Nehir

Nehir

Üye
26.11.2007
Genel Kurmay Başkanı
143.175
Hakkında

" Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım." Necip Fazıl Kısakürek

  • Ben Çocukken kitap özeti - Ben Çocukken kitap tanıtımı
    Özeti

    "Aman sevgili çocuklar, bu yaşlarınızın değerini bilin! (...)

    O kadar güzel, o kadar tatlı yıllar ki o yıllar. Bir uçurtmanın

    ipine asılabilmek, bir topun peşinde saatlerce koşabilmek,

    bir balonun elimizden kaçışını izlemek İşte yılların akıp

    gidişi de tıpkı o kaçan balona benzer. Aman balonun değerini

    bilin.() Kolay kolay bırakmayın balonu. İyice tadını çıkarın."

    noimage

    Künyesi

    Bilge Kültür Sanat

    » Öykü
    » Çocuk
    Aralık 2009, 72 sayfa, ISBN: 9786055715557
    Temin süresi: 1-3 iş günü
#06.01.2010 15:01 0 0 0
  • Kızım Artık Ergen kitap özeti - Kızım Artık Ergen kitap tanıtımı
    Özeti

    Ergenlik nedir?

    • Erken Ergenlik

    • Ergenlik Gecikmesi

    • Ergenlik Döneminde Boy Uzaması

    • Ergenlikte Alınan Kilolar-Obezite

    • Ergenlikte Beslenme

    • Ergenlerde Kemik Sağlığı

    • Ergenlerde Vücut Temizliği

    • Ergenlik Dönemi Sorunları

    • Ergenlikte Aile İlişkileri

    noimage

    Künyesi

    Atilla Büyükgebiz

    47 Numara Yayıncılık

    » Başvuru
    » Sağlık
    » Ana - Baba
    » Çocuk
    Aralık 2009, 112 sayfa, ISBN: 9944328388
#06.01.2010 14:57 0 0 0
  • İyi İnsan Bulmak Zor kitap özeti - İyi İnsan Bulmak Zor kitap tanıtımı
    Özeti

    İyi İnsan Bulmak Zor, yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının en ilginç isimlerinden biri olan ve "güney gotiği" diye adlandırılan akım içinde başarılı eserler veren Flannery O'Connor'ın on öyküsünü içeriyor. Tekinsiz bir atmosferin hâkim olduğu bu öykülerde, insan doğasının pek hoş olmayan ama bir o kadar da gerçek yönleri gözler önüne seriliyor.

    O'Connor'ın karakterlerinin çoğu sempati duyulamayacak kadar rahatsız edici, ama onları ilginç kılan tam da bu. İyi veya kötü diye sınıflandırılmaya şiddetle direnen karakterler söz konusu burada; ahlak terazisinde hangi kefenin ağır basacağını kestirmek kolay değil. Zira okuru bencilliğin, riyakârlığın, cehaletin ve hatta sırf zevk için yapılan kötülüğün dünyasına buyur eden O'Connor ahlak, dindarlık, iyi ve kötü gibi ikircikli konularda bildik klişeleri yerle bir ediyor ve neredeyse tedirgin edici, afallatıcı bir nesnellik sergiliyor.

    Grotesk karakterlerle dolu bu grotesk dünya, "karanlık"la yüzleşmekten korkmayan edebiyatseverlere doyurucu bir okuma vadediyor.

    noimage

    Künyesi

    Metis Yayıncılık

    » Öykü
    % 20 indirim
    Çevirmen : Aylin Ülçer
    Ocak 2010, 260 sayfa, ISBN: 9789753427494
#06.01.2010 14:54 0 0 0
  • Görmenin Diyalektiği kitap özeti - Görmenin Diyalektiği kitap tanıtımı
    Özeti
    Görmenin Diyalektiği, farklı amaçlarla yapılacak okumalara cevap verebilecek bir kitap: Öncelikle Walter Benjamin'in Pasajlar Çalışması üzerine kapsamlı bir düşünsel biyografi. İkinci bir okuma ise, 19. ve 20. yüzyıl boyunca, kapitalistleşmenin getirdiği temel nitelikteki kültürel dönüşümleri ve bunların nasıl olup da bugün yaşadığımız dünyayı ortaya çıkardığını anlayabilmek için Benjamin'in kavramlarını takip etmek olacaktır.

    Ve nihayet görme üstüne bir kitap: Nasıl "görebiliriz"? Benjamin'in görüsünü çağdaşlarından ayıran neydi? Onun "görme biçimini", o denli etkilendiği diğer Marksistlerden, ilahiyatçılardan, Hıristiyan ve Yahudi "kurtuluşçular"dan farklı kılan neydi?

    noimage

    Künyesi

    Metis Yayıncılık

    » Araştırma
    » İnceleme
    Çevirmen : Ferit Burak Aydar
    Ocak 2010, 530 sayfa, ISBN: 9789753426923
#06.01.2010 14:53 0 0 0
  • Kusursuz Tuzak kitap özeti - Kusursuz Tuzak kitap tanıtımı
    Özeti

    New vork Times'ın en çok satan romanları arasında yer alan Saklambaç ve Tek Başmanın yazarı Lisa Gardner bizleri bu kez. bugüne değin sunduğu en karşı konulmaz ve en dehşel verici katilin zehirli ağına sürüklüyor.

    noimage



    Künyesi

    Martı Kitabevi

    » Gerilim
    » Yabancı Roman
    Çevirmen : Seçil Sönmez
    Ocak 2010, 505 sayfa, ISBN: 9786055872816
#06.01.2010 14:50 0 0 0
  • Cinsellikte Tanrıyı Bulmak kitap özeti - Cinsellikte Tanrıyı Bulmak kitap tanıtımı
    Özeti

    "David Deida'nın cinsler arasındaki bağlılığa ilişkin görüşleri spiritüel açıdan derin olduğu gibi psikolojik açıdan da zekice. Kışkırtıcı bir dille verdiği mesaj, kadın erkek ilişkisini yüce bir serüvene dönüştürecek ve insanların deneyimlerini en uzak noktaya götürecek kadar güçlü."

    DR. MIRANDA SHAW, Passionate Enlightment'ın yazarı

    "David Deida'nın yazdıkları hem kadınlara hem de erkeklere derin ve dönüştürücü spiritüel cinsellik âleminde ender bulunur bir içgörü sunuyor."

    CHARLES MUIR, The Art of Consious Loving'in yazar

    "Cinsel esrime anlarında hepimiz Tanrı'yı, Tanrıça'yı ve saf Ruh'u hissederiz. Bilge insanlar bu esrikliği her zaman Ruh'un en gizli sırlarını açığa çıkarmakta kullanırlar. David Deida da bu bilgelerden biridir."

    KEN WILBER, Sex, Ecology, Spirituality'nin yazarı

    * * *

    David Deida, binlerce çift üzerinde yaptığı otuz yıllık araştırmalarından damıtılmış, cinsel ilişkiyi renklendiren, çeşitli ruh hallerini yansıtan öyküler ve içimizdeki dişi ve erkek öze seslenen açıklamalarıyla, kutsal birlik yolunu açıyor.

    Cinsel birlikteliği BİR'lik bilinciyle yaşadığımızda kozmik sevgi bilincini bedensel boyutta da ifade ediyoruz.

    BİR olduğumuzu hissetmek için, kendimizi bir başkası gibi sevmeliyiz.

    noimage

    Künyesi

    Çevirmen : Meltem Tayga
    Ocak 2010, 265 sayfa, ISBN: 9789752751491
    Kuraldışı Yayınları
#06.01.2010 14:48 0 0 0
  • Görme ve Cinsellik kitap özeti - Görme ve Cinsellik kitap tanıtımı
    Özeti
    Önsipariş : 14 Ocak 2010

    Psikanalizin feminizm açısından önemi nedir? Feminist hareket psikanalizden nasıl yararlanabilir? Jacqueline Rose Görme ve Cinsellik'te, statükoyu destekleyen kadınlık ve cinsiyet farkı kavramlarını eleştirel bir gözle ele alıyor. Lacancı psikanaliz teorisinden yola çıkarak, fantaziye dayanan kadınlık ve cinsiyet farkı kavramlarının yapıbozumuna girişiyor ve asıl meseleye, öznellik meselesine yöneliyor. Psikanaliz alanındaki ve psikanaliz üzerine tartışmaları, feminizmin günümüzde yüzleştiği temel meseleleri yetkinlikle ele alırken, kadınlık ve cinsiyet farkı kavramlarının izini edebiyattan sinemaya birçok alanda sürüyor.

    noimage

    Künyesi

    Çevirmen : Ayşe Deniz Temiz
    Ocak 2010, 248 sayfa, ISBN: 978-975-342-735-7
    Metis Yayıncılık
#06.01.2010 14:45 0 0 0
  • Kadınların En Güzeli kitap özeti - Kadınların En Güzeli kitap tanıtımı
    Özeti

    Kudüs'ün en güzel kadını Rosa'nın efsanevi yaşamını ele alan roman İsrail devletinin altmış senelik geçmişiyle örtüşmektedir. Onu diğer kadınlardan farklı kılan şey güzelliği olduğu kadar, insan aklının alamayacağı evliliğidir.

    1940'lı yıllardaki Bağımsızlık Savaşı sırasında doğan Rosa'nın ilgi çekici yaşam öyküsü biraz tarih, biraz peri masalı ve biraz da efsanedir.

    İsrail'de herkesin hayran kaldığı, erkeklerin yanıp tutuştuğu Rosa'nın evlilikten sonraki yaşamı çalkantılarla doludur. Hayatının akışını değiştirecek ve İsrail'de herkesin onu merak etmesine sebep olacak olay çocuklarından birinin doğumuyla başlar.

    Eşine az rastlanır başarıda bir roman. Ölçüleri Rosa'ya benzer biçimde olağanüstü büyük, esprili, kahramansı, sağı solu belli olmayan ve gizem dolu...

    noimage

    Künyesi

    Çevirmen : Kahraman Türel
    Ocak 2010, 316 sayfa, ISBN: 9786054279067
    Apollon Yayıncılık
#06.01.2010 14:42 0 0 0
  • Mahmatlıbahçe köyü tarihi - gölbaşı köyleri
    Tarihi

    Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.
    Kültür

    Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.
    Coğrafya

    Ankara iline 48 km, Gölbaşı ilçesine 30 km uzaklıktadır.
    İklim

    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 120
    1997 -
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 -
    1999 -
    1994 -
    1989 -
    1984 -

    Altyapı bilgileri
    Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

    Köyünüz hakkında herşeyi bizimle paylaşabilirsiniz..
#06.01.2010 14:36 0 0 0
  • Mahmatlı köyü tarihi - gölbaşı köyleri
    Mahmatlı Tarihçesi

    Mahmatlı tarihi bir addır. Kökeni belli insanların kurdukları yerlere verdikleri addır. Yukarıda da değişik kaynaklardan örnekler vererek anlattığımız gibi, mahmatlı Oymağı Oğuzhan'ın oğullarından Yıldız (Yulduz) Han'ın küçük oğlu Kızık bey'in soyundan gelmektedirler. Yıldız Han'ın diğer oğulları Avşar (Afşar), Beğdili, Karkın'ın soyundan gelenlerle amca çocuğudurlar. Yine bu boyların alt kuşaklarından biri olan ve çok bilinen Bozulus Türkmenleri ile de yakın akrabadırlar.

    MAHMATLI, MİHMADLU, MEHMEDLU, MAHMUDLU CEMAATLERİNİN KÖKENİ

    Başlıkta saydığımız adların hepsi de aynı anlamdadır. Sadece kayıtlara geçiş veya söyleniş biçimindeki farklılıklar nedeniyle böyle anılmışlardır. Biz bundan sonra sadece bugünkü anılış biçimi olan Mahmatlı adını kullanacağız. Bu isimlerin dışında ayrıca Cumhuriyetten sonra Mehmetli, Mahmutlu gibi kişi adına izafeten konulmuş köy isimleri vardır ki, onlar bizim konumuz dışındadır. Mahmatlı cemaatlerinin tamamı, Oğuzhan'ın oğlu Yıldız han'ın dört oğlundan biri olan Kızık beyin soyundan gelmelerdir. Kızık beyin diğer oğulları olan Avşar, Beğdili ve Karkın beylerin soyundan gelenlerle, bu soyun alt boyundan olan Bozulus Türkmenleri olarak bilinen Türkmen boyu ile de yakın akrabadırlar. Amca çocuklarıdırlar.

    "Kızık boyu Oğuzların 24 boyundan biridir. Bozokların Yıldız Han oğulları koluna bağlıdır.16.yy da Anadolu'da 28 yerleşim biriminin adı Kızık olarak geçmektedir. Bu adlar 20.yy sonlarında Yirmi bire düşmüştür. Öteki Oğuz boyları gibi Kızık Boyu da konar göçer Türkmenlerdendir. On birinci yy. başlarında Selçukluların yönetiminde, 13 yy. başlarında Moğol istilası önünde Anadolu'ya geldikleri ve zaman içinde çeşitli yörelere yerleşerek Ana dolunun Türkleşmesinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Kızık'ların yaygın olarak bulunduğu yerler Ankara ve Antep yöreleridir."

    Oğuz Hanın torunları, Yıldız Hanın çocukları: "Türklerin, bazı hayvanları ve yırtıcı kuşları kutsal sayarak, onları kendilerine sembol edinmeleri bir inanıştı. Oğuzlarda ise her dört boyun ortak bir yırtıcı kuş (doğan kuşunun türleri) sembolü vardı. Bunlara Ongun denirdi. Ancak Ongunların Moğol tesiriyle oluştuğunu anlıyoruz. Çünkü Kaşgarlı'da ongunlar yoktur ve ilk kez Reşideddin bunlardan bahseder. Avşar boyunun ongunu da (Bey-dili, Kızık, Karkın ile birlikte) Reşidüddin ve Yazıcıoğlu'na göre tavşancıl kuşu (kartala benzeyen fakat daha küçük ve kahve renkli bir kuş) , Ebulgazi Bahadır Han'a göre ise çure-laçin kuşu-dur. Oğuz boylarının hepsinin aynı zamanda kendilerine has bir damga-ları vardır. Bu damgalar hayvanlara vurulmakta, halı ve kilim motifi olarak kullanılmakta, aşı boyası ile evlerin duvarlarına resmedilmekte, nazar değmemesi ve uğur getirmesi için bazı giyim eşyalarına konulmakta, hatta mezar taşlarına, abidelere, yapılara ve kayalara kazılmakta, devletlerin bastırdığı paralarda Boy'un belirtisi olarak kullanılmaktadır. Bu damgalar sayesinde yapıların, eserlerin hangi boy tarafından inşa edildiğini, kimi beylik ve devletlerin hangi boy tarafından kurulduğunu ve kimi ünlü ailelerin hangi boya mensup olduğunu anlıyoruz ki tarih açısından çok büyük bir öneme sahiptir. Afşar Boyu damgasının ters çevrilmiş şekline benzeyen imler, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde bereket sembolü olarak kullanılmakta, mezar taşlarına da işlenmektedir. Afşarların "kemgöz" için kullandıkları mezarlık imi ise, Altın-Orda payzasına benzemektedir. Eski zamanlarda Oğuz boylarının toylarda yiyeceği koyun etinin kısımları da belli bir kaideye bağlanmıştır. Bu kısımlara sünük (kemik) denir. Ongunlar gibi her dört boyunda müşterek sünüğü vardır. Yıldız Han Oğulları'nın (Afşar, Bey-dili, Karkın, Kızık) sünüğü de sağ umaca yani kalça (sağrı) kemiği kısmıdır.

    Ebulgazi Bahadır Han şöyle anlatmaktadır. "Altın çadırın baş köşesinde Kün Han oturdu. Koyunun başını ve arkasını, kuyruk sokumunu ve bağrını önüne koydular. Her kim Hakan olursa payı bu olsun dediler. İç eşiğinde Irkıl Hoca oturdu, göğsünü pay verip vezirlerin payı bu olsun dediler. Sağ kolda birinci çadırda Kün Han'ın büyük oğlu Kayı'yı oturttular, sağ aşıklı iliği pay verdiler, Bayat onu doğradı, Sorkı atlarını tuttu. İkinci çadırda Alka-evli'yi oturttular, sağ kol iliğini pay verdiler, Kara-evli onu doğradı, Lala atlarını tuttu. Üçüncü çadırda Ay Han'ın büyük oğlu Yazır'ı oturttular, sağ yanbaşı pay verdiler, Yıpar onu doğradı, Kumı atlarını tuttu. Dördüncü çadırda Dodurga'yı oturttular, sağ uyluğu pay verdiler, Döğer onu doğradı, Murdaşuy atlarını tuttu. Beşinci çadırda Yulduz Han'ın büyük oğlu Avşar'ı oturttular. Sağ uyluğu pay olarak verdiler. Kızık onu doğradı, Torumçı atlarını tuttu vd..."

    Görüldüğü gibi Oğuz töresinde protokol bakımından Avşar önde gelen boylardandır. 24 boy arasında hükümdar çıkarmış 5 boydan birisi olması ve henüz İslam öncesi dönemlerde Oğuz rivayetlerinde Avşarlardan "El" (devlet kurma gücü) olarak bahsedilmesi onların Türk tarihindeki önemini ortaya koymaktadır."

    KIZIK BOYU "Bu boyun adı tarihi kaynaklarda geçmemekle beraber tahrir defterlerinde ve diğer arşiv vesikalarında Kızık'tan bahsedilmektedir. Tahrir defterlerinde Kızıklar'a ait 28 yer adı görülmektedir ki, bunlardan pek çoğu şimdi de mevcuttur. Bu Kızık yer adlarından beşinin Ankara'nın Çubuk ve Ayaş kazalarında görülmesi, bu bölgeye Kızık boyuna mensup oldukça mühim bir zümrenin yerleştiğini gösteriyor.

    XVI. yüzyılda Kızıklar'a ait ancak bir oymağa rast gelinebilmiştir ki, bu da Halep Türkmenleri arasında bulunmaktadır. Kanuni devrine ait eski defterlerden Kızık oymağı biri 162, diğeri de 16 vergi evi olan iki kola ayrılmıştır. Oymağın nüfusu zamanla artmış ve 987 tarihinde 667 vergi nüfusuna, yani 468 evli ve 232 bekara yükselmiştir. Nüfusu gittikçe artmakta devam eden bu Kızık oymağının mühim bir kısmı XVII. Yüzyılda Antep bölgesinde yerleşmiş ve yerleşen bu kısım Oturak-Kızık adı ile anılmıştır.

    Oturak-Kızıklar Sultan İbrahim (1639-1648) devrinde Antep bölgesindeki Oğurca, Damlaluca, Çay-Kuyu, Sakal, Kara-Dinek, Yalan-kaz, Üç Kilise ve Taşlıca adlı köyler ile Antep şehrinde ve yine Antep'e bağlı diğer bazı köy ve kasabalarda yaşıyorlardı. Bunlardan başka Mihmadlu ve Boz-Atlu obalarının da Kızıklar'a ait olduğunu biliyoruz. Oturak-Kızıklar'ın yerleşmiş olduk-ları yerler XIX. Yüzyılın sonlarına kadar kendi adları ile anılan idari bir yöre halinde kalmıştır. Bugün onların yerleştikleri köylerin birçoğu eski adları ile mevcudiyetini muhafaza etmektedir.

    Sultan İbrahim devrinde Kızıklar'ın yerleşik hayata geçmemiş olanları Göçer Kızık adını taşımakta ve 149 vergi nüfusuna sahip bulunmaktadır. Gerek Oturak-Kızıklar'ın, gerek Göçer-Kızıklar'ın (1101 miladi) 1690 yılında Avusturya seferine çağırıldıklarını görüyoruz. Sefere çağırılan Oturak Kızıklar'ın başında Kara Kethüda oğlu Bekir Beğ, Göçer Kızıklar'ın ise, Hacı Zekerriyya oğlu Asaf Beğ ve Kızık Mehmed oğlu gibi beğler bulunuyordu. XVIII: yüzyıla ait vesikalarda Kızıklar Pehlivanlular'ın başında bulunduğu Haremeyn uş-şerfeyn aşiretlerinden biri olarak zikredilmektedir. Bunlar Göçer-Kızıklar idi. Yine Kızıklar'dan bir kolunun XVII. Yüzyıl başlarında Orta-Anadolu'ya geldiği anlaşılmakta ise de, bunun akibeti hakkında şimdilik hiç bir bilgiye sahip değiliz.

    XVI. yüzyılda Kızıklar'ın bir kolu da Dimeşk (Şam) bölgesinde yaşamakta idi. Kanuni devrinde bu Kızık kolu 66 vergi evi olarak gösterilmiştir."

    Mahmatlı adı taşıyan köy ve yerleşim yerlerinde kimi zaman başka adlarla da karşılaşmaktayız. Buna örnek olarak "Kürt Mihmatlı" oymağını gösterebiliriz. Bu oymak ve diğer "Kürt" ön adı almış Mahmatlı oymaklarının tamamı da Kızık Boyuna bağlı kollardandır. Sonraki yıllarda, inançları ve yerleşik konumu kabullenmemeleri üzerine Osmanlı ile araları bozulmuş, kıyıma uğramışlar ve kendilerini kurtarmak için, Osmanlı ile sorunu olmayan "Türkmen Ekradı" Kürt kabilelere karışarak Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Bu nedenle de günümüzde kendilerini Kürt olarak tanımlamaktadırlar. Tarihi kayıtlardan bu duruma ilişkin sayısız örnekler verilebilir. Bunların en bilinenleri, Sünnileşmiş Karakeçili Türkmenleri ile Alevi Koçgiri Türkmenleridir. Her iki grup da Türk olduklarının bilincindedirler. Ancak Türkçe'nin yanı sıra Kürtçe de konuşmaktadırlar.

    Bu duruma ilişkin ve konumuz olan Mahmatlı adıyla da ilgili olduğu için aşağıdaki örneği de verebiliriz.

    "Kuşadası'ndaki Türkmen mahallesini kuranlar Bozulus Türkmenlerine mensup "Kürt Mihmatlu Oymağı"dır Artvin, Yusufeli'nde Tünges köyündeki Kürt isimli mahallede Türkmenler oturmaktadır."

    "Tapu tahrir defterlerine göre, Şam ve Sivas yörelerinde yaşayan 1120 hanelik "Kürt Mehmedlü Cemaati", Dulkadirli Türkmenleri'ne bağlı olması.Elbistan'daki Yassıpınar yaylakları ile Diyarbakır'da yaşayan "Kürt Mehmedlü Cemaati" ise Bozulus Türkmenlerine mensupturlar. Prof. Dr. Laszlo Rasonyı'nın "Tarihte Türklük" kitabında "Türk asıllı Kürt oymağı"derken, tarihi bir tesbitte bulunmuştur." Aksaray'ın Köylerinden "Kürt Mahmatlı" cemaatinin de Bozulus Türkmenlerine mensup olduklarına bakınca, Prof. Dr. Laszlo Rasonyı'nın ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bunu konumuz ilerledikçe daha iyi anlayacağız.Çünkü, tarihte Mahmatlı, Mehmetlü, Mihmatlı olarak geçem bütün cemaatlerin Oğuzhan'ın Oğlu Yıldız Hanın Oğullarından Kızık beyin soyundan geldikleri bilinmektedir.


    OSMANLI KAYITLARINDA MAHMATLI 16. yüzyılda Osmanlı tahrir Defterlerinde kayıtlı olan Kızık Boyuna bağlı Mihmadlu, Mahmudlu adlı köyler (cemaatler) aşağıdaki gibidir. Bu kayıtlarda Mihmadlu, Mahmudlu gibi adı geçenlerin tamamı günümüzde Mahmatlı, Mehmetli ve Mahmutlu adlarıyla anılan köyleri kurmuş olanlardır. 1-Mahmudlar (Kara Mahmudlar) cemaati. (Ada k.), Silfke n, İç-il livası, TD:387, s.275 2-Mahmudlar urbanı cemaati: Teke liv, TD:166, s. 577 3-Mahmudlar cemaati: Ulu-yörük taifesinden, Ankara liv, TD:438, s.405 4-Mahmudlar cemaati, Esb-keşan, Turgud kz, Konya liv, TD:387, s. 242, 244 5-Mahmudlar cemaati, Tire kz, Aydın liv, TD:166, s.375 6-Mahmudlar Yörükleri cemaati, Kengiri liv, TD:438, s.743 7-Mahmudlar Yörükleri cemaati, Saruhan liv, TD: 166, s. 338 8-Mahmudlu cemaati, Beğdili taifesi,, tabi-i Şefkat bey, halp liv, TD:493, s.870 9-Mihmad cemaati, Kütahya liv, TD:438, s.22 10-Mihmad cemaati, Teke liv, TD: 166, s.576 11-Mihmadlu cemaati, Ağcakoyunlu kabilesi, Boz-ok kz, Bozok liv, TD:998, s.592 12-Mihmadlu cemaati, Dinek kabilesi, Boz-ok kz, Bozok liv, TD:998, s. 635 13-Mihmad hacılu cemaati, Beğdili taifesi, tabi-i Şefkat bey, Halep liv, TD:493, s.865 14-Mihmadlu cemaati, tabi-i Kızık, Halep liv, TD:493, s.973 15-Mihmadlu cemaati, Eymir taifesi, Yörükan-i Mar'aş, Mar'aş liv, TD:998, s.457 16-Mihmadlu cemaati, Kara-öyük mz, Karamanlu-yi Dinek kabilesi, Keskün nah, Bozok liv, TD:998, s. 616

    2007 yılı itibarıyla, Türkiye'de Mahmatlı adı taşıyan köylerin bulundukları yerler ise şöyle sıralanmaktadır. (Bunlar ulaşabildiklerimizdir. Ulaşamadıklarımız ve adları değiştirilenler bu listeye eklenecektir.)

    İli İlçesi Köyü

    1-Ankara Gölbaşı Mahmatlı 2-Ankara Gölbaşı Mahmatlı Bahçe 3-Samsun Vezirköprü Mahmatlı 4-Çorum Sungurlu Mahmatlı 5-Gümüşhane Kelkit Mahmatlı 6-Yozgat Sorgun Mahmatlı 7-Kırıkkale Merkez Yukarı Mahmatlı 8-Kırıkkale Merkez Aşağı Mahmatlı 9-Niğde Çamardı Mahmatlı 10-Aksaray ? Kürd Mahmatlı (Mihmadlu) 11-Kastamonu Taşköprü Bayramoğlu Mahmatlı Düz Yerleşimi

    Türkiye ışındaki Mahmatlı köy adı taşıyan yerler: Yunanistan Selanik Drama Mahmatlı

    Ankara'nın hemen güneyinden Karagedik Köyü ile başlayıp, Konya'ya kadar devam aralıklarla devam eden Kürt yerleşim birimlerinin tamamına yakını, Avşar, Beğdili, Bozulus Türkmenleri ile yine bir Türkmen Ekradı boyu olan Rişvan aşiretlerinin karışmasından meydana gelmişlerdir. Cihanbeğli ve civarındaki Kürt yerleşimleri ise doğrudan doğruya Türkmenlerdir. Bu bölgedeki Rişvanlı aşiretinin alt kollarının adlarından örnekler verecek olursak bunlar, Halikanlı, Ömeranlı, Terkanlı, Sevikanlı ve Nasırlı Aşiretleri olarak anılabilir. Bu bölgelerde sadece zorunlu iskan politikası nedeniyle yerleştirilenler değil, Ermeni saldırıları nedeniyle Van ve Erzurum civarlarından göç ederek gelen kollar da vardır.

    Görüldüğü gibi Mahmatlı Köyünün tarihçesi kendi halinde kısa bir tarihçe değildir. Burada bizim anlatmaya çalıştığımız ise, gerçek durumun özetinin özeti dahi sayılmaz. Bu konu başlı başına bir araştırma konusu olup, tamamlanması halinde ciltler dolusu kitaplar ortaya çıkacaktır.

    Ankara, Gölbaşı Mahmatlı Köyü (Büyükşehir Belediyesi sınırları içine alındıktan sonra Mahmatlı Mahallesi) yaklaşık 500 yıllık bir tarihe sahiptir. İlk kurucuları yukarıda da anlattığımız gibi Kızık boyuna bağlı Mahmatlı oymağıdır. Mevcut bilgilere göre köyümüzdeki en eski yerleşik aile Karaca'lardır. Bizim tanıyabildiğimiz en yaşlı Karaca rahmetli Hacı Ahmet Karaca idi. Şu anda evlatları ve torunları köyümüzde yaşamaktadırlar. Oğlu Ekrem Karaca, kızı Şükriye Kılıç (Karaca) hayattadır. Bu ailenin köyümüzdeki yerleşik en eski aile olduğunu anlamak için, köyün konumuna ve Karaca ailesinin topraklarının dağılımına bakmak yeterli olacaktır. Bugün köyün tam ortasında kalmış geniş bir arazi parçası, köyün Güney batısında mezarlığa bitişik geniş bir arazi parçası ve Pancarlı bölgesindeki geniş sulak arazilerin tamamı bu aileye aittir. Köy mezarlığında bulunan en eski mezar taşları da yine bu aileye aittir. (Sahibi bilinmeyenler hariç.)

    Bu ailenin dışında köyümüzde yerleşen çok sayıda aile mevcuttur. Bunlarında önemli bir kısmı Gümüşhane ili Şiran ilçesinden, Erzurum ili Aşkale ilçesinden ve orta Anadolu'da çeşitli illerden gelmişlerdir. Bu konuda daha detaylı bilgi, www.mahmatlıkoyü.com. adresindeki "Köyümüzdeki Aileler" başlıklı yazımızda mevcuttur.1690 tarihinde Kasaba-i Bala'ya yerleştirilen Tabanlı Mukataa'sı olarak adlandırılan aşiret Mihmatlu Köyüne yerleştirilenler var.
    Kültür [değiştir]
    GELENEK VE GÖRENEKLERİ

    Orta Anadolu köylerinden çok farklı değildir. Düğünler, Bayramlar ve Cenazeler genellikle bir araya gelme nedenleridir. Tüm köy halkının sosyal içerikli işleri için kullanabileceği bir köy odası bulunmaktadır. Burada davetler, toplantılar ve yemekler tertiplenebilmektedir. Genellikle, camide okunan mevlitten sonra burada geçmişlerin hayrına yemek verilir. Bu yemekler genellikle evlerde hazırlanır ve köy odasına taşınarak servis yapılır. Burada hazır yer sofraları kullanılır. Köyün yaşlıları ve misafirler şark köşesi şeklinde düzenlenmiş salonda otururken, gençler hizmet eder.

    CENAZE TÖRENLERİ Cenazelerde tüm köylü bir araya gelir. Tam bir dayanışma sergilenir. Cenazenin toprağa teslim edilmesinden sonra, köylü topluca cenaze evine giderek taziyede bulunur. Bu sırada ölü yakınları taziyeye gelenlere yemek verir. Eskiden bu gelenek tamamen tersine işlerdi. yani, köylü cenaze çıkan eve bir hafta boyunca yemek taşır, köyden ve dışardan gelenleri köylü ağırlardı. Bugün bu gelenek tamamen tersine işlemektedir. Köyde cenaze olduğunda, düğün, nişan vs. gibi eğlenceli toplantılar varsa, bunlar durdurulur. Cenazenin defnedildiğinin ertesi günü düğün sahibi aile, cenaze evine giderek ölünün ruhu için Kur'an okutur. Ve ölünün ailesinden düğün veya nişan törenine devam etmek için izin ister. Ancak ondan sonra düğün veya nişan törenine devam eder.

    BAYRAMLAR Arafe günü, ikindi namazında bütün köy erkekleri camide toplanır. Mevlitler okunur, Kur'an okunur. Namazdan sonra topluca köy mezarlığına gidilir. Burada da Kur'an okunur ve mezar ziyaretleri yapılır. Eski yıllarda kadınlar mezarlık ziyaretine hiç gitmezken, şimdilerde, erkekler mezarların başına dağılınca kadınlarda mezarların başına gelirler. Bayramlarda ise bütün köy halkı (erkekler) Bayram namazında camide bir araya gelir. Kılınan Bayram namazından sonra cemaat hemen dağılmaz. Önce yaşlılar dışarı çıkar ve caminin önünde sıralanır. Her çıkan bu sıraya durarak yeni çıkanlarla bayramlaşır. Böylece bütün köy bayramlaşmış olur. Bundan sonra cemaat dağlır. Herkes evine gider ve eşiyle, çocuklarıyla, yakınlarıyla bayramlaşır. kahvaltıdan sonra ise komşularla ailece bayramlaşma faslı başlar. Bu arada, bayrmdn önce ölenlerin (ilk bayram ziyareti) evleri ziyaret edilerek Kur'an okunur, başsağlığı dilenir. Acıları paylaşılır. Bu usül Kurban Bayramında da aynı şekilde yürür. Bir tek farkla ki; bayramın birinci günü genellikle Kurban kesme işine ayrılır. Komşu ziyaretleri ikinci güne kalır. Kurban bayramında, yeni hısım olmuş ailelerden, erkek evi , boynuna altın bağlanmış süslü bir koçu, kurbanlık olarak başka hediyelerle birlikte kız evine götürür. Böylece iki aile arasında bir kaynaşma yaşanır.

    DÜĞÜNLER Düğünler yazın meydanlarda, genellikle düğün sahibinin evine en yakın meydanda yapılır. Davul ve zurna düğünlerin vazgeçilmez çalgılarıdır. Bu arada Bağlamasız da düğün yapılmaz. Bunların yanısıra son yıllarda, kaset ve CD ortamından müzik yayını yapılmaya da başlanmıştır. Ancak, bu durum Davul-Zyrna ve bağlamanın yerini tutmaz. Bunlar mutlaka canlı müzik olarak çalınır. Halaylar davul-zurna eşliğinde çekilir. Mahalli oyunlar Bağlama eşliğiğnde oynanır. Düğünün temeli kız istemeyle atılır. Kız istemeye erkek tarafı yaşlılarıyla gider. Her şey önceden ayarlanmış olmasına rağmen, bu gelenek tekrarlanır. Erkek evi adına oraya gelen en yaşlı kişi, "Allah'ın emri peygamberin kavliyle, kızınız.......'i, oğlumuz .......'a itiyoruz der. Söz kesilir. Şerbetler içilir. (Artık maalesef kola içiliyor) Yüzükler taklır. Böylece iki genç sözlenmiş olur. Eskisi gibi "Başlık" dayatmaları kalmamıştır. İki aile birlikte çocuklarının mutlu geleceği için tüm imkânlarını seferber etmektedirler. Bu söz kesme genellikle aile arasında yapıldığı için, bu işi bütün komşulara duyurup meşrulaştırmak adına bir de Nişan töreni yapılır. Nişana bütün komşular çağrılır. Bu çağırma eskiden "okuntu" göndererek yapılırdı. "Okuntu" ya bir havlu, ya bir metre kumaş olurdu. Doğal olarak yakın akrabaların okuntuları da biraz ağır olurdu. Elbiselik kumaş vs. gibi. Tabi bu okuntuya göre de hediye gelirdi. Nişan törenlerinde önceleri davul-zurna yerine sadece bağlama çalınırdı. Ancak son zamanlarda nişan törenleri de düğün törenleri gibi kapsamlı yapılmaktadır. Nişandan sonra, bütün eksiği tamamlanan yeni ailenin bir araya gelmesi için düğün töreni yapılır. Düğünlere bütün köy, hısım akraba herkes çağrılır. Nişanda takı takamayanlar düğün töreninde takılarını takarlar. Gelinin çıkmasından önceki akşam, karşılıklı kınalar gönderilir. Kına, üzeri güzel ve renkli bir kumaşla örtülmüş bir tepsi içine ve başka hediyeler eşliğinde gönderilir. Aynı anda erkek evinde ve kız evinde kınalar yakılır. Ertesi gün ise erkek evinden gelen kalabalık bir grup (Bunlara "Hakçılar" denir.) evinden çıkan gelinin ailesiyle helallaşmasından sonra gelini alarak giderler. Aynı günün akşamı, gelinle damatın bir araya geldikleri geceye de "Gerdek gecesi" denir. Düğünden yaklaşık bir hafta kadar sonra ise, gelin ve damat, kız evine "el öpmeye" giderler. Bu ziyaretin anlamı; "Biz artık bir aileyiz" mesajını komşulara vermektir.

    YEMEKLERKöyün en bilinen yemekleri, Tarhana çorbası, Bulgur pilavı, çeşitli turşular, kabak, domates, biber dolmaları, yaprak ve lahana sarmalarıdır. İçecek olarak genellikle ayran bulundurulur. tatlıarda ise yöresel en beğenilen tatlı "Höşmerim" tatlısıdır. Ayrıca, baklava açmak da gelenektir. Bayramlarda genellikle baklava açılır ve yaprak sarması yapılır.
    Coğrafya

    Ankara iline 50 km, Gölbaşı ilçesine 30 km uzaklıktadır. Köyün yerleşimi, çok geniş bir araziye sahip olması, topraklarının bereketli ve verimli olması bulunduğu coğrafyada önemini artırmıştır. Ayrıca, köyün arazileri içinde yer alan 12.000 dönümden fazla hazine arazisi mevcuttur. Bu araziler de köylülerin kullanımındadır. Son yıllarda susuzluk ve sürekli suni gübre kullanımı nedeniyle büyük verim düşüşleri yaşanmaktadır. Köyün konumu itibarıyla, atıklarını hiç bir ilave güç kullanmadan Kızılırmak yoluyla Karadeniz'e kadar gönderebiliyor olması nedeniyle, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde yar alacak ve 100.000 (yüz bin) nüfusu barındıracak Güney Kent projesine de ev sahipliği yapmaktadır. 2023 adlı Bu projenin 1/25.000'lik imar planları Büyükşehir Belediyesince onanmıştır. Bu konudaki detay bilgilere, Ankara Büyükşehir Belediyesi 1/25.000'lik Nazım İmar Planı içinden ulaşılabilir. Bu proje kapsamında köyü çevreleyen ve tarıma elverişli olmayan yaklaşı 4.000 dönümlük bir alan da "orman alanı" olarak ayrılmıştır. Köyün batısından Dingeç mevkiinden doğan ve sularını Tol çayı, Balaban deresi üzerinden Kızılırmak nehrine kadar ulaştırabilen Karaçay köyü batıdan ve kuzeyden kuşatarak köy topraklarını terkeder. Bu su kaynağı dışında, Kızılburun mevkiinde, Böğürçeşme mevkiinde, Dikilitaş mevkiinde, Köy içinde, Horhor dede mevkiinde, Hamam mevkiinde, Gömük Boğazı mevkiinde, Çarsoğlu mevkiinde, Dırmık mevkiinde , Tilki deliği mevkiinde akarsu kaynakları bulunmaktadır. Bu sulardan Hamam mevkiindeki su kaynağı, yaklaşık kırk yıldır Billur Kaynak Suyu adıyla Ankara'da pazarlanmaktadır. Köyün coğrafi yapısı içindeki en yüksek tepe, güneyindeki "Tekke tepesi"dir. Bu tepe adını, Demirli Dede adıyla bilinen Horasan ereninin burada tekke kurmuş olmasından almaktadır. tekkenin yıkıntıları tepede halen bellidir. Tekke tepesi dışındaki bir başka yükselti ise, Yeldeğirmeni tepesidir. Bu tepede ise bilindiği kadarıyla 200 yıl öncesine kadar yel değirmenleri kuruluymuş. Ancak bugün sadece değirmeninin kurulu olduğu alandaki yıkıntılardan başka bir şey yoktur.
    İklim
    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus [değiştir]
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 451
    1997 2096

    Köy nüfusu 1997 yılında yapılan sayımda 2096 kişi olarak tespit edilmiştir. Bu durum, köyden göç etmiş olan ailelerin tekrar köye dönmeye başlamalarının bir sonucudur. Çoğunluğu Ankara'da olmak üzere, değişik illere göç eden vatandaşlarımız, köyün geleceğinin belli olmasından sonra tekrar bir tersine göç süreci başlatmıştır. Ancak, köye belde olma hakkı tanınmayıp, kendinden ayrılarak yaklaşı 90-100 yıl önce kurulmuş olan Bezirhane Beldesi Belediyesine bağlandıkları için, sonraki yıllarda yapılan nüfus sayımlarına ilgi gösterilmemiştir. Kış aylarında nüfus 500'e kadar düşse de yazın köy nüfusu gerçek potansiyelini göstermekte ve 2.500'e kadar çıkmaktadır.
    Ekonomi [değiştir]

    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde genellikle kuru tarım yapılmaktadır. Çoğunlukla arpa ve buğday ekilmektedir. Bunun yanısıra her aile, ihtiyaçlarını karşılayacak kadar da olsa sebze ekmektedir. Son yıllarda artan akaryakıt fiyatları, tohum ve gübrenin pahalılığı, bütün yurdu etkileyen kuraklık gibi nedenlerle tarımsal faaliyetler büyük ölçüde sekteye uğramıştır. Köylü, yetiştirdiği ürünü satarak yaptığı masrafları karşılayamaz duruma geldiği için, tarlalarını ya kiraya vermektedir, ya da tamamen boş bırakarak, devletin verdiği "Doğrudan Gelir desteği" parasıyla yetinmektedir.

    Köyde mevcut bulunan çok sayıda kayısı ağacının, yaşlanma nedeniyle verimliliği azalmıştırr. Buna rağmen yıllık 20-25 ton civarında olan kayısı rekoltesi hiçbir ciddi girişime konu olmamakta, pazarlanamamakta ve çoğu ziyan olmaktadır. Bunun yanısra, emekli olduktan sonra köye geri dönen bazı vatandaşlar tarafından bağcılık canlandırılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu da şimdilik amatör bir çalışma boyutunu geçmemektedir. Bunların dışında, tersine göçün başlamasıyla, son yıllarda gözle görülür bir ağaçlandırma faaliyeti de başlamıştır.

    Köyde hayvancılıkta eskisi kadar canlı değildir. Eskiden köyde 10-15 sürü koyun olduğu halde, şu anda sürü sayısı 2-3 kadardır. Üstelik de bu sürüler eski sürüler kadar büyük değildir. Eski sürülerde ortalama 500-600 koyun bulunurken ( Koyun sayısı 2.000'e varan sürüler de vardı) şimdiki sürülerin koyun sayısı 200-250 civarındadır. Bu da köydeki hayvancılığın ne kadar gerilediğini çok açık biçimde göstermektedir. Koyunculuk eskiden süt ve süt ürünleri ve de bunların yanısıra kuzu için yapılırken, şimdilerde sadece kuzu için yapılmaktadır. Çünkü, köylü ürettiği sütü layıkıyla değerlendirememektedir. Karaman cinsi koyunların Merinosa dönüştürülmesiyle, yapağının halk arasındaki kullanımı da azalmıştır. merinos yünü sadece sanayi yünü olareak değerlendirilmektedir. Bu nedenle sadece kuzu satışı için ve kendi süt-yoğurt-peynir ihtiyaçları için koyunculuk yapılmaktadır.

    Aynı gerileme büyükbaş hayvancılıkta da yaşanmaktadır.
    Muhtarlık
    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.


    Altyapı bilgileri
    Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

    Köyünüz hakkında herşeyi bizimle paylaşabilirsiniz..
#06.01.2010 14:34 0 0 0
  • Kızılcaşar köyü tarihi - gölbaşı köyleri
    Kızılcaşar, Gölbaşı

    Kızılcaşar, Ankara ilinin Gölbaşı ilçesine bağlı bir mahalledir .

    Tarihi

    Tam olarak ne zaman kurulduğuna dair bir tarih bilinmemektedir. Gölbaşı'nın en eski köylerindendir.

    Kültür

    Halk Ankara geleneklerini uygulamaktadır. Saz eşliğinde Ankara oyun havaları oynanır. Köy Ankara'nın tarihi kadar eskidir ne zaman kurulduğu belli olmamakla beraber ilk oturan kişiler lakaplarına göre anılmaktadır.İlk oturan kişiler AKALİ sülalesi ER soyadı olarak bilinir.AKALİ sülalesi ER soyadını, Çubukçular ÖZÇELİK soyadını,İmamoğulları YILMAZ soyadını, Şabettinoğulları ÇELİK soyadını almıştır.

    Coğrafya

    Ankara iline 16 km, Gölbaşı ilçesine 10 km uzaklıktadır.

    İklim

    Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir

    Nüfus

    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım, hayvancılık ve emlakcılığa dayalıdır.

    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    > 2009 - Ferit YILMAZ
    > 2004 - Ferit YILMAZ
    > 1999 - Bahri Günyüzü
    > 1994 - Bahri Günyüzü
    > 1989 - Bahri Günyüzü
    > 1984 - Mühittin koç

    Altyapı bilgileri

    Köyde, ilköğretim okulu vardır ama halk ankara yaşadığı için okul kapalıdır köy sınırı için de birden fazla kolej ve ve bir üniversete vardır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır.Aqua parkı vardır. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik, doğalgaz ve sabit telefon vardır.

    Köyünüz hakkında herşeyi bizimle paylaşabilirsiniz..
#06.01.2010 14:32 0 0 0
  • Kırıklı köyü tarihi - gölbaşı köyleri
    Tarihi

    Kırıklı köyü 1944 yılın"da Orgeneral Fahri Özdilek'ten alınan çiftlik arazisi üzerine kurulmuştur.Köyün kurucuları aslen Ankara'nın Çubuk ilçesinden gelerek bu bölgeye yerleşmiştir.Köy önceleri Çankaya ilçesine bağlı iken daha sonra Gölbaşı ilçesi kurulmuş ve buraya bağlanmıştır.Ankara ya yaklaşık 50km uzaklıkta olup özel araç ile gidilebilmektedir.Yazları sıcak ve kurak kışları ise soğuk ve yağışlı geçmektedir.Anadolu Türkmen kültürünün bütün özelliklerini ve Orta Asya Türk geleneklerinin çoğunu görmek mümkündür.Köyümüzün kurucularını saygıyla anıyoruz,ruhları şad olsun! 1-Kazım ERSEVER 2-Rıza ŞİMŞEK 3-Sadık ŞİMŞEK 4-Haydar ŞİMŞEK 5-Hüseyin ŞİMŞEK 6-İsmail ŞİMŞEK 7-Seyit ŞİMŞEK 8-Kamil TOPÇU 9-Haydar ERTÜRK 10-Mehmet Ali KOÇ 11-Kazım AKSOYOĞLU 12-Abdi BAĞRIYANIK 13-Süleyman YILDIRIM 14-Hakkı ÖZDEMİR


    Nüfus
    Ekonomi

    Köyün ekonomisi tarım dayalıdır.
    Muhtarlık

    Yerleşim yerinin alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
    Altyapı bilgileri
    Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


    Köyünüz hakkında herşeyi bizimle paylaşabilirsiniz..
#06.01.2010 14:31 0 0 0
  • Konu: Beyin Felci
    beyin felci nedenleri - Serebral - Cp hastalığı - cp nöbetleri
    Serebral paralizi kelime anlamı olarak (serebral = beyin , paralizi =felç ) beyin felci demektir.
    CP (serebral Paralizi) , doğum öncesi, doğum sırası ve ya doğum sonrası beyindeki bir lezyon (hasar) sonucu ortaya çıkan nöromüsküler( kas - sinir) bir bozukluktur.
    Serebral paralizi ilk defa 1862 yılında İngiliz ortopedist W.J. Little tarafından tanımlanmıştır. Kullanılacak terimler üzerinde uzun süren tartışmalar sonucunda Serebral paralizi terimini ilk defa 1947 yılında Phelps kullanmıştır. Halen Little hastalığı , konjenital dipleji , konjenital (doğumsal ) spastik paralizi ve spastik terimleri halen kullanılmaktadır.
    Halk arasında bilinen en yaygın ismi " SPASTİK" tir.
    CP herhangi bir nedenle beynin motor ( hareket kontrol merkezi) merkezindeki hücrelerin ölümü ile karakterizedir. CP ilerleyici değildir. Ancak çocuk , merkezi sinir sistemindeki hasarla gelişmek zorunda olduğu için belirtiler yaşantısıyla birlikte değişiklik gösterir. Bu nedenle erken tanı , hastalık kalıcı şekil bozukluklarına neden olmadan tedaviye başlanması açısından büyük önem taşır.
    Bu çocukların % 80 ininde zeka normaldir. Ancak çocuklar normal zihinsel gelişimlerini fiziksel hareketlikleriyle tamamladıkları için CP li çocuklarda zihinsel gelişimlerini diğer çocuklara göre daha geç tamamlama yada zihinsel gelişim geriliği oluşma riski vardır. Bununla beraber CP li çocuklarda özellikle atetoid tipte üstün zekalılıkta gözlenmiştir.

    CEREBRAL PARALİZİNİN TİPLERİ
    Başlıca 5 tipe ayrılır:
    1-spastik tip
    2-hipotonik tip
    3-atetoid tip
    4-ataksik tip
    5-mixt (karışık) tip
    1-SPASTİK TİP
    Spastik , gergin ve ya sert kas anlamına gelir. Kas sertliği , hareketin yavaşlamasına ve harekette kontrol güçlüğüne neden olur. Beynin lezyona uğramış kısmından gelen yanlış emirler çocuğun hareketini zorlaştırarak vücudun tipik pozisyonlarda tutulmasına neden olur. Bu durum çeşitli hareket kayıplarına sebep olmaktadır. Zamanla deformiteler ( şekil bozuklukları) gelişebilir.
    Kas sertliği ( spastisite) çocuk sinirli olduğunda , aşırı çaba gösterdiğinde ve ya hızlı hareket ettiğinde daha da artar. Vücudun bir parçasından diğerine spastisitedeki yer değişikleri baş pozisyonundaki değişikliklerle birlikte meydana gelebilir.
    Spastik tip , CP'nin en yaygın tipidir. Spastik bir çocuk etkilenen vücut kısmına göre tanımlanır.

    a- Spastik tetraparazi: Tüm vücut etkilenir. Baş kontrolu zayıftır. Kollar içe dönmüş ve dirsekler bükülmüştür. Eller yumruk şeklindedir. Bacaklarda içe dönmüş ve birbirini çaprazlar tarzda durur. Ayağa kalktığında parmak ucunda duruş görülür.

    b- Spastik diparazi: Bacaklar kollardan daha fazla etkilenmiştir. Kollar hafifçe beceriksizdir. Bacaklar içe dönmüştür ve birbirini sıkıştırır tarzdadır. Ayağa kalktığında parmak ucunda duruş görülür.
    c- Spastik hemiparazi: Bir taraf kol , vücut ve bacak etkilenmiştir. Kol içe dönmüş ve dirsek bükülmüştür. El yumruk şeklindedir. Bacak içe dönmüş ve dizden bükülmüştür. Ayağa kalktığında parmak ucunda duruş görülür.

    2-HİPOTONİK TİP
    Hipotonik kas zayıf ve gerginliği az kas anlamına gelir. Kasta normal gevşekliğin ötesinde bir gevşeklik vardır. Eklemlerinde de gevşeklik görülür. Bu nedenle çıkık oluşma riski yüksektir. CP'nin ender görülen bir tipidir.

    3-ATETOİD TİP
    Atetoz kontrolsüz hareketler anlamına gelir. Bunlar çocuğun bacak , kol , el ve ya yüzündeki sarsıntılı yada yavaş yılanvari hareketlerdir. Bu hareketler çocuk heyecanlandığında kızgın ve ya daha az sakin olduğu durumlarda daha şiddetlenir. Bu istemsiz hareketler sertlikten gevşek duruma doğru kas değişiklikleri olarak görülür ve kaybolur. Deformiteler gelişime daha az ilişkilidir. Sürekli kas değişiklikleri çocuğu sabit pozisyonda tutmak için zorluk oluşturur. Bu nedenle dengesi zayıflar. Yüzde etkilenme varsa açık ve yeteri, kadar anlaşılabilir konuşma olmaz. Atetoid çocuklar gevşek ve hipotoniktir. 2- 3 yaşlarında yavaş yavaş kontrolsuz hareketler ortaya çıkar.

    4-ATAKSiK TiP
    Sarsıntılı, değişen, titrek hareketler anlamına gelir. Bu sarsıntılı hareketler yalnızca çocuk elleri ile bir şey yaptığında , yürüdüğünde veya dengeyi sağlamaya çalıştığında görülür. Dengesi zayıftır ve bu tipin teşhisi genellikle çocuk yürümeye başladığı zaman konur.

    5-MiXT ( KARIŞIK ) TiP
    Çoğu çocuk CP 'nin tek bir tipinden daha fazla özellik gösterir. Örneğin bazı çocuklar atetoid hareketlerle birlikte seyreden spastik serebral paralizi ye sahiptir.
    CP İLE BİRLİKTE GÖRÜLEN RAHATSIZLIKLAR
    MENTAL BOZUKLUKLAR: İki şekilde olur:
    1. mental bölgelerin direkt etkilenmesi olmadan :
    Çocuklar normal zihinsel gelişimlerini fiziksel hareketlikleriyle tamamlarlar . CP li çocuklarda fiziksel hareketlilik daha az olduğu için normal zihinsel gelişimlerini diğer çocuklara göre daha geç tamamlama yada zihinsel gelişim geriliği oluşma riski vardır.
    2. mental merkezlerin direkt etkilenmesi ile:
    Bu çocuklarda motor merkezler etkilenirken ayrıca beyinde mental yani zihinsel aktiviteleri yöneten merkezde de lezyon ( hasar) oluşmuştur. Bu nedenle yaşıtlarını geriden takip etme ya da zihinsel gelişim geriliği oluşur.

    GÖRME BOZUKLUKLARI: İki şekilde olur:
    1. görme merkezinin etkilenmesi sonucu görme kaybının olmasıdır.
    2. görme merkezi etkilenmemiştir ancak göz kaslarında ki zayıflık ya da spastisite artışı ile gözlerde kayma ve şaşılık olur.

    İŞİTME BOZUKLUKLARI: İşitme merkezinin etkilenmesi ile işitme kaybı olur.

    KONUŞMA BOZUKLUKLARI: Dört şekilde olur:
    1. Konuşma merkezinin direkt olarak etkilenmesi ile konuşma problemleri olur
    2. Konuşmanın gerçekleşmesi için gerekli zihinsel yeterliliğin herhangi bir neden ile olmayışı nedeni ile konuşma problemleri olabilir.
    3. Konuşmayı sağlayan dil, dudak vb. kasların zafiyeti , bu kaslarda spastisite artışı ya da istemsiz hareketlerin olması nedeni ile konuşma problemleri olabilir.
    4. İşitme azlığı ya da yokluğu nedeni ile oluşan konuşma problemleri dir.

    NÖBETLER (epilepsi):
    Çocukların hepsinde görülmemekle birlikte , her yaşta nöbet başlayabilir. Bu nöbetlerin kontrol edilebilmesi oldukça önemlidir çünkü kontrol edilemeyen nöbetler beyine daha çok zarar verebilir ve öğrenme güçlüğü yapabilir.
    Bu nöbetler ilaçla kontrol altına alınabilir. Bu nedenle nöbetleri olan bir çocuğu mutlaka bir çocuk nöroloğunun görmesi gereklidir. Kullanılan ilaçlarla ilgili bilinmesi gereken en önemli konulardan birisi bu ilaçların kesinlikle çok düzenli kullanılması gerektiği ve her hangi bir başka ilaçta kullanılacakken doktoruna danışılması gerektiğidir. Aksi taktirde fayda yerine zarar verebiliriz.
    Nöbetleri hafif ve şiddetli olmak üzere 2 ye ayırabiliriz.
    - Hafif nöbetler: Çocuk gözünü kırpmadan her hangi bir noktaya bakar ve onun dikkatini çekemeye biliriz. Dudakların ve ya ellerin tekrarlı hareketleri gibi hareketler de olabilir.
    - Şiddetli nöbetler: Çocuk oturuyorsa ya da ayakta duruyorsa düşebilir. Bilinç kaybı, kol ve bacaklarda kuvvetli, kontrol edilemeyen , sarsıntılı hareketler olabilir. Ağızdan salya gelebilir ve gözler yukarı doğru çevrilebilir.
    DAVRANIŞ PROBLEMLERİ: CP çocuğun kişilik gelişimini ve davranışlarını etkileyebilir çünkü hareket ve iletişim güçlüğüne sahiptir. Bir hata yaptığında daha kolay hayal kırıklığına uğrayabilir ve ya kızabilir. Hemen vazgeçebilir ve ya denemez. Daima sabırlı ve cesaretlendirici olmak gerekir. Zaman zaman da ailelerin yanlış tutumları nedeni ile aşırı inatçı ve bağımlılık düzeyinde aile fertlerinden birine bağlı olabilir. Uygun davranış şekilleri ile ve sabırlı olarak bu problemlerin üstesinden gelinebilir.
#06.01.2010 13:58 0 0 0
  • çocuk felci sebepleri - çocuk felci nedenleri - çocuk felci nasıl olur - poliomyelit
    Çocuk felci, poliomyelit (poliomyelitis) veya polio isimleri ile bilinen hastalık; poliovirus adı verilen bir virüs tarafından meydana getirilir ve sinirler ve kaslar da dahil olmak üzere tüm vücudu etkileyebilir. Şiddetli hastalık durumunda sürekli felç veya ölüm meydana gelebilir. Polio bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık etkeni virüsün bulaşması hastalıklı kişiye doğrudan temasla, hastanın ağız ve burnundan çıkan sıvılarla veya hastalıklı kişinin virüs içeren dışkısı ile temasla olabilir. Virüs ağız veya burun yolu ile sağlam kişinin vücuduna girer, boğazda veya sindirim sisteminde yerleşerek çoğalır ve kan ve lenf (damarları) aracılığı ile vücuda yayılır. Hastalığın kuluçka süresi ortalama 7-14 gündür (5-35 gün arası).

    Riskli Durumlar

    - polio aşısının yapılmaması

    - polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak

    - hamilelik

    - çok yaşlı veya bebek olmak

    - ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)

    - virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemimizi bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)

    Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren gözlenir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sık gözlenir. Kızlarda daha sık gibi görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde gözlenir. 1840 ile 1950 li yıllar arasında poliomyelit dünya çapında salgınlara neden olmakta idi.

    Korunma

    Polio aşısı, yapıldığı insanların hemen hepsini hastalıktan korumaktadır. Koruma oranı %90 ın üzerindedir.

    Ülkemizde bebeklerde 2, 3, 4 üncü aylarla 16-24 ay arasında ve ilkokul 1.inci sınıfta (yani toplam 5 defa) oral polio aşısı yapımaktadır (Aşı Takvimine bakınız).

    Belirtiler

    Polio mikrobu alındıktan sonra gelişebilecek hastalıklar 3 temel grupta incelenebilir: polio belirtileri oluşmayan hastalık, felce neden olmayan hastalık ve felç gelişen hastalık. Hastaların %95 inde polio belirtileri gelişmeyen hastalık meydana gelir ve fark edilmeden atlatılır. Diğer iki grupta merkezi sinir sistemini etkilenir. Polio belirtileri gelişmeyen hastalık atlatıldıktan sonra diğer grup hastalıklar ortaya çıkabilir.

    (1) Polio belirtileri oluşmayan hastalık:

    - aşağıdaki belirti olmayabilir veya belirtiler 72 saat ve altında ortadan kaybolur.

    - hafif ateş

    - başağrısı

    - genel bir rahatsızlık hissi

    - boğazda yanma

    - boğazda kızarıklık

    - kusma

    (2) Felce Neden Olmayan Polio

    - aşağıdaki şikayetler 1-2 hafta sürebilir

    - orta dereceli ateş

    - başağrısı

    - boyun sertliği (ense sertliği)

    - kusma

    - ishal

    - aşırı yorgunluk, halsizlik

    - huzursuzluk

    - sırt, kol, bacak, boyun ve karında ağrı ve sertleşme

    - herhangi bir bölgede kas spzmları ve hassasiyet

    - ense ağrısı (boyun ağrısı)

    - ciltte kızarıklıklar

    (3) Felç Gelişen Polio

    - diğer belirtilerden 5-7 gün önce ateş görülür

    - başağrısı

    - sırt ve ense sertliği

    - kas zayıflığı (simetrik değildir) gelişir ve felce doğru ilerler

    - felç, omuriliğin tutulduğu yere göre değişiklik gösterir.

    - bazı bölgelerde dokunma hissinde değişiklik

    - dokunmakla bazı yerler ağrır/acır

    - idrar yapma zorluğu

    - kabızlık

    - karında şişlik hissi

    - yutma zorluğu

    - kas ağrıları

    - özellikle sırt ve boyunda kas spzmları ve kasılmaları

    - ağızdan salya (sıvı) gelmesi

    - solunum güçlüğü

    - duygusal kontrol güçleşir

    - Babinski refleksi pozitif hale geçer

    Testler

    Muayene ile beyin zarlarının etkilendiğine dair bulgular saptanabilir.

    Boğaz çalkantı sularında, dışkıda ve beyin omurilik sıvısında (BOS) yapılacak analizlerle virüsün varlığı saptanabilir. BOS analizi normal olabilir veya basıncında, protein ve beyaz küre miktarında hafif artış saptanabilir.

    Tedavi

    Enfeksiyon geçirilirken, tedavinin amacı şikayetleri kontrol altında tutabilmektir.

    Şiddetli hastalarda özel uygulamalar gerekebilir (solunum desteği gibi).

    Şikayetlere ve şikayetlerin şiddetine göre tedavi yöntemi değişir, ancak amaç şikayetleirn giderilmesidir.

    Aktivite sadece kas zayıflığı döneminde ve geçici olarak kısıtlanır. Kas ağrıları için ısı uygulanabilir. Kasların güçlendirilmesi amacı ile destek uygulamaları ve tedaviler denenebilir.

    Sonuç

    Beyin ve omuriliğin tutulmadığı durumlarda hastalıın tamamen düzelme olasılığı %90 ın üzerindedir.

    Beyin veya omuriliğin tutulması acil bir durumdur ve felç veya ölümle sonuçlanabilir. Ölümler genelde solunum güçlüğünden meydana gelir.

    Felç, ölümden daha sık olarak gözlenir.

    Polio sonucunda; akciğer ödemi, şok, felç, aspirasyon pnömonisi (yutmaya bağlı gelişen zatüre ?) hipertansiyon, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları, paralitik ileus (barsak hareketlerinin ortadan kalkması), kalp kası iltihabı (myokardit) gelişebilir.
#06.01.2010 13:55 0 0 0
  • bedensel engelli yardım kuruluşu - görme engelliler yardım kuruluşu - engelliler yardım kuruluşları

    * ARHAVİ BEDENSEL ENGELLİLER DAYANIŞMA DERNEĞİ
    * Türkiye Sakatlar Derneği
    * Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı (TODEV) -
    * Engelsiz Erişim Grubu
    * Zihinsel ve Bedensel Engelli Çocuklar (ZİBEÇ)
    * Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu
    * Engelsiz Festivalleri
    * Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Beykoz Şubesi
    * Balıkesir Zihinsel Engelli Çocukları Koruma Derneği
#06.01.2010 13:51 0 0 0
  • engelliler için yüzme havuzu - engelli yüzme havuzu temeli atıldı - kahramanmaraş engelli yüzme havuzu
    Kahramanmaraş Belediyesi engelli yüzme milli takımı ve engelli vatandaşlar için yarı olimpik yüzme havuzunun temeli atıldı.
    Spora ve sporcuya her alanda destek veren Kahramanmaraş Belediyesi başarılarıyla Türkiye ve Kahramanmaraş'a birçok madalya kazandıran Türkiye Engelliler Yüzme Milli Takımı sporcuları ve engelli vatandaşlarında faydalanabileceği Yarı Olimpik Yüzme Havuzu Tesisi'nin temeli atılarak inşaatına başlandı.
    Belediye Spor Kompleksi içerisinde temeli atılan engelliler yüzme havuzu projesi Kahramanmaraş Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünce hazırlandı. Engelliler Yüzme Havuzu Tesisinin 2010 yılı yaz sezonu başında hizmete girmesi amaçlanıyor.
    Temel atma töreninde konuşan Belediye Başkanı Mustafa Poyraz, geçmiş zaman dilimi içerisinde birçok temel attık, sonra açılışlar yaptık. Bugün bizim için bu temelin farklı bir anlamı olduğunu söyledi.
    Poyraz, "Şehrimizde bir ilk olarak ben engelli tabirini hiç sevmiyorum ama o tip kardeşlerimiz için eldeki kıt imkanlarla gerek ülkemize, gerek şehrimize dünya şampiyonlukları kazandırmış yavrularımız için Yarı Olimpik Yüzme Havuzu tesisinin temelini atacağız. Çok uzun süreden beri yapılan bir çalışma. Türkiye'nin her tarafı gezildi. İstenildi ki bir tesis yapılacak yapılan bu yarı olimpik yüzme tesisi dört dörtlük olsun. Eksik olmasın. Hamd olsun bugün geldiğimiz noktada da hakikaten şehrimize yakışır bu yavrularımızın şampiyonluklara hazırlanmasında içerisinde her türlü imkanları olan bir tesisi Allahtan bir mani olmazsa inşallah 2010 yılı içerisinde çok uzatmadan tesisimizin açılışını yapacağız. Diğer tesislerde olduğu gibi. Geçen yıl böyle bir yüzme havuzumuzu Batıpark Spor Salonunda yaptık. Şuan yine 12 Şubat Stadyumunda Kapalıspor Salonumuz inşaatımız devam ediyor. Belediyespor tesislerimizde yine 1000 kişilik bir olimpik yüzme havuzumuzun inşaatı devam ediyor. Bu tip tesisler gerek şehrimizin tanıtımında, gerekse yavrumuzun daha iyi şartlar içerisinde olimpiyatlara hazırlanmasında bir süreç olacak. İnşallah yüz akıyla bugüne kadar yapmış olduğumuz tesisleri nasıl hizmete açmışsak, bu tesisimizi de önümüzdeki yılın Mayıs-Haziran yada en geç Temmuz ayında sizlerle beraber bu yavrularımızı yüzdürerekten onunda mutluluğunu tadarak şehrimizin hizmetine sunacağız" dedi.
    Konuşmaların ardından spor salonunun temeli atılırken, törene Kahramanmaraş Vali Yardımcısı Servet Güngör, İl Emniyet Müdürü Cuma Ali Aydın, Askerlik Şubesi Başkanı Emin Erdem, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ali İhsan Kabakçı, Bedensel Engelliler Milli Takımı Antrenörü Osman Çullu, daire müdürleri, Belediye Meclis Üyeleri, Ticaret Borsası Başkanı Mahmut Arıkan, Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Necati Okay, Mahalle muhtarları Engelli Dernek Başkanları, Engelli sporcular ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    ENGELLİ YÜZME HAVUZU İÇERİSİNDE ŞUNLAR YER ALACAK

    Belediyespor Tesisleri içerisine temeli atılan Engelli Yüzme Havuzu içerisinde
    Yarı Olimpik Yüzme Havuzu,
    Eğitim, çırpınma havuzu,
    anne-bebe havuzu,
    engelliler için rehabilitasyon salonu,
    sağlık odası ve çok amaçlı eğitim salonu yer alacak.
#06.01.2010 13:48 0 0 0
  • trakya halk oyunu - trakya oyunu - süryani oyunları
    noimage

    Süryanilerde halk oyunları;

    Süryani kültürüne ait en az bilinen öğelerden birisi de halk oyunlarıdır. Oysa Süryaniler bu konuda oldukça zengin bir kültüre ve mirasa sahiptirler. Süryaniler bu kadar zenginliğe rağmen, günümüze kadar çeşitli faktörlerin etkisiyle bu alana yeterince ilgi göstermemişlerdir. Bunun sonucunda, tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi, bu zengin folklorik miras da kaybolmaya yüz tutmuştur. Süryaniler son yıllarda, unuttukları bu alana ilgi göstermeye başlamış ve yeni nesiller arasında unutulmaya yüz tutan çeşitli Süryani halk oyunlarını gün ışığına çıkartmışlardır. Dileğimiz bu zengin mirası ortaya çıkartabilecek ve yaşatabilecek Süryani bireylerinin daha da artmasıdır. Ayrıca bilimsel anlamda foklorik araştırmalar yapan insanların bu konuda ciddi anlamda araştırmalar yapması gerekiyor. Elimden geldiğince Süryani halk oyunları hakkında toplayabildiğim bazı bilgileri bu sütunda sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Süryaniler tarafından en çok bilinen ve oynanan oyunlar; Bagiye, Şemmo, Şehhane ve Hassade'dir. Aslında sayıları yüzden daha fazla Süryani halk oyunu bulunmaktadır ama gerek yaşadıkları büyük kültür erozyonu ve asimilasyon, gerek bölgede sayılarının giderek azalması gibi etkenler bu halk oyunlarının unutulmasına yol açmıştır. Süryaniler bugün için halk oyunlarını sadece düğünlerde yaşatabilmektedir.. Düğünü yapanın ekonomik gücüne bağlı olarak oynanan oyunlar, bölgedeki diğer halkların oynadığı oyunlarla bazı karakteristik benzerlikler göstermektedir. Örneğin Hakkari oyunlarının sola giderek oynanmasını Süryani Halk oyunlarında da görmekteyiz.

    Bütün bunlara karşın Süryani halk oyunlarının kendine özgü yönleri de vardır. Halay tarzında oynanan oyunların müzikleri 2 veya 4 zamanlı olup oyunları ise 12, 14 veya 16 hareketten oluşmaktadır. Hareket sayısı fazla görünmesine karşın bu tür oyunların öğrenilmesi oldukça kolaydır. Oyunların oynandığı türkülerde oldukça mutlu ve neşeli sözler içeren bir atmosfer hakimdir. Günümüzde Van bölgesinin oyunları içerisine sayılan Şehhane oyunu aslında Süryanilerin o yöreye kazandırdığı bir oyundur. Tarihte Doğu Süryanilerinin merkezinin Van ve yöresi olması bu düşünceyi daha da güçlendirmektedir. Yabancı araştırmacıların katkıları ile Şehhane oyunu dünya kamuoyuna tanıtılmış ve festivallerde çeşitli gruplar tarafından oynanmıştır. Umarım buna benzer bir çok Süryani halk oyunu gün ışığına çıkartılır ve insanlar bu zengin kültür hazinesinden haber olur.


    alıntıdır.
#06.01.2010 13:37 0 0 0
  • Halk Oyunları Konservatuarları - Halk Oyunları Bölümleri
    BÖLÜMÜN AMACI:

    Teorik ve uygulamalı meslek eğitimi yaparak geleneksel ve çağdaş dans kültürünü sindirmiş yetenekli, yaratıcı, araştırıcı, yorumcu, yapımcı, öğretici sanatçı ve uzman yetiştirmek;

    Bilimsel inceleme, araştırma ve çalışmalar yaparak kültür varlığımızın önemli bir parçası olan halk oyunlarımızı işlemek, geliştirmek, yüceltmek, yaymak ve özünü çağdaş anlayışa göre değerlendirmek ve böylece millî öze dayalı çağdaş anlayışlara göre donatılmış Türk Halk Oyunları'nın oluşmasını ve gelişmesini sağlamaktır.

    Bu amacın gerçekleşebilmesi için yapılmaya çalışılanları şüöyle sıralayabiliriz:

    1. Binlerce yılın süzgecinden geçmiş yüksek sanat değeri taşıyan Türk Halk Oyunları'nı sağlıklı bir biçimde tespit etmek.

    2. Bu kültür varlıklarını derlemek ve tasnif etmek,

    3. Bilinen ve derlenen Türk Halk Oyunları üzerinde ileriye dönük çalışmalar yapmak,

    4. Türk Halk Oyunları'nı tarihsel yapısı üzerine ileriye dönük çalışmalar yapmak,

    5. Bu alanda çalışmalar yapan ve hizmet veren kurum, kuruluş ve kişileri metodolojiye uygun olarak araştırmak ve değerlendirmek,

    6. Türk Halk Oyunları'nın daha kolay anlaşılmasını, öğrenilmesini, eğitimini ve yayılmasını sağlamak için temel teknik ve metodları
    geliştirmek,

    7. Halk Oyunları'nın ayrılmaz bir parçası olan müzik, çalgı, ritm, kostüm, aksesuar, adet, inanç vb. halk kültürü ürünlerini incelemek
    ve bu bilgi ve becerilerle donanımlı kişiler yetiştirmek.

    8. Bu alanda eğitici, öğretici, geliştirici ve tanıtıcı millî ve milletlerarası uygulamalar yapmak,

    9. Geleneksel dans kültürü ile evrensel dans kültürünü özümlemek ve bu yolla çağdaş yaratılara yönelmek,

    10. Konu ile ilgili arşiv ve kitaplık oluşturmak, dökümantasyon merkezi kurarak bu konu ile ilgili çalışan kurum ve kişilerin kullanımına
    açmak,

    11. Konu ile ilgili yayınlar yapmak ve sürekli yayın sistemi oluşturmak,

    12. Bu alanla ilgili eğitim ve organizasyon yapan yabancı kuruluşlarla ilişkileri geliştirmek.

    * İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü
    * Izmir Ege Üniversitesi Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü
    * Gaziantep Üniversitesi Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü
    * Sakarya Üniversitesi Konservatuarı Türk Halk Oyunları Bölümü
    * Ankara Üniversitesi Halk Bilimi Bölümü
    * Hacettepe Üniversitesi Halk Bilimi Bölümü
#06.01.2010 13:28 0 0 0