1. 'Her işittiğini söylemek, kişiye yalan olarak yeter.' (Müslim, İman 3)
2. 'İki özellik vardır ki bunlar bir mü'minde bulunmaz: Cimrilik ve kötü ahlâk.' (Tirmizî, Birr 41)
3. 'Kuvvetli mü'min Allah katında zayıf mü'minden daha hayırlıdır.' (Müslim, Kader 8)
4. 'Hiç kimse öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesin.' (Müslim, Akdiye 16)
5. 'Allah'ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım!' (Müslim, Zikir 50)
6. 'Müslüman evlerinin içinde en hayırlı ev, içinde yetime bakılan evdir. Müslümanların evlerinin içinde en kötü ev, içinde yetime kötülük yapılan evdir.' (İbni Mâce, Edeb 6)
7. 'Hiçbir kimse kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir.' (Buhârî, Büyu' 15)
8. 'Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme!' (Müslim, Birr 144)
9. 'Hikmet ve ilim mü'minin yitik malıdır. Onu nerede bulursa alır.' (Tirmizî, İlim 19)
10. 'Yumuşak davranamayan kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış sayılır.' (Müslim, Birr 74)
11. 'Kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, kişinin iyi Müslüman oluşundandır.' (Tirmizî, Zühd 11)
12. 'Allah, sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. O, sadece sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.' (Müslim, Birr 33)
13. 'Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.' (Tirmizî, Kıyame 49)
14. 'Nerede olursan ol, Allah'a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün ardından bir iyilik yap ki bu, onu yok etsin; insanlara karşı güzel ahlâkın gereğine göre davran.' (Tirmizî, Birr 55)
15. 'İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olmazsınız.' (Müslim, İman 93)
17. 'Mazlumun duası ile Allah arasında bir perde yoktur. Bedduasını almaktan sakının.' (Buhârî, İman 4)
18. 'Ey insanlar! Takat getireceğiniz işleri yapın. Zira siz (dua ve ibadet etmekten) usanmadıkça Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah'a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.' (Buhârî, İman 16)
20. 'Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.' (Tirmizî, İlim 14)
21. 'Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.' (Tirmizî, Birr 33)
22. 'Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir Müslümanın, (din) kardeşi ile üç günden fazla dargın durması helal olmaz.' (Buhârî, Edeb, 57-58)
23. 'İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.' (Müslim, Fedail 66)
25. 'Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Rasulü'nün sünneti.' (Muvatta, Kader 3)
26. 'İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer; şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.' (Müslim, Vasiyet 14)
27. 'Her dinin (mensuplarının) kendine özgü (ağır basan) bir ahlâkı vardır. İslam (ın mensuplarının ağır basan) ahlâkı, hayâdır.' (İbni Mâce, Zühd 17)
28. 'Mü'min ülfet sahibidir. Ülfet etmeyen (insanlarla kaynaşmayan) ve ülfet edilmeyen (kendisiyle kaynaşılmayan) kişide hayır yoktur.' (Ahmed b. Hanbel, II / 400)
29. 'Boş işlerle uğraşmaktan uzak durması, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.' (Tirmizî, Zühd 11)
30. 'Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. Mü'min ise insanların canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir.' (Tirmizî, İman 12)
31. 'Müslüman kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter.' (Müslim, İman 164)
32. 'Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz.' (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III / 198)
33. 'Allah'ın rızası, anne babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.' (Tirmizî, Birr 3)
34. 'Bir kul, dünyada başka bir kulun ayıbını örterse kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter.' (Müslim, Birr 72)
35. 'İki nimet vardır ki insanların çoğu, bu nimetleri değerlendirmekte aldanmıştır: Sağlık ve boş vakit.' (Buhârî, Rikak 1)
Her yıl 700 bin vatandaşın Hacı olmak için Diyanet İşleri Başkanlığı'na müracaat ettiği, 300 bin kişinin Umre'ye gittiği Türkiye'de Hac ve Umre turizmi sektörü 2. Fuarın kapılarını İstanbul Feshane'de açıyor. Feshane'de 14-16 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek fuara, Hac ve Umre organizasyonu düzenleyen acenteler, Mekke ve Medine otelleri, Türkiye'den oteller ve termal oteller, finans kurumları, hava yolu şirketleri ile birlikte 68 firma katılıyor. Fuarı ziyaret edenler, 50 yıl öncesine ait gerçek Kâbe örtüsünü de görme imkânı bulacaklar. Her gün 10.00-19.00 saatleri arasında açık olacak fuarda her gün Mehter gösterileri yapılacak. Ziyaret edenler arasından çekilişle 3 kişinin ücretsiz Umre'ye gönderileceği fuar, Pazar akşamı saat 19.00 da sona erecek. Geçen sene 40 bine yakın kişinin ziyaret ettiği fuarı bu sene 45 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.
Kur'ân-ı Kerim, ümmi bir topluluk içinde, ümmi olarak yetişen Allah Rasûlü'ne nazil oluyordu. Dolayısıyla Hz. Peygamber'in en fazla önem verdiği işlerin başında, kendisine inen vahyi muhafaza etmek ve aynı zamanda başkalarına ulaştırmak geliyordu. Nitekim O da bunu yapıyordu. Yani öncelikle kendisi iyi bir şekilde onu ezberliyor, sonra da etrafındaki kimselere ulaştırıyordu. Şu âyet, bahsettiğimiz bu gerçeği dile getirmektedir.
"O, ümmiler arasından, kendilerinden olan bir elçi gönderdi. Bu Elçi onlara Allah'ın âyetlerini okur, onları inançlarına ve davranışlarına bulaşmış kirlerden arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Halbuki daha önce belli ve kesin bir sapıklık içinde idiler."
Rasûlullah, kendisine gelen vahyi ezberleme ve onu muhafaza etme konusunda son derece hırslıydı. Cibril tarafından kendisine getirilen vahyi kaçırırım endişesiyle bu konuda çok acele davranıyor, bunun için de dilini hemen hareket ettiriyordu. Hz. Peygamber'i çok zor durumda bırakan bu hal, Cenâb-ı Hakk'ın bu konudaki şu teminatıyla son bulmuş oldu:
"Sana vahyedileni unutmamak ve hemen anında bellemek için dilini kımıldatma. Çünkü vahyi Senin kalbinde toplamak ve onu okutmak Bize ait bir iştir. O halde Biz Kur'ân'ı okuduğumuzda, Sen de onun okunuşunu izle. Ayrıca onu açıklamak da Bize ait bir iştir."
"Demek ki gerçek Hükümdar olan Allah çok yücedir. Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan unutma endişesi ile Kur'ân'ı okumada acele etme ve: 'Ya Rabbi! Benim ilmimi artır' de!"
Böylelikle kendisine inen vahyi en sağlam bir şekilde ezberleyen Hz. Peygamber, Yüce Yaratıcı'nın emrettiği şekliyle onu insanlara ulaştırıyor, aynı zamanda onunla gecelerini ihya ediyor ve namazlarını süslüyordu. Bunun yanında bir de Cibril ile birlikte her yıl bir defa o zamana kadar inen vahyi yeniden okuyorlardı. Bu durum vefat yılında ise iki defa tekrarlanmıştı. Hz. Aişe ve Fatıma (ra)'nın şu rivayetleri de bunu göstermektedir:
"Cibril Bana her yıl Kur'ân'ı bir defa arzediyor. Bu sene ise bu iki defa meydana geldi. Bununla ecelimin yaklaştığını hissediyorum." Kur'ân, başlangıçtan itibaren Hz. Peygamber tarafından yazdırılıyordu. Nitekim Kur'ân-ı Kerim, Mekke Müşriklerinin şu itirazlarını bize aktarmaktadır:
"Ayrıca: 'Onun söyledikleri, kendisi için yazdırtmış olduğu ve sabah akşam kendisine dikte ettirilen önceki nesillerin efsanelerinden başka bir şey değildir' dediler."
Bununla birlikte şu âyetler de Kur'ân'ın başlangıçtan itibaren yazıldığına ve sayfalarda olduğuna işaret etmektedir:
"Bu Kitab, pek değerli, şerefli bir Kur'ân'dır. O iyi korunmuş bir kitapta, Levh-i Mahfuzdadır. Ona tertemiz (abdestli) olanlardan başkası dokunamaz."
"Artık isteyen ders alır. O âyetler şerefli, yüce ve tertemiz sahifelerde, iyilik timsali çok değerli katiplerin elleriyle yazılıdır."
Aynı zamanda hicretten önce Hz. Ömer'in Müslüman olmasına vesile olan hadise de göstermektedir ki, vahiy daha ilk günden itibaren yazıyla tespit edilmektedir.
Allah Rasûlü, meleğin kendisine getirmiş olduğu vahyi ezberliyor, sonra vahiy katiplerinden birisini çağırtarak, gelen kısmı, ait olduğu yeri de kendisi belirterek yazdırıyordu. Vahiy katipleri vahyi tabaklanmış deri, hurma dalları, yassı taşlar, tahta levhalar, deve ve koyunların kürek kemikleri gibi o gün için kullanılan yazı malzemelerine kaydediyordu. Rivayetlerden de anlaşıldığı üzere, Hz. Peygamber, muhtemel bir yanlışlığı düzeltmek için, gelen vahyi yazdırdıktan sonra katipten onu okumasını istiyordu. Katip de onu okuyordu. İyice sağlamlaştırılmış bir hale getirilen bu metni, daha sonra ashaptan isteyen kimseler kendileri için şahsi nüshalara istinsah ediyorlardı.
Şüphesiz Kur'ân-ı Kerim Rasûlullah hayattayken, şu andaki gibi değildi. Her ne kadar metin O'nun yazdırdığının tamamen aynısı ise de, dış görünüşü itibariyle bir hayli değişikliğe uğramıştır. Evvela o ciltli bir kitap değildi. Çünkü Kur'ân Rasûlullah'a parça parça, sûre olarak, bir âyet şeklinde, hatta bazan bir âyetin de bir bölümü olarak nazil oluyordu. Hz. Peygamber kendisine vahyedilen her âyeti okuyarak, etrafındakilere öğretiyor, aynı zamanda bunlar direkt olarak kendisinden duymayanlara da ulaştırılıyordu. O dönemde herkes büyük bir iştiyak içerisinde gelecek olan vahyi bekliyor, geldiği zaman da hemen öğrenmek için harekete geçiyordu. Hatta Rasûlullah'ın düşmanları bile Kur'ân'a kayıtsız kalamıyor, gerek rekabet ve hücumlarına karşılık gelecek zayıf noktaları tesbit etmek için, gerek edebî zevklerini tatmin etmek için olsun, çok defa Kur'ân âyetleri okunurken onu dinlemek istiyorlardı. Bu durumda Kur'ân-ı Kerim'in Müslümanlara telkin edeceği manaların ne kadar büyük olacağını tahmin etmek zor değildir. Kur'ân, ruhlarının gıdası, ahlaklarının esası, ibadetlerinin temeli, tebliğde onların vasıtaları, gündelik zikirleri ve aynı zamanda tarihleridir. Tek kelimeyle söylemek gerekirse o, hayatın bütün yönlerini düzene koyan temel kanunlarıdır.
DriverPacks for Windows All + DriverPacks BASE (05.04.2011/RUS/ENG)
Bu dağıtım Windows işletim sistemleri içine entegre etmek için program ve yazılım, her türlü drayverpaketini sunuyor. Sürücü veritabanı 5 Nisan 2011 tarihinde güncellendi. Her sistem için Driver paketini ayrı ayrı indirebilirsiniz.
Yıl: 2011
Sürüm: 11.04
Geliştirici: DriverPacks Grubu
Platform: Windows 2000 / XP / 2003 / Vista / 7
Dil: Rusça İngilizce
Lisans: Ücretsiz
Boyutu: 2.44 GB ( 1.05 GB/663/765 MB )
Sistem gereksinimleri:Çalışan bir bilgisayarda Yüklü Windows 2000 / XP / 2003 / Vista / 7
Daha önceden anlatılmış fakat bu yöntem daha gerçekçi ve daha kolay olduğu için sizlerle paylaşmak istedim... Bunu birçoğunuz biliyorsunuzdur fakat yeni başlayanlar için iyi bir ders olabilir...
İlk önce istediğimiz boyutlarda yeni sayfamızı açıyoruz.
Daha sonra istediğimiz boyutta istediğimiz yazı tipinde yazımızı yazıyoruz.
Daha sonra yazdığımız yazı layerına sağ tuş tıklayıp Rasterize Type seçeneğine tıklıyoruz.
Rasterize yaptıktan sonra Smudge Tool aracını seçiyoruz.
Çalışmamızın üzerine sağ tuş tıkayıp akma effectini vermek istediğiniz fırça boyutunu ayarlayabilirsiniz.
Smudge Tool seçiliyken yazımızda akma effectini vermek istediğimiz yerleri tıklayıp aşağıya doğru çekiyoruz.
Yazının istediğiniz yerine bu effecti vererek çalışmanızı tamamlayabilirsiniz
Bilgisayar Eğitim Dersleri Tam 249 Kaynak (Türkçe) | 186.73 MB
Bilgisayar kullanımını A dan Z ye öğrenmek isteyenler ve profesyonelce bilgisayarına hükmetmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir kaynak. Faydalı olması dileğiyle.
DÖKÜMAN İÇERİĞİ
3D MİNİ SÖZLÜK
3D STUDIO MAX
A' dan Z ' ye BİLGİSAYAR TERİMLERİ
A+ KURS NOTLARI
AC-DC CONVENTER
ACCESS KURS NOTLARI
ACCESS PROGRAMI
ACCESS VERİ TABANI.doc
ALGORİTMA
ANAKARTLAR
ANSI - ASCII - OSI
API NEDIR
APPEND - Arama Yolu Ayarlama
ARAÇ ÇUBUKLARI
ASP ANA OBJELER
ASP BOOK ÖRNEKLER
ASP GİRİŞ
ASP GİRİŞ 2
ASP KONULARININ DEVAMI
ASP KİTAP 1
ASP ÜZERİNE
Asp'ye giris.Asp nedir
ASP.NET
ASSEMBLER
AUTOCAD DERS NOTLARI
AUTOCAD DERSLERİ
AĞ KURULUMU
AĞ TEKNOLOJİSİ VE GETİRDİKLERİ
AĞ YÜKLEMESİ İÇİN DAHA FAZLA PLANLAMA
B-ISDN YAPISI VE KULLANIMI
BASIC DILI
BAZI İÇERİK KODLARI
BELLEK TÜRLERİ
Bilgisayar ve Programlama nedir
BIOS Sesli Hata Uyarılarının ve POST Mesajlarının Anlamı ve Çözümü
BIOS VE BIOS GÜNCELLEME İŞLEMLERİ
BİLGİSAYAR AĞLARINDA TEMEL KAVRAMLAR.doc
BİLGİSAYAR HAKKINDA BİLGİLER
BİLGİSAYAR KONTROLLÜ KAYAN YAZI DEVRESİ
BİLGİSAYAR ÜZERİNE HERŞEY
BİLGİSAYAR İNGİLİZCESİ
BİLGİSAYAR, VERİ İLETİMİ VE DİJİTAL YAYINCILIK SÖZLÜĞÜ
BİLİŞİM DÜNYASINA GENEL BAKIŞ
BİLİŞİM SUÇLARI
BİR TEXT DOSYASI OLUŞTURMAK
BİR VERİ TABANININ OLUŞTURULMASI
BİRDEN ÇOK DOMAİN İLE ÇALIŞMA
C DERS NOTLARI
C KODLAMA STANDARTLARI
C NOTLARI
C# NOTLARI
C++ DERS NOTLARI
C++ VERİ TİPLERİ
CGI NEDİR
CGI-PERL KULLANIMI
CIFT ANAHTARLI BILGI GUVENLIGI
CMOS NEDİR - TTL NEDİR
Corel Photopaint 10
Corel Photopaint 10 - DEVAMI
CPU
CSS NEDIR
DAİREDE POİSSON
DELPHI
DELPHI ' DE SQL KULLANIMI
DELPHI MENULERI
DELPHI'DE ŞARTLI ÇALIŞMA VE BLOK KONTROL İŞLEMLERİ
DENETİM MASASI
DIGITAL VERSATILE DISC
Dijital Sinir Sistemiyle Düşünce Hızında Çalışmak - BILL GATES
DISK VE DOSYA KOMUTLARI
DNS - DOMAIN MAIN SYSTEM
DNS' IN HİYERARŞİK YAPISI
DNS,DOMAIN NAME SYSTEM ( DOMAIN ISIM SISTEMI)
DONANIM
DOS HAKKINDA HERSEY
DOS KOMUTLARI
DOS İŞLETİM SİSTEMİ
DSL ( Digital Subscrible Line )
E-Ticaret'te Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar
E-TİCARET WEB SİTESİ ALTYAPI VE MALİYET
E-TİCARET NEDIR
ELEKTRONİK TİCARET (E-TİCARET) NEDİR
ELEKTRONİK TİCARET NEDİR
ELEKTRONİK TİCARET TERİMLER SÖZLÜĞÜ
ELEKTRONİK TİCARETİN TANIM, KAPSAM VE ARAÇLARI
ELEKTRONİK TİCARETİN TANIMI VE TEMEL ARAÇLARI
EN COK KULLANILAN MODEM KOMUTLARI
ETHERNET TEKNOLOJİLERİ
EV OTOMASYONU KONTROLÜ
EXCEL 'e GİRİŞ
EXCEL 2
EXCELL 2000 FULL KİTAP
EXCELL DERSLERİ
Excell'de Matematik ve Trigonometri işlevleri
FDISK NEDIR
FIR - FİLTRELER
FLASH 5 MAKALE
FLASH DERSLERİ
FLASH DERSLERİ- MASK TEKNİĞİ
FLASH HAKKINDA
FLASH NASIL CALISIR
FLASH NEDİR
FRONT PAGE EĞİTİM NOTLARI
FRONTPAGE 98
FRONTPAGE DERSLERİ
GENERAL INFORMATİON ABOUT INFORMATION and MIS
HACKER ' LIĞIN KISA TARİHCESİ
HEDEF PROGRAMLAMA
HERKES İÇİN VISUAL BASIC
HTM KİTABI
HTML - DEVAM
HTML NOTLARI
ICON AUTHOR
ICON AUTHOR YAZARLIK YAZILIMINDA HAZIRLANMASI
INFORMIX - 4GL PROGRAMLARININ DERLENMESİ
INTERNET ADRESLERİ VE AĞ SINIFLARI
INTERNET, WEB SERVER ve WEB TARAYICILARI
INTERNET,INTRANET , EXTRANET
INTERTECH
IP ADRESLERİ VE ALT AĞLAR
ISA HAKKINDA HERŞEY
ISDN NEDIR
ISO 9001
JAVA & NESNE YÖNETİMLİ PROGRAMLAMA
JAVA PROGRAMLAMA DİLİ
JAVA SCRİPT
JAVA SCRİPT - DEVAMI
JAVA SCRİPT EKLENTİLERİ
KABLOSUZ AĞ TEKNOLOJİSİ
KULLANICI PROFİLLERİ İLE BİREYSEL AYARLAR YAPMAK
KULLANILAN DEYİM VE FONKSİYONLAR
KİM KORKAR BİLGİSAYARDAN
KİM KORKAR UNİX TEN
LAN (LOCAL AREA NETWORK-YEREL AĞ) NEDİR
LINUX KURULUMU VE BASLANGIÇ
LINUX VE AVANTAJLARI
LIST BOX
LİNUX GÜVENLİK AÇIKLARI
MEKATRONİK NEDİR
MICROSOFT PROJECT
MIDI FORMLAR
MOBİL UYGULAMALARI
MOUSE , SCANNER
MS-DOS VE KOMUTLARI
MY SQL
MİCROSOFT ACCESS 97
MİCROSOFT EXCELL
MİKROKONTROLÖR VE ÇALIŞMA ESASLARI
MİKROİŞLEMCİLER
MİKROİŞLEMCİLER NEDİR
MİNİ HTML
MİNİX İŞLETİM SİSTEMİ
NETWORK ( AĞ ) KAVRAMLARI
NETWORK TEMELLERİ
ODTÜ TEKNOKENT
OFİS PROGRAMLARI
OPEN GL
ORACLE - VTYS ' ler
OSİ REFERANS MODELİ
PASCAL
PASCAL KODLARI VE ÖRNEK SORULAR
PASCAL PROGRAMLAMA DERSİNDEN GEÇME KLAVUZU
PC SORUNLARINA KOLAY ÇÖZÜMLER
PERL VE CGI
PERSONEL WEB SERVER
PHOTOSHOP
PHOTOSHOP ARA YÜZLERİ
PHOTOSHOP YAZILARI
PHP - DEVAM
PHP - DEVAMI 2
PHP 2
PHP DERSLERİ
PIC 1 ve PIC 2
PLC SİSTEMLERİNİN İNCELENMESİ
PROBLEM COZME VE ALGORITMA
PROGRAM KONTROL VE DÖNGÜ DEYİMLERİ
PROGRAMLAMA DİLLERİ
PROGRAMLAMA DİLLERİ VE GENEL BAKIŞ
PROGRAMLAMA LAB II
PROGRAMLAMANIN TEMEL KAVRAMLARI VE C PROGRAMLAMA DİLİNE GİRİŞ
PROGRAMMİNG İN PASCAL
PROLOG İLE UZMAN SİSTEM HAZIRLAMA
quickbasickursu.pdf
RAID
ROUTER NASIL ÇALIŞIR
SAYISAL ELEKTRONİK NOTLARI
SES KARTLARI
SES KARTLARINDA BİLMENİZ GEREKENLER
SPAM NEDİR
SQL
SQL NOTLAR
SQL PROGRAMLAMA
SQL SORGULAMA DİLİ
TCP IP ve FİREWAL
TEMEL KONULAR VE KODLAMA
TIP
TOOLBOX (VB KONTROL ELAMANLARI)
TURBO PASCAL ' a GİRİŞ 2
TWO PORT NETWORKS
UNIX
UYGULAMA YAZILIMLARI
UZAKTAN EĞİTİM TERİMLER SÖZLÜĞÜ
VERI TABANI YONETIMI - DBASE
VERİ TABANI KAVRAMI
VERİ TABANI SORULAMALARI
VERİ TABANI VE BAZI KAVRAMLARI
VERİ TABANI ÜZERİNE
VERİ YAPILARI DERS NOTLARI
VERİTABANI SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM
VERİTABANI NEDİR
VISUAL BASIC 'DE BİLGİ GİRİŞ VE MESAJ PENCERELERİ
VISUAL BASIC 'de OPERATORLER
VISUAL BASIC 5.0'IN GETİRDİĞİ YENİLİKLER
VISUAL BASIC MENÜLERİ
VISUAL BASIC PROGRAMLAMA DİLİNE GİRİŞ
VISUAL BASIC'İ KURULUMU
VISUAL BASİC TİPLERİ
VISUAL BASİC TİPLERİ 2
VISUAL BASİC 'DE DEĞİŞKEN TANIMLAMA
VISUAL C++ PROGRAMLAMA DİLİ
VİRÜSLER
VİRÜSLER HAKKINDA HERŞEY
VİSUAL BASİC 'de DOSYALAMA İŞLEMLERİ
VİSUAL BASİC NEDİR
WAN TEKNOLOJİLERİ
WEB - TABANLI ÖĞRETİM
WEB DERSLERİ - HTML
WEB PROGRAMCISININ EL KİTABI
What is Buffer Overflows Security Risks, Preventive Measures and Exploitation
WİNDOW 2000 KURULUM ADIMLARI
WİNDOWS 2000 'de DNS
WİNDOWS NT GÜVENLİĞİ
XML
XML ' e GİRİŞ
XML 'i KAVRAMAK
XML ve XML UYGULAMALARI
YAPAY SİNİR AĞLARI
YAPAY ZEKA
YAZILIM GELİŞTİRME TEKNİKLERİ İLE YAZILIM ÜRETİMİ
YAZILIM VE PROGRAM DİLLERİNİN SINIFLANDIRMASI
YEDEKLEME NEDİR
Çevirmeli Ağ Komut Dosyası Yazma Desteği
ÇEVRE BİRİMLERİ
ÇİFT ANAHTARLI BİLGİ GÜVENLİĞİ
ÜST ORTAM PROGRAMLAMA SUNUCUSU
İKİ BOYUTLU DİZİ
İNTERNET SİTESİ KURALIM
İŞLEMCİLER
İŞLETİM SİSTEMLERİ
İŞLETİM SİSTEMİ
Webmaster Deposu - Kariyer Video Görsel Eğitimleri - 300 Kusur Video
Webmaster Deposu - Kariyer Video Görsel Eğitimleri - 300 Kusur Video
3DS Max
File Menüsü
Max Pencereleri
Nesne Döndürme ve Alt Nesne Kavramı
ASP
Asp için Önsöz ve IIS
Asp ye Giriş
If - Else - End If
Form Kontrolu ve Session Nesnesi
Include Metodu
Server Nesnelerinin Çağrılması
Cookies Kullanımı ve Örnekler
Cookies ile ilgili Sayaç
Veri Tabanı Nedir Nasıl oluşturulur?
Veri Tabanı Bağlantısı
Tablo Bağlantısı
Rastgele değer üretmek
Sayfalama Metodu
Fonksiyonlar (Replace Hakkında Bilgiler)
Cookie Oluşturma ve Okuma
Veri Tabanı Güncelleme
Kategorileme Mantıgı
ASP Ajax
Ajax ile Veri Tabanından Kayıt Çekmek
Ajax İle Kayıt Eklemek
Ajax Kayıt Güncelleme
Anında Kayıt Görüntülemek
Ajaxa Giriş
ASP.Net
Asp.Net e Giriş
GridView Kontrolünün Kullanılması
FileUpload Kontrolünün Kullanılması
MultiView Kontrolü
Wizard Kontrolünü Kullanmak
Validation Kontrollerini Kullanmak
Label, TextBox, Button, LinkButton, ImageButton, HyperLink, DropDownList ve ListBox Kontrolleri
CheckBox, CheckBoxList, RadioButton, RadioButtonList, Image Kontrolleri
AdRotator Kontrolünün kullanılması
Veri Tabanına Bağlanma
Veri Tabanına Kayıt Eklemek
Veri Tabanında Kayıt Arama
DataSource Kontrolüne Filtre Uygulanması
DataTable Kullanma ve WriteXml - ReadXml Özellikleri
AccessDataSource e Kontrol Üzerinden Filtreleme
Style Sheet Kullanımı
Cookies Nesnesini Kullanma
Session Nesnesi Kullanımı
Master Page Uygulaması
Navigation Kontrolleri
Üye Login İşlemi
Datalistte Resim Gösterme
Gridviewden Excele Veri Aktarımı
User Control Kullanımı
OledbDataAdapter ve DataSet Kullanımı
Asp.Net dll ekleme
OledbDataAdapter ve DataSet Kullanımı 2
Kategorileme Mantığı
Gridview Kayıt Ekleme Düzenleme Silme
Dinamik Resim Oluşturma
RewritePath Kullanımı
Parametre Kullanarak Veri Tabanına Kayıt Ekleme
C# Sharp
C# da İlk Uygulamamız
Visual C# .NET te Değişkenler
C# .NET te if-else ve if-else if Kullanımı
C# .NETte Switch
For Döngüsü
Array Dizi Değişkenler
Dosya İşlemleri
OpenFileDialog Kontrolü
SaveFileDialog Kontrolü
C# da Metot Kullanımı -1
C# da Metot Kullanımı -2
System.Math Sınıfı ve Metotları
void Main() Metodu ile Değer Alma
Mesaj Kutuları
Settings Dosyasını Kullanma
Sürükle Bırak (Drag-Drop) İşlemi
ColorDialog Kullanımı
FolderBrowserDialog Kullanımı
FontDialog Kontrolünün Kullanılması
Metotlarda Out İfadesi Kullanımı
Process Kontrolü
PerformanceCounter Kontrolünü Kullanmak
WebBrowser Yapımı
NotifyIcon Kullanımı
Dosya Yolu Bilgilerini Öğrenme
Visual Studio & C# Ortamını Tanıma
MdiForm Kullanımı
ListBoxda Arama
Sınıflara Giriş
C# Temel Veri Türleri
Metotlara Giriş
This Anahtar Sözcüğü
C# Get ve Set
Yapıcı Metotlar
Splash Forum Yapımı
3- Onların içinde dosdoğru 'yazılı-hükümler' vardır.
4- Kitap Ehlinden olanlar, ancak kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
5- Oysa onlar, dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur.
6- Şüphesiz, Kitap Ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir.
7- İman edip salih amellerde bulunanlar ise; işte onlar da, yaratılmışların en hayırlılarıdır.
8- Rableri Katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir.
MADENLER
Yer altında bulunan zenginlik kaynaklarına maden denir.Yer altında taş ve toprakla karışık halde bulunan madene maden cevheri denir.Türkiye'de Etibank ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü(MTA) maden yataklarını işletir ve değerlendirir.
Bir Madenin Çıkarılabilmesi İçin;
1)Rezervinin(yedeği) işletme için yeterli olması ve çabuk bitmemesi.
2)Maden rezervi içindeki saf maden oranının yüksek olması.
3)Madenin çıkarılacağı bölgenin ulaşımının kolay olması.
4)Sermaye ve kalifiye teknik eleman bulunması gereklidir.
TÜRKİYE'NİN MADENLERİ
BAKIR:
Kırmızı-kahverengi bir metaldir.
Kullanıldığı yerler:
1)El Sanatları
2)Kimya
3)Kuyumculukta
4)Metalürjide
5)Müzik Aletlerinin Yapımında
6)Tıpta Tedavi Amaçlı
7)Tekstil Sanayiinde
8)Elektrik elektronik sanayiinde
Bakır Cevherleri:
1)Oksitli cevherler: Bu cevherler pek yaygın değildir.Başlıcaları kuprit, melakonit, malahit,
azurit, krizokol ve atakamittir.
2)Sülfürlü cevherler: Bakır cevherleri içinde en yaygınıdır.En önemlisi kalkopirittir.
Ülkemizdeki Bakır Madeni Yatakları:
1)Kastamonu-Küre
2)Artvin-Murgul
3)Elazığ-Ergani, Maden
En Önemli Bakır İşletme Tesisimiz:
Samsun-Karadeniz Bakır İşletmeleridir.
**Ülkemize yetecek kadar çıkarılmaktadır.Fazlası da ihraç edilmektedir.
DEMİR:
Dayanıklı, manyetik,gri-beyaz metaldir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Dericilikte
2)İnşaat Sanayiinde
3)Kimya Sanayiinde
4)Metalürjide
5)Boyacılıkta
Demir Cevherleri:
Doğada en yaygın demir cevherleri karbonatlar ile hidratlı yada hidratsız
oksitlerdir Hidratlı oksitler arasında en çok rastlanan cevher esmer hematittir ve lorraine cevherlerinin ana bileşenini oluşturur.
Ülkemizdeki Demir Madeni Yatakları:
1)Güney Marmara
2)Kuzey Ege
3)Orta Torosların kuzey bölümleri
4)Malatya-Hekimhan
5)Sivas-Divriği
6)Edremit-Eymir
**Türkiye toplam demir cevheri üretiminin yaklaşık yarısını ihraç etmektedir.
BOR MİNERALLERİ:
Karbonla kimi benzerlikler gösteren basit cisimdir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Metalürji sanayiinde
2)Nükleer reaktörlerde
3)Organik kimya sanayiinde
4)Cam, seramik, deterjan vb. sanayilerde
5)Fotoğrafçılıkta
Bor Cevherleri:
Bor, doğada çoğunlukla borat biçiminde bulunur.Önemli cevherler arasında boraks, kernit ve kolematit sayılabilir.
Ülkemizdeki Bor Yatakları:
1)Balıkesir-Bigadiç, Sındırgı, Susurluk
2)Bursa-M.Kemalpaşa
3)Eskişehir-Seyitgazi
4)Kütahya-Emet
En Önemli Bor İşletme Tesislerimiz:
Emet kolemanit işletmesi, Kırka boraks ve asit fabrikası, Kestelek kolemanit işletmesi,
Bandırma boraks ve asit fabrikaları, Bigadiç kolemanit işletmesi
**Dünyadaki bilinen bor rezervlerinin %75'i Türkiye'de bulunmaktadır.Ayrıca Seyitgazi bölgesindeki yatakların dünyanın en büyük sodyumlu bor tuzu yatağı olduğu saptanmıştır.
KROM:
Demir ve manganeze benzeyen beyaz bir metaldir.
Kullanıldığı Yerler:
1)İş hekimliği
2)Metalürji
3)Demir-çelik sanayiinde
4)Savaş sanayiinde
Ülkemizdeki Krom Yatakları:
1)Elazığ-Guleman
2)Menteşe Yöresi-Fethiye, Köyceğiz
3)Bursa, Eskişehir
4)Pozantı, Antakya, Islahiye, Kahramanmaraş
5)Kop dağı
En Önemli Krom İşletme Tesislerimiz:
Şark kromları işletmesi, Üçköprü maden işletmesi, Orta Anadolu krom işletmesi, Kuzey Batı Anadolu krom işletmesi
**Ülkemizde yeterince krom çıkarılmaktadır.Dışsatım yurt içi kullanımdan fazladır.
BOKSİT:
Hidratlı alümin ve demir oksidin değişik oranda karışımından oluşan tortul kayaçtır.
Kullanıldığı Yerler:
1)Alüminyum, uçak ve otomobil endüstrisinde
2)Ev eşyası yapımında
3)Kurşun fırınlarında
4)Petrolü arıtmada
Boksit Cevherleri:
Boksit, nemli ve sıcak iklimde, silis, alkali ve toprak alkali iyonların yıkanmasını kolaylaştıran toprak
Oluşum süreçleri sonunda oluşur.
Ülkemizdeki Boksit Madeni Yatakları:
1)Toroslar üzerinde-Alanya, Seydişehir
2)Adana-Saimbeyli, İskenderun, Islahiye
3)Muğla-Milas
En Önemli Boksit İşletme Tesisimiz:
Seydişehir Alüminyum fabrikasıdır.
KÜKÜRT:
Limon sarısında ametal yalın katı bir cisimdir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Eczacılıkta
2)Kimya Sanayiinde
3)Petro Kimyada
4)Şarapçılıkta
5)Dokuma sanayiinde(Renk giderme özelliğinden)
6)Kara barut ve havai fişek yapımında
7)Kibrit yapımında
8)Kauçuk yapımında
Kükürt Cevheri:
Doğada yaygın olarak bulunan bir elementtir.Eski volkanların yakınında, alçıtaşı yada kireçtaşı
Katmanları arasında doğal halde bulunur.Çoğunlukla metallerle birleşmiş olarak görülür;demir, bakır,
kurşun, çinko sülfürler bu metallerin en önemli cevheridir.Kimi doğal gazlarda hidrojensülfür biçiminde bulunur.Ayrıca petrol ve taş kömüründe de rastlanır.
Ülkemizdeki Kükürt Yatakları:
1)Isparta-Keçiborlu
2)Ağrı-Diyadin
3)Denizli-Sarayköy
4)Van
5)Balıkesir
6)Batı Anadolu
En Önemli Kükürt İşletme Tesisimiz:
Keçiborlu kükürt işletmesidir.
**Kükürt üretimi yurtiçi talebi karşılamamaktadır.Yurt dışından kükürt satın alınmaktadır.
CİVA:
Olağan sıcaklıkta sıvı halde bulunan bir metaldir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Sıcaklıkölçer, barometre, vakum pompaları, civa buharlı lambalar, doğrultucular ve kontaktörlerin yapımında
2)Aynaların sırlanmasında, altın ve gümüşün özütlenmesinde kullanılır.
3)Tıpta
4)Ayrıca civa fulminat patlayıcı maddelerle birlikte fünye olarak kullanılır.
Civa cevheri:
Civa cevheri zencefredir.Zencefre 600 dereceyi geşmeyensıcaklıkta hava eşliğinde kavrularak civa elde edilir.
Ülkemizdeki Civa Yatakları:
1)İzmir-Ödemiş,Çeşme
2)Konya-Sarayönü
**Türkiye civa rezervlerinin zenginliği bakımından dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir.Fazlası ihraç edilmektedir. Ancak civa dışsatımı, civa kullanımının çevre kirliliğine yol açması, tarım ilaçlarında zehirli
madde kullanımının yasaklanması vb. nedenlerden dolayı önemli ölçüde gerilemiştir.
MANGANEZ:
Demirle yakın benzerlik gösteren daha çok alaşım halinde kullanılan geçiş metalleri grubundan bir metaldir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Alüminyum metalürjisinde
2)Eczacılıkta
3)Kimya sanayiinde
Manganez Cevheri:
Manganeze pek çok cevherde özellikle oksitli cevherlerde rastlanır.Manganezin en önemli cevheri Manganez dioksittir.
Ülkemizdeki Manganez Yatakları:
1)Karadeniz Ereğlisi
2)Denizli-Uluköy
3)Artvin-Borçka
4)Ankara-Çayırlı
**Türkiye'de 20. yüzyılın başından beri üretim ve dışsatım yapılmaktadır.Üretimin büyük bir kısmı da ihraç edilmektedir.
TAŞ KÖMÜRÜ:
Çıkarılan en eski kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:
1)Demir-çelik ve kimya endüstrisinin enerji kaynağıdır.
2)Isıtılarak kok kömürü şeklinde de kullanılır.
3)Yakıt ve yağlama yağları üretiminde
Taş Kömürü:
Yaklaşık 250 milyon yıl önce tropikal ormanların dev ağaçlarının çamur ve kum birikintileri altında havasız kalarak parçalanmasıyla oluşmuştur.Daha sonra bu yığınların üstüne toprak ve kaya katmanları çökmüş ve basınç altında sıkışarak sertleşmiştir.
Ülkemizdeki Taş Kömürü Yatakları:
1)Zonguldak-Ereğli
2)Kastamonu-İnebolu
Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:
1)Ereğli-Karabük demir-çelik fabrikası
2)Trenler ve gemiler
3)Çatalağzı termik santrali
**Son yıllarda üretim artan tüketimi karşılamadığı için taşkömürü ithalatı yapılmaktadır.
LİNYİT:
Koyu kahverengi ve kolaylıkla kırılabilen bir kömürdür.
Kullanıldığı Yerler:
1)Isınmada
2)Katran, akaryakıt, yağ, parafin, stearin ve asfalt elde edilir
3)Sanayide
4)Elektrik enerjisi üretiminde
5)Ayrıca kok da üretilmektedir.
Ülkemizdeki Linyit Yatakları:
1)Kütahya-Tavşanlı, Tunçbilek, Değirmisaz
2)Manisa-Soma
3)Amasya-Çeltek
4)K.Maraş-Afşin, Elbistan
5)Ankara-Çayırhan, Beypazarı
Ülkemizde Tüketildiği Tesisler:
1)Afşin-Elbistan termik santrali
2)Soma termik santral
3)Seyitömer termik santrali
4)Yatağan termik santrali Tunç bilek termik santrali
PETROL:
Çok koyu renkli, kendine has az yada çok keskin kokulu doğal mineral yağdır.
Kullanıldığı Yerler:
1)Petrol sanayiinde
2)Kimya endüstrisinde
4)Yakıt olarak
5)Tarımda(gübreleme)
6)Tıpta
7)Temizlik ürünlerinin yapımında
8)Plastik maddelerin, sentetik elyaf ve kauçukların hazırlanmasında
Ülkemizdeki Petrol Yatakları:
1)Batman-Raman
2)Siirt-Garzan
3)Diyarbakır
4)Şanlıurfa
5)Mardin
6)Adıyaman
7)Adana
Ülkemizdeki Petrol Arıtma Tesisleri:
1)Batman-Batman rafinerisi
2)İzmir-Aliağa rafinerisi
3)İzmit-İpraş rafinerisi
4)Mersin-Ataş rafinerisi
5)Kırıkkale-Orta Anadolu rafinerisi
**Petrol üretimimiz tüketimimizin yalnızca 1/7 sini karşılamaktadır.Bu nedenle de petrol ithalatı yapılmaktadır.
DOĞAL GAZ:
Doğada metan biçiminde, yatak kayanın gözeneklerinde azotlu, karbondioksitli ve kükürtlü Hidrokarbürlerle birlikte bulunur. Kullanıldığı Yerler:
1)Konut ısıtmasında
2)Sanayi tesislerinde
Ülkemizdeki Doğal Gaz Yatakları:
1)Trakya-Hamitabat
2)Mardin-Çamurlu
URANYUM:
Radyoaktif bir elementtir.Atom enerjisi ilk olarak uranyumun parçalanmasıyla elde edilmiştir.
Kullanıldığı Yerler:
1)Silah sanayiinde
2)Nükleer santrallerde
Ülkemizdeki Uranyum Yatakları:
1)Aydın
2)Çanakkale
3)Giresun-Şebinkarhisar
4)Manisa
5)Uşak
**Ülkemizde şu anda radyoaktif maddelerden elektrik enerjisi üretimi yapılmamaktadır
20. YÜZYIL TÜRKİYE MADENCİLİK SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ
Bu raporda 20.Yüzyıl Madencilik Sektörünün kurumlarıyla birlikte gelişmesi, Anadolu'nun Batılaşma Hareketini dikkate alacak şekilde; Cumhuriyet Öncesi Dönem, Cumhuriyet (1923) ile Çok Partili Döneme Geçiş (1950) Arası Dönem, 1950 ile 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları Arası Dönem ve 1980 ile Günümüz Arası Dönemler olarak incelenmiştir.
Cumhuriyet öncesi dönemde, Anadolu Madenciliği, Batının bir yandan sınai ürünlerini satabilecek, öte yandan da sınai üretim için ucuz hammadde sağlayacak dış pazarlara açılma politikasına paralel olarak yabancıların kontrolünde kalmıştı. İngilizler Susurlukta pandermit, Murgul Bakır İşletmesini, Fransızlar Balıkesir bölgesinde boraks madenlerini, Muğla bölgesinde krom madenini, Balya'da kurşun-çinko madenini, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Almanlar Zonguldak Töşkömürü Havzasını işlettiler.
Cumhuriyet ile birlikte, Devletçilik politikası kapsamında MTA ve Etibank kurularak Madencilik Sektörünün kurumsallaşması sağlandı, Madenciliğe dayalı Sanayileşmenin alt yapısı hazırlandı, Demir-Çelik Fabrikası kuruldu, krom ve kömür başta olmak üzere maden üretiminde önemli ölçüde artış sağlandı.1933 yılından sonra millileştirme politikasıyla çok sayıda maden işletmesi yabancılardan geri alındı.
Çok Partili Döneme Geçiş ile birlikte, özel sektörün ve yabancı sermayenin de sıcak bakacağı bir maden kanunu 1954 yılında çıkartıldı. 1960-1970 yılları arasında ülkenin siyasi ve sosyo-kültürel yapısındaki olumlu gelişmelere paralel olarak gündeme gelen sanayileşme politikaları doğrultusunda İskenderun ve Erdemir Demir Çelik, Seydişehir Alüminyum, Bandırma Boraks ve Asit Borik, Antalya Ferrokrom, KBİ Samsun Blister Bakır, Çinkur Çinko-kurşun, Kümaş Manyezit Fabrikaları kuruldu. 1970'li yıllarda yaşanan petrol krizleri nedeniyle, 1978 yılında 2172 sayılı Yasa ile linyit ruhsatları birleştirilerek havza madenciliğine dayalı Termik Santrallar projelendirildi. Bu kapsamda linyit üretimi 5 kat artış gösterdi. Aynı Yasa kapsamında tüm Bor sahaları Etibank'a devredildi ve Bor ihracatı 25-30 milyon dolar düzeyinden 250 milyon dolar düzeyine çıktı.
1970'li yılların sonunda Gelişmiş ülkeler tarafından uygulanmaya başlanan Yeni Dünya Düzeni kapsamında geliştirilen özelleştirme politikaları, büyük zahmetlerle kurulmuş madencilik sektörüne dayalı sanayiyi olumsuz yönden etkiledi. Kurumların idari ve mali yapıları bozularak zarar eden verimsiz işletmeler haline getirilmeye çalışıldı, aramacılık durma noktasına getirildi, özelleştirme kapatma ve yağma, talan politikasına dönüştü, İthalat teşvik edildi.1980-1990 arasında planlanan santralların tamamlanması ile birlikte linyit ve elektrik üretiminde önemli ölçüde artışlar sağlandı ancak 1990'lı yıllarda önemli bir gelişme yaşanmadığı gibi o yapılan termik santralar ile birlikte kömür sahaları özelleştirme kapsamına alındı. Kamu madenciliğindeki olumsuz gelişmelerin yanında, özel sektöre dayalı Mermer, Seramik, Cam, Çimento ve Endüstriyel Hammaddeler sektörlerinde önemli gelişmeler yaşandı. Mermerin 1985 yılında 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamına alınmasıyla Mermer İhracatı 25 kat arttı.
İşte Madencilik Sektörü, 20.yüzyılı neredeyse başladığı gibi sahipsiz bitirdi. Gerçekten de Madencilik Sektörü olması gereken yerde midir?Madencilik Sektörü, dönem dönem olduğu gibi siyasi oteritenin teşvik etmesi durumunda yeni bir patlama yapabilir mi? Özelleştirme
Madencilik Sektörünü geliştirebilir mi? Bu soruların cevabı, bu raporda bulunmaya çalışıldı.
CUMHURİYET ÖNCESİ MADENCİLİK
Dünyada ilk madencilik faaliyetleri Anadolu'da yapılmıştır. Antalya civarındaki Karain mağarası ve Beldibi kaya sığınağında bulunan çakmaktaşı, okr kalıntıları, yontma ve orta taş devrinde (M.Ö. 10000) yaşayan insanların madencilik faaliyetlerini kanıtlamaktadır. M.Ö. 7000 yıllarında Çatalhöyük'de yapılan silis madenciliği ve aynı yıllardaki çömlekçilik faaliyetleri, ilk çömlek atölyelerinin Anadolu'da kurulduğunu göstermektedir. Bakır madenciliği ilk olarak Ergani yöresinde yaşayanlar (M.Ö. 6000) tarafından yapılmıştır. Etiler devrinde madencilik daha da gelişmiş ve demir çağına gelinmiştir. İlk madencilik ruhsatı Etiler'e ait olup, Ulukışla Gümüşköy'de bir kayaya oyulmuştur. Etiler devrinde kurşun madenciliği de yapılmıştır. İlk altın para Kroisos (M.Ö. 560) zamanında Sart'da basılmıştır.
Anadolu madenciliği Romalılar devrinde doruğuna ulaşmıştır. Romalılar madenlerin bulunması ve işletmeciliğinde özellikle de, kurşun, bakır, demir, altın, gümüş, pandermit ve yapı taşlarının üretilip işlenmesinde çok büyük atılımlar yapmışlardır. Romalılardan kalan anıtsal mermer kentler; Anadolu uygarlığının günümüze ve geleceğe uzanan köprüleridir.
Selçuklular döneminde, seramik hammaddeleri işletmeciliği çok ilerlemiş, çini ve mozaik sanatının zirvesine çıkılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki madencilik faaliyetleri 17. yüzyıla kadar özellikle savaş sanayiine yönelik olarak devam etmiş ancak daha sonra Avrupa'daki atılımlara ayak uyduramayarak gerilemiştir.
Evliya Çelebi (1646), Seyahatnamesi'nde Gümüşhane'de 70 Ocaktan gümüş, Bulgaristan'daki Somakof madeninden de demir üretildiğini, ayrıca her iki madende de izabe yapıldığını belirtmektedir.
Osmanlılar, maden kaynaklarını kamusal varlık sayarak devlet gereksinimlerine tahsis etmişler, özel mülkiyet konusu yapmamışlardır. Üretim biçimi olarak "kürecilik" denilen bir yöntem uygulamışlardır. Yükümlüler, bazı vergi ve yükümlülüklerden muaf tutulur ve kendilerine ücret olarak ürünün beşte biri verilirdi. Bu yöntem çeşitli aksaklık ve olumsuzluklarla 19. Yüzyıla kadar devam etmiştir.
Osmanlı, madenlerini ağırlıklı olarak ordusuna silah ve cephane, hazinesine de sikke(para) temini amacıyla işletmiştir. Cevherleri mamul maddeye dönüştürme ve daha çok kar elde etme düşüncesi olmamıştır.
19. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu'nun Batı sermayesi ve sanayiine açıldığı yıllardır. Bu dönemde, Batılılar birçok ruhsatlar alarak üretime başlamışlardır. 1820'li yıllarda bulunan Ereğli Kömür Havzası'nda "Madenciyan" denilen kişiler ocaklar açmışlardır. 1858 yılında çıkarılan Arazi Kanunu ile ilk kez yasal kurallar konulmuştur. 1906 yılına kadar, çıkarılan çeşitli nizamnamelerle madenciliğe yön verilmeye çalışılmıştır. 1906'da yürürlüğe giren Maden Nizamnamesi,1954 yılında çıkarılan Maden Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak Taşocakları nizamnamesi hala yürürlüktedir. Osmanlı döneminde Batılılar (Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya) bakır, krom, kurşun, bor ve kömür madenleri ile ilgilenmişler ve küçük işletmeler kurmuşlardır. Örneğin, Susurluk'da pandermit ve Murgul Bakır Madeni işletmesi İngilizler, Balıkesir yöresi Boraks madenleri, Fethiye yöresinde krom madeni, Balya'da Kurşun-Çinko madeninin Fransızlar , Kuvarshan bakır madeni Almanlar tarafından işletilmiştir.
19. yüzyılın ilk çeyreğinde bulunan Zonguldak Maden Kömürü Havzası, 1860'lı yıllarda buhar makinelerinin gemilerde kullanılmasına başlamasından ötürü stratejik bir öneme sahip olmuştur.
Osmanlı Devleti de savaş gemilerinde buhar makinesi kullanmaya yönelmişti. Buhar makinelerinde odun kullanmanın elverişli olmaması ve İngiltere'den kömür ithal edilmesi pahalıya mal olmakta ve savaş gemilerinde kullanılan kömürde dışa bağımlı olmak, yetkilileri düşündürmekteydi. Zonguldak Taş Kömürü Havzası'nın bulunuş tarihi 1829 olarak kabul edilmektedir. 1848 yılında bir fen heyeti Ereğli'ye giderek Havza'nın sınırlarını belirlemiş ve saha, 1848 yılında, Padişahın (Abdülmecit) kişisel mallarının hazinesi olan Hazine-i Hassa'ya bağlı Emlak-ı Şahane arasına alınmıştır. Bu Ferman Ereğli Kömür Havzasının işletme tarihinin 1848 olduğunu belgelemektedir.
1848'den 1940 yılına kadar Havzanın yönetimi; aşağıda görüldüğü gibi gerçekleşmiştir.
• Hazine-i Hassa idaresi (1848-1865)
• Bahriye (Donanma) dönemi (1865-1908)
• Havzada Nafia Dönemi (1908-1909)
• Ziraat Ticaret ve Orman Nezareti Dönemi (1909-1921)
• Milli Mücadele Dönemi (1921-1923)
• Cumhuriyetin ilk 17 yılı (1923-1940)
Bu dönemlerde Havza'da üretim; İngiliz, Fransız, Alman ve İtalyanların himayelerinde, ağırlıklı olarak bu devletlerin çıkarları ve yönlendirmeleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Üretim 1923 yılında 597 bin ton iken, bu rakam 1936 yılında 2 milyon 299 bin tona ve 1940 yılında 3 milyon tona çıkmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra Havza'nın ulusal çıkarlara hizmet edecek biçimde değerlendirilmesine önem verilmiştir ve "Maadin ve Sanayi Mekteb-i Alisi" kurulmuştur. 1924 yılında kurulan ve 1932 yılında kapanan okuldan yaklaşık 70 civarında maden mühendisi mezun olmuştur. Bu yıllarda Zonguldak Maden Mühendisi Mektebinden ve yurt dışından mezun olanlarla birlikte toplam maden mühendisi sayısı 100 ün altındadır.
1924 yılında Türkiye İş Bankası'nın kurulmasıyla madencilik alanına yeni yatırımlar yapılmış ve Havza'da 4 şirket faaliyete geçmiştir. Havza'da üç lavvarla, Kozlu'da 10 MW. lık bir elektrik santral işletmeye alınmıştır. 1940'- larda Çatalağzı Termik Santrali ile Sömi-kok ve biriket fabrikaları kurulmuştur. Havza 3467 sayılı Füziyon Kanunu ile Etibank'a devredilmiştir
Bor, elementer olarak son yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bileşenleri daha eski zamanlardan beri bilinmektedir. Yurdumuzda ilk bor tuzu yatağı 1815 yılında Balıkesir ili Susurluk ilçesinde bulunmuştur. 1865-1917 yılları arasında Türk,Fransız,İngiliz ve İtalyan girişimcilerin ruhsat aldıkları görülmektedir. Daha sonra dünya çapında bir kartel kuran İngiliz Borax Consolidated Ltd. Şirketi tarafından birer birer ele geçirilmiştir.
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Türkiye'nin maden zenginliklerinin nasıl sömürülüğünün anlaşılması bakımından, 1865 yılında Sultançayırı imtiyazının Dasmasurez şirketi tarafından alınıp işletilmesi önemli örnektir.
Bebek'te mermer işleri ile uğraşan Polonyalı mülteci, eski ortağı Fransız Decmezures'e alçı taşından yapılmış heykeller hediye eder. Heykellerde yüksek oranda boraks olduğunu anlayan Fransız, Türkiye'ye gelir ve Sultançayırın'da pandermit üretimine başlarlar ve Paris civarında bir boraks rafine tesisi kurarlar. Ancak üretilen cevheri alçıtaşı adı altında yıllarca ucuz değer ve harçlar ödeyerek yurt dışına sevk ederler. Üretime başlamalarından 17 yıl sonra hile ortaya çıkarılır ve faaliyet durdurulur. Şirket bazı hileli yollarla bir süre daha cevher sevkine devam eder.
Bu olay, Batı'nın Anadolu'daki hammadde kaynaklarına nasıl baktığı, hammaddeyi götürerek sanayi tesislerini kendi ülkelerine kurdukları, bunun yanında hileli yollarla doğal kaynaklarımızı nasıl ucuza kapattıkları ve genel zihniyetlerini yansıtması açısından düşündürücüdür.
1923-1950 MADENCİLİK SEKTÖRÜ
Lozan Barış Görüşmeleri sırasında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat - 4 Mart 1923), Cumhuriyet döneminde izlenecek ekonomik politikayı saptıyordu. Bu kongrede özel sektör öncülüğünde liberal bir politika benimsenmiştir. İzmir İktisat Kongresi'nin "Sanayi ve sorunları" bölümünde Sanayi Bankalarının kurulmasından söz edilmektedir. Bu doğrultuda, 1924 yılında İş Bankası ve 1925 yılında maden işletme ve kredi sağlama amacıyla Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. Kongrede, yabancı sermayenin Türk yasalarına uyma koşuluyla faaliyet gösterebilecekleri benimsenmiştir
İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen kalkınma ve sanayileşme politikaları doğrultusunda yabancı sermaye, kömür, bakır ve krom maden işletmeciliği başta olmak üzere, bu sektöre ortaklıklar şeklinde girmiştir. Bu dönemde Devlet, özel sektörün gelişmesini teşvik etmek amacıyla, 28 Mayıs 1927'de, 1055 Sayılı Teşvik Yasası'nı çıkarmıştır.
1923 yılında başlayan bu model istenen başarıyı sağlayamamıştır. Ve 1932 yılında yeni bir değerlendirme ile Devletçilik Politikaları benimsenmiştir.
1932 yılı maden üretimleri şöyle gerçekleşmiştir. Taşkömürü 1.178.255 ton, linyit 14 000 ton ve kromit 55 000 ton dur. Bu rakamlar sanayileşme iddiasında olan bir ülke için yeterli düzeyde değildir.
1930'lu yıllara kadar, gerek Osmanlı Dönemi ve gerekse cumhuriyet döneminde, ülkenin doğal kaynaklarının tespitine yönelik bilimsel çalışmalar yapıldığını söylemek mümkün değildir. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla maden aramalarına başlanması gerektiği bilinciyle 14 Haziran 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur (MTA). Bu kuruluşun bütün giderleri ile yatırımlarının her yıl Devlet Bütçesinden karşılanması prensibi ile;
Memleketimizde işletilmeye elverişli maden yatağının bulunup bulunmadığını, İşletilen maden ve taşocaklarının da daha faydalı surette işletilmelerinin neleri gerektirdiğini; araştırmak, fenni ve jeolojik tetkikler, kimyasal tahliller yapmak, proje ve raporlar hazırlamak, verimlilik hesapları yapmak, bütün alma sorumluluğundan muaf tutulmuştur.
Aynı gün (14 Haziran 1935) MTA ile birlikte 2805 sayılı yasa ile, "Madencilik, Enerji Üretimi ve Dağıtımı alanlarında faaliyet göstermek üzere" ETİBANK kurulmuştur.
Etibank'a, kuruluş kanununun 5. Maddesinde "MTA'nın araştırmaları sonucunda verimliliği ve işletilebilirliği tespit olunan sahalarda Bakanlığın onayı ile işletmeler kurup, üretimi gerçekleştirmek görevleri verilmiştir. MTA, ekonomik değere haiz sahaları ilgili Bakanlık kanalıyla Etibank'a devretmeye, ETİBANK da, bu kaynakları işletmeye zorunlu kılınmışlardır.
Aynı zamanda Etibank ruhsat alabilir, ruhsat devir alabilir ve elde ettiği hakları ya da hisseleri başkalarına satabilir, devir edebilir. Her türlü cevheri ve hammaddeyi alıp satabilme yetkileri bu kanunla Etibank'a verilmiştir.
2804 ve 2805 sayılı yasalarla oluşturulan bu iki kuruluş, madencilik sektörüne yeni bir anlayış, yeni bir yaklaşım ve sağlıklı bir değerlendirme getirmiştir. Bu çalışmalar, dönemin yönetim kadrolarının, madenciliğin, ülkenin geleceğindeki yeri ve önemini sağlıklı biçimde değerlendirdiklerinin göstergesidir.
24 Haziran 1935'de 2819 sayılı kanunla Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ), ülkemizin elektrik enerjisine yönelik potansiyelinin saptanması amacıyla kurulmuştur. Bu kuruluşun faaliyetleri de Devlet Hizmeti olarak benimsenmiştir.
Sümerbank, MTA, Etibank ve EİEİ'nin kurulmasıyla devletin sanayi alanındaki kurumsal altyapısı tamamlanmıştır.
Atatürk'ün 1935 yılı TBMM açılış nutkunda madencilikle ilgili görüşleri şöyledir:
"Maden İşleri yeni bir açılma devresindedir. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayı ve değerde yetiştirmeye önem vermek gerekir".
"Kömür Havzasının rasyonel işletilmesi için tedbirler aramak da lazımdır"
"Maden İşletilmesi inkisaf (gelişme) halindedir. Madenlerimiz bizim başlıca döviz kaynağımız olduğu için de yüksek dikkatinizi celbe (çekmeğe) değerlidir".
"MTA'nın çalışmalarına azami inkisaf vermesini ve bulunan madenlerin planlı şekilde hemen işletmeye alınması lazımdır. Elde bulunan madenler için üç yıllık bir plan yapılmalıdır".
EİEİ, enerji potansiyelinin saptanması, ülkenin enerji ihtiyacının karşılanması,kömüre dayalı termik santrallerin hayata geçirilmesi ile görevlendirilen Etibank ve linyit potansiyelinin saptanması hususunda MTA, 1935 yılından sonra önemli projeler üzerinde çalışmalara hemen başlamışlardır. Seyitömer, Soma ve Tavşanlı bölgelerinde arama ve üretim çalışmaları için gerekli yatırım kararları alınmıştır. Bu dönemlerde ülkemizin toplam linyit üretimi 150 bin ton civarındadır.
Etibank, ülkenin sanayi alanında yapacağı gelişmelerin enerji ile desteklenmesi bilinciyle, kömüre dayalı santrallerin ve yakacak kömür ihtiyacının karşılanması için çalışmalara başlamıştır. Kömür rezervlerinin artırılması için aramalara hız verilmiştir. 1930 yılında 9 bin ton olan linyit üretimi 1939 yılında 185 bin tona ulaşmıştır. 1940'lı ve 50'li yıllarda linyite yapılan yatırımlar sonucu (Değirmisaz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer) üretimde artış sağlanmıştır. 1946 yılında toplam linyit üretimi 460 bin ton düzeyindedir. 1957 yılında bu rakam 1.712.000 tona yükselmiştir.
Sanayileşme hedefine ulaşılabilmesi için demir ve çelik üretiminin gerçekleşmesi gerekir. 1937 yılında temeli atılan Karabük Demir Çelik Fabrikaları 1939 yılında üretime geçmiştir. Hammadde ihtiyacının karşılanması amacıyla demir aramalarına başlanmış ve Divriği A Kafa Demir Yatağı 1938 yılında işletilmeye alınmıştır.
Dönem içerisinde, ülkenin petrol rezervlerinin saptanması ve işletilmesi, krom, bakır, manyezit, çinko ve kurşun başta olmak üzere birçok madenin aranması ve üretimiyle ilgili projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü görmekteyiz. Genel bir bilgi vermesi açısından 1938 yılı krom üretimi 280 bin ton, ihracatı ise 200 bin tondur. Bilister bakır üretimi 65 ton dur. 1940 yılında 3600 ton kurşun, 845 ton da manyezit üretilmiştir.
Ülkemizin bor yatakları, Milli Mücadele'den sonra da, uzun yıllar Avrupa'nın asit borik üretimi için değerli hammadde kaynağı olmaya devam eder. Borax Consolidated Ltd., Amerikalı kartel ortağı ile Türkiye'deki üretimi, dünyanın başka yerlerindeki yatakların kullanılma durumuna göre, çıkarlarına uygun, fiyat ve satış politikaları ile yönlendirmeye çalışmışlardır. Bu her iki kartel Türkiye'de hiçbir zaman rafine tesis kurmayı istememiş ve düşünmemiştir. Bu iki kartel, 1950'li yılarda da Türkiye'yi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye devam ederler. (1950 yılında bor ihracatı 11.700 ton)
1950-1980 MADENCİLİK SEKTÖRÜ
1950'li yılların ikinci yarısında Etibank bor tuzlarıyla ilgilenmeye başlar. Çeşitli sıkıntılara rağmen bor türevlerini üretip ihraç etme başarısını göstermiştir. Etibank'ın üretime başlamasından sonra (1960) üretim 97.5 bin tona yükselmiştir.
1958 yılından sonra bor yataklarına ciddi yatırımlar yapılmıştır. Bor türevlerini üretecek fabrikanın yabancılar tarafından kurulmayacağını, oyalama politikalarının devam edeceğini anlayan hükümet, Polonya Polimax kuruluşuyla temasa geçerek 1 Haziran 1964 yılında Bandırma Boraks ve Asit Borik -Fabrikalarının temelini atarlar.
Batı'nın, bu yıllardaki ülkemizin madenlerini, hammadde olarak götürme anlayışı, zaman zaman günümüzde de devam etmiştir. Örneğin, 1980'li yılların başlarında arama çalışmaları tamamlanan Trona, başta FMC, Solvey ve RTZ gibi firmaların yıllarca oyalamaları sonucu bir türlü üretime geçilememiştir. Ancak bu konuda Türkiye'nin de üretimi sağlayacak gereken stratejileri gösterebildiğini de söylemek zordur.
Dünya bor rezervlerinin %60'ını elinde bulunduran ülkemizin, dünya pazarında söz sahibi olması, bor üretimini artırması, nihai ürünlere yönelmesinin doğruluğu 70 li yıllarda tartışılmış ve 2172 sayılı yasa ile tüm bor sahaları Etibank' a devredilerek tekel olarak kamunun eline geçmiştir.
Bor yataklarının üretimi ve pazarlanması Kamu işletmeciliğine geçtikten sonra arama çalışmalarına hız verilmiş, rezervler 2 milyar tona çıkmış, nihai ürün eldesine yönelik politikalar geliştirilmiş, uzun yıllar 25-30 milyon dolar olan yıllık ihracatlar, bugün 250 milyon dolarlara ulaşmıştır. Günümüzde bu tablo da yeterli olmamakta, uç ürünlere yönelik endüstriyel yatırımların süratle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'nin sanayileşmesini istemeyen Batı'lı ülkeler borda oynadıkları oyunları diğer madenlerde de uygulamışlardır. Antalya Elektrometallurji Sanayi A.Ş'nin kurulması çalışmalarında, Fransız Pechiney-Compadec Grubu, Etibank' la yaptığı uzun görüşmeler ve oyalamalar sonucu, hisselerin %60'ı Etibank'ın, %40'ı Fransız Grubunun olmak üzere bu şirketin kurulmasına karar verilir. İthal edilecek hizmet ve malzeme karşılığı olan 3.5 milyon doların 715 bin doları Fransız grubunun sermaye iştiraki, kalan kısmı ise kredi olarak verilecektir. Sonradan fabrikanın Türk lirası maliyeti yükseldiği, dışardan işletme sermayesi de getirilmediği için Pechiney'nin payı %20'ye inmiştir. Kurulacak olan tesiste 8000 ton düşük karbonlu ferrokrom ve 4000 ton karpit üretilecektir.
Üretilen ferrokromların ihracatını Fransız şirketi yapacaktır. Fiyatın düşük gösterilmesi nedeniyle şirket Etibank'a borçlarını hiçbir zaman ödemeyerek, tesisin ekonomik olarak sıkıntıya girmesine neden olmuştur. 1960 yılında şirketin Genel Müdürü Ankara'ya çağrılarak fabrikayı kurmaya mecbur edilmiştir. Pechiney firmasının oyalama taktikleri uzun yıllar devam eder. Uzun mücadeleler sonucu mahkemenin taktir ettiği bedelin %10 fazlasıyla şirket 97 milyon 200 bin TL bedelle Etibank tarafından satın alınır. Şirket, Etibank'a geçtikten sonra Pechıney nin 270 dolara ihraç ettiğini belirttiği ferrokromun tonu 500 dolara ihraç edilmeye başlanmıştır. Şirket zarardan kurtularak kara geçmiştir
1957 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) kurularak,taşkömürü ve linyit üretimi, dağıtımı ve satışları Etibank'tan alınarak bu kuruluşa verilmiştir. 1950 yılında elektrik üretimi 789.5 milyon kWh' dan 1959 yılında 2.587 milyon kWh' a yükselmiştir. Linyit üretimi 1957 yılında 1.7 milyon ton iken, I. Beş yıllık plan dönemi sonunda 2.7 milyon ton/yıl'a, II. Beş yıllık plan dönemi sonunda 5 milyon ton/yıl'a yaklaşmıştır. 1974 dünya petrol krizi sonucu ve petrolün ağırlıklı olarak ithalatla karşılanması, yeni değerlendirmelere neden olmuştur. Türkiye'de kömüre dayalı termik santrallerin kurulmasına karar verilmiştir. Dağınık haldeki linyit sahalarının havza haline dönüştürülmesi ve santrallerin kurulması çalışmalarına başlanmıştır. 1978 yılında çıkarılan 2172 sayılı yasa ile linyit sahalarının devletleştirilmesi gerçekleştirilmiş ve bu sahalara dayalı termik santraller kurulmuştur. 1975-1990 yılları arasında yapılan yatırımlar sonucu 4-5 milyon ton/yıl olan kömür üretimi, 50 milyon ton/yıl'a çıkmıştır. Kömüre dayalı termik santraller, bugün, kurulu gücün yaklaşık %30'u düzeyindedir. Kömür aramalarına hız verilerek toplam linyit rezervi 8.4 milyar tona çıkarılmıştır.
Demir çelik üretimi sanayinin en önemli girdisidir. 1937 yılında temeli atılan Karabük Demir Çelik Entegre Tesisleri, 1939 yılında yıllık 140 bin ton kapasite ile işletmeye alınmıştır: Daha sonra yüksek fırın kapasitesi 800 bin tona, çelikhane kapasitesi de 680 bin tona çıkarılmıştır.
1970 yılında üretime alınan İskenderun Demir Çelik Fabrikaları Entegre Tesisleri'nin bugünkü kapasitesi 2.2 milyon ton/yıl'dır. Yassı mamül üretmek üzere, A.Ş olarak, Erdemir Fabrikaları kurulmuştur.
1950'li yıllarda Toros Dağları'nın kuzeyinde boksit rezervlerinin olduğu bilinmektedir. Bu cevherlere dayalı olarak alüminyum tesislerinin kurulması için çalışmalara başlandı. O yıllarda kullanılan elektrik enerjisinin birim fiyatının çok düşük olması nedeniyle (1 ton alüminyum için 18-20 bin kWh elektriğe ihtiyaç vardır) uygun bulunmuştur. 1959 yılında yakın doğuda alüminyum tesisi kurmak isteyen dünyanın en büyük alüminyum üreticilerinden Reynolds Corp. fabrikayı Türkiye'de kurmaya karar verir. 1960 yılında Ankara'da yapılan görüşmelerde bir sonuca varılamadı. Reynolds Grubu fabrikayı kurmaktan vazgeçti. MTA Seydişehir'de 1962 yılında başlattığı aramalar sonucu 25 milyon ton görünür boksit rezervi tespit etti. SSCB ile yapılan görüşmeler sonucu 1965 yılında fabrikanın kurulması kesinleşir. 60 bin ton alüminyum, 26 bin ton yarı mamul üretecek bir tesisin kurulması için anlaşma imzalanır. Böylece, Türkiye kendi sanayisi için önemli bir girdi sağlayacak Seydişehir Alüminyum Tesislerine sahip olmuştur.
Batı, Türkiye'nin sanayileşmesini hızlandıracak yeni teknolojileri vermekte istekli değildir. Ülkenin alüminyum ve demir çelik sanayisini kurmasını Batılı tekeller arzulamadılar. Sovyet kredisi ile Seydişehir'de alüminyum tesisleri kuruldu. Tesisin temel atma töreninde Sovyet Büyükelçisi yaptığı konuşmada "Siz Batıdan bu teknolojiyi istediniz, ama Batı size bu teknolojiyi vermedi, biz veriyoruz" dedi. ( Fuat KARAYAZICI-1996 Madencilik Bülteni Sayı 50)
1960'lı yıllarda kamunun, özel sektörün ve yabancı sermayenin ortaklığı ile madencilik alanında yeni kuruluşlar oluşturuldu. Bu kuruluşlar, Karadeniz Bakır İşletmeleri (KBİAŞ), ÇİNKUR, KÜMAŞ, ve ERDEMİR' dir. KBİ 1968 yılında 300 milyon lira sermaye ile 6 bankanın ve özel sektörün iştirakiyle Murgul ve Küre'deki bakır yatakları işletmek amacıyla kurulmuştur. Üretilen bakır konsantrelerinin Samsun'daki fabrikada blister bakır haline getirilmesi ile görevlendirilmiştir. Samsun Blister Bakır Tesisleri'nin yıllık kapasitesi 65 bin tondur. Ancak %60 kapasite ile yılda 40000 ton civarında üretim gerçekleştirilmektedir. Ülkemizin blister bakır ihtiyacı yaklaşık 110 bin ton/yıl civarındadır. Türkiye yılda 70 bin ton blister bakır ithal etmektedir. Ülkemizdeki bakır rezervlerinin azalarak, yaklaşık 10-15 yıllık bir ömrünün kalması, ithalatın gelecekte daha da artacağının izlenimlerini vermektedir.
ÇİNKUR, uzun yıllar ülkemizdeki çinko yataklarını değerlendirmiş ve 1995 yılında özelleştirilmiştir. Kümaş da 1996 yılında özelleştirilmiştir.
Devlet ve özel sektörün ortak olarak kurduğu bu kuruluşlarda, özel sektörün sermaye artırımına katılmaması nedeniyle, devletin hisseleri %99'a çıkmıştır. Bu uygulamanın başarılı olduğu söylenemez. Nedenleri araştırılmalıdır. Madencilik sektörünün riskli olması ve uluslararası piyasalardaki fiyat dalgalanmaları sonucu, bazı yıllar zararla kapanmıştır.
Flüorit çok çeşitli jeolojik ortam ve şartlarda oluşabilen bir mineraldir. Demir-Çelik, kimya, seramik ve cam sanayinin önemli hammaddesidir.
Türkiye'de ilgili sanayi dallarının talebini karşılamak ve fluorit potansiyelini belirlemek amacıyla yapılan araştırmalar sonucu bir çok yatak bulunmuş ve bunların çoğu özel şirketlerce işletilerek tüketilmiştir. Genellikle düşük rezervli olan söz konusu sahalarda yapılan üretimler yetersiz olduğundan endüstriyel talep çoğu zaman karşılamamıştır.
Gelişmiş ülkelerde çelik sanayiinde eritken olarak fluorit yerine kolemanit kullanılması, fluoriti bu sektörden kısmen uzaklaşmıştır. Halbuki kolemanit hem daha pahalı, hem de toz ve nem oranın fazla olması nedeniyle olumsuz etkileri olan bir ikame maddesidir. Ülkemizde de demir-çelik fabrikalarında fluorit yerine kolemanit kullanılması fluorit madenciliğini olumsuz etkilemiş, bunun sonucu olarak da fluorite dayalı sanayiler (hidrofluorik asit, kriyolit vb) kurulamamıştır. Gelişen kimya, alüminyum ve seramik endüstrisi ise bu ara ürünlerini gittikçe artan oranlarda ithal etmeye başlamıştır.
FLUORİT
•Kimyasal Bileşimi : CaF2
•Kristal Sistemi : Kübik
•Sertlik : 4
•Özgül Ağırlık : 3.2
•Dilinim : {111} mükemmel
•Renk ve Şeffaflık : Morun değişik tonları, mavi, yeşil, sarı, beyaz, pembe, kahverengi, mavimsi siyah; şeffaf-yarışaffaf
•Ayırıcı Özellikleri : Ultraviyole ışık altında mavi, sarı, beyaz ve kırmızımsı renkler gösterir. Kalsitten daha serttir. Sülfirik asitte çözünür.
•Bulunuşu : Hidrotermal maden yataklarında yaygın olarak oluşan bir mineraldir. Sedimanter kayaların boşluklarında, pnömatolitik yataklarda, sıcak su kaynaklarının oluşturduğu çökellerde, Alpin tipi damarlarda, bazı granitlerde ve çok nadir olarak pegmatitlerde oluşabilir. Birçok metalik maden yatağının gang minerali olarak da gözlenebilir.
1.GİRİŞ
Tanım ve Sınıflandırma
Fluorit, kalsiyum florür bileşiminde (CaF2) olup saf olduğunda %51.1 kalsiyum ve %48.9 fluor ihtiva eder. Uluslararası ticari ismi "fuorspar" olan fluoritin esas elementi fluordur. Doğal fluorit kuvars, barit kalsit, galenit, sfalerit, siderit, sölestit, kalkopirit ve diğer sülfid mineralleri ile birlikte bulunur. Magmatik, metamorfik ve sedimanter kayaçlar içerisinde hidrotermal damar, dolgu ve metasomatik yataklar şeklinde oluşur. Kristal şeklinde olduğu zaman genellikle renksiz bazende mor, sarı, mavi, yeşil, gül rengi, kırmızı, mavimsi ve morumsu siyah ve kahverengi renklerde de görülebilmektedir. Mohs skalasına göre sertliği 4 tür. Spesifik gravitesi 3.01 ile 3.60 arasında değişir. Erime sıcaklığı 1378 oC dir.
Fluor içeren başlıca mineraller ; fluorit (CaF2) fluorapatit [Ca5 (PO4)3F] ve kriyolit (Na3AIF6)' tir.
Ticari anlamda fluorit üç ana sınıfta incelenir :
1- Asit sanayiinde kullanılan (Asitspar veya Asitgrade)
2- Seramik sanayiinde kullanılan (Seramikspar veya ceramic grade)
3- Metalurji sanayiinde kullanılan (Metspar)
2. TÜRKİYE'DE DURUM
Dünya rezervlerine bakıldığında Türkiye dokuzuncu sırayı almaktadır.
TABLO 1. Dünya fluorit rezervi
Ülke
İşletilebilir Fluorit
Toplam Fluorit
Kanada
2000
5000
Meksika
19000
23000
ABD
-
10000
Fransa
10000
14000
İtalya
6000
7000
İspanya
6000
8000
Eski SSCB
62000
94000
İngiltere
2000
3000
Türkiye
12800
13000
Kenya
2000
3000
Namibya
3000
5000
Güney Afrika C.
30000
36000
Çin
27000
46000
Moğolistan
50000
59000
Tayland
1000
2000
Diğer Ülkeler
19000
25000
TOPLAM
251.800
353.000
2.1. FLUORİTİN TÜRKİYE'DE BULUNUŞ ŞEKİLLERİ
Fluorit Türkiye'de yoğun olarak Orta Anadolu bölgesinde Kırşehir, Yozgat ve Eskişehir yörelerinde bulunmaktadır.
Kırşehir ve Yozgat fluoritleri asidik magma kayalarına bağlı olarak gelişmiş hidrotermal damar tipi şeklinde oluşmuştur.
Eskişehir-Sivrihisar civarında bulunan yatak ise kompleks cevher (barit ve nadir toprak elementleri ile birlikte) şeklinde meta kumtaşları içerisinde yer almakta olup, asit volkanizma ve karbonatitlere bağlı olarak gelişmiş hidrotermal damar tipi cevherleşme tipini yansıtmaktadır.
Türkiye'de daha çok Kırşehir (Çiçekdağı ve Kaman) yörelerinde üretilen fluoritlerin kalitesi dünya spesifikasyonlarına uygundur. Fiyat teşekkülünde dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de arz-talep durumu, sektördeki darboğaz, ocakların ve rezervlerin azlığı, işletmede karşılaşılan güçlükler ve yatağın konumu gibi unsurlar rol oynamaktadır.
2.2. ÜRETİM
2.2.1. Üretim Yöntemi ve Değerleri
Türkiye'deki fluorit yatakları genellikle yeraltı işletmeleri şeklinde değerlendirilmektedir. Uygulanan üretim metodu da çoğu zaman göçertme yada rambleli ayak sistemi şeklindedir. Ülkemizdeki fluorit yataklarının genellikle yüzeye dik ve paralel olarak uzanan damarlar şeklinde olması nedeniyle işletme önce açık olarak yapılmakta ve sonraki aşamalarda galeri şeklinde yapılmaktadır.
Ülkemizde konsantrasyon tesisleri olmadığından ocaklardan çıkarılan fluorit cevheri genellikle usta işçiler tarafından kabaca ayıklanarak ve triyaj yolu ile arındırılmak suretiyle satışa hazırlanmaktadır.
Eskişehir-Sivrihisar sahası açık işletmeye uygun bir yataktır. Buradaki kompleks cevherden MTA teknoloji laboratuvarlarında flotaston ve gravimetrik metodlarla yapılan cevher zenginleştirme çalışmaları çok iyi sonuç vermiş ve tüketim alanlarına uygun konsantreler elde edilebilmiştir.
2.2.2. Ürün Standartları
Tüm Standartları Enstitüsünce hazırlanan standartlara göre demir-çelik (metalurji), kimya (asit sanayi) ile seramik ve cam sanayiinde kullanılan fluoritlerin ürün spesifikasyonları aşağıda verilmiştir.
Metalurji Sanayii :
CaF2 (Min) % : 60
S (Max) " : 0.30
PbS " : 0.50
BaSO " : 0.20
ZnS : 0.50
SiO2 : 10.00
Tane Boyu : 1 mm göz açıklığı olan elek altı en çok % 15
Nem Oranı : En çok % 15
(Kaynak : TS-6175. )
Asit Sanayii :
CaF2 (Min) % : 97
SiO2 (Max) : 1.5
S (Sülfür halinde) : 0.1
CaCO3 (Max) : 1.25
P " : 0.2
Metal Oksitler (Max)
(Fe2O3, Al2O3) : 1.5
BaSO4 (Max) : 0.5
Organik Madde (Max) : 0.25
Nem Oranı (Max) : 0.1
Tane Büyüklüğü : 75 mikron göz açıklığı olan elek üstü en çok % 25 ,
(Kaynak : TS 6334 )
Seramik ve Cam Sanayii :
CaF2 (Min) % : 93-95
SiO2 (Max) : 3.0 (Yalnız seramik için)
Fe2O3 " : 0.12
CaCO3 " : 1.5
R2O3 " : 0.5-0.25 (oksit ve sülfitlerin toplamı)
Organik madde (Max) : 0.3
Nem oranı (Max) : 1.0
Ateş Zaiyatı " : 1.0
Tane Büyüklüğü : 1 mm'den küçük olmalıdır.
(Kaynak: TS 6335)
2.3. TÜKETİM
2.3.1. Tüketim Alanları
Kısa bir zamana kadar daha çok izabe (izabe: madenleri eritme, sıvı duruma getirme) fırınlarında ergime sıcaklığını düşürücü yardımcı hammadde ve fluorik üretiminde kullanılan fluoritin kullanım alanları son zamanlarda genişlemiştir.
Fluorit başlıca demir-çelik sanayinde, alüminyum sanayinde, kimya sanayinde (HF asit ve türevleri yapımında) ve seramik sanayiinde olmak üzere cam, mobilya ve çimento sanayii dahil 30 dan fazla sanayi dalında kullanılmaktadır. Kullanım yerlerine göre fluoritin belirli CaF2 konsantrasyonunda olması istenir.
Fluorit konsantrelerini üç ana grupta toplayabiliriz. Bunlar ;
1)İZABE FLUORİTİ;
%85-95 CaF2 içeren konsantredir. Çelik alüminyum izabesinin yardımcı hammaddesidir.
2) SERAMİK FLUORİTİ;
%95-96 CaF2 içerir. Cam ve seramik endüstrisinde kullanılır.
3) ASİT FLUORİTİ ve KİMYEVİ FLUORİT ;
Fluorik asit oluşumu için %97 'den fazla CaF2 konsantresi gereklidir. Bugün dünya fluorit tüketiminin %50 sine yakın kısmı kimya sanayii ürünlerinden olan ve çeşitli fluor bileşiklerinin elde edilmesinde kullanılan, fluorik asit üretimi için harcanır.
Fluorit'in önemli kullanım alanlarından birisi Hidrofluorik asit (HF)'dir. Hidrofluorik asit (HF): Asit kalitesindeki fluoritin fırında H2SO4 ile reaksiyonundan elde edilir. Bu asit büyük miktarlarda, sentetik kriyolit ve alüminyum kriyolit üretimi için alüminyum endüstrisinde kullanılır. Hidrofluorik asit ayrıca uçak ve otomobiller için yüksek oktanlı benzin imali ve çelik parlatılması dahil birçok kimya endüstrisinde kullanılmaktadır.
Hidroflorik asit, hızla gelişen florokarbon kimyasını kapsayan kimya endüstrisinde fluorun başlıca kaynağıdır. Floru kapsayan birçok ürün arasında; belli plastikler, böcek ilacı,soğutucu ve dondurucular sayılabilir.
Demir-Çelik sanayiinde, yüksek fırınlarda demir ve elektrik fırınlarında çelik elde ederken cürufu akışkanlaştırıcı olarak fluorit kullanılmakta ve böylece demirdeki kükürt ve fosfor cürufa karışmış olmaktadır.
Bir milyon ton sıvı maden elde etmek için yaklaşık 1700 ton metalurji kalitesinde fluorite ihtiyaç vardır. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Fabrikalarında (İsdemir ve Karabük) yılda ortalama 3,5 milyon ton maden üretildiğine göre yaklaşık 6000 ton fluorite ihtiyaç var demektir.
Fluorit seramik sanayiinde sır yapımında, cam sanayiinde beyaz ve renkli opal cam imalinde, portland çimentosu imalinde klinker elde etmek amacıyla, soba, buzdolabı ve pişirme araçlarının çelik kısımlarının kaplanmasında, suni kauçuk ve aerosol üretimi olmak üzere birçok sanayi dalında kullanıldığı gibi elektrod kaplamalarında rutil yerine ikame maddesi olarak da kullanılmaktadır.
2.3.2. Tüketim Miktar ve Değerleri
Ülkemizde demir-çelik fabrikalarında fluorit yerine kolemanit kullanılmaktadır. Yılda 5-6 bin ton fluorit ihtiyacı olan bu sektör sözkonusu ihtiyacını yaklaşık 12-15 bin ton/yıl kolemanit tüterek karşılamaktadır.
Seramik sanayii de fluorit yerine kolemaniti tercih etmektedir. Cam sanayii ise cam yünü imali için yılda 80 ton fluorit tüketmektedir. Öte yandan emaye sanayii son yıllarda teknolojik gelişmelere bağlı olarak önemli oranlarda fluorit tüketmeye başlamıştır. Bu sektör de faaliyet gösteren Ege Ferro firmasının yılda 300-350 ton CaO: 63,5%, F: 44,5 % ve SiO2: Max 3 % kalitesinde fluorit tükettiği belirtilmektedir. Ancak önceleri yurt içinden temin edilen sözkonusu fluorittin pahalı oluşu ve standartlara uyamaması nedeniyle İngiltere ve Çin'den ithal yolu ile temin edildiği belirtilmiştir.
3. DÜNYA'DA MEVCUT DURUM
3.1. ÜRETİM
Fluorit madenlerindeki işletme yöntemleri münferit fluorit yataklarındaki jeolojik şartlara bağlı olarak değişir. Derin yataklarda genellikle yeraltı işletme teknikleri uygulanırken sığ ve geniş yataklarda açık işletme yöntemi uygulanmaktadır. Eğer jeolojik yapı yeraltı madenciliğine uygun şartları sağlamıyorsa yatak üzerindeki aşırı kalınlıktaki örtünün kaldırılması pahasına açık işletmecilik bile sözkonusu olabilir.
İnce damar madenciliği genellikle sağlam duvar oluşturabilen yantaşların olduğu yerlerde yapılırken stratiform yada tabakalı fluorit yataklarında oda-topuk metodu ile işletme yapılmaktadır.
3.2. TÜKETİM
3.2.1. Tüketim Alanları
% 97'den daha çok kalsiyum florür ihtiva eden fluorit, asit sanayiinde hidrofluorikasit üretiminde kullanılır. Muhtevası %85-95 CaF2 olan fluorit seramik, cam ve emaye üretiminde kullanılır. CaF2 içeriği % 60-85 olan fluorit ise çelik endüstrisinde akışkanlığı artırıcı madde olarak kullanılmaktadır.
3.2.2. Tüketim Miktar ve Değerleri
Yapılan araştırmalardan dünya fluorit tüketiminin yaklaşık % 55-60'ı demir-çelik sanayiinde, % 20-25'i kimya sanayiinde, % 15'i alüminyum sanayiinde ve % 5'i de diğer sanayii dallarında tüketildiği anlaşılmaktadır.
800 gr taze horozibiği yaprağı ve sürgünleri, 100 gr margarin, 50 gr domates salçası, 1-2 adet yumurta, 1 adet orta boy soğan, yeteri kadar tuz, baharat.
Hamurun malzemeleri:
1 kg un, yeteri kadar krem mayası ve tuz.
İçin hazırlanışı:
800 gr taze horozibiği sürgün ve yaprakları iyice yıkanıp temizlendikten sonra ince bir şekilde doğranır ve kaynar suda 5-6 dakika kadar haşlanır. Ayrı bir tencerede 100 gr margarin içerisinde soğan pembeleşinceye kadar ateşte tutulup üzerine salça ve baharat ilave edilip iyice karışması sağlanır. Daha sonra, haşlamış olduğumuz horozibiği de tencereye atılarak 5-6 dakika kadar düşük ateşte kavrulur. Bunun üzerine 1-2 adet yumurta kırılıp, yumurtalar pişinceye kadar kavrulmaya devam edilir. Yeterince kavrulan horozibiği soğumaya bırakılır.
Hamurun hazırlanışı:
1 kg un içerisine yeteri kadar maya konduktan sonra tuz ilave edilir ve yavaş yavaş su dökülerek yoğurulur. Hazırlanan hamur birer yumruk büyüklüğünde bezelere ayrılır.
Hamur bezeleri oklava ile açılarak yufka şekline getirilir. Bunların yarısına kavrulmuş olan karışımdan konulur ve diğer yarısıyla üstü kapatılır. Yarım ay şeklini alan gözlemeler sıcak sac üzerinde her iki tarafı da iyice pişerek servise hazır hale getirilmiş olunur
Malzemeler:
800 gr taze horozibiği yaprağı ve sürgünleri, 100 gr margarin, 50 gr domates salçası, 1-2 adet yumurta, 1 adet orta boy soğan, yeteri kadar tuz, baharat.
Hamurun malzemeleri:
1 kg un, yeteri kadar krem mayası ve tuz.
İçin hazırlanışı:
800 gr taze horozibiği sürgün ve yaprakları iyice yıkanıp temizlendikten sonra ince bir şekilde doğranır ve kaynar suda 5-6 dakika kadar haşlanır. Ayrı bir tencerede 100 gr margarin içerisinde soğan pembeleşinceye kadar ateşte tutulup üzerine salça ve baharat ilave edilip iyice karışması sağlanır. Daha sonra, haşlamış olduğumuz horozibiği de tencereye atılarak 5-6 dakika kadar düşük ateşte kavrulur. Bunun üzerine 1-2 adet yumurta kırılıp, yumurtalar pişinceye kadar kavrulmaya devam edilir. Yeterince kavrulan horozibiği soğumaya bırakılır.
Hamurun hazırlanışı:
1 kg un içerisine yeteri kadar maya konduktan sonra tuz ilave edilir ve yavaş yavaş su dökülerek yoğurulur. Hazırlanan hamur birer yumruk büyüklüğünde bezelere ayrılır.
Hamur bezeleri oklava ile açılarak yufka şekline getirilir. Bunların yarısına kavrulmuş olan karışımdan konulur ve diğer yarısıyla üstü kapatılır. Yarım ay şeklini alan gözlemeler sıcak sac üzerinde her iki tarafı da iyice pişerek servise hazır hale getirilmiş olunur
Biosta Performans Artırma
Günümüzde bazı anakartlar, bütünleşik ses ve(ya) ekran kartları ile geliyor. Genelde bu bütünleşik aygıtları pek kullanmayız. Eğer kullanıyorsanız, ona diyecek sözümüz yok. Ama kullanmıyorsanız, BIOS'da "Integrated Peripherals" veya "Advanced I/O Configuration" bölümünde Onboard PCI Audio/Modem ve Onboard VGA ayarlarını [Disabled] konumuna getirin. Hem bu aygıtların sistem kaynaklarını tüketmesini engellerseniz, hem de olası çakışma riskini azaltmış olursunuz
CPU INTERNAL VE EXTERNAL CACHE BIOS' ta her iki seçeneğinde ENABLE olmasına dikkat edin.Bunlardan herhangibiri iptal edildiğinde bilgisayar yavaş çalışır.
EXTERNAL CACHE BIOS' ta External cache için ''Write Back veya ''Write Trough'' seçeneklerinden birini seçmek mümkünse Write Back'i seçin.Bilgisayar böylece daha hızlı çalışacaktır.Çünkü CPU verileri sadece tek bir erişimde Cache'e yazacaktır.
QUICK POWER ON SELF TEST Bilgisayarınızın daha hızlı açılmasını istiyorsanız bu seçeneği ENABLE yapın.BIOS bu durumda bilgisayar açılırken bazı testleri pas geçecektir,mesela belleğin test edilmesi gibi.Ancak bilgisayarınızda problemler çıkarsa bu seçeneği iptal etmelisiniz
Advanced Chipset Features bölümünde bulunan "CPU to PCI Write Buffer" ayarını [Enabled] konumuna getirerek, işlemciden PCI veriyolunda bulunana bir aygıta yazma/okuma komutu verilmesi ile uygulanması için arada geçen süreyi azaltır.
Yine aynı şekilde, aynı yerde bulunan "PCI Dynamic Bursting" ayarı, [Enabled] konumunda iken, tek komut ile çok fazla bilgi PCI veri yoluna aktarılmak istendiğinde, bu özellik devreye girerek performans arttırmaya yarıyor. Bu ayarın, [Enabled] konumunda olmasını tavsiye ediyoruz.
ISA Slota sahip anakartlarda bulunan ve Advanced Chipset Features bölümünde "Delayed Transaction" ayarı gayet önemli. PCI veriyolunu çalışma darbeleri ile, ISA veriyolunun çalışma darbelerini buluşturmak içindir. ISA veriyolu, PCI veriyolunda çok yavaştır. Dolayısıyla gecikme süresi de gayet fazladır. Bu gecikme süresinin fazlalılığı PCI veriyolunu da etkiliyor. Bu ayarı [Enabled] yaparak, Anakart 32 bit'lik yazma tampon belleğini devreye sokarak bu yavaşlamayı engelliyor. Böylece, ISA veriyoluyla bir işlem yapıldığında PCI veriyolu etkilenmiyor. Dolayısıyla bu ayar, daha fazla performans için [Enabled] yapılmalı. Bu ayarı etkin yaptıktan sonra ISA ve PCI aygıtları arasında bir sorun çıkarsa, [Disabled] yapmanız gerekecek. (Tabii ISA aygıt kullanmıyorsanız, bu ayarı es geçin)
VIDEO BIOS SHADOW VE SYSTEM ROM SHADOW Shadow fonksiyonu ile BIOS verileri yavaş ROM alanından hızlı RAM'e kopyalar.Mesela bir grafik kartının ROM belleği genelde 170ns. ile çalışır,anabellek ise buna karşın 60 veya 70 ile.Bu seçenek Enable olarak ayarlanırsa grafik kartı daha yavaş olan Video BIOS a değil daha hızlı olan anabelleğin adres alanına erişecektir.Eğer bu ayarı [Enabled] yaparsanız, ROM'daki bilgiler belleğe atılarak sistem hızlanır fakat video ile ilgili olan kavramlar yavaşlar, örneğin oyunlar. Yani oyuncular bu ayarı [Disabled] yapmalı.
BOOT SEQUENCE Bilgisayarınızı çoğunlukla sabit diskten açıyorsanız,Boot Sequence'i C:-A: olarak ayarlayın.Bu durumda BIOS bilgisayar açılırken A:sürücüsünde bir disket bulunup bulunmadığını ve disket varsa bir sistem disketi olup olmadığını kontrol etmez,böylece daha hızlı boot edebilirsiniz.
BOOT UP FLOPPY SEEK BIOS'ta bu seçeneği Disable yapın .Bu ayar sadece boot sırasında bir disket sürücüsünün bulunup bulunmadığını ve 40 veya 80 izli bir sürücünün söz konusu olup olmadığını kontrol eder.Tüm yeni sürücüler 80 ize (track) sahip oldukları için bu fonksiyona gerek yoktur.Ne kadar az kontrol olursa sistemimiz o kadar hızlı çalışır.