MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Beşiz Çiçeği - Pentas Lanceolata

    Kökboyasıgillerdendir. Anavatanı Tropikal Afrika ve Madagaskar adasıdır. Bitkinin mızrak biçimli, uzun ve yeşil yaprakları tüylüdür. Yalancı şemsiye şeklinde bitkinin tepesinde toplanmış yıldız biçimli, küçük çiçekleri beyaz, pembe veya leylak renginde, 10 cm eninde kümeler oluşturarak, aslında kış mevsiminde ama bazen yılın herhangi bir zamanında tüm güzelliğiyle açarlar. 45 cm kadar uzayabilir ve çevresine 30 cm kadar yayılabilirler. Tohumlarıyla veya gövde çelikleri ile üretimi sağlanır.

    noimage

    Beşiz Çiçeğinin Yetiştirilmesi için Gerekli Şartlar:

    Toprak: Humusça zengin bahçe toprağına biraz kil, yaprak çürüntüsü ve yanmış çiftlik gübresi karıştırılarak bitki için uygun toprak hazırlanır.

    Su: Çiçeği açtığı etkin dönemde bolca sulanır. Dinlenme dönemi ve kış mevsiminde çiçeksizken suyu biraz azaltılır.

    Işık: Güneşli ve çok aydınlık ortamları sever.

    Sıcaklık: Ilık ve havadar ortamları sever.

    Gübre: Çiçekli olduğu dönemlerde bitkiye ayda iki kez standart sıvı gübre verilir.

    Saksı Değiştirme: Çiçeğin kökleri saksısını doldurduğunda, ilkbahar mevsiminde uygun toprak ilave edilerek saksısı bir numara büyüğü ile değiştirilir. Şayet saksı değiştirilmek istenmiyorsa, ilkbahar mevsiminde bitki özenle sökülüp ,kökleri kırpılır, uygun toprak ilave edilerek aynı saksıya geri dikilir.
#11.07.2009 14:25 0 0 0
  • Bulanık Sularda Zıpkınla Balık Avcılığı - Bulanık Sular - Zıpkınla Balık Avcılığı

    Bilindiği üzere yaptığımız spor son derece büyük riskler taşıdığı gibi önlemler almak ve güvenliği en üst seviyede tutmak, hem yapılan aktiviteden zevk almak hemde sporun devamlılığı için birinci şarttır...
    Türkiye denizleri, tuzluluk oranı, canlı çeşitliliği, su sıcaklığı ve görüş çeşitliliği ile başlı başına bir sulatı parkı niteliğindedir. Her denizin ayrı hayat ortamları ve farklı zevklere uygun av teknikleri olduğu gibi iklim şartlarına göre değişebilen görüş çeşitliliği vardır...
    Marmara ve Karadenizi ele alırsak poyraza açık, sert rüzgarlarla dövülen kıyıları her zmana istediğimiz görüşü vermeyebilir. Kuzay denizlerimizde lodos güney denizlerimizde ise poyraz denizin net kalmasını sağlayan yegane rüzgarlardır.
    Akdeniz ve Egede görüş kuzey denizlerine göre çok daha iyi olabileceği gibi rüzgar şiddetlerine ve kıyısal durumlara (kirlilik, çay, ırmak akıntıları,v.b.) göre çeşitlilik gözterir.
    Biz sualtı avcıları için görüş tartışılmaz önem taşımaktadır. Çok bulanık su kesinlikle av yapma şansımızı yokedeceği gibi o iple çektiğimiz hafta sonunuda büyük bir fiyaskoyla sonuçlanmasını sağlar. Fakat görüşün çok iyi olmadığı ama denizin tam olarak bulanmadığı sular işini bilen avcılar için bulunmaz bir av imkanı vermektedir. Nedeninde gelince. Açıktan kıyıya doğru esen rüzgar ( Akdeniz için Lodos) Kuzey denizler için pozraz)) beraberinde plankton yüklü besin çorbasını kıyılara taşımakta. Kıyılardaki hareket organik nesneleri denizin içine homojen olarak dağıtmakta ve balıklar için özel bir besin çorbası yapmaktadır. Bu sayede balıkların beslenmesi beslenen balıkların avcısı olan daha büyük avcı balıkların kıyıya sokulmasına zemin hazırlar. Fakat bulanık sularda da avlanmanın kuralları var. Bunları aşağıda sırası ile belirtip açıklamaya çalışacağım...

    GÜVENLİK VE TEKNİK

    * Bulanık sularda av yapmak için belirli bir tecrübeye ve dalış sayısına ulaşmanız sizin için sağlıklı olacaktır. Kesinlikle yeni başlayan birinin göze alabileceği bir risk değildir.
    * Bulanık sularda derin çalışmak (20-25-30 metre) çok daha zordur ve uzun süren tecrübeye paralel olarak gerçeleştirilmelidir. ( Derin sularda asla yanlız dalmayın) Bu tip dalışları yapmamanızı öneriyorum...!!!
    * Sığ sularda dalış arkadaşınız ile aranızda en az 100 metre bırakın. Mümkün olduğu kadar arkadaşınızı kontrol edin. Yakınlaşma olursa sesli uyarın ve arayı koruyın. (Güvenlik için)
    * Eğer tek dalıyorsanız (ki yine tecrübeli arkadaşların bile dikkatli olması gerekli) Çok ama çok dikkatli olun. Ağa, parakete, oltacıların dipte bıraktıkları misina, iğne vesaire donanımlar tehlike yaratır.
    * Zorunlu olmadıkça ve etrafı kolaçan etmek dışında gözünüzü gün ışığından koruyun. Bu sayede. Aşağıdaki bulanık ortama adaptasyonunuzu bozmazsınız.
    * Sığ sularda bulanık su avcılığı daha verimli olacağından ağırlık ayarını çok iyi yapın. Eğer paletleriniz yukarı kalkıyorsa. Bilek ağırlığı kullanın.
    * Bulanık sularda taş altında av yapamayacağımız için gelen av tarzı. Beleyerek (pusu) av yapma şeklidir. Bu teknikte belirli bir kaya seçilir ve o kayaya siper alınarak bekleme yapılır. Bunun süresi balığın tepkisine ve sizin performansınıza göre değişecektir.
    * Balıkçok büyük bir ihtimalle aniden karşınıza çıkacaktır. İşte bu avın en keyifli yanıda budur. Avcının çabuk karar verme yeteneğini sınar. Karşılaşma ani ve hızlı olduğu için adrenalin seviyesi çok yüksek bir av sitilidir.
    * Genel olarak derin dahi olmasa, dibini görmediğiniz biryere dalmak sizi ürpertebilir veya konsatrenizi bozabilir. Bu bakımdan dalıcağınız yeri daha önceden keşfetek ve keşif dalışları yapmak hem güvenlik hem de avın keyfi için önemlidir.
    * Dibini yukarıdan göremediğiniz bir yerin dibininde bulanık olduğu anlama gelmez. Aşağılar daha nettir ve av imkanı sağlayabilir.

    MALZEME

    * Bulanık bir suda av yapıyorsak elbisenin, paletin, maskeni hiçbir öenmi yoktur. Görüşün uygunluğuna göre 75 lik veya 90 lık bir tüfek av için idealdir.
    * Tüfeğimizde kesinlikle makara olmalıdır. Zira derin olmasa bile her an süprizlere açık bu av tekniğinde karşınıza büyük boyutlarda balıklar çıkabilir.

    TÜRLER VE ÖZELLİKLERİ

    * Sığ sularda daha iyi iş yapacağından bahsettik bu av tekniği için.
    Levrek,kefal,çupra,kofana,sargoz,mırmır,( dönemsel olarak sinarit ve akya) sığ sulara giren bütün türler gibi bulanık suda av için gezinen türlerdir.

    Sonuçta bulanık su avcılı, tecrübeye ve zevke göre değişim gösteren bir sitil. Güvenliği en üst seviyede tuttuğumuz anda zevkine doyum olmayaca adrenalin ve heyecan dolu bir av tekniği...

    Onur GÜNER
#11.07.2009 14:24 0 0 0
  • İki Yıldız Dalıcı Nedir - İki Yıldız Dalıcı

    Açık deniz dalış deneyimi olan dalıcıdır. 2 yıldız dalıcı, en az 2 yıldız dalıcı ile birlikte, en çok 30 metreye kadar dalabilir. 18 yaşından küçük 2 yıldız dalıcılar en az 3 yıldız dalıcı liderliğinde en çok 24 metreye kadar dalabilir. 18 yaşından büyük 2 yıldız dalıcılar eğitim amaçlı olarak, eğitmen dalıcı denetim ve gözetiminde en çok 42 metreye kadar dalış yapabilir.

    İki Yıldız Dalıcı olabilmek için;

    1. 15 yaşını bitirmiş olmak, (18 yaşından küçüklerden veli izin belgesi alınır.)
    2. Sağlıklı olmak ve donanımlı dalışa sağlık açısından engel bir durumu bulunmadığına ilişkin bildirimi imzalamak ( 18 yaşından küçükler için velisinin onayı gerekir ),
    3. En az ilköğretim diploması veya eşdeğer bir öğrenim belgesine sahip olmak,
    4. Federasyonun 1 yıldız dalıcı belgesini veya onayladığı eşdeğer bir belgeyi almış olmak,
    5. 1 yıldız dalıcı belgesini aldıktan sonra en az yirmi açık deniz dalışı yapmış olduğunu dalış kayıt defteriyle belgelemek.
#11.07.2009 13:47 0 0 0
  • Bahçenize Şık Yastıklar Yapın - Yastık Yapımı - Bahçenize Yastık

    Var olan yastığın üzerini küçük bir değişiklikle şıklaştırabilirsiniz. Hem eski yastığınız işe yarar hem siz çok şirin bir yastık sahibi olursunuz...

    noimage

    1. Alışveriş listesi: İki üç renk yarımşar metre pamuklu kumaş: 8-10 YTL/m., birkaç renk kurdele 1'er metre: 0,5 ila 1 YTL, elyaf: 7-10 YTL/ kg

    Aletler: Makas, iğne- iplik, dikiş makinesi, şiş.

    2. Tüm kumaşları kullanmadan önce, yıkayıp ütüleyin. Böylece apresini alın. Kumaşlardan yastığınızın ölçüsüne göre istediğiniz ebatta dikdörtgenler kesin. Dikdörtgeni tersinden ikiye katlayın ve kenarlarından iğneleyin. Makine dikişi ya da dikiş makinesi ile üç kenarını dikin. Kumaşın düzünü çevirin. Bu çevirme işlemini bir şişle daha kolay yapabilirsiniz. İçine elyaf doldurun.

    3. Açık kalan kenarı da düzgünce dikin. Kurdele parçaları ile istediğiniz yerlere düğümler atın.

    4. Bu şekilde birkaç adet dikdörtgen parça hazırlayın. Tüm dikdörtgen parçaları önce birbirine sonra yastığa dikin. Arzu ederseniz kumaşlardan minik kalpler keserek yastığın arzu ettiğiniz bölümlerine dikin.
#11.07.2009 13:41 0 0 0
  • Bir Bulut Olsam Ve Aşk-ı Memnu Güzel Bir Sezon Finali Oldu..

    Ama Biten Bir Dizi Asi Çok Güzel Finalle Bitti Oyum Asi..
#11.07.2009 13:35 0 0 0
  • Parmak İzleri - Vahan İsaoğlu

    Gün yine bitmiş
    Ve reklam arası gibi bir gecenin
    Hayal meyal gölgesiyim yine
    Yıldızlar bile yanıp sönüyor
    Bir tek gözlerim sönmeden yanıyor
    Bir de gökyüzüne bıraktığın
    Parmak izleri

    noimage

    Kuşlar yok etrafta
    Sabahı bekliyorlar yemlenmek için
    Kuşsuz bir meydana yem atan bir tek benim
    Bir tek yalnızlık var yanımda
    O da hayıflanıyor
    Bir de yalnızlığımın üzerinde kalan
    Parmak izleri

    Karanlıkta bile
    Gözlerim kararıyor
    Her şey olduğu yerde duruyor
    Bir tek komaya girmiş ellerim titriyor
    Bir de ellerimde kalan
    Parmak izleri

    Sanırım duygularım ölüyor
    Bir daha hiç heyecanlanamayak
    Her şey parıl parıl parlarken
    Benim gözlerim solacak
    Bir bu şiirler kalacak geriye
    Bir de faili meçhul suçludan kalan
    Parmak izleri


    Vahan İsaoğlu
#11.07.2009 13:33 0 0 0
  • Öylesıne Bir Aşk - Okan Savcı

    yıllar once basladı bu siir
    ama bu gece bıtecek...
    sevmıstım senı be
    delice yasanmıstı bılıyorum
    gecenın karanlığında ne yollar asıldı
    uc kurus mutluluk icin oguzel yuzun icin
    koskoca genclığım satıldı

    kac mevsım gormedım yuzunu?
    kac yağmurda sensız ıslandım
    yılları sayarken adını unuttuğum oldu
    kım bılır kac sevda eskıttım bu sehırde
    senı bulmak ıcın kendımı harcadım
    yokluğunda bıle umutlarım vardı benı yasatan
    fakat varlığında dağıldım....

    noimage

    elını ılk tuttuğumda okul bahcesındeydık
    nasıl da tıtrerdın?
    teneffuslerde daha da bı pembeleşirdi yuzun
    herkes sımıt yerdı bız sıgara icerdık
    annen benı hıc sevmedı bu yuzden
    bende ara tatılı hıc sevmezdım
    çunku hep sen olurdun subatta gıden....
    safak on bes sayardım her somestırda
    odamın duvarına her gun bır cizik
    nasıl da kızardım sana
    hep bır gun gec gelırdın....

    beraber bıtırdık orta okulu
    sen ıftaharla gecmıstın ben askınla...
    lıseyı beraber okumak nasıp olmadı
    babanın tayını erken cıkınca
    liseyı bırlıkte okumak kısmet olmadı
    ılk once sen gıttın sonra esyalar
    hıc unutmadım o son gunu
    dualar etmıstım ucağı kacırman ıcın
    sarılıp saatlerce ağlamıştık sabaha kadar
    gıtmesen olmaz mı? demıştım tutarken elını
    cevap verememiştin.çocukluk işte...
    katılım olmustu o temmuz gecesi

    yıllar gecmıstı o vedanın ustunden
    nır gun bulacağım derdım hep
    seveğim yenıden..
    buldum da!
    ve basladık kaldığımız yerden
    hıc değişmemışsın oldu ılk lafım
    yıllar sadece cocukluğumu calmıs sandık
    meğer neler unutulmus neler yıtırılmıs
    zamanla anladık..
    baslangıcımız guzel oldu
    kadere hep tesekkur ettık
    hep boyle gıder dedık. yanıldık...

    sımdı yıne ayrıyız..
    ılk baslarda kabullenmek zor olsa da
    bılkı bu son vedaydı
    evlerden kacıp sana gelırdım
    ıkımızde baska sehırlerdeydık
    yıne de bılırdık kavusmasını
    bır sevmesını becerebılseydın
    bıtmezdı bu ask gece yarısı

    artık dusunmuyorum sorgulamıyorum da
    bu kahrolası senelerı
    neden bıttı? suclu kım? ılk kım oldu sıkılan?
    bılmıyorum.....
    bıldığım tek sey
    su anda baska dudakları tadıyor olman....

    mutlu musun bari? onu da uzecek mısın?
    aldatacak mısın? kandıracak mısın yalanlarınla?
    yakısırmıydı sana bu veda...!
    hanı herseyındım? hanı doğmamıs cocuklarımızın babasıydım
    bılseydım bu kadar 'yalan' olduğunu
    senı yıllarca icimde saklarmıydım?
    harcamızdım kendımı...paralamazdım....
    uzulmezdım bukadar
    senı her coğrafyada baska turlu sevmezdım.....

    yıllar once yazılmıstı bu siir ama bu gece bıtecek
    son noktadan sonra donup arkama bakmayacağım
    çunku ıhanet vat mısralarda
    sende kalsın bu siir
    ben okumayacağım....
    hıc bıtmesın ısterdım dızeler. en azından boyle
    kadere tunel kazılmıyor ne yapalım
    kahretsın be! su lıseyı beraber okuyamadık ya
    ona yanarım....

    yıllar once baslayan bu siir bırazdan bıtecek sevgılım
    askımı helal etmek ısterdım ama
    kusura bakma sen kıymet bılmezsn ben de helal etmem!
    ve son olarak kendıme cevapsız sorular bırakıyorum

    kım costurabılır artık?
    kım sever kı gercekten?
    ben yalnızlığa asığım
    bır daha tasar mı bu nehir?
    sımdı sapsarı bır sonbaharım
    hoscakal sevgılım....
    ask oldu bıttı siir......



    Okan Savcı
#11.07.2009 13:31 0 0 0
  • Çünkü ben seni çok seviyorum.

    Bende Seni Seviyorum :)

    Güzel Yüreğine Sağlık Bitanem Çok Güzel Bir Şiir Ve Abartısız Yalın Bir Sayfa Olmuş..
    Tam Benim Tarzım..

    Emeğine Sağlık
#11.07.2009 13:17 0 0 0
#11.07.2009 13:11 0 0 0
  • Koleksiyon Yapmayı Sevenlere - Koleksiyonculuk

    Koleksiyon yapmayı sevenlere, uygulamaktan çok keyif alacakları bir önerimiz var...

    noimage

    Biriktirdiklerinizi kutucuklara bölünmüş ve camla örtülü resim çerçevelerinde saklayıp sergileyebilirsiniz.

    Ön hazırlık için: Derin bir çerçeveyi cetvel yardımıyla kullanmak istediğiniz kutu sayısı kadar bölümlere ayırın. Yapı marketlerin hobi bölümlerinde satılan ince çıtalardan edinip yapıştırın ve kutucukları oluşturun. Sonra da yapıştırarak çerçeveye sabitleyin. Akrilik boyalar ve fırça yardımıyla çerçeveyi boyayın. Önerilerimiz doğrultusunda kutuları doldurduktan sonra çerçeveci ya da camcıdan kestireceğiniz camı da üzerine oturtup, yapıştırarak sabitleyin. Artık hep gözünüzün önünde duracaklar, temiz kalacaklar, sevdiklerinizle zevkinizi paylaşacaklar.

    Favori pullarınızı böyle saklayın
    Eğer bir pul koleksiyonuna sahipseniz onların arasında vazgeçemedikleriniz de vardır. En sevdiğiniz pulları bu şekilde saklamak isterseniz pulların zemine yapışmasını önlemek için pul büyüklüğü kadar yağlı kağıttan bir tabaka kesin. Zemine yapıştırın. Üzerine minik bir şerit yapıştırın. Pulu oluşturduğunuz cebe koyarak saklayın. Böylece zemine yapışmasını ve zarar görmesini engellemiş olursunuz.

    Çiçekleri seviyorsanız
    Kumaş ya da kuru çiçek bulunduğu ortamı neşelendirmeyi hep başarır. Ama çabucak tozlanır ve eskimeye başlarlar. Size önerdiğimiz şekilde saklarsanız onları toz ve kirden korumuş olursunuz. Sıcak silikon yardımıyla bir kenarından yapıştırın, camı takıp asın. Sonra karşısına geçip,keyifle seyredebilirsiniz.

    Dantel ve kanaviçeleri asmak çok moda!
    Son yıllarda en özel evlerin duvarlarında kanaviçeler ve danteller asılı. Bunları tek parça halinde asabileceğiniz gibi en sevdiklerinizi bir araya toplayıp kutucuklara da yerleştirebilirsiniz.

    Soyağacınızı kutucuklara taşıyın
    Aile fertlerinin ya da sevdiğiniz arkadaşlarınızın resimlerini kutucuklarda saklayarak değişik ve orijinal bir kompozisyon yaratabilirsiniz. Siyah-beyaz fotoğrafları bu biçimde saklayacaksanız aralara minik çiçekler serperek tekdüzeliği yok etmenizde fayda var.

    O mutlu günleri hep hatırlayın...
    Çoğumuz gittiğimiz tatilleri anımsatması açısından kaldığımız otelden kibrit, sabun gibi birkaç ufak tefek eşyayı biriktirmeyi severiz. Bunları da önerdiğimiz şekilde saklarsanız, en sıkıntılı anlarda, gözünüze takılıp o mutlu günleri anımsayarak enerjinizi artırabilirsiniz.

    Deniz kabukları sizin için özel mi?
    Deniz kabuğu çoğumuzun biriktirmekten hoşlandığı objelerdir. Kabukları zemine sabitlemek için ya kuvvetli bir yapıştırıcı kullanın ya da çerçeveye ve kabuğa delik açıp bir tel yardımıyla birbirine bağlayın. Deniz kabuklarınız özellikle uzak olduğunuz zamanlarda, deniz havasını evinize taşıyacaklar.
#11.07.2009 13:11 0 0 0
  • Çok Güzel Bir Ümit Yaşar Oğuzcan Şiiri..Müzikli Şiirlerde Çalışma Yapmıştım..

    Emeğine Sağlık Nehir..
#11.07.2009 13:05 0 0 0
#11.07.2009 13:03 0 0 0
#11.07.2009 13:01 0 0 0
#11.07.2009 12:56 0 0 0
  • Perdelerinizi Nasıl Boyarsınız - Perde Boyama - Perde Boyama Önerileri

    Eski perde ya da tüllerinizi boyayarak onlara yeni bir yüz kazandırabilirsiniz

    noimage

    Perdenin tümünü içine alacak kadar derin bir kaba su doldurun; içine tuz ve sirke atın. Su kaynamaya başlayınca aktarlardan bulabileceğiniz kumaş boyasını içine katın ve tamamen çözününceye kadar iyice karıştırın. Önceden soğuk su ile ıslatılıp, sıkılmış perdeyi kaba atın.

    Kumaş istediğiniz kadar boyandıktan sonra çıkarın, sıkıp soğuk sudan geçirin ve kuruması için bir yerde bekletin.

    Kumaşı boyalı suda ne kadar uzun bekletirseniz rengin o kadar koyu olacağını, kullandığınız boyanın üzerinde belirtilen uygulama talimatını dikkatlice okuyup göz önünde bulundurmanız gerektiğini unutmayın.
#11.07.2009 12:55 0 0 0
#11.07.2009 12:33 0 0 0
  • Susuşuna notalar diziyorum yüreğimin,
    Dilimde hep aynı şarkının nakaratı dönüyor ..

    Güzel Yüreğine Sağlık Canım Kardeşim..
#11.07.2009 12:06 0 0 0
  • Düş Ve Gerçek - Mahmut Konukoglu

    Yorgun düşler arasında gidip gelen bir gerçeklik. Ve gerçekliğin aslında bir düş oluşunu reddediş. Dahası, düşlerle gerçeklikler arasındaki ikilem. Kısır bir döngünün tanıklığı. Aklın sınırlarını zorlayan bir yaşanmışlık. Kafanız mı karıştı ? Buyrun hikayeye o zaman...

    Çağlar önce, yıkılmaya yüz tutmuş bir imparatorluğun yorgun ve yaşlı kralı elinde avucunda kalan son şeyi, düşüncelerini bir kutuya kapatıp yok etmesini emreder büyücüsüne. Böylece imparatorluğunun son günlerini düşüncelerden uzak, bi akıl geçirecektir. Akıl başta olmayınca kayıtsız ve mutlu olacağını zanneder kral. Zira son yirmi yıldır herşeye rağmen halkının derin ve karşılıksız sağduyusuyla oturmaktadır koltuğunda. Halkına olan sevgisi ve bağlılığı krallığının son döneminde tüm kötü yaşanmışlıkları ötelemiştir. Fakat zor durumda olan halkının çaresizliğine kayıtsız kalamayınca ve elinde avucunda kalan son düşünceler çözüm üretmeye yetmeyince bu yolu seçmiştir kral.

    Büyücü, günler süren uğraşların sonunda yaptığı birkaç büyü ve iksirlerle kralın emrini yerine getirmeyi başarır. Kral artık düşünceleri elinden alınmış , etrafına tuhaf ve şaşkın gözlerle bakan bir çaresizdir. İlk günlerde çok alışılagelmiş olmasa da, zamanla alışır saray ahalisi bi akıl kralına. Bi akılda olsa kral kraldır neticede. Hiç olmamasından iyidir deli bir kralın varlığı. Ancak gel zaman git zaman sarayın surları kralın gereksiz çılgınlıklarına yetmeyecek kadar küçük gelmeye başlar. Kral, yeni yaşantısını bu hapisaneden farklı olmayan sarayda geçiremeyeceğini hisseder tarifsiz bir içgüdü ile. Çok geçmeden sarayı terk eder kral. Ondan geriye sadece son kararını verdikten sonra yazdığı mektup kalır. "Üzerinde ölümümde açılmasını emrediyorum,bu benim son emrimdir" yazan bir mektup.
    Aylar sonra kralın sarayına geri döneceğini düşünen saray ahalisi artık ümidi kesince, kral saraya dönemeyince ve hatta kralın ölüm haberi dahi gelmeyince mektubun açılması gerektiği ve kralın varisini bu mektuba yazmış olabileceği dedikoduları dolaşır halk arasında. Nasıl başsız bir beden olmazsa, lidersiz bir halkında olamayacağına,lidersiz bir halkın yok olmaya mahkum olacağına inanılır.

    Ülkenin en yüksek meclisi toplanıverir bir gün içinde. Halkın her kesiminden temsilciler katılırlar bu toplantıya. Mektubun açılmasını tartışırlar uzunca bir süre. Mektubun hemen açılmasını isteyenlerde vardır, kralın ölümü kesinleşmeden mektubun açılmasının onları lanetleyeceğini düşünenlerde. Günler sürer bu hararetli tartışmalar, uzlaşı zor olur. Ama nihayetinde mektubun açılmasına karar kılınır. Bütün halk, mektubun açılışına tanık olsun diye duyuru yapılır dört bir yanda. Gün doğumundan yarım saat önce meydana çağrılır tüm halk. Güneşin doğmasıyla yeni krallarını duyacak ve güneş gibi onları aydınlatacağına olan inançlarıyla yeni krallarını alkışlayacaklardır.

    Zamanı geldiğinde herkes büyük bir heyecanla mektubun açılışını beklemektedir. Sarayın ileri gelenlerinden biri elinde mektupla platformda görüldüğünde, fısıltıların bir çığlık gibi kulak tırmalayan derinliği azalır. Herkes suspus olmuş, pür dikkat mektuba odaklanmıştır. Bir ön konuşma yapıldıktan sonra kralın mektubu açılır ve okunmaya başlar. Kralın mektup diye bıraktığı aslında iki cümleden ibaret bir yazımdır. Çok vakit almaz okunması.Mektubun okunma faslı bittiğinde herkes şaşkın gözlerle birbirine bakar. Fısıltıların kulak tırmalayan derinliği artmaya başlar yeniden. O kadar artar ki olaylardan bir haber biri işitse bu sesleri hemen yanı başında bir opera gösterisi olduğunu düşünür hani...

    Sorulan tüm sorular yanıtsız kalınca. Kimse istediği cevabı alamayınca ve hatta tükenmiş ülkenin son ümidi olan yeni kral açıklanmayınca, dağılmaya başlar büyük bir heyecanla toplanmış olan halk. Herkes birbirine o garip cümlelerin ne anlama geldiğini sorar. Ülkenin filozofları bir araya gelip tartışırlar o iki cümleyi. Farklı tezler ortaya atılır. Tabii karşı tezler de bulunur bu tezlere. Fakat hiçbir tez bir diğeri ile birleşip sentez olamaz.

    Eski krallarının onlara bir mesaj bıraktığına inanan insanlar ülkenin alimlerini toplanmaya ve bu mesajı çözmeye çalışmaya zorlar. Kısa zamanda ülkenin tüm alimleri,matematikçileri, edebiyatçıları,filozofları,gök bilimcileri, simyacıları,fizikçileri, anatomi uzmanları, din bilimciler,hahamlar,papazlar vs. sarayda toplanırlar. Herkes o iki cümleyi tartışa durur, çözümlemeye çalışırlar. O kadar çok fikir ortaya atılır ki her birine biraz gönlü kayar, aklı yatar birilerinin. Ama hiçbir fikir Arşimet'in Evraka nidası kadar gerçek kimliğe bürünemez,netleşemez.

    Bir sonuca ulaşamayan ülke alimleri sonunda halka kralın saçmaladığını, aslında bu iki cümlenin bir anlama gelmediğini, sadece ve sadece az buçuk şair olan eski krallarının ölmeden önce son şiirini yazdığını söylemekte bulurlar çözüm yolunu. Zaten ona verileni almaya alışık olan halk inanır bu açıklamaya. İnanmayanlar da çaresizlikten inanmış gibi davranır.Ve eski kralla geride bıraktığı mektup hikayesi kapanır.

    Halk, varisi olmayan kralın yerine saray ahalisinin ileri gelenlerinden, büyük bir lobi ye sahip olan birinin tahta geçişine tanıklık eder istediği gibi olmasada. Vaat ettiği şeylere inanmak ister . Hatta ve hatta kalabalıklar yeni kralının hitaplarında büyük kalabalıklar oluşturur. Bu birlikteliklerde acıkan halka yemeklar dağıtılır.Eğlenceler düzenlenir eğlensinler diye. İşte o günden beridir de bu senaryo hiç ama hiç sekmeksizin devam eder.

    Peki ama eski kral ne yazmıştır son mektubuna.Merak edenleriniz olmuştur mutlaka. Onca anlatımdan sonra meraklı okuyucuyu hayal kırıklığına uğratmak olmaz elbet...
    Bir tarafta kendini krallarının düşlerini gerçekleştireceğine inandıran halk, öte yandan da kendi gerçekliği düşlerine yenilen kral vardır oysa. Kurtlar ve kuzular aynı sürüde, düşler ve gerçeklikler aynı öykünün içindedir. Akıl krala olduğu kadar halka da lazımdır oysa. Kurt ayağına kadar gelen kuzuyu her zaman yer. Hiç sekmeyen bir doğa döngüsüdür bu...

    Altı kelime, iki cümle. Tavşan çizmeye kalkışmasın kimse. Herkes kendisi yorumlasın ve pay çıkarsın diye anlatır buldum ben kendimi sadece. Ve kralın son mektubuyla başbaşa bırakıyorum sizi öykünün bitiminde.


    `BEN SİZİN DÜŞLERİNİZİM, SİZSE BENİM GERÇEKLİĞİM`


    İşte mektup, işte düş , işte gerçek. Kralın halkına bıraktığı kendi gibi bir gelecek...

    Mahmut KONUKOGLU
#11.07.2009 12:05 0 0 0
#11.07.2009 12:02 0 0 0