karakaya26

karakaya26

Üye
21.11.2010
Uzman Onbaşı
4.952
Hakkında

  • hmmm güzel enneme yaptırırım tartar aktarlarda alınıcakmış kesin anneme dicemde gıda boyası nerden bulucam ?
#24.01.2011 19:29 0 0 0
#24.01.2011 19:23 0 0 0
#24.01.2011 18:39 0 0 0
#24.01.2011 18:38 0 0 0
#24.01.2011 18:33 0 0 0
  • herkez bu sitedeki en çok sevdiği kişiyi yazabilirmi???

    var heraldde bu konu ama tarattırdım ama bulaadım bilmiyorum inanın bazıları bana inanmıyo bu konuyu açıyorum ama çok kişi katılmıcak kesin

    lütfen herkez 2 fln işte yazın :) isim yazarsa iyi olur
#24.01.2011 18:32 0 0 0
#24.01.2011 18:27 0 0 0
#24.01.2011 18:23 0 0 0
  • meraba ben ilhan 13 yaşındayım size abi desem uygun olur abi şimdi anketi nasıl düzenlicem

    bide sormak istediğim konu şu sayın Recep TAyip Erdoğanmı daha iyi yoksa sayın Kılıçtar oğlumu daha iyi gibi bi soru sormak istedim hiç kimse böyle bi şeçim yapamaz yapılamaz ama siz hangisini daha iyi görüyorsanız onu oylayın
#24.01.2011 18:23 0 0 0
  • ewt filmi anlatan o baştol onda bide mete de osaman çok tatlı ama filmden bayaaa etkileniyormuş bi kaç bölüm sonra çıkıcakmış geralde bilmiyorum yani bencede etkilenir kim etkilenmesin çok güzel film çok seviyorum bide meteyi seviyorum komiğime gidiyor güzl film
#24.01.2011 18:19 0 0 0
#24.01.2011 18:16 0 0 0
#23.01.2011 18:29 0 0 0
#23.01.2011 18:26 0 0 0
  • ADI ÖNEMSİZ...

    Ne olur bu gece uykumu bölme
    Var git düşlerimden, var git bu akşam
    Tam unuttum derken aklıma düşme
    Var git hayalimden, var git bu akşam

    Yağmur istiyorsan gözyaşıma bak
    Yangın istiyorsan yüreğime bak
    Ne olursun beni benimle bırak
    Var git gözlerimden, var git bu akşam


    Nasıl unutulur böyle sevgiler
    Neler yaşamıştık bir düşün neler
    Her köşede durur senden gölgeler
    Var git gözlerimden, var git bu akşam
    Aldığım her nefes seni fısıldar
    Gelir ta kalbimden vurur şarkılar
    Sana mı sözlenmiş bütün akşamlar
    Var git anılardan, var git bu akşam

    Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme
    Senden başkasını hiç sevemem
    Ne engeller koydu kader önüme
    Yine de ben senden vazgeçemem


    Aşkın ateş oldu kahrolmam için
    Hasret kurşun oldu vurulmam için
    Günler asır oldu yıkılmam için
    Yine de ben senden vazgeçemedim


    Ne büyük bir aşktın anlatamadım
    Kimler gelip geçti unutamadım
    Uğrunda mevsimler yıllar harcadım
    Yine de ben senden vazgeçemedim.

    O seni düşünmek yok mu
    Geceler dolusu seni düşünmek
    Sarılmak karanlıklara sen diye
    Sen diye kucaklamak yorganı okşamak, öpmek
    O seni beklemek yok mu
    Her gün sabahlara dek uykusuz beklemek
    Ahh, ayak sesleri, kapı gıcırtıları bilemezsin
    Bir defa yaşamaktır o, bin defa ölmek


    O seni özlemek yok mu
    Saçlarını, ellerini, dudaklarını özlemek
    Uzun uzun gözgöze gelmek seninle
    Seninle bir olmak, beraber olmak, sevişmek
    O seni gizlemek yok mu
    Kuşlardan, çiçeklerden bile kıskanıp gizlemek
    Seni saklamak içimde delice, divanece
    Öylece yaşamak seni, öylece sevmek


    Ve seni kaybetmek yok mu
    Bulduktan sonra seni kaybetmek
    İşte o beni yakan, yıkan, solduran
    Ses versem de duyamazsın artık
    Yüreğimde kan, gözlerimde kan, dudaklarımda kan


    Ellerim titredi veda ederken
    Yalvarıp "dur gitme" diyesim geldi
    Sen gittin karardı gözümde dünya
    O anda orada ölesim geldi!



    Yalnız Bir Opera

    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    İmrendiğin, öfkelendiğin
    Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
    Yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    Dile dökülmeyenin tenhalığında
    Kaçırılan bakışlarda
    Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    Zaman zaman geri tepip duruyordu.
    Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
    Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
    Başlangıçta doğruydu belki.
    Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
    Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
    Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin.

    Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
    Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
    Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
    Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
    Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
    Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
    Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
    Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
    Çerçevesine sığmayan
    Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
    Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

    Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
    Seni bir şiire düşündükçe
    Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
    Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
    Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
    Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
    Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
    Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
    Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
    'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
    Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
    Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığını
    Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
    Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını.

    Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
    Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
    Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
    Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
    Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
    Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
    bakışıyorduk.
    Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
    Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
    Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
    Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
    Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
    Birbirine uzanamayan
    Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
    Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
    Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
    Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
    Ne kalacak bizden?
    Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
    Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
    Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
    Bizden diyorum, ikimizden
    Ne kalacak?

    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.

    EY SEVGİLİ

    Ey Sevgili!
    Gözlerim seyr-i âlemde, dalgın yine...
    Engin okyanusların dibinde, kırık bir ayna, akseder ihtizarını.
    Bulutların arasından güneş, son ışıklarıyla vedâ edip ağır ağır kayarken.
    Kabına sığmayan acılar, şevk-u iştiyakla tutuşur yanar kül olur!
    Bir baykuş vird halinde vaveylalar dökülür, ürperten çığlıklarından.
    Tarih geriye döner, siler hiç gün görmemiş anılarımı.
    Karıştırdım silkeleyerek, tavan arasında örümcek ağlarını.
    Çıkardım eski bir aşka dair, tozlanmış bütün evrakları! ..

    Çetrefilli uzun yollarda seveni yorar, ince bir çizgi, yazgı kader.
    Her beden toprağına sevdâlı, eker toprağın bağrına sevdâsını! ..
    Agdos doruklarının eteklerinde bir mezar, mor menekşeler açar
    Hezimetle biten bir aşkın, sarmaşıklarına mezar olmadı mı?

    Ey Sevgili! ..
    Bütün aşklar bir fanûs'un içinde sızıyla yaşar...
    Aşk ve âlem, aşk ve elem, aşk ve insan, bir gülün içinde nikah akti,
    Dans eder yıldızlar, yankılanır canhiraş ağıtlarda gecenin bir vakti.
    Mağlup edilmiş aşkların, yavaş yavaş söndürdüğü, umut!
    Öfke ekiyor ruhun yorgun perdelerine.
    Şiirlerin nutku tutuk! ..

    Say ki:
    Mevlâna gibi gözlerini kapatıp şu seyl-i mevcudâta dalıp,
    Hüsün bir kuş gibi haz alarak uçmadın! ..
    Aşka tutunup düşlerde mecnûn olup hüznü bir yay gibi germedin!
    Dilinde Cevşenü'l-Kebir "Hasbün Allah" diye sabrı dermedin!
    Yusuf gibi Yaradan'a sığınıp arkanı dönüp gitmedin!
    Ali gibi sevgiyle dolup boynunu bükmedin!
    Halid gibi öfkelenip kılıcını çekmedin!
    Dudaklarında kırk kilit, suskuyla yutkunmadın!
    Öfkesini yutan en güçlü, paşazâde de mi olmadın? ..

    Ki;
    Hayallerim yorgun.
    Gözlerin asûde su misali.
    Yangın mavisi, maviye çalan gözlerin!
    Çağla yeşili sularda yüzerken gövermiş umutlar, binlerce sevinç sunar
    Siegburg kalesine vuran şavkında gizemli buselerde aşkın ahengi
    Tebessümle açılan bir gül, şebnem serpilir bengisuya nehre yayılır kıvılcımlar.
    Rüzgarda tüllenen efsûnlu kavislerde, semaya yükselirken maviydi bu aşkın rengi...

    Oysa;
    Anılar defterimde tarih kadar eski!
    Çaresiz müptelâ aşığındım ben...
    Aşkta bir kördüğüm maşuğundum ben
    Tuz basma yarama yorma, sen beni
    Gidiyorum anılarımı bırakarak! ..

    Söyle!
    Hangi ihtilaller yıkar demir gibi içime oturmuş bu sevgiyi?
    Âşkı soğutmak için Everest 'in zirvelerine tırmanacağım
    Bir lâhza oturup hayallerde hıçkıra hıçkıra ağlayacağım...
    Turaç olan aşkım bir daha uçmasın diye, kalbimin en görkemli odasında saklayacağım
    Goethe gibi felsefe katedrali köprülerinden geçip, doğu divanı'nda
    Taç Mahal'de beyaz mermer sutunlardan, aşkın mabedine dalacağım.
    Meryem gibi elime hiç bir fani değmemişken, Betül olup yalvaracağım.


    San ki;
    Örselenmiş duyguların uzlaşmaz sanığıyım;
    Kırık yansımaların çarptığı uslanmaz tanığıyım.
    Önümde uzun bir yol, işte arşın işte Halep.
    Tarumâr olan yüreğime bir keşif gerek!
    Sırt döndüm aşka, mevcut iken arz ve talep...

    Sen ki bu aşk oyununda bileğimi bükmedin mi? ..
    Sen ki dil yarasıyla kalbimi kanatıp lime lime sökmedin mi? ..
    Bin katreler sulu sepken yağarken, yürek tarlasının âl lâlesiyim
    Aşkın sığ koylarında, sabrı yudum yudum tadan, asil kölesiyim

    Oysa;
    Aşk urbası kepazeliktir, boyandığın aşklarda bunu sezmedin mi?
    Aşkın önünde nice yigitler dize gelip, diz çökmedi mi?
    Nice Züleyha'lar hor, hâkir, görülmedi mi?

    ***Aşkı tefekkürün merkezinde gör! ..
    ***Besmele ile çık basamakları...
    ***Dön seccadeni aşka ser! ..
    ***Kır kalemi karar ver! ..

    Süleymân'a, Beytü'l-Makdis'de verildi üç imtiyaz! ..
    Anadan doğmuş gibi tertemiz, duâlarda kabûl edilir her dilek, her niyâz! ..
    Henüz Saba Melikesi billur rüyalarına, dalmamışken eteklerini toplar...
    Hüdhüd kanatlarını çırpar efsaneler ülkesinde, yorgundur nice sevdâlar..

    Unut! Memphis'in mumyalarını! ..
    Unut! Her insan kendi örer zindanının duvarlarını! ..
    Havârîler şaşkın, hüzünle bakarken kurulan çarmıha;
    İnsanlık kendi hezimetinin kıyılarında, bin çığlık dolar lâyiha...

    Aşka maruzatım var! ..
    Alacak mağrur aşkların esrârını, delerek hicranım eleyecek!
    Kazmam ile her vurduğumda taşa, asi bir kalb taş kesilecek!
    Hümâ kuşu yalçın kayalarda, döne döne uçarken aşk büyüsü sunar.
    Hasret ek yüreğinin tam orta yerine, büyüsün boynu bükük siyah bir lâle;
    Mühürlenmiş gözbebeklerinden ışık saçarken enzar, lü'lü-i lâlâ! ..
    Berzah âlemine göçer haşr olan ruhlar, acb-üz zeneb çekirdeğinden diriltilerek
    Bir tohumun içinden büyük ağaçların çıktığı gibi sevenler cennette kavuşurlar...

    Summ-u ebkem, dil-mürde bülbül!
    Unuttun mu gül'ün adını?
    Duymadın mı hiç?
    Aşka susamış Acem diyarında bir gülün feryâdını!
    Lâlezârdan bir tomurcuk dal getirdi, dolarken bâd-ı hazân
    İki yarım bir bütün, bir yanı sevinç bir yanı hüzün.
    Avuçlarımda al renkli aşk elması, ahenkle birleştirdim tadlarını..


    Simdi;
    Kapat ışıkları zülüflerim daha bir kararsın...



    Ey Sevgili! ..
    Sevgi varsa herşey yolunda dünya sevgi üzerinde durmakta! .
    Mevlânâ, "aşk olmasa âlem donardı" diye buyurmakta.

    Herca-i sevgiler amâ herşey boş anlamını yitiriyor
    Bâki kalan son sedâ yüregimdeki aşkım Allah lâfzı oluyor.




    noimage




    noimage



    [main-arkaplan-muzik]260[/main-arkaplan-muzik]
#23.01.2011 18:00 0 0 0
#23.01.2011 17:42 0 0 0
  • ya şimdi main board a video yüklemeyi biliyorum googleden yutubeden fln onları biliom ama bilgisayardaki kendi çektiğim videoyu nasıl koyacam ????acil cevap verirseniz sevinirim
#23.01.2011 15:35 0 0 0
#23.01.2011 14:49 0 0 0
#23.01.2011 14:49 0 0 0