Eğer olsaydın şimdi, böylesi belirsiz adımlar yuvarlamazdım caddenin söğüt gölgeli yüzüne. Böyle cansız bırakmazdım adımlarımı. Düşer gibiyim kalabalıkların kucağına ve hangi aşkta açsam gözümü, daha ilk haftasında bırakılıyorum bir cami avlusuna. Sen şimdi olsaydın, şair olurdum ben, şiir olurdum. Dudağımda kafiyeli sarılmalarla uyandırırdım seni sabahları. Önümüzden dumanı yüzümüzde asılı kalan otomobiller geçmezdi. Rüzgarı sırtında uyutan atları izlerdik seninle.
Bak yine lafı uzattığım yerdesin. Bakma yani, sen olsan yeterdi de artardı bana....
Hani melekler sormuştu RABBİMİZE;
''Senin en sevdiğin kulun O iken, Neden O`nu bu kadar ızdırapla imtihan ediyorsun'' ?
- Hem yetim, hem öksüz, hem kimsesiz... Ne buyurmuştu RABBİMİZ !
-''Kimseye güvenmesin, Hep benden istesin, bana sığınsın diye..''
Acıklı bir şarkının nakaratı kadar bile değilim artık
Hüznüm bana aşina, ben yüzüne aşina
Ama ne bileyim işte şairin dediği gibi
Bir türlü alışamadım yok oluşuna!…
Evi olandan daha mutlu kiracı,
İşi olandan daha mutlu işsiz gördüm.
Kendini Rabbinden gelen ve gelecek olan her şeye abartısız teslim edeni mutlu ve kavuşmuş
Mutlaka olmalı diye kendini yıpratanları yorgun gördüm.
Duaları henüz kabul olunmamış olsa bile, ettiği dua ile huzura kavuşanı gördüm.
Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim
Bir adım gelene on adım gidişimsin.Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım
Riyadan bıkışım gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın
Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım
Mazluma kucak açışım zalime düşmanca bakışımsın
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın
Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim
Azla yetinişim çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin
Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam
Ekmek için kavgam bitmek tükenmek bilmeyen davamsın
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın
Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim
Almak için verene öfkem ille de karşılık bekleyene lanetimsin
Ve alayına isyan edişimsin
Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem
Para için kendini satana küfredişim başkalaşana verip veriştirişimsin
Ve eskiyi özleyişimsin
Sen benim; duygusal yaradılışım
En ufak şeyi kafaya takışım kolay unutamayışımsın
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın
Sen benim; sonsuz sadakatim
Merhametim hissiyatim şefkatimsin
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin
Sen benim; her şeye rağmenim
Asla pes etmeyişim başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin
Sen benim; yaşama ülküm
Namusa olan düşkünlüğüm namussuzluğa küskünlüğümsün
Ve gururum onurumla olan bütünlüğümsün
Sen benim; karakterim ve kişiliğim
Objektif fikrim subjektif hissimsin
Ve hayata bakışımsın!
Gittiğin için gurur duy kendinle, soran olursa 'ayrılan bendim' de, böbürlen... Gülümse içinden geldiğince, mutlu ol, kahkahalara boğul... İçinin yanacağı, canının acıyacağı günler de gelecek elbet, sabret! Dilerim ki 'yeniden doğdum' dediğinde kopsun kıyamet...
Bir duruşu olmalı insanın! Sokak lambaları gibi dimdik! ışık vermeli dibine ve etrafına..Yine de ödün vermemeli mum misali kendinden. “Gurur” sözcüğünü “Onur” ile değiştirmeli lûgatindan . Eğer kuralları hiçe sayıp kuralsız yaşamaksa idol, bir onurunu, bir de şapkasını yanından ayırmamalı insan. Koltuğunun altına onurunu, başına şapkasını alıp “Eyvallah” diyebilmeli..
Kendisi olmalı insan,kendini bilen..!!