karakaya26

karakaya26

Üye
21.11.2010
Uzman Onbaşı
4.952
Hakkında

  • allah bağışlasın sığınak abi ben ilhan 13 yaşındayım bende :D
#23.01.2011 09:32 0 0 0
#23.01.2011 09:30 0 0 0
#23.01.2011 09:27 0 0 0
  • aslında osmanlı gerçektende öyleymiş yani aslında biz hep iyi yönlerini biliyoruz ama gerçekte biraz kadkın a kıza düşkünmüşlerdi ama genellikle toplum iyi yönlerini bildiği için bu filmi gerçeğe uygun olmadığını düşünüyorlar yani bence eskiden osmanlı öyleymişti yani ben böle düşünüyorum ama sizin ne düşündüğünüzü bilemem
#23.01.2011 09:24 0 0 0
#23.01.2011 09:20 0 0 0
#23.01.2011 09:17 0 0 0
  • Daha küçücük bir çocuktum
    Varlık içinde yokluk yaşadım yoruldum
    Herşeyde mi suçluyum? Ben yolumda mutluyum
    Baba senin oğlun serseriyse bu senin eserin
    Hiç ilgilenmediysen ama neden ama bu beden
    Sokakta büyümeye mecbur muydu?

    Allahım sabır ver üstesinden gelmem için
    Bana bir yol göster
    Allahım huzur ver, kafam dolu beynim durmak ister
    Kimse bilemez ne çektiğimi
    O hissedemez hayallerimi anlayamaz

    Lütfen bir dinle baba, beni çok üzdün ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen
    Lütfen bir dinle baba, seni çok üzdüm ama
    Herşeye rağmen hala senin oğlunum ben
    Beni olduğum gibi kabullen

    Küsmek için barışılır mı?
    Aynı evde ayrı odalarda yaşamaya çalışılır mı?
    Bu sorunlara alışılır mı?
    Zamanla herşey biter ama kadere karışılır mı?
    Gidecek yerim yok sorunlarımsa çok
    Güçlü olmalıyım başka çarem de yok off
    Zaten bıkmışım ahh...
#23.01.2011 08:35 0 0 0
  • anla,anla bebeğim halimi
    özledim sen çok
    dön sensiz yaşayamam
    hisset,duygularımı hisset
    acılarımı hisset
    bak şimdi ne hallerdeyim
    sev,sev beni deliler gibi
    gemişi geçmişte bırakıp ileriye doğru çabalıyalım

    tutunacak dalım hiç olmadı
    etmediğim duam kalmadı
    döndüm şaşkın,zavallı bir mecnuna
    ararım aşkımı
    dert dökecek dostum hiç olmadı
    halime bakıp anam ağladı
    döndüm şaşkın,zavallı bir mecnuna
    ararım aşkımı

    yalan,yanmış meğer aşkımız
    yaşanan tatlı hisler
    bir anlık sözlere kandım yalanlarına
    yok,asla sevemem bir daha
    yenilmem bir daha aşka
    yok sevemem sevemem sevmeyeceğim

    bana geri dön
    beni yine sev halimi anla
    aşkını ver kalbini dinle
    beni çılgınlar gibi sev
    sana ben muhtacım

    bana geri dön
    beni yine sev halimi anla
    aşkını ver kalbini dinle
    beni çılgınlar gibi sev
    sana ben muhtacım

    tutunacak dalım hiç olmadı
    etmediğim duam kalmadı
    döndüm şaşkın,zavallı bir mecnuna
    ararım aşkımı
    dert dökecek dostum hiç olmadı
    halime bakıp anam ağladı
    döndüm şaşkın,zavallı bir mecnuna
    ararım aşkımı

    anla,anla bebeğim halimi
    özledim sen çok
    dön sensiz yaşayamam
    hisset,duygularımı hisset
    acılarımı hisset
    bak şimdi ne hallerdeyim
    sev,sev beni deliler gibi
    gemişi geçmişte bırakıp ileriye doğru çabalıyalım
#23.01.2011 08:31 0 0 0
  • Diyar Pala - Yeşilimi Ver (sözleri)

    .Biri yetmez ikincisi olsun
    Iki yetmez üçüncüsü olsun
    Hepsi de bile bile gelir eğlenceye oo
    Diyar'ın partisi bu ortam kopar hardcore gang bang boom
    Etek altı sulu ve de mutlu
    Yeşilimi ver kafam güzel olsun
    Yedi buçuk inç sana kapak olsun
    Parçamı dinle kalçanı çalkala vaktimi harcama beni parçala
    Gece bitmez bitse de ben bitmem anladın mı ???

    Beni vurun suçluyum ben
    Kelepçelerle prangalarla bağlı kalamam ben
    Beni vurun suçluyum ben
    Kelepçelerle prangalarla bağlı kalamam ben
    Ey yo ey yo piyasaya haber verin
    Ey yo ey yo kaldırıp elleri beni takip edin
    Ey yo ey yo enerjiyi geri verin
    Ey yo ey yo sarmam için bana kağ ıdı gerin

    Üçü yetmez dördüncüsü olsun
    Dört yetmez beşincisi gelsin
    Kimbilir belki de derdimi kesmez yine denemek gelir içimden
    Herkes başlasın harekete kaliteyi görsün o-o-o-ouu
    Yeşilimi ver zaman hemen dursun
    Bağlılık yok eğlence olsun
    Maksat gecenin tadını çıkarmak şansın varsa sıradaki sensin
    Herkes gelsin tek tek bendeki istek oo bitemez no

    Parti bitti duman altı oldum
    Eve gidicem bugün yine yorgun
    Tamam dedim bırak yeter dedim eeey
    Bu gecenin de sonuna geldik o-o-o-ouu
    Şarkı bitti vakit yine doldu
    Benden bu kadar yoluma koyuldum
    Sen kal dedim elveda dedim
    Sadede geldik hanımefendi sana bye bye dedim.
    ______________________________________________________________
#23.01.2011 08:29 0 0 0
  • Pompalamasyon bu benim misyon
    Afrodizyak istemez doğuştan hazır füzyon
    Woowoowoo baby yoo bu gece gelip benim ol

    Sabah uyandım bir an şaşırdım burası neresi
    Ben burayı tanımadım
    Kollarımda bir kadın şişt acaba neydi adın?
    Ne zaman geldik kafa güzeldi dün gece ben bayıldım
    Hemen ayıldım çevreme bakındım
    Ortalık dağınık pantolonu bulamadım
    Kıza sordum pantolonum nerde
    Dedi boş ver benimki de yerde
    Kıza bakınca canım yine onu çekti
    Seksi bakışlarıyla verdi bana yetki
    Pompalamasyon gece gündüz
    Eridi bitti kollarımda hatun oldu dümdüz
    Ben makineyim bu da benim işim
    Canın acırsa senin için yavaşlayabilirim
    Sağım solum belli olmaz seni sevebilirim
    Belki de yanında uzun süre kalabilirim

    Çok güzelsin çok şekersin
    Ama fazla bağlanırsan kafayı çizersin
    Gel deme gelemem bekleme sevemem
    Elleme veremem kalbimi sana ben
    Kaç kere söyledim bu iş böyledir
    Oyunun kuralı bu biri gider biri gelir
    Çevremde çok kız var pompalazsam ağlarlar
    Sırasını beklesin herkes size özel çok zamanım var
    Nereye kadar vur kaç ve saklan
    Uslanırım adam akıllı bi kız bulsam
    O gün gelene dek bu eğlenceden bıkmam
    Eylemlerim devam eder evlenmeden durmam
    Bir melek var içimde, saklı gizli bekleyen
    Sevgilisiyle iyi bir yerde mutlu gunler isteyen
    Şeytan var içimde azgın bir biçimde
    Önüne çekici kız çıkınca gidip çoker ustune
#23.01.2011 08:27 0 0 0
  • Konu: kader?
    Bir insanın, bir hayvanın, bir şehir veya bir ulusun yeryüzündeki var oluş sürecinde onun yaşamını yönlendiren etkilerin tümüdür. Ancak bizim inceleme alanımızı insanın kaderi oluşturduğu için biz sadece insana yönelik bilgilere ağırlık vereceğiz. Unutulmaması gereken bir noktada şudur ki; bir sokak kedisiyle, bir ev kedisinin, tarih sahnesinde var olmuş şehirler ve ulusların her birinin kendisine özgü bir kaderi vardır. İnsanın kaderine gelince......İki türlü kaderimiz vardır.

    1.) Mutlak kaderimiz, yani İrade-i külli:

    Evrendeki İlahi bilgisayar olarak kabul edilen Levh-i mahfuzda kayıtlı olan ve Allah'ın iradesini yansıtan kesin ve değişmeyen kaderimizdir. Bu kader dua, büyü veya hiç bir güç, tedbir ve gayretle değiştirilemez. Bizim istek ve bilgimiz dışında oluşan bu kaderin kapsamına, doğduğumuz memleket, dönem, ailemiz, eşimiz, evladımız, işimiz, ecelimiz ve yaşamımızın derinden etkileyecek ve şekillendirecek olaylar girmektedir.

    2.) Muallak kaderimiz, yani İrade-i cüzi:

    Bu ise kişinin kendi iradesini kullanarak kaderini ve yaşamını şekillendirmesi olarak açıklanabilir. Bunlara özel zevklerimiz, meraklarımız, ikili ilişkilerimiz, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler ve bu tepki ve davranışlarımızı kontrol etme becerilerimiz örnek olarak gösterilebilir.

    Mutlak kaderimizi oynanan bir oyunun kurallarına benzetecek olursak, muallak kaderimiz ise oyuncunun bu oyunu oynarken gösterdiği becerilerin tümüdür. Buna en iyi örnek olarak tavla oyununu göstermek mümkündür. Tavla oyununun kendisine özgü kuralları mutlak kader olarak kabul edilmelidir. Gelen zara göre oyuncunun pulunu kaçması, kapı alması, bazen rakip oyuncunun pulunu kırması nasıl bir ustalık gerektiriyorsa, kişide yaşarken aynı ustalığı göstererek yaşamını şekillendirebilir. Oyuncunun oyun süresince zarının iyi gelmesi oyuncu usta değilse maçı kazanmasına yetmeyeceği gibi zarı pek iyi gelmese de usta bir oyuncunun maçı kazanma şansı oldukça yüksektir. Çocukluğu ve gençliği sorunlu olan bir kişi zamanla yaşamını akıllıca şekillendireceği gibi, yaşamı her bakımdan olumlu olan bir kişinin yanlış davranışları onun yaşamında çok kısa bir süre sonra olumsuz olayların görülmesine neden olacaktır. Ama imkanları kısıtlı bir insan akıllı hedeflere yönelerek yaşamını belli bir süre de olumsuzdan olumluya dönüştürebilir. Yani o kişi, gelen zarlar iyi olmasa da oyunu iyi oynayarak maçı kazanmıştır. Hatta kaderi bir kişinin yaşamını şekillendiren olaylar dizisi olarak görmekten ziyade, o insanın evrensel gelişimini ve tekamülünü sağlayan bir eğitim programı olarak kabul etmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

    kader?


    Soru: "Cenâb-ı Hak ezelde ilim ve iradesiyle her şeyi tespit ve takdir ettiğine göre, bir insanın hakkında, kötülük ve şer işlemeyi takdir etmişse o kimse nasıl hayır işleyebilir ve bu durumda nasıl sorumlu tutulabilir?"

    Cevap: Evet, Âlim-i Mutlak olan Allahü Azimüşşân, olmuş ve olacak her şeyi, ihtiyarî ve ıztırarî bütün fiilleri ezelde takdir etmiş, tanzim etmiş ve Levh-i Mahfûz'da kaydetmiştir. Hiçbir şey O'nun tespit ve takdirinden ayrılamaz. Bütün varlıklar o takdire tâbidir. Ancak bu durum bizleri sorumluluktan kurtaramaz. İlm-i kelâm âlimleri bu hakikati "ilim malûma tâbidir; öyle ise malûm ilme tâbi değildir", kaidesiyle izah etmişlerdir. Istılâhta, 'ilim'; bir şeyin zihindeki şekli, 'malûm' ise; o şeyin hariçteki şekli olarak tarif edilir. Meselâ, bizim lâleyi bilmemizde, lâlenin zihnimizdeki şekli 'ilim,' hariçteki şekli, yâni kendisi ise 'malûm'dur. İşte burada ilim, malûma tâbidir, yâni lâle hariçte nasılsa, biz de onu öylece bilmekteyiz. Yoksa lâleyi biz nasıl biliyorsak lâlenin kendisi o şekle uymak durumunda değildir.

    Yukarıda belirttiğimiz kaidede konumuz yönünden kastedilen ilim, işlediğimiz bütün amelleri Cenâb-ı Hakk'ın ezelî ilmiyle bilmesi, malûm ise işlediğimiz amellerdir. Buna göre söz konusu kaideyi şöyle ifade edebiliriz:

    İnsanlar ihtiyarî fiilleri nasıl işleyeceklerse, Cenâb-ı Hak ezelde öylece bilmiş ve takdir etmiştir. Yoksa, Zât-ı Akdes öyle bildiği için, insanlar o fiilleri öyle işlemiş değildir. Şimdi, meseleye bazı misâllerle biraz daha açıklık getirelim.

    Güneş veya ay tutulmasının tarihini ve saatini önceden bilmemiz ilimdir. Malûm ise o tarihte güneşin tutulmasıdır. Dolayısıyla ilim, malûma tâbi olmuştur. Malûm, ilme tâbi olsaydı, biz güneşin hangi tarihte tutulacağını bilsek ve söylesek, güneş tutulması da o tarihte olurdu.

    Veya, bir kimsenin adının Ahmed olduğunu bilmemiz ilimdir; malûm, o şahsın adının Ahmed olduğudur. Böylece ilim, malûma tâbi olmuştur. Malûm ilme tâbi olsaydı, o kimsenin adını Mehmed bildiğimizde adı Mehmed olurdu, Hasan bildiğimizdeyse Hasan olurdu.

    Bir insanın, cüz'î iradesiyle işlediği bütün fiiller Cenâb-ı Hakk'ın ilm-i ezelîsindedir. Yâni, o insanın bütün amellerini Cenâb-ı Hakk ezelde bilmektedir. Bu ilim de malûma tâbidir. Malûm olan, o kimsenin işlediği iyi veya kötü amelleri, yâni fiilleridir. Kul o fiilleri işleyeceği için âlim-i mutlak olan Allah öylece bilmiştir. Yoksa, Cenâb-ı Hak öyle bildiği için, kul da mecburen o fiilleri işlemiş değildir. Yâni, malûm, ilme tâbi değildir.

    Kulun işlediği fiil hayır ise Cenâb-ı Hak onu hayır olarak bilir; öyle de irade ve takdir eder. Kulun şer olan fiilini de Cenâb-ı Hak ezelî ilmiyle şer olarak bilmiş ve o şekilde takdir buyurmuştur.

    Bu hakikate bir derece bakabilmemiz için gerekli kabiliyeti Rabb-i Alâ'mız bizlere ihsan etmiştir. O'nun bizlere lütfettiği ilim ve irade sıfatlarından, hakkalyakîn biliyoruz ki, irade ilme tâbidir. Meselâ, insan bir eser yapmayı bildiğinde, iradesi bu ilme tâbi olarak, eserin plân ve programını tâyin eder. Daha sonra kudret de iradeye tâbi olur ve insan önceden plânladığı tarzda eserini inşâ eder.

    İşte, zaman ve mekânın yaratıcısı olan Allah, ezelî ilmiyle, bizim gerek irademizle işleyeceğimiz bütün fiilleri ve gerekse irademiz dışında başımızdan geçecek bütün hâdiseleri bilmektedir. İşte kader, bu bilme keyfiyeti üzerine, Cenâb-ı Hakk'ın küllî iradesiyle bizim hayat programımızı takdiri ve Levh-i Mahfûz'da tesbitidir. Bu takdir ve tesbit ilme dayanmaktadır, ilim ise malûma tâbidir. Buna göre bir kul kendi cüz'î iradesiyle, ibâdet etmeyi ibâdet etmemeye tercih ediyorsa, elbette ki Cenâb-ı Hak onu âbid olarak bilecek ve öyle takdir edecektir... Yoksa Allahü Teâlâ o kulun ibâdet etmesini takdir ettiği için, o ibâdet ediyor değildir. Şerle ilgili fiiller de aynı şekilde değerlendirilecektir.

    Mevzuya ışık tutacak birkaç misâl daha verelim.

    Bir komutanın yüksek bir yerden sahradaki askerlerinin hareketlerini fotoğraflarla tespit ettiğini ve bütün konuşmalarını hassas cihazlarla kaydettiğini farzediniz. Bu komutan, daha sonra huzuruna getirttiği askerlere fotoğrafları gösterip konuşmaları bantlardan dinlettiğinde, hareketleri ve sözleri cezayı gerektiren bir asker, "Siz benim hareketlerimi ve konuşmalarımı niçin kötü olarak tespit ettiniz?" diyebilir mi? Dese cezayı hak etmez mi? Çünkü, tespit etme fiili, hâdiseye tâbidir. Yoksa hâdise, tespite bağlı değildir.

    Şimdi şöyle bir soru soralım: Hâdiseye tesir etmeme bakımından, yukarıdaki misâlde belirtilen ânında tespit ile, hâdiseyi olmadan önce tespit etme arasında ne fark vardır? Misâldeki komutan, askerlerin yapacakları işleri ve söyleyecekleri sözleri önceden, meselâ bir rüya-i sâdıka ile bilseydi bu bilme keyfiyeti askerler üzerinde herhangi bir tesir mi yapacaktı?

    Kader de insanın ömrü boyunca işleyeceği bütün fiillerin ezelde tespiti değil midir?

    Yukarıdaki misâlde ifade etmek istediğimiz hakikati, televizyon, gayet güzel izah etmektedir. Bilindiği gibi televizyonda hâdiseler bazen ânında verilmekte, bazen de geçmişte tespit edilen hâdiseler bugün gösterilmektedir. Her bir fen ve her bir keşif, Cenâb-ı Hakk'ın kâinatta dercedip koyduğu bir hakikati ilân ettiği gibi, televizyonda suretlerin ve seslerin muhafaza edildiği hakikatini izah etmiştir. Hâfız-ı Hakîm insanlara gelecekteki hâdiseleri tespit edebilecekleri bir âlet yapmayı nasip etse, o takdirde Levh-i Mahfûz'un küçük bir misâli ortaya konmuş olacaktır. Şimdi, hem mâziyi, hem hâli, hem de istikbali bize gösteren bu cihaz, dedemizin bir suçunu gösterse veya istikbâlde bir cinayeti sergilese, "Bu cihaz böyle tespit etmese, dedem o kabahati işlemezdi, torunum da câni olamazdı" diyebilecek miyiz?

    İşte, Âdem Aleyhisselâm'dan kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek bütün insanların bütün amelleri Levh-i Mahfûz'da kaydedilmiştir. Kader-i İlâhî'nin bir defteri olan Levh-i Mahfûz'daki bu kayıt, insanların işledikleri ve işleyecekleri fiillere tâbidir; yâni nasıl işleyeceklerse öyle kaydedilmiştir. Yoksa Levh-i Mahfûz'da yazıldığı için insanlar mecburen o tarzda hareket etmiş değildir. Kaldı ki, böyle bir iddiada bulunan kimseye şu soru sorulacaktır: "Sen istikbâlde yapacağın işlerin Levh-i Mahfûz'da nasıl yazıldığını, yâni mukadderatını biliyor musun?" O halde, bir insan bilmediği şeye göre nasıl hareket etmektedir?

    Evet, her meselede, ilim malûma tâbidir hakikati güneş gibi parlıyor ve insan kendi isteğiyle hangi işi tercih ederse, Cenâb-ı Hakk'ın küllî iradesiyle o işi takdir ettiği ve yarattığı açıkça anlaşılıyor.
#22.01.2011 19:43 0 0 0
  • fen ve teknolojide gördüğümüz 3. ünitede madenin yapısındaki atomlar ile ilgili bi bilgi vermek istiyorum ışığım tüm ve elektüromanyetik dalgalardaki boşluktaki hızı 299.792.458 kilometresaniyedir.ışıkhızı sadece vakum (yani havasız) ''c'' ye eşittir.


    ışık hızı 1862 yılında dönen sekizgen bi ayna kullanarak ışığın hızı 2,98.108 m/s olarak ölçülmüştür.
#22.01.2011 19:38 0 0 0
  • Yabancı Bir Firma tarafından tasarlanmış bir uçak similasyonu olan İstikbal Göklerde 3 boyutlu Mükemmel bi oyun...


    Tarafımızdan Türkçeye çevrilip bi kaç ek sayesinde çok güzel bir Türk Oyunu Olmuştur... Daha öncedende çevrilmiş olabilir... Anasayfada Kurtlar vadisi Müziği yer almaktadır... Ve Atatürk'ün Remi Bulunmaktadır. Oyunun İki Modu var. Biri Görev Diğeri ise Savaş modu..

    Görevde Siz yüzbaşı uçağınız ile siz verilen görevleri yapıyorsunuz hagar , tank , fabrika bombalama filo çatışması gibi....

    Savaş ise puana dayanır... Sürekli savaş uçakları gelmektedir ve siz ne kadar düşürebilirseniz okadar puan alırsınız...

    oyunun tuşları...

    Yönleri Mouse ile yapıyorsunuz...

    Sol Tuş mouse - Makinalı tüfek
    Sağ Tuş Mouse - Bomba
    W - yukarı manevra
    s - Aşağı maevra
    A - sola Manevra
    D - sağa manevra...
    Ctrl - Hız keser
    shift - Hız verir

    değişik kamera açıları da mevcuttur...



    yeni türkçe sürüm tarattırdım yok yok yok

    burdan:http://www.yeniprogram.gen.tr/indir/14394/Istikbal-Goklerde-Son-Versiyon-Turkce.html
#22.01.2011 19:19 0 0 0
#22.01.2011 19:15 0 0 0
#22.01.2011 18:45 0 0 0
#22.01.2011 18:44 0 0 0
  • çok saol emegine sağlık teşekkürler güzel konu emegine sağlık saol teşekürler bende 7.sınıfa gidiyorum derslerim iyi sosyalim 4 teşekkür alıcam :D
#22.01.2011 18:42 0 0 0
#22.01.2011 18:41 0 0 0
#22.01.2011 18:40 0 0 0