jickata

jickata

Üye
26.09.2009
Çavuş
2.183
Hakkında

#13.03.2011 18:12 0 0 0
  • Çernobil Elmaları Bunlar
    Pazarda satıcının biri;

    - "Elmaya geelll elmayaa.. Çernobilin elmaları bunlarrr!" diye bağırıyormuş.

    - "Deli misiniz?" diye sormuş kadının biri "Çernobil'in elmalarını kim alır ki?"
    ...
    Satıcı;

    - "Valla yenge yetiştiremiyorum" demiş "Kimi karısına kimi kayınvalidesine alıyor kalmıyor bile yani..!"
#13.03.2011 08:39 0 0 0
#13.03.2011 07:25 0 0 0
#13.03.2011 06:50 0 0 0
  • İnsanın Doğası ve din


    Din ne demektir?


    noimage

    Din, insanın olduğu her yerde var olan, doğumundan ölümüne kadar hayatının her evresinde karşısına çıkan evrensel bir olgudur. Din, Arapça bir kelime olup yol, adet, hüküm, kanun, düzen, karşılıklı mükafat-ceza, itaat, inanç gibi anlamlara gelir. Terim olarak din; "insanın Allah, diğer insan ve varlıklarla münasebetlerini düzenleyen ve insan hayatına yön veren, onlarla ilgili davranışlara esas olacak kurallar bütününe verilen ad"dır.

    Bilim adamları dini nasıl tanımlamışlardır?

    Bilim adamları bütün dinlerde bulunan inanç, ibadet, ahlâk gibi ortak özellikleri dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmışlardır: "Bir topluluğun sahip olduğu inanç, ibadet ve ahlâk kurallarının bütünüdür"

    İslam âlimlerine göre dinin tanımı nedir?

    İslâm âlimleri de İslam'ın özelliklerini dikkate alarak dinin tanımını şöyle yapmıştır: "Din kuralları Allah tarafından konulan, peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen, akıl sahibi insanların kendi istekleriyle hayırlı olan şeylere sevk ederek dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıran ilâhi kanundur."

    İslam âlimlerinin yaptığı bu tanımdan yola çıkarak şu sonuçlara varabiliriz;
    "Din, Allah tarafından ortaya konulmuştur.
    "Din, peygamberler aracılığı ile gönderilmiştir.
    "Dini, akıl sahibi insanlar kendi hür iradeleriyle kabul eder.
    "Din, insanları iyiye, güzele, doğruya çağırır.
    "Din, insanların dünya ve ahirette mutlu olmalarını amaçlar.
    "Din, Allah'ın gönderdiği öğütleri kapsar. Bunlar Allah'ın emirleri, yasakları ve önerileridir.

    Verilen bu bilgiler ışığında dini, "insanın aklını ve özgür iradesini kullanarak iyiye, güzele ve doğru olana yönelten, ilahi kurallar bütünü" olarak tanımlayabiliriz. Buna göre bir kimsenin dini görevlerden sorumlu olması için ön şart akıllı ve özgür olmasıdır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği olan aklın, dini anlamada önemli bir yeri vardır.

    Dinin temel esasları nelerdir?


    Dinin esasları içinde, insanların birer kul olarak Allah'a karşı sorumlulukları; iman, ibadet, ahlâk esasları ve insanların birbiriyle olan ilişkilerinde uymaları gereken kurallar yer almaktadır.

    -İnsanın biyolojik(bedensel) ve psikolojik(ruhi) yapısı


    İnsan, üstün ve şerefli bir varlık olarak iki ana unsurdan oluşmaktadır. Bu unsurlar, insanın fiziki yönü olan bedeni ile manevi yönü olan ruhudur.

    Biyolojik bir varlık olarak insan;


    Bütün canlıların beslenme, korunma, yaşama ve çoğalma gibi özellikleri vardır. Bu nitelikler insan için de geçerlidir. Bunun için insan da hayatını devam ettirmek amacıyla diğer canlılar gibi yer içer. Olumsuz etkilere karşı korunur. Her canlı gibi insan da ölümlüdür. Soyunun devamı üremesine bağlıdır. Bunu da cinsi ihtiyaçlarını karşılayarak yapar. Şu halde insan biyolojik bir varlık olarak bedensel ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır.
    İnsan Allah tarafından en güzel biçimde yaratılmış bir varlıktır. Kur'anıkerim'deki "Şüphesiz insanı en güzel biçimde yarattık" (Tin suresi, ayet 4) ve "...Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı" (Teğabün suresi, ayet 3) ayetleri insanın yaratılışında estetik ve değer taşıyan bir varlık olduğunu açıklamaktadır. Ayrıca Allah, en güzel şekilde yarattığı insanın yeryüzünde yaşamını sürdürmesi için evrendeki her şeyi onun hizmetine vermiştir. Bütün varlıklar ona doğrudan veya dolaylı olarak hizmet etmektedir. Kur'an'da "(Allah) göklerde ve yerde bulunanların hepsini size yararlanın diye verdi. Muhakkak ki bunda düşünen insanlar için ibret vardır."(Casiye 13) buyrulmaktadır.

    Psikolojik bir varlık olarak insan;


    İnsanın yapısı sadece bedenden ibaret değildir. İnsanın diğer varlıklardan farklı olarak bir manevi yapısı vardır ve o, bu yapısı sayesinde diğer canlılardan ayrılır. Allah insanı topraktan yaratıp şekillendirdikten sonra ona kendi ruhundan üfleyerek can vermiştir.(Secde suresi, 7-9 ayetler) Bu ilahi ruha (sınırlı da olsa Allah'ın sıfatlarından bazılarına) sahip olan insan, psikolojik (ruhsal) bir varlık haline gelmiştir. Böylece akıllı, düşünen, inanan, öğrenen, öğreten, ibadet eden, uygarlık kuran, tarih yapan, geçmişine sahip çıkan, geleceğini güvence altına alan bir varlık olmuştur. İnsan, maddi (biyolojik) ihtiyaçlarını çeşitli yollarla karşılamak durumunda kalıyorsa, manevi ihtiyaçlarına da karşılamak zorundadır. Manevi ihtiyaçlarının başında sevmek, güvenmek, en önemlisi inanmak gelir. İşte insanı yeryüzündeki diğer varlıklardan ayıran ve üstün kılan özelliği akıl sahibi ve inanan bir varlık olmasıdır. Bu özellikler diğer varlıklarda yoktur.
    Tarih boyunca insanın inanma ihtiyacının nedenleri

    "İnsan ruh ve bedenden meydana gelmiş bir varlıktır ve bunların kendine özgü bazı ihtiyaçları vardır. Sağlıklı bir yaşam için bedenin beslenme, barınma, korunma gibi ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bedeni ihtiyaçları karşılamak nasıl yaşamın bir gereği ise, manevi varlığının devamı da ruhsal ihtiyaçların karşılanmasına bağlıdır. Çünkü insanın sevme, sevilme, bağlanma, güvenme, sığınma, korunma, ait olma gibi ruhsal ihtiyaçları vardır. Her insanda bulunan ruhsal ihtiyaçlardan biri de doğuştan gelen "inanma" ihtiyacıdır. Çünkü Allah insanı inanma ihtiyacı ile yaratmıştır. Bunun için insan; sevmeye, sevilmeye, güvenmeye ve korunmaya nasıl ihtiyaç duyuyorsa, aynı şekilde insanın Yüce bir varlığa inanmaya da ihtiyacı vardır. Din de, insanın ruhsal ihtiyaçlarının en önemlisi olan inanma, Yüce bir yaracıya bağlanma ihtiyacını giderir. Böylelikle ruh ve beden dengesi sağlanmış olur. Bu da insanın mutlu olmasını sağlar.
    "İnsan, akıllı, düşünen bir varlıktır. Bu nedenle insan "Ben Kimim?", "Nereden geldim?" "Nereye gideceğim?", "Yaşamın amacı nedir?", "Dünyada bulunmanın anlamı nedir?", "Öldükten sonra ne olacağım?" gibi konuları merak eder ve bu soruların cevabını arar. Gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimler bu soruların cevabını veremez. Bu soruların cevabını ancak din verir. Çünkü hayatı anlamlandırma isteğinin engellenmesi durumunda insan varoluş boşluğuna düşer. Birey hiçlik ve yoklukla yüz yüze gelir. Bu durum can sıkıntısı ve varoluş kaygısı şeklinde kendini gösterir. Böyle bir insan, hayatında hedef ve gayesinden uzak olarak yaşar. Din insana yaratılış amacını, öldükten sonra ne olacağını bildirerek, onun ruhsal yönden büyük bir rahatlama içinde olmasını sağlar.
    İnsan sahip olduğu iyiliklerden, güzelliklerden, değer verdiği yakınlarından ve sevdiklerinden ayrı kalmak istemez. Hayatın bir yerde noktalanacağına inanmak; yani ölüm insanı duygu ve düşünce olarak çok rahatsız etmekte ve onu mutsuz kılmaktadır. İşte insanın yok olma, sevdiklerinden ayrı kalma ve ölüm karşısında duyduğu bu endişeyi ortadan kaldıracak olan dindir. Öldükten sonra yok olmayacağı, ebedi olarak yaşayacağı, dünyadaki ayrılıkların, eksik kalmış özlemlerin sonsuzluk aleminde karşılanacağı inancı insanı rahatlatır. Onu bu yersiz korkulardan kurtarır ve ebediliğe layık olduğunu gösterir.
    "Her insanda doğuştan bir yere ait olma duygusu vardır. Bu duygunun gereği olarak insan, kökenini arar, dünyanın tamamlayıcı bir parçası olmak, bir yere ait olduğunu hissetmek ister. Yaratılışından kaynaklanan bu ihtiyacın etkisiyle insan, mensubu olacağı bir yer arar. İnsan bu ihtiyacını Yüce Yaratıcıya yönelme ve ona ait olduğunu hissetmekle; dinin mensubu olmakla giderebilir.

    "İnsan, bağlanma ve sığınma eğilimi olan bir varlıktır. Bu eğilim emniyet, güven, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, sevilme gibi insanın temel ihtiyaçları arasında yer alır. İnsan, kendisindeki güçsüzlük nedeniyle bağlanma ve sığınma duygusuna bağlı olarak her şeyden üstün, güçlü bir varlığa yönelir. Bu yöneliş din duygusunun temelini oluşturan unsurlardan biridir. En büyük koruyucu, en güvenilir sığınak olarak Allah'a bağlanan ve ona sığınan insan; güven, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, sevilme gibi temel duygusal ihtiyaçlarını giderir.

    "İnsanın inanma ihtiyacı hissetmesinin nedenlerinden biri de tabiat olayları karşısındaki çaresizliğidir. Yeryüzünün her tarafında çeşitli tabiat olaylarıyla her zaman karşı karşıya gelmek mümkündür. Bunlar depremler, su baskınları, şiddetli fırtına ve kasırgalar, kuraklık, yangınlar, bulaşıcı hastalıklar vs.dir. İnsanın tabiat olayları karşısındaki çaresizliği, yaratılışında olan sığınma dürtüsünü ön plana çıkarır. Uyumakta olan şuuraltını harekete geçirir. Birey ani bir uyanma ile inkârcılıktan dini hayata geçer. Kısaca yaratılışında var olan din duygusu ortaya çıkar. Dua ederek Allah'tan yardım diler ve ona sığınır. Örneğin; bir zamanların ünlü pop şarkıcısı Cat Stevens, Atlas Okyanusu kıyılarında yüzdüğü bir sırada akıntıya kapılır ve o anda hayatının biteceğini hisseder. Bu kritik anda, içinde doğan bir ümitle "Kurtar beni Allah'ım" diye dua ve niyazda bulunur. Arkasından gelen büyük bir dalganın itmesiyle kendini kıyıda bulur. Bu olay üzerine Müslüman olur ve Yusuf İslam adını alır.

    Din, tarih bütün toplumlarda var olan evrensel ve köklü bir olgudur:

    İnsan var olduğu ilk günden beri, yüce bir varlığa yönelme, ona inanma, sığınma ve ondan yardım dileme ihtiyacı hissetmiştir. Bu nedenle din, tarihin bütün devirlerinde ve toplumlarda daima var olan evrensel, köklü bir olgudur. İnsana hitap eden, insan için söz konusu olan din, insanla beraber var olmuş ve tarih boyunca varlığını sürdürmüştür. İnsanlığın vazgeçilmez bir gerçeği olması nedeniyle bundan böyle varlığını devam ettirecektir. Dinler tarihi alanında yapılan araştırmalar, az da olsa Tanrı inancı olmayan insanlara rastlamasına rağmen, her toplumun bir dine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Batılı bilim adamlarından Henri Bergson "Bilimden, sanattan yoksun insan toplulukları geçmişte var olmuştur. Şimdi de vardır. Fakat dinsiz bir toplum kesinlikle var olmamıştır" sözüyle bu gerçeği dile getirmiştir. Eski dönemlere ait mimari yapılarda, sanat eserlerinde ve edebi ürünlerde bir kısım dini motiflerin yer alması eski çağlarda yaşamış insanların bir dine inandıklarını, dolayısıyla dini hayatın çok eskilere dayandığını ortaya koymaktadır.
    Din, tarih bütün toplumlarda var olan evrensel ve köklü bir olgudur. Bunun temel nedeni nedir?

    Bunun temel nedeni insanın dini bir varlık olması, başka bir ifadeyle din duygusunun doğuştan gelen (fıtri) bir özellik olarak insanın kendi öz varlığı hakkında, şuurla birlikte ortaya çıkıp gelişmesidir. Yüce Allah bu gerçeği, yani her insanın "fıtrat" adını verdiği din duygusu ile yaratıldığını şöyle bildirmiştir: "Yüzünü doğru bir din olan İslam'a çevir, insanların fıtratına uygun olan dine çevir" (Rum suresi, ayet 30)
    Fıtrat, "insanın doğuştan var olan hakkı(gerçeği) kabul ve idrak etme kabiliyetine, Allah'ı birleme ve ona tapma yeteneğine" denir. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'in "Her doğan İslam fıtratı üzerine doğar"(Buhari, Kader 3) sözü insanın bir dine inanmaya yatkın olarak yaratıldığını ve din duygusunun yaratılışta var olduğunu göstermektedir. İnsanın doğuştan din duygusuna sahip olduğu dinler tarihi, din sosyolojisi, din psikolojisi ve din eğitimi alanında yapılan inceleme ve araştırmalar ile de ispatlanmıştır.
#12.03.2011 05:28 0 0 0
  • Selâmun aleykûm,

    Halk arasında çokça dolaşan bu "Dinde zorlama yoktur" sözünün âyet olduğunu ve öyle herkesin gelişigüzel yorumlayıp te'vil etme hakkına sahip olmadığı bilinmelidir.

    Bu âyet öylesine heveslere uydurulmaya çalışıldı ki anlamak ve hak vermek çok güç...

    Âyetin tamamı şu: "Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah'a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir." (Bakara Sûresi, 256. Âyet)

    Asırlar boyunca bizlere dinimizi en güzel şekilde öğretmeye çalışan İslâm Alimleri (Allah onlardan razı olsun) bu âyetin "Dinde zorlama yoktur" bölümünü tefsir ederken genelde şu görüşü zikretmişlerdir: "Bir insan İslâm'a girmek için zorlanamaz."

    Hatta kimi âlimlerimiz bu konuda ihtilafa düşmüşlerdir ve bu âyetin nesholunduğunu (hükmünün kaldırıldığını) söylemişlerdir ve İslâm'a girmeleri için insanların zorlanabileceğini ifade etmişlerdir. Bu görüşlerine de bazı âyetleri delil almışlardır; lâkin bu uzun tartışmaların yeri burası değildir.

    Kısacası tartışmalar böyle kalmıştır ve hiçbir İslâm Âlimi bu âyeti "İnsan İslâm'ın emirlerini yerine getirmesi için zorlanamaz" dememiştir! Yani Müslüman olduğunu ifade eden bir insanın namaz kılması, oruç tutması, tesettüre girmesi vs. gibi ilâhi yükümlülükler için zorlanamayacağını hiçbir âlim beyan etmemiştir. Böyle düşünen insanlar da duyduklarıyla yetinip araştırmayan, arapça bile bilmeden İslâm Alimi kesilen türler olduğunu biliyoruz...

    Şimdi birkaç müfessirin bu âyet hakkındaki yorumlarını alıntılayalım.

    İbn Cerir Et-Taberî: İslâmda dine girmek için zorlama yoktur. (Tefsîr-i Taberî, Câmiu'l-Beyân, Mısır 1388/1968, III, 141. Cüz)

    İbn Kesîr : Yani, kimseyi İslam dinine girmeye zorlamayın. Çünkü onun delilleri ve burhanları açıktır. Hiç kimsenin, kendisi kabule zorlanmasına ihtiyacı yoktur. Allah, kimi İslam'a ulaştırır, kalbine genişlik verir, basiretini aydınlatırsa; o kimse bilerek, şuurla onu kabul eder. Allah kimin de kalbini kör eder, kulağını ve gözünü mühürlerse, dine zorla sokulması ona bir yarar sağlamaz. (Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, I, 310)

    Fahreddîn er-Râzî : Allah iman işini zorlama ve ikrah üzerine değil, benimseme ve tercih esası üzerine kurmuştur. (Tefsîr-i Kebîr)

    Görüldüğü gibi âlimlerimiz bu konuda hep "Dine girmede zorlama yoktur" demiştir, yoksa "Dinin emirlerini yerine getirmede zorlama yoktur" gibi isabetsiz bir görüş dile getirmemişlerdir.

    İnşaAllah hayrımız dokunmuştur, Allah'ın rahmeti üzerinize olsun..
#11.03.2011 05:10 0 0 0
  • Internet Explorer 9 RC 32 Bit

    noimage

    Microsoft, yeni tarayıcısı Internet Explorer 9'un RC sürümünü nihayet indirilmeye sundu.

    Microsoft, yeni tarayıcısı Internet Explorer 9'un RC sürümünü nihayet indirilmeye sundu. Hem 32, hem de 64 bit Windows'lar için sunulan IE9 RC, beklendiği gibigelişmiş bir sekme yönetimi, yenilenmiş simgeler ve daha fazla kişiselleştirme imkanı ile birlikte geliyor.

    Beta sürümlerinde göze çarpan pek çok hatanın da düzeltildiği RC sürümü, ilk testlere göre oldukça stabil çalışıyor.



    IE9, Microsoft'un, Firefox ve Chrome'a kaptırdığı Pazar paylarını geri almak için attığı en önemli adımlardan biri olarak kabul ediliyor.





    Yazar:
    Microsoft
    Lisans:
    Freeware
    İşletim sistemi:
    Windows 7
    Dosya boyu:
    19.8MB
    Kontrol toplamı:
    15992bf4118bfc33c0b14bdd50f822aa

    http://www.multiupload.com/9RFG7OESS8
#06.03.2011 08:42 0 0 0
  • Linux'ta Virüsler - Linux'ta Virüs Tehditleri



    Bilgisayar virüsü kavramını eminim hepimiz bir şekilde duymuşuzdur. Windows kullanıcıları kimi zaman geri döndürülemeyecek şekilde verilerini, emeklerini ve asla geri gelmeyecek zamanlarını bilgisayar virüsleri nedeniyle kaybederler. Elden ele dolaşan disketler zamanımızda yerini internetin geniş bant trafiğine bırakmışlardır. Böylece bir solucan kıtalar arası yolculuğunu birkaç saniyede yapabilmektedir. Kimi zaman güvenli olduğunu sandığınız bir makinanın başka birileri tarafından kontrol edildiğine de şahit olmuş olabilirsiniz.

    Bir windows kullanıcısının başına gelmiş veya gelme ihtimali yüksek bu olayları önce açıklayıp daha sonra işleyiş mekanizmalarına göz atalım. Daha sonra da işlerin Linux altında nasıl halledildiğini ve Linux'un neden virüsler için bir yaşam alanı olmadığını öğrenelim.

    Bilgisayar Virüsleri : Bir bilgisayar virüsü aslında işletim sisteminiz altında çalışan herhangi bir uygulamadan çok farklı değildir. Temelde bir yazılımdır ve bir programcı tarafından yazılmışlardır. Bir yazılım için geçerli tüm kurallar bunlar için de geçerlidir. ( Bellek, işlemci ve disk kullanımı gibi) Ayrıca windows için yazılmış bir virüs sadece windows altında etkili olur, Linux altında çalışmaları mümkün değildir. (Tersi de doğrudur.) Virüslerin ortak bir özelliği vardır: Çoğalmak. Virüs kendi kendini erişebildiği bazı dosyalara bulaştırarak çoğaltır. Her virüslü dosya çalıştırıldığında virüs yazılımı aktif olur ve programcı tarafından daha önceden programlanmış işleri yapmaya başlar. Başka dosyalara bulaşır, bazı dosyalara zarar verebilir, bazı ayarları değiştirebilir. Tüm bu işlemleri kısa sürede tamamlar ve üzerine bulaştığı programın çalışmasını başlatabilir, bir hata mesajı verebilir yada hiçbir işlem yapmaz. Bundan sonra bellekte kalıcı olarak yerleşebilir. Virüs bir exe uzantılı çalıştırılabilir dosyanın genelde sonuna kendi kodunu yazar ve baş bölümdeki başlangıç kodunun bir kısmını kendi bölümünü gösterecek şekilde değiştirir. Böylece dosya çalıştırılmadan önce virüsün kodu çalışacak ve sonlandıktan sonra gerçek uygulama ekrana gelecektir. Bu yöntem ile bazen orjinal dosya ciddi zarar görebilmektedir. Virüslerin çoğalma işlemi onlar için hayatidir. Bu işlem dışında yapılması düşünülen zararlı işler tamamen programcının tekelindedir. İstenirse bios yakılabilir, dosyalar silinebilir...

    Peki bir bilgisayar virüsünden nasıl korunabiliriz? Bunun tek bir bilinen kolay yolu yoktur. Her bilgisayar virüsü programlayanın zekası ile birleşince herbiri bambaşka yazılımlar olurlar. Herbirinin bulaşma yöntemi ve yaptıkları işlemler farklıdır. En etkili yöntem herhalde dışarıya karşı izole edilmiş bir pc sahibi olmak ve hiçbir şekilde dosya alışverişi yapmamaktır. Aksi durumda bir antivirüs yazılımına sahip olmanız gerekecek. Bir antivirüs yazılımı o virüse özel bazı kodları bünyesinde bulunduran bir programdır. Bu kodları sizin taranmasını istediğiniz tüm dosyalarda arar ve bulduğunda temizleme işlemini başlatır. Aynı zamanda işletim sistemi ile entegre olarak dosyalar belleğe yüklenmeden yada çalıştırılmadan önce onları tarayabilir. Tabii ki bu işlemler beraberinde kısmen bir yavaşlamayı da getirecektir. Günümüzde bilgisayar virüsleri sadece exe dosyalar ile bulaşmazlar. Bir windows batch ******* mirc ******* visual basic script uygulaması yada microsoft office makro tanımlamaları olabilir. Hatta bu script uygulamacıkları normalde çalışmamaları gereken durumlarda programların ve kullanıcıların bazı açıklarından yararlanabilirler. Örneğin windows ilk ayarlar ile dosya uzantısını gizler. Bu durumda resim.jpg.exe dosyası resim.jpg şeklinde görüneceğinden ve simgesi de resim dosyası gibi düzenlendiğinde çalıştırılması çok kolay bir hal alır. Microsoft, windows için geliştirdiği birçok yöntemde olası güvenlik problemlerini genelde görmezden gelmiştir. ActiveX internet explorer ile Windows Update işlemi yapılarak işletim sisteminin güncellenmesine yardımcı olur. Diğer yandan ise uyarı mesajlarını okumadan evet diyen kullanıcıların bilgisayarlarına sızmak için en kolay yoldur! Bir başka sık kullanılan yöntem ise microsoft outlook altından elektronik posta ekinde bulunan zararlı yazılımların çalıştırılması sonucu bulaşmadır.

    Solucanlar : Bu yazılımlar yerel ağda yada internet üzerinde bilgisayardan diğer bir bilgisayara bulaşırlar. Genelde virüsler kadar zararlı değildirler. Daha çok bulaştıkları makinaları hizmet dışı bırakmak yada sunucuların trafiklerini artırmak gibi sonuçları olur. Bu tür yazılımların ortaya çıkmaları için işletim sistemi altında yada bir internet servisinde ciddi bir açığın bulunması gereklidir. Çok sık rastlanmazlar.

    Truva Atları : Bu tür yazılımlar genelde bilgisayarları uzaktan yönetmek amacıyla kullanılırlar. Genelde bir sistem yöneticisi birçok makinayı yerinden kalkmadan yönetmek için bunları kullanır. Bazıları ise sizin haberiniz olmadan makinanıza yüklenmiş olabilir. Bu durumda güvenliğiniz tehdit altında olacaktır. Kişisel dosyalarınız çalınabilir, uzaktan makinanız kapatılabilir... Şu anda birçoğu casusluk amaçlı kullanıldıklarından antivirüs yazılımları tarafından yakalanmaktalar.
    Asıl problem, virüsler neden bu kadar çoklar, hızlılar, windows bunlara neden engel olamıyor ve linux altında neden çoğalamıyorlar?

    Windows 9x serisi (95,98,ME) ve önceki işletim sistemleri tek kullanıcılı işletim sistemleridir. Farklı kullanıcılar için farklı haklar tanımlanamadığı için bilgisayarı kullanan herhangi bir kişi virüslü dosyayı çalıştırdığında virüs hiçbir engel olmadan işlerini yapabilmektedir. Bu işler herşey olabilir. Kişisel dosyalara zarar vermekten işletim sisteminin açılış dosyalarına ve sistem dosyalarına bulaşabilir. Böyle bir durumda virüsler artık bir çift tıklama işlemine ihtiyaç olmadan bilgisayar yeniden başlatıldığında işletim sistemi ile birlikte aktif olabilmektedirler. Burada virüsün başka dosyalara bulaşmasının önünde bir engelin olmaması cok kolay yayılmalarına neden olmaktadır. Windows NT serisi işletim sistemleri ise çok kullanıcılı işletim sistemleridir (Windows NT 4.0, Windows 2000 ve Windows XP) Bu işletim sistemlerinde farklı kullanıcılara farklı haklar verilebilmekte ve kullanıcılar değişik noktalarda kısıtlanabilmektedir. Fakat Windows XP kurulumu sırasında genelde Administrator şifresinin ne olduğu kullanıcılar tarafından tam olarak bilinmediğinden boş geçilmektedir. Daha önemli olan konu windows altında program kurmak, kaldırmak, sürücü yüklemek gibi işler için Administrator kullanıcı haklarına ihtiyaç olduğu için Windows XP kurulumu sonrasında oluşturulan kullanıcı hesapları hem şifreleri boş hem de tam yetkili Administrators grubunun bir üyesi olarak oluşturulurlar. Bu durumda hem boş şifreler hem de kullanıcını tam yetkili olması Windows XP işletim sistemini güvenlik açısından Windows 98 haline getirmektedir. Saydığım ihtiyaçlar nedeniyle kullanıcı için kısıtlı bir hesap oluşturulmamaktadır. Aksi durumda bu ihtiyaçlar için oturumu kapatıp Administrator hesabı ile oturum açmak gerekecektir. Bu durumda Windows XP ile bu yayılmaya bir çözüm bulunanamaktadır. Ayrıca virüsler windows işletim sistemindeki çeşitli uygulamalardaki ciddi açıkları da kullanmaktadır. Bu tamamen Microsoft'un faydalı olacağını umarak uygulamalar ile bütünleştirdiği değişik desteklerin diğer zararlı yazılımlar tarafından da tüm nimetleriyle kullanması sonucu ortaya çıkmaktadır.

    Peki Linux altında işler nasıl işliyor? Söyle: Linux altında kullanıcı için tam yetkiye sahip olmayan normal bir hesap oluşturulur. Kullanıcı bu hakları ile kendisini ilgilendiren tüm işleri yapabilir. Sadece program kurup kaldıramaz, önemli programları çalıştıramaz ve önemli ayarları değiştiremez. Bu nedenle bir virüslü dosya bu kullanıcı tarafından çalıştırıldığında sadece kullanıcını ev dizini altındaki dosyalara zarar verebilir yada bulaşabilir. Bunu dışındaki hiçbir dizine virüs zarar veremez. Başka bir ayrıntı daha mevcuttur. Linux altında sadece patika (path) yolları altında bulunan dizinlerdeki programlar çift tıklanarak çalıştırılabilir. Kullanıcını masaüstündeki bir uygulama çift tıklanarak çalıştırılamaz. (Bir betik dosya hariç, zaten bunlar için çalıştır/görüntüle tarzı seçim ekrana gelmektedir.) Bir uygulamanın kurulması gerektiğinde yazılım yöneticisi root kullanıcı şifresini (root Linux altındaki sistem yöneticisinin hesabıdır.) sorar ve şifre doğru ise ekrana gelen pencere artık root kullanıcı haklarına sahiptir. Kullanıcı işlemlerini yapar ve programı kapatır. Yada bir konsol altından su - komutu ile root haklarına sahip olur. İşlerini yapar (yazılım kurmak, kaldırmak...) ve daha sonra çıkar. Yani sadece gerekli olduğu zaman root kullanıcı hesabı heryerden erişilebilmektedir. Bunlar dışında ise, kullanıcılar genelde dağıtımların paketlediği dosyaları kurmaktadırlar. Bunlar açık kaynak kodlu olduklarından hem açıklar denetlenebilir düzeydedir, hem de arka kapılar yada zararlı işlevler bulunmamaktadır. Kimin yazdığı belli olmayan bir uygulamanın kaynak kodlarını internetten indirip derlemek ve kurmak ve virüse maruz kalmak çok zor bir durumdur. Linux altında tam yetkiye sahip olsanız bile Linux altındaki bazı dizin yapılarını farklı bir disk bölümündeki bir alana taşıyabilir ve bu bölümü sadece okunabilir (read-only) olarak sisteme bağlar ve kullanabilirsiniz. Bu yöntem ile haklarınız ne olursa olsun o bölüme yazma yapılamaz. Bu anlattığım bazı farklılıklar nedeniyle casusu yazılımlar (spyware) da Linux altında bulunmazlar. Açık kaynak kodlu sistemlerde yamalar çok hızlı hazırlandıkları için bir açığı kullanarak zararlı bir yazılımın çoğalıp yayılması çok zordur. Çünkü yama birkaç saat sonra hazır olur.

    Windows kullanıcılarının en güzel bahanesi "Windows çok kullanılıyor onun için bu kadar çok virüs yazılmakta. Bir gün Linux da yaygınlaşırsa onun için de virüsler yazılacaktır. Windows çok kullanıcıya sahip olduğu için bu kadar çok saldırıya maruz kalmaktadır." şeklindedir. Yukarıda anlattıklarım gösteriyor ki bu böyle değildir, Linux virüslerin yayılamayacağı doğal bir savunma mekanizmasına sahiptir.
#06.03.2011 06:28 0 0 0
  • Ahir zaman ve alametleri




    "Biz on sekiz(18) bin alem, beş sübhan canız. Beşi içimizde, bir dışımızda Aliyyül Veliyyullah'ız."
    İmam Mehdi Sahibü'z Zaman
    "İnkâr edenler birbirinin dostudur. Eğer size emredileni yerine getirip mümini dost, kâfiri düşman bilmezseniz, yeryüzünde fitne çıkar ve pek büyük bir fesat meydana gelir." Enfal Sûresi (73.Ayet)



    Es selamun Aleykum Kardeşlerim..

    Ahir zaman ve alametleri

    Çevremizde öyle çarpık öyle fena şeylere tanık oluyoruz ki insanın aklına hemen Ahir Zamanda yaşadığımız düşüncesi gelmiyor..

    Amacımız birbirimizi bu zaman hakkında bilgilendirmek ve sonuçlarını öğrenip ders çıkarmak olsun inşanoimage. Katılımlarınızı beklerim


    Ahir zaman kavramı bazı insanlar için tanıdık bir kavram olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına gelir ve İslam'a göre kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak bir dönemi ifade eder.

    Kuran'daki işaretler ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerindeki detaylı açıklamalar biraraya getirildiğinde ortaya önemli bir sonuç çıkmaktadır. Ayet ve hadisler ahir zamanın iki safhalı olduğunu göstermektedir. Birinci devre dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönem; bunun ardından gelecek ikinci devre ise "Altınçağ" olarak adlandırılan, Kuran ahlakının ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı [ bir çağdır. Dünyanın, Altınçağ'ın sona ermesiyle birlikte çok hızlı bir sosyal çöküş içine girmesiyle de kıyamet saatinin gelişi beklenmektedir.


    Bu sitede, Ahir zaman alametlerini ayet ve hadisler doğrultusunda incelediğimiz bazı kitaplarımızdan seçmeler yapılmıştır. Açıkça görülmektedir ki söz konusu işaretler birbiri ardınca, birebir tasvir edildiği şekilde, içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başlamıştır. On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların noimage'a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin bir arada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler noimage'ın inanan kullarına birer müjdesidir.

    İlerleyen bölümlerdeki çalışmamız da Rabbimizin "Ve de ki: noimage'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." (Neml Suresi, 93) vaadi doğrultusunda hazırlanmıştır. Özellikle belirtmek istediğimiz önemli bir husus da şudur ki, her şeyin en doğrusunu noimage bilir. Her konuda olduğu gibi ahir zaman hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur.
#05.03.2011 09:28 0 0 0
  • M. Kemal Suudi Krallığına Hz.Muhammed`in (SAV) Mezarının Tek Taşına Dokunursanız.....
    CAN ATAKLI;
    Pazartesi akşamı Avrasya Televizyonu' nda Lale Şıvgın'ın sunduğu 'Beyin Fırtınası' programına katılmıştım biliyorsunuz.

    Programın diğer konukları Nevzat Yalçıntaş ile Erol Manisalı idi.
    Nevzat Yalçıntaş program sırasında Atatürk'le ilgili küçük bir anekdota yer vererek 'Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek 'Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim' demişti.Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi' dedi.

    Programın ana konusu kapatma davası olduğu için bu konu fazla uzun sürmedi.

    Programdan sonra Lale Şıvgın yayının yapıldığı Doğatepe tesislerinde bizlere birer çorba ikram etti. Bundan yararlanarak Yalçıntaş'a 'Hocam programda anlattığınız olayın ayrıntılarını söyleyebilir misiniz?' diye sordum.

    1981 yılında 12 Eylül askeri yönetimi Atatürk'ün 100. doğum yılı nedeniyle kapsamlı bir program hazırlamış. Prof. Yalçıntaş o dönemde İlim Kurulu'nun başına getirilmiş. Amaç Atatürk'le ilgili çeşitli kaynaklardan arşiv araştırması yapmak ve 'bilinmeyen Atatürk'ü' ortaya çıkarmakmış.

    Yalçıntaş 'Dışişlerinde Münir Bey vardı.(Soyadını hatırlayamadı) İyi bir araştırmacı ve arşivciydi. Ona Dışişleri Bakanlığı arşivlerinin araştırılması görevi verilmişti' diyerek anlatmaya başladı.

    Sonra da sürdürdü: 'Bir gün Münir Bey aradı. Çok ilginç bir belge bulduğunu bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.'
    Prof. Yalçıntaş Münir Bey'in gösterdiği belgeye baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti:
    'Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmişti. Telgrafta 'Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim' anlamına gelen cümleler vardı.'

    Yalçıntaş burada Hazreti Muhammed'in mezarı ile ilgili kısa bir detay anlattı. İngiliz işgali sırasında komutan olan Fahrettin Paşa'nın kabri terk etmemek için uzun süre direndiğini aç kaldıklarını bu nedenle çekirge yiyerek beslendiklerini sonunda İngilizler'in hiçbir şekilde dokunmamaları kaydıyla Hazreti Muhammed'in mezarını terk ettiklerini ancak kutsal emanetleri de yanlarına aldıklarını söyledi.

    Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere çünkü vahim ve ilginç olan bu:
    Nevzat Yalçıntaş'ın anlattığına göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara oradan da Bakan İlter Türkmen'e geliyor. Tabii Evren Başkanlığı'ndaki Milli Güvenlik Konseyi'nin de haberi oluyor. Sorun şu: Bu belge ne yapılacak?
    Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine hiçbir anons yapılmadan konuyor. Kısacası konu adeta kapatılıyor sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde 'zevahiri kurtarmak' adına konuyor.

    Peki bu belge şimdi nerede? Kimin koruması altında? Bu da bilinmiyor.

    Bilinen tek şey Atatürk'ün İslam aleminin peygamberi Hazreti Muhammed'in mezarının ortadan kaldırılmasını önlemesi herkesten saklanıyor.
    *****
    Hazreti Muhammed Mescidi Nebevi'de yatıyor
    Hazreti Muhammed 571 yılında doğdu 632 yılında vefat etti. Peygamberimiz Medine'de oturduğu evde toprağa verildi. Bu mezar bugün dünyanın en büyük camisi olan Mescidi Nebevi'nin içinde.
    *****
    Mescidi Nebevi Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesinden sonra ilk namaz kıldığı yer. Hazreti Muhammed Medine'de oturduğu evin hemen yanına kentin ilk mescidini inşa ettirmişti. Bu mescit geçen yıllar içinde defalarca yenilendi. Bugün 600 bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği Mescidi Nebevi'nin korumasını çok uzun yıllar Osmanlı askeri yapmıştı.

    Arabistan'da mezar adeti yoktur. Ölüler herhangi bir yerde toprağa verilir üzerine belirleyici bir şey konmaz. Bu nedenle sadece Hazreti Muhammed'in mezar yeri ile ilgili bilgi vardır. O'nun dışındaki İslam büyüklerinin mezarlarının yeri bilinmez. Bir süre önce Hazreti Muhammed'in annesine ait olduğu ileri sürülen bir mezar ortaya çıkarılmıştı. Ancak Suudi yönetimi bu mezarı da ortadan kaldırmış ve yerine otopark yapmıştı.

    Atatürk'ün müdahalesi olmasa Suudiler Mescidi Nebevi'nin hemen dibindeki Hazreti Muhammed'in mezarını da tamamen ortadan kaldıracaktı. Nitekim Hazreti Muhammed'le aynı yere defnedildikleri bilinen Sahabe'nin önde gelen isimlerinin mezar yerleri bugün dümdüzdür.

    Nevzat Yalçıntaş'la sohbetimiz sırasında 'Bir gün Yaşar Nuri Öztürk Bey aradı. Benim bu anlattığımı duymuş belgeye nasıl ulaşabileceğini sordu' dedi. Ben de 'Belgeyi bulmuş mu?' diye sorunca 'Onu bilemiyorum ama galiba bir kitabına koymuş ben okuyamadım' dedi.

    Bunun üzerine önceki gün Yaşar Nuri Öztürk'ü aradım. Öztürk Yalçıntaş'ın anlattıklarını doğrulayarak 'Ancak bunu henüz bir kitabıma koymadım. Araştırmayı aşağı yukarı tamamladım GaziMustafa Kemal ve İslam isimli çok kap samlı bir kitap hazırlıyorum bunun bitmesi üç yılı alır. Konu bu kitapta yer alacak' dedi.
    Milletvekili olduğu sırada bu belgeye ulaşmak için çok çalıştığını söyleyen Öztürk 'Belge Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde. Milletvekili sıfatımla bu arşivlerde çalışmak için bakan Ali Babacan'a başvurdum ama bana izin vermedi' diye konuştu. Öztürk'e 'Peki hocam böyle bir belgenin açıklanmasını neden istemiyorlar? ' diye sordum. Öztürk'ün cevabı çok ilginç
    oldu.

    Şöyle dedi: 'Atatürk'ü din ve İslam dışı göstermek isteyenler elbette bu belgeden rahatsız olacaklardır. Bu nedenle dini siyasete alet edenler emperyalistlerle iş birliği bile yapabiliyor
#05.03.2011 09:19 0 0 0
#04.03.2011 06:21 0 0 0
  • Taşlaşmış İnsanların Şehri "Pompei olmamak için, her Müslümanın üzerine düşen görevleri yerine getirmek mecburiyeti vardır.........

    Roma İmparatorluğu, yakın çağın en putperest imparatorluğudur. Vezüv yanardağının eteklerindeki Pompei şehri, Romalı yönetici-aristokrat ve zenginlerinin; sapkınlık, şımarıklık ve debdebe içinde yaşadığı; bağlar, bahçeler ve villalarla çevrili, çok güzel bir yerdi. M.S. 79 da patlayan Vezüv yanardağı, bir kaç saat içinde kenti mezarlığa, orada yaşayan Romalıları da, tapındıkları putlarının benzeri, "taşlaşmış insanlara" dönüştürdü.

    24 Ağustos da VEZÜV yanardağından yükselen dumanlar, kısa bir sürede şehri mezarlığa dönüştürdü. 20 000'i aşkın insan yok oldu. İnsanlar, lavların içinde kavrulup 2000 yıl boyunca taşlaşmış olarak kaldılar. İtalyadaki Pompei, Napoli'nin 25 km uzağındaydı. Vezüv yanardağındaki püskürme, 2 gün sürdü. Pompei, bu 2 günün sonunda, 6-7 metre derine gömülmüştü. İlk kazılar, 1709 da Herculaneum da başladı. Uzun çalışmalar sonunda, kent ortaya çıkarıldı. Dönemin en güzel evlerini, eşyalarını ve sanat eserlerini bünyesinde barındıran Pompei, dakikalara sığabilecek bir zaman diliminde, yerle bir olmuştu. Akdeniz'in hafif deniz rüzgarlarını alan bu sevimli kent, Roma'nın tüm zengin, aristokrat ve nüfuzlu insanlarını kendine çekmişti. M.Ö 5000 yıllarında kurulmuş olan şehir, lavlar altında kalmadan 159 yıl önce Romalıların eline geçmişti.

    Pompei' yi, 8 kapılı büyük bir duvar çeviriyordu. Şehrin ortasındaki forumda, her hafta ayrı bir eğlence düzenleniyordu. Eğlenceler, kimi zaman bir kölenin köleyle veya bir aslanla ölümüne dövüşmesi şeklinde oluyordu. Vahşetin her türlüsü, her hafta, Pompeililere sergileniyordu. Pompei'nin en önemli binaları, bu meydana bakıyordu. Bu binalar; 2 tiyatro binası, gladyatör alanı, hamamlar ve tapınaklardır. Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre; zenginlik ve debdebenin akıl almaz boyutlara yükseldiği Pompei, günden güne tefessüh ediyor ve şehrin her köşesinde, "fuhuş ve lutilik evleri" boy gösteriyordu. Nitekim bir Roma belgeselinde, Sezar'ın, küçük yaştaki yeğeniyle olan homoseksüel ilişkisinin; oğlanın annesi tarafından teşvik edilerek; bir "şeref"(!) olarak takdim edilebilmesi, dehşet vericidir.

    Kül Bulutunun Yuttuğu Şehir: Pompei
    Forum, tapınaklar, tiyatrolar, amfitiyatrolar, bazilikalar, caddeler, atölyeler, kenar mahalleler, hamamlar, meyhaneler, çamaşırhaneler, değirmenler, fırınlar, kumarhaneler, batakhaneler, hanlar, şehri gezenler tarafından bugün bile farkedilebiliyor. Ve sonunda da, kenti baştan başa kaplayan lavlardan kaçmaya çalışan insan ve hayvanların, bedenleriyle yüzyüze geliniyor. Burada, tarihin en trajik olaylarından birine tanık oluyorsunuz. Etnograf, prof. Carlo Giardano, 79 yılının 24 Ağustos günün saat 13'ünde Pompei de olup bitenleri şöyle anlatır:

    "O gün öğle vakti, volkanın ağzından aniden yükselen bir kül bulutu, bir kaç saat içinde bütün Pompei'yi kaplamıştı. Böylece şehir, çok uzun bir sessizlik dönemine girdi. Burada yaşayan binlerce insanın, tehlikenin bu kadar yakınında oldukları halde gafil avlanmış olmaları, o tarihlerde Vezüv'ün bambaşka bir manzara altında olmasından ileri gelmiştir."



    Depremlerle Uyanmayan Şehir: Pompei
    Yamaçları, meşhur politikacıların villalarıyla süslü olan Vezüv; bağlar, bahçelerle çevrili ağaçlık bir yerdi. Tepesindeki kalkerleşmiş taşlardan başka eski zamanların dramını hatırlatan herhangi bir hali yoktu. Oysa daha önceleri, Vezüv de yine bir püskürme olmuştu. Daha sonra bu püskürmeyi, Yunan coğrafyacısı Strabon, kraterleri incelemek suretiyle keşfetmişti. Ancak bundan bahsetmemeyi uygun bulmuştu. Aslında söyleseydi de ona kimse inanmazdı. Çünkü insanların gözü, para ve zevkten başka birşey görmüyordu. Belkide, M.S 62 de meydana gelen ve şehri tamamıyla yıkan bir zelzele, bu feleketin habercisiydi. Depremler, o kadar sık oluyordu ki, artık Pompei halkı,bunları önemsememeye başlamıştı. Tıpkı yavaş yavaş ısınan kurbağa gibi..

    Vezüv'den dumanlar yükselmeye başladı. Bir patlama olacağını anlayan halk, limana doğru kaçmaya çabaladı. Gemilere binebilenler, bir daha dönmemek üzere kentten uzaklaşmaya başladılar. Sarsıntılar başlayınca, 20 dakika kadar süren bir şaşkınlık yaşandı. Halk paniğe kapıldı ve bir hareketle Sarno nehrindeki 600 metre uzakta olan bir limana atıldılar. Yollarını, bir deniz kabarması kesti. Dev dalgalar, bindikleri gemileri, birer çöp gibi yukarıya kaldırıyor ve şehrin surlarının içindeki kızgın lav denizine doğru fırlatıyordu.

    Gökten iri kum taneleri büyüklüğünde, çok kızgın küçük taşlar yağmaya başlamıştı. Hemen arkasındanda da, gaz ve kül yüklü kocaman siyah taşlar düşmeye başladı. Bu sonuncular, yere değer değmez patlıyor ve ilk kayıpların verilmesine sebeb oluyordu. Diğer taraftan evlerinin, volkanın süngertaşı-kül yığınının ağırlığına dayanamayıp çökmesiyle, yok oluyorlardı. Volkandan çıkan zehirli gazları soluyanlar ise anında ölüyordu.Sonra ardı ardına Pompei üzerine kızgın küller yağmaya devam etti. Ve ilk ölenlerin üstünü yorgan gibi örttü. Birkaç saat içinde, "dünya ve zevk cenneti Pompei", büyük bir mezarlığa döndü. 20 000 insan bir anda yok oldu.



    Sodom ve Gomora'yı Çağrıştıran Şehir: Pompei
    Gökyüzü kararmış olduğundan, şehirde görüş mesafesi sıfıra düşmüştü. Şehrin insanları, rastgele sağa sola koşup duruyorlardı. İçlerinde farkında olmadan, Vezüv'e doğru koşanlar bile vardı. Kurtuluşu evde görenler, volkandan çıkan müthiş sıcaklık yüzünden; havadaki oksijenin kısmen karbonik gaza dönüşmesiyle boğuluyorlardı.

    İnsanlar, taştan tanrılarından, bu ölüm anında can-hıraş yardım diliyorlardı. Kendilerini tanrı ilan eden Romalı yöneticilerin, put-tanrılara ne kadar inandıkları şüpheli olsa da, kendi tanrılıklarını onaylatmak için bu put-tanrılara ihtiyaçları vardı. Kısacası Roma'nın zalim-aristokrat yönetimi, iktidarlarını bu taştan put-tanrılara borçluydu. Bu, Roma'nın akla ziyan putperest halkının, putlarına yakarışları, hiç bir zaman duyulmayacaktı. Zira kendi tarihinden habersiz insanoğlunun, bu kaçıncı aldanışıydı. Bu "dramatik helak"ın uzak veya yakın seyircileri, yahut bu azaptan kurtulanlar ise maalesef bu şokla da uyanamayacaklar ve "tanrıların gazabı" diyerek, "dramatik aldanmaları"nı sürdüreceklerdir.

    Eski putperest kavimlerin, Elçilerini öldürmeye teşebbüs ederek; helak olmaları burada hatırlanmalıdır. Çağının emperyal gücünü temsil eden paganist Roma imparatorluğunun yöneticileri de, İsa peygamberi "öldürmeye teşebbüs"ün cezasını, acı bir şekilde ödemiş görünmektedirler. İsa peygamberi "öldürmeye teşebbüs" suçu, her ne kadar Yahudi din adamlarının, "tarihsel katletme alışkanlıkları"nın bir tezahhürü isede, zalim Roma'nın bu suçun ortağı olduğu, apaçık ortadadır.

    Yaklaşık 2000 yıl o görkemli villalar, heykeller, duvar resimleri, mozaikler, tapınaklar ve pazarlar dokunulmadan gömülü olarak kaldı. Arkeologlar, kenti keşfettiklerinde, son gün pişmiş ekmeği bile fırında buldular. Pompei'nin üzerine düşen kızgın küller, 3 gün siyah kar gibi yağmaya devam etti. Ve arkasından Pompei, tamamen sessizliğe gömüldü. Pompeililer, taş olarak çıkarıldıkları vakit, ölüm anında ne yapıyorlarsa o halde bulundular.....
    Allah'ın gazabı korkunçtur ve kaçış yoktur. Pompei şehrinin kamilen yok oluşu karşısında alacak olduğumuz büyük ibretler olmalı! Bugün park ve caddelerde, umuma açık sahalarda ve de gözler önünde, kızlı-erkekli gençlerin sergilemiş oldukları iğrenç davranışları hergün gördüğümüz halde, bir Müslüman olarak hangi tepkiyi verebiliyoruz? Aslında dünya, topyekün yeni bir Pompei olmaya namzet durumda. Her Müslüman üzerine düşen görevleri yapmak zorundadır zira toplumun günahından her fert payına düşenin cezasını çekecektir. Dinimiz İslamda bana necilik yoktur. Allah müsibeti topyekün verir. Hiç kimse bana ne dme hakkına sahip değildir......
    MÜSLÜMAN OLANIN, İYİLİKLERİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN MEN ETME GİBİ FARZ OLAN BİR GÖREVİ VARDIR VE HER MÜSLÜMAN BUNDAN HESABA ÇEKİLECEKTİR. BU GÖREV NAMAZ KADAR ÖNEMLİDİR.........

    Orhan Kılıçoğlu
#28.02.2011 06:43 0 0 0
#28.02.2011 06:35 0 0 0
  • Windows 7/XP Drivers x32/x64 (25.02.2011)

    noimage

    Windows 7/XP Drivers x32/x64 (2011/02/25) - işletim sistemi Windows XP / 7 x32/x64 çalışan cihazlar için güncellenen sürücü koleksiyonu. 2011/02/10 üzerinde en eksiksiz ve taze kümesini temsil eder
    Bu sürümde tüm sürücülerin cihazları ayrılır ve kendine özü arşiv 7 zip paketli (Masaüstü) sabit ve Notebook (Dizüstü) için sürücüleri içerir, tüm sürücülerin üreticilerin resmi web sitelerinden indirilen ve (üçüncü taraf değişiklik olmadan) referansımızdır.

    Yıl: 2011
    Başlık: Windows 7/XP Drivers x32/x64 (2011/02/25)
    Kategori: Sürücüler
    Geliştirici: Intel, Nvidia, AMD
    Dil: İngilizce, Rusça
    Dosya formatı:. Rar
    Platform: Windows XP / 7 x32 x64
    Tablet:Gerekmez(Free)

    Sistem Gereksimi:
    OS: Windows XP/7
    CPU: Pentium 1.5 Ghz
    VIDEO: Video card capable of 32bit at 640x480
    RAM: 512 Mb

    Windows 7 için sürücüler değişiklikleri:
    * V.7.0.4.1197 için Intel Yönetim Motoru Arabirimi Sürücü v.7.0.3.1144 Güncelleme - x32/x64
    * V.7.038.0113 üzerinde Realtek Ethernet Windows 7 Driver v.7.037.1229 Güncelleme - x32/x64
    v.6.0.01.9300a üzerinde v.6.0.01.9100d * Güncelleme VIA HD Audio Driver - x32/x64
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Masaüstü x32 WHQL
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Masaüstü x64 WHQL
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Mobility x32 WHQL
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Mobility x64 WHQL

    Drivers for Windows 7:
    [Audio]
    * Analog Devices SoundMAX HD Audio Windows 7 Driver analog-device hd v.6.10.1.6610 - x32/x64
    * Realtek HD Audio Driver R2.57 -- x32/x64
    * Realtek AC97 Audio Driver PG537 — x32/x64
    * Realtek HDMI Audio Driver R2.55 - x32/x64
    * C-Media CM-102 Driver v.6.12.8.2131 -- x32/x64
    * C-Media CM106 v.2131-2111 — x32/x64
    * C-Media CM6501 v.6.12.8.2151 — x32/x64
    * C-Media CM8738 v.7.12.8.1740— x32/x64
    * C-Media CM8768 v.8.17.37— x32/x64
    * C-Media CM8770 v.8.17.37— x32/x64
    * C-Media CM8787 v.8.17.72— x32/x64
    * C-Media CM8788 v.6.12.8.1773 — x32/x64
    * Conexant Hermosa HD Audio Windows 7 Driver v.4.98.9.0 — x32/x64
    * Conexant Cocoa II HD Audio Vista7 Driver v.4.121.0.50 - x32/x64
    * Conexant Pebble HD Audio Vista7 Driver v.4.111.0.60 - x32/x64
    * VIA HD Audio Driver v.6.0.01.9300a — x32/x64
    * SigmaTel HD Audio v.6.10.6207.2 - x32/x64

    [Video]
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Desktop WHQL x32
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Desktop WHQL x64
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Mobility WHQL x32
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Mobility WHQL x64
    * Intel Graphics Media Accelerator v.15.21.8 --x32
    * Intel Graphics Media Accelerator v.15.21.8 --x64
    * Nvidia 266.58 Notebook WHQL - x32
    * Nvidia 266.58 Notebook WHQL - x64
    * Nvidia 266.58 Desktop WHQL - x32
    * Nvidia 266.58 Desktop WHQL - x64
    * VIA CN896 VIA Chrome9™, P4M900 VIA Chrome9™, VN896 VIA Chrome9™ HC v.24.10.04i — x32/x64
    * VIA VX800 VIA Chrome9™ HC, VX820/UT VIA Chrome9™ HC v.24.10.04k — x32/x64
    * VIA VX855 VIA Chrome9™ HCM, VX875 VIA Chrome9™ HCM v.24.10.04j — x32/x64
    * SiS Video Driver UniVGA v.5.29 -- x32/x64

    [Chipset]
    * Intel Chipset Driver v.9.2.0.1021 -- x32/x64
    * Intel AMT/MEI/HECI Driver v.7.00.02.1164 -- x32/x64
    * Intel Management Engine Interface Driver v.7.0.4.1197 -- x32/x64
    * NVIDIA nForce Windows 7 Driver v.15.51 x32
    * NVIDIA nForce Windows 7 Driver v.15.51 x64
    * VIA Hyperion Chipset Driver 5.24a — x32/x64

    [LAN ]
    * Atheros (AR8121/AR8113/AR8114/AR8131/AR8132) v.1.0.0.49 — x32/x64
    * Atheros (AR813x/AR815x) v.1.0.0.41 — x32/x64
    * Atheros (L1 Gigabit Ethernet 10/100/1000 Base-T Controller) v.2.4.7.29 — x32/x64
    * Broadcom BCM57xx Ethernet Driver v.14.4.0.4 — x32/x64
    * Intel PRO/10/1000 (PRO/10GbE) Ethernet Driver v.16.0 — x32/x64
    * JMicron 2xx Ethernet Driver v.6.0.26.6 — x32/x64
    * Marvell Yukon Gigabit Ethernet Driver v.11.30.1.3 — x32/x64
    * Realtek Ethernet Windows 7 Driver v.7.038.0113 — x32/x64
    * VIA Rhine Ethernet Driver/win7 v1.12a - x32/x64

    [Card Reader]
    * Alcor Micro Card Reader Driver v.1.15.54 — x32/x64
    * JMicron JMB38x Driver v.1.00.56 — x32/x64
    * O2Micro Memory Stick Reader Driver (OZ6933,OZ711E0,OZ711EC1,OZ711E1,OZ711E2,OZ711M1,OZ711M2,OZ711M3) - v.3.19.1 — x32/x64
    * Realtek ( RTS 5121, 5101, 5111, 5116 Card Reader) v.6.1.7600.30127 — x32/x64
    * Realtek ( RTS 5158 Card Reader) v.6.0.6000.20136 -- x32/x64
    * Realtek ( RTS 5208 Card Reader) v.6.1.7600.00071 -- x32/x64
    * Realtek ( RTS 5139 Card Reader) v.6.1.7600.10001 -- x32/x64
    * Ricoh R5C83x/84x Driver v.2.14.00.05 — x32/x64

    [Wi-Fi]
    * Atheros AR50XX Wireless Windows 7 Driver v.9.2.0.206 — x32/x64
    * Broadcom Wireless BCM43xx Windows 7 Driver v.5.100.249.2 — x32/x64
    * Intel Wi-Fi Windows 7 Driver v.14.0.2.2 — x32/x64
    * Realtek RTL8187S, RTL8191SE Wireless LAN v.6.9110 — x32/x64
    * Realtek RTL8180, RTL8185 Wireless LAN - v.6.1122.1016.2009 -- x32/x64
    * Realtek RTL8187B Wireless LAN - v.62.1182.1163 — x32/x64
    * Realtek RTL8187L Wireless LAN - v.6.1316 — x32/x64
    * Realtek RTL8190, RTL8192E Wireless LAN v.6.2002.0.1222 — x32/x64
    * Realtek RTL8191SE, RTL8192SE Wireless LAN v.2019.2.1217 -- x32/x64
    * Realtek RTL8192U Windows 7 Driver v.6.1372 -- x32/x64
    * Realtek RTL8192CE, RTL8191CE, RTL8188CE Driver v.1005.12.0105 -- x32/x64
    * Realtek RTL8188CURTL8192CU Driver v.1012.0.1231 -- x32/x64

    Windows XP için sürücüler değişiklikleri:
    * V.7.0.4.1197 için Intel Yönetim Motoru Arabirimi Sürücü v.7.0.3.1144 Güncelleme - x32/64
    v.6.0.01.9300a üzerinde v.6.0.01.9100d * Güncelleme VIA HD Audio Driver - x32/x64
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Masaüstü x32 WHQL
    * Güncelleme AMD / ATI Catalyst 11,1-11,2 Masaüstü x64 WHQL
    * Intel Graphics Media Accelerator v.14.46 Eklenenler - x32/x64

    Drivers for Windows XP:
    [Audio]
    * Analog Devices SoundMAX HD Audio Windows XP Driver analog-device hd v.6.10.1.7270 - x32/x64
    * Analog Devices SoundMAX AC'97 v.5.12.01.5410 - x32/x64
    * Realtek HD Audio Driver R2.57 -- x32/x64
    * Realtek AC97 Audio Driver v4.06 — x32/x64
    * Realtek HDMI Audio Driver R2.39 - x32/x64
    * C-Media CM-102 Driver v.5.12.8.2118 -- x32/x64
    * C-Media CM106 v.2131-2111 — x32/x64
    * C-Media CM6501 v.6.12.8.2151 — x32/x64
    * C-Media CM8738 v.8.17.34— x32/x64
    * C-Media CM8768 v.8.17.33— x32/x64
    * C-Media CM8770 v.8.17.33— x32/x64
    * C-Media CM8787 v.8.17.47— x32/x64
    * C-Media CM8788 v.6.12.8.1772 — x32/x64
    * C-Media CMI9880L Driver v.5.12.01.0008 -- x32
    * C-Media CMI9880L Driver v.5.12.1.9 -- x64
    * Conexant Hermosa HD Audio Windows XP Driver v.4.36.6.0 — x32/x64
    * Conexant HD Audio Driver v.3.73.0.50 - x32/x64
    * Conexant Cocoa II HD Audio Driver v.3.80.0.51 -- x32/x64
    * SigmaTel Audio STAC92xx Driver v.6.10.6207.2 -- x32/x64
    * VIA HD Audio Driver v.6.0.01.9300a — x32/x64

    [Video]
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Desktop WHQL x32
    * AMD/ATI Catalyst 11.2 Desktop WHQL x64
    * AMD/ATI Catalyst 9.3 Notebook WHQL x32
    * Intel Graphics Driver
    (945G,945GZ,946GZ,G965,Q965,Q963,G33,G35,Q33,Q35,G31,945GC,945GM,945GME,945GMS,940GML,GM965,GME965,GLE960) - v.14.38.3 - x32/x64
    * Intel Graphics Driver (B43,G41,G43,G45,Q43,Q45,GL40,GM45,GS45,GS40) - v.14.42.8 -- x32/x64
    * Intel Graphics Media Accelerator v.14.46 -- x32/x64
    * Nvidia 266.58 Desktop WHQL -- x32
    * Nvidia 266.58 Desktop WHQL -- x64
    * Nvidia 266.58 Notebook WHQL-- x32
    * Nvidia 266.58 Notebook WHQL-- x64
    * VIA CN896 VIA Chrome9™, P4M900 VIA Chrome9™, VN896 VIA Chrome9™ HC v.20.50.01a — x32/x64
    * VIA VX800 VIA Chrome9™ HC, VX820/UT VIA Chrome9™ HC v.20.12.01a — x32/x64
    * VIA VX855 VIA Chrome9™ HCM, VX875 VIA Chrome9™ HCM v.24.10.01q — x32/x64
    * SiS Video Driver UniVGA v.3.93 -- x32/x64

    [Chipset]
    * Intel Chipset Driver v.9.2.0.1021 -- x32/x64
    * Intel AMT/MEI/HECI Driver v.7.0.2.1164 -- x32/x64
    * Intel Management Engine Interface Driver v.7.0.4.1197 -- x32/64
    * NVIDIA nForce Windows 7 Driver v.15.45 -- x32
    * NVIDIA nForce Windows 7 Driver v.15.45 -- x64
    * VIA Hyperion Chipset Driver 5.24a — x32/x64

    [LAN ]
    * Atheros (AR8121/AR8113/AR8114/AR8131/AR8132) v.1.0.0.49 — x32/x64
    * Atheros (AR813x,AR815x) Driver v.1.0.0.41 - x32/x64
    * Atheros (L1 Gigabit Ethernet 10/100/1000 Base-T Controller) v.2.4.7.14 — x32/x64
    * Broadcom BCM57xx Ethernet Driver v.14.4.0.3 — x32/x64
    * Intel PRO/10/1000 (PRO/10GbE) Ethernet Driver v.16.0 — x32/x64
    * JMicron 2xx Ethernet Driver v.6.0.26.6 — x32/x64
    * Marvell Yukon Gigabit Ethernet Driver v.11.30.1.3 — x32/x64
    * Realtek Ethernet Windows XP Driver v.5.782.0120 — x32/x64
    * VIA Rhine Ethernet Driver/win7 v1.12a - x32/x64

    [Card Reader]
    * Alcor Micro Card Reader Driver v.1.0.0 — x32/x64
    * JMicron JMB38x Driver v.1.00.56 — x32/x64
    * O2Micro Memory Stick Reader Driver (OZ6933,OZ711E0,OZ711EC1,OZ711E1,OZ711E2,OZ711M1,OZ711M2,OZ711M3) - v.3.19.1 — x32/x64
    * Realtek ( RTS 5121, 5101, 5111, 5116 Card Reader) v.6.1.7600.30127 — x32/x64
    * Realtek ( RTS 5158 Card Reader) v.6.0.6000.83 -- x32/x64
    * Realtek ( RTS 5159 Card Reader) v.6.0.6000.20136 -- x32/x64
    * Realtek ( RTS 5208 Card Reader) v.6.1.7600.00071 --x32/x64
    * Realtek ( RTS 5139 Card Reader) v.6.1.7600.10001 -- x32/x64
    * Ricoh R5C83x/84x Driver v.2.14.00.05 — x32/x64

    [Wi-Fi]
    * Atheros AR50XX Wireless Windows 7 Driver - v.9.1.0.323 — x32/x64
    * Broadcom Wireless BCM43xx Windows 7 Driver v.5.100.9.142— x32/x64
    * Intel Wi-Fi Windows XP Driver v.14.0.0.112 — x32/x64
    * Intel Wi-Fi Windows XP Driver v.14.0.0.113 — x64
    * Realtek RTL8187S, RTL8191SE Wireless LAN v.6.9110 - x32/x64
    * Realtek RTL8180, RTL8185 Wireless LAN v 6.1122.1016. - x32/x64
    * Realtek RTL8187B Wireless LAN v.6.1163.62.1182 - x32/x64
    * Realtek RTL8187L Wireless LAN v.5.1313 - x32/x64
    * Realtek RTL8190, RTL8192E Wireless LAN v.6.1682.0.1222 - x32/x64
    * Realtek RTL8191SE, RTL8192SE Wireless LAN v.1093.1.1208 - x32/x64
    * Realtek RTL8192CE, RTL8191CE, RTL8188CE Driver v.1005.12.0105 -- x32/64
    * Realtek RTL81xxSU, RTL8712 Driver v.1084.44.1104 -- x32/x64
    * Realtek RTL8188CU, RTL8192CU Driver v.1012.0.1231 -- x32/x64

    Boyut: 1.83 Gb / 1.75 Gb

    Windows 7 Drivers x32/x64 (25.02.2011):
    http://letitbit.net/download/9145.9a65dcb555e44e693086fe1377d1/Windows_7_Drivers_x32x64_Update_(25.02.2010).rar.html
    http://turbobit.net/1pow1v3k0wdh.html

    http://depositfiles.com/files/pt6ol89mx
    http://depositfiles.com/files/n86jypei8
    http://depositfiles.com/files/ckodikezr
    http://depositfiles.com/files/r5de385xi
    http://depositfiles.com/files/5gtvhd9pa
    http://depositfiles.com/files/8kk0pk6r0
    http://depositfiles.com/files/gb648a6gh
    http://depositfiles.com/files/j8t2jv7tn

    Windows XP Drivers x32/x64 (10.02.2011):
    http://letitbit.net/download/1482.117cbdc5a024f5692769bd98f9c6/Windows_XP_Drivers_x32x64_Update_(25.02.2010).rar.html
    http://turbobit.net/qzvel9pcg4l0.html

    http://depositfiles.com/files/gusli0n87
    http://depositfiles.com/files/kwmuxd2e9
    http://depositfiles.com/files/nva178mvw
    http://depositfiles.com/files/8colt7qqu
    http://depositfiles.com/files/pkemuhhp1
    http://depositfiles.com/files/e4b6f9w29
    http://depositfiles.com/files/yzvz9a8mt
    http://depositfiles.com/files/08jbgveka
#27.02.2011 09:20 0 0 0
  • Daha net olmasI icin resimli acIklamam lazIm,ama gerek yok.Dosyada hepsi var.Crack falanda istemiyor.AslInda en basitlerindende biri.Dil ile ne alakasI var. Biraz Ingilizcen yoksa paylasIm zor,ama Internette surf yapIyorsan biraz Ingilizceyi kafaya takmak gerek.Birde sanalda sadece Turkce dili diye bir kural yok,mecbur yabancI dilleride kabul edecez.ProgramlarI da kurmak icin biraz da tecrube istiyor .Program TR dili de destekliyor.

    Ornek:

    noimage

    Bu benim PC'imden.
#26.02.2011 18:37 0 0 0
#26.02.2011 05:13 0 0 0
  • BBC Turkish İle Günlük Yaşamda İngilizce

    noimage

    BBC Turkish İle Günlük Yaşamda İngilizce



    Günlük Yaşamda İngilizce dizisi BBC Eğitim Dairesi'yle BBC Türkçe Yayınlar Bölümü'nün ortak çalışmasının ürünü.

    Nevsal Baylas tarafından hazırlanan ve sunulan dizi toplam 20 bölüm ve 259 dersten oluşuyor.Programların amacı, günlük yaşamınızda karşılaşabileceğiniz İngilizce sözcük ve kalıpların kullanımlarını örnekleyerek TÜRKÇE anlatıp, duyduğunuz kalıpları tekrarlayarak öğrenmenizi sağlamak.

    Anlatim Basliklari

    Bölüm 1 - Bir Ülkeye Varış
    Bir Ülkeye Varış

    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin ilk bölümünde, bir ülkeye girerken havaalanında ya da limanda yapılan kontroller sırasında karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.
    Bu bölümde bir gümrük memuru ile aranızda geçebilecek konuşmaları ele alıyoruz.

    Derslerde geçen konuşmaları dikkatle dinleyin ve tekrarlamanız söylenen bölümlerdeki sözcük ve kalıpları yüksek sesle tekrarlayın.

    Bölüm 2 - Konaklama
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin ikinci bölümünde, bir ülkede konaklama, rezervasyonunuzu yaptırma ve kaldığınız yerle ilgili karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bir ülkeye gittiğinizde, otelde ya da bir pansiyonda kalmanız gerekebilir.

    Bu bölümde konaklama yapacağınız yerdeki görevlilerle aranızda geçebilecek konuşmaları ele alıyoruz.

    Bu dersi dikkatle dinleyin ve tekrarlamanız söylenen bölümlerdeki sözcük ve kalıpları yüksek sesle tekrarlayın.

    Bölüm 3 - Dışarıda Yemek
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede dışarıda yemeğe çıktığınızda karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bir ülkeye gittiğinizde, dışarıda yemek yemek isteyebilirsiniz.

    Bu bölümde dışarıda yemek yiyeceğiniz bir lokanta ya da barda karşılaşabileceğiniz konuşmaları ele alıyoruz.

    Bu dersimizin konusu "iyi bir lokanta için tavsiye sorma"

    Bu dersi dikkatle dinleyin ve tekrarlamanız söylenen bölümlerdeki sözcük ve kalıpları yüksek sesle tekrarlayın.

    Bölüm 4 - Yer Bulma
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede bir yer ya da bir adres ararken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 5 - Yolculuk
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede yolculuk yaparken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 6 - Otomobille seyahat
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede otomobille seyahat ederken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 7 - Çevre gezisi
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede çevreyi gezerken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 8 - Eğlence yaşamı
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede eğlence sektöründe karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 9 - İş görüşmeleri
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede iş görüşmeleri sırasında karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 10 - Dostluk kurma
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, gittiğiniz ülkede yeni tanıştığınız kişilerle konuşurken, dostluk kurarken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 11 - Misafir ağırlarken
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, misafir ağırlarken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 12 - Dostlarınızı ziyaret
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, dostlarınızı ziyarete gittiğinizde karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 13 - Karşı cinsle
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, karşı cinsle ilişkilerinizde karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 14 - Alışveriş
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, alışverişe çıktığınızda, dükkanlarda, marketlerde karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 15 - Banka, para ve malî
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, banka, para ve malî konularla ilgili karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 16 - İletişim araçları
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, postanede, telefon konuşmalarında ve genel olarak iletişim araçlarını kullanırken karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 17 - Sağlık Sorunları
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, hastalık ve diğer sağlık sorunlarıyla ilgili karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 18 - Kaza ve Acil Durumlar
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, kaza ve acil durumlarda karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 19 - Teşekkür etme ve minnettarlık
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin bu bölümünde, teşekkür etme, minnettarlık belirtme yollarını ve bu kapsamda karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.

    Bölüm 20 - Vedalaşma
    Günlük Yaşamda İngilizce dizimizin son bölümünde, vedalaşma sırasında karşılaşabileceğiniz kelime, deyim ve cümle yapılarını inceleyeceğiz.


    http://hotfile.com/dl/106775929/97067ca/BBC.Gunluk.Yasamda.Ingilizce.part1.rar.html
    http://hotfile.com/dl/106775930/158068e/BBC.Gunluk.Yasamda.Ingilizce.part2.rar.html
    http://hotfile.com/dl/106775931/ed63402/BBC.Gunluk.Yasamda.Ingilizce.part3.rar.html


    http://www.fileserve.com/file/XFP4mdn
    http://www.fileserve.com/file/HaETZ38
    http://www.fileserve.com/file/upSJzdN

    Partlar Uyumlu,Karışık İndirebilirsiniz.
#23.02.2011 12:47 0 0 0
  • İSLAM AHLÂKI, TÜRK'ÜN ALTIN KOLYESİDİR..... İslâm ahlâkı, Peygamber Efendimiz Hz. Hz.Hz.Muhammed (S.A.V) (Selamün aleyküm.V) Mustafa'nın hayatını çepeçevre kuşatan ve O'nun toplum içindeki hayatını biçimlendiren davranışların bütünü olup, Kur'an da bildirilen emir ve yasakların günlük hayata uygulanış şeklidir. Hz. Hz.Hz.Muhammed (S.A.V) (Selamün aleyküm.V) Mustafa'nın haytına uygulayarak çizdiği bu ahlaki tabloyu kısaca maddeler halinde özetleyecek olursak;
    - Kendisi için istediğini başkası için de istemek, kendisi için arzulamadığını başkaları için de arzulamamak,
    - Olduğu gibi görünmek ya da göründüğü gibi olmak,
    - Küçüklere sevgi büyüklere saygı,
    - Affetmek, hoşgörülü davranmak, başkalarının kusurlarını araştırmamak,
    - Öfkeye hâkim olmak,
    - Sözünde durmak, ahde vefa göstermek,
    - Doğruluk ve dürüstlükten zerrece taviz vermemek,
    - Güvenilir olmak,
    - Kibirden gururdan sakınmak mütevazî olmak,
    - Cimrilikten, tamahtan uzak durmak, cömert davranmak,
    - Her hususta sabırlı olmak,
    - Adaleti ölçü alarak ondan ayrılmamak,
    - Maddi ve mânevi temizliğe riayet etmek,
    - Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu sağlığına ve sıhhatine çok dikkat ederek, kendisine emânet edilen vücudunu ve azalarını her türlü maddi ve manevi kötülük ve zararlardan özenle korumak,
    - Boş vakitlerini hayırlı işler de değerlendirmek.
    Benzeri yüzlerce İlâhi prensibe riayet ederek, hayatını her safhasında bu prensipler doğrultusunda şekillendirmek
    İslâm Dini kadar güzel ahlâka önem veren başka bir din ve fikri-felsefi akımın varlığından söz edilemez.
    Peygamber Efendimiz, '' İslâm, güzel ahlâktır'' diye buyurmuştur ve güzel ahlâk üzerine söylenilmiş olan daha sayısız Hadisi mevcuttur.
    Güzel ahlâkla ilgili buyurmuş oldukları Hadislerin sadece iki tanesini yazacak olursak;
    1-İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır.
    2- Mü'minlerin îmanca en kâmil olanı, ahlâkı en güzel olanıdır.
    Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de; Ahde vefa/alçak gönüllü olmak/adalet/affetme/Anaya ve Babaya itaat/sevgi/hoşgörü/kardeşlik/ müsamaha/tatlı söz/iyilik ve ihsan/birlik ve beraberlik/barış ve güvenirlik/güler yüzlülük ve temiz kalplilik/merhamet ve cömertlik gibi güzel ahlâki davranışları öğütleyen birçok Âyetin bulunmasının yanında;
    Bencillik/haset/riya/kibir/kıskançlık/gıybet /zulüm/iftira/zan/nifak/bozgunculuk/açgözlülük ve savurganlık (israf) benzeri çirkin davranışları haram ve günah sayan çok sayıdaki âyetin mevcudiyeti ve bütün bunlara ilaveten, Peygamber Efendimizin, güzel ahlâklı olmayı öven ve çirkin davranışlardan uzaklaşılmasını tavsiye eden ciltler dolusu Hadislerinin bulunması, İslâm Dinin de ahlâka ne denli önem verildiğinin delilleridir.
    Peygamber Efendimiz yaşayan canlı bir kur'an dır. Yüce Kur'an a, iki ayak ve bir baş eklenirse, işte o Hz. Hz.Hz.Muhammed (S.A.V) (Selamün aleyküm.V) olur!!!
    Peygamber Efendimiz, insanlara güzel ahlâkı tavsiye etmesinin yanında, tavsiye ettiklerini bizzat kendisi de yaşayıp, güzel ahlâk konusunda insanlara rehberlik ederek örnek olmuştur.
    İşte bu güzel ahlâkla ahlâklanarak, huzur ve sukûn içinde mutlu ve müreffeh bir hayat sürmeyi başarabilmiş ceddimizin yaşamış olduğu Osmanlı - Türk İmparatorluğu Anadolu'sunda, birçok Kadı, '' AYLARDAN BERİ KADILIĞIMIZA TEK BİR DAVA DAHİ GELMEDİ, BANA İHTİYAÇ YOK, NE GÖREV YAPTIM Kİ MAAŞ ALMAYA HAKKIM OLSUN'' diyerek, devletten maaş almayı reddetmişlerdir.
    Peygamber Efendimizin güzel ahlâkını hayatına tatbik eden ceddimiz, bu ahlâk sayesinde birbirleriyle uyumlu ve öylesi bir kardeşlik havası içinde gül gibi geçinip yaşıyorlardı ki, sanki koca imparatorluk, bir evin insanlarından oluşmuş gibiydi.
    Aralarında kavga - niza - kin ve hasede yer vermediklerinden, mahkeme kapıları devamlı kapalı kalır ve bu yüzden içerideki evrak ve eşyalar rutubetten küf tutardı da, kadı efendi arasa sıra kapı ve pencereleri açıp, içerisini havalandırır dı.
    Bu güzel ahlâktan uzaklaşıldığı içindir ki bugün; AB fonlarından aldığımız paralarla ADLİYE SARAYLARI, İSTİNAF MAHKEMELERİ KURUYOR VE SONRA DA KALKIP, UTANIP SIKILMADAN BUNUNLA ÖVÜNÜYORUZ!!!İSLÂM AHLÂKIYLA AHLÂKLANARAK, BU HUZUR VE SÜKUN ORTAMINI TÜRK İNSANINA TEKRAR YAŞATABİLMEK, BİZ ÜLKÜCÜ BOZKURTLARA DÜŞEN ENBÜYÜK GÖREV OLMALIDIR...
    Orhan KILIÇOĞLU
#22.02.2011 13:48 0 0 0
#22.02.2011 13:38 0 0 0