jickata

jickata

Üye
26.09.2009
Çavuş
2.183
Hakkında

#14.05.2011 17:52 0 0 0
  • Resulullah (sav) buyurdular ki: "Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır." Orada bulunanlardan biri: "O gün sayıca azlığımızdan mı?" diye sordu: "Hayır," buyurdular. "Bilakis o gün siz çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!" "Zaaf da nedir ey Allah'ın Resulü?" denildi. "Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!" buyurdular. "
    Kaynak: Ebu Davud, Melahim 5, (4297)
#14.05.2011 17:46 0 0 0
  • Super Police Racing 1.0

    noimage

    Super Police Racing 3D yarış oyunudur.

    Sun City' in fütüristik sokaklarında özel polis birimi oalarak suçun peşine düşün.

    16 görevi tamamlayın ve şehri suçlardan temizleyin.

    Dil:
    İngilizce

    Lisans:
    Tam sürüm
    Kısıtlamalar:
    Kısıtlama yok
    İşletim sistemi:
    Win XP/Windows Vista/Win 2000/Windows 7
    Gereksinimler:
    CPU Pentium 1500 MHz or higher, 512MB RAM, Video 64MB or above
    Dosya boyu:
    47.6MB
    Kontrol toplamı:
    e62bb0a58e6d247001f1d7e279a048c4


    http://www.multiupload.com/F8XNF4LV3F
#14.05.2011 17:05 0 0 0
#13.05.2011 06:26 0 0 0
#13.05.2011 06:19 0 0 0
  • Yaratmak Allah'a mahsustur

    Reformcu yazar, (Yaratıcı insan, yaratıcı akıl ve yaratıcı düşünce) tabirlerine yer veriyor.CEVAP
    Eğer Kur'an ve Sünnet esas alınsaydı, böyle dine aykırı tabirler kullanılmazdı.

    Allahü teâlâ diridir, bilir, işitir, görür, diler, güçlüdür, konuşur. Bu sıfatlardan, sınırlı da olsa, insanlara da ihsan etmiştir. Yani sınırlı da olsa, insan da diridir, bilir, işitir, görür, diler, gücü vardır, konuşur, fakat yaratma sıfatında ortaklık yoktur. Allah her şeyi yaratır, fakat insan bir karıncayı, bir buğday tanesini veya bir hücreyi bile yaratamaz. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Allahü teâlâ buyuruyor ki: "Benim yarattığım gibi bir şey yapmaya kalkandan daha zalim kim vardır? Haydi, bir habbe, bir zerre veya bir arpa yaratsınlar.") [Buhari, Müslim]

    (Allah, her sanatkârın ve sanatının yaratıcısıdır.) [Buhari]

    Demek ki, sanatkârın yaptığı şeyleri yaratan da Allah'tır. Yaratmak Allahü teâlâya mahsustur. İcat etmek de yoktan yaratmaktır. Bilim adamları, yoktan bir şey meydana getiremezler, sadece Allah'ın koyduğu fizik, kimya ve biyoloji kanunları ile bulurlar. Buna da yaratmak denmez, keşfetmek, bulmak denir.

    Yaratmak, yoktan var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Bir âyet-i kerime meali:
    (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah'tır.) [Saffat 96]

    Yazar, âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri ve bunları açıklayan hakiki İslam âlimlerini esas almadığı için, böyle yanlış üstüne yanlışlar yapıyor.

    Allah'ın ortaklığı
    Reformcudiyor ki:
    (Bir şirket, yaptığı reklamda (Ortaklarımızdan biri Allah'tır) diyor. Bu şirket, yolsuzlukla iflas etse, ortakları olan Allah da iflas etmiş olmaz mı?)
    CEVAP
    Ortaklarımızdan biri Allah'tır demenin hiçbir mahzuru yoktur. Bir hadis-i şerif meali:
    (Allahü teâlâ buyurdu ki: "Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe, iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri diğerine ihanet etti mi, ben ortaklıktan çekilirim.") [Ebu Davud]

    Görüldüğü gibi şirket yolsuzluk yaparsa Allahü teâlâ ortaklıktan ayrılıyor. Hâşâ yolsuzluğa Allahü teâlâ ortak olmuyor. Reformcu, hep olaylara ters bakıyor, bilip bilmediği her şeye burnunu sokuyor.

#12.05.2011 06:06 0 0 0
#12.05.2011 05:57 0 0 0
  • noimage



    Günün Ayet-i Kerimesi



    بِسْـــــــــــــــــــــ ـمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم



    " Bismillahirrahmânirrahîm"



    "Nice sevmediğiniz şeyler vardır ki, o sizin için hayırlı olabilir.Ve nice sevdiğiniz şeyler vardır ki, sizin için şerli olabilir"

    Bakara 2/216
#12.05.2011 05:51 0 0 0
#11.05.2011 06:26 0 0 0
  • Günün Hadis-i Şerifi




    Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...




    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (SallAllahu Aleyhi ve Sellem)

    (Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

    Tirmizî, Birr, 36



    noimage
#11.05.2011 06:08 0 0 0
#11.05.2011 04:55 0 0 0
  • Mekke'deki Zamazemah United Office, her gün 594 bin litre zemzemi damacanalara doldurup Harem-i Şerif'te hac için gelenlerin konakladığı ev ya da otellere ücretsiz dağıtıyor. Zamazemah United Office'in başkanı Süleyman İbn-i Salih Ebu Galye, bayrağı babasından devralmış. Galye, ALLAH'ın misafirleri hacılara hizmet etmek için herkesin yarış halinde olması gerektiğini söylüyor.

    'Su gibi aziz ol' sözünün çıkış noktası nedir bilinmez ama sırlarla dolu tarihi ile zemzem bu hitaba çok manidar bir örnek. En değerli hac hediyesi... Küçük bakır fincanlarda ikram edilen Besmele ile kıbleye yönelerek üç yudumda içilen zemzem çok sayıda araştırmaya rağmen bugün bile merakları celbediyor.

    Hz. Hacer'in oğlu İsmail'e su bulma ümidi ile Safa ile Merve tepeleri arasındaki samimi arayışının karşılığında ilahi bir lütufla yeryüzüne çıkmış olsa da zemzemin dünya gözü ile bulunamayan kaynağı, modern bilimin dikkatini çekmeye devam ediyor. Bir dönem Mekke'deki Zemzem Araştırmaları ve Geliştirmeleri Enstitüsü'nde yöneticilik yapan Profesör Zekai Şen'in şu sözlerinden etkilenmemek mümkün mü: "Arap Yarımadası'nın en kurak vadisinde bu kalitede ve bollukta bir suyun 1,5 metre çapında bir kuyudan çıkması tam bir mucize. Zemzemi araştırdıkça imanım arttı. Zira bilimin açıklayamadığı çok şey var. "

    Kâbe'nin 14,5 metre yanında, Hacerü'l-Esved ile Makam-ı İbrahim arasında kalan zemzem kuyusu izdiham olduğu için kapatıldı. Kuyudan çıkan su borularla Kuday bölgesine, oradan da dolum tesislerine pompalanıyor. Suud yönetimi zemzemin sadece hacılara ikram edilmesine izin veriyor. Bu amaçla kurulan Zamazemah United Office her gün 594 bin litre zemzemi damacanalara doldurup umre ya da hac için gelenlerin konakladığı ev ya da otellere ücretsiz dağıtıyor. Şirkette 1.100 kişi çalışıyor. Zemzemin para ile satılması yasak. Hatta dolum tesislerinde görevli personel de zemzem içemiyor. Dışarıdan parayla aldıkları şişe suyunu içiyorlar. Otellerde 20 riyale satılmasına da şöyle izahat getiriliyor: "Su için para alınmıyor. Bidon ve taşıma ücretidir o."

    Zamazemah United Office'te çalışan 1.100 kişinin zemzem içmesi yasak.

    Gümrükte hacıların belli miktardan fazla zemzem geçirmesine izin verilmiyor. Zamazemah United Office'in İdare Meclisi Başkanı Süleyman İbn-i Salih Ebu Galye, hacılara Cidde Havalimanı'nda zemzem ikram etmek için çalışmaların sürdüğünü söylüyor. Galye, kuyu hakkında şu bilgileri de veriyor: "1981'de kuyunun incelenmesi için bir ekip görevlendirildi ve çalışmaları kamera ile kaydedildi. Görüntülerde zemzem kuyu duvarının sağ ve solunda iki delikten fışkırıyor. Ötesi yok ama. Ne kadar su çeksek eksilme olmuyor. Kuyu yosun tutmuyor. Ziyarete açıkken hacılar içine madeni para vs. atardı. Her yıl Şaban ayının 15. gününde kuyu taşar, bu yabancı cisimleri dışarı atardı. Onun dışında hiç taşmazdı. Şimdi bu olay da tekerrür etmiyor. Kendi kendini temizliyor kuyu. Biz hiçbir müdahalede bulunmuyoruz." Galye, 'Zemzem terleme yolu ile vücuttan atıldığı için böbreklerde tembellik yapıyor' şeklindeki görüşlere katılmıyor. Peygamber Efendimiz'in "Yeryüzünün en hayırlı suyu zemzemdir. Onda her türlü hastalığa şifa vardır." sözlerini de ekliyor. Çok tüketildiği için suyun kesileceğine ihtimal vermeyen Galye, "Cennet ırmaklarından bir ırmak olan zemzem yeryüzünde en son kuruyacak olan sudur." diyor.

    Zemzem bir kez kurudu

    Bugün zemzem kuyusu olan yerde su arayan Hacer'in Cebrail'i gördüğü belirtilir. Cebrail bulunduğu yeri kazmaya başlayınca berrak bir su çıkar. Hazreti Hacer, suyu havuz gibi yapar, içer ve kırbasını doldurur. Doldurdukça su kaynamaya devam eder. İçtikçe de susuzluğu ve açlığı gider. 'Dur' anlamına gelen 'zemzem' der. Hatta Peygamber Efendimiz'in, Hazreti Hacer öyle demeseydi şimdi bir zemzem nehri olacağını söylediği belirtilir. Hacer validemizin suyun başında kaç gün, kaç ay geçirdi bilinmez ama Şam'dan dönen Yemenli Cürhüm Kabilesi'nin; yol üzerindeki -daha önceden su ve hiçbir canlının bulunmadığını bildikleri - o vadiden geçerken Hacer'i ve oğlunu görüp oraya yerleştikleri söylenir. ALLAH'ın emirleri yaşanmaz olunca su kurur. Tâ ki Hz. Muhammed'in dedesi Abdülmuttalip rüyasında kuyunun yerini görene ve zemzemi tekrar çıkarana dek...

    Zemzem hakkında bilmediklerimiz

    Avrupa'da yapılan laboratuvar çalışmalarına göre zemzem diğer sulara nazaran çok daha az kükürt taşırken, çok daha besleyici ve daha fazla mineral barındırıyor.

    Kaynağı gelişen teknolojiye rağmen hâlâ bulunamadı. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve denize 80 km uzaklıkta. 'Kaynağın belli olmamasına karşın yüzyıllardır suyunun bitmemesi, kurumaması' zemzemin mucizevi yönüne bağlanıyor.

    Kim ne niyetle içerse muradına eriyor. Açlığını gidermek için içen açlığını, susuzluğunu gidermek isteyen susuzluğunu zemzem ile giderir.

    1,5 metre derinliğindeki bir kuyudan çıkıyor ve hac mevsiminde günde 594 bin litre tüketiliyor.

    Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporlarına göre en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri.

    Amerika'da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek su zemzem. Yani mikrobik hastalıklara karşı etkili olan florürleri barındırıyor.

    Bir başka özelliği ise kalsiyum ve magnezyum tuzlarının oranının yüksekliği. Bu ise yorgun insanların yüzlerine sürdükleri zaman neden ferahladıklarını izah ediyor.

    Alman kimyacılar, normal bir su ile karıştırıldığında baskın gelip bütününü mayalanma özelliği ile zemzeme çevirdiğini belirtiyorlar.
    .
    alıntı
#10.05.2011 17:54 0 0 0
  • Aşağıda vermeye çalıştığımız yazılardan da anlaşılacağı üzere;

    Hz.İsa ve Hz.Mehdi a.s mı bu isimleriyle beklemenin ne kadar yanlış ve yanıltıcı olduğunu açıklamaya çalışalım.

    Mehdi ve İsa a.s'mın bu isimleri ilahi takdir gereği gizli tutulmuştur. Bu gizlilik aynen Deccal içinde geçerlidir. Bu üç zaatın bu isimleriyle bilinebilmesi mümkün değildir
    .
    Peygamber Efendimiz (s.a.v) den sırren sadır olan Hadisi Şerifte;
    Mehdi ile İsa'yı (Deccal'ı) kimse bilemeyecek. Mehdi a.s kimin kalp penceresini açarsa onlar bilecek.

    Yine sırren sadır olmuş Evliyaullahın sözlerinden;

    "Dünya kurulduğundan beri kendisini en iyi gizleyebilen Allah dostu . falan zaattır (İsa a.s) dır."

    Aşağıdaki yazı dizisinde ifade edildiği gibi; kim neyi kimi neye göre bekliyor?
    1940'lı yıllarda Süleyman Hilmi Tunahan K.S Hazretleri şöyle buyurmuştu;

    "Bu zamanda insanlarıda aynen o zamanın Nasara ve Yahudileri gibi konuşurlar. Ah bize bir irşad edici gelse de biz de irşada kavuşsak derler. Halbuki irşad edici ayaklarına gelmiştir. Hiç uyanıp istifade yollarını aramazlar. İrşad olmak için gelip feyz almazlar. Bilakis tefrikaya düşerler, bu irşad edici olamaz derler."


    Bu perspektiften baktığımız zaman insanlarının beklemekliklerinin ne kadar boş anlamsız olduğunu anlayabiliyoruz.

    Peki bu durumda insanlar ne yapacak birilerini beklemekten mi vazgeçecek?
    Bir sonraki yazımızda Mehdi ve İsa a.s hatta deccal'ın vasıflarından bahsedeceğim. Bu bahislerle insanları bir nebze aydınlatıp nasibi olan insanların doğru yolu bulmalarına vesile oluruz inşallah.

    Hadisi Şerifte buyrulduğu gibi;

    "Kimki bildiğiyle ihlasla amel ederse Hz.Allah ona bilmediklerini öğretir."
#10.05.2011 17:43 0 0 0
  • Hazreti İsâ ve Mehdi neden asla "gelmeyecek"?

    "Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah'ın o günü uzatıp, Allah Rasûlü'nün adını taşıyan birinin çıkacağı, ahlakı yönüyle Rasûlullah'a benzeyeceği ve yeryüzünü adaletle dolduracağı" hadislerle bildirilmiş Zira, "Deccâl'ın çıkacağı ve İsâ aleyhisselam tarafından öldürüleceği" de
    Hadislerle sabit "çıkacakları"

    Bazıları aynı kişi, bazıları farklı kişiler diye yorumlamışlar
    Ahir zaman alâmetlerinden
    İnanıyoruz! Kimimize göre "gelecekler", kimimize göre "gelmiş olmalılar"!..
    Ama şöyle kendimize birkaç dakika ayırıp sakin kafayla düşünelim:
    "Gelişlerini" nasıl hayal ediyoruz?
    Nasıl "gelecekler"?

    "Geldiklerini" insanlar nereden anlayacaklar?
    Nasıl tanıyacağız veya nasıl kabul edeceğiz onları?
    Hobi olarak değil de ciddi olarak ilgileniyorsak bu gerçeklerle ve bu yaşamın ciddiyetinin farkında isek, sorgulamamız, çözmemiz gerekmez mi anlatılanları, neler yaşayacağımızı veya yaşamakta olduğumuzu?..
    Nasıl gelecekleriyle ilgili kafamızdaki muhtemel senaryoları baştan aşağı şöyle bir gözden geçirelim! Her birini seyredelim
    Bakalım Ne bekliyoruz?.. Nasıl olmasını bekliyoruz?..
    Bu oluşların sistemi nasıl?.. Neler olabilir, neler olamaz?
    Sihirli bir değnekle bir takım olağanüstü oluşlarla mı "gelecekler"? Yaşadığımız sisteme Allah'ın müdahalesi mi olacak o arada? Allah'ın müdahalesi ve doğaüstü mucizeleri olmadan olmaz mı bu işler?..
    Yoksa, değişmez sünnetullah, Allah sistem ve düzeni işlemeye devam mı edecek her zaman olduğu gibi kesintisiz? Tıpkı Rasûllerin geçmiş zamanlarda yaşadıkları gibi mi yaşanacak önümüzdeki süreçler de, günümüz realitelerinde?

    Her yiğidin yüreğinde bir aslan yatmakta Bazı Müslümanlar, imanlarından "emin" bir şekilde gönül rahatlığıyla arkalarına yaslanmış bekliyorlar, sadık "taraftar" edâsıyla, hazır Bazısı, mecazların kafasında yarattığı senaryolara ihtimal vermiyor ve inkâr yolunu seçerek rahata çıktığını varsayıyor Bazısı da nasılsa Allah'ın bileceği iş diye uzaktan izlemeyi yeğliyor

    Molla kılığında gelmelerini bekleyenler var Derviş edâsıyla gelmelerini bekleyenler var Eli kılıçlı beyaz at üstünde gelmelerini bekleyenler var Gökten uçarak yeryüzüne ineceklerini bekleyenler var Acaba inişleri kameralarla kaydedilecek mi diye, merak edenler de!.. Önceden haber verilmez ve kaydedilmez de gözden kaçarsa ne olacak, durum dünyaya nasıl açıklanacak?
    Geldiklerinde eskisi gibi, bir meydanda insanları toplayarak birşeyler mi anlatacaklar?.. Ya da bir mabetten veya kürsüden vaaz vermeye mi başlayacaklar cemaate?.. Yoksa daha güncel bir yöntemle, örneğin bir televizyon kanalının haber saatinde "ben geldim" mi diyecekler? Ya da, her nasılsa, başka bir yol mu izleyecekler?..
    Allah Rasûlü Muhammed aleyhisselâmın bildirdiklerinin gerçekleşeceğine inanıyorsak ve gerçeklere kör kalmak istemiyorsak, sanırım ondan bize ulaşan bilgileri ciddi biçimde sorgulamak ve anlamak durumundayız Dillendirildikleri günün koşullarıyla sınırlayarak değil, "günümüz gerçeklerine göre"

    O halde, bugünün dünyası gerçekliğinde düşünmeye başlayalım bunları!
    Eğer bunu başarabilirsek, ilk önce şunu farkederiz:

    Hazreti İsâ ve Mehdi asla "gelmeyecek", hayal edildiği gibi; asla
    Bunu iyi düşünelim ve nedenini sorgulayalım

    Neden?..
#10.05.2011 17:35 0 0 0
  • ALTINCI MES'ELE



    [Risale-i Nur'un çok yerlerinde izahı ve kat'i hadsiz hüccetleri bulunan İman-ı Billâh rüknünün binler küllî bürhanlarından bir tek bürhana kısaca bir işarettir.]

    Kastamonu'da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. "Bize Hâlikımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar" dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusiyle mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlikı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.

    Meselâ: Nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir. Öyle de, Küre-i Arz eczahanesinde bulunan dörtyüzbin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki ziyahat macunlar ve tiryaklar cihetiyle, bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde- okuduğunuz fenn-i tıp mikyasiyle- Küre-i Arz eczahane-i kübrasının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelâl-i hattâ kör gözlere de gösterir, tanıttırır.

    Hem, meselâ: Nasıl bir hârika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşları basit bir maddeden dokuyor; şeksiz, bir fabrikatörü ve meharetli bir makinisti tanıttırır. Öyle de, Küre-i Arz denilen yüzbinler başlı, her başında yüzbinler mükemmel fabrika bulunan bu seyyar makine-i Rabbaniye ne derece bu insan fabrikasından büyükse, mükemmelse, o derece de - okuduğunuz fenn-i makine mikyasiyle- Küre-i Arz'ın ustasını ve sahibini bildirir ve tanıttırır.

    Hem meselâ: Nasılki, gayet mükemmel binbir çeşit erzak, etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş depo ve iaşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iaşe ve erzak malikini ve sahibini ve memurunu bildirir. Öyle de, bir senede yirmidört bin senelik bir dairede muntazaman seyehat eden ve yüzbinler ve ayrı ayrı erzak isteyen taifeleri içine alan ve seyehatiyle mevsimlere uğrayıp, baharı bir büyük vagon gibi, binler ayrı ayrı taamlarla doldurarak, kışta erzakı tükenen biçare zîha-

    (Sh:Asâ.23)

    yatlara getiren ve Küre-i Arz denilen bu Rahmanî iaşe anbarı ve bu sefine-i Sübhâniyye ve binbir çeşit cihazatı ve malları ve konserve paketleri taşıyan bu depo ve dükkân-ı Rabbanî, ne derece o fabrikadan büyük ve mükemmel ise, -okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i iaşe mikyasiyle- o kat'iyette ve o derecede Küre-i Arz deposunun sahibini, mutasarrıfını, müdebbirini bildirir; tanıttırır, sevdirir.

    Hem nasılki: Dörtyüzbin millet içinde bulunan ve her milletin istediği erzakı ayrı ve istimal ettiği silâhı ayrı ve giydiği elbisesi ayrı ve talimatı ayrı ve terhisatı ayrı olan bir ordunun mu'cizekâr bir kumandanı, tek başıyla bütün o ayrı ayrı milletlerin ayrı ayrı erzaklarını ve çeşit çeşit eslihalarını ve elbiselerini ve cihazatlarını, hiçbirini unutmıyarak ve şaşırmıyarak verdiği o acîp ordu ve ordugâh, şüphesiz, bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir. Aynen öyle de, zemin yüzünün ordugâhında ve her baharda yeniden silâh altına alınmış bir yeni orduyu Sübhânîde nebatat ve hayvanat milletlerinden dörtyüz bin
    nev'in çeşit çeşit elbise, erzak, esliha, tâlim, terhisleri gayet mükemmel ve muntazam ve hiç birini unutmıyarak ve şaşırmıyarak bir tek kumandan-ı âzam tarafından verilen Küre-i Arzın bahar ordugâhı, ne derece mezkûr insan ordu ve ordugâhından büyük ve mükemmel ise, -sizin okuyacağınız fenn-i askerî mikyasiyle- dikkatli ve aklı başında olanlara o derece Küre-i Arz'ın Hâkimini ve Rabbini ve Müdebbirini ve Kumandan-ı Akdesini hayretler ve takdislerle bildirir. Ve tahmid ve tesbihle sevdirir.

    Hem nasılki: Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektirik lâmbaları ve fabrikası şeksiz, bedahetle elektiriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu'cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır; yaşasınlar ile sevdirir. Aynen öyle de, bu âlem şehrinde dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı kozmoğrafyanın dediğine bakılsa, Küre-i Arz'dan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş def'a sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor; birbirine çarpmıyor sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor.

    Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre, Küre-i Arz'dan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafirhane-i Rahmaniyyede bir lâmba ve soba olan güneşimizin yanmasının devamı için her gün Küre-i Arz'ın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin arz kadar odun yığınları lâzımdır ki sönmesin. Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gazyağsız, odunsuz, kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı, ışık parmaklariyle gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektirik lâmbaları ve idareleri ne derece


    (Sh:Asâ.24)
    o misalden daha büyük, daha mükemmeldir. O derecede -sizin okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i elektrik mikyasiyle- bu meşher-i âzam-ı kainatın Sultanını, Münevvirini, Müdebbirini, Sâniini, o nuranî yıldızları şahit göstererek tanıttırır. Tesbihatla, takdisatla sevdirir, perestiş ettirir.

    Hem Meselâ, nasılki; bir kitap bulunsa ki: Bir satırında bir kitap ince yazılmış ve herbir kelimesinde ince kalemle bir sûre-i Kur'âniye yazılmış, gayet mânidar ve bütün mes'eleleri birbirini te'yid eder ve kâtibini ve müellifini fevkalâde meharetli ve iktidarlı gösteren bir acîp mecmua, şeksiz, gündüz gibi kâtip ve musannifini kemâlâtıyla, hünerleriyle bildirir, tanıttırır. Mâşâallah, Bârekâllah cümleleriyle takdir ettirir. Aynen öyle de: Bu kâinat kitab-ı kebîri ki, bir tek sahifesi olan zemin yüzünde ve bir tek forması olan baharda, üçyüzbin ayrı ayrı kitaplar hükmündeki üçyüzbin nebatî ve hayvanî taifeleri beraber, birbiri içinde, yanlışsız, hatâsız, karıştırmayarak, şaşırmıyarak, mükemmel, muntazam ve bazen ağaç gibi bir kelimede bir kasideyi; ve çekirdek gibi bir noktada bir kitabın tamam bir fihristesini yazan bir kalem işlediğini gözümüzle gördüğümüz bu nihayetsiz mânidar ve her kelimesinde çok hikmetler bulunan şu mecmua-i kâinat ve bu mücessem Kur'an- Ekber-i Âlem, mezkûr misaldeki kitaptan ne derece büyük ve mükemmel ve mânidâr ise, o derecede -sizin okuduğunuz fenn-i hikmet-ül eşya ve mektepte bilfiil mübaşeret ettiğiniz fenn-i kıraat ve fenn-i kitabet geniş mikyaslariyle ve dûrbin gözleriyle- bu kitab-ı kâinatın Nakkaşını, Kâtibini hadsiz kemâlâtıyla tanıttırır. Allahü Ekber cümlesiyle bildirir. Sübhanâllah takdisiyle tarif eder. Elhamdülillâh senâlarıyla sevdirir.

    İşte bu fenlere kıyasen, yüzer fünundan herbir fen, geniş mikyasiyle ve hususî aynasiyle ve dûrbinli gözüyle ve ibretli nazariyle bu kâinatın Hâlik-i Zülcelâlini esmasiyle bildirir. Sıfâtını, kemâlâtını tanıttırır.

    İşte bu muhteşem ve parlak bir bürhan-ı Vahdâniyet olan mezkûr hücceti ders vermek içindir ki; Kur'an-ı Mûcizü'l-beyan çok tekrar ile en ziyade خَلَقَ السَّموَاتِ وَاْلاَرْضِ ve رَبُّ السَّموَاتِ وَاْلاَرْضِ âyetleriyle Hâlikımızı bize tanıttırıyor; diye o mektepli gençlere dedim. Onlar dahi tamamiyle kabul edip tasdik ederek «Hadsiz şükür olsun Rabbimize ki; tam kudsi ve ayn-ı hakikat bir ders aldık. Allah senden razı olsun." dediler!

    Ben de dedim: İnsan binler çeşit elemler ile müteellim ve binler nev'i lezzetler ile mütelezziz olacak bir zîyahat makine ve gayet derece acziyle beraber hadsiz maddî, mânevî düşmanları ve nihayetsiz fakriyle beraber hadsiz zâhirî ve bâtinî ihtiyaçları bulunan ve mütemadiyen zeval ve firak tokatlarını yiyen bir bîçare mahluk iken, birden îman ve ubûdiyetle böyle bir Padişah-ı Zülcelâle intisab edip bütün düşmanlarına karşı bir


    (Sh:Asâ.25)
    nokta-i istinad ve bütün hâcatına medar bir nokta-i istimdad bularak herkes mensup olduğu efendisinin şerefiyle, makamiyle iftihar ettiği gibi, o da böyle nihayetsiz Kadîr ve Rahîm bir Pâdişâha îman ile intisab etse ve ubûdiyetle hizmetine girse ve ecelin idam ve ilânını kendi hakkında terhis tezkeresine çevirse ne kadar memnun ve minnettar ve ne kadar müteşekkirâne iftihar edebilir kıyas ediniz.

    O mektepli gençlere dediğim gibi musibetzede mahpuslara da tekrar ile derim: Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır. Hattâ bir bahtiyar mazlum idam olunurken bedbaht zalimlere demiş: "Ben idam olmuyorum. Belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat, ben de sizi idam-ı ebedi ile mahkûm gördüğümden sizden tam intikamımı alıyorum." لآاِلهَ اِلاَّ اللّهُ diyerek sürur ile teslim-i ruh eder.

    سُبْحَانَكَ لا عِلْمَ لَنَا اِلا مَا عَلّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَليمُ الْحَكيمُ


    * * *


#10.05.2011 17:29 0 0 0
#10.05.2011 06:22 0 0 0
#09.05.2011 05:38 0 0 0
#08.05.2011 19:45 0 0 0
  • PES 2011 Turkce Spiker Extreme Patch

    noimage

    ExTReme11 Genel Özellikler


    1- Türkçe Spiker

    2- Türkçe Stadyum Anonsları

    3- Geliştirilmiş Ses Efektleri

    4- Kaliteli Tezahüratlar

    5- exTReme11' e Özel Menü Ses Efektleri

    6- Güncel Menü Müzikleri

    7- Yapay Zekası Geliştirilmiş Yumuşak Oynanış

    8- Her Sistemde Sorunsuz Oynanış

    9- Oyundan Atma Sorunu Yok

    10- Kaliteli Grafikler

    11- S.T.S.L, Bank Asya ve Bundesliga

    12- Tüm Takımların En Güncel Transferleri ve Kadroları

    13- En Güncel ve Kaliteli Oyuncu Yüzleri

    14- Beş Büyük Takımın Stadyumları

    15- Bank Asya Takımlarının Çoğunun Stadyumları (Edit)

    16- Büyük Takımların Stada Giriş ve Gol Sonrası Stad Müzikleri

    17- Kaliteli Oyun İçi Grafikler

    18- Hava Şartlarında Kar ve Yağmur Seçenekleri

    19- HD Stadyum Çimleri

    20- Geliştirilmiş Maç Atmosferi

    noimage





    KURULUM VİDEOSU



    http://linksave.in/11577888784dc4b72ebb4f8



#08.05.2011 19:02 0 0 0