Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • FreddyKrueger
    @ Terakkiperver

    Kendi iSteqiniz Için Ayrı Konu AçmaLıSınız...



    Aynı isteğimi kopyalayıp dile getireceğim.Teşekkürler, FreddyKrueger kardeşim.Allah razı olsun..
#19.12.2009 18:08 0 0 0
  • 12 Eylül 1980 ihtilalinden evvel sizi de gördük.Şimdi kalkmış sinsice Kürtleri kendilerine çekmek için sanki PKK ile anlaşmış gibi bir hal almışsınız.Hem PKK,hem sizler Kürtleri kullanmayın.Kürtler sizin maşanız ve uşağınız değil.Boşuna çağrı yapmayın.5 bin vatan evladının kanı unutulmadı.O zaman niye bu kavga bitsin demediniz, hep silahla siyaset yaptınız.PKK'nın içinde; Komünist,Lenin, Mao,Stallin taraftarı olanlar yok mu sanıyorsunuz.Madem bu kavgayı durdurmak istiyorsanız gelin hep beraber ümmetçilik şuurunda birleşelim, var mısınız.Eğer kendinizi müslüman olarak tanıyorsanız bu çağrıma da siz gelin.


    Komünist Partisi'nin bu ülkeye vereceği hiçbir şey yok.Boşuna kürek çekiyorsunuz..
#19.12.2009 17:37 0 0 0
  • Balıklarda ki o paraziitlerin resimlerini buraya kopyalayacaktım ama vazgeçtim.Çünkü bakarsınız midesi bulanan olur kimse de bundan böyler balık yemek istemez.Ben de balığı seviyorum ama ne olursa olsun balık yemekten vazgeçmem.Balığı iyi pişirirsek sorun çıkmaz diye düşünüyorum...
#17.12.2009 20:43 0 0 0
  • Selamün aleyküm kardeşlerim.Ben de bir yanıp sönen avatar istiyorum.Hani şu an da dünya resmi olan var ya o işte..Yine Terakkiperver ismi olacak,Yetkili kardeşimiz kim ise pek zahmet olacak ama acizane hatırımız için yaparsa çok dua edeceğim..Şimdiden minnet ve teşekkürlerimi borç bilirim..Çoksağolun var olun..
    Boyut:3
    Renk: Turuncu (Kavuniçi) olsun

    Allah'a emanet olun...Selamün aleyküm...
#17.12.2009 13:05 0 0 0
#17.12.2009 12:50 0 0 0
  • Ula bunlar erkekliğin içine etmişler.Sakal, bıyık hak getiire.Durun hele bir haydar getireyim de dövelim bu sütyen giyen erkekleri.Ne günlere kaldık yahu.Japonlarda kılıbık ve sünepeymiş meğer.Tüh onların suratlarına..Geliyorum şimdi,Haydar sopam aşağıdadır.. :


    Resime bir bakın hele!...


    noimage

    Var mı sütyenli dolaşan erkekler!..Bu haydar bizim haydardır...

#17.12.2009 10:40 0 0 0
#17.12.2009 10:15 0 0 0
  • Yuvayı dişi kuş yapar ama gelin görün ki başka ülkeleri hesaba katmıyorum; ülkemizde ki artan boşanma hızı korkunç olarak devam ediyor.Belki haklı veya haksız da olabilir ama şimdi ki hanımlar evliliklerini eski insanlarımız gibi uzun yürütemiyorlar.Çünkü sabır denilen şey onlarda olmadığından kaynaklanıyor.Bir de kahrı çekilmez birisinin eline düştüğünde evlilik hayatı cehennem azabına dönüşüyor.Bir de çocukları da varsa daha da iş zorlaşıyor.Evlilik hayatında senlik benlik olmasa çok daha iyi olurdu.Fakat eşler birbirlerine karşı karşılıklı sevgi ve saygıyı yitirince ister istemez ayrılıyorlar..

    Hiçbir maddi sorunu olmadığı halde boşananlara ne demeli?.Bunlar yasak ilişkilerle birbirlerini aldatmaya çalışsalar da günün birinde yakayı eleveriyorlar.Rahat ve huzurları varken bunları neden yapıyorlar, anlaşılır gibi değil..Demek ki sevgi, saygı, hoşgörünün olmadığı yerde huzursuzluklar başgösteriyor.
    Unutmayınız ki dişi kumru, eşi öldüğünde artık başka bir kumruyla çiftleşmiyor.Bunda da alınacak çok dersler var.

    Eşler birbirlerini normal olarak kıskanmalı, kusurlarını görmezlikten gelip ailede ki birlikteliğini muhafaza etmelidirler.Aksi takdirde boşanmaların ardı arkası gelmez.Olan çocuklara olur..Toplumumuz maalesef sıcak aile ortamını tam olarak yakalamış değil.Allah sonumuzu hayırlı eylesin diyorum..
#16.12.2009 19:57 0 0 0
#16.12.2009 19:35 0 0 0
  • Konu silinmiş.Ne diyeceğimizi şimdilik söyleyemeyiz.Arkadaşımız belki de Osmanlılara karşı allerjisi var ki böyle bir konu açmak istemiş.Aklısıra bizi Osmanlıdan soğutacak.Yemezzlerrr!..
#16.12.2009 19:29 0 0 0
  • Alsam artık elime sazımı,
    Vazgeçtim, yolmam artık kazımı
    Para isteme benden,
    Buz gibi soğarım senden...

    Terakkiperver derler benim adıma,
    Bekliyorum artık puan verin yazıma.
    Dostlar alışverişte görsünler sizi,
    Ayırmasınlar sakın haa, kimseler bizi...

    Selamlar sevgiler, gönül dolusu muhabbetler arkadaşlar...
#16.12.2009 19:22 0 0 0
  • Ben kendim yazarım.Kimse zahmet etmesin.

    Tebessüm ettim dünyaya,
    Etmediğini bırakmadı.
    Ruhumda fırtınalar koptu, yüzüm hiç gülmedi,
    Aşkı bulamadım kimse bana üzülmedi.
    Karşıma çıktı bir dünya güzeli,
    Komşumdan haberim yokmuş beni, meğer çoktaan süzeli.
    İyisini bulamadım ki kötüsünü ne yapayım,
    Param yok ki dünyama renk katayım.
    Engin denizler gibi daldım uçsuz bucaksız yerlere,
    Rezil olmak istemem namert olan kimselere.
    Varlığım yokluğum belli değilmiş meğer,
    Eşşek olduktan sonra koysunlar sırtıma semer,
    Rüzgarlar esti gitti, adım anılmaya değer..

#16.12.2009 18:52 0 0 0
  • Kerizler olmasa uyanıklar nasıl geçinecek?.Mecbur kalınca keriz de oluyoruz avanak ta..Şu memlekette işi hep mafya, haraççılar mı yürütecek?..İster istemez soyuyorlar bizi...Yabancı ülkede elin gavuru rüşvet nedir bilmezken bizim Türkler onları rüşvete çoktaan alıştırmışlar.Yakalana kadar bir şey diyen yok.
#16.12.2009 18:24 0 0 0
  • Şimdi açın gözlerinizi'

    Şimdi açın gözlerinizi, korkmayın, kimse yarın öleceğinizi söylemedi. Ama bilemiyorsunuz ölümün sizi ne zaman ziyaret edeceğini. O size sürpriz yapmadan, en iyisi onu kabullenerek ve hazırlanarak geçirmelisiniz hayatınızı. Belki de daha çok uzun seneler vaktiniz var ama bu, ölüm gerçeğini unutturmamalı size.




    Er ya da geç, bugün ya da yarın kapınızı çalmayacak mı? Ve o kapınızı çalınca, vaktiniz dolmayacak mı? Kabre konmayacak mısınız? Hakk'a doğru yürümeyecek misiniz?

    Ne mutlu size, henüz toprağın altında değilsiniz ve hala vaktiniz var; tövbe etmek için, derlenip toparlanmak için. Yarın hesap gününde sorulacak vazifelerinizi ertelemiştiniz ya, şimdi onları telafi etmek için'

    Şükredin Allah'a, hala yaşadığınız için ve tövbe kapıları henüz size kapanmadığı için.

    İbadetlerinize dört elle sarılın, namazlarınızda ağlayın, Kuranı Kerim'i okurken kendinizden geçin, gidin akrabalarınızı, arkadaşlarınızı, hastaları ziyaret edin. Allah için alın, Allah için verin, en sevdiğiniz eşyanızı, paranızı, malınızı'

    Eşinize ve çocuklarınıza sımsıkı sarılın, onları Allah için sevdiğinizi hissettirin. Korkmayın hala hayattasınız, Allah için yaşayın, her adımınızda O'nun rızası olsun. Böylece, ölüm sizden korksun.

    Şimdi yaşamaya devam edin ama sanki ertesi gün ölecekmiş gibi olsun yaşadığınız her an. 'Kolay gelsin' demek var ama zaten kolay gelir ölüm bile, Allah'la olduktan sonra.

    En büyük ibret, ibret almayı bilmeyenlere. Hep aramızda ölüm, kimine soğuk kimine sıcak. Hep geçtiğimiz sokaklarda, uğradığımız yerlerde bir yerde. İçimizde, gözlerimizin ferinde, yastığımızın ucunda. Öyle yakın ki, bir nefes kadar. Onun adı ölüm, onun adı dönüş. Söz verdik ya Rabbimize 'gidiyoruz ama geleceğiz' dedik ya, ölüm O'na götüren yol işte.

    Oysa kimine göre yıkılan bir yol, bir yokoluş, bir unutuluş hiçliklerde. Ne yazık, O'nun sanatı olan insan hiçliğe terk edilebilir mi hiç? Dipsiz kuyularda yalnızlığa mahkûm edilebilir mi? Ne büyük bir aldanış. Ölüm hakka götürür, haklıyı da haksızı da.

    Tıkıyoruz kulaklarımızı hep, duymak istemiyoruz bu gerçeği. Sözü açılınca ekşiyor yüzümüz, kaçıyoruz ardımıza bakmadan. Oysa ölüm kaçmıyor, git gide, adım adım yaklaşıyor. Kendimizi kandırıyoruz ama onu erteleyemiyoruz. Ne bir saniye önce ne de sonra...

    noimage
#16.12.2009 11:13 0 0 0
  • Efendimiz (sav) gelir aklınıza'

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) gelir aklınıza, gözleriniz parlar. Hasta bir insanın ilaç bulması gibi, çölde kalmış birinin suya kavuşması gibi. Tespihi alırsınız elinize, Salâvat çekmeye başlarsınız, öyle ya Allah'a giden yol, O Kutlu'dan geçer ve O şefaat etmeden cennete giremezsiniz. Peki ya nasıl tanıyacak sizi, abdest azalarınızdan ve salâvatlarınızdan mı?

    Eyvah onlar da mı yok!
    Her şeyin hesabını yaptınız da iki günlük dünyada, sonsuz olan hayat için neden hesap yapmadınız? Siz ölümsüz müydünüz, öyle mi sandınız kendinizi? Şimdi sizi nasıl tanıyacak peygamberimiz? O'na getirdiğiniz Salâtü selamlar o kadar az ki, yeniden ağlamaya başlıyorsunuz, geç kaldığınızı anlıyorsunuz.

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Öyle pişmansınız ki, gönlünüzde iman, dilinizde Kuran, tavırlarınızda Peygamberimizi andıran hal olmalıydı. Çünkü siz Müslümansınız.
    İbadetleriniz tam olmalıydı, nafile ibadetlere de yar açmış olmalıydınız hayatınızda, çünkü siz Müslümansınız.

    Her gün Kuran okumalı, Allah'ın rahmetine sığınmalıydınız, çünkü siz Müslümansınız.
    Dualarınız yüreğinizden kopmalı ve gözyaşlarınızla birleşmeliydi, çünkü siz Müslümansınız.
    İmanınızı kuvvetlendirmeli, bol bol Salâvat getirmeliydiniz Efendimize, çünkü siz Müslümansınız.

    Nerde bir gönlü kırık, bir yaralı varsa imdadına koşup yarasını sarmalıydınız. Sıcak bir tas çorba uzatmalıydınız yemeksiz evlere, çünkü siz Müslümansınız.

    Allah'a layık kul, Efendimize layık ümmet olmalıydınız, çünkü siz Müslümansınız.

    Harama kapalı olmalıydı kapılarınız, dininizi yaymalı, kibirden gururdan uzak durmalıydınız, çünkü siz Müslümansınız!

    Ölüm sizi öldürmeden ölmeliydiniz, nefsinizi ve şeytanınızı öldürmeliydiniz, çünkü siz Müslümansınız
#16.12.2009 11:11 0 0 0
  • Hiç mi aklınıza gelmedi?

    Şimdi merak ediyorsunuz değil mi? Koşa koşa gidip abdest alıyor ve okumaya başlıyorsunuz. Acaba bugüne kadar kaç kere baştan sona okumuştunuz ve hangi halinizi Kur'an'a göre tertiplemiştiniz? Yine yere eğiliyor başınız, acaba şimdi Kuran şefaatçi olur mu size? Siz O'nu duvara süs yapmıştınız, gönlünüze ve hayatınıza değil!
    Eyvahlar olsun!

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Kuran'ı okurken, bu defa gözlerinize seccadeniz ve onun üstündeki tespihinize ilişir. Kaza namazlarınızı kılmak gelir aklınıza, oysa çok zor, onca birikmiş namazı bir günde kaza etmek.
    Şimdiye kadar neredeydiniz ki?...

    Oysa namazınız en büyük teselliniz olmalıydı ama siz onu da terk etmiştiniz. Hâlbuki sorguya çekileceğiniz ilk konuydu, bugün yarın derken, çığ gibi oldu kazaya kalan namazlarınız! Birkaç rekâtta olsa kılmak istiyorsunuz ve daha ilk Fatiha'da ağlıyorsunuz. Çünkü öleceğinizi biliyorsunuz! Her rükûda, her secdede gözyaşlarınız damlıyor seccadenin üzerine.

    Öyle ihtiyacınız var ki şimdi Fatihalara, secdelere, namazların ardındaki dualara. Artık çok geç değimli?...

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Namazın ardından ellerinizi açıp dua edersiniz Allah'a, öyle kızarsınız ki kendinize, ağlamayı, hem de yüreğinizi parçalayacak kadar ağlamayı hak ettiğinizi düşünüyorsunuz. Çünkü hayatınızda ilk defa ellerinizi böylesine gönülden ve bin bir pişmanlıkla açıyorsunuz Allah'a. O'na ne kadar muhtaç olduğunuzu yeni mi hatırlıyorsunuz, yeni mi tövbe ediyorsunuz biriken günahlarınıza!
    Artık çok geç değimli?...

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Hiç bu kadar uzun kalmamıştınız seccade üzerinde, sadece mübarek aylarda ve gecelerde kıldığınız birkaç rekât namazda bile, duanızı kısacık tutar ve hemen kalkıp dünyanıza geri dönerdiniz.

    Hiç dua etmezdiniz, Allah'ın sizi affetmesi için.
    Hiç dua etmezdiniz, uyuyan kalbinizin uyanması için.
    Hiç dua etmezdiniz, hesap gününde Allah'ın rahmetinden faydalanmak için.
    Hiç dua etmezdiniz, ölümün sizi hazırlıklı yakalaması için.
    Hiç dua etmezdiniz, son nefesinizde şeytandan Allah'a sığınmak için ve hiç dua etmezdiniz, ölmeden evvel ölmek için!
    Şimdi çok geç değil mi?...

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    İbadetleriniz hep yarım yamalak, pişmanlıklarınız hep yarım yarım, dualarınız hep eksik, ruh âleminiz hep yamalı.
    Ne yapacaksınız şimdi?...
#16.12.2009 11:10 0 0 0
  • Şimdi kapayın gözlerinizi ve farz edin ki birisi karşınıza dikildi ve size yarın öleceğinizi söyledi, tüm ısrarlarınıza rağmen, bunun bir şaka olmadığını ve yarın sevdiklerinize, dünyaya son kez bakacağınızı haber verip gitti. Ne yapardınız?...

    Eliniz ayağınız titrer, başınız döner, gözlerinizin feri kaçardı değil mi? Ne yapacağınızı şaşırmış halde sağa sola savrulurdunuz'

    Aileniz bir yanda, sevdikleriniz bir yanda, uygulayıp uygulamayacağınız belli olmayan geleceğe dair planlarınız bir yanda! Ne olacak şimdi? Vaktin dolmasına az kaldı eyvah!

    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Oturup hüngür hüngür ağlardınız değil mi? Çok ağır gelirdi vaktinizin bir gün gibi kısa bir süre sonra dolacağı. Oysa daha yapılacak çok işiniz vardı ama şimdi hepsi boş. Bankada biriktirdiğiniz paranız biraz daha yaşamanızı sağlayamıyor, oysa canınızı dişinize takmış var gücünüzle para biriktirmiştiniz. Hatta onun için sabah uykularınızdan hızla uyanmış koşa koşa işinize gitmiştiniz. Ama bunu, sabah namazı için hiç yapmamıştınız.

    Oysa şimdi, rahat bir hayat için istiflediğiniz paranız, felaketiniz gibi gözüküyor. Üstelik sizin harcamanıza zamanınız da kalmadı, başkalarına nasipmiş demek ki, sizi kurtarmayan paranız!

    Ne yapardınız? Bir düşünün'
    Dünyalık elemlerinizi unutur, yapabileceklerinizi yapmaya çalışırdınız. Helallik almanız gereken insanların bir listesini hazırlardınız, belki de tek tek arayıp helallik almak isterdiniz, bir an önce öyle değil mi? Fakat gıybetini ettiğiniz tonlarca insan vardır, nereden bulacaksınız şimdi onları?...

    Hakkına girdiğiniz insanlar vardı; kapısını çalıp hal hatır sormadığınız komşunuz, bir kap sıcak çorbası olmayan dindaşınız, hastayken kapısına gidip teselli etmediğiniz ahbabınız, dünyanın herhangi bir köşesinde, üstüne dökülen bombalarla can verirken, el açıp kurtulması için dua etmediğiniz Müslüman kardeşiniz!...

    Ne olacak şimdi, hepsinin hesabı sorulursa ne olacak haliniz? Bunları düşünmek için ölümden haber mi almanız gerekirdi. Ama artık çok geç!...




    Ne yapardınız? Bir düşünün...
    Hakkına girdiklerinize ulaşamayacağınızı anlayınca, gözünüz duvarda asılı kalmış ilahi kitaba mı takılırdı? Hani Kuran'dı onun adı, bugüne kadar sadece Ramazan aylarında açıp bakardınız, diğer günler aklınıza bile gelmezdi açıp okumak. Oysa O, size Yaratan'dan gelen ilahi bir fermandı, hayat kitabıydı.

    Hiç merak etmediniz mi içinde neler yazıyor? Sizden ne istiyor? Bugün kaçamadığınız ölümden nasıl bahsediyor diye...




    noimage
#16.12.2009 11:08 0 0 0
  • Ölüm karşınıza ansızın çıkagelse...

    ZEYNEP YETER ARSLAN/ Gülistan Dergisi


    Aklınızda yokken ansızın çıkagelen...



    'Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar?' (Enbiya Suresi, 34)

    '...Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır.' (Fatır; 11)

    Bugün her şey yolunda; yine sabah kalkıyorsunuz, kahvaltınızı yapıp işinize doğru yol alıyorsunuz. Geçtiğiniz sokaklarda, caddelerde, odaklandığınız tek şey işiniz, aileniz ya da dünyalık herhangi bir probleminiz.

    Fakat o da ne? Aklınıza gelmeyen bir şey var ya da sadece başınıza geldiğini görünce aklınıza gelen, unutmaya hep hazır olduğunuz şey' Ölüm!

    Duymak istemezsiniz soğuk gelir adı. Birileri ölümden bahsedince tadı kaçar neşenizin, hatta kapatırsınız konuyu hemen. Duymak istemezsiniz, çünkü bilirsiniz ki o bir gerçek ve ne zaman nerede yakalayacağı belli olmayan bir gerçek. Tadınızı kaçıran, neşenizi bozan, size ait olan malı mülkü terk etmenize sebep olan şeydir o ve sevdiklerinize, hiç ayrılmak istemediklerinize veda etmek zorunda bırakan şey yine odur'

    Şunu da bilirsiniz aslında, o bir gerçek ve herkese uğrayacak, alıp götürecek. Belki de neşemizi kaçıran onun soğuk oluşu değil, bizim hazırlıksız oluşumuzdur. Tıpkı vakitsiz gelen bir misafire, darmadağın yakalanan bir evin toparlanmaya vakti olmadığı gibi!

    Düşünmüyoruz ama düşünmek istemiyoruz ısrarla. Ölümden kaçışın, kurtuluş olmadığını bile bile. Nefsimize ağır geliyor onunla barışık yaşamak, onu düşünmek bir yana, aklımızın ucundan bile geçirmeyecek kadar kapalı kapılarımız. En büyük ibret oluşu bile yetmiyor ibret almaya.

    Ardımıza baktığımızda, bir zamanlar dünyaya gelen herkesin, Allah dostlarının, peygamberlerin bile ölüme sırt çeviremediği düşünmeye sevk etmiyor bizleri.

    Kimler gelip geçti bu dünyadan hiçbiri buraya ait değildi. Bir gün geldi, her biri, her şeylerini burada bırakarak Hakk'a yürüdü günahlarıyla, sevaplarıyla! Bizim farkımız nedir ki ölümsüz gibi yaşıyoruz?

    Ölümü unutmak öldürüyor kalplerimizi'

    'Benim yaşayacak daha çoook vaktim var' diyenler var, harıl harıl yarına plan program yapanlar var. Dünyaya sımsıkı tutunan ama ölümün o bağı bir gün koparacağını ebediyen unutanlar var'

    Çare değil ki unutmak ve unutmak ertelemiyor ölümü. Çekip almıyor onu başımızdan ya da bir zaman farkı vermiyor bize. Unutmak sadece oyalıyor, ölüme hazırlanmak için geçirmemiz gereken vakitleri harcıyor.

    Unutmak öldürmüyor ölümü, ölümü unutmak öldürüyor kalplerimizi!

    noimage
#16.12.2009 11:05 0 0 0
  • Dağ başını duman almış ,gümüş dere durmaz akar
    Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyelim arkadaşlar!...

    Rap, rap, rap!...İleriii marş!...

    İstiklal ve Çanakkale Harbinde; Aziziye Hatun,Nene Hatun, Kara Fatma Domaniçli Habibe,Şerife Bacı,Kılavuz Hatice,Gördesli Makbule,Nakiye Hatun ,Tayyibe Hatun ve daha niceleri.. gibi yiğit, mücahid kadınlarımız vardı.Onlar; düşmandan, gözünü budaktan sakınmazlardı.İşte onların seviyesinde şimdi bugün kaç tane kadınlarımız vardır?.

    Anadolumun kadınları hariç diğer tuzukuru olanların savaşa gidip gitmeyeceğinden şüphem vardır.Ama Allah dilerse onlara da sağlam bir iman ve şecaat verip İnşaallah bu aziz vatanımız için canını ve malını esirgemeyeceklerdir...
    Allah bizi yeniden İstiklal Harbini yaşatmak nasip etmesin.

    Vatanımızın kıymetini bilelim.
    Unutmayalım ki; din, namus ve vatanın bedeli çok ağır ödeniyor..
#16.12.2009 02:53 0 0 0