Nane, maydanoz, nişasta, adaçayı, şeker kamışı, arpa, ararot(patates nişastası), şalgam, mısır, fazla tuz, fazla sirke, fazla limon suyu anne sütünün azalmasına sebep oluyor. Süt veren anneler, bu gıdaları tüketirken dikkatli olmalı!
Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'ndan bol anne sütü için özel bir formül:
600ml. su kaynatılır, 7 - 8 adet doğal kuru incir önce soğuk su ile yıkanır, daha sonra kaynamakta olan suyun içine incirler atılır ve 5 dakika daha çok kısık ateşte kaynatılır, dış kabuğu soyulup, yıkanmış ve ince dilim dilim doğranmış 1 adet iri kum havuç, incirli suya ilave edilip, 4 dakika daha kaynatılıp ılıtılır.
Ilıtıldıktan sonra süzülüp ikiye bölünür, sabah ve akşam yudum yudum içilir.
Bu kür yemeklerden 1/2 saat önce veya 1 saat sonra uygulanır.
15 gün uygulandıktan sonra ara verilir.
İhtiyaç halinde tekrar aynı şekilde tekrar edilir.
Emniyet Kemeri İle Kovalent Bağ Arasındaki Benzerlik
EMNİYET KEMERİ MEKANİZMA
Emniyet kemerlerinin güvenlilik ve verimlilikleri gerçek kazalarda kanıtlanmış olmakla birlikte, geliştirilmeleri henüz tamamlanmamıştır. Çarpışma anında kemerlerin gerilmesi ile optimum koruma elde edilmektedir. Gevşek emniyet kemerlerinde, kemer gerilene kadar kullananların hareketleri engellenememektedir. Klasik emniyet kemerlerinin, yapılarından kaynaklanan ve etkinliklerini sınırlayan şu eksiklikleri bulunmaktadır:
Emniyet kemerine bir çekme bırakma hareketi uygulandığında, bu hareket, kayışın bobin üzerine yığılmasına neden olabilir. Ciddi darbe anında kayış kilitlense de, sürücü kayış sıkışana kadar öne doğru hareket eder. Dolayısıyla gereksiz yere sürücünün kafasının direksiyon ve gösterge paneline yaklaşmasına izin verir.
Belirli bir rahatlığı sağlamak amacıyla, vücut ve kayış arasında bir miktar boşluk bırakmak kaçınılmazdır. Bu boşluğun etkisi, 1 no'lu maddeyle aynıdır.
Klasik emniyet kemeri sistemleri kullanıcılar tarafından çalıştırılırken, Şekil 3 'te görülen ön gergili otomatik sistemler, yolcu müdahalesi olmaksızın birkaç milisaniyede fonksiyonel hale gelirler. Yeterli düzeyde bir ön darbe sırasında, genellikle orta konsol içine yerleştirilmiş olan elektronik beyin, ön koltukların emniyet kemerini sıkıştıran ön gerdirme mekanizmasını (Şekil 4) harekete geçirir ve üç noktadan sınırlayan sistem otomatik olarak geri çekilerek optimum koruma sağlanır. Emniyet kemerleri tek elle bağlanıp, çözülebilmelidirler.
Şekil 3: ön gergili emniyet kemeri
Şekil 4:kemer gerdirme sistemi
Şekil 4 deki sistemde darbe anında beyin sensöre sinyal gönderip fünyeyi tetikler ve silidire hızla basınçlı gaz boşalır buda pistonu ileri hareket ettirir. Böylece kemer gerilmiş olur.
Şekil 5 'teki eğriler, % 5, % 50 ve % 95 lik test mankenleri (dummy) ile yapılan çarpma testleriyle belirlenmiş yolcuların kinetik enerjilerinin değişimini göstermektedir. Yolcuların kinetik enerjilerinin bağıl hızın karesinin fonksiyonu olması nedeniyle, koruyucu sınırlayıcıların kazanın ilk anlarında uygulanmasının avantaj sağladığı ifade edilmektedir. Elektronik beyinin sarsıntılardan etkilenmeyecek biçimde düzenlenmesiyle, taşıt ivmelenirken meydana gelebilecek gerilme önlenebilmektedir. Bu ise, özellikle yüksek hızdaki çarpma durumlarında çok büyük önem kazanmaktadır.
Şekil 5:çarpma sırasında yolcuların kinetik enerjilerinin değişimi
Günümüzde kullanılmakta olan gerilmesi sınırlandırılmış emniyet kemerleri, çarpışma sırasında araç hızının aniden sıfıra düşmesi sonucunda, ön koltuklarda oturanların göğüs ve kalçalarının emniyet kemerlerinin sıkmasından çok fazla etkilenmemeleri için, oluşan kuvveti sınırlayan ve kısa bir zaman aralığına yayan sarma/kilitleme sistemiyle donatılmaktadır.
Hava yastıkları, emniyet kemerlerini tamamlayıcı olarak geliştirilen pasif güvenlik elemanlarıdır, Şekil 6. Sistem, aracın yavaşlama ivmesini hesaplayan kendi elektronik beyni tarafından yönetilir. Elektronik beyin, yeterli düzeyde bir ön darbe olduğunda, sürücü için direksiyon simidi içine, sürücünün yanında oturan yolcu için de torpido gözüne yerleştirilmiş olan ve her ikisinin kafalarını koruyacak biçimde şişen hava yastıklarını harekete geçirir. 60 litrelik bir hava yastığının dolma süresi yaklaşık 40 ms dir.
Şekil 6: Sürücü ve yolcu hava yastıkları.
Hava yastığındaki olumsuzlukları gidermek üzere sisteme eklenen koltuk ağırlık algılayıcı (sensör), çocukların ve minyon yapılı yetişkinlerin korunması için, belirli ağırlığın (örneğin 30 kg) altındaki yolcu ağırlıklarında hava yastığını işlemez duruma getirmektedir. Zayıf bayanların ve ağır gençlerin koltukta ne biçimde oturduklarının algılanması, halen zorlukları oluşturmaktadır. Ayrıca, hava yastığının etkin kontrolü için, kemerin bağlanıp bağlanmadığının ve çarpışmanın şiddetinin dikkate alınması da düşünülmektedir. Temel fikir, günümüzde kullanılmakta olan iki kademeli şişiricilerin basınç artışının daha olumlu kontrolüdür.
Yolcu sınırlama sitemlerinin önemli bir parçası da, çarpışma sırasında vücudun alt kısımlarının enerjisinin absorbe edilmesi için kullanılan diz yastığıdır. Ayrı diz yastığı, sistemin karmaşıklaşmasına ve fiyat artışına yol açtığından, daha ucuz ve basit bir çözüm, Şekil 7 'de görüldüğü gibi, aşağıya monte edilen yolcu hava yastığı (LMPAB) sistemine bir diz yastığı eklenerek elde edilmiştir
Şekil 7: diz yastığı eklenerek geliştirilmiş yolcu hava yastığı:
Hava yastığı ve emniyet kemerinin tek başına ve birlikte kullanılmaları durumundaki yaralanma riskleri, hava yastığıyla % 18, emniyet kemeriyle % 42, ikisinin birlikte kullanılmaları durumunda ise, % 46 kadar azalmaktadır.
Yeni model taşıtlarda, yanal çarpmalara karşı koruma sağlayan yanal hava yastıkları veya Şekil 8 'de görüldüğü gibi, şişirilebilen koruyucu yan hava perdeleri de kullanılmaya başlamıştır. Yanal hava yastıkları, sürücü ve yolcunun kolunun yastıkla kapı arasında sıkışma riskini de önleyecek biçimde düzenlenmektedir.
Boyun kırılması gibi, arkadan çarpmalardaki darbe hasarlarını azaltmak üzere kafayı destekleyen boyunluklar kullanılmaktadır. Hasar riskini daha da azaltmak amacıyla, Opel tarafından, kaza sırasındaki işleyişi Şekil' de açıklanan aktif boyunluklar kullanılmaya başlamıştır.
Volvo, arkadan çarpmalarda görev yapan bir koruma sistemini (WHIPS - whiplash protection system) Mayıs 1999'dan itibaren uygulamaya almıştır. Arkadan çarpmalarda sistemin koltuğu gövdenin geriye doğru hareketini izlemektedir. Böylelikle, gövdenin üst kısmı ile kafa birlikte ve paralel olarak hafifçe ve dengeli bir biçimde geriye doğru gideceğinden, gövdedeki gerilmeler azaltılmaktadır. Koltuğun arkası daha sonra geriye/aşağıya doğru alçaltılarak, geriye fırlamaya ve tehlikeli kırbaçlama hareketinin riskine karşı gelmektedir.
Kovalent bağ
Metan molekülünde kovalent bağlı haldeki hidrojen ve karbon.
Kovalent bağ, iki atom arasında, bir veya daha fazla elektronun paylaşılmasıyla karakterize edilen kimyasal bağın bir tanımıdır. Genellikle bağ, ortaya çıkan molekülü bir arada tutan ortak çekim gücü olarak tanımlanabilir. Paylaşılan elektron ya da elektronlar, her iki çekirdek etrafında dolanacaklar, iki çekirdek arasındaki bölgede daha uzun süre bulundukları için bu bölgede (-) yüklü bir alan yaratacaklardır. Bu alan, her iki çekirdeğe bir çekme kuvveti uygulayarak bir bağ yaratır.
Kovalent bağ, söz konusu atomların dış yörüngelerinin dolması ile meydana gelir. Bu tür bağlar, moleküller arası hidrojen bağından daima daha güçlü, iyonik bağ ile ise ya aynı güçte ya da daha güçlüdür.
Bazı inorganik maddelerin -hidrojen, amonyak, klor, su ve azot molekülleri ile tüm organik maddelerin molekülleri kovalent bağ ile bir arada tutulmaktadır.
Kovalent bağ (iyonik ve metalik bağın tersine) yönlüdür; bağ açılarının etkileşimin gücü üzerinde etkisi büyüktür. Bu etkinin kaynağı, kovalent bağların, atomik yörüngelerin üst üste binmesiyle oluşmasından ileri gelir. Atomik yörüngeler (p, d, ve f orbitalleri) hepsi yönlü karakterde olup, bağlanma esnasında önemli ölçüde yöne bağlı etkileşime neden olurlar.
Kovalent bağ, genellikle benzer elektronegatifliğe sahip atomlar arasında gerçekleşir. Bu nedenle ametaller, daha kolaylıkla kovalent bağı tercih eder ve metaller de kolayca yerlerinden oynatılabilen elektronların daha serbestçe dolaşabildiği metalik bağ yaparlar. Ametallerde bir elektronun serbest kalması daha zordur, dolayısıyla benzer elektronegatifliğe sahip bir madde ile birleşme söz konusu olduğunda o elektronun paylaşılması tek seçenek haline gelir.
En Son Teori
Günümüzde valans bağ modeli, moleküler yörünge modeli ile desteklenmektedir. Bu modele göre, atomlar bir araya getirildikçe atomik yörüngeler, moleküler yörüngeler oluşturmak üzere etkileşirler. Kuantum mekaniği kullanılarak elektronik yapının, enerji seviyelerinin, bağ açılarının, ve bağ mesafelerinin yüksek bir hassasiyetle hesaplanması mümkündür
2. Atomun Emniyet Kemeri: Zayıf Nükleer Kuvvet
Şu an yeryüzündeki düzeni sağlayan en önemli etkenlerden biri de atomun kendi içinde dengeli bir yapıya sahip olmasıdır. Bu denge sayesinde maddeler bir anda bozulmaya uğramaz ve insanlara zarar verebilecek ışınları yaymaz. Atom bu dengesini çekirdeğindeki protonlarla nötronlar arasında var olan "zayıf nükleer kuvvet" sayesinde elde eder. Bu kuvvet özellikle içinde fazla nötron ve proton bulunduran çekirdeklerin dengesini sağlamada önemli bir rol oynar. Bu dengeyi sağlarken gerekirse bir nötron protona dönüşebilir.
Bu işlem sonucunda çekirdekteki proton sayısı değiştiği için, artık atom da değişmiş, farklı bir atom olmuştur. Burada sonuç çok önemlidir. Bir atom parçalanmadan, başka bir atoma dönüşmüş ve varlığını korumaya devam etmiştir. İşte bu şekilde de canlılar kontrolsüz bir şekilde çevreye dağılıp insanlara zarar verecek parçacıklardan gelebilecek tehlikelere karşı adeta bir emniyet kemeri gibi korunmuş olur.
3. Elektronları Yörüngede Tutan Kuvvet: Elektromanyetik Kuvvet
Bu kuvvetin keşfedilmesi fizik dünyasında bir çığır açtı. Her cismin kendi yapısal özelliğine göre bir "elektrik yükü" taşıdığı ve bu elektrik yükleri arasında bir kuvvet olduğu öğrenilmiş oldu. Bu kuvvet zıt elektrik yüklü parçacıkların birbirini çekmesini, aynı yüklü parçacıkların da birbirlerini itmelerini sağlar. Bu sayede bu kuvvet atomun çekirdeğindeki protonlarla çevresindeki yörüngelerde dolaşan elektronların birbirlerini çekmelerini sağlar. İşte bu şekilde atomu oluşturacak iki ana unsur olan "çekirdek" ve "elektronlar" bir araya gelme fırsatı bulurlar.
Bu kuvvetin şiddetindeki en ufak bir farklılık elektronların çekirdek etrafından dağılmasına ya da çekirdeğe yapışmasına neden olur. Her iki durumda da atomun, dolayısıyla madde evreninin oluşması imkansız hale gelir. Oysa bu kuvvet ilk ortaya çıktığı andan itibaren sahip olduğu değer sayesinde çekirdekteki protonlar elektronları atomun oluşması için gereken en uygun şiddette çeker.
4. Evreni Yörüngelerde Tutan Kuvvet: Yerçekimi Kuvveti
Bu kuvvet algılayabildiğimiz tek kuvvet olmasına rağmen, aynı zamanda da hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz kuvvettir. Yerçekimi olarak bildiğimiz bu kuvvetin gerçek adı "kütle çekim kuvveti"dir. Şiddeti diğer kuvvetlere göre en düşük kuvvet olmasına rağmen, çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar. Evrendeki galaksilerin, yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş'in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine yerçekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar, dünya yörüngesinden kopar, bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. En ufak bir artma olursa da yıldızlar birbirine çarpar, dünya güneşe yapışır ve bizler de yer kabuğunun içine gireriz. Tüm bunlar çok uzak ihtimaller olarak görülebilir, ama bu kuvvetin şu an sahip olduğu şiddetinin dışına çok kısa bir süre dahi çıkması, bu sonlarla karşılaşmak için yeterlidir.
Bu konuda araştırma yapan bütün bilim adamları bahsettiğimiz temel kuvvetlerin büyük bir özenle tespit edilmiş olmasının, evrenin varlığı için vazgeçilmez olduğunu kabul etmektedir.
Ünlü moleküler biyolog Michael Denton, Nature's Destiny: How the Laws of Biology Reveal Purpose in the Universe (Doğanın Kaderi: Biyoloji Kanunları Evrendeki Amacı Nasıl Gösteriyor) adlı kitabında bu gerçeği şöyle vurgular:
Eğer yerçekimi kuvveti bir trilyon kat daha güçlü olsaydı, o zaman evren çok daha küçük bir yer olurdu ve ömrü de çok daha kısa sürerdi. Ortalama bir yıldızın kütlesi, şu anki Güneşimiz'den bir trilyon kat daha küçük olurdu ve yaşama süresi de bir yıl kadar olabilirdi. Öte yandan, eğer yerçekimi kuvveti birazcık bile daha güçsüz olsaydı, hiçbir yıldız ya da galaksi asla oluşamazdı. Diğer kuvvetler arasındaki dengeler de son derece hassastır. Eğer güçlü nükleer kuvvet birazcık bile daha zayıf olsaydı, o zaman evrendeki tek kararlı element hidrojen olurdu. Başka hiçbir atom oluşamazdı. Eğer güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvete göre birazcık bile daha güçlü olsaydı, o zaman da evrendeki tek kararlı element, çekirdeğinde iki proton bulunduran bir atom olurdu. Bu durumda evrende hiç hidrojen olmayacak, yıldızlar ve galaksiler oluşsalar bile, şu anki yapılarından çok farklı olacaklardı. Açıkçası, eğer bu temel güçler ve değişkenler şu anda sahip oldukları değerlere tamı tamına sahip olmasalar, hiçbir yıldız, süpernova, gezegen ve atom olmayacaktı. Hayat da olmayacaktı.11
Ünlü fizikçi Paul Davies ise, evrendeki fizik yasalarının bu tespit edilmiş ölçüleri karşısındaki hayranlığını şöyle ifade eder:
Ve insan kozmolojiyi araştırdıkça, inanılmazlık giderek daha belirgin hale gelir. Evrenin başlangıcı hakkındaki son bulgular, genişlemekte olan evrenin, hayranlık uyandırıcı bir hassasiyetle düzenlenmiş olduğunu ortaya koymaktadır.12
Tüm evrende bu temel kuvvetlerin üzerine kurulmuş üstün bir tasarım ve kusursuz bir düzen hüküm sürmektedir. Bu düzenin Sahibi elbette her şeyi kusursuzca yoktan var eden Allah'tır. En küçük kuvvetle yıldızları yörüngelerinde tutan, en şiddetli kuvvetle küçücük atomun çekirdeğini kaynaştıran alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Bütün kuvvetler O'nun koyduğu "ölçü"lere göre hareket eder
ATOMUN EMNİYET KEMERİ: ZAYIF NÜKLEER KUVVET
Şu an yeryüzündeki düzeni sağlayan en önemli etkenlerden biri de atomun kendi içinde dengeli bir yapıya sahip olmasıdır. Bu denge sayesinde maddeler bir anda bozulmaya uğramaz ve insanlara zarar verebilecek ışınları yaymaz. Atom bu dengesini çekirdeğindeki protonlarla nötronlar arasında var olan"zayıf nükleer kuvvet" sayesinde elde eder. Bu kuvvet özellikle içinde fazla nötron ve proton bulunduran çekirdeklerin dengesini sağlamada önemli bir rol oynar. Bu dengeyi sağlarken gerekirse bir nötron protona dönüşebilir.
Bu işlem sonucunda çekirdekteki proton sayısı değiştiği için artık atom da değişmiş farklı bir atom olmuştur. Burada sonuç çok önemlidir. Bir atom parçalanmadan başka bir atoma dönüşmüş ve varlığını korumaya devam etmiştir. İşte bu şekilde de canlılar kontrolsüz bir şekilde çevreye dağılıp insanlara zarar verecek parçacıklardan gelebilecek tehlikelere karşı adeta bir emniyet kemeri gibi korunmuş olur.
3. ELEKTRONLARI YÖRÜNGEDE TUTAN KUVVET: ELEKTROMANYETİK KUVVET
Bu kuvvetin keşfedilmesi fizik dünyasında bir çığır açtı. Her cismin kendi yapısal özelliğine göre bir "elektrik yükü" taşıdığı ve bu elektrik yükleri arasında bir kuvvet olduğu öğrenilmiş oldu. Bu kuvvet zıt elektrik yüklü parçacıkların birbirini çekmesiniaynı yüklü parçacıkların da birbirlerini itmelerini sağlar. Bu sayede bu kuvvet atomun çekirdeğindeki protonlarla çevresindeki yörüngelerde dolaşan elektronların birbirlerini çekmelerini sağlar. İşte bu şekilde atomu oluşturacak iki ana unsur olan "çekirdek" ve "elektronlar" bir araya gelme fırsatı bulurlar. Bu kuvvetin şiddetindeki en ufak bir farklılık elektronların çekirdek etrafından dağılmasına ya da çekirdeğe yapışmasına neden olur. Her iki durumda da atomundolayısıyla madde evreninin oluşması imkansız hale gelir. Oysa bu kuvvet ilk ortaya çıktığı andan itibaren sahip olduğu değer sayesinde çekirdekteki protonlar elektronları atomun oluşması için gereken en uygun şiddette çeker.
4. EVRENİ YÖRÜNGELERDE TUTAN KUVVET: YERÇEKİMİ KUVVETİ
Bu kuvvet algılayabildiğimiz tek kuvvet olmasına rağmen aynı zamanda da hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz kuvvettir. Yerçekimi olarak bildiğimiz bu kuvvetin gerçek adı "kütle çekim kuvveti"dir. Şiddeti diğer kuvvetlere göre en düşük kuvvet olmasına rağmen çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar. Evrendeki galaksilerin yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş'in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine yerçekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar dünya yörüngesinden kopar bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. En ufak bir artma olursa da yıldızlar birbirine çarpar dünya güneşe yapışır ve bizler de yer kabuğunun içine gireriz. Tüm bunlar çok uzak ihtimaller olarak görülebilir ama bu kuvvetin şu an sahip olduğu şiddetinin dışına çok kısa bir süre dahi çıkması bu sonlarla karşılaşmak için yeterlidir.
Yerçekiminin olmadığı bir ortamda ancak özel düzenekler kullanılarak belli bir süre kalınabilir. Çünkü canlılar ancak yerçekiminin var olduğu bir sistemde hayatını devam ettirebilir.
Bu konuda araştırma yapan bütün bilim adamları bahsettiğimiz temel kuvvetlerin büyük bir özenle tespit edilmiş olmasınınevrenin varlığı için vazgeçilmez olduğunu kabul etmektedir.
Ünlü moleküler biyolog Michael Denton Nature's Destiny: How the Laws of Biology Reveal Purpose in the Universe (Doğanın Kaderi: Biyoloji Kanunları Evrendeki Amacı Nasıl Gösteriyor) adlı kitabında bu gerçeği şöyle vurgular:
Eğer yerçekimi kuvveti bir trilyon kat daha güçlü olsaydı o zaman evren çok daha küçük bir yer olurdu ve ömrü de çok daha kısa sürerdi. Ortalama bir yıldızın kütlesi şu anki Güneşimiz'den bir trilyon kat daha küçük olurdu ve yaşama süresi de bir yıl kadar olabilirdi. Öte yandan eğer yerçekimi kuvveti birazcık bile daha güçsüz olsaydı hiçbir yıldız ya da galaksi asla oluşamazdı. Diğer kuvvetler arasındaki dengeler de son derece hassastır. Eğer güçlü nükleer kuvvet birazcık bile daha zayıf olsaydı o zaman evrendeki tek kararlı element hidrojen olurdu. Başka hiçbir atom oluşamazdı. Eğer güçlü nükleer kuvvetelektromanyetik kuvvete göre birazcık bile daha güçlü olsaydı o zaman daevrendeki tek kararlı element çekirdeğinde iki proton bulunduran bir atom olurdu. Bu durumda evrende hiç hidrojen olmayacak yıldızlar ve galaksiler oluşsalar bile şu anki yapılarından çok farklı olacaklardı. Açıkçası eğer bu temel güçler ve değişkenler şu anda sahip oldukları değerlere tamı tamına sahip olmasalar hiçbir yıldız süpernova gezegen ve atom olmayacaktı. Hayat da olmayacaktı.
Ünlü fizikçi Paul Davies ise evrendeki fizik yasalarının bu tespit edilmiş ölçüleri karşısındaki hayranlığını şöyle ifade eder:Ve insan kozmolojiyi araştırdıkça inanılmazlık giderek daha belirgin hale gelir. Evrenin başlangıcı hakkındaki son bulgulargenişlemekte olan evrenin hayranlık uyandırıcı bir hassasiyetle düzenlenmiş olduğunu ortaya koymaktadır
Tüm evrende yerçekimi gibi temel kuvvetlerin üzerine kurulmuş üstün bir tasarım ve kusursuz bir düzen hüküm sürmektedir. Bu düzenin Sahibi elbette her şeyi kusursuzca yoktan var eden Allah'tır. Çağdaş fizik ve astronominin en önde gelen kurucusu ve "yaşamış en büyük bilim adamı" sayılan Isaac Newton (1642-1727) bu gerçeği şu şekilde ifade eder: "Güneş sisteminin gezegenlerin ve kuyruklu yıldızların harika sistemleri yalnızca akıllı ve güçlü bir varlığın kudretiyle sürebilir. Bu varlık her şeyi yönetir yalnızca dünyanın ruhunu değil her şeyi O Allah'tır."
Tüm evrende bu temel kuvvetlerin üzerine kurulmuş üstün bir tasarım ve kusursuz bir düzen hüküm sürmektedir. Bu düzenin Sahibi elbette her şeyi kusursuzca yoktan var eden Allah'tır. En küçük kuvvetle yıldızları yörüngelerinde tutan en şiddetli kuvvetle küçücükatomun çekirdeğini kaynaştıran Alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Bütün kuvvetler O'nun koyduğu "ölçü"lere göre hareket eder
Bursa 2008-2009 Av Yasağı Bölgeleri - Bursa - 2008-2009 Av Yasağı Bölgeleri
Merkez Av Komisyonunca 2008-2009 Av Döneminde Avın Yasaklandığı Sahalar:
1- İnegöl İlçesi; Doğusu: Tahtaköprü'den İnegöl istikametini takiben Ankara yol ayrımına kadar, Kuzeyi: Ankara asfaltını takiben Alibeyköy yol ayrımına kadar, Batısı: Ankara asfaltı-Alibeyköy yol ayrımından Muratbey-Hayriye-Saadet köy yolları, Güneyi: Saadet-Mesruriye-Tahtaköprü hattı.
2- İznik İlçesi (A); Doğusu: İznik-Şerefiye-Kızılköy yolu, Kuzeyi: İznik İlçesi, Batısı: İznik-Yenişehir asfaltı, Güneyi: Yenişehir ilçe sınırı. (B); Doğusu: Dede Deresi-Karasu Deresi, Kuzeyi: Dede Deresi-Sarıağıl-Süleymaniye köy yolu, Batısı: Orhaniye-Sarıağıl köy yolu, Güneyi: Orhaniye-Tacir köy yolu.
3- Harmancık İlçesi; Doğusu: Başalantepe-Kocapınar Deresi'nin batısı Harmancık-Orhaneli asfaltının batısı, Kuzeyi: Orhaneli asfaltı-ilçe sınırı, Dedebali-Gedikler köy yoluna kadar, Batısı: Dedebali-Gedikler köy yolundan ilçe sınırına kadar, Güneyi: Harmancık-Orhaneli yolayrımından Dedebali Köyü'ne kadar Dursunbey karayolu.
4- Keles İlçesi; Doğusu: Keles-Bursa karayolu (Keles Mülki hudutlarındaki), Kuzeyi: Keles-Bursa asfaltı. Seferiışıklar Köyü sınırı, Batısı: Belenören sınırı Kocasu-Firoz-Orhaneli ilçe sınırı, Güneyi: Keles-Alpagut-Akçapınar-Belenören köy yolu.
5- Mustafakemalpaşa ilçesi (A); Doğusu: Fadıllı-Ayva köy yolu, Kuzeyi: Onaç-Fadıllı köy yolu, Batısı: Onaç-Doğanalan köy yolu, Güneyi: Doğanlan-Ayva köy yolu. (B); Doğusu: Büyükorhan ilçe sınırı, Kuzeyi: Devecikonağı-Aşağıbali köy yolu, Batısı: Karaçamlık Deresi, Güneyi: Devecikonağı-Alacahat-Hacıahmet yolu. (C); Doğusu: Üçkurnalıdan Kavaklı Beldesi'ne giden yol, Kuzeyi: Beşiktaş Ormanı, Kalburlu Çeşme'den başlayan Karacabey Tarım İşletmeleri arazisinden Yumurcaklı Köyü'ne kadar giden arazi yolu, Batısı: Ocaklı-Yumurcaklı arasındaki asfalt yol, Güneyi: Ocaklı-Derecik Köyleri'ni birleştiren asfalt yol. (D); Doğusu: Söğütaalan-Değirmenderesi'ni takiple Kabulbaba Köyü-Güller Köyü asfaltına çıkan stabilize orman yolu, Kuzeyi: Demirali-Alaseyit-Kadirçeşme-Söğütalan Köyleri'ne giden asfalt yol, Batısı: Demirali-Çördük-Üçbeyli Köyleri'nin ziraat arazilerinin bittiği ormanlık alanların başladığı hat, Güneyi: Keltaş-Kapaklıoluk-Güller Köyleri'ni Değirmendere'ye birleştiren asfalt yol.
6- Büyükorhan İlçesi; Doğusu: Balıkesir il sınırından takiple Alutça-Akçasaz köy yolu, Kuzeyi: Akçasaz-Tekerler-Çökeme köy yollarını takiple Tirebeyler İstasyonu, Batısı: Pirebeyler İstasyonu Balıkesir il sınırı, Güneyi: Balıkesir il sınırı.
7- Yenişehir İlçesi; Doğusu: Yenişehir-Bilecik il sınırı, Kuzeyi: İlçe mülki sınırları, Batısı: Yenişehir-Kozdere-Beypınar yolu, Güneyi: Yenişehir-Bilecik yolunu takiben Bilecik il sınırı.
8- Kestel İlçesi; Doğusu: Kestel İlçesi-Ağlaşan Köyü yol ayrımı ile Değirmendere-Barakfaki yolu ayrımı arasında kalan ekili ormanlık ve dağlık arazi, Kuzeyi: Fındıcak Deresi-Mağaralar Mevkii'nin kuzeyini takiben Osmangazi İlçesi Seçköy Köyü ve Avdancık Köyü hudutları, Batısı: Osmangazi İlçesi, İsmetiye Mahallesi ile Kazıklı Köyü sınırı, Güneyi: Kazıklı-İğdir-Karahıdır-Barakfaki köy yolu.
9- Orhangazi İlçesi; Doğusu: Yalova asfaltı, Kuzeyi: Sazlıdere (Yalova il sınırı), Batısı: Orhangazi-Hamzalı Köyü asfalt yolunu takiben Güney Köy sınırı, Güneyi: Hamzalı asfaltının Orhangazi sınırı.
10- Orhaneli İlçesi; Doğusu: Gazioluk-Gümüşpınar köy yolu hattı, Kuzeyi: Kocasu Deresi, Batısı: Termik Santrali-Ilgara Deresi, Güneyi: Serçeler-Gazioluk köy yolu hattı.
11- Osmangazi-Yıldırım İlçesi; Doğusu: Kestel İlçesi mülki sınırı, Kuzeyi: Bursa-Ankara asfaltı, Batısı: Bursa-Yiğitali-Hüseyinalan-Mürseller yolu, Güneyi: Mürseller-Kirazlı-Uludağ yolu, Uludağ Milli Parkı. Örnek Avlak Olarak Tescil Edilen Ava Yasaklanan Sahalar:Orhaneli İlçesi; Doğusu: Çatalca Tepe-Başpınar Sırtı-Karbastı Sırtı-Kızılkaş Sırtı-Belenkabaca Sırtı-Karacakaya Sırtı, Kuzeyi: Karakova Deresi-Petmezciyolu Sırtı-Çamlık Deresi, Batısı: Orhaneli-Bursa yolu asfaltı, Güneyi: Kocasu Çayı-Orhaneli-Bursa asfaltı.
Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Olarak Ayrıldığı İçin Avlanmanın Yasak Olduğu Sahalar:
Bursa Karacabey Karadağı-Ovakorusu Yaban Hayatı Geliştirme Sahası; (16.10.2005 tarih ve 25968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan sınırları dahilinde avlanmak yasaktır.)
Halit Refiğ, Önceki Akşam Kanal D'de Yayınlanan "Aşk-ı Memnu" Değerlendirdi.
Usta yönetmen Halit Refiğ, önceki akşam Kanal D'de yayınlanan "Aşk-ı Memnu" ile ve 1975'te kendi yönetmenliğinde çekilen ve TRT'nin yeniden ekrana sürdüğü "Aşk-ı Memnu"yu değerlendirdi.
Refiğ, "TRT, benim çektiğim dizideki öpüşme sahnelerini keserek yayınladı. Bu yobazlıktır, kültür düşmanlığıdır. Kanal D'deki "Aşk-ı Memnu"yu izleyince, gençlerin özgür çalışması içimi rahatladı" dedi.
Kanal D'nin yeni dizisi "Aşk-ı Memnu" ilk bölümüyle izleyicilerin gönlünde taht kurdu. Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat,
Nebahat Çehre ve Selçuk Yöntem'in başrol oynadıkları dizi, perşembe gününün birincisi oldu. 1975 yılında ilk kez Halit Refiğ'in yönetmenliğinde çekilen "Aşk-ı Memnu" TRT'de gösterildiğinde de büyük ilgi görmüştü... TRT'nin yıllar sonra yeniden diziyi kısaltarak, üç bölüm halinde ekrana getirmesi, dizinin yönetmeni Halit Refiğ'i üzdü. Kanal D'nin günümüze uyarlanmış haliyle ekranan getirdiği "Aşk-ı Memnu" ile TRT'nin kısaltarak yayınladığı "Aşk-ı Memnu"yu değerlendiren Refiğ, "Kanal D'de yayınlanan diziyi tabii ki izledim. Ben gençlerin yaptıklarını anlamaya çalışıyorum. Ve saygı duyuyorum" dedi. Beni asıl sinirlendiren TRT'nin yaptığı kültür ayıbıdır" dedi.
Refiğ, konuşmasına şöyle devam etti: "TRT, benim yıllar önce 6 bölüm olarak çektiğim diziyi, kısaltarak, üç bölümde toplamış... Öpüşme sahnelerini falan keserek kuşa çevirmişler... TRT'de bugüne kadar bu yobaz, çağdışı ve mülteci bir zihniyet olmadı. TRT kendi klasiğini, kültür ve edebiyat tarihinin en büyük klasiklerinden olan bir esere, hunharca, canavarca yaklaştı. Geri kafalılığın ve yobazlığın bu şekli inanın beni çok üzdü. Akş-ı Memnu'ya gösterilen bu gaddarlık, tamamen kültür düşmanlığıdır. Fakat gençlerin özgür çalışmasını görünce de içim rahatladı. Kanal D'de yayınlanan Aşk-ı Memnu'yu tabii ki izledim. Bu eser, edebiyat tarihinin çok önemli bir romanıdır. Yüzyıl önce yazılan bir romanın, genç nesle bu şekilde tanıtılması ilginçtir. Umarım gençler, bu diziyi izlerken romanı okumaya heveslenirler. Şimdi ben yaşlı bir adamım... Kültür kökenlerim, yetiştiriliş tarzım çok farklı. Bugünün şartlarını anlamaya çalışıyorum. Doğal olarak gençlerle aramızda bir nesil farkı, anlayış farkı var. Bu farklılığın olması da çok doğaldır. Ben buna şaşırmıyorum. Genç kuşağın yaklaşımlarını, özgürlüğünü ilgiyle takip ediyorum..."
Aşk-ı Memnu İlk Bölümde Zirveye Çıktı
Kanal D'nin başrollerinde; Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat, Nebahat Çehre ve Selçuk Yöntem'in oynadıkları yeni dizisi "Aşk-ı Memnu"nun perşembe akşamı ekrana gelen ilk bölümü Türkiye'yi ekran başına kilitledi ve daha ilk bölümden birinci oldu. Halit Ziya Uşaklıgil'in ölümsüz eserinden günümüze uyarlanan dizi, A/B Sosyo Ekonomik Statü'de yüzde 10.1 reyting ve yüzde 31.6 izlenme payı, Tüm Kişiler'de de yüzde 6.9 reyting ve yüzde 23.5 izlenme payı ile zirveye yerleşti
Şanlıurfa'da sahne alan ünlü sanatçı Seda Sayan'nın konseri magandaların taciz ve arbede rezaletine sahne oldu
Şanlıurfa'da, sahne alan ünlü sanatçı Seda Saya'nın konseri magandaların taciz ve arbede rezaletine sahne oldu. Ünlü sanatçı izlemek için konser alanına akın eden binlerce kişi konser alanında izdihama neden oldu. Konsere gelenler, sahnedeki Seda Sayan'ı en ön sırada izlemek isteyince konser alanı karıştı. Ara ara kavgaların çıktığı konserde bazı mangandalar, konseri izlemeye gelen 2 genç kadına yanlarındaki küçük çocukların gözleri önünde elle sarkıntılık edip fiziksel tacizde bulundu. Hiçbir şeyden habersiz olan 2 çocuk ise yaşanan taciz rezaletinde zaman zaman ezilme tehlikesi geçirirken, taciz mağduru kadınların yardımına çevik kuvvet polisi yetişti.
Şanlıurfa'da, Denizbank tarafından düzenlenen "Tarım Şenliği" kapsamında 11 Nisan Stadyumu'nda konser verildi. Binlerce kişinin ücretsiz olarak geldiği konserde ilk önce sahneye Cenk Eren çıktı. Ardından gecikmeli olarak sahneye çıkan Seda Sayan, kendisine hediye edilen puşiyi boynuna dolayarak, hanım ağa edasıyla hayranlarının gönlünü almaya çalıştı. Göğüs dekolteli yeşil elbise giyinen Seda Sayan, Türkçe ve Kürtçe müzik eşliğinde kıvrak danslarıyla izleyenlerine eğlenceli dakikalar yaşattı. Kocasının ismini koluna dövme yapan sanatçı konserinde Urfa yöresine ait parçalara da yer verdi. Oldukça kalabalık bir gruba konser veren Seda Sayan'ın sıcaktan etkilenmemesi için sahneye 5 vantilatör getirilerek serinletilmeye çalışıldı.
Rezalet Diz Boyu
11 Nisan Stadyumunda sahaya kurulan sahnede sanatçı Seda Sayan'ı yakından daha iyi görebilmek için ön sıralarda bulunan demir bariyerlere kadar ilerleyen 2 kadın ve yaşları 7 ile 10 olan 2 çocuk gözü dönmüş magandaların hedefi oldu. Kendilerini şarkıların ritmine kaptıran kadınlara, onlarca erkek arkadan sıkıştırıp elle tacizde bulundu. El kol hareketlerinin ardından kadınlarla konuşmayı deneyen magandalar, hiçbir şeyden habersiz iki küçük çocuğun kalabalık arasında ezilme tehlikesi geçirmesine neden oldu. Rezaletin diz boyu olduğu gecede küçük çocukların gözleri önünde yaşanan bu görüntüler konsere damgasını vurdu. Gençlerin tacizine maruz kalan kadınları gören çevik kuvvet polisi kalabalık gurubun arasına girerek sıkıştırılan kadınları olduğu yerden çıkartıp tribünde oturmalarına yardımcı oldu.
Bayılan Bayılana
Ünlü sanatçıyı görmek için saha içersinde ön saflarda toplananlar izdihama neden olunca, çok sayıda kişi özel güvenlik görevlileri tarafından sürüklenerek engellenmeye çalışıldı. Kalabalığın arasında ezilme tehlikesi geçirenler ise sıcak havadan ve susuzluktan dolayı baygınlık geçirdi. Aşırı izdiham dolayısıyla baygınlık geçiren gençlere olay yerinde bekletilen sağlık ekipleri ambulansta müdahale etti.
SU İsyanı Protestoya Dönüştü
Şanlıurfa'ya 20 yıl önce geldiğini söyleyen Seda Sayan'a sahnede seslerini duyurmak için dövizler üzerine "Suruç'a su" yazan bir grup genç, kendi sorunlarını görmezlikten gelen Sayan'ı konser alanın da protesto etti. Kalabalık izleyiciler arasında seslerini ünlü şarkıcıya duyuramayan grup zafer işaretleri yapıp slogan atarak kısa süreli protesto girişiminde bulundu.
Orhan Kemal'in Ölümsüz Sseri
Türk Sineması'nın Yüz Akı Şimdi Atv'de!
Kuşluk Treni, Haydarpaşa Garı'na çığlık çığlığa girdi.. Ağırlaştı..
Koşanlar, koşuşanlar arasında istasyon görevlilerinden başka gar hamalları, yolcularını karşılamaya gelmiş fötr şapkalılılar, mantolu, tayyörlüler.
Kuşluk Treni, 6 kişiliK Bakırcıoğlu ailesini İstanbul ile baş başa bırakır. "Dikkat edin, birbirimizi yitirmeyelim. İstanbul'da şakaya gelmez bu iş." Astığı astık, kestiği kestik bir baba olan Tahir Efendi, ailesindeki kişileri isimlerini tek tek sayarak kontrol eder. "Eee, Allah'ın izniyle 'şah' olacağız İstanbul'a 'şah'. Karşılayanları yoktu, onlar ekildikleri topraktan koparılmış, göçmek zorunda bırakılmışlardı
Orhan Kemal'in ölümsüz eseri Gurbet Kuşları'nın uyarlaması olan yapımda, göçme ve ayakta kalma savaşına tanık olacağız.
Aslında hepimiz birer gurbet kuşuyuz..
Boğazımız düğümlenerek toprağına bir daha dönemeyecek olan insanların hikayesini izleyeceğiz.
TRT'nin 1974'te Yayınlanan İlk Yerli Dizisi Aşk-ı Memnu Yeniyayın Döneminde Ekranlarda.
Dizide, Beren Saat İle Kıvanç Tatlıtuğ Başrolleri Paylaşacak. Usta Oyuncu Kadrosu İle Ay Yapım, Yeni Sezonda Yaprak Dökümü Ve Dudaktan Kalbe'den Sonra Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu Romanını Diziye Uyarlamaya Hazırlanıyor.
Mesude Erarslan'ın Yönetmenliğini Üstleneceği, Çekimlerine Ağustos Ayında Başlanacak Dizide, Nebahat Çehre, Selçuk Yöntem Ve Zerrin Tekindor Gibi Usta İsimler De Rol Alacak.
Roman Günümüze Uyarlanacak. Yaprak Dökümü'nde Olduğu Gibi Günümüze Uyarlanmış Haliyle Çekilecek Dizide, Rahmi Koç'un Villasının Da Çekim Mekanları Arasında Yer Aldığı Belirtiliyor. Dizinin Senaristleri İse Yaprak Dökümü, Menekşe İle Halil Ve Dudaktan Kalbe Dizilerinin Başarılı Kalemleri Melek Gençoğlu İle Ece Yörenç. 1974 Yılında TRT'de Yayınlanan, Müjde Ar, Salih Güney, Şükran Güngör Ve Neriman Köksal'ın Başrollerini Paylaştığı Diziyi Halit Refiğ Yönetmişti. Son Dönemin Dikkat Çeken Genç Oyuncularından Kıvanç Tatlıtuğ Ve Beren Saat, Aşk-ı Memnu'nun 2008 Versiyonunda Aynı Seti Paylaşacak.
Yapım: Ay Yapım
Yönetmen: Mesude Erarslan
Kanal D
Oyuncular:
Beren Saat (Bihter) Kıvanç Tatlıtuğ (Behlül)
Hazal Kaya (Nihal) Selçuk Yöntem (Adnan)
Nebahat Çehre (Firdevs) Saadet Işıl Aksoy (Peyker)
Kısa Konusu:
Firdevs Hanım, Elli Yaşlarında Ve Gözü Yükseklerde Olan Bir Kadındır. Hatta Eşini De Genç Yaşında Bu Tür Davranışları Yüzünden Kaybetmiştir. Eşi Artık Sonunda Firdevs Hanım'ın Para Ve Şöhret Hırsından Bunalmış, Bir Gün Firdevs Hanım'ın Genç Aşıklarından Gelen Mektupları Fark Ederek Kalp Krizinden Vefat Etmiştir. Firdevs Hanım İse Çok Kısa Bir Süre Yas Tutarak, Tekrar Gezinti Yerlerinde Görünmeye Devam Etmiştir. Ayrıca Ölümüne Rağmen Kendisini Anne Yaptığı İçin Eşine Nefret Duymaya Devam Etmiştir. Firdevs Hanım'ın Kızları Olan Bihter 22, Peyker İse 25 Yaşında Ve Evlidir. Peyker Annesinin İstemediği Bir Evlilik Yaparak Bir Memurla Evlenmiştir. Hatta Bir De Hamiledir Ve Firdevs Hanım'ı Büyükanne Yapacaktır. Bu Durum Fidevs Hanım İçin Çok Korkunçtur. Çünkü Yaşlanma Düşüncesi Bile Onu Çılgına Çeviriyordur. Bu Yüzden De Kızına İçten İçe Bir Nefret Duymaktadır.
Yapımcı : Gold Film / Faruk Turgut
Yönetmen : Nihat Durak
Senaryo : Şebnem Çıtak İşigüzel
Oyuncular:
Erkan Petekkaya (Galip), Ayça Varlıer (Sabiha),
Ahmet Mümtaz Taylan (Kemal), Fadik Sevin Atasoy (Lale),
Ömer Genç (Avukat Serdar), Seray Gözler Yeniay (Gülşen),
Şebnem Dilligil (Latife), Sevinç Erbulak (Ruhsar),
İnanç Ömer Benlioğlu (Saadettin), Merih Akalın (Kıymet),
Vuran Bingöl (Şoför Rıza), Berrin Kurya Balkanlar (Seher),
Başak Boran Oksal (Nursel), Halil İbrahim Irklı (Faruk),
Ece Erişti (Zülfiye), Yağmur Yılmaz (Zeyno), Baran Yağlı (Memo),
Ergun Doğmacı (Mehmet), Ahmet Bircan Akdoğan (Müdür)
Gold Film / Faruk Turgut yapımcılığında, yönetmenliğini Nihat Durak'ın üstlendiği, başrollerini Erkan Petekkaya, Ayça Varlıer'in paylaştığı,
"Son Bahar" yakında Star Tv'de başlıyor.
Galip ve Sabiha İkisi de çok genç yaşta sevdiklerini düşünerek evlenmişler, evlilikleri boyunca vefakâr ve iyi bir eş olmuşlardır. Aslında aşk nedir hiç bilmemişler, tam en güzel günlerinin bittiği, gençliklerinin sadakatsiz bir eş için harcandığını düşündükleri anda bulmuşlardır birbirlerini. Onların hikâyesi çevresindekilerin hikâyesiyle kimi zaman tatlanacak kimi zaman hüzünlenecek. Birileri onları bu aşktan döndürmeye çalışacak, birileri kavuşturmaya. Bu Sonbahar herkesin hayatında bir fırtına koparken Star TV ekranlarında büyük bir aşk hikâyesi olacak
Genel Hikaye:
Sabiha 30'lu yaşlarında güzel bir kadındır. Liseyi bitirip 18'inde çok sevdiği Mehmet ile evlenmiş, birlikte çalışmaya Almanya'ya gitmişlerdir. Zeyno adında ergenlik çağında bir kızı vardır.
Sabiha, Almanya'da bir mezbahada çalışırken, kocası Mehmet ailesinden yıllardır gizli gizli bir çetenin kuryeliğini yapmış ve kendisine emanet edileni yerine vermediği için aranmaktadır. Bu yüzden seneler sonra Mehmet aniden Türkiye'ye dönüş kararı alır. Fakat son anda Mehmet mallarını sakladığı adamlara yakalanır ve karısı ve kızının gözü önünde öldürülür.
Sabiha İstanbul'a kocası Mehmet'in cenazesiyle gelir. Kocası ile ilgili asıl gerçeği ise Türkiye' ye döndüklerinde öğrenir. Mehmet'in yıllardır birlikte olduğu Alman bir kadın ve ondan da Memo adında gayrimeşru bir oğlu vardır. Kocasının metresinin onları İstanbul'da bulup beş yaşındaki Memo'yu onun başına atması Sabiha için büyük bir yıkım olur. Bunun da ötesinde Almanya'dan eşyalarla gizli gelen kocasına ait büyük bir sır vardır ve bu sır büyük bir çeteyi Sabiha'nın peşine takacaktır.
Sabiha ve Mehmet yıllarca bütün kazandıklarını biriktirmesi için Mehmet'in abisi Kemal'e göndermişlerdir. Ancak Kemal onların alın teriyle kazandıklarını batırmıştır. En sonunda gönderdikleri paraların batmış olduğunu anlayan Sabiha yeniden çalışmak zorunda kalır.
Galip 40'lı yaşlarda büyük bir matbaa şirketinin sahibidir. Çocuk işçi olarak girdiği Cağaloğlu'ndaki küçük matbaada, çalışkanlığı ve dürüstlüğüyle patronu Eşref Bey tarafından çok sevilen Galip lise ve üniversiteyi dışarıdan bitirir. Galip patronunun kızı Nursel'le evlenir. Kayınpederi Eşref Bey çok geçmeden ölür. Galip kayınpederinden kalan küçük matbaayı büyütür.
Fakat Galip mutsuzdur. Karısı Nursel şımarık bir kadındır. Ayrıca kayınvalidesi Kıymet Hanım, Galip'i her zaman yanlış bir seçim, bir işçi parçası olarak görmüştür. Ancak Kıymet Hanım kanının hiçbir zaman kaynamadığı damadının becerisi sayesinde eski nezih hayatını sürdürdüğünün de farkındadır. Galip bütün iyimserliğine rağmen kötü bir ev - aile hayatına mahkûm olmuştur. Galip çocuk istemiş, karısı buna karşı çıkmıştır. Hiçbir ortak yönünün kalmadığı karısından iki sene önce ayrılmış olan Galip, Nursel bu fikre alışamadığı için henüz boşanma davası açmamıştır.
Galip ve Sabiha özel hayatlarında durum bu noktadayken karşılaşırlar. Galip patron, Sabiha küçük bir çalışandır. Nursel'in dengesizlikleri ve Mehmet'in metresinin Memo'yu Sabiha'nın başına bırakması bu iki insanın yakınlaşmasını meşru kılar.
Oyuncular:
Orhan Kılıç (Mehmet), Sezin Akbaşoğulları (Gaye),
Burak Sergen (Bülent), Nihan Büyükağaç (Aysun),
Kaan Çakır (Turgut), Yusuf Akgün( Boğaç),
Serkan Keskin (Okan), Uğur Aslan (Arap Yusuf),
İbrahim Raci Öksüz (Hamza),Şebnem Doğruer (Gönül),
Evren Bingöl (Burak Yurt), Çağdaş Serter (Şule),
Kadir Kandemir (Kenan), Suat Usta (Ferhat), Dilşad Çelebi (Buse),
Cenan Çamyurdu (Hüseyin), Gözde Okur (Canan), Ünal Yeter (Halil)
Genel Hikaye:
Mehmet; karısını, oğlunu seven bir babadır. Bir gün, bir kazada ailesini yitirir, yalnız kalır. Tüm suç, entrikalarla, sahte belgelerle üstüne yıkılır, suçlu olur. Suçsuzluğunu kanıtlayamaz mahkûm olur. Masumiyeti ispat etmek için hapishaneden kaçar, kaçak olur. Asıl suçlular tutuşur, birbirlerine düşerler, bir deli kurşun çıkar. Suç Mehmet'e kalır, katil olur. Kendi gibi ezilen, haksızlığa uğrayan insanlar görür adaletin yanıltıldığına, tanık olur. Kendi onuru için, haksızlığa uğrayan insanlar için savaşmaya karar verir, kahraman olur.
Yaprak Dökümü'nün Necla'sı Fahriye Evcen İle Özcan Deniz Evleniyor
Yaprak Dökümü dizisi ile üne kavuşan Fahriye Evcen, bir süredir birlikte olduğu Özcan Deniz ile evlilik kararı aldı. İki aydır flört eden çiftin bu kararı ailelerine açıkladıkları da söyleniyor.
Özcan Deniz'in "Fahriye o kadar masum ki, kaçırmak istemedim. Çünkü onun gibi bir kadın bulamam. Fahriye'nin çocuklarımın annesi olmasını istiyorum" dediği ileri sürülüyor.
Yapım: Maya Film
Yönetmen: Atilla Cengiz
Senaryo: Neslihan Eyüpoğlu, Uğur Kandemir,
Zeynep Kaya, Suna Bayhan Sümer, Berna Yeşilyurt
Oyuncular:
Ozan Dağgez, İpek Karapınar
Ayşe Kökçü, Cihat Tamer
Suna Selen, Ercan Yazgan
Selin İşcan, Nazlı Tosunoğlu
Ve Duygu Eren
Hayatımız Bir İkramiye Yakalama Beklentisi İçinde Geçiyor"Size de Çıkabilir"
Cümlesi Hala Çekiciliğini KoruyorPeki ya Çıkarsa ? Para Mutluluk Getirir mi ?
Gelen Onca Para İle Hayatınızın Kontrolü Elinizden Çıkabilir mi ?
Aldığı Milli Piyango Biletiyle Cansu'nun Başına Hiç Ummadığı Bir Zamanda Talih
Kuşu Konmuştur. Ancak Bileti Kaybeder Ve Kaybolan Bilet Varlıklı Bir Ailenin
Oğlu Olan Kaan'ın Babasının Eline Geçer. Kaan'ın Babası Yıllar Öncesinde de
Cansu'nun Dedesine Ait Arazileri Hileyle Elde Etmiş Ve Zengin Olmuştur.
Şimdi de Tesadüfen Eline Geçen Cansu'nun Biletiyle Servetine Servet
Katacaktır. Tabi Cansu İzin Verirse
Şansına Küsenler, Şansı Gülenler Yada Hayatın Bir Mucize Olduğuna İnananlar
İçin "Talih Kuşu" 4 Ağustos Pazartesi Atv'de Başlıyor.
1. Bölüm / Yeni Dizi
4 Ağustos Pazartesi 20:40'ta
Şehrin Mütevazi Bir Semtinde Yaşayan Cansu, Babaannesi Döndü Hatun,
Annesi Gülseren Ve Kardeşi Dünya İle Birlikte Yaşamaktadır. Anaokulu
Öğretmenliği'nden Mezun Olan Cansu En Büyük Hayali Olan Çocuklarla
Çalışmayı Şimdilik İş Bulamadığı İçin Bir Kenara Atmış Ve Mahalleden Arkadaşı
Babür'ün Ona da İş Bulduğu Lokantada Geçici Olarak Çalışmaya Başlamıştır.
Sabah Koşarak Lokantayı Açmak İçin Geldiğinde Her Yerin Sular Altında
Kaldığını Görür. Bu Arada Dayısını Ziyarete Gelip Onu Bulamayan Kaan Tellioğlu
da Bir Kahve İçebilmek İçin Başını İçeri Uzattığında Zor Durumda Kalmış
Cansu'ya Yardım Teklif Eder. Yardım Etmeyi Beceremese de Kızdan
Etkilenmiştir. Fazla Uzak Duramayarak Lokantaya Tekrar Dönüp Kıza
Yakınlaşmanın Çarelerini Ararken İstemeden Cansu'nun Kovulmasına Sebep
Olur. Cansu Artık Ailesinin Arazisini Hileyle Ellerinden Alan Adamın Oğlu
Olduğunu Bilmeden de Kaan'a Yeterince Düşmandır.
Yapım: Osman Sınav
Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Yiğit Güralp
Oyuncular:
Yusuf Ömer Sınav, Selen Seyven
Yılmaz Calayır, Deniz Özpınar
Yağız Bankoğlu, Ceyda Ateş
Hüseyin Soysalan, Erdal Cindoruk
Ve Mehmet Polat
Yapımcılığını Ve Yönetmenliğini Osman Sınav'ın Üstlendiği Yepyeni Gençlik
Dizisi "Doludizgin Yıllar" 6 Ağustos Çarşamba Günü Atv Ekranlarında Başlıyor
Seyircilerine Türkiye Ekranlarında Daha Önce Hiç Anlatılmamış, Sürprizlerle Dolu
Yepyeni Bir Dünya Vaad Eden "Doluduzgin Yıllar"ın Hikayesi Osman Sınav Ve Aybars Bora Kahyaoğlu Tarafından Projelendirildi Senaristliğini Yine Son
Yılların En Önemli Gençlik Projeleri Olan "Sınav" Filminin Yaratıcısı Ve
"Kavak Yelleri"nin Yazarı Yiğit Güralp'in Yaptığı "Doludizgin Yıllar"ın
Yazım Süreci Yaklaşık Üç Ay Sürdü.
"Doludizgin Yıllar"ın Ön Hazırlıklarında Oyuncular Dizinin Çekiminin Yapılacağı
Ömerli'deki At Çiftliğinde İki Ay Boyunca Biniciliğin Yanı Sıra At Bakımı Ve
Çiftlik Hayatı Konusunda da Eğitim Aldılar.
"Doludizgin Yıllar"ın Yapım Ekibinde İse; Görüntü Yönetmeni Yusuf Akkuş,
Genel Sanat Yönetmeni Sırma Bradley, Kurgu Yönetmeni Murat Önal Ve Yapım Sorumlusu Hasan Çağatay Güneş Yer Alıyor.
Çekimlerinin Önemli Bir Kısmı Ömerli'de Bir At Çiftliğinde Gerçekleştirilecek
Olan "Doludizgin Yıllar", Gerçek Hayatın İçinden Eğlenceli, Romantik Ve
Macera Dolu Hikayesiyle, Gençlik Ve Hayat Adına Söylenmemiş Bütün
Sözleri Söyleyerek Ekranlara Damgasını Vurmaya Geliyor
1. Bölüm / Yeni Dizi
6 Ağustos Çarşamba 20:40'ta
"Doludizgin Yıllar"da; Ailesi Tarafından Bir Proje Çocuğu Olarak Yetiştirilen
19 Yaşındaki Barış'ın İstanbul'da Başlayan Fırtınalı Hikayesi, Şehrin Kaos
Ortamından Sıyrılarak Ömerli'deki Sıradışı Bir Çiftliğe Kadar Uzanıyor Farklı Bir
Çevreden Gelen Barış Bir Yandan Yepyeni Bir Hayatla Karşılaşırken Çiftliğin
Diğer Gençleri Gülşen, Bekir, Feraye Ve Aliço'nun Hayatları da Barış'ın Gelişiyle
Birlikte Yavaş Yavaş Değişiyor
Yayın Kanalı: Star TV Yayın Tarihi: 30 Temmuz 2008
OYUNCULAR:
Defne Yalnız (Kamuran), Rasim Öztekin (Hilmi),
Ece Çeşmioğlu (Asya), Doğaç Yıldız (Tibet),
Zeynep Özkaya (Su), Akçahan Akça (Toprak),
Özgül Koşar (Kim), Kaan Yılmaz (Mert),
Sait Genay (Nihat), Oğuz Oktay (Mükerrem),
Ajlan Ünal (Hilal), Mert Hürol (Rasim),
Barış Başar (Muharrem), Ercüment Aydın (Nizami),
Ertuğrul Şakar (Seyfi), Alican Yılmaz (Burak), Faruk Güncan (Lütfü)
Genel Hikaye:
Anne Ve Babaları Nepal'e Ruhsal Dinlenme Tatiline Giden Tibet, Asya, Toprak Ve Su'adlı 4 Kardeş Çinli Bakıcıları Kim İle Birlikte Yazı Geçirmek Üzere Otoriter Halaları Kamuran'a Emanet Edilirler.
Hala Kamuran Yıllar Boyu Görev Yaptığı Kasabaya, Emekliliğinden Sonra da
Yerleşmiş, Kasaba Halkı Tarafından Sevilen Ve Saygı Duyulan Eski Bir
Öğretmendir. Üstelik Son Derece Disiplinli Ve Aşırı Derecede Cimridir. Çocuklar
İstemeye İstemeye Halalarının Evine Yerleşirler. Kendi Evlerindeki Rahatlığa
Ve Konfora Alışık Olan 4 Kardeşte Halalarının Kurallarını Öğrenince Tam Anlamıyla Attan İnip Eşeğe Binerler. Kardeşlerin En Büyükleri Olan Tibet Ve Asya Daha İlk Akşamdan Kaçıp Çeşme'ye Arkadaşlarının Yazlık Evine Gitmeye Karar Verirler. Ancak Paraları Yoktur, Babalarının Bıraktığı Harçlıkları da Halalarına Kaptırmışlardır. Mecburen Halalarının Evinde Ekstra İş Yapıp Para Kazanmak Zorundadırlar. Ev Boyayan, Bahçe Temizleyen, Evi Toplayan Çocuklar Bir An Önce Bu Esir Kampından Kaçmak İçin Fırsat Kollarlar. Kasaba'ya Yeni Yerleşen Yan Komşu Soradan Görme Hilmi İse Kamuran'a Çıldırtan Bir Teklifte Bulunur. Kamuran Hilmi'den Hiç Hoşlanmazken Çocuklarından Ukala Oğlu Mert de Tibet İle Kapışır. Kamuran'ı Teklifine Razı Edemeyen Hilmi İse Başka Bir Plan Hazırlar. İki Kaçma Girişimi Başarısızlıkla Sonuçlanan Çocuklar Sonunda Güvenilir Bir Kaçış Yolu Bulurlar. Halalarının Yemeğine Uyku İlacı Koyup Kaçarlar. Ancak Onları Büyük Bir Sürpriz Beklemektedir.
Son Olarak "Aşk Oyunu" Dizisiyle Hayranlarının Karşısına Çıkan Keremcem, "Elif" Adlı Yeni Dizisiyle Atv Ekranlarına Dönmeye Hazırlanıyor.
Yabancı Bir Dizinin Uyarlaması Olarak Çekilecek Yapımda Keremcem'i Zengin Bir Ailenin Çocuğu Olarak İzleyeceğiz. Parmaklıklar Ardında Dizisinin Yapımcısı Play Yapım Tarafından Hayata Geçirilecek Projede Keremcem'e Suna Yıldızoğlu'nun 19 Yaşındaki Kızı Yasemin Allen Eşlik Edecek. 7 Yıldır Yaşadığı Avustralya'da Adını "Türk Lokumu" Olarak Duyuran Yasemin, Ünlü Kozmetik Markası L'Oreal'in Düzenlediği "Yeni Yüz" Yarışmasında Finalist Olmuştu. Dizinin Yönetmenliğini İse Aşk Oyunu Dizisinin Yönetmeni Bülent İşbilen Üstlenecek. (Yüksel Aytuğ)
Keremcem
Yasemin Allen
Oyuncular:
Keremcem, Yasemin Allen, Gaye Gürsel, Birkan Sokullu, Serdar Gökhan, Suna Yıldızoğlu,
Nil Erkoçlar, İpek Yaylacıoğlu, Ferdi Akarnur, Tuncay Akça, Rıza Kocaoğlu,
Burcu Günay, Erol Aydın, Fatih Dönmez, Burak
Yapım:
Play Prodükisyon
Yönetmen:
Bülent İşbilen
Senaryo:
İlker Barış, Hasan Özsoy, Hülya Şahin, Rasim Doğan
Soner Yalçın ve Cüneyt Özdemer'in Sağır Oda'dan Sonraki Yeni Projesi Ölüm Çiçekleri Dizisi Star TV de Mart Ayında Yayınlanacak. Yapımcılığını Proje-CT nin Üstlendiği Dizinin Oyuncu Kadrosu Merakla Bekleniyor.
Konsept Danışmanlığını Soner Yalçın'ın Yaptığı, Cüneyt Özdemir'in Yapımcılığında ve Turgut Yasalar'ın Yönetmenliğinde Ekrana Gelecek Ölüm Çiçekleri'nin Başrol Oyuncusu Belli Oldu.
Türkiye'nin Daha Başlamadan Gündemini Sarsan Dizisi Ölüm Çiçekleri'nin Başrol Oyuncusu; Avrupa Sinemasının Yakından Tanıdığı Türk Oyuncu Erhan Emre Oldu.
Ünlü Alman Sinema Eleştirmeni Claudius Seidl Tarafından; Almanya'nın Robert de Niro'su Diye Tanımlanan Genç Yıldız, Avrupa Sinemalarında Birçok Başarıya imza Atmış Bir isim.
Berlin`de Doğup Büyüyen Erhan Emre, Alman WDR Televizyonu Adına Çekilen Ve Göçün Hikayesinin Anlatıldığı ilk Film Olma Özelliği Taşıyan `Dilekler Zamanı`nda Oynadığı Başrol ile Dikkatleri Çekti.
İlk Kez Berlin Film Festivali`nde Panorama Bölümünde Gösterilen, FIBRESCI ve Avrupa Sinemaları Ödülü'nü Kazanan `Knallhart `Adlı Filmin Başrolünü Üstlenen Yakışıklı Yıldız Erhan Emre ve Filmdeki Performansıyla izleyenlerden Tam Not Aldı.
İşte Birçok Filmin Başrol Oyunculuğunu Üstlenen, Avrupa'nın Çok Konuşulan Yıldızı Erhan Emre 'Ölüm Çiçekleri' için Türk izleyicisinin Karşısına Çıkmaya Hazırlanıyor.
Avrupa'nın Göbeğinde 312 bin Kişi Öldü
35 Bini Çocuktu
50 bin Kadına Tecavüz Edildi
2 Milyon Kişi Evini Terketti
18 Bin Kişi Hala Kayıp
Bosnalılar Savaş Sonrasında Hep Kelebekleri Takip Ettiler
Biliyorlardı ki; O Kelebekler Tek Bir Çiçeğin Üzerine Konuyordu
Ve O Çiçek Sadece Bosna'daki Toplu Mezarların Üzerinde Çıkıyordu
Bu Çiçeklerin Adına ÖLÜM ÇİÇEKLERİ Deniyordu
Bosna'da Ölüm Çiçekleri Sayesinde 300 Toplu Mezar Bulundu
Bosna Gerçeği ve Ölüm Çiçekleri ilk Kez Bir Televizyon Dizisine Konu Oluyor
20 Eylül Akşamı Atv Ekranlarında Elveda Rumeli Elveda Sana
Elveda Rumeli elveda...
Yıl 1899... Manastır etrafında 1 Osmanlı köyü... Balkan harbinin ayak sesleri duyulmakta. Sütçü Ramiz Efendi , bu kargaşa arasında ailesinin geçimini sağlamakta zorlanmaktadır. Eylülde ekrana gelecek 'Elveda Rumeli', Osmanlı'nın son yıllarına da ayna tutacak. Dizinin başrollerinde Erdal Özyağcılar, Şebnem Sönmez ve Hande Subaşı oynuyor. Yönetmeni ise Serdar Akar.
Elveda Rumeli"... Sütçü Ramiz Efendi (Erdal Özyağcılar), Hanımı Fatma (Şebnem Sönmez) ve 5 kızı ile üç damat adayının çevresinde gerçekleşen trajikomik olayların konu alındığı enfes bir dönem dizisi.
Yabancı Damat'ın "Kahraman" ı bu kez Antep Şivesinden Rumeli şivesine öyle güzel bir geçiş yapmış ki, insan kulaklarına inanamıyor. ilk kez bir diziye fon oluşturan Manastır'ın (Bitola) 100 yılı aşkın süredir özenle korunmuş tarihi dokusu ekran başındakilerin nefeslerini kesecek. Dizinin tüm çekimleri Makedonya'da gerçekleştiriliyor. Makedonya'da Türkçe eğitim veren konservatuardaki tiyatro sanatçıları da oyuncu kadrosuna dahil edilmiş. Böylelikle dizinin "inandırıcılığı" kat be kat artıyor. 1899 yılında Pürsıçan kasabasında yaşayan bir Türk ailesinin, sonunda zorunlu göç ile sonuçlanacak öyküsünü anlatan "Elveda Rumeli"nin arka planında görünecek köylüler için de bölgedeki Türk köylerinde yüzlerce portre fotografı çekilmiş ve uygun figüranlar seçilmiş. Ayrıca döneme uygun 300'den fazla kostüm tasarlanmış.
Olayların geçtiği dönem, Atatürk'ün ögrencilik yıllarını ve orada tanıştığı Elena ile büyük bir aşk yaşadığı, ve ittihat ve Terakki hareketinin filizlndiği, Jöntürkler'in ilk siyasi feyizlerini aldıkları dönemi de içine alıyor.Yönetmen Serdar Akar, dizinin arka planındaki siyasi manzarayı aktarırken, Mustafa Kemal ve Enver Paşa'yı da gözümüze degdirecek.
"Elveda Rumeli" 1800'lü yılların sonunda Osmanlı imparatorluğu'nun çöküş sürecini anlatıyor gibi görünüyor.Gerçekte bugünün Türkiye'sine atıfta bulunmayı da ihmal etmiyor. Etnik kökenleri farklı halkların huzur ve dostluk içinde yaşarken nasıl siyasi oyunlara alet edilip, birbirlerine düşman edildiğinin de altını çiziyor. Dizi bu yönüyle "birleştirici mesaj vermeyi amaçlayan" ciddi bir misyon da üstleniyor. Bilindiği üzere, Rumeli'de Bulgar, Sırp, Ulah, Pomak, Çingene, Arnavut, Yunan ve Türk halkları bir arada dostça yaşıyordu. Ama önce Bulgar Harbi ve ardından Birinci Dünya Savaşı ile bölge kan ve baruta bulandı. Milliyetçiliğin tetiklenmesi ve etnik kökene bağlı özgürlükçü akımların yükselmesiyle bölgedeki huzurun yerini savaş aldı. Yüzbinlerce insan öldü, bir o kadarı da yaşadığı topraklardan sürüldü. Dizinin tanıtımlarında Sütçü Ramiz Şöyle diyordu: "Benim anlayamadığım, bu hürriyet dedikleri teker teker midir, yoksa hep bir arada mıdır?" "gümbür gümbür" bir dönem dizisi.
Kuzey Rüzqarı Dizisi 3Eylül' de Show Tv'de Ba$lıyor.
Kuzey Rüzqarı Dizisi , Basrollerinde Oktay Kaynarca , Kadir inanir ,Çaqla Kubat, Ebru Cündübeyoqlu, Ebru Kocaaqa, Itır Esen ve Aliye Uzunataqan... Oynadıqı Dizi Çok Ses Getireceqe Benziyor. Nam ı Deqer Çakır Ve Deli Kadir Aynı Dizide Ekran Karsına Geciyor.
Kuzey Rüzqarı Dizisinin Yapımcılıqını Sinetel'den ibrahim Mertoqlu, Yönetmenliqini ise Mustafa $evki Doqan Yapıyor.
Kurtlar Vadisine Rakip Olarak Gösterilen Kuzey Rüzqari Dizisi, Güclü Kadrosu ile izleyicilerle Bulusuyor.
Aydan Şener ve Kenan Işık'ın başrollerini paylaştığı " Fikrimin İncegülü " adlı televizyon dizisi filmin çekimleri Tarihi ve Turistik Amasra ilçesinde yapılıyor.
Med Film şirketinin yapımcılığını üstlendiği " Fikrimin İnce Gülü " adlı dizi Show TV.'de mayıs ayının ilk haftasında gösterime girecek. Fikrimin ince gülü isimli televizyon dizisinin 8 bölümü Amasra çekilerek, diğer kalan bölümlerinin ise Haziran ve Ağustos aylarında tekrar Amasra'da çekileceği bildirildi.
Aydan Şener ve Kenan Işık'ın başrollerini paylaştığı " Fikrimin İnce Gülü " adlı TV.dizisinde Aydan Şener Uyuşturucu bağımlısı oğlunu bu illetten kurtarmaya çalışan bir anneyi canlandırıyor.