Birçok şirket çalışanlarına, stresi azaltmak, verimi artırmak için çeşitli olanaklar sunuyor. Etkinlikler arasında dans kursları, yoga, sualtı eğitimi bile var....
Rekabet ortamında çalışanı elinde tutmak, verimliliğini artırmak sadece para ya da terfi ile mümkün değil. Yeni trend çalışanların sosyal olanaklarını artırmak, hobilerini geliştirmek ve şirketlerinin kendilerine değer verdiğini hissettirmek. Bu tür uygulamalar ile şirketler aslında bir taşla birçok kuş vuruyor; çünkü çalışan memnuniyetini sağlandığı için kişi daha verimli çalışıyor, iş dışında ortak zevkleri paylaşanlar arasında ekip çalışması daha etkin sağlanabiliyor ve şirkete bağlılık artıyor. Dünyada uzun yıllardır kullanılan bu tür "kurumsal iyileştirme" çalışmalarını, Türkiye'de sistemli olarak yabancı şirketler uygulamaya başladı. Daha sonra da yaygınlaştı. Sosyal çalışmaların boyutu ve kapsamı şirkete, çalışanların profiline göre değişiklik gösteriyor. Ancak bu çalışmaların ortak noktaları, etkinliklerin çalışanlar tarafından kurulmuş olan kulüp, platform çatısı altında sürdürülmesi. Etkinliklerin maliyetinin bir kısmı çalışanlar tarafından karşılanırken, şirket yönetimleri de ciddi katkıda bulunuyor. Örneğin genç çalışan nüfusuna sahip olan Danone'de 'Danone Club' ile çalışanlar tiyatro, doğa gezileri, tekne turu gibi bir çok aktiviteyi paylaşabiliyorlar. İndirimli uçak biletleri, spor salonları da çalışanları cezbedecek nitelikte. Garanti Bankası ise fotoğrafçılık kulübü üyelerinin çektiği fotoğraflar için her yıl sergi açıyor, sualtı kulüplerine kayıtlı 153 aktif üye bulunuyor. Uzun yıllardır kurumsal iyileştirme çalışmaları yapan Unilever'de çalışanların gelişimlerini sürdürebilmeleri için öğrenme ortamı ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinde bulunabilecekleri, çalışanların kendi inisiyatifleriyle kurdukları Turuncu Şapka Gelişim Gönüllüleri Derneği faaliyet gösteriyor.
DANONE
İndirimli uçak bileti veriyorlar
* Şirket çalışanlarının katılımıyla üç ayda bir 'Happy Hour' düzenleniyor. Yılda bir kez şirket toplantısı ve sonrasında sanatçıların sahne aldığı bir gala yemeği yapılıyor.
* Her ay doğum günü olan tüm çalışanlara yönetim kurulunun tüm üyeleri tarafından imzalanmış bir doğum günü kartı gönderiliyor, her ayın sonunda o ay içerisinde doğum gününü kutlayan çalışanlara toplu bir doğum günü partisi düzenleniyor.
* Danone çalışanlarının gönüllü olarak katıldığı Danone Club kapsamında her ay tiyatro, doğa gezileri, bowling, konser, tekne turu gibi aktiviteler yapılıyor.
* Avrupa ve Asya yakasında şubeleri bulunan bir spor merkeziyle yüzde 30 indirimli bir anlaşma kapsamında çalışanlara indirim sağlanıyor.
* Şirket içinde her ay bir çalışan bir hobisini paylaşıyor, Üç günlük kurslar şeklinde organize edilen bu etkinliklere, mesai dışında yapılıyor.
* Yaz aylarında tüm Danone fabrikalarında piknikler düzenleniyor.
* Yıl içerisinde katılmak isteyen çalışanların kurduğu takımlarla futbol turnuvaları düzenleniyor.
* Yılda bir kez çalışanlara memnuniyet anketi yapılıyor.
* Departmanlar arası iki ayda bir kez gerçekleştirilen çay saatleri var.
* Haftada bir gün çalışanların masaları dolaşılarak ürün siparişleri alınıyor ve çalışan indiriminden faydalanmaları sağlanıyor.
* Çalışanlara, indirimli uçak bileti ve çeşitli avantajlardan yararlanma imkanları veriliyor.
Türkiye günlerdir sahte rakı olayı ile çalkalanıyor. Polisiye önlemler insanların canına kasteden bu vurgunu çözmeye yetti mi, henüz net bir yanıt veremiyoruz. Mey İçki tarafından üretilen "Yeni Rakı'nın sahtesi, şirketi zor durumda bıraktı ve çözüm olarak piyasadaki dört milyona yakın şişeyi toplatma kararı alındı. İletişim uzmanları, Mey İçki yöneticilerini, aldıkları bu cesur karar (her ne kadar gecikmiş olsa da) nedeniyle kutladı ve bunun iyi bir kriz yönetimi olduğunu belirtti. Henüz dumanı üstünde bir diğer örnek ise Roche'un yaşadıkları... SSKya fahiş fiyatlı ilaç satmakla suçlanan şirketin, imajı ciddi biçimde sarsılmış durumda. Yönetim uzmanları krizleri olası krizler ve tahmin edilemeyenler olarak ikiye ayırıyor. Grev, yangın, patlama, sızma problemi, kirlilik, grev, alıcı boykotları, "tahmin edilebilecek krizler" arasında gösteriliyor. Sabotaj, deprem, şirket yönetici ya da sahibinin kaçırılması, suikast, şirket sahiplerinin özel hayatından kaynaklanan skandallar, üretim tesislerinin zarar görmesi, endüstriyel casusluk, ürünler ile ilgili olumsuz raporlar, tüketicilerin ya da baskı gruplarının üründe değişikliğe zorlamaları da "tahmin edilemeyen krizler" olarak tanımlanıyor.
İletişim şart...
Şirketin, sorunu çözecek etkili bir kriz yönetimi için iyi bir planı olması gerekiyor. Bir kriz planı oluşturulurken ise yöneticilerin ve yönetim kurulu üyelerinin plan üzerinde anlaşmaya varması şart. Bersay İletişim CEO'su Ahter Kutadgu, iyi bir kriz planının yönetsel ve iletişim süreçlerinden oluşması gerektiği görüşünde. Bu iki sürecin birbirinden ayrılmaz biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Kutadgu, "Bu ilkeye uyulmazsa krizin nedenleri ve sonuçlarını ortadan kaldıracak önlemlerin alınması, çalışanlar ve kamuoyunun zamanında ve doğru bilgilendirilmesi mümkün olmaz. Bu da başarısızlık getirir" diyor. Bir şirket krizi, yönetsel anlamda ne kadar iyi kotarsa da bu yönde algılama yaratamadığı sürece krizin etkilerinin dış dünyada devam edeceğini belirten Kutadgu, tam da bu noktada iletişim uzmanlığının önemine dikkat çekiyor. Bir kişinin iyi bir yönetici olup olmadığı kriz dönemlerinde çok net ortaya çıkıyor. Kriz durumlarında otoritenin kullanılması ve hiyerarşiye kesin uyum son derece önemli. Yöneticinin fonksiyonu krizi çözümlemek ve zararı onarmak. Bu nedenle, her yöneticinin bazı yetkinliklere sahip olması gerekiyor. Kriz sinyallerini alma, hazırlanma ve şirketi koruma, etkili karar verebilme, otoriteyi kullanma, süreci planlama, örgütleme, iletişimi ve delegasyonu sağlama, krizin ardından normal sürece geçişi sağlama ve krizden dersler çıkarmayı başarmak iyi bir yöneticinin vasıfları arasında yer alıyor.
Yangın çıkarıp söndürüyorlar...
Türkiyedeki en iyi kriz planlarından birine Shell sahip. 100'ü aşkın ülkede faaliyet gösteren Shell, işinin doğası gereği çok sık krizle karşılaşabiliyor. Bu durumun şirketin imajı üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi fark eden yöneticiler, global kapsamda bir kriz planı hazırladı. Yönetmeliklerle belirlenen görev dağılımı, iletişim planı ve tüm ülkedeki yöneticiler ve iletişim departmanları tarafından biliniyor. Herkes kime ne zaman ve nasıl ulaşacağını biliyor. Kriz planında iletişimdeki dürüstlüğe önem verdiğini belirten Shell yetkilileri, kriz planını canlı tutmak için her ülkedeki yapılanmasında simülasyonlar yapıyor. Örneğin, Türkiye'de Derince'deki madeni yağ fabrikasında ve akaryakıt dolum istasyonlarında belirli periyotlarla yangın tatbikatı yapılıyor, var olan eksiklikler saptanarak çözüm yolları aranıyor.
Mercedes'in kabusu
Dünyanın en büyük otomotiv şirketlerinden biri olan Mercedes, 1997 yılında hem Türkiye'de hem de Avrupa'da iki ayrı kriz yaşadı. 24 Ekim 1997 yılında Konya'nın Karapınar ilçesindeki otobüs kazasında 49 üniversite öğrencisi yanarak hayatını kaybetti. Yanan araç Mercedes'in yeni modeli 403 idi. Ülke gündemi uzun süre bu konu ile çalkalandı, davalar açıldı, Mercedes'in yöneticileri hakkında tutuklama kararları çıkarıldı. İş, uluslararası bir boyut dahi kazandı. Mercedes otobüslerinin üretiminde hata olduğunu kabul etmedi. Aynı yıl A serisi yeni model otomobilini piyasaya çıkaran Mercedes, daha piyasaya çıkmadan 100 bini aşkın sipariş aldı. Bir test sürüşü sırasında modelin sert virajlarda devrildiği ortaya çıktı. Şirket yöneticileri "Bir yönetici bir yerlerde devrilen bir arabanın sebebini bilemez" yanıtı verince basın olayı daha da büyüttü. Şirket modeli iyileştirmek ve yeniden popüler hale getirmek için yüz milyon doların üzerinde para harcamak zorunda kaldı.
Viagra vurguncuları
Viagra ile gücüne güç katan Pfizer'ın başı, taklitçilerle derde girdi. Dünyanın birçok yerinde sahte Viagra ortaya çıkınca, şirket yöneticileri yoğun bir bilgilendirme kampanyası başlattı. İnternet aracılığı ile duyuru yapılmasını önlemek için Microsoft ile işbirliğine başlandı. Özel ve boyalı etiket uygulamasına geçen şirket, hızlı hareket ederek ve olumlu mesajları nedeniyle imajını ve parasını korudu.
Euroleague'de AEK'yı hakemlere rağmen yenip çeyrek finale çıkan Efes Pilsen endişeli Menajer Özerhun, "Panathinaikos'u eleriz ama dış güçleri nasıl geçeriz bilemiyorum" dedi.
ULEB Erkekler Avrupa Ligi'nde Yunanistan'ın AEK takımını yenerek çeyrek finale kalan Efes Pilsen'i ayak oyunları endişesi sardı. Gruptan lider çıkması için gerekli 18 sayılık farkı AEK karşısında hakem oyunları yüzünden yakalayamayan lacivert-beyazlıların koçu Oktay Mahmuti, "Hakemler bu farkı yakalamamızı engelledi. 10-11 sayı öndeyken, geçerli olan bir basketimizi bile vermediler. Ters kararlar olmasa 18 sayılık farkı yakalama şansımız yüksekti" diye konuştu.
SAHA ÖNEMLİ DEĞİL
Menajer Engin Özerhun ise çeyrek finalde Panathinaikos ile eşleştiklerini hatırlatarak "Normal şartlarda şansları eşit görüyoruz. Saha içindeki performansımızla Panathinaikos'u eleyebiliriz, ama dış güçleri nasıl geçeriz, bilemiyoruz!" dedi. Bu sezon deplasmanda iyi sonuçlar aldıklarını, Olympiakos'u Atina'da 51 sayı ile yendiklerini kaydeden Özerhun, "Saha avantajı önemli değil. Yeter ki dış güçler devreye girmesin" açıklamasını yaptı.
İLK MAÇ 5 NİSAN'DA
Efes Pilsen ile Panathinakos çeyrek final serisinde ilk maç 5 Nisan Salı günü Atina'da, ikinci maç 7 Nisan Perşembe günü İstanbul'da oynanacak. İki maçı da kazanan takım turu geçecek. Tarafların birer galibiyeti halinde ise Final-Four'a yükselecek ekibi 14 Nisan Perşembe günü Atina'da yapılacak son maç belirleyecek. Moskova'da düzenlenecek ULEB Erkekler Avrupa Ligi Final-Four'u 6-8 Mayıs tarihlerinde yapılacak.
Fatih Tekke'nin süper oynadığı maçta Gürcistan'ı 5 golle devirdik. 2006 Dünya Kupası'nın evsahibi Almanya'ya 'Bekle geliyoruz' mesajı verdik.
Biz ölmedik mesajı
Sahaya futbol oynamaya değil adeta kavga etmek için çıkan Gürcü futbolcular da, Lokomotiv Stadı'nın berbat zemini de bizi durduramadı. Gürcistan'ı Tiflis'te dağıttık, 2006 Dünya Kupası için avantajlı duruma geçtik. 1.5 yıl aradan sonra deplasmanda kazandık. Üstelik 1997'deki San Marino maçından sonra deplasmanda 5 gol attık.
Heyecan fırtınası
A Milli Futbol Takımımız maça çok stresli başladı. Saha içinde rakip futbolcuların tekmeleri, tribünlerdeki Gürcü taraftarların tacizleriyle de uğraşmak zorunda kalan ekibimiz, Tolga'nın golüyle açılışı yaptı, 2 dakika sonra Rüştü'nün hatasından golü yedik. Fatih'in dublesiyle tam da "Artık maçı kazandık" derken 2'nci golü kalemizde gördük.
12 puana ulaştık
İlk yarıyı 3-2 önde kapatan Ay-Yıldızlı 11'imiz, ikinci yarıya daha rahat çıktı. Sahanın yıldızı Fatih'in asistinde Koray ve son dakikalarda sahneye çıkan Tuncay geceyi şenlendirdi. Bu sonuçla puanımızı 12'ye yükselttik. Ukrayna'ya yenilen Danimarka'nın üstüne çıktık. Yunanistan ise Arnavutluk'u 2-0'la geçti.
Türk'ün gücü: 5-2
Gürcistan karşısında ilk yarıda dağınık bir oyun sergileyen ay-yıldızlılar ikinci devrede kendisine yakışan futbolu ortaya koydu ve farka koştu.
Gürcistan karşılaşması gruptaki dengeler açısından çok önemliydi Türkiye için. Arnavutluk maçından farklı olarak 1 değişiklikle sahaya çıkan Ay-Yıldızlı ekipte Serkan'ın yerine Gökdeniz görev yaptı. Yunanistan'a yenilen Gürcistan'da ise 5 değişiklik vardı. Arnavutluk maçına hızlı başlayan ve 2 gol atan milliler, bu kez durgundu. Orta saha top yapamıyor, ileriye çıkan defans da zamanında dönemiyordu. İlk 10 dakika kafamda "Ne olacak bu milli takımın hali" sorularıyla geçerken, 11. dakikada sürpriz bir gol geldi. Hamit'in ceza sahası dışından sert vuruşunu Tolga ağlara yolladı: 0- 1. Kafamdaki soru işaretlerinin dağılması ne mümkün! 1 dakika sonra kornerden gelen topa Rüştü hatalı çıkış yapınca Amisulashvili kafa ile skoru eşitledi: 1-1. Bu gol Gürcistan'ı umutlandırırken, Milli Takım'ın kendine gelmesine sağladı. Bu dakikalarda, Fatih Tekke fark yaratan isimdi. 19'da Yıldıray'ın yerde kaldığı pozisyonda kaleciden dönen topu gole çeviren yıldız oyuncu, 35'te ise Necati'nin rakipten dönen pasını düzgün bir vuruşla ağlarla buluşturdu: 1-3. 39'da ise Gürcistan'ın, millileri yeniden strese sokacak golü geldi. Iashvili eliyle kontrol ettiği topu Rüştü'nün bakışları arasında filelere bıraktı. 2. yarıda Gürcistan, yenik durumda olmanın ve millilerin savunmasının da etkisizliğinin verdiği cesaretle risk alırken, kontrolsüz çıkışları bize kontratak olarak geri döndü. Necati, Yıldıray, Fatih ile pozisyonlardan yararlanamayan milliler, 72'de kendisini rahatlatacak golü maçın yıldızı Fatih Tekke'nin usta işi pasında Koray'la buldu: 2-4. Kapanışı ise 89'da Tuncay yaptı. Yeni bir yapılanmanın içinde yer alan milliler, 2 maçı 6 puanla kapamasını bilirken, farklı galibiyet de işin cilası oldu. Ay-Yıldızlılar, kafamızı kurcalayan kopuk futbollarını birbirine düğümlemeyi başardığında sanırım övgüyle bahsedeceğimiz, güvenebileceğimiz bir takım da ortaya çıkmış olacak!.. Gürcistan karşılaşması gruptaki dengeler açısından çok önemliydi Türkiye için. Arnavutluk maçından farklı olarak 1 değişiklikle sahaya çıkan Ay-Yıldızlı ekipte Serkan'ın yerine Gökdeniz görev yaptı. Yunanistan'a yenilen Gürcistan'da ise 5 değişiklik vardı. Arnavutluk maçına hızlı başlayan ve 2 gol atan milliler, bu kez durgundu. Orta saha top yapamıyor, ileriye çıkan defans da zamanında dönemiyordu. İlk 10 dakika kafamda "Ne olacak bu milli takımın hali" sorularıyla geçerken, 11. dakikada sürpriz bir gol geldi. Hamit'in ceza sahası dışından sert vuruşunu Tolga ağlara yolladı: 0- 1. Kafamdaki soru işaretlerinin dağılması ne mümkün! 1 dakika sonra kornerden gelen topa Rüştü hatalı çıkış yapınca Amisulashvili kafa ile skoru eşitledi: 1-1. Bu gol Gürcistan'ı umutlandırırken, Milli Takım'ın kendine gelmesine sağladı. Bu dakikalarda, Fatih Tekke fark yaratan isimdi. 19'da Yıldıray'ın yerde kaldığı pozisyonda kaleciden dönen topu gole çeviren yıldız oyuncu, 35'te ise Necati'nin rakipten dönen pasını düzgün bir vuruşla ağlarla buluşturdu: 1-3. 39'da ise Gürcistan'ın, millileri yeniden strese sokacak golü geldi. Iashvili eliyle kontrol ettiği topu Rüştü'nün bakışları arasında filelere bıraktı. 2. yarıda Gürcistan, yenik durumda olmanın ve millilerin savunmasının da etkisizliğinin verdiği cesaretle risk alırken, kontrolsüz çıkışları bize kontratak olarak geri döndü. Necati, Yıldıray, Fatih ile pozisyonlardan yararlanamayan milliler, 72'de kendisini rahatlatacak golü maçın yıldızı Fatih Tekke'nin usta işi pasında Koray'la buldu: 2-4. Kapanışı ise 89'da Tuncay yaptı. Yeni bir yapılanmanın içinde yer alan milliler, 2 maçı 6 puanla kapamasını bilirken, farklı galibiyet de işin cilası oldu. Ay-Yıldızlılar, kafamızı kurcalayan kopuk futbollarını birbirine düğümlemeyi başardığında sanırım övgüyle bahsedeceğimiz, güvenebileceğimiz bir takım da ortaya çıkmış olacak
Futbolda savaş var! Trabzon ve G.Saray'dan sonra Beşiktaş da Aziz Yıldırım'a çok sert çıktı!... .
Süper Lig, tatilin sonrasında gerilimle başlıyor. Trabzon'un "Fener ayak oyunları ile şampiyon oluyor" sözüne Cimbom destek vermişti. Fener'e son eleştiri Kartal'dan geldi.
Kılıçlar çekildi
Atay Aktuğ'un Fener'le ilgili demeciyle F.Bahçe&Trabzon savaşı çıktı. Gürsoy'un sözleri, savaşı alevlendirdi. Potadaki derbiden sonra Fener&Beşiktaş kapıştı. Ortalık bir anda toz-duman oldu..
FAİR-PLAY YİNE RAFA KALDIRILDI
Arnavutluk ve Gürcistan milli maçları nedeniyle Süper Lig'e verilen arada 4 Büyükler arasında çıkan demeç savaşında ortalık bir anda toz-duman oldu... Kılıçlar çekildi, gerginlik ürkütücü boyutlara ulaştı... Fair-Play yine rafa kaldırıldı. Önce Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ, Almanya'da yaptığı açıklamada "F.Bahçe gibi, ancak masabaşı oyunları ile büyük takım olunur" diyerek bir anda iplerin gerilmesine neden oldu. Aktuğ'un bu şok sözlerine F.Bahçe cephesinden çok sert bir cevap geldi.
'ATAY NE DEDİYSE DOĞRUDUR...'
F.Bahçe Yönetimi, Trabzon Başkanı'na verdiği cevapta "Kifayetsiz muhterislerin oyununa gelmeyeceğiz" dedi. Ancak bu kez G.Saray 2. Başkanı Ergun Gürsoy çıkarak, "Atay Aktuğ ne dediyse doğrudur" diyerek savaşın alevlenmesine neden oldu. Fenerbahçe'den bu kez bir cevap da Galatasaray'a geldi: "Ergun Gürsoy, herhalde Galatasaray'ı Karadeniz'de zannetmektedir. G.Saray'ın bir İstanbul takımı olduğunu kendilerine hatırlatırız."
"F.BAHÇE ALEYHİNE KAMPANYA!"
Geçen hafta F.Bahçe-Beşiktaş basketbol maçında Aziz Yıldırım'a edilen küfürün ardından bu kez Beşiktaş ile F.Bahçe arasında bir savaş çıktı. Beşiktaş Kulübü'nün dün yaptığı açıklamaya, F.Bahçe'den akşam saatlerinde yanıt geldi. Sarı-Lacivertli kulübün internet sitesinde yer alan yazıda özetle şöyle denildi: "Atay Aktuğ ile başlayan, Ergun Gürsoy ile süren ve son olarak da Yıldırım Demirören'in müdahil olduğu, F.Bahçe aleyhine bir kampanya başlatılmıştır. Bu kampanya, Fenerbahçe'nin yolunu kesme amacı gütmektedir."
İspanyol ekibi şova yönelik transfer politikasını rafa kaldırıyor. Real Madridin yeni sezondaki ilk transferi Juventusun Brezilyalı oyuncusu Emerson...
Yıldızlar gidiyor
Tarihindeki en kötü sezonlardan birini geçiren ve bu yılı kupasız kapama tehlikesiyle karşı karşıya kalan Real Madridde büyük bir değişim yolda... Transfer döneminin açılmasıyla birlikte Figo, Beckham ve Ronaldo gibi yıldızlarıyla yollarını ayırma kararı alan Beyaz Şimşekler, yeni sezonun kadrosu için de şimdiden kolları sıvadı.
Capello iddiası
İspanyanın yüksek tirajlı gazetelerinden Marca, Juventusun savaşçı orta alan oyuncusu Emersonla, Real Madridin şimdiden anlaşmaya vardığını yazdı. Gazetenin haberinde 29 yaşındaki Brezilyalı futbolcunun da bu teklife yeşil ışık yaktığı belirtildi. Ayrıca İspanyol gazetelerinde yeni sezonda Fabio Capellonun Real Madridin başına geçmesi, öne sürülen iddialar arasında...
Önemli sayıda bilgisayar kullanıcısının tercih ettiği sohbet programlarına dadanan bilgisayar korsanları, sahte güncelleme linkleri ile kullanıcıların kişisel bilgilerini çalıyor.
Sohbet programı kullanıcılarına, sahte bir siteye yönlendirilmiş linkin de ekli olduğu bir mesaj atan korsanlar, kullanıcıdan, ''gerekli güncelleştirme'' bilgilerini girmesini isteyerek, başta kullanıcı adı olmak üzere, şifrelerini ve diğer kişisel bilgilerini elde etmeye çalışıyor.
Dünyanın en çok tercih edilen sohbet programları; Yahoo ve Hotmail'den birer hesap alan korsanlar, hazırladıkları bir yazılımla, kişinin ''arkadaş listesinden gelmiş gibi gözüken'' bir mesajı her şeyden habersiz kullanıcıya gönderiyor ve bilgilerin girilmesini bekliyor. Kişisel bilgilerini güncellediğini zanneden kullanıcı, boşlukları doldurduğunda kişisel bilgilerini de korsanlara vermiş oluyor.
''Phising'' denilen bu yöntem en çok Yahoo Messenger kullanıcılarını etkiliyor. Çünkü Yahoo, kendisinden e-posta adresi alan kullanıcılarına, yine aynı kullanıcı adı ve şifreyle girilebilen 15 MB (Mega Byte) web alanı veriyor. E-posta şifresini çaldıran kullanıcılar, web alanlarının giriş kodlarını ve içeriğini de yine korsanlara teslim etmiş oluyor.
Bu tekniklerin, ''çok popüler oldukları için'' özellikle Yahoo ve Hotmail sohbet programlarında kullanıldığını belirten internet analistleri, kullanıcılardan bilgilerini internet üzerinden güncellememelerini öneriyorlar.
PHISING NEDİR?
''Password harvesting fishing'' cümlesinden türetilen Phising sözcüğü; kabaca şifre avcılığı anlamında kullanılıyor.
Spam göndericileri tarafından uygulanan bir yöntem olan Phising tekniğinde; kullanıcıya gönderilen elektronik posta ile bilgilerini güncellemesi isteniyor ve posta içinde hazırlanmış kutulara ya da tıklanınca açılan gerçek görünümlü sahte sitedeki kutulara kullanıcı adı ve şifre gibi bilgilerini girmesi bekleniyor.
Bunların az da olsa ufak tefek belirtileri günümüzde görülüyor, iklimler sanki birbirine karıştı artık. Allah bizleri büyük afetlerden korusun. Bilgiler için teşekkürler arkadaşım.