Serdarlı ilmihal: Camiye ayakkabıyla girelim
Yazar Serdar Turgut, dini daha şık, camileri herkes tarafından daha kolay kullanılabilir kılmak için, "ayakkabıyla camiye girebilmek gibi" ilginç önerilerde bulundu...
28 Eylül 2006 08:36
[/url][/imgOLD]
Serdar Turgut
[EMAIL]main-board.com[/EMAIL]
Din de şık olmalı (Yani İslam Şık Değil diyor pislik)
Dinin kurallarını titiz uygulamayı kendini itici kılmak gibi yorumlayan birçok insan var etrafta. Bu tür insanlar kılık kıyafetleriyle, basit temizlik kurallarına riayet etmeyerek dini inanış ile birlikte gelmesi gereken coşkuyu (joy) inanışın içinden çekip alıyorlar
Dindar olmanın neden yaşam estetiğini tamamen bir kenara bırakmak anlamına gelmesi gerektiğini hiçbir zaman anlayamamışımdır. Ben tabii ki bu işlerin uzmanı değilim ama dinler tarihlerini ve kutsal kitapları okumuşluğum var. Ve bu kitaplardan hiçbirinde dindar kişilere yaşam estetiğini bozucu davranmaları çağrısı yapılmıyor, bunu biliyorum. Hatta tamamen aksi yönde çağrılar var.
Bu böyle olduğu halde dinin kurallarını titiz uygulamayı kendini itici kılmak gibi yorumlayan birçok insan var etrafta. Bu tür insanlar kılık kıyafetleriyle, basit temizlik kurallarına riayet etmeyerek dini inanış ile birlikte gelmesi gereken coşkuyu (joy) inanışın içinden çekip alıyorlar. Örneğin camilere giriş kuralları ve ibadet kurallarının biraz daha yumuşatılması durumunda ben bugün camiye gitmeyen insanların gündelik yaşamlarının doğal bir parçası olarak camilerde iç rahatlama ve coşkuyu yaşama (joy of religious feeling) deneyini tadabileceklerini düşünüyorum. (Ulan pislik çok hevesliyseniz kendiniz kendinize özgü bir mabet inşaa edersiniz etmenize de gerek yok kiliselere gidin isterseniz.Ayakkabı ile mi girersiniz ,donsuz mu girersiniz o sizin gibilerin bileceği iş.Ama müslümanların yakasından düşün , bulaşmayın)
Demek istediğimi daha da somutlaştırmak için camilerde ayakkabı çıkararak girmek zorunluluğunu ortadan kaldıracak bir iç düzenlemeye gidildiği takdirde güzel ve hoş kokması gereken bu mekanlar ayak kokusundan arındırılacak ve hayat estetiğinin darbe yemesi de engellenecektir. (Çüşşş ki ne çüşşşş) Ben yurtdışında gittiğim şehirlerde insanların rutin yaşamları içinde işleri arasında kiliselere gidip birkaç dakikalığına olsa da rahatladıklarını ve huzur bulduklarını görürüm ve onları kıskanırım. Camilerde de insanlara huzurlu ve hoş ortamda bu rahatlama imkanının tanınması gerektiğini düşünüyorum. (Yani namaz kılmak yok öyle mi?)
Yaşamın estetiğine fena darbe vuran bir başka olay da ramazan aylarında oruç tutanlarda olan doğal ağız kokusudur. Aç duran insanın ağzı kokar. Bu doğaldır da bu kokuya karşı bir tedbir alınmaması doğal değildir. (Eh bir de oruç ve ramazana saldır azgın herif. Senin çevrende zaten oruç tutan yoktur.Kimsenin de kokusunu çekmezsin. Çıkarsana sen şu ağzındaki baklayı yani Azgın islam düşmanlığını Serdar efendi)Bildiğim kadarıyla Müslümanların temiz ve çevrelerine örnek olması gerekiyor ancak bu aylarda her oruç tutanın ağzı feci kokarken bunu becermeleri de mümkün değil. Ben ramazan ayında bana kimsenin yüzüme bakarak konuşmasını istemiyorum, buna tahammül edemiyorum. Oruç tutmayan ben, insanların önünde yemek yememeye özen gösterirken, oruç tutanlar neden benim ağız kokusu çekmeme hakkıma saygı göstermezler bilmiyorum.
Bu işe din alimleri bir el atsınlar ve kuralları çiğnemeden ramazan ayında ağız kokusunu engelleme yöntemlerini insanlara bir an önce anlatsınlar.
Hayat zaten zor, mücadeleler ile ve zor, biz insanlar birçok zorluk altında kendimize düzgün ve güzel bir yaşam kurmak için mücadele ediyoruz durmadan. İnançlı olmak bu mücadeleyi kolaylaştıran bir şey olmalı. Ancak inançlı olanlar bunu kendileri için yaparken, yaşam estetiğini bozabilecek ve genel mutsuzluk yaratabilecek hareketlerden kaçınmalılar değil mi? Yanlışsam söyleyin. (Yanlış ne demek beyfendi salyasını islama ve müslümana akıtan münafıksın)
Hayatı paylaşacaksak diğer insanlardan en azından kendimizin yaptığı kadar basit şeyleri yapıp kendilerine çeki düzen vermeyi öğrenmelerini talep etmeliyiz. Bu çok zor bir şey değildir aksine modern yaşamın da bir gereğidir. Bütün bu olsayı bir din şıklığı (religious chic) genel tartışma başlığı altında toplayabiliriz.
Serdar Turgut / (Akşam)
Not: Serdar efendi fena halde namazdan, oruçtan ,camiden, müslümandan, islamdan gocunmuş... Beyfendi utanmasa "Serdari Mızraklı İlmihali" yazacak.. Sezar hönkürdü, Rektörler hönkürüyor, Paşalar hönkürüyor islama saldıran saldırana , müslümana saldıran saldırana Papaya da sırtlarını dayadılar ya hep beraber koro halinde hönkürüyorlar... 28 Şubat filmi başladı beyler.... Düğmeye bastılar...Ama Allahında hesabı var bu sefer her şeylerini kaybedecekler...Tam bir bozgun yaşayacaklar...
Birincisi, amelin yapıldığı mekandır. Harem-i Şerif gibi. Mekanın kutsallığından dolayı ameller kat kat artabilir. Nitekim Mescid-i Harem'de ve Mescid-i Nebevi'de kılınan namazların sevabı daha fazladır. Bu konuyu Resul-i Ekrem [sav] şu sözüyle onaylamıştır:
"Benim bu mescidimde kılınan bir rekat namaz, Mescid-i Harem hariç, diğer mescitlerde kılınan bin rekat namazdan daha hayırlıdır." Bu hadis: "Daha faziletlidir!" şeklinde de rivayet edilmiştir. Mescid-i Harem'de yapılan ibadetlerin fazileti ile ilgili olarak İbn-u Abbas'ın [r.a] rivayet ettiği bir hadis şöyledir:
"Kim Ramazan ayında Mekke'de olur, orucunu tutar, kendisine kolay gelecek şekilde geceleri de ibadet yaparsa, Yüce Allah, Mekke dışında geçirilen Ramazan ayı hariç, diğer Ramazanların yüzbin katı sevap yazar." (İbnu Mace, Menasik,No:3117.)
İkincisi, amelin yapıldığı zamandır. Ramazan ayı ve Zilhicce ayının ilk on günü gibi. Enes (r.a) anlatıyor: "Resul-i Ekrem'e (sav), en faziletli sadakanın hangisi olduğu soruldu. O (sav) da:
"Ramazan ayında verilen sadakadır." cevabını verdi. (Tirmizi,zekat,No:663;beyhaki,Şu'bu el-İman,3/377.) Konuyla ilgili Resul-i Ekrem'in (sav) şöyle söylediği rivayet edilmektedir:
"Ramazan ayında yapılan bir umre, hacca denktir." Bu hadis şu şekilde de söylenmiştir: "Benimle yapılan hacca denktir." ( Buhari, Hac,3/603-605, 4/72,Haccu el-Nisa,No:1863; Müslim,Hac,No:1256.) (Ravi hangisini söylediği hususunda şüpheye düşmüş, bu nedenle iki şekilde de söylemiştir.)
Nah'i (rah) demiştir ki: " Ramazan ayında, bir gün oruç tutmak bin günden, Allah'ı bir kez tesbih etmek bin tesbihten, bir kere rüku yapmak da bin rükudan daha hayırlıdır. "
Oruçlu iken yapılan ibadet, oruçlu değilken yapılan ibadetten daha faziletlidir. Ramazan ayında oruç tutmak da diğer oruçlardan daha faziletlidir. Çünkü bu orucu Yüce Allah, kulları üzerine farz kılmış ve İslam'ın beş temelinden biri yapmıştır.
Amelin değerini, faziletini, sevabını etkileyen faktörlerden biri de, ameli işleyen kişinin, Allah katındaki değeri ve takvasıdır.
Yazının Tüm Telif Hakları Semerkand Basın Yayıncılığa Aittir. Kaynak göstermeksizin Alıntı Yapılamaz. Semerkand yay.
KARDEŞ BÖYLE GÖRÜNTÜLERİ SIK SIK İZLİYORUM. AMERİKADAN NEFRET EDİYORUM AMA ELİMDEN BİŞEY GELMİYOR GELMİYOR GELMİYOR SADECE KOLA İÇMEMEKTE SORUNU ÇÖZMÜYOR MALESEF
varız ama sadece varız demekle olmuyor herkes mesela kola içiyor içmeyen çok az onlarda sağlık yüzünden bilinçli içmeyen pek göremedim. biz adam olmayız diyoruz ama yapmıyoruz en azanıdan bende öyleyim yazık bana
bunların hepsi bir tuzaktır. 100 ytl veriyor ama kaç 10 tl kazanıyor çok arayın deyip duruyorlar vallah müzik dinleyemez olduk kanser gibiler her kanala yayılmışlar