Terakkiperver

Terakkiperver

Üye
31.03.2008
Uzman Çavuş
6.031
Hakkında

  • KANOLA YAĞINDA KANSER RİSKİ



    Kanola Yağı, Kolza bitki tohumlarının genetik yolla ıslah edilmesi ile elde edilmiş tohumlardan üretilen bir yağ çeşididir. 

Kozla ise gıda yağ bitkilerinin içinde en fazla zehirli olanıdır. Öldürücü zehirli olduğu için Böcekler onu yemezler.. 

Kanada tarafından geliştirilip dünyaya tanıtıldığından dolayı "Canadian oil, low acid" kelimelerinin başlangıç harflerinin birleştirilmesinden oluşturulan canola(kanola) ismi ile yayılmıştır. 

Kolza yağı uzun yıllar makinalarda ve bilhassa buharlı makinalarda yağlama maddesi olarak kullanılmıştır. İkinci Cihan harbinden sonra yenebilir yağ yapımına yönelinmiş 1950 li yıllarda marketlerde satılmaya başlanmışdı. 

Ancak hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insan sağlığında kalp hasarlarına sebep olduğunu ortaya koydu. Bunun üzerine bazı ülkelerin araştırmacıları bu yağın kullanılmasının tehlikeli olduğunu bildirdiler. 

Yıllar gittikçe kötüye gidiyordu. Kozla (kanola)yağı, insanda ve hayvanda amfizem solunum sıkıntıları, kansızlık, kabızlık, aşırı duyarlılık ve körlük sebebi olabiliyor. Yasak edildiği tarihte İngiltere ve Avrupada 1986-1991 arasında sığır, koyun vs gibi büyükbaş hayvanların yemlerinde kozla yağı kullanılmakta idi. O dönemde hızla DELİ DANA hastalığı başgöstermişti. 

Kanola yağının etkileri konusunda fareler üzerinde yapılan çalışmalar pekçok problemleri göstermiştir. Farelerde kalp, böbrek, böbrek üstü ve trioid bezlerinin yağlı dejenerasyonu gelişme göstermiştir. Diyetlerinden kanola yağı çıkarıldığı zaman birikimler eriyor,fakat organlardaki hasarlı dokular geride kalıyor. Kanola yağı bağışıklık sistemini de zayıflatıyor. 

Bu yağda yoğun bir şekilde bulunan erusik asitin akciğer kanseri ile bağlantıları üzerinde durulmaktadır. Sinir ve kan dolaşım sistemlerinde de zararlı etkileri olduğu bildirilmektedir. Zararlı etkilerinin kanola yağının doğrudan bir trans yağ asidi oluşu ile ilişkilendirilmektedir. 

Bu yağlar kullanılarak üretilen margarinlerin daha da büyük bir risk taşıyacağı ifade edilmektedir. 

Diğer yandan, Kanola tohumlarının genetik yapısı üzerinde oynanarak daha düşük erosik asit oranlı yağ elde edilmeye çalışılmakta olduğu bildirilmektedir. 

Problem, çok ucuz olduğu için, haberimiz olmadan ekmekte, margarinde ve her çeşit işlenmiş gıdada kanola yağının kullanılmış olabileceğidir. Burada tüketici olarak bizim uyanık, bilgili ve sorgulayıcı olmamız önemlidir. Böylece gıdalarımızın içerisine katılabilecek bu gibi zararlı katkıların bilgisini önceden temin etmiş oluruz. Sağlıklı olmadığı için, Yemek yağı ve salata yağı olarak kanola yağı kullanmaktan kaçınmalıyız. 

Bugün için bu yağdan ve türevlerinden uzak durmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz. 


    ----------------------------------------------------------------------

    İlgili Makaleler :

    Alev TOSUN, Nazire ÖZKAL : Kanola. Ankara Ecz. Fak. Derg., 29(1), 59-76, 2000.

    Fallon, Sally; Mary G. Enig, PhD (2002). "The Great Con-ola". Weston A. Price Foundation. Retrieved on 2008-04-09. ""sale of LEAR oil seed"---Journal of the American Oil Chemists' Society, December 1986;63(12):1510.."

    "Canola oil is a health hazard to use as a cooking oil or salad oil. It is not the healthy oil we thought it was. It is not fit for human consumption, do not eat canola oil, it can hurt you. Polyunsaturated or not, this is a bad oil."The Wall Street JournaL June 7, 1995 pB6 (W) pB6 (E) col1(11 col in) Compiled by Darleen Bradley.
#04.12.2009 01:40 0 0 0
  • noimage
    E-mail : [email]yguran@gmail.com[/email]
    Yalçın Güran
    Tıp Doktoru Göğüs, Kalb - Damar Cerrahisi Uzmanı

    Tam Türkiyemizde tarımın durumunu anlatan bir makale yazmak için hazırlanmışken, bir gazetenin Pazar ekindeki bir yazı gözüme ilişti. Kanola yağı için kaleme alınmış bu yazıyı okuyunca, tarımı bir yana koyup, bir kaç kez üzerinde durduğum Kanola yağı için tekrar yazmaya karar verdim.

    Gazete ekindeki bu yazıdaki anlatımlar bir diyet uzmanına dayandırılarak yapılmış. Yazıda neler söylenmiyor ki?... Kanola yağı kanseri önlermiş (!). Öte yanda, elimizdeki yazıda, yararlı bir etki olarak vücuttaki östrojen'i arttırdığı söyleniyor (bir başkaları da östrojen'in kanserojen olduğunu anlatmakta...) Hangisine inanalım dersiniz?...

    Bir de kalça kırığını Kanola yağının geciktirdiği (!) söyleniyor. Bununla ne anlatılmak istendiğini anlamaya olanak yoktur. Zira kemiklerinizin durumu ne olursa olsun kötü bir biçimde düşerseniz, aldığınız darbe de kalça kemiği üzerine gelmişse bu kemik kırılacaktır. Kanola yağının düşmeleri mi önlediği, yoksa kemiklere bebeklerdeki kemik esnekliğini mi kazandırdığı?!... Özelliği bir türlü anlaşılamıyor!...

    Ayrıca Kanola yağında omega 3 ile omega 6 yağ asidlerinin bulunduğunu, bunların da son yıllarda yapılan araştırmalarda beyin gelişimini etkilediği anlatılıyor. Sözü edilen yağ asidlerinin nöronlar ile öteki hücrelerin membranlarını, sinir uzantılarının (akson ile dentridler) çevrelerini saran Schwann kılıflarını oluşturduğu çok uzun zamandır biliniyor. Ben tıp öğrecisi iken durumun böyle olduğu bizlere öğretilmişti. Üstelik adı geçen yağ asidleri her yemeklik yağda bulunmaktadır. Bu Kanola yağı için bir ayrıcalık değildir.

    Anlatımda Zeytin Yağına da değinilerek, nerdeyse Kanola yağının buna eşit, dahası Zeytin Yağından üstün özellikleri olduğu anlatılıyor. Yazıda adı geçen diyet uzmanı, başka bir zamanda, Kanola yağı üreticisinin bir temsilcisi ile bir besin uzmanıyla birlikte buna benzer bir röportajı daha gerçekleştirmiş.

    Bir üretici firmanın ürettiği ürünü kamu oyuna tanıtmak için propaganda yapması en doğal hakkıdır. Bunun için yanına bazı uzmanları da alabilir. Bunlar yadırganacak ya da kınanacak şeyler değildir. Ama siz kendi ürününüzü överken, o çerçeve içinde kalmanız gerekir. Onu aynı pisada bulunan bir başka ürünle kıyaslayıp, kıyasladığınız üründeki aksak noktaları belirtemezsiniz. Bunu yaparsanız ticaret etiğinden uzaklaşmış olursunuz. Ticaret Hukukuna göre böyle bir durumda dava açma hakkı doğmaz mı?... Doğuyorsa zeytinyağcıların bu tür bir davayı açmaları gerekir.

    Kanola yağı, kendisinden biodizel üretilen bir endüstriel yağ olan Kolza yağından, bazı değişiklikler yapılarak elde edilmiştir. Bu değişiklikler içinde Kolzanın genleriyle oynayıp onları değiştirmek de vardır. Sırf bu gen değiştirilmesi yüzünden Avustralyada Kolza yağı alımı ile kullanımı kısıtlanmış bulunuyor.

    Kanola yağı ilk kez Kanadada elde edilmiştir. adı da buradan kaynaklanıyor (İngilizce yazılımından) "Canadian oil, low acid". Bu ad 1978 yılında konulmuştur.

    Ancak Kanadalıları kutlamak gerekir!... Çünkü iklim koşulları nedeniyle Kanadada zeytin ağacının yetişmesine olanak yoktur. Zeytin olmayınca Zeytin Yağı da elde edilemeyecektir. Kanada Zeytin Yağını ancak dış-alımla sağlayabilir. Bu da oldukça pahalı bir yoldur. Bu durum karşısında Kanadalı bilim adamları düşünüp taşınıp, memleketlerinde kolza bitkisinin kolayca yetişebileceğini, ama kolzanın toksik nedenlerden ötürü yemeklik yağ olarak kullanılamayacağını görerek, kolzanın nasıl iyileştirilebileceğini düşünmüşlerdir. Sonunda kolza tohumunun genlerinin mütasyonu da içinde olan bir dizi aşamadan geçerek yeni bir yağ bulmuşlardır. Buna, yukarda anlatıldığı gibi Kanola adı verildi. Kanada için bu bir başarıdır. Çünkü ellerinde Zeytin Yağı elde etme olanağı olmadığı için hem ucuz, hem "ehveni şer" olan bir akışkan yemeklik yağ elde etmiş oldular. İşte bunun için Kanadalıların kutlanmaları gerektiğini yineliyoruz.

    Ama Türkiyemizin durumu Kanada gibi değildir. Elimizin altında Zeytin Yağı ile başka bir çok yemeklik yağ bulunmaktadır. Üstelik bunlar doğrudan yağlı tohumların prese edilip sonra da arıtılmalarıyla elde edilir. Demek ki, tohumlarının genleriyle oynanmadan doğal yollardan elde edilirler. Bunlar bizlere yetecek kadar da bol bulunmaktadır.

    O zaman soy ağacında kolza gibi toksik (zehirli) bir madde içeren bir bitkiden ne için yameklik yağ üretimi için uğraş veriliyor?...

    Bu yeni yağın sırf çok ucuz olmasından ötürü mü?...

    Burada akla çok başka bir şey geliyor. Bir vakitler, ama çok eskiden Trabzon Yağı denen bir katı yağ vardı. Katıldığı yemeklere olağanüstü lezzet verirdi (özellikle pilavlara). Benim yaşımdakiler dışında kaç kişi böyle bir yağın varlığını anımsar?. Çünkü bu üstün kaliteli Trabzon Yağına, yurdumuzda üretilen ilk margarin katılarak "tağşiş" edildi. Sonunda Trabzon Yağı yok olup gitti. Bunda amaç kaliteli yağa daha ucuz bir madde katarak onu satanın cebine daha fazla para girmesini sağlamaktı. Ama halkın sağlığını hiçe sayma uğruna bu yapılmıştır. Bu niteliksiz kurnazlığı da büyük zeka ürünü zannetmişizdir. Çünkü biliyorsunuz zekayı şöyle tanımlıyoruz : "Kim çok para kazanırsa en zeki odur!.." Böylece tilki zekası = ilkel zeka = hayvan zekasının bir tanımını elde etmiş olmaktayız.

    İşte gene aynı tür zekamızı işleterek, halkın sağlığını hiç düşümeden cebe biraz daha fazla para girmesi için Kanola yağını, neredeyse ilaç düzeyine erişmiş olan Zeytin Yağımıza katarak onu "tağşiş" etmeyi düşünüyor olmayalım?...

    Umarız böyle bir niyet yoktur. Çünkü bu cinayetle eşdeğer bir davranış olur. Burada asıl yaratıcı insan zekasına sahip olanlar Kanadalılardır. Çünkü sıkıntıya düşünce hiç yoktan, kötünün iyisi de olsa, yeni bir yemeklik yağ ortaya koymuşlar, keşfetmişlerdir.

    Bunun karşısında bizim yaptığımıza, Kanola yağını göklere çıkarıp, ululandırmamıza ne denebilir?...

    Bunu üretici firma yapabilir. Ama bilimle uğraştıkları savında bulunanlar da yapıyorsa ne demek gerekir?...

    Bunun değerdirmesini okuyucuya bırakıyorum!...




    NOT - Kanola yağının elde edildiği Kolza'nın bünyesinde Euricic Acide adında çok zehirli bir madde vardır. Kolza elde edilirken yapılan arıtmalarla bu madde yağda % 2 oranının altına çekilmeye çalışılır.

    ABD de sürekli denetlemelerle Kanola yağında bu zehirli maddenin % 2 nin altında olup olmadığı saptanır. Bizim ülkemizde yemeklik yağlar için böyle sürekli bir denetimin yapıldığını söyleyemeyiz. Bu durumda halkın sağlığı üretici firmanın insafına kalmış oluyor.

    Öte yandan içinde % 2 oranında bile olsa, zehirli bir madde bulunan yağı kullanmayı neden sürdürmeli?... Çünkü zorunlu değiliz. Bu bir parça akıl dışına çıkmak olmuyor mu?...

    Ama kullanmak da ayak direyenler varsa, onlara afiyet olsun!!...
#04.12.2009 01:33 0 0 0
  • noimage

    noimage


    Kanola Yağı Ve Kanser Riski!

    Kanola Yağı, Kolza bitki tohumlarının genetik yolla ıslah edilmesi ile elde edilmiş tohumlardan üretilen bir yağ çeşididir. Kozla ise gıda yağ bitkilerinin içinde en fazla zehirli olanıdır. Öldürücü zehirli olduğu için Böcekler onu yemezler..

    Kanada tarafından geliştirilip dünyaya tanıtıldığından dolayı "Canadian oil, low acid" kelimelerinin başlangıç harflerinin birleştirilmesinden oluşturulan canola(kanola) ismi ile yayılmıştır.

    Kolza yağı uzun yıllar makinalarda ve bilhassa buharlı makinalarda yağlama maddesi olarak kullanılmıştır. İkinci Cihan harbinden sonra yenebilir yağ yapımına yönelinmiş 1950 li yıllarda marketlerde satılmaya başlanmışdı.

    Ancak hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insan sağlığında kalp hasarlarına sebep olduğunu ortaya koydu. Bunun üzerine bazı ülkelerin araştırmacıları bu yağın kullanılmasının tehlikeli olduğunu bildirdiler.

    Yıllar gittikçe kötüye gidiyor. Kozla (kanola)yağı, insanda ve hayvanda amfizem solunum sıkıntıları, kansızlık, kabızlık, aşırı duyarlılık ve körlük sebebi olabiliyor. Yasak edildiği tarihte İngiltere ve Avrupada 1986-1991 arasında sığır, koyun vs gibi büyükbaş hayvanların yemlerinde kozla yağı kullanılmakta idi. O dönemde hızla DELİ DANA hastalığı başgöstermişti.

    Kanola yağının etkileri konusunda fareler üzerinde yapılan çalışmalar pekçok problemleri göstermiştir. Farelerde kalp, böbrek, böbrek üstü ve trioid bezlerinin yağlı dejenerasyonu gelişme göstermiştir. Diyetlerinden kanola yağı çıkarıldığı zaman birikimler eriyor,fakat organlardaki hasarlı dokular geride kalıyor. Kanola yağı bağışıklık sistemini de zayıflatıyor.

    Bu yağda yoğun bir şekilde bulunan erusik asitin akciğer kanseri ile bağlantıları üzerinde durulmaktadır. Sinir ve kan dolaşım sistemlerinde de zararlı etkileri olduğu bildirilmektedir. Zararlı etkilerinin kanola yağının doğrudan bir trans yağ asidi oluşu ile ilişkilendirilmektedir.

    Bu yağlar kullanılarak üretilen margarinlerin daha da büyük bir risk taşıyacağı ifade edilmektedir.

    Diğer yandan, Kanola tohumlarının genetik yapısı üzerinde oynanarak daha düşük erosik asit oranlı yağ elde edilmeye çalışılmakta olduğu bildirilmektedir.

    Problem, çok ucuz olduğu için, haberimiz olmadan ekmekte, margarinde ve her çeşit işlenmiş gıdada kanola yağının kullanılmış olabileceğidir. Burada tüketici olarak bizim uyanık, bilgili ve sorgulayıcı olmamız önemlidir. Böylece gıdalarımızın içerisine katılabilecek bu gibi zararlı katkıların bilgisini önceden temin etmiş oluruz. Sağlıklı olmadığı için, Yemek yağı ve salata yağı olarak kanola yağı kullanmaktan kaçınmalıyız.

    Bugün için bu yağdan ve türevlerinden uzak durmanın daha uygun olacağını düşünüyoruz.


    http://www.gidaraporu.com/kanola-yagi_g.htm



    Kaynaklar:


    http://en.wikipedia.org/wiki/Canola


    http://www.shirleys-wellness-cafe.com/canola.htm


    http://www.aspartame.ca/page_oho3.htm


    http://www.findhealer.com/glossary/C.php3



#04.12.2009 01:15 0 0 0
  • Şahsiyetli iç ve dış siyaset olmadığı müddetçe Türkiye muasır devletler seviyesine ulaşamayacaktır.Çünkü, gerekli eğitim ve öğretim, ilim ve bilim, teknoloji, üretim, profesyonel eleman, tarım sektörü, makine ve kimya, ağır sanayii, yeraltı zenginliklerimiz gibi değerler yabancının elinde olursa kalkınmaktan söz etmek hayal olur.Kendi yağımızda kavrulamıyoruz, niçin?..

    Emperyalist güçler sinsi planlarıyla ülkemizin kalkınmasına engel oluyorlar..
    Yeni ve eski nesil okuma ve öğrenmeyi unutmuş adeta eğlence ve oyundan başını kaldıramamaktadır..Bu böyle devam mı edecek?.Ne zaman kendimize geleceğiz ve slkelenceğiz de Osmanlı gibi cihan şumul dünyaya hükmedeceğiz?..

    İşsizlikle boğuşan bir ülke olduk.Ne bir iş, ne bir sanayii, ne teknoloji de ne de üretimde hiçbir yol katedemedik..Yerimizde sayıyoruz.Allah sonumuzu hayırlı eylesin diyorum...
#04.12.2009 00:52 0 0 0
  • TÜRK DİL KURUMU (TDK) ne güne duruyor acaba?..Bunlar ne yapıyorlar ne ediyorlar anlaşılır gibi değil.Ne basında ne de medyada esemesi bile görülmüyor.Oysa medya, kültür emperyalizmini gerçekleştirip ha bire Türkçemizi yozlaştırmakta adeta aslından koparmaya çalışıyorlar..Son zamanlarda ne idüğü belli olmayan uyduruk kelimeler duyuyoruz..Yeni neslin öz Türkçe'den haberi bile yok..Sokak Türkçesi aldı başını gidiyor.Bu gidiş nereye?...

    Devletimiz adeta gaflet içindedir..Mecliste bu konu tartışılmalıdır.Türkçemizin düzeltilmesi görevi yine medya ve basına düşüyor...

    Üniversite mezunu olmuş, hâlâ Türkçe'yi doğru dürüst yazamıyor konuşamıyor...
    Bütün okullarda diksiyon dersleri verilmeli gerekirse ücretli diksiyon kurslarından eğitim almalıyız.

    Aksi takdirde 30 yıla kalmaz, bu gidişle Türkçemizin ruhuna fatiha okuyacağız, Allah korusun..
#04.12.2009 00:34 0 0 0

  • Bir de zemzem suyu incelense acaba ne olur?..


    Zemzemin esrarı çözülemiyor

    Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) raporlarına göre dünyanın en sağlıklı sularından olan zemzem suyunun esrarı, günümüz teknolojisindeki tüm araştırmalara rağmen çözülemiyor.

    Kaynağı bulunamayan suyun denizden 80 kilometre uzakta olmasına ve çevresinde başka hiçbir kuyu olmamasına rağmen yıllardır kurumaması, araştırmacıları şaşkına çeviriyor. Sadece 1.5 metre derinliğindeki kuyudan hac mevsiminde milyonlarca hacı tüm su ihtiyacını karşılarken, su seviyesinde de hiçbir azalma olmuyor.
    Açlığı gidermek için içenin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin de susuzluğunu gideren suyun esrarı bilim adamları tarafından inceleniyor. Avrupa'da laboratuarlarda yapılan araştırmalarda, zemzem suyunun çok az kükürt içerdiği tespit edildi. Amerika'da yapılan test sonuçlarına göre ise zemzem, içinde mikroorganizma ve bakteri bulunmayan tek su olma özelliği taşıyor. WHO tarafından da zemzem, dünyanın en içilebilir ve sağlıklı sularından biri olarak açıkladı.
    Fakat diğer sulara göre çok daha besleyici ve mineral barındıran suyun kaynağı ise halen araştırma konusu.
#04.12.2009 00:21 0 0 0
#04.12.2009 00:07 0 0 0
  • Kabir ehlinin halleri..(Yunus Emre'den)

    Hani şirin yüzlüler,

    Hani ol güneş yünlüler?

    Bunlar bir vakit beyler idi,

    Kapıcılar korkar idi.

    Gel şimdi gör bilmeyesin,

    Bey hangidir, ya kulları.

    Ne kapı var giresi

    Ne yemek var yiyesi,

    Ne ışık var göresi

    Dün (gece) olmuştur gündüzleri."



    Acep bu benim halim,

    Yar altında ahvalim,

    Varıp yatacak yerim,

    Akrep dolamı ya Rab!

    Yunus kabre vardıkta

    Münker Nekir geldikte

    Bize sual ettikte,

    Dilim dönemi ya Rab!



    "Şunlar ki çoktur malları

    Gör nice oldu halleri

    Sonucu bir gömlek giymiş

    Onunda yoktur kolları"
#03.12.2009 21:58 0 0 0
  • YAYABİLİR MİYİZ ?

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı olarak 12 yaş altı işitme problemi olan, maddi durumu kötü, hiçbir sağlık güvencesi olmayan fakir çocukların tüm tedavisini ve kullandıkları işitme cihazını ücretsiz karşılayacağız.
    Çevrenizde bu tür çocuklar varsa lütfen benim telefonumu verin.

    SEMA ONAY (Rektör Asistanı)
    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yurtiçi Yayın Koordinatörü
    Cep Tel: 0543 291 65 65 -- 0532 504 02 22
#03.12.2009 18:16 0 0 0
  • Komşuluk

    Sual: Komşu hakkının dindeki yeri nedir?
    CEVAP
    Komşu hakkı önemlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Allah'a ve kıyamete inanan, komşusuna iyilik etsin!) [Buhari]

    (Evinizde pişen yemekten, komşunuzun hakkını verin.) [Şir'a]

    (Komşusu aç iken tok yatan, [gerçek] mümin değildir.) [Buhari]

    (Komşuya da, ana-babaya hürmet eder gibi hürmet etmek gerekir.) [Şir'a]

    (Güzel komşuluk et ki, hakiki mümin olasın.) [Tirmizi]

    (Komşunun miras hakkı gibi hakkı vardır, o da komşuluk hakkıdır. Eğer müslüman ise sende iki hakkı vardır: Biri komşuluk hakkı, biri de Müslümanlık hakkı.) [İslam Ahlakı]

    (Komşu üç türlüdür: Bir hakkı olan, iki hakkı olan üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan, akraba olmayan gayri müslim komşudur. İki hakkı olan komşu, Müslüman olan komşudur ki, onun hem Müslümanlık, hem de komşuluk hakkı vardır. Üçüncü hakkı olan komşu ise, akraba olan Müslüman komşudur. Bunun hem Müslümanlık, hem akrabalık, hem de komşuluk hakkı vardır.) [Ebu Nuaym]

    (Komşusuna üzen, beni üzmüş olur. Bana eziyet eden Allah'a eziyet etmiş olur. Komşusu ile dövüşen, benimle dövüşmüş olur. Benimle dövüşen Allah ile dövüşmüş olur.) [Ebu Nuaym]

    (Namaz kılan, oruç tutan, sadaka veren, fakat dili ile komşularını inciten nice kimseler vardır ki, gidecekleri yer Cehennemdir.) [Hakim]

    Komşuya emr-i maruf yapmamak önemli bir kul hakkıdır. Mesela, alkollü içkilerin, açık gezmenin haram olduğunu, güler yüz ve tatlı dil ile komşularına anlatmalı. Komşularının günah işlediklerini görüp de, bana ne diyerek evine çekilen, uygun bir şekilde onlara nasihat etmeyen ve kendileri ile görüşmeyen, onların Cehennemden kurtulması için yardım etmeyen mesul olacaktır. Komşuları böyle bir kimseyi, kıyamette Allahü teâlâya şikayet edeceklerdir.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Nice kimse, kıyamette komşusunun yakasına yapışıp "Ya Rabbi, buna, niçin kapısını bana kapattığını sor. Niçin elindeki nimetlerden bana da vermedi" diyecektir.) [İsfehani]

    (Komşun yardım isterse yardım et. Borç isterse ver. Fakir ise gözet. Hastalanırsa ziyaret et. İyi şeylerini tebrik et, felaketlerinde sabır dile. Ölünce cenazesine git.) [Harâiti]

    Kötü komşu
    Müslüman, komşunun sıkıntılarına da katlanır. Ona zararı dokunmaz. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Komşusu kötülüğünden emin olmayan kimse, [kâmil] mümin değildir.) [Buhari]

    (Allah'a ve ahirete inanan, komşusunu incitmesin!) [Buhari]

    (Allah ve Resulünü seven, bunların da kendisini sevmesini isteyen, konuşunca doğru söylesin, emanete riayet etsin ve komşusu ile iyi geçinsin!) [Beyheki]

    (Komşusu, şerrinden emin olmayan kimse, iman etmemiştir.) [Bezzar]

    (Kötü komşu, gördüğü iyiliği gizler, kötülüğü de yayar.) [Taberani]

    (Komşunun köpeğini döven, sahibini incitmiş olur.) [İ. Gazali]

    (Sıkıntıya düşen komşusuna yardım edene, sıkıntısını giderene, kıyamette en kıymetli elbiseler giydirilir.) [Şir'a]

    (Komşu hakkı dört taraftan kırk evdir.) [İ.Hibban]

    (Kendisinin iyi mi, kötü mü olduğunu anlamak isteyen kimse, salih komşularının kendisi hakkında ne dediklerini öğrensin! "iyi" diyorlarsa, Allah indinde iyi olduğunu anlasın!) [İbni Mace]

    Evet, salih komşularımız, bize iyi birisi diyorlar mı?
    Her müslümanın, bilhassa yeni evlilerin, haramlardan sakınan, ibadet yapan salih müslümanlar arasında ev araması gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ev satın almadan önce, komşuların nasıl olduklarını araştırın! Yola çıkmadan önce, yol arkadaşınızı seçin!) [Şir'a]

    İyi komşu
    İyi komşu, sadece komşularına zarar vermeyen değil, onlardan gelecek zararlara ve sıkıntılara da katlanandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Malına veya çoluk çocuğuna zarar verir korkusu ile komşusuna kapısını kapatan, onunla görüşmeyi kesen [hakiki] mümin değildir.) [Harâiti]

    (İnsanların arasına karışıp da, onlardan gelen sıkıntılara sabreden mümin, kenara çekilip onlardan gelecek sıkıntılara sabretmek sevabından mahrum kalan müminden daha iyidir.) [Tirmizi, İ. Mace, İ. Ahmed, Beyheki]

    (Allah indinde komşuların iyisi komşularına faydalı olandır.) [Hakim]

    (Cebrail aleyhisselam, komşu hakkının öneminden o kadar bahsetti ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.) [Buhari]

    Bir kimse, komşusundan ne bekliyorsa, komşusuna da aynı şeyleri yapmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allah'a yemin ederim ki, bir kimse, kendisi için sevdiği şeyi, komşusu veya arkadaşı için sevmedikçe iman etmiş olmaz.) [Müslim]

    İyi komşu bir nimettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Şunlar Müslüman için saadettir: Saliha hanım, iyi komşu, geniş ev ve uygun binek.) [Hakim]

    (Bir salih müslümanın hürmetine, komşulara gelecek yüzlerce bela önlenir.) [Taberani]

    (İki kişi, ölen komşusu için, "Biz bunu iyi biliyoruz" derse, o kul öyle olmasa da, Allahü teâlâ meleklere buyurur ki: İki komşunun şahitliğini kabul edin ve ölenin ilmimdeki durumuna bakmayın!) [İ.Neccar]

    (İyi komşuluk, ülkeleri mamur eder ve ömrü uzatır.) [İ. Ahmed]

    (İyi komşu, komşusunu Cennete sokar.) [Deylemi]

    Komşuyu üzmekten sakınmalıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Komşusuna eziyet eden, bana eziyet etmiş olur.) [Ebuşşeyh]

    (Komşusuna eza edeni Allahü teâlâ sevmez.) [Deylemi]

    (Komşusu şerrinden emin olmayan, [gerçek] mümin olamaz.) [Buhari]

    (Kötü komşuya kıyamette Allahü teâlâ rahmetle nazar etmez.) [Deylemi]

    (Allahü teâlâ komşusunun kötülüğüne, ölene kadar sabreden kişiyi sever.) [Hatib]

    (Eza eden komşuya sabredeni Allah sever.) [Hakim]

    (Allah ve Resulünün sizi sevmesi için, emanete riayet edin, doğru konuşun, komşunuzu üzmeyin ve ona iyi muamele edin.) [Taberani]

    Sual: Bizimle aynı varlıkta komşu bir hanım var. Evimizde un, şeker, yağ gibi gıda maddesi veya herhangi bir kitap, bir alet görse, ödünç olarak, ariyet olarak ister. Getirme huyu da yoktur. Hani maddi durumları kötü olsa, varsın getirmesin diyeyim. Bizden aşağı tarafları yok. Beyim, "Ne isterse istesin hiçbir şey vermemeli!" diyor. Komşu hakkından korkuyorum. Vermesem günah olur mu? Komşumun her gördüğünü istemesi ve aldığını getirmemesi günah değil midir? Bu komşu, sadece bizden değil, başkalarından da böyle şeyler istiyormuş.
    CEVAP
    Beyiniz, sizin malınızı, siz de beyinizin malını izinsiz harcayamazsınız. İzinsiz harcamak, başkasına vermek günah olur. Komşu gelince, "Beyim razı olmuyor. Ondan izinsiz bir şey vermem günahmış" derseniz, o da bir daha bir şey isteyemez. Ondan bundan bir şey istemek doğru değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İnsanlardan bir şey istemeyin, velev ki bir misvakı bir defa kullanmak için de olsa.) [Bezzar]

    Ödünç veya borç alıp da vermemek günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aldığı borcu ödemek istemeyenlere Allahü teâlâ, kıyamette "Bu kimsenin hakkını sizde bırakacağımı mı zannettiniz?" buyurarak o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa, borç verenin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.) [Taberani]

    Bir kimseye zarar vermek, kalbini kırmak kötüdür. Fakat komşuya zarar vermek, onu incitmek daha kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Komşusu, zararından emin olmayan kimse, Allah'a iman etmiş sayılmaz.) [Bezzar] [Yani bu kimse kâmil mümin değildir.]

    Komşu kötü de olsa, ona elden gelen iyiliği yapmaya çalışmalıdır!
    Müslüman, komşunun sıkıntılarına da katlanır. Ona zararı dokunmaz.

    Sual: Gittiğim yerlerde çeşitli sebeplerden dolayı bazı bahaneler bularak yapılan ikramları kabul etmiyorum. Günah oluyor mu?
    CEVAP
    Meşru bir mazeretiniz yoksa, yiyip içilmesi haram olmayan ikramı reddetmek uygun değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Bir kimseye bir arkadaşı ikramda bulunursa, onu kabul etsin! Çünkü o Allahü teâlânın ikramıdır. Allah'ın ikramını da reddetmeyin!) [Ebu Nuaym]

    (Arkadaşının evine gelip de, önüne konulanı yememek cefadır.) [Deylemi]
#03.12.2009 16:56 0 0 0
  • İslam'da Komşuluk İlişkilerinin Önemi..

    Komşu tabiri, birbirine bitişik veya yakın yerlerde yaşayanlar için kullanılır.Komşu olmanın doğurduğu birtakım hak ve görevlerin yanı sıra bunların sağlandığı bir ilişkiler düzeni bulunmaktadır. Bunlara genel olarak komşuluk veya komşuluk ilişkileri denilir.Komşuluk ilişkileri özellikle köy ve kasaba gibi kü-çük yerleşim bölgelerinde sosyal dayanışma açısından önemli olduğu gibi, ailelerin huzur ve güven içinde yaşamaları açısından da önemlidir. İyi komşuluk ilişki-leri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahip olduğundan fert ve ailelere toplum içinde destek olur. Dolayısıyla sosyal bünyeyi güçlendirir. Kötü komşuluk ilişkileri de sürekli rahatsızlık, güvensizlik ve yalnızlık hissi uyandırır. Kültürümüzdeki süzülmüş bir anlayışın ifadesi olan, "Ev alma, komşu al" özdeyişi, komşuluk ilişkilerinin her iki yönü açısından da son derece isabetli bir tesbiti dile getirmektedir. Yine dilimizdeki "Komşu komşunun külüne muhtaçtır", "Komşuda pişer, bize de düşer" gibi özdeyişler ve sık gelip gitmeleri anlatmak üzere, "komşu kapısına çevirmek" ve benzeri deyimler, komşuluk ilişkilerinin anlamını ve boyutlarını göstermek bakımından önemlidir.
    Sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından insana ai-leden sonra en yakın sosyal çevreyi komşular teşkil ettiği içindir ki, gerek Kur'an ve gerekse hadislerde komşuluk ilişkilerine titizlikle değinilmiştir. Bir âyette ana baba ve yakın akrabalardan sonra, yakın ve uzak komşuya iyilik etmek, iyi davranmak tavsiye edil-mektedir (en-Nisâ 4/36). Peygamberimiz komşuluk hakları konusunda kendisine yapılan sıkı tavsiyeleri anlatmak ve komşuluk hukukuna dikkat çekmek maksadıyla, "Cebrâil bana komşu hakları konusunda öyle hükümler getirdi ki, bu gidiş-le her halde komşu komşuya vâris kılınır diye düşündüm" (Buhârî, "Edeb", 123) demiştir. Peygamberimiz'in, "Komşu-su elinden, dilinden emin olmayan kişi mümin sayılmaz" (Buhârî, "Edeb", 29) sözü, komşuluk ilişkisinin önemini ve ne kadar hassas bir konu olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Yine Resûlullah'ın "Allah'a ve âhiret gününe inanan kimse komşusuna ikramda bulunsun" (Buhârî, "Edeb", 31) gibi sözleri de bu bağlamda değerlendirile-bilir.Resûl-i Ekrem komşuluk ilişkilerinde nasıl davranmak gerektiğine ilişkin olarak şu hususlara dikkat çekmiş-tir: 1. Hastalandığında geçmiş olsun ziyaretine gitmek. 2. Öldüğünde cenazesinin kaldırılmasında bulunmak. 3. Borç istediğinde vermek. 4. Darda kaldığında yardımına koşmak. 5. Bir nimete kavuştuğunda tebrik etmek. 6. Başına bir musibet geldiğinde teselli etmek. 7. Evi onun rüzgârını (güneşini, manzarasını) engelleyecek şekilde yüksek yapmamak. 8. Ne pişirdiğini ona belli etmemek, belli ederse pişirdiğinden ona da vermek (Mecma'u'z-zevâ'id, VIII, 168-170). Hz. Peygamber'in bu tavsiyesi komşuluk ilişkilerine oldukça kuşatıcı bir çerçeve çiz-mekle birlikte, komşunun komşu üzerindeki bütün hakları-nı saymayı değil belki önemli olanlarına örnek kabilin-den işaret etmeyi amaçlar. Bu itibarla bir müslümanın, din ve dindarlık farkı, kültür ve bölge farkı gözetmek-sizin bütün komşularıyla iyi ilişki içinde olması, İs-lâm'ın yardımlaşma, dayanışma, zarar vermeme, küs durma-ma ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi, bu konudaki örf ve âdeti ihmal etmemesi gerekir.Günümüzde hızlı şehirleşmenin, şehir yapılaşmasının ve değişen iş hayatının komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Aynı apartmanda yaşadık-ları halde yardımlaşma, dayanışma bir tarafa tanışmayan, konuşmayan insanlar bulunmaktadır. Apartman hayatına, değişen iş hayatına uygun ilişki biçimlerinin oluşması, buna fizikî anlamda imkân sağlayacak çözümlerin araştı-rılması beklenmektedir. Komşuluk ilişkilerinin müsbet yönleri hakkıyla gerçekleştirilemese de, hiç değilse olumsuz yönlerinden kaçınmak mümkündür. Bunun için kom-şuları rahatsız edecek davranışlardan, evin içinde bile olsa yüksek sesle konuşmaktan, televizyon, teyp gibi cihazların sesini yükseltmekten ve ne türlü olursa olsun gürültü yapmaktan kaçınmak gerekir. Allah katında da kul katında da hakkında komşularının iyi şahitlik yaptığı bir kişi olmaya çalışmak yeterlidir.
#03.12.2009 16:54 0 0 0
  • Islamda yönetim ve yöneticinin vasıfları

    1-AKIL

    2-İLİM

    3-CESARET

    4-İFFET

    5-CÖMERTLİK

    6-YUMUŞAK HUYLULUK

    7-ÖFKE VE KIZGINLIĞI YENMEK

    8-AFFETMEK

    9-YUMUŞAK DAVRANMAK

    10-SEBATLI OLMAK

    11-VERİLEN SÖZÜ YERİNE GETİRMEK

    12-DOĞRULUK

    13-SIR SAKLAMAK

    14-İHTİYATLI VE TEDBİRLİ OLMAK

    15-İNSANIN İÇ DÜNYASINI HER TÜRLÜ KİN VE KISKANÇLIKTAN ARINDIRMASI

    16-AKILLI DAVRANMAK VE GÖRMEMİZLEKTEN GELMEK

    17-SABIR

    18-TEVAZÜ

    19-JURNAL VE KOĞUCULUKTAN UZAK DURMASI

    20-OLAYLARI İZLEMEK VE GEREKTİĞİNDE OLAYLARA DOĞRUDAN MUDAHALE ETMEK

    21-ŞÜKÜR ETMEK

    22-İNSANLARI İDARE ETMEK

    23-KAFİRLERİ DOST EDİNMEMEK



    Eser : ÜSTAD SAİD HAVVA KÜLLİYATI`NDAN, İSLAMDA YÖNETİM VE YÖNETİCİ
#03.12.2009 13:19 0 0 0
  • Hani derler ya 40 yaşından sonra azarlar diye.Hikmeti nedir bilinmez, bu söz bazen gündeme gelir.
    Ben 50 yaşındayım.Haddimi her zaman bilmişimdir.Zengin olsam bile başka arayışlar içine asla girmem.Bazılarının eline para geçse evdekini eskidi diye başka biri ile ilişki kurmaya çalışırlar.Böyle adamlara sopa atmak yaraşır..
#03.12.2009 00:18 0 0 0
  • Öyle zenginler vardır ki bir bardak çayın, bir dal sigaranın, bir poşet parçasının hesabını yapanlar var.Bunlar kendilerini adam zannetmesinler.

    Ceplerinde ki akrebi çıkarsalar mesele kalmayacaktır..
#03.12.2009 00:14 0 0 0
  • Bu zenginlerin hepsi zekat verseler, inanın ki Türkiye'de fakir kalmaz.Öyle bir sistem getirilmelidir ki zorla ellerinden zekat alınıp fakir fukaraya verilmelidir.Zekat vermek zenginin isteğine göre değil,fakirin hakkını yiyorlar diye zorla alınmalıdır.Yoksa bunları kendi başlarına bırakacak olsak bugünkü gibi zeket vermezler.Zenginin malında fakirin hakkı vardır.Bu hakkı Allahımız verilmesi için farz kılmıştır.Ahirette ki cezaları çok büyüktür.
#03.12.2009 00:10 0 0 0
#02.12.2009 23:57 0 0 0
  • Hocam forumlarda pek görülmüyorsunuz.Fikirleinize ihtiyacımız var...Yoksa sitemizi beğenmediniz mi?
#02.12.2009 23:43 0 0 0
#02.12.2009 01:12 0 0 0
  • Selamun Aleyküm değerli arkadaşlar. Isviçre`de dün yapilan Minare yasağı referandumuna yanlış yönlendirilen halk tarafindan 57 % destek oy çıktı maalesef. Simdi bu konuyu tüm Avrupa`da gündeme getirmek istiyor ırkçılar. Avusturya`da yayinlanan "Die Presse" gazetesi ise internet sitesinde Minare yasağı ile ilgili bir anket düzenliyor. Lütfen bu maili mümkün olduğu kadar herkese gönderelim ve sitenin sağ kösesinde bulunan ankette "Nein - jede Religion soll ihren Platz bekommen." yazan yeri isaretleyelim.


    Linki veriyorum insaALLAH:

    http://diepresse.com/home/524994/ind...selChannel=103
#02.12.2009 01:10 0 0 0