İslam, Allah'ın en baştan beri insanoğluna vahyettiği tek dindir. Nuh, İbrahim, Musa ve İsa (as.) hep aynı dini yaymak için çalışmışlardır. Onlar dinlerin kurucuları değil, kendinden önce gelen peygamberin dinini tekrarlayan peygamberlerdir. Peygamberimiz son peygamber olması sebebiyle en son ilahi mesajı tebliğ etmiştir.
Peygamberimizin üstlendiği misyon evrenseldir ve bu Kur'an'da açıkça tasdik edilmiştir. Bu, O'nun son peygamber olmasının mantıki bir sonucudur. O bütün insanlar ve çağlar için yol gösterici olmak zorundaydı.
İslam tamamen akla uygun bir dindir. İslam insana her adımında yol gösterecek ahlaki bir düzen sunar. İnsanların manastırlarda aradıkları manevi değerler İslam tarafından hayatın akışı içinde sunulmuştur. Hükümet ve devlet başkanları, yargıçlar, ordu ve polis teşkilatlarının üyeleri, halkın parlamentolardaki temsilcileri, finans, ticaret ve endüstri liderleri, lise ve üniversite hocaları ve öğrenciler hepsi hayatlarını İslam'a göre düzenleyebilmeleri için gerekli rehberliği elde edebilir.
İslam'da özel ve konumsal fiiller diye bir ayrım yoktur. Aynı manevi ve ahlaki değerler kişiler için hem evde hem de insanlar arasındayken geçerlidir. Kurallarda İslam'a uyulmalı, âdil olunmalıdır. Kısacası İslam'ın manası budur.
sonuçta Allah ın büyüklüğünü kimse inkar etmiyor hatta zıttını aklımızdan bile geçirmiyoruz ama bu resim fotomontaj bu tür resimler sadece islama zarar verir
Hz. Âdem'den beri insanlar birbirilerine zıd iki ayrı yolda yürüye gelmişlerdir. Bunlardan birisi hak ve hidayet yolu, diğeri ise küfür ve dalâlet yoludur. Bütün güzellikler, hayırlar, saadetler birinci yolun; bütün çirkinlikler ve şerler ise ikinci yolun meyveleridir.
İnsandaki kalb, akıl ve vicdan onu birinci yola sevkederken, nefis, his ve hevâ da ikinci yola iterler. Bunun sonucu olarak insanın iç dünyası çalkantılara ve çarpışmalara sahne olur.
Bu iç harpler bir taraftan iman, salih amel ve istikameti, diğer taraftan küfür, isyan ve anarşiyi doğururlar.
Burada insanları aldatarak yanlış yollara sevk eden ve hakikati görmelerine perde olan sebebler üzerinde duracağız.
Bu sebeplerin başlıcaları şunlardır:
1- YÜZEYSEL BAKIŞ VE GAFLET
2- İNSANIN YARADILIŞINDAKİ GAYE VE SIRLARI DÜŞÜNMEMEK
3- DÜNYANIN FANÎ ZEVKLERİNE AŞIRI BAĞLANMAK
4- PEYGAMBERLERİN TEBLİĞ VE TALİM BUYURDUĞU HAKİKATLARDAN MÜSTAĞNİ KALMAK
5- MATERYALİST PROPAGANDA VE TELKİNLERİN TESİRİNDE KALMAK
"Dünyada kuruluşu en eski yapı hangisidir?" sorusuna şüphesiz "Kabe'dir" cevabı verilir. Dünyada hiçbir merkez, Kabe kadar ziyaret edilmiyor. Bu haliyle Mekke ve Kabe, siyasî sınırları ortadan kaldırarak insanlar arasında birleştirici, bütünleştirici ve toplayıcı bir rol oynayan bir merkez olmuştur. Ve insanlar yine hiçbir dini merkezle günün 24 saatinde aralıksız bağlantı halinde değildirler.
"Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de alemler için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe'dir. Burada apaçık deliller vardır. İbrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse güvenlik içinde olur." (Âl-i İmrân Sûresi, 96-97).
İbadetlerde insanların yöneldiği Kabe, Eski Dünyanın (Avrupa, Asya ve Afrika) merkezidir. Bu üç kıtaya hemen hemen aynı uzaklıkta bulunur. Stratejik önemi vardır ve ulaşım merkezlerinin de odak noktasında yer alır.
Elinize bir dünya haritası alır ve Kuzey Amerika'dan Avustralya'ya, Kuzeydoğu Asya'dan Güney Amerika'ya doğru birer çizgi çekerseniz, bu çizgilerin kesiştiği yerde, yani merkezde Mekke'yi, dolayısıyla Kabe'yi görürsünüz. Bu çizimler yapılırken, kıtaların en uç noktalarından başlamalısınız.
Karaların merkezi olan Mekke (veya daha doğrusu Kabe), Dünyanın da merkezi midir?Coğrafyacılar, Dünyanın herhangi bir noktasını kolaylıkla bulabilmek ve en pratik yoldan en doğru biçimde gösterebilmek için, dünyayı enlem ve boylam adı verilen çizgilerle sembolik olarak küçük karelere bölmüşlerdir. Ancak bu çizgilerin başlangıç noktaları, teorik olarak (keyfi) belirlenmiştir. Ortada kesin ilmi gerçekler yoktur. Mesela İngiltere'de Greenwich'ten geçtiği kabul edilen boylam çizgisi 0 (sıfır) kabul edilir. Yuvarlak olarak kabul edilen Dünyamızın, aslında basık ve ortasının şişkin olduğu bilinen bir gerçektir. Bu şişkin bölgenin tam ortasından geçen en büyük enleme ise, "0" enlemi denmektedir. Bu enlem, bilinen adıyla Ekvator'dur. Ve Ekvator'un nisbî olarak Dünyayı tam ortadan ikiye ayırdığı kabul edilir.
Kutuplar veya kutup noktaları, Ekvator'un oluşturduğu dairenin tam merkezinden geçen bir eksenin iki uç noktasıdır. Ama gerçek durum böyle değildir. Bu bir kabuldür. Dünyanın gerçek kuzey ve güney kutbu vardır. Dünyanın sıvı demir-nikel üzerinde bir dinamo gibi döndüğünü ve bu dönüş esnasında dinamo gibi elektromanyetik alan ve elektrik oluşturduğunu biliyoruz. İşte bu manyetik kuvvet, dünyanın kuzey ve güney kutup noktalarından çıkarak atmosferin en dış tabakasını teşkil eden manyetosfer denen manyetik koruyucu tabakayı oluşturur. Bu sebeple kuzey yarım kürede pusulalar, hep kuzey kutbunu gösterir