Miss-li MeLek

Miss-li MeLek

Üye
30.12.2009
Uzman Onbaşı
4.550
Hakkında

#22.06.2010 10:58 0 0 0
#22.06.2010 10:56 0 0 0
#21.06.2010 19:44 0 0 0
#21.06.2010 19:43 0 0 0
#21.06.2010 19:41 0 0 0
  • maalesef bende ortodontik tedavi görüyorum ve 1,5 yıldır sürüyor bıktım artık tel takmaktan :D
#21.06.2010 14:52 0 0 0
  • Dişlerde Lazer - Diş Hastalıkları - Dişler - Hekimim - Laser

    Lazer (Laser) dişhekimliği nedir?

    Lazer uygulamaları, 60'lı yıllardan beri tıp alanında kullanılmaktadır. Yakın zamana kadar dişhekimliği alanında sadece diş beyazlatma ve yumuşak doku operasyonlarında kullanılan lazer enerjisi, günümüzde daha geniş alanlarda kullanılır hale getirilmiştir. Atomize su spreylerinin, lazer enerjisi ile birleşmesi sonucunda elde edilen hidrokinetik enerji prensibi ile çalışan yeni diş lazeri ile hem sert doku (diş minesi-insan vücudundaki en sert yapı), hem de yumuşak doku (damak) işlemleri rahatlıkla yapılabilmektedir. Bu uygulamalardan bazıları, diş çürüklerinin temizlenmesi, kanal tedavileri, diş dolguları, çene kemiğinde ve dişetinde her çeşit cerrahi işlemler, dişetinin şekillendirilmesi, estetik diş tedavileri, hassas dişlerin hassasiyetinin giderilmesi, koyu renkli diş etlerinin renginin açılması, uçuk ve aft tedavileridir.

    Bunun yanında implant tedavisi uygulamalarında lazer teknolojisi ile cerrahi işlem aşamaları basitleşmekte ve tedavi genelinde zaman kazanılmaktadır. Sert dokuda, titreşim yapmaması, küçük müdahalelerde anesteziye gerek duyulmaması sebebiyle laser uygulamaları, diş hekimi korkusu olan her yaş grubu hasta için tercih edilebilir. Yine yumuşak dokuda, kanamasız operasyonlar yapılabilmesi ve iyileşmenin çok hızlı olması büyük avantajlarındandır. Özellikle çocuk hastaların tedavisinde önemli kolaylıklar sağlar.

    Gücü ayarlanabilen lazer ışınının çürük dokuyu seçici davranması az madde kaybıyla tedavinin tamamlanmasını mümkün kılar.


    Porselen laminat veneer hazırlığında diş yüzeyini mükemmele yakın pürüzlendirmesi, yapılan restorasyonun tutuculuğunu %100 etkiler.

    Lazer dişhekimliği, genelde tedavi sürecini kısaltarak, daha az çaba ile daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlar.

    Lazer uygulamaları ile halk arasında lazerli dolgu diye bilinen ve bir ışık kaynağı ile sertleştirilen kompozit dolgu uygulamaları birbiriyle karıştırılmamalıdır.

    Lazer Uygulamasının Avantajları ve Kullanım Alanları

    Yeni nesil diş lazeri ile dişe ve diğer dokulara temas etmeden çalışmak mümkündür. Bu sayede ısı titreşim ve sürtünmeye bağlı ağrı oluşmayacağı için dişi uyuşturmaya gerek kalmayabilmektedir. Lazer ışını, cihazın ucundan çıkan suyla birleşerek (hidrokinetik enerji) dokuya iletilir.

    Implant tedavi uygulamalarında, üst yapının (sabit diş) yapılabilmesi için gerekli olan cerrahi uygulama (diş etinin açılarak implantın ortaya çıkarılması) lazerle daha da basitleşmekte ve zaman kazanılmaktadır.
    Lazer kullanılan bölgelerde % 100 dezenfeksiyon ve sterilizasyon sağlandığı için tekrar enfeksiyon oluşması ve çürük başlaması riskleri ortadan kalkmaktadır.
    Lazer ile yapılan cerrahi uygulamalarda, işlem esnasında neredeyse hiç kanama olmamaktadır. Her cerrahi uygulama sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyon, şişme ve rahatsızlık olasılıkları azalmakta ve daha hızlı bir iyileşme sağlanmaktadır.
#21.06.2010 14:49 0 0 0
  • Florür - Dişlere Florür Uygulanması - Çürük Sayısı Azaltma Yöntemi : Florür

    Florür Nedir?

    Florür, yer yüzünün hemen hemen her yerinde yaygın olarak bulunan doğal bir mineraldir. Bazı gıda ve su kaynakları da florür ihtiva ederler.

    Diş çürüklerini azaltmak için içme suyuna genellikle florür eklenir. 1930'larda, araştırmacılar doğal olarak florürlü içme suyu ile büyüyen insanların, florürlü su

    bulunmayan alanlarda yaşayan insanlarda göre üçte iki daha az çürük görüldüğünü tespit ettiler. O tarihten bu yana, su şebekesine su eklendiğinde diş çürüklerinin azaldığı defalarca gösterilmiştir. Amerikan Diş Hekimleri Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Tabipler Birliği gibi birçok kuruluş, diş çürüğü üzerindeki etkisinden dolayı su kaynaklarında florür kullanımını onaylamıştır.

    Florür Nasıl Etki Eder?
    Florür, iki farklı şekilde çürükleri önlemeye yardımcı olur:

    * Florür, çocukların büyüyen kemiklerinde ve gelişen dişlerinde birikerek, daha henüz çıkmadan bebek ve yetişkin dişlerinde minenin sertleşmesine yardımcı olur.
    * Florür, ağızda bulunan yetişkin dişlerinde minenin sertleşmesine yardımcı olur.

    Florür, ağzınızda doğal olarak gerçekleşen demineralizasyon ve remineralizasyon süreçleri sırasında etki eder.

    * Yemek yedikten sonra, tükürüğünüzde bulunan asitler, dişin yüzeyindeki kalsiyum ve fosforun erimesi olarak tanımlayabileceğiniz demineralizasyona yol açar.
    * Diğer zamanlarda, tükürüğünüzde daha az asit bulunur ve dişlerinizin sertliğini sağlayan kalsiyum ve fosforu yeniler. Bu işleme yeniden mineralizasyon (remineralizasyon) adı verilir. Remineralizasyon sırasında florür mevcut ise, biriken mineraller daha da sertleşerek, dişlerinizi güçlendirir ve bir sonraki demineralizasyon aşamasına kadar çözülmeyi önlerler.

    Yeterli Florür Alıp Almadığımı Nasıl Öğrenebilirim?
    İçme suyunuz florürlü ise, yetişkinlerin ve çocukların sağlıklı ve çürük riski düşük dişler için, florürlü diş macunu ile düzenli olarak dişlerini fırçalamanın yeterli olduğu düşünülmektedir.

    Şebeke suyunuza florür konulmuyorsa ve doğal olarak yeterli miktarda da bulunmuyorsa (milyonda bir birimin faydalı olduğu düşünülmektedir), diş hekiminiz veya çocuk doktorunuz, çocuğunuz için günlük florür tableti veya damlası verebilir. Diş hekiminiz veya çocuk doktorunuz, aileniz için doğru florür miktarını söyleyebilir, bu yüzden tavsiyesini almayı unutmayın.

    Bölgenizdeki su müdürlüğünü arayarak suyunuzun florürlü olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Suyunuzu kuyudan tedarik ediyorsanız, su test hizmeti veren bağımsız bir çevre test kuruluşuna suyunuzu analiz ettirebilirsiniz.
#21.06.2010 14:43 0 0 0
  • Köprü ve Kuron Nedir - Kuron - Köprü

    Kuron: Çürük kırık veya başka bir nedenle aşırı madde kaybı olan dişlerin küçültülüp kaplanması işlemidir.

    Köprü: Bir veya birden fazla diş eksikliğinde, komşu dişlerin küçültülüp, bunlara gelen özel kaplamalardan destek alınılarak ara boşlukların doldurulması işlemidır.



    Herhangi bir nedenle diş kaybı meydana geldiğinde komşu dişlerde bu boşluğa doğru hareket başlar. Bunun sonucunda yandaki dişlerde dişeti problemleri, bu boşluğa devrilmeye bağlı kemik kayıpları, estetikte bozulma ve çiğneme kuvvetlerinde değişiklikler meydana gelir. Eğer uzun süre bu boşluk implant yada köprü ile restore edilmezse bu komşu dişlerde de kayıplar olabılır.

    METAL DESTEKLİ KURON VE KÖPRÜLER
    Altyapı olarak standart metal "quotni-co" veya değerli metal "quotau" alaşımlar kullanılabilir. Altın diş hekimliğinde kullanılan maddeler içinde, diş ve dişeti ile uyumlu en kıymetli malzemelerden birdir. Bu yüzden değerli metal kullanılarak yapılan uygulamalar ile daha sağlıklı ve estetik sonuçlar elde edilir.


    Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayınız
#21.06.2010 14:38 0 0 0
  • Diş İpi - Dişler - Diş ve Ağız Sağlığı

    Diş ipi, diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından çok yararlı bir araçtır. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerekmektedir.

    Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir.

    1. Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.

    2. Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir.

    3. Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır.
#21.06.2010 14:36 0 0 0
#21.06.2010 13:28 0 0 0
#21.06.2010 13:12 0 0 0
  • Konu: İşte Ben
    çok tatlıymıssın ablam
    bende merak ediyodum seeni
#21.06.2010 09:46 0 0 0
#21.06.2010 09:44 0 0 0
  • Konu: Bitler
    Bit Çeşitleri - Bitler Hakkında - Bitin Biyolojisi

    Biyolojisi

    Çok küçük sarı renkte 2-5 mm boyunda dış parazittir. memelilerin ve insanların vücudunda kanlarını günde 2-3 kez emerek yaşarlar. Erişkinler uzun süre gıdasız yaşayabilir. Baş, vücut ve kasık biti şeklinde çeşidi vardır. Saç ve çamaşırlara yumurtasını (sirkesini) kuvvetlice yapıştırır. Kasık biti kasık arasında deri içine girip yerleşir.Yaşanılan ortamdaki eşya ve kişinin şahsi eşyası ile de yayılırlar. Ev içi ve okul gibi toplu yaşama alanları da kolay bit yayılma yerleridir. Kış ve temizliğin yetersiz olduğu ortamlarda sıkça görülür.
    Bitlerin ısırdığı yerlerde şiddetli kaşıntı olur.Deri koyu esmerleşir, leke ve papuller oluşur. Buralarda bakteriler yerleşirse fronkülosis impetigo gibi enjeksiyonlar oluşur. Tifüs ve hummalar gibi önemli hastalıkların da etkenidir.

    Kontrol Önlemleri

    Bireyin ve yaşadığı ortamın hijyenine önem verilmelidir.

    - Tüm çamaşırların yıkanması
    - İnsanın temizlenmesi ve vücudunun ilaçlanması
    - Hayvanların ilaçlanması ve temizlenmesi
    - Evdeki eşyaların komple ilaçlanması gerekir.
    - Bu işlemlerin hepsi aynı günde tamamlanmalıdır.
    - Yayılma durumunda acilen profesyonel uygulama gerekir.

    Bu tür böceklerle mücadelede profesyonel firmaya müracaat etmek ,hem zaman kaybını, hemde daha ekonomik olarak sorundan kurtulmanızı sağlar.
#20.06.2010 15:21 0 0 0
  • 1935 yılında sıcak bir yaz günüydü.
    Her şey Mimar Sinan'ın ölümünden tam 347 yıl sonra
    1 Ağustos günü oldu.
    Tarihin yetiştirdiği en büyük mimari deha Mimar Sinan'ın
    kafatası mezarından çıkarıldı.
    Mimar Sinan'ın kafatası mezarından nasıl ve neden çıkarıldı?
    Kim çıkardı? Kafatası şimdi nerede?
    İşte Mimar Sinan'ı kayıp kafatasının sırlarla dolu hikayesi...

    3 AKADEMİSYEN MEZARI KAZMAYA BAŞLIYOR
    "1935'te Ankara'dan İstanbul'daki Süleymaniye Külliyesi'ne
    3 kişi geliyor" diyen Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi
    Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Mülayim, Sinan'ın
    kafatasının mezarından nasıl çıkarıldığını şöyle anlatıyor:
    -- "Türk Tarihini Araştırma Kurumu üyeleleri Hasan Ferit Çambel,
    Atatürk'ün manevi kızı Afet İnan ve Şevket Aziz Kansu,
    Süleymaniye külliyesine gelip Sinan'ın mezarını
    kazmaya başlıyor.

    KAFATASINI ÖLÇÜYORLAR
    Mezarı dikkatle kazıyorlar. 1-2 metre sonra iskelet dağılmış
    olarak fakat kafatasını sapasağlam buluyorlar.
    Antropolog Şevket Aziz Kansu derhal fırçasıyla kafatasının
    tozunu toprağını temizliyor. Pergeli ve ölçüm aletleriyle
    kafatasını ölçüyor. Kafatasının brakisefal olduğunu anlıyor.
    Ve arkadaşlar Sinan Türk'tür diyor."



    KAFATASI NEDEN MEZARDAN ÇIKARILDI?
    Mimar Sinan'ın kafatasının neden mezarından çıkarıldığı
    sorumuzu ise Prof. Dr. Selçuk Mülayim şöyle açıklıyor:
    -- "1930'lu yıllardan itibaren Avrupa'da ırkçılık yükseliyor.
    1935--37 yılında başta Almanya olmak üzere ırkçılığın
    nerelere tırmandığını biliyoruz. İkinci Dünya Savaşı'nı
    patlatıncaya kadar yükselen bir gerilim var.

    Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr.
    Selçuk Mülayim, dönemi şöyle anlatıyor:
    -- "Batıda o dönemde şöyle bir kanı var.
    Beyaz ırktan olmayan hiç kimse uygarlık tarihinde yüksek
    noktalara ulaşamaz. Avrupa ülkelerinde o günlerde dünyanın
    en büyük mimarı olarak kabul edilen Mimar Sinan sizden
    değil iddiası vardı. Bu şekilde onlarca kitap var.
    Mimar Sinan'ı Macar, Ulah, Sırp ve Avusturyalı gibi
    Avrupa'da bir yerlere bağlıyorlardı."

    Mimar Sinan bu topraklarda doğdu.
    Kayseri Ağırnas doğumlu.
    Batıdaki iddialar karşısında Ankara'daki Türk Tarihini
    Araştırma Kurumu daha sonraki adı Türk Tarih Kurumu
    olacak olan kurum
    "Mezarını açıp kafatasına bakalım"

    HAYAL ANTROPOLOJİ MÜZESİ
    Mimar Sinan'ın kafatasının mezarından çıkarılmasıyla ilgili
    o dönemde gazetelerde haberlerin yer aldığına işaret eden
    Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof.
    Dr. Selçuk Mülayim,
    -- "Şevket Aziz Kansu, kafatasının kurulacak Antropoloji Müzesi'ne
    konulacağını söylüyor. Ama hiçbir zaman Antropoloji Müzesi
    kurulmuyor. Mimar Sinan'ın kafatası da kayıp.
    İşte tartışmalar buradan çıkıyor. Nerede, kim kaybetti,
    nasıl kayboldu?" diyor.

    KAZIDAN BİR GÜN SONRA NELER YAŞANDI?
    Prof. Dr. Selçuk Mülayim, kazıdan tam bir gün sonra
    yaşananları şöyle anlatıyor:
    -- "Atatürk İstanbul'dadır.
    Florya Köşkü'ne gelmektedir.
    Kazıyı gerçekleştiren heyet heyecanla Köşke gidiyor.
    Yanlarında bu defa General Kazım Dirik de var.
    Ağustos ayı sıcak bir gün. Akşam yemeği yeniyor.
    Uzun ve hararetli konuşmalardan sonra konu buraya geliyor.
    Yaptıkları işi heyecanla anlatıyorlar."

    ATATÜRK'ÜN BIRAKTIĞI NOT
    -- "O gün Florya Köşk'ünde Atatürk'ün tepkisi ne oluyor
    bilmiyoruz" diyen Prof. Selçuk Mülayim,
    -- " Bununla ilgili hiçbir kayıt yok.
    Ancak el yazısıyla bir belge var elimizde.
    Atatürk kağıdı alıp sadece şunları yazıyor.
    'Türk Tarihi Araştırma Kurumu'na
    Sinan'ın heykelini yapınız.
    Gazi Mustafa Kemal. "
    Sadece iki satır.
    Atatürk böyle bir istekte bulunuyor.

    Aradan 20 yıl geçiyor.
    Sinan'ın ilk heykeli Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya
    fakültesinin bahçesinde 1957'de açılıyor.
    İşte banknotlarımız üzerinde de basılan
    Sinan resmi bu heykeldendir.
#20.06.2010 15:10 0 0 0
  • Dünyada ilk kez bir adamın mahkeme kararıyla gülmesi yasaklandı. Almanya'da en büyük zevklerinden birinin 'gülmek' olduğunu söyleyen 54 yaşındaki Joachim B. sesli bir şekilde gülüp tatmin olabilmek için her gün düzenli olarak parka gidince burada sabah sporu yapan insanları rahatsız etti. Bunun üzerine hakkında dava açılan Joachim mahkum oldu. Yüksek sesle kahkaha atmanın insanları rahatsız ettiğine karar veren mahkeme Joachim'in gülmesini yasakladı ve yasağa karşı gelmesi durumunda 5 bin Euro para veya 6 ay hapis cezasına çarptırılacağını belirtti. Joachim ise, "Yaptığım tek şey gülmekti. Bu sağlıklı ve dostane bir hareket. Kendimi iyi hissediyordum. Benim için nefes almak, yemek ve içmek gibiydi" diye konuştu.

    ÜZGÜNÜM ARKADASLAR AMA RESİM KOYAMIYORUM
#20.06.2010 15:06 0 0 0
  • noimage

    İngiltere'de Harriet isimli bir tavuk,
    kendisine ait olan "dev yumurta" rekorunu
    geliştirmeyi başardı.
    Müthiş tavuk Harriet'in
    son yumurtası,
    23 santimetre çapında,
    11 buçuk santimetre boyunda ve
    117 gram ağırlığında.
    Harriet kısa bir süre önce de
    aynı ağırlıkta bir yumurta yumurtlamıştı.
    Ancak bu son yumurta daha geniş...
    6 aylık olan tavuk Harriet normal yumurta
    boyutunun iki kat büyüklüğündeki
    yeni yumurtası ile Guinness Rekorlar Kitabı'na
    girmeye hazırlanıyor...
#20.06.2010 15:04 0 0 0
  • Edebiyat Dünyası - Vitikan Arşivi - Osmanlı İmparatorluğu

    Araştırmacı-yazar Rinaldo Marmara, Vatikan'ın Arşiv Kütüphanesi'nde Osmanlı ve Türk tarihine ışık tutacak nitelikte çok değerli evraklar bulunduğunu belirterek, 500'e yakın Osmanlıca el yazması eserin, Vatikan Kütüphanesi'nin 5 ayrı bölümünde muhafaza edildiğini bildirdi.

    Marmara'nın ''Vatikan'ın Gizli Arşiv ve Kütüphanesi'nde Bulunan Osmanlıca Eserler ve İstanbul Konulu El Yazmaları'' başlıklı makalesi, 1453 İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi'nde yayımlandı.

    Vatikan Kütüphanesi'nde takriben 70 bin el yazması, 100 bin öz geçmiş, bir milyon basılı kitap, 100 bin harita ve çizim bulunduğunu belirten Marmara, Vatikan Gizli Arşivi'nde ise dünyanın birçok devletinin tarihi ile ilgili çoğu gün ışığına çıkmayan yüz binlerce tarihi evrak olduğunu kaydetti.

    Vatikan'ın Arşiv Kütüphanesi'nde Türk tarihine ışık tutacak nitelikte çok değerli evraklar bulunduğunu bildiren Marmara, şu bilgileri verdi:
    ''Fakat bunları bulup çıkarmak hem zaman hem de yılların deneyimini gerektirir. Osmanlı sultanları ile zamanın papalarının veya kralların yazışmaları dikkate değer niteliktedir. Mesela Papa IX. Pio'nun Abdülmecid'e yazdığı 20 Haziran 1848 ve 9 Şubat 1850 tarihli mektuplar... Bolognetti bölümündeki, tarihsiz bir evrak ise Sultan III. Ahmet ile Papa VII. Alessandro arasındaki gerçek dostluğu dile getiriyor. Yine aynı bölümde III. Ahmet'in Polonya Kralı'na yazdığı 30 Eylül 1703 tarihli mektubunda, tahta çıkışını haber vererek bir önceki sultan ile yaptığı barışı onaylıyor.

    65 SAYFADA TÜRK ÖRF VE ADETLERİ

    "Bolognetti bölümündeki 65 sayfalık bir el yazmasında, Francesco Zenco, II. Beyazıd zamanına ait Türk örf ve adetlerini anlatıyor. Borghese bölümünde ise Türkiye'yi anlatan Giacomo Soranzo'nun 1576 tarihli 40 sayfalık el yazması mevcuttur.

    "Dışişleri-savaş bölümü arşivlerinde, VI. Reşad'ın Papa'ya yolladığı el yazması mektubu bulunmaktadır. Sultan, mektupla ilgili III. Mehmet'in IV. Pol'a 9 Mart 1556 tarihli yazısı, IV. Mehmet'in Fransa Kralı XIV. Louis'e yazdığı mektup ve cevabı, III. Murat'ın Polonyalılara Eylül 1575 tarihli yazısı, II. Osman'ın 13 Şubat 1620 tarihli mektubu ve IV. Süleyman'ın I. Leopoldo'ya gönderdiği 1701 tarihli mektubu sayabiliriz. Aynı arşivde, 1898 yılında Sultan'ın, Vatikan'a gönderdiği hediyeleri görmek de mümkündür.''

    Marmara, İstanbul'daki eski Ruhani Reisliği'nin arşivlerinin ise Vatikan'da 196 dosyada muhafaza edildiğini belirterek, dışişleri bölümünde ise Lozan Antlaşması ve gayrimüslümler hakkında tarihi vesikalar yer aldığını bildirdi.

    Vatikan Kütüphanesi'nin muhtelif bölümlerinde, İstanbul konulu 14-18. yüzyıllara ait el yazmaları bulunduğunu kaydeden Marmara, bunlar arasında, ''İstanbul'un Tasviri 1629'', ''Türklerin Örf ve Adetleri'', ''İstanbul Yangını 1633'', ''Şehrin Tasviri Osmanlı Ordusu ve Devlet Yönetimi Hakkında Bilgiler'', ''İstanbul'un Fethi'' gibi eserlerin bulunduğunu bildirdi.

    Vatikan'ın gizli arşivlerinde, İstanbul şehrini anlatan el yazmalarının da mevcut olduğunu belirten Marmara, bunlara örnek olarak 1582 yılına ait Maffeo Veniero'nun İstanbul Tasviri'ni ve Venedik Sefiri Marcantonio Barbaro'nun 1573 İstanbul Anlatımı'nın sayılabileceğini bildirdi.

    500'E YAKIN OSMANLICA EL YAZMASI

    Rinaldo Marmara, 500'e yakın Osmanlıca el yazmasının, Vatikan Kütüphanesi'nin beş ayrı bölümünde muhafaza edildiğini belirterek, kütüphaneye ilk giren el yazmaları arasında 443 sayfalık çok konulu dini bir eserin sayılabileceğini kaydetti. Bunlar arasında, Kutbüddin İzniki tarafından kaleme alınan ibadet ile ilgili 420 tarihli Mukaddime, Hazreti Muhammed'in kızı Fatma'ya kadınların görevleri hakkındaki vasiyeti, Recep ve Şaban aylarının önemini anlatan eserin yer aldığını belirten Marmara, makalesinde şöyle devam etti:

    ''Kütüphanede 4 değerli Osmanlıca el yazması eser bulunmaktadır. 1689 yılında vefat eden İsveç kraliçesi Cristina'nın kütüphanesine ait olan bu eserler 1690'da Papa VIII. Alessandro tarafından satın alınmıştır. Bunlardan bir tanesi Jos Von Hammer tarafından çok değerli olarak tanımlanan Aşıkpaşazade'nin Tevarih-i Ali Osman adlı eseridir. İstanbul'da Breves tarafından satın alınan bu eser, varisleri tarafından başka el yazmalarıyla birlikte VIII. Louis'e satılmıştır. Sanat ve bilim dalında Hizr İbn Abdullah'ın müzik kitabı, coğrafya konusunda Nil Nehri'nin haritası, eczacılığa ait reçeteler bu eserler arasında yer alıyor.

    Vatikan'daki Türkçe el yazmalarının bir bölümü, ünlü gezgin Pietro Della Valle'nin seyahatlerinden ve bilhassa 1614-1615 yıllarında bulunduğu İstanbul'dan getirdiği koleksiyonundan meydana geliyor. Bu el yazmaları, Vatikan'a 1718 yılında, Papa XI. Clemente'nin hediyesi olarak gelmiştir. Kendisi de bu el yazmalarını, 1652'de vefat eden Della Valle'nin yeğeni ve mirasçısı olan Marki Rinaldo Del Bufalo'dan almıştı. Valle'ye ait el yazmalarıyla beraber Papa XI. Clemente'nin hediyesi olarak birkaç Türkçe el yazması da Vatikan Kütüphanesi'ne girmiştir. ''

    Marmara, Vatikan'ın araştırmacılara sunduğu arşiv ve kütüphane bilgilerinden, Türk tarihi ile ilgili olanların çıkarılıp dünyaya tanıtılması gerektiğini kaydetti.
#20.06.2010 13:34 0 0 0