfun da hoş" dediğim zaman diriliyorum.
Tükeniyorum Rabbim! Hayat enkâzı altında kaldığımda, çekiç misâli zaman beynime vurduğunda... Hayal, ideal diye, küçük hedefler peşinde koştuğumda... Dünya meşgalesine dalıp, bir cenneti, bir azabı, bir de ölümü unuttuğumda... "Beni affet" demeyi azalttığımda tükeniyorum.
Diriliyorum Rabbim! Yandığımda Sen'inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen'inle yürüdüğüm, dua ederek Sen'inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda "Ya Rab, bırakma ellerimi" dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen'i buluyorum! Sen'inle huzur doluyorum!
Dirilişlerim, dostluğunun tercümesidir. Sen'i yâr bilişimin, yoluna serdâr oluşumun, sözlerinle hemhâl oluşumun işâretidir. Dirilişlerim, sana açılan tüm kapıların anahtarıdır... O kapılar önünde gösterebileceğim en güzel beraattır. Dirilişlerim, tüm yangınlardan firar edişim, sonu olmayan bir
tebessümdür! Ruhumun ebedî dosta, yegâne vuslata ilerleyişidir. "La ilâhe illallâh", Sen'den başka yok ilâh diyerek, kendimi Sana emânet edişimdir. Durdur tükenişimi. Kabul buyur dostluğuna. Dirilt beni Rabbim!..
"Yâ Rabbî!.. Günahlarımızı rahmetinle af ve mağfiret eyle! Ölülerimizi de mağfiret eyle, yaşayanlarımıza hayırlar ihsan et!
Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, âcizlikten, zelil olmaktan, zulüm etmekten ve zulüm görmekten, cimrilikten, müsriflikten, azdıran zenginlikten ve doğru yoldan ayrılmaya sebep olan fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşmanın galebesinden, kötü huydan, bidat işlemekten, dalalete düşmekten, halis olmayan amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, ölürken gelecek fitnelerden, kabir azabından, dinimize ve dünyamıza zarar verecek işlerden sana sığındık, bunlardan bizleri koru Yâ Rabbî!..
Yâ Rabbî!.. Bize sarsılmaz bir iman, güzel bir ahlâk, şükredici bir kalb, sabredici beden, zikredici dil, kaza ve kaderine rıza gösteren hayırlı ömür, salih evlât, dünya ve ahirette güzellik ihsan et! Ana ve babamızı da mağfiret eyle!
Yâ Rabbî!.. Kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, bütün enbiyânın, Ehl-i beytin, Eshâb-ı kirâmın ve bütün evliyâ-i kirâmın sevgisini ve sevgine kavuşturacak amel ve işleri nasip eyle!
Yâ Rabbî!.. Dinine severek hizmet etmeyi, kul borçlarını ödemeyi ve şehit olarak ölmeyi nasip eyle!
Bize hakkı hak, bâtılı bâtıl olarak göster!
Yâ Rabbî!.. Bu vatanı bizlere bırakan ecdadımızın ruhunu şad eyle! Memleketimize hizmetleri geçmiş ve Allah için harp etmiş dedelerimize rahmet eyle! Yurdumuzu her çeşit düşmandan koru! Çünkü sen her şeye kâdirsin!.. Dualarımızı kabul eyle!"
Âmin!)
İslam'ın kelime anlamı barıştır. İslam güzellik ve sevgi dinidir. Kuran'a tabi olan insanlar, İslam'daki derinliği görmeleri nedeniyle, imanı şevk ve coşku ile yaşarlar. Dine olan bağlılık Allah'a duyulan aşktan kaynak bulur.
Samimi mümin, aşkla Rabbi'ne kulluk ve ibadet eden, Kuran'a tabi olduğundan Kuran'a göre yaşayan insandır. Günlük yaşamında Allah ile kesintisiz bağlantı içindedir, her işinde gönülden Allah'a yönelir.
İnanan insan sevgi ve merhameti esas alır; güzel sözle barışa, Allah'a karşı samimiyet ve dürüstlüğe çağırır. Bu nedenle İslam'ı yaşayacak insanın içtenlikle ve kendi isteğiyle "Müslüman" olması, Allah'ın buyruklarını severek yerine getirmesi önemlidir.
Müminler Allah'ın "ma'rufu emret, münkerden sakındır" (Lokman Suresi, 17) buyruğuna uyarak, iyiliği emreder kötülükten sakındırırlar ve insanları güzel sözle Allah'ın yoluna çağırırlar. Ancak hidayeti verecek olan Allah'tır ve uyarılar yapıldıktan sonra kişiler seçimlerinde özgürdürler. Kararı, insan özgür seçimiyle verecektir. Bir kişiyi zorla ya da baskıyla Müslüman yapmaya kalkışmak, "Dinde zorlama (ve baskı) yoktur"(Bakara Suresi, 256) ayetiyle de dikkat çekildiği gibi dine aykırıdır.
Bu konu birçok Kuran ayetinde haber verilir. "Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin." (Gaşiye Suresi, 21)
Dolayısıyla, Kuran ahlâkına göre yaşamayı bir kişiye dayatmak, en başta Kuran'a aykırı bir tutumdur. İslam kelimesinin bir anlamı da teslimiyettir; Müslüman da 'teslim olmuş' kişidir. Bir insanın gönülden Allah'a yönelmesi için, kalbinde hiçbir kuşku olmaksızın, kesin bir bilgiyle iman etmesi gerekir. Bu nedenle bir kişiyi zorla Müslüman yapmaya çalışmak, ortaya bir münafık çıkarabilir. Çünkü o kişinin ağzıyla söylediği kalbindeki olmayacaktır. Yalnızca diliyle iman ettiğini söyleyen kişi, gerçekte inkâr batağındadır. Münafıklar Kuran'da "ateşin en alçak tabakasında" (Nisa Suresi, 145) barınacak olan en aşağılık kişilerdir. Bu samimiyetsiz kimselere karşı müminler birçok ayette uyarılırlar. İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. (Bakara Suresi, 8-9)
Münafık, Allah'a ve ahret gününe iman ettiğini söylerken, aslında kendisini aldatır. Müminlerin yanından ayrıldığında ise onlarla yalnızca alay ettiğini şeytanlarına itiraf eder. İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise derler ki: "Şüphesiz sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz." (Bakara Suresi, 14)
Münafıklar ibadetlerini hem isteksizce hem de insanlara gösteriş amacıyla yaparlar.
Gerçek şu ki münafıklar (sözde) Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla ne bunlarla Allah kimi saptırırsa artık sen ona yol bulamazsın. (Nisa Suresi, 142-143)
İnsanları korku ve baskıyla Müslüman yapmaya çalışmak, dinimizin kabul etmediği bir durumdur. Yüce Allah hesap günü huzurundaki kulunu "kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar"(Bakara Suresi, 225) ayetiyle bildirildiği üzere kalbinde taşıdıklarından sorgulayacaktır.
Ayrıca kusursuz yaratılmış bir imtihan mekanı olan dünya hayatında, çeşitli inançlara sahip olan, hatta hiçbir inanca sahip olmayan kişiler de olacaktır. Samimi inanan insanlar, bu insanların tümünün Allah katında bir kader ve bir hikmet üzere bu şekilde yaratıldıklarının bilincindedir. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir. (Maide Suresi, 48)
Kuran'da Kafirun Suresi'nde ise Peygamberimize (sav) şu sözleri söylemesi buyrulur:
Bizi başka hiçbir duaya muhtaç eyleme. Ey Rabbim! Resulünü her an anışımızdan haberdar et. Bizim idrak ve telaffuz edemediğimiz ve asla edemeyeceğimiz senin sonsuz merhametinle razı olacağın güzellikte ve adette selâtu selam eyle... Amin!
Selamünaleyküm Rüyamda dedilerki Peygamber efendimizi görseydinde mi dua ederdin görmedendemi dua ederdin tabiki görmeden dua ederdim görmiyeceğimi bildiğim için o zaman şu merdivenden çık dediler merdivenleri çıkarken yanımda küçük çocuklar var birde kuş görüyorum cennetten gelmiş hiç kaçmıyor onu seviyorum
Karadenizin küçük bir ilçesinde geçmiş zaman içinde iki tane cami vardı...
Caminin birine ilçenin doğu kısmında yerleşmiş solcu kesim, diğerine ise batı yakasında yerleşik olan muhafazakar kesim gider ve birbirlerinin camilerini asla kullanmazlardı...
Bir ikindi ezanı okunurken dükkanı içinde çalışmakta olan usta çırağına seslenerek "bak bakayum, hangi camide okunayi" diye sordu... Çırak dışarı doğru biraz uzandı ve döndü "onların cami usta" diye cevap verdi...
Ustası "haa tamam, aziz Allah diyecedum az kalsın" dedi...
Ne yapardiniz? Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
Yine de okuyun. Sorum şu: Aynı kararı siz verir miydiniz?
Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
gereken şeyler nerede?'
Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.
Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'
Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:
Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.
Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.
Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.
Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.
Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.
Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.
Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.
Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'
Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'
Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.
'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.
Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.
Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.
Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.
Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.
Şimdi iki seçeneğiniz var:
1. Delete (Sil)
2. Forward (İlet)
Zilhicce ayı, Eşhür-u Hurum'dan (Hürmetli aylar) olup, içerisinde İslam'ın beş esasından biri olan Hac farizasının ifa edildiği çok kıymetli bir aydır.
Bu ayın ilk on gününde yapılan ibadetler, katında çok makbuldür. Resullullah Efendimiz (S.A.V.), bir Hadis-i Şerif'lerinde; " katından Zilhicce'nin ilk on günü yapılan ibadetlerden daha kıymetli hiçbir amel yoktur" buyurdu.
Ashab-ı Kiram: "Ya Resullallah! yolunda yapılan cihat da mı, Zilhicce'nin ilk on gününde yapılan ibadetten daha değildir" dediler.
Resullallah Efendimiz (S.A.V.), "Evet o da daha makbul değildir. Ancak canını ve malını ortaya atarak cihada çıkıp, sonra geriye dönmeyenin (şehit olanın) cihadı ondan daha sevgilidir" buyurdu.
Diğer bir Hadis-i Şerif'te, " katında Zilhicce'nin ilk on gününden daha faziletli hiçbir gün ve o günlerde yapılan amellerden daha sevimli hiçbir amel yoktur. Bu sebeple o günlerde, "La ilahe İllallah" demeyi, tekbiri ve 'ı (c.c.) zikretmeyi çoğaltınız. O günlerden bir gün oruç tutmak bir sene oruç tutmaya denktir. O günlerde yapılan amel 700 misli katlanır."
İslam büyükleri, bu gibi özel günlerde, bol bol tevbe istiğfar-şükür (estağfirullah-elhamdülillah) çekilmesini, Peygamber Efendimize (S.A.V.) salavat okumasını, La İlahe illallah ve isimlerin okumak gerektiğini ve Kur'an- Kerim okunmasını, eğer bilinmiyorsa İhlas Suresi'nin okunmasını tavsiye etmişlerdir.