Korttaki gururumuz İpek Şenoğlu Amerika Açık'ta tarih yazmaya devam ediyor. Bir grand slam turnuvasında ikinci tura kalan ilk tenisçi olan genç raket, dün de çiftlerde üçüncü tura çıkmayı başardı
Teniste sezonun son grand slam turnuvası ABD Açık'ta raket sallayan tek Türk tenisçisi olan İpek Şenoğlu, Laura Granville ile birlikte katıldığı çift bayanlarda ikinci maçını da kazanarak 3. tura yükselmeyi başardı. New York'taki turnuvada ilk turda ABD'li Muller-Peterson çiftini 2-0 yenerek bir grand slam turnuvada tur atlayan ilk Türk tenisçisi olarak tarihe geçen Şenoğlu, dün de partneri Granville ile birlikte İtalyan Maria Elena Cumerin-Venezuelalı Milagros Sequela ikilisi önünde başarılı bir maç çıkardı. Dünya klasmanında ilk 100'de yer alan rakipleri önünde ilk sette zorlanan Şenoğlu-Granville çifti, korttan 7-5 ve 6-2'lik setlerle galip ayrılmayı bildi.
Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakının kurulması ve Türk Sporunun bu ilk örgütünün tüm Anadolu'ya yayılması, Trabzon'da da etkisini göstermişti. Bu etki sonucu yeni yeni kulüpler kurulmaya başlandı. İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati'den sonra Trabzon Lisesi bünyesinde Lise adını taşıyan yeni bir kulübün kurulmasıyla kulüp sayısı 4 olmuştu. 1923 yılından sonra Trabzon'da İdmanocağı ve İdmangücü arasında büyük bir rekabet başlamıştı. Bu öyle bir rekabetti ki İstanbuldaki Galatasaray- Fenerbahçe rekabetine benziyordu. Hatta zaman zaman onu bastırdığı bile oluyordu. Trabzon sanki Ocaklılar, Güçlüler diye ikiye ayrılmıştı. Trabzon'da futbolun bu iki takım arasındaki rekabetten yüceldiği söylenebilir. Rekabet zamanla öylesine büyük boyutlara vardı ki Trabzon'un Türkiye liglerinde geç temsil edilmesine bile sebep oldu. Ne var ki iki kulüp arasındaki çekişme şehrin futbolundaki kaliteyi de her geçen gün arttıran faktör olduğu göz ardi edilemez.
1923 yılında Trabzon'da ilk resmi lig maçları oynanmaya başlandı. İlk sezon İdmanocağı şampiyon olmuştu. Bunu 1923-24,1924-25 sezonlarında Lise takımının arka arkaya şampiyonlukları izledi. 1925 sezonunda yine İdmanocağı şampiyon olurken, 1929 yılına kadar da önce Lise, arkasından Muallim Mektebi daha sonra da Ticaret Lisesi takımları mutlu sona ulaştılar.
İdmanocağı ile İdmangücü arasındaki büyük rekabet 1930'dan sonra had safhaya ulaştı. 1929-30'dan sonra 5 kez arka arkaya İdmanocağı'nın şampiyon olmasından sonra 1934-35 sezonundan itibaren İdmangücü takımı tam 7 yıl arka arkaya şampiyon olarak bu iki takım arasındaki rekabeti büsbütün alevlendirmişti.
1940'lı yıllarda Trabzon futbolundaki güç lise takımlarına geçmişti. Tam 6 kez arka arkaya şampiyonluğu kazanması da bunu gösteriyordu. Bu aralar dikkat çeken bir hususta Trabzon'daki bütün futbol yıldızlarının Lise takımlarından yetişmiş olmalarıydı. Özellikle Trabzon Lisesi bir futbolcu kaynağı olmuştu. 1947-48 sezonundan itibaren şampiyonluk yine İdmanocağı ile İdmangücü arasında el değiştiriyordu. Bu arada Necmiati de iki sezon şampiyon olarak Trabzon futbolunda söz sahibi oldu. Bu arada Trabzon'da yeni yeni kulüpler de kuruluyordu. 1938'de kurulan Doğan Gençlik, 1941 yılında Akçaabat Lisesinde kurulan Akçaabat Gençlik (Bugünkü Sebatspor), 1950 yılında Sürmene ilçesinde kurulan Sürmene Gençlik, 1952 yılında ayni ilçede kurulan Zafer Gençlik, 1953 yılında kurulan Yolspor 1955 yılında kurulan Yalıspor bu takımların başında geliyordu.
1930'lu yıllarda başlayan İdmanocağı, İdmangücü rekabeti 1940'lı, 1950'li, 1960'lı yıllarda olanca şiddetiyle devam ediyordu. Bu gitgide rekabetten öte boyutlara varmaktaydı. Ocaklı ve Güçlü olmak Trabzon'da adeta bir spor mezhebi haline gelmişti. En kötü sezonlarda bile rekabetlerinden hiç bir şey kaybetmiyorlardı.
Trabzon öylesine ikiye ayrılmıştı ki Ocaklılar Sari Kırmızı diye İstanbul'daki Galatasaray'ı İdmangüçlülerse Yeşil Beyaz renklerine rağmen Fenerbahçe'yi destekliyorlardı. Rekabet bir de bu sekliyle alevlenmişti. Bu arada renkleri Sarı Lacivert olan Necmiati bile bu rekabetin dışında kalmıştı. Aslında bu büyük rekabetten en karlı Trabzon futbolu çıkıyordu. Öncelikle şehirde futbol tutkusu körüklenmişti. Bu büyük rekabetten doğan büyük iddia Trabzon'da büyük yıldızların çıkmasına neden olmuştur. Ancak, Trabzon insanının alın yazısı olan gurbetçilik 1930'lu yıllarda Trabzon'daki futbol yıldızlarının kaderine tesir etmişti. Pek çoğu yüksek öğrenim uğruna ana kucaklarını baba ocaklarını terk etmek zorunda kaldılar. Gittikleri İstanbul ve Ankara'da sürdürdükleri futbol yaşamlarında gerçekten büyük yıldız oldular. Bir Hasan Polat ve kardeşi Ali Polat Ankara Gençlerbirliği'nde , bir Selim Satıroğlu, Ahmet Karlıklı Galatasaray'da bir Taka Naci, Zekeriya Bali Fenerbahçe'de, Nazmi Bilge Beşiktaş'ta yıldız futbolcu oluverdiler.
1962-63 sezonunda tüm yurtta bir İl takımı kurulması öngörülmüştü. Zamanın Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, Türkiye liglerini güçlendirmek ve tüm yurda yaymak amacıyla bir seferberlik başlatmıştı. Her ilde bir futbol takımı kurup Türkiye liglerinde yer alması seferberliği büyük bir hızla devam ediyordu. Trabzon elbette ki bunun dışında kalamazdı. Yalnız bir İl Kulübü kurulmasının en zor olan illerin başında kuşkusuz Trabzon gelmekteydi. İdmanocağı, İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanmasına imkan yoktu. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bunun imkansız olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştı.
Tüm Trabzonlular, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyorlar, ancak bu işi bir türlü gerçekleştirememenin ezikliğini yaşıyorlardı. Yetkililerinde araya girmesi, sonucu pek değiştirmiyordu Ocaklılar da, Güçlüler de yeni kurulacak kulüpte kendi isimlerinin, hatta renklerinin hakim olmasını istiyorlardı ve bu konuda en ufak bir fedakarlıkta bulunmuyorlardı. Her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Havaya silahlar atılıyor, karakollara, hatta mahkemelere kadar uzanan olaylara rastlanıyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu.
21 Haziran 1966 tarihinde İdmanocağı, Martıspor ve Yıldızspor'un da katılımı ile sarı Kırmızı renkler altında Türkiye 2. Ligine alındı. Ancak, resmi bir yazının süresi içinde ilgili yere tebliğ edilmediği için İdmanocağı'nın İkinci ligde oynaması durduruldu. Bu tarihten yaklaşık bir ay sonra 20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla Trabzonspor Kırmızı-Beyaz renklerle kuruldu. Ne var ki İdmanocağı buna karşı çıktı. Danıştay'da açtığı dava ile yürütmeyi durdurma kararı alınınca ortalık yine karıştı. Trabzon'daki gergin durum üzerine araya Zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal girdi. Ulvi Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübünde Türkiye 2. Ligine alınmayacağını bildirdi. Bu durum Trabzon'da ve her iki kulüp çevresinde "Sok" etkisi yaratmıştı. Birleşmeleri büyük sorun olan bu iki kulübün, birleşmemeleri halinde Trabzon Türkiye liglerinde temsil edilemeyecekti. Trabzon'daki geceli gündüzlü yapılan ve büyük tartışmalara neden olan toplantılar sonunda 2 Ağustos 1967 günü İdmanocağı ile İdmangücü birleşmesi gerçekleşti ve Trabzonspor; İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile ortaya çıktı.
Artık bütün resmi işlemler tamamlandıktan sonra sıra gelmişti Trabzonspor'un renklerine. Renk bulmak öyle kolay olmadı. Trabzon'da uzun yıllar süren İdmanocağı-İdmangücü rekabetinde Sari-Kırmızı ve Yeşil-Beyaz renkler hakimdi. Trabzonspor'un renkleri bu renklerin dışında olmalıydı. Trabzon'u ve Karadeniz'i simgeleyen renkler aranıyordu. Bu konuda yarışma açılması da gündeme geldi ancak sonra vazgeçildi. Renk için geceli gündüzlü toplantılar düzenleniyordu. Dört toplantıdan sonuç alınamamıştı. Beşinci toplantıda her şey bitecekti. Artık taraftarın da sabrı kalmamıştı. Sonunda Trabzon ve Karadeniz'in sembolü olan Hamsi üzerinde duruldu. Hamsinin gümüş mavisi rengi ve gözlerinin bordosu dikkate alindi. Kimileri buna karşı çıktı. Neymiş efendim bordo renk kırmızıya kaçıyormuş, öyle ya İdmanocağı renkleri de Sari-Kırmızı ya. İşte bu nedenle bordonun rengi biraz koyu tutularak İdmanocağı'nın kırmızısından kaçınıldı. Böylece bir haftadır şehirde süren renk kavgası sona ermişti ve Trabzonspor Bordo-Mavi renklere kavuşmuş oldu.
Dünya Kupası Avrupa Elemeleri'nde bizimle aynı grupta olan son Avrupa Şampiyonu Yunanistan, ilk maçta şok bir yenilgi aldı.. Çarşamba günü gruptaki 2. maçta karşılacağımız Yunanistan, Arnavutluk'a 2-1 yenildi..
Karşılaşmada Arnavutluk'un gollerini 3. dakika Murati ve 11. dakikada Aliaj atarken, Yunanistan'ın tek sayısı 39. dakikada Giannakopoulos'dan geldi.
Spor teşkilatındaki görevinen emekliliğini isteyen Yücel Kop, teşkilata savaş açtı. Atletizm Federasyonu'nun işgal altında olduğunu ileri süren tecrübeli çalıştırıcı, "Süreyya ile beni kimse ayıramaz" dedi
"Atalay acemi"
Avrupa Şampiyonu atletimiz Süreyya Ayhan'ın antrenörü ve eşi Yücel Kop, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay ile çalışamayacağı için emekliliğini istediğini söyleyerek, "Ancak kimse sevinmesin, Süreyya ile beni hiçbir güç ayıramayacak" dedi. Kadrolu antrenör olduğu Gaziantep İl Müdürlüğü'ne verdiği emeklilik dilekçesi işleme konulmak üzere Ankara'ya gönderilen Kop, "acemilikle" suçladığı Atalay'ın "rapor" konusunda üzerine vazife olmayan işlere karıştığını belirterek, "gizli" belgeyi açıklamakla suçladı.
"Onlar gider"
Kop, Atletizm Federasyonu'na gelen iki genel sekreter arasındaki yazışmada kendilerinden savunma istendiğini ve bunun gizli kalması gerektiğini vurgulayarak, "Bize sahip çıkılacağına, ortada kesin birşey yokken kamuoyuna açıklama yaptı. Fakat biz birileri hata yaptı diye, bu ülkenin sporu yanlış yönlendiriliyor diye ülkeden kaçacak değiliz. Burası bizim ülkemiz. Sonuna kadar kötülerle mücadele edip, elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Gidecekse beceremeyenler gider ki, ülke rahata kavuşsun" ifadelerini kullandı.
"Hesap soracağız"
Emekli olduktan sonra da Ayhan'ı çalıştırmaya devam edeceğini söyleyen Kop, "Süreyya da başka antrenörle çalışmaz. Buna kimse engel olamaz. O elit sporcu, ben elit antrenörüm. Çok şey atlattık, bunları da atlatırız. Ancak zedelenen itibarımızın yerine gelmesi zor. Bunun için de gerekli davaları açacağız. Federasyon halen işgal altında. Bizimle ilgili herşeyi didik didik inceliyorlar. Benim adıma gelen zarfları bile açıp, müfettişlere teslim ediyorlar. IAAF raporu gelsin, hepsinin hesabını soracağız" dedi.
Milli Takımlar Teknik Direktörü Ersun Yanal, oyunu ve planı bozanın, Hasan Şaş'ın kırmızı kart görüp oyundan atılması olduğunu söyledi.
Yanal, maçın ardından yaptığı açıklamada, başlangıçta önde oldukları ancak, maçı berabere bitirdiklerini belirterek, "İkinci yarıya iyi başladık ve gol bulduk. Ancak, oyunumuzu ve planımızı bozan, Hasan Şaş'ın kırmızı kart görüp oyundan atılması oldu" dedi.
Bu dakikadan sonra da gol pozisyonuna girmelerine rağmen, gol bulamadıklarını ifade eden Yanal, "Biz iyi bir ekibiz. Önemli olan sonunu iyi getirmektir. Bu grupta her takım birbirinden puan alabilir. Ben takımıma inanıyorum. İyi bir takımız ve iyi bir yerde bitireceğiz. Gruptan çıkarak, mutlu sona ulaşacağımıza inanıyorum" diye konuştu.
GÜRCİSTAN CEPHESİ
Gürcistan Milli Takımı Teknik Direktörü Alain Giresse ise, Türkiyeden puan aldıkları takdirde, iyi bir netice almış olacakların söylediğini anımsatarak, "Milli bir maç yaptık. Puan aldığımız için memnun ayrılıyoruz. Önemli olan da zaten buydu" dedi.
Giresse, bir gazetecinin "Dünya üçüncüsü olan ve son yılların iddialı takımlarından Türkiye'den puan almanız ilerisi için ne düşündürüyor?" sorusunu, "Bu maçı kazanmamız, kendimize güven için önemliydi. İlerisi için bize ümit verdi. Ancak yine de çok çalışmamız gerekir" şeklinde yanıtladı.
BIR FUTBOLCUYA SUCU ATMAYI SEVMEM. AMA HASAN SAS'IN YAPDIGI HIC KABULLENECEK GIBI DEGIL. NASIL BÖYLE SORUMSUZCA BIR DAVRANISDA BULUNUYOR ANLAYAMIYORUM. CEBIMIZDE OLAN 3 PUANI SAYESINDE SAHADA BIRAKDIK.
15. Avrupa Ümitler Futbol Şampiyonası 2.Eleme Grubu'ndaki ilk maçında Türkiye, cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı karşılaşmada Gürcistan ile golsüz berabere kaldı...
-TÜRKİYE: 0 - GÜRCİSTAN: 0
Stat: Atatürk
Hakemler: Gerald Lehner xxx, Raimund Buch xxx, Oliver Dracht xxx
Türkiye: Fevzi xxx, Muhammet xxx, Mehmet xx, Tayfun xx (Dk. 68 Mehmet Topuz x), Bekir xx, Mahmut Hanefi xx, Sabri x (Dk. 82 Eser x), Bahri xxx, Umut xx, Bilal x (Dk. 59 Adem x), Semih xx
9. dakikada, Gürcistan ceza alanı içerisinde oluşan karambolde, defansın uzaklaştıramadığı top Sabri'ye çarparak Semih'in önüne düştü. Semih'in kafa vuruşunda top üstten auta çıktı.
22. dakikada gelişen Gürcistan atağında, Tchelidze'nin ceza alanı dışından sert vuruşunda top kalenin yanından dışarı gitti.
32. dakikada, Fahri'nin kullandığı serbest vuruşta, top yan direğe çarparak dışarı çıktı.
67. dakikada, sağ taraftan gelişen atakta Umut'un pasıyla ceza alanında topla buluşan Semih vurdu, meşin yuvarlak kaleci Totladze'de kaldı.
82. dakikada Chelidze'nin ceza alanı dışından yaptığı sert vuruşta, kaleci Fevzi topu yumruklayarak dışarı gönderdi.
Karşılaşmanın ilerleyen dakikalarından gol olmayınca, karşılaşma 0-0 berabere tamamlandı.
Türkiye'de kalpler durdu, gözler Trabzon'da oynanacak Türkiye-Gürcistan maçına çevrildi.. 2006 Dünya Kupası'na katılmak için önümüzdeki ilk engel olan bu karşılaşmada tek hedef galibiyet..
BENCE KOLAY RAKIP DIYE BIRSEY YOK. KIM DERDIKI YUNANISTAN POTEKIZLERI CEKLERI VE FRANSIZLARI YENECEKDE AVRUPA SAMPIYONU OLACAK. EGER BIZIMKILER DOGRU OYNARSA SORUN CIKMAZ AMA TERSI OLURSA O KOLAY SANDIGIN TAKIM ASLAN KESILIR KARSINDA.
COK MERAK EDIYOUM ERSUN YANAL NASIL BIR KADRO SAHAYA SÜRECEK. HEP YAKINIRIZ HÜCÜMDA ALTERNATIF YOK DIYE AMA SON MACLARDA HIC FATIHI OYNATMADI. ARTIK SANS VERILSIN DIYE DÜSÜNÜYORUM. OZAMAN GÖRÜRÜZ ALTERNATIF VAR MI YOK MU.
Gürcistan karşılaşması için Trabzon'a giden Ay - Yıldızlılar'ı, Trabzon Havalimanı'nda büyük bir kalabalık karşıladı
Türk bayraklarıyla, futbolculara sevgi gösterisinde bulunan taraftarlar, oyunculardan imza almak için birbirleriyle yarıştı. Yoğun kalabalık nedeniyle millilerin içinde bulunduğu otobüsün kalkması birkaç dakika gecikti.
Fatih Tekke: Beklemedeyim
Attığı gollerle Trabzonspor'u ligde zirveye taşıyan Fatih Tekke, teknik direktör Ersun Yanal'dan forma bekliyor. Golcü oyuncu, "97 yılından bu yana A Milli Takım kadrosuna çağırılıyorum. Ancak şanssızlıklar yüzünden kalıcı olamadım. Formdayım. Bu kez takımda yer bulacağımı düşünüyorum. Hocamdan şans bekliyorum. Gürcistan ve Yunanistan maçları bizim için çok önemli. İyi bir başlangıç yapmak zorundayız. Bence Türk futbolunda bazı değişiklikler olmalı. Yeni ve genç oyuncu bulmalıyız ve onlara şans vermeliyiz" diye konuştu.
Notlar
Avni Aker'de çalıştılar
Trabzon'a dün gelen A Milli Takım, ayağının tozuyla ilk çalışmasını yaptı. Avni Aker Stadı'nda yapılan antrenmana sakatlıkları süren Ergün ile Servet katılmadı. Teknik direktör Ersun Yanal yine oyuncularına şut çalışması yaptırdı.
Yağma yağmur!
Teknik heyet, rakipten çok hava şartlarından çekiniyor! Yarın oynanacak karşılaşma saatinde yağacak yağmurun, bu iklime alışık olan Gürcistan'a yarayacağını düşünen teknik direktör Ersun Yanal, "Rakibimiz soğuk ve yağışlı havaya alışık. Açık hava bizim işimize gelir" diye konuştu.
Komşu'da huzur yok!
Portekiz'de şampiyonluğa ulaşan Yunanistan Milli Takımı'ndaki prim krizi sürüyor. Futbolcular yaptıkları basın açıklamasında "Verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle hepimiz kırgınız. Portekiz'deki şampiyonluk sonrası bize çok şeyin değişeceğine dair söz verildi. Ama yanımızdaki birçok kişi ortalıktan kayboldu. Biz, Yunan bayrağına ve insanlara olan saygımızdan dolayı çalışmaya devam ediyoruz" ifadesi kullanıldı.
Gürcistan Trabzon'da
Açılış maçındaki rakibimiz Gürcistan, dün öğle saatlerinde Trabzon'a havayoluyla geldi. Gürcistan, Avni Aker Stadı'nda hafif bir çalışma yaptı.