meraba ben ilhan 13 yaşındayım size abi desem uygun olur abi şimdi anketi nasıl düzenlicem
bide sormak istediğim konu şu sayın Recep TAyip Erdoğanmı daha iyi yoksa sayın Kılıçtar oğlumu daha iyi gibi bi soru sormak istedim hiç kimse böyle bi şeçim yapamaz yapılamaz ama siz hangisini daha iyi görüyorsanız onu oylayın
ewt filmi anlatan o baştol onda bide mete de osaman çok tatlı ama filmden bayaaa etkileniyormuş bi kaç bölüm sonra çıkıcakmış geralde bilmiyorum yani bencede etkilenir kim etkilenmesin çok güzel film çok seviyorum bide meteyi seviyorum komiğime gidiyor güzl film
Ne olur bu gece uykumu bölme
Var git düşlerimden, var git bu akşam
Tam unuttum derken aklıma düşme
Var git hayalimden, var git bu akşam
Yağmur istiyorsan gözyaşıma bak
Yangın istiyorsan yüreğime bak
Ne olursun beni benimle bırak
Var git gözlerimden, var git bu akşam
Nasıl unutulur böyle sevgiler
Neler yaşamıştık bir düşün neler
Her köşede durur senden gölgeler
Var git gözlerimden, var git bu akşam
Aldığım her nefes seni fısıldar
Gelir ta kalbimden vurur şarkılar
Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar
Var git anılardan, var git bu akşam
Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
Senden başkasını hiç sevemem
Ne engeller koydu kader önüme
Yine de ben senden vazgeçemem
Aşkın ateş oldu kahrolmam için
Hasret kurşun oldu vurulmam için
Günler asır oldu yıkılmam için
Yine de ben senden vazgeçemedim
Ne büyük bir aşktın anlatamadım
Kimler gelip geçti unutamadım
Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
Yine de ben senden vazgeçemedim.
O seni düşünmek yok mu
Geceler dolusu seni düşünmek
Sarılmak karanlıklara sen diye
Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek
O seni beklemek yok mu
Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek
O seni özlemek yok mu
Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek
O seni gizlemek yok mu
Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
Seni saklamak içimde delice, divanece
Öylece yaşamak seni, öylece sevmek
Ve seni kaybetmek yok mu
Bulduktan sonra seni kaybetmek
İşte o beni yakan, yıkan, solduran
Ses versem de duyamazsın artık
Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan
Ellerim titredi veda ederken
Yalvarıp "dur gitme" diyesim geldi
Sen gittin karardı gözümde dünya
O anda orada ölesim geldi!
Yalnız Bir Opera
Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
İmrendiğin, öfkelendiğin
Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
Yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
Dile dökülmeyenin tenhalığında
Kaçırılan bakışlarda
Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
Zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin.
Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
Çerçevesine sığmayan
Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.
Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe
Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını.
Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
EY SEVGİLİ
Ey Sevgili!
Gözlerim seyr-i âlemde, dalgın yine...
Engin okyanusların dibinde, kırık bir ayna, akseder ihtizarını.
Bulutların arasından güneş, son ışıklarıyla vedâ edip ağır ağır kayarken.
Kabına sığmayan acılar, şevk-u iştiyakla tutuşur yanar kül olur!
Bir baykuş vird halinde vaveylalar dökülür, ürperten çığlıklarından.
Tarih geriye döner, siler hiç gün görmemiş anılarımı.
Karıştırdım silkeleyerek, tavan arasında örümcek ağlarını.
Çıkardım eski bir aşka dair, tozlanmış bütün evrakları! ..
Çetrefilli uzun yollarda seveni yorar, ince bir çizgi, yazgı kader.
Her beden toprağına sevdâlı, eker toprağın bağrına sevdâsını! ..
Agdos doruklarının eteklerinde bir mezar, mor menekşeler açar
Hezimetle biten bir aşkın, sarmaşıklarına mezar olmadı mı?
Ey Sevgili! ..
Bütün aşklar bir fanûs'un içinde sızıyla yaşar...
Aşk ve âlem, aşk ve elem, aşk ve insan, bir gülün içinde nikah akti,
Dans eder yıldızlar, yankılanır canhiraş ağıtlarda gecenin bir vakti.
Mağlup edilmiş aşkların, yavaş yavaş söndürdüğü, umut!
Öfke ekiyor ruhun yorgun perdelerine.
Şiirlerin nutku tutuk! ..
Say ki:
Mevlâna gibi gözlerini kapatıp şu seyl-i mevcudâta dalıp,
Hüsün bir kuş gibi haz alarak uçmadın! ..
Aşka tutunup düşlerde mecnûn olup hüznü bir yay gibi germedin!
Dilinde Cevşenü'l-Kebir "Hasbün Allah" diye sabrı dermedin!
Yusuf gibi Yaradan'a sığınıp arkanı dönüp gitmedin!
Ali gibi sevgiyle dolup boynunu bükmedin!
Halid gibi öfkelenip kılıcını çekmedin!
Dudaklarında kırk kilit, suskuyla yutkunmadın!
Öfkesini yutan en güçlü, paşazâde de mi olmadın? ..
Ki;
Hayallerim yorgun.
Gözlerin asûde su misali.
Yangın mavisi, maviye çalan gözlerin!
Çağla yeşili sularda yüzerken gövermiş umutlar, binlerce sevinç sunar
Siegburg kalesine vuran şavkında gizemli buselerde aşkın ahengi
Tebessümle açılan bir gül, şebnem serpilir bengisuya nehre yayılır kıvılcımlar.
Rüzgarda tüllenen efsûnlu kavislerde, semaya yükselirken maviydi bu aşkın rengi...
Oysa;
Anılar defterimde tarih kadar eski!
Çaresiz müptelâ aşığındım ben...
Aşkta bir kördüğüm maşuğundum ben
Tuz basma yarama yorma, sen beni
Gidiyorum anılarımı bırakarak! ..
Söyle!
Hangi ihtilaller yıkar demir gibi içime oturmuş bu sevgiyi?
Âşkı soğutmak için Everest 'in zirvelerine tırmanacağım
Bir lâhza oturup hayallerde hıçkıra hıçkıra ağlayacağım...
Turaç olan aşkım bir daha uçmasın diye, kalbimin en görkemli odasında saklayacağım
Goethe gibi felsefe katedrali köprülerinden geçip, doğu divanı'nda
Taç Mahal'de beyaz mermer sutunlardan, aşkın mabedine dalacağım.
Meryem gibi elime hiç bir fani değmemişken, Betül olup yalvaracağım.
San ki;
Örselenmiş duyguların uzlaşmaz sanığıyım;
Kırık yansımaların çarptığı uslanmaz tanığıyım.
Önümde uzun bir yol, işte arşın işte Halep.
Tarumâr olan yüreğime bir keşif gerek!
Sırt döndüm aşka, mevcut iken arz ve talep...
Sen ki bu aşk oyununda bileğimi bükmedin mi? ..
Sen ki dil yarasıyla kalbimi kanatıp lime lime sökmedin mi? ..
Bin katreler sulu sepken yağarken, yürek tarlasının âl lâlesiyim
Aşkın sığ koylarında, sabrı yudum yudum tadan, asil kölesiyim
Oysa;
Aşk urbası kepazeliktir, boyandığın aşklarda bunu sezmedin mi?
Aşkın önünde nice yigitler dize gelip, diz çökmedi mi?
Nice Züleyha'lar hor, hâkir, görülmedi mi?
***Aşkı tefekkürün merkezinde gör! ..
***Besmele ile çık basamakları...
***Dön seccadeni aşka ser! ..
***Kır kalemi karar ver! ..
Süleymân'a, Beytü'l-Makdis'de verildi üç imtiyaz! ..
Anadan doğmuş gibi tertemiz, duâlarda kabûl edilir her dilek, her niyâz! ..
Henüz Saba Melikesi billur rüyalarına, dalmamışken eteklerini toplar...
Hüdhüd kanatlarını çırpar efsaneler ülkesinde, yorgundur nice sevdâlar..
Unut! Memphis'in mumyalarını! ..
Unut! Her insan kendi örer zindanının duvarlarını! ..
Havârîler şaşkın, hüzünle bakarken kurulan çarmıha;
İnsanlık kendi hezimetinin kıyılarında, bin çığlık dolar lâyiha...
Aşka maruzatım var! ..
Alacak mağrur aşkların esrârını, delerek hicranım eleyecek!
Kazmam ile her vurduğumda taşa, asi bir kalb taş kesilecek!
Hümâ kuşu yalçın kayalarda, döne döne uçarken aşk büyüsü sunar.
Hasret ek yüreğinin tam orta yerine, büyüsün boynu bükük siyah bir lâle;
Mühürlenmiş gözbebeklerinden ışık saçarken enzar, lü'lü-i lâlâ! ..
Berzah âlemine göçer haşr olan ruhlar, acb-üz zeneb çekirdeğinden diriltilerek
Bir tohumun içinden büyük ağaçların çıktığı gibi sevenler cennette kavuşurlar...
Summ-u ebkem, dil-mürde bülbül!
Unuttun mu gül'ün adını?
Duymadın mı hiç?
Aşka susamış Acem diyarında bir gülün feryâdını!
Lâlezârdan bir tomurcuk dal getirdi, dolarken bâd-ı hazân
İki yarım bir bütün, bir yanı sevinç bir yanı hüzün.
Avuçlarımda al renkli aşk elması, ahenkle birleştirdim tadlarını..
Simdi;
Kapat ışıkları zülüflerim daha bir kararsın...
Ey Sevgili! ..
Sevgi varsa herşey yolunda dünya sevgi üzerinde durmakta! .
Mevlânâ, "aşk olmasa âlem donardı" diye buyurmakta.
Herca-i sevgiler amâ herşey boş anlamını yitiriyor
Bâki kalan son sedâ yüregimdeki aşkım Allah lâfzı oluyor.
ya şimdi main board a video yüklemeyi biliyorum googleden yutubeden fln onları biliom ama bilgisayardaki kendi çektiğim videoyu nasıl koyacam ????acil cevap verirseniz sevinirim