tess

tess

Üye
23.10.2007
Onbaşı
718
Hakkında

  • Psikiyatri Sözlüğü
    A
    Abreaksiyon (Boşalım) : Acı veren bir deneyimi anımsamanın ardından gelen duygusal boşalım.
    Absurdite (Anlamsız Düşünme) : Düşünce akışının bozulması ile tutarsız düşüncelerin ve buna bağlı olarak konuşma, jest ve mimiklerin sürdürülmesi.
    Abuli (İstenç Kaybı) : Eyleme geçme ve düşünme dürtüsünde azalma, eylemin sonuçlarına karşı kayıtsızlık; nörolojik kusurla ilişkili olabilir.
    Abuse : Alkolü kötüye kullanma
    Açık (Free Floating) Anksiyete : Herhangi bir düşünceyle bağlantılı olmayan yaygın, odaklanmamış korku.
    Adiadokokinezi : Sıralı, dönüşümlü hareketleri hızla yapamama.
    Adolesan : Delikanlılık dönemi.
    Adoption : Evlat edinme.
    Aerofaji : Konversif tepki olarak hava yutma.
    Afazi : Anlamanın korunduğu ancak konuşma yetisini ileri derecede bozan bir bilişsel bozukluğun neden olduğu konuşma bozukluğudur.
    Afrodizyak : Mesir macunu, kapsaik gibi cinsel arzuyu uyandırmak ve artırmak için kullanılan maddelerdir.
    Afoni : Ses kısılması.
    Agorafobi : Açık alanlarda veya yardım alamayacağı yerlerde olma korkusu.
    Agnozi : Eşyayı tanıyamama.
    Agrafi : Yazı yazamama.
    Agresyon : Sözel ve fiziksel olabilen zor kullanan, hedefe yönelik eylem. Öfke, hiddet veya düşmanlık duygularının motor karşılığıdır.
    Ailurofobi : Kedi korkusu.
    Ajitasyon : Motor huzursuzlukla bağlantılı yoğun kaygı.
    Akalkuli : Hesap yapamama.
    Akatizi : İlaçlara ikincil olarak kaslarda öznel olarak duyumsanan gerginlik, yerinde duramama, adımlama hareketleridir. Tekrar tekrar oturup kalkmaya neden olabilir. Yanlışlıkla psikotik ajitasyon sanılabilir.
    Akrofobi : Yüksek yerlerde bulunmaktan duyulan korku.
    Alacakaranlık Durumu : Bilinçte varsanılarla giden bozulma.
    Aleksi : Önceden kazanılmış olan okuma becerisinin kaybı; yazılanları anlayamama ; görme keskinliğinin bozulmasıyla açıklanamaz.
    Aleksimiti : Kişinin duygularını veya duygudurumunu tanımlama veya farkına varma güçlüğü.
    Algofobi : Acı çekme korkusu.
    Algolagni : Acı verme veya acı duymayla ilişkili her tür cinsel davranış.
    Ambivalans ( İki Değerlilik ) : Aynı anda aynı kişideki bir şeylere karşı iki zıt dürtünün eş zamanlı varlığı.
    Amfetamin: Merkezi sinir sistemini aşırı uyaran bir ilaç.
    Amnezi ( Bellek kaybı ) : Geçmiş yaşantıları kısmen veya tümden anımsayamama; kökeni organik veya duygusal olabilir.
    Andrejoni: Erkek ve kadın özelliklerinin karışımına verilen ad.
    Androjen: Testislerin ürettiği erkeklik hormonu.
    Anestezi : Duyu yitimi.
    Anhedoni ( Hazsızlık ) : Olağan ve zevk veren tüm etkinliklerden el çekme ve ilgi kaybı, sıklıkla depresyonla ilgilidir.
    Anilingus : Anüsün bir başka kişinin ağzıyla, diliyle ya da yabancı bir cisimle uyarılması.
    Anima : Jung psikolojisinde erkekteki bilinçdışı dişil yan
    Animus : Jung psikolojisinde kadındaki bilinçdışı eril yan
    Anksiyete ( Bunaltı ) : İçten veya dışarıdan gelebilecek bir tehlike beklentisinin neden olduğu kaygı ve endişe durumu.
    Anlık : Algılanan materyalin saniyeler ile dakikalar içinde tekrarlanması veya anımsanması.
    Anoreksi: Anorexia Nervosa, özellikle genç kadınlarda görülebilen, yemek yememek, çok az uyumak, buna rağmen çok aktif olmakla beliren psikolojik bir bozukluktur. Bu durum genellikle kişinin çok şişmanladığı kanısı ile mübalağalı bir şekilde rejim uygulaması ile başlar, önceleri kontrol edilebilen iştah bir süre sonra hakikaten yok olur ve zayıflama normal ölçüleri aşar.
    Anozognozi ( Hastalığın Yadsınması ) : Kişinin kendisinde nörolojik bir kusur olduğunun farkına varamaması.
    Anterograd Amnezi : Zamanda belli bir noktadan önceki olayları anımsayamama.
    Antofobi : Çicek korkusu.
    Antrofobi : İnsan korkusu.
    Amok : Malaya 'da görülen akut bir saldırgan çılgınlık nöbetidir.
    Apati ( Duygusal Donukluk ) : Küntleşmiş emosyonel (duygu yüklü) ton, kayıtsızlık veya dış dünyadan kopmayla birliktedir.
    Apne : Uykuda soluk durması.
    Apraksi : Belli bir amaca yönelik hareketleri yerine getirememe.
    Aquafobi : Su korkusu.
    Asteni : Organik kaynaklı duygusal oynaklık.
    Astereognozi : Dokunarak nesneleri tanıma yetisinin yitirilmesi.
    Astazi : Ayakta duramama, yürüyememe.
    Astrafobi : Şimsek korkusu.
    Aşırı Değerlendirilmiş Fikir : Mantıksız, dirençli yanlış inanış; sanrıya göre daha az sarsılmazdır.
    Aşırı Yüksek Veya Alçak Sesli Konuşma : Normal ses ayarlanmasında kayıp; psikozdan depresyona ve sağırlığa dek uzanan patolojik durumları yansıtıyor olabilir.
    Ataksi : Kas koordinasyonunda bozukluk; kas hareketinde düzensizlik.
    Ayrıntıcılık : Konuşmanın gereksiz ayrıntılarla uzatılması ve bir türlü amaca yöneltilememesidir.
    Azalmış İçgörü : Bir durumun nesnel gerçekliğini anlama yetisinin azalması.
    B
    Barbitüratlar : Sinir sistemini uyuşturucu etkileri olan maddelerdir.
    Basınçlı Konuşma : Düşüncelerden gelen aşırı baskı sonucunda durdurulamayan çağrışımlardan oluşan yüksek sesli konuşma
    Bastırma (Represyon) : Kabul edilemez fikir veya dürtülerin bilinçdışı unutulmasıyla karakterize savunma mekanizması.
    Bedensel (Somatik) Sanrılar : Kişinin sürekli bedensel yakınmaları olduğu ancak bunlara temel oluşturan organik bir bozukluğun olmadığı bir durumdur. Depresyonlu hastalarda görülen somatik hezeyanlar, nihilistik veya hipokondriyak türdendir. Ancak şizofrenide görülen bedensel sanrılar biraz daha değişiktir. Kişi iç organlarının çalındığı veya başkalarının organları ile değiştirildiği gibi gerçek dışı inançlara sahiptir.
    Bell Paralizi: Yüz siniri felcidir.
    Bellek : Beyinde depolanan bilginin daha sonra bilince çağırılma işlevi.
    Bilinç : Farkındalık durumu.
    Bilinç Sislenmesi : Algı ve tutumlarda bozukluğun yanısıra, açık-seçik düşünememe.
    Bilişsel ( Kognitif ) Bozulmayla İlişkili Bozukluklar : Agnozi-duyusal izlenimlerin anlamını kavrama ve yorumlama yetisinin yitirilmesi.
    Birincil Süreç Düşünme : Dereistik, mantıksız, büyüsel düşünme için kullanılan genel terim; normalde düşlerde bulunur, normal dışında psikozda bulunur.
    Bizar (Saçma, Garip) Sanrılar : Hiçbir şekilde kabul edilmesi veya inanılması mümkün olmayan sanrılardır. Kişinin bir ölü tarafından kontrol edilmesi gibi, veya yarılan bir dağdan çıkan görünmez bir eşeğin kişiyi sürekli izlemesi gibi.
    Blok : Bir düşünce veya fikir henüz bitmemişken düşünce zincirinde ani kopma; kısa bir aradan sonra kişi ne söylemekte olduğunu veya ne söyleyecek olduğunu anımsamaz (Düşünce yoksunluğu olarak da bilinir).
    Borderline : Sınırda yada zeka kişilik bozukluğu.
    Brontofobi : Gökgürültüsü korkusu.
    Bütünlüklü Algı (İdrak=Apperception) : Kişinin kendi duyguları ve düşünceleriyle değişikliğe uğramış algı.
    Büyüklük Hezeyanı : Megalomanik hezeyan.
    Büyüsel (Majik) Düşünme : Bir tür dereistik düşünce; çocukların preoperasyonel (işlem öncesi) (Jean Piaget) evresindekine benzer düşünme; burada düşünceler, sözcükler veya eylemler güç kazanırlar (Örneğin olaylara neden olabilir, ya da bunları engelleyebilirler).
    C
    Capgras Sendromu : Çevresindeki kişilerin aslında o kişiler olmadığı, onların yerini almış ve çoğunlukla kötü niyetli insanlar olduğuna ilişkin inançlardır.
    Cerea Flexibilitas (Balmumu Esnekliği) : Kişiye kalıp gibi bir duruş verilebilmesi.
    Cognitive : Bilişsel durumlar.
    Comorbidity : Asıl hastalığa eklenen ikinci bir hastalık durumu.
    Conduct Disorder : Çocukluk çağında davranım bozukluğu.
    Çağrışım (Fikir İştirakı) : Bir düşüncenin, fikrin, anının kendiliğinden otomatik olarak başka düşünceleri bilinç alanına getirmesidir.
    Çağrışımların Gevşemesi : Fikirlerin tümüyle ilişkisiz biçimde bir konudan diğerine atladığı düşünce akışı; ağır ise konuşma dikişsiz (enkoheran) olabilir.
    Çelinebilirlik (Distraktibilite) : Dikkati yoğunlaştıramama; dikkatin önemsiz veya ilişkisiz dış uyaranlara çekilmesi.
    Çevresellik : Amaca varmakta geciken dolaylı konuşma, eninde sonunda başlangıçtaki noktada arzulanan hedefe ulaşır; ayrıntılar ve parantez içi konuşmaların fazlalığıyla karakterizedir.
    Çoğul Kişilik (Multiple Personality) : Bir kişinin farklı zamanlarda iki veya daha çok sayıda tümden farklı kişilikler ve karakterlere bürünmesi.
    D
    Debilite: Zeka geriliği.
    Deflorasyon: Kızlık zarının yırtılması.
    Degeneration : Beyinde yozlaşma.
    Deja Entendu (Daha önce işitmiştim) : İşitsel tanıma yanılsaması.
    Deja Pense (Daha önce düşünmüştüm) : Yeni bir düşüncenin daha önce düşünülmüş veya ifade edilmiş bir düşünce olarak tanındığı yanılsama.
    Déjà Vu : Yeni bir durumun yanlış olarak geçmiş bir anının tekrarı gibi algılandığı görsel tanıma yanılsaması.
    Deliryum : Akut organik beyin yetmezliğidir. Aslında klinik bir tanıdır. Genel olarak bilişsel bozulmaya neden olan mental bir bozukluktur. Sıklıkla görsel hallüsinasyonlar eşlik eder.
    Demans (Bunama) : Zihinsel işlevlerde, bilinçte bulanıklık olmaksızın,organik ve yaygın kötüleşme.
    Dementia Praecox : Erken bunama.
    Demonstrasyon: Göstererek öğretme.
    Depersonalizasyon : Kişinin öznel olarak kendini gerçekdışı, yabancı veya tanımadık biri gibi duyumsaması.
    Depresyon : Psikopatolojik üzüntü duygusu.
    Derealizasyon : Çevrenin yabancı veya gerçekdışı olduğuna dair öznel duyum; değişmiş gerçeklik duygusu.
    Dereizm (Gerçek Dışı Düşünme) : Gerçekle bağlantısı olmayan daha çok içsel arzu ve isteklerle yüklü bir düşünce şekli olup otistik düşünce de denmektedir.
    Deseksüalizm : Cinsel dürtü enerjinin kalıp, cinsel yönelişin kaybolması.
    Dildo : Lastik, slikon veya lateksten yapılma yapay penis.
    Dipsomani : Alkol içme kompulsiyonu.
    Disfazi : Fokal nörolojik belirti olan konuşma bozukluğu.
    Disforik Duygudurum : Sıkıntılı bir duygudurum.
    Disgrafi (Agrafi) : El yazısı yazma yeteneğinin kaybı; sözcük yapısının kaybı.
    Diskalküli (Akalküli) : Anksiyete veya yoğunlaşma kusuru olmadığı halde, hesap yapma yetisinin kaybı.
    Disortografi : İmla bozukluğu
    Disprozodi : Normal konuşma melodisinin (prozodi) bozulması veya kaybolması.
    Dissomnia : Uykunun miktarı , niceliği ,ve zamanlamasında bozukluk.
    Dizartri : Artikülasyon güçlüğüdür. Ağız, çene,dil hareketlerinin kelimeyi söylerken işbirliğini kaybetmesiyle oluşur. Sözcük bulma veya gramer normaldir.
    Dopamin: Merkezi sinir sisteminde bulunan nöro aktarıcı.
    DSM : Dianostic and Statistical Manual of Mental Disorders = Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatistiksel Elkitabı.
    Duygu (Emosyon) : Duygulanım ve duygudurumla bağlantılı ruhsal, bedensel ve davranışsal unsurları olan karmaşık bir duygulanma durumu.
    Duygudurum (Mood=Mizaç) : Yaygın ve uzun süreli duygulanım, öznel olarak hasta tarafından yaşantılanır ve ifade edilir ve başkaları tarafından da gözlemlenir; örnekler arasında depresyon, taşkınlık, öfke bulunur.
    Duygulanım (Affect) : Duygunun gözlenen dışavurumu, hastanın tanımladığı duyguyla uyumsuz olabilir.
    Düşünce Akımı Yavaşlaması (Blok) : Çağrışımların yavaşlamasıdır. Sözcükler geç ve güç bulunup anlatılır.
    Düşünce Yayımlanması : Kişi düşüncelerinin yayınlandığını ve herkes tarafından anlaşıldığını düşünür. Bu yaşantı fiziksel duygular da eşlik edebilir.
    E
    Egomani : Kişinin kendisiyle patolojik olarak uğraşması.
    Egzibisyonizm (Teşhircilik) : Kişinin bedenini, özellikle de cinsel organlarını göstermek için önüne geçemediği bir gereksinim duyması ile karakterize bir cinsel bozukluk.
    Eidetic İmge : Önceden algılanan nesnelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması. Neredeyse varsanı canlılığında görsel bellek.
    Ejekülasyon : Erkekte boşalma.
    Ekmnezi : Hatıraların bilinç alanına hücum etmesi durumu
    Ekolali : Bir kişinin başkasının sözcük veya tümcelerini psikopatolojik olarak yinelemesidir. Tekrarlayıcı ve dirençlidir. Genellikle alay ediyormuş gibi görülür. Bazen çok kısa tekrarlar veya heceler olarak görülebilir.
    Ekopraksi : Bir kişinin diğer kişinin hareketlerini patolojik olarak taklit etmesidir.
    Ekstazi (Vecit=Esrime) : Yoğun kendinden geçme duygusu.
    Ekstrovert : Dışa dönük.
    EKT (Elektrokonvalsif Terapi): Aşırı duygusal çöküntü halindeki hastaların şakaklarına uygulanan orta şiddetteki elektrik şoku.
    Ekuinofobi : At korkusu.
    Elektif Mutizm : Seçici konuşmama.
    Elektra: Kız çocuğun babasına karşı duymuş olduğu cinsel istek.
    Elektroensefalografi ( EEG ) : MSS hastalıklarının tanı ve teşhisinde kullanılan ve elektrotlar aracılığıyla çekilen beynin elektrik faaliyetlerini gösteren kayıt.
    Endojen Depresyon : İç kökenli depresyon.
    Enkoherans (Dikişsizlik) : Çağrışımlarda sapma, parçalanma ve yarılma ile konuşma anlamsız bir hal alır.
    Enkoherans : Düşünce akışının anlaşılamaz oluşudur. Sözcüklerin mantık zincirini veya gramatik bağlantıyı kaybetmesidir.
    Enkontinans : Kişinin idrarını veya dışkısını tutamama durumu
    Enkoprezis : Kişinin yineleyici olarak yatağına ve giysilerine dışkısını kaçırması.
    Entoksikasyon : Yakınlarda alınmış bir maddeyle ilişkili kavgacılık,yargılama kusurları gibi uyumu bozucu davranışların ortaya çıkması Durumu.
    Enürezis (Yatak ıslatma ) : Kişinin yineleyici olarak yatağına ve giysilerine idrar kaçırması.
    Envlüsyon Melankolisi : Yaş dönümü çökkünlüğü.
    Epilepsi : Sara adıyla bilinen merkezi sinir sistemi ( MSS ) hastalığı.
    Ereksiyon : Erkekte penisin sertleşmesi.
    Eritrofobi : Kırmızı korkusu ( Yüz kızarması ile ilişkili )
    Erotomani : Kişide birinin kendisine deli gibi aşık olduğu yolunda sanrısal düşüncedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sıktır. Clerambault Sendromu olarak da bilinir.
    Erotomanik Sanrılar : Tanınmış kişilerin kendisi ile ilgilendiği ve aşık olduğu şeklindeki sanrılardır.
    Estrojen: Her iki cinsin adrenalin bezleri tarafından üretilen bir cinsel hormon.
    Etkileme Sanrıları : Kişi kendisinde bulunan güçlerle çevresindekilerin davranışlarını ve düşüncelerini etkileyebileceğine inanır.
    Etkilenme Sanrıları : Kişi tüm davranışlarının çevreden gelen hipnotizma, telepati, radyo, TV, veya röntgen ışınları ile yönlendirildiğine inanır. Tersi de olabilir.
    Eyleme Vurma (Acting out) : Bilinç dışı bir arzu veya dürtünün eylem şeklinde doğrudan ifadesi; bilinç dışı fantazi dürtüsel davranışla yaşama geçirilir.
    F
    Fantom Ekstremidite : Sahte dokunma ve yüzey duyumu.
    Farmakodinamik : Alınan ilacın bedene yaptığı etki.
    Farmakokinetik : Bedenin alınan ilaca yaptığı etki.
    Feedback : Gerialım.
    Fixation : Anal dönemde saplanma.
    Fikir Firarı : Birbirine anlam benzerliği veya ses uyumu gibi yüzeysel veya bağlanmış düşüncelerin birbiri ardından gelmesi.
    Füksasyon : Saplanma
    Fobi : Özgül tipte bir uyaran veya durumla karşılaşınca duyulan dirençli, mantıksız, abartılı ve daima patolojik korku ve uyarandan Kaçınma davranışı.
    Folie a deux ( Folie a trois ) : İki veya üç kişi tarafından aynı ruhsal hastalığın paylaşılması.
    Folie Hysterique : Histerik çılgınlık
    Formel Düşünce Bozukluğu : Düşüncenin içeriğinden ziyade oluşumunda meydana gelen bozukluk.
    Formikasyon : Cildin üzerinde veya altında karıncalanma duyusu.
    Frotörizm (Fortçuluk) : Erkeklerin otobüs gibi kalabalık yerlerde karşı cinse sürtünerek haz almayı kapsayan cinsel bozukluk.
    Füg (Disosiyatif Kaçış ) : Eski kimliğe yönelik amneziyle beraber, yeni bir kimlik edinilmesi sendromu.
    G
    GABA : Gama amino bütirik asit.Beynin ana inhibitör medyatörüdür.
    Ganser Sendromu : Daha çoku uzun süre hapishanelerde kalanlarda görülen ileri derecede bilişsel yıkım izlenimi veren sahte bunama Durumu.
    Gerçeği Değerlendirme Yetisi : Kişinin kendi dışındaki dünyayı nesnel olarak değerlendirmesi ve yargılaması.
    Gerontofili : Yaşlı kişilerle cinsel ilişki kurma tutkusu.
    Global Afazi : İleri derecede tutuk bir afaziyle, ağır akıcı afazinin birlikteliği.
    Glossolali : Anlaşılamaz sözcük veya seslerle gizlerin açıklanması yoluyla mesaj verme.
    Görsel Agnozi : Nesneleri veya kişileri tanıma yetisinin yitirilmesi.
    Grandiyötize : Kişinin kendi önemini ,gücünü,bilgisini ve kimliğini abartması ve büyüklük fikirleri yaşaması.
    Grimas : Anlamsız, yüz buruşturmaya benzer yüz hareketleri.
    Grief : Yas tutma
    H
    Halüsinasyon : Varsanı, Herhangi bir dış uyaran olmaksızın ortaya çıkan sahte duyusal algı. Yapay düşünce.
    Herpetofobi : Kertenkele korkusu
    Hezeyan : Sanrı
    Hiperestezi : Ağrıların duyuların artması
    Hiperfaji : İştahta ve yiyecek alımında artma,aşırı yeme.
    Hiperkinezi (Hiperaktivite) : Huzursuz, saldırgan, yıkıcı etkinlik; çoğunlukla altta yatan bir beyin patolojisiyle ilişkilidir.
    Hipermnezi : Anıların saklanması (Retention=Tespit) ve anımsanmasında (Recall=İzhar) abartılı artış.
    Hipersomni : Aşırı uyuma
    Hipnogojik Fenomen : Tam uykuya dalma sırasında olan sahte duyusal algı. Bir uyku narkolepsisidir.
    Hipnoz : Telkine aşırı yatkınlıkla karakterize, yapay olarak olarak yaratılmış bilinç değişikliği.
    Hipoestezi : Duyu azalması
    Hipofaji : İştahta ve yiyecek alımında azalma, az yeme.
    Hipokinezi (Hipoaktivite) : Psikomotor ve bilişsel etkinliklerde yavaşlama.
    Hipokondriyal Sanrılar : Hastalık Sanrıları. Kişinin sürekli kendi sağlığı ile meşgul olduğu sanrılardır. Kaygı, endişe ve korkunun eşlik ettiği, kişinin kendisinde bilinen veya bilinmeyen ciddi bir rahatsızlık olduğuna inanmasıdır.
    Hipokondriyazis : Kişinin sağlığıyla ilgili abartılı kaygılarının olması. Normal olan bazı vücut değişimleri bile fiziksel bir hastalığın bulgusu olarak yorumlanmaktadır.
    Histeri : Disosiyatif bunaltı bozukluğu
    Histerik Anestezi : Duygusal çatışmaların neden olduğu duyu kaybı.
    Homeostasis: Dengeleme.
    Hospitalizm : Uzun süre annesiz kalan çocuklarda görülen bir yuva hastalığı.
    I-İ
    İd: Freud'un kişilik kuramında bireyin tüm içgüdülerinin depolandığı, bireye enerji veren kaynak. Altbenlik.
    İdentifikasyon : Ölmüş kişinin hala var olduğu ilişkin duyumlar.
    İllüzyon : Göz yanılsaması, dışarıdan gelen görsel uyarıların olduklarından faklı algılanması.
    İmplosion : Fobi tedavisisnde bir uyaran yükleme biçimi.
    İmpotence : Cinsel güçsüzlük
    İmpulse : itici güç, dürtü, ani his
    İnfantisit : Postpartum psikozunda görülen kendi bebeğini öldürme obsesyonu.
    İnsomni : Uyku azalması veya yokluğu.
    İnstinct : İçgüdü
    İntrojekt : İçe atma
    İntrovert : İçe dönük
    İPT : Kişilerarası ( İnterpersonal ) psikoterapi.
    İritabl Duygudurum : Kolayca sinirlenen ve kışkırtılınca öfke gösteren.
    İzolasyon : Duygunun yalıtılması.
    K
    Kannabinohid : Esrar
    Kastrasyon : Genellikle transseksüellerde görülen penis veya testisleri kesme davranışı.
    Katalepsi : Kıpırdamadan sürekli korunan duruşa verilen ad.
    Katapleksi : Kas tonusunda çeşitli emosyonel durumların tetiklediği geçici kayıp ve zayıflık.
    Katarsis : Rahatsızlığa neden olan duygu yüklerinin uygun bir boşaltım alanına aktarılarak kişinin arınması
    Kekemelik ( Pepelik ) : Bir ses veya hecenin sık tekrarlanması veya uzatılması; konuşma akıcılığında belirgin bozulma.
    Kelime Salatası : Bir arada bulunan bir çok sözcük bir anlam ifade etmez. Kişi sürekli olarak konuşmakta ancak konuşmalardan bir anlam çıkarılamamaktadır.
    Keşif Sanrıları : Kişi kimsenin bulamadığı şeyler keşfetmektedir veya bunun uğraşı içindedir.
    Kinofobi : Köpek korkusu
    Klang Çağrışım (Anlamsız Çağrışım) : Anlam bakımından bağlantısı olmayan ancak ses uyumu olan sözcüklerin birbirini izlemesi.
    Kleptomani : Ekonomik değerini gözetmeksizin çalma kompulsiyonu.
    Klostrofobi : Kapalı yerde bulunma korkusu.
    Kompulsiyon (Zorlantı) : Karşı konduğunda kaygı uyandıran bir isteğe uyarak harekete geçmek için duyulan patolojik gereksinimdir. Genellikle obsesyonu takiben oluşur. Örneğin kirlilik obsesyonuyla el yıkama kompulsiyonu gibi.
    Kondansasyon : Çeşitli konuların bir nedene bağlı olmaksızın kavramlaştırılması.Düşlerin genellikle yer,kılık ve biçim değiştirmesi.
    Konfüzyon (Şaşkınlık) : Açık ve tutarlı düşünme yetisindeki bir bozukluktur.
    Koprofili : Kadın ve erkeklerde dışkı yeme veya dışkıyla oynama şeklinde cinsel haz alma isteği.
    Koprofobi : Dışkılama korkusu
    Koprolali : Açık saçık sözcüklerin kompulsif olarak söylenmesi.
    Koro : Kişinin penisinin büzüştüğü ve içeri kaçacağı böyle bir şey olursa öleceği korkusuyla karakterize akut bir anksiyete tepkisidir.
    Korsakoff Sendromu: Uzun süre alkolik olmaktan doğan organik bir hastalık.
    Kötülük Görme Sanrıları ( Perseküsyon ) : Kişi çevresindeki veya hayali insanların kendisine kötülük yapacağına ilişkin gerçek dışı düşüncelerdir.
    Kronik : Süreğen
    Küçüklük Sanrıları (Mikromanik Hezeyanlar) : Kişi kendini her bakımdan güçsüz ve işe yaramaz hissetmektedir.
    Künt : Ağır
    L
    Labilite : Kısa zamanda duygusal tepkilerde oynama
    Landau-Kleffner Sendromu : Epilepsi ile birlikte edinsel afazi
    Latah : Malaya ' da kadınlarda görülen bir psikotik bozukluk.
    Latency : Gizlilik
    Letarji : Kişinin uykuya eğilimli ve hareketsiz görülmesi, uyuşukluk.
    Letolojika : Nesne veya kişi adlarını anımsama yeteneğinin geçici kaybı.
    Libido : İnsanda var olan yaşam içgüdüsü.
    Libido Azalması : Cinsel ilgi, dürtü ve performansta azalma (libido artışı çoğunlukla manik durumlarla ilişkilidir).
    Lillipütyen Varsanısı :Nesnelerin küçülmüş boyutlarda görüldüğü sahte algı.
    Logore ( Söz ishali ) : Kişinin çok fazla, tutarlı, mantıklı ve bolca konuşması.
    LSD (Liserjic Asit Dietilamid) : Çavdar mahvuzunda bulunan alkaloidlerden sentez yoluyla elde edilen bir tür halüsinojen.
    M
    Makropsi : Nesnelerin olduklarından daha büyük göründükleri durum.
    Mani : Hastanın işlevselliğinde belirgin bozulmaya neden olan, yargılamasını bozan, anormal ve inatçı bir biçimde yükselmiş bir duygudurum bozukluğudur.
    Manyerizm : Kişide yer etmiş, alışkanlık olmuş istemsiz yüz hareketleri.
    MAO : Monoamin Oksidas İnhibitörleri.
    Mazoşizm : Kişinin acı duyma isteğini öne çıkaran bir tür cinsel bozukluktur.
    Megalomani : Kendini büyük ve önemli görme
    Mental Retardasyon: Zekada toplumsal ve mesleki işlevselliği sekteye uğratacak düzeyde gerilik.
    Metabolik Sanrılar : Hasta vücudunun değişerek başka bir nesneye dönüştüğünü iddia eder.
    Mikropsi : Nesnelerin olduklarından daha küçük göründükleri durum.
    Mikrosefali : Kafatasının küçük olmasıyla ortaya çıkan bir anormalilik
    Mistik Sanrılar : Kişinin dinsel açıdan yüksek yerlerde olduğuna ilişkin sanrılardır. Kişi tanrı, peygamber veya benzer bir özellikte bir kişi Olduğuna inanır.
    Mitomani : Yalan uydurma eğilimi
    Mizofobi : Pislik korkusu
    Modalite : biçim modality
    Monomani : Tek bir konuyla aşırı uğraşma.
    Muhakeme-Yargılama : Düşünce süreci içinde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik zihin işlevine denir.
    Munchausen Sendromu : Kişinin istemli olarak tıbbi veya ruhsal bozuklukların bulgularını üretmesi ve öykü ve belirtilerini yanıltıcı biçimde sunması, temaruz.
    Mutizm : Kişide yapısal anormallik olmamasına rağmen ses kaybı.
    N
    Necrofili : Ölü ile cinsel ilişki kurma tutkusu
    Negativizm : Tüm hareket ettirlme girişimlerine veya tüm komutlara karşı amaçsız direnmedir.
    Nemfomani : Kadında aşırı ve kompulsif cinsel ilişki kurma gereksinimidir.
    Neolojizm (Dil Uydurma) : Düşünce ve çağrışım bozukluklarının sözcükleri etkilemesi ile yeni dil simgeleri uydurmadır.
    Nevroz : Gerçeği değerlendirmenin sağlam olduğu, davranışın önemli toplumsal kurallara uygun olabildiği, tedavi edilmezse görece uzun Süreli veya tekrarlayıcı olabilen bir ruhsal bozukluk.
    Nightmare : Gece bunaltılı düş görme
    Nihilistik Sanrılar : Kendisinin, diğer insanların veya dünyanın var olmadığı veya sonunun geldiği yolundaki yanlış düşünce.
    Nikotofobi : Gece ve karanlık korkusu
    Noesis : Kişiye vahiy inmiştir ve tüm insanları aydınlatacaktır.
    Noktüri : Gece boyunca sık idrara çıkmadır.
    Nominal Afazi : Bir nesne için doğru ismi bulma güçlüğü.
    Nozofobi : Hastalık yılgısı
    Nörotransmiter: Sinirsel aktarıcı.
    O-Ö
    Obesite : Aşırı şişmanlık.
    Obsesyon (Saplantı) : Mantıklı çabalarla bilinçten uzaklaştırılamayan karşı konamayan bir düşünce veya duygunun patolojik olarak direnmesi.
    Obtundasyon (Kapanma) : Hastanın uyanıkken ilgisiz görünmesi.
    Oedipus Kompleksi: Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu cinsel istek.
    Ofidofobi : Yılan korkusu
    Oligofreni : Zeka geriliği
    Onikofaji : Tırnaklarını kemirme kompulsiyonu
    Opioid (Özgül Madde) : Opium türevleri ve sentetik maddelerinden oluşan morfin, eroin, kokain türü maddelerinin tümüne verilen isim.
    Otistik Düşünce : İçsel, kişisel dünyayla aşırı uğraşma.
    Otoerotikasfiksi : Kişinin erotik duyumlarını keskinleştirmek ve hafif hipoksi yoluyla orgazmın şiddetini artırmak için bir yandan kendini boynundan asarken diğer yandan masturbasyon yapmasıdır.
    Otomatizm : Genellikle bilinç dışı simgesel bir etkinliği temsil eden bir ya da daha çok sayıda eylemin otomatik olarak gerçekleştirilmesi.
    Otomutilasyon : Organ kesme şeklinde görülen bir öz kıyım veya kendini cezalandırma şeklidir. Psikozlarda görülebileceği gibi obsesif kompulsif nevrozlarda veya impuls kontrol bozukluklarında da görülebilir.
    Ofori : Yoğun çoşkuyla birlikte yaşanan büyüklük duyguları.
    Ötimik Durum : Normal duygudurum yelpazesi.
    Özkıyım (İntihar) Düşünceleri : Özkıyıma ilişkin fikirlerin varlığıdır. Genellikle kendini güçsüz ve suçlu hissetme düşünceleri ile birlikte ölümü tanıma isteği eşlik eder.
    P
    Panfobi : Herşeyden korkma.
    Parafazi : İsim veya sözcük bulmakta zorlanıldığında nesne ve olayları dolaylı anlatma.
    Parafreni :
    Paramnezi : Geri çağırmadaki çarpıtmalarla anıların yanlış anımsanması.
    Paranoid Sanrı : Kötülük görme (perseküsyon) ve alınma (referans) sanrılarını kapsar. Kendisine düşmanlık ve zarar verileceği sanrılarıdır.
    Paranoya : Bu terim ilk kez 1863′de Kahlbaum tarafından kullanılmıştır. Eski Yunancada değişik, yandan anlamına gelen "para-" ile düşünme anlamındaki "noia" kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Gerçeğe dayanmayan ileri kuşkuculuğu tanımlar. Ancak, herhangi bir kuşkuculuğu tanımlamak için kullanımı daha sıktır.
    Parapraksi : Günlük yaşam içerisinde dil ve hareket sürçmeleri.
    Parasomnia : Uykuda anormal ( korku , Uyurgezerlik gibi ) bir durumun ortaya çıkması.
    Parkinson Hastalığı : Tremor, düzlenmiş duygudurum ve salya akması gibi klinik özelliklerin eşlik ettiği nedeni genelde nörolojik olan bir tür ekstrapiramidal sendromdur.
    Pavor Nocturnus : Uykuda ilk bir kaç saattinde NREM döneminde düş olmaksızın yaşanan korku nöbeti.
    Pedofili : Çocuklarla cinsel ilişki tutkusu.
    Penisenvy : Kız çocuklarında görülen penise imrenme tutumu.
    Perde Anı : Acı veren bir anıyı perdeleyen bilinçli olarak katlanılabilir başka bir anı.
    Perseküsyon : Kötülük görme sanrısı.
    Perseverasyon : Kendiliğinden başlayan kalıplaşmış bir sözcük ya da cümlenin hiç durmadan yinelenmesidir.
    Pirofobi : Ateş korkusu
    Piromani : Dürtü denetimindeki başarısızlık sonucu yangın çıkarma isteği.
    Polifaji : Patolojik aşırı yeme.
    Post Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB) : Olağandışı travmaya yanıt olarak gelişen bir tür kompülsif stres bozukluğu.
    Postpartum Psikozu : Doğum sonrası ortaya çıkabilen bir psikozdur.
    Prevalans : Sık görülen ruhsal bozukluklara ilişkin yaygınlık.
    Priapizm : Trazodon gibi bazı psikotrop ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilen şiddetli ağrının eşlik ettiği inatçı penis sertleşmesidir.
    Prodrome : önbelirti
    Prognoz : Hastalığın gidişatı ve sonlanışı.
    Prozopagnozi : Yüzleri tanıma yetisinin kaybedilmesi.
    Pseudologia Phantastica : Kişinin kendi fantazilerinin gerçek olduğuna inandığı bir tür yalan söyleme.
    Psikasteni : Karar verme zorluğu,kuruntu,fobiler ve verimsiz uğraşlarla kendini gösteren bir tür nevroz.
    Psikofarmakoloji : Psikolojik kaynaklı bozuklukların psikoterapötik ilaçlarla sağaltımı.
    Psikojen Koma : Bilinçlilikte MSS depresyonu olduğunu gösteren ağır bir bozulma durumudur.
    Psikoz : Gerçeği fantaziden ayırt edememe, gerçeği değerlendirme yetisinde bozulma, yeni gerçeklik yaratılması.
    Puerperal Psikozu : Doğum sonrası ilk haftada ortaya çıkabilen bipolar bozukluk.
    Püberte : Görünür ergenlik belirtileri
    S-Ş
    Sadizm : Bir kişinin diğer birinin canını yakarak cinsel haz alması.
    Sanrı (Hezeyan, Delüzyon) : Dış gerçekliğine ilişkin yanlış çıkarsamalara dayalı hatalı inanış. Hastanın zekası ve kültürel geçmişiyle tutarlı değildir. Uslamlama (mantık yürütme) yoluyla düzeltilemez.
    Satriyazis : Erkekte aşırı ve kompulsif cinsel ilişki kurma gereksinimi.
    Sedatifler : Sakinleştirici ilaç grubu.
    Sembiyoz : İki organizmanın biyopsikososyal bir bütünlük içinde bulunması ve ortak yaşaması.
    Semptom : Belirti.
    Sensoryum : Özel duyuların bilişsel işleyiş durumu.
    Sentaktik Afazi : Sözcükleri uygun dizilimde düzenleyememe.
    Separasyon Anksiyetesi : Çocuklarda ana, babadan veya bağlandıkları birinden ayrıldıklarından önce veya sonra ortaya çıkabilen bir tür fobik anksiyete.
    Simültannozi : Görsel bir sahnenin birden fazla unsurunu tek bakışta kavrayamama ya da parçaları bütün olarak birleştirememe.
    Sinestezi : Başka bir duyunun neden olduğu duyu veya varsanı.
    Skopofili (Gözetlemecilik) : Cinsel organları veya eylemleri gözetlemek için duyulan kompulsif istekle karakterize cinsel bir bozukluktur.
    Somatik Sanrı : Kişinin bedensel işlevlerine yanlış inanışı.
    Somatizasyon : Hastanın fiziksel belirtileri ve duyumları gerçekdışı veya yanlış yorumlamasıyla karakterize bir psikiyatrik bozukluk.
    Somatopaknozi : Kişinin kendi beden parçalarını tanıyamaması.
    Somnambulizm : Uykuda oturma ve yürüme benzeri davranışlar.
    Somnolans : Gündüz aşırı uyuklama hali.
    Sosyal Fobi : Kalabalık ve sosyal ortamlardan duyulan fobik korku. Kişi genellikle küçük düşme korkusu duyar.
    Status Epileptikus : Öldürücü olabilen ve bilincin hiç açılmadan sürdüğü bir tür duyusal veya motor epileptik nöbet tipi.
    Stereotipi : Fizik eylem veya konuşmada tekrarlayıcı sabit kalıp.
    Stupor : Çevrenin farkında olmama ve tepki vermeme.
    Sublimasyon : Yüceleştirme.
    Subresyon : Bilinçli bastırma.
    Suçluluk Sanrıları : Kişi her tür fenalık ve kötülükten kendisini sorumlu tutar.
    Suisid : İntihar
    Şizoaffektif Bozukluk : Şizofrenik veya duygudurum bozukluklarından birinin, bileşkesinin ya da bu üç durumun tümünü kapsayan heterojen bir psikotik bozukluktur.
    Şizofreni : Çok yönlü dışavurumları olan kronik, nüksedici, düzelmeler gösterebilen psikotik bozukluktur.
    Şizoid Kişilik : Yalıtılmış ve yalnız hasta tipi.
    T
    Taşikardi : Kalp atım hızının dakikada 100 ' ün üzerine çıkması durumu.
    Teğetsel Konuşma : Kimi kez konuşma sonuca ve amaca yönelik düşünce bağlantılarından tamamen kopar. Konunun yanından geçer.
    Telepati : Bir düşüncenin bir zihinden diğerine sözsüz aktarılması.
    Tic Douloureux : Ağrılı tik
    Tik : İstemsiz, spazmodik kas hareketleri.
    Trans : Odaklanmış dikkat ve farklı bir bilinçlilik durumu.
    Tremor : Birbirine istenmeyen etkili kas gruplarının dönüşümlü kasılması sonucunda bedenin bazı parçalarında ( kol, el ve bacaklar ) görülen istemsiz salınma hareketleri.
    Trikotilomani : Kendi saçını yolma kompulsiyonu.
    Tourette Sendromu : Ses ve çoğul hareket tiklerinin birlikte bulunduğu tik bozukluğu.
    U-Ü
    Unio Mystica : Gizemli bir güçle gizli bir birliktelik kurulması.
    Utanç : Kişinin kendi beklentilerini karşılayamaması
    Uyaklı ( Klang ) Çağrışım : Ses olarak benzeyen , ancak anlamları benzemeyen
    sözcüklerin çağrışımı.
    Uyku Felci : En sık uyanma sırasında ortaya çıkan geçici, kısmi veya tam felçtir.
    Üçgensel Terapi : Ko-terapi olarakta bilinen bir terapist ve psikiyatrist eşliğinde yürütülen terapidir.
    Ülseratif Kolitis: Stres sonucuda ortaya çıkanbilen ve kalın bağırsakla rektumu kaplayan kanamalı yaralar.
    Ünipolar Depresyon : Tek uçlu olarak gelişen depresyon şekli.
    Ürolagni : Kişinin idrar içmekten veya üzerine işenmesinden cinsel haz duyduğu bir tür cinsel bozukluk.
    V
    Varsanı : Gerçek dış uyaranlarla ilişkisi olmayan sahte duyusal algı.
    Vecit : Yoğun kendinden geçme duygusu.
    Vejatatif Bulgular : Kişide bedensel işlev bozukluğu.
    Ventilasyon : Soluk alıp verme.
    Verbal : Sözel yani konuşma ile yapılan terapi.
    Verbijerasyon (Anlamsız Yineleme) : Bağlantısız, anlamsız kopuk bir konuşmanın hiç durmadan sürmesi.
    Voyörizm : Gözetlemecilik
    Vudu : Karabüyü
    Y-Z
    Yalancı toplum: Sanal ya da sanal olmayan kişiler bulma. Gerçek ve hayalî kişiler bulur. Sahte toplum.
    Yandan Cevap : Hastalar kendilerinde bulunan çağrışım bozukluğu sonucu sorulara ilgisiz, anlamsız ve yandan yanıtlar veririler. Hastanın genel tutumu alay ediyor gibidir. (Ganser Sendromu)
    Yapay Zeka: Elektronik bilgisayar aracılığıyla bilgi işleme yeteneği.
    Yansıtma : Gerçeği inkâr eder. Gerçek ile sanal düşünce yer değişir. Sen beni kovmadın ben kendim gittim.
    Zeka : Yeni durumlarla karşılaşıldığında geçmişte öğrenilenlerin anlaşılması, anımsanması, harekete geçirilmesi ve yapıcı olarak bitinleşmesi.
    Zenofobi : Yabancı korkusu.
    Zoofili : Kişinin bir hayvanla cinsel ilişkiye girdiği cinsel sapmadır.
    Zoofobi : Hayvan korkusu.
    Nesrin Savaş Kantarcı
#07.03.2008 10:11 0 0 0
  • Yavaş yavaş ölürler!
    Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler,
    Yavaş yavaş ölürler okumayalar, müzik dinlemeyenler,
    Vicdanlarında hoşgörmeyi barındıramayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler!.

    Alışkanlıklarına esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler,
    Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
    Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.

    Yavaş yavaş ölürler!.

    İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
    Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki
    pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.

    Yavaş yavaş ölürler!.

    Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
    Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
    Hayatlarında bir kez dahi
    mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

    Yavaş yavaş ölürler!.
    Şili'li şair Pablo Neruda
#05.03.2008 22:54 0 0 0
  • @MiRaGe adlı üyeden alıntı:
    Şiddet eğitim düzeyine bakmıyor gördüğünüz gibi. Zaten Amerikada yapılan bir araştırmada üniversite mezunu kadınların üniversite mezunu erkeklerden dayak yeme oranının diğer eğitim düzeylerine göre daha fazla olduğunu ortaya çıkarmış.Yani eğitim de işe yaramıyor demekki.Son senelerde insanların maddeye olan bağımlılıkları, herşeyi maddesel düşünüp dünyevi hırslarla hareket etmeleri insanlarin yüreğinden merhameti söküp aldı bence. Merhameti olmayan bir insan insana acır mı?
    Orijinali Göster...


    Bilgi yoksunluğumla da didinmiş durmuşum... Sevgiler. Nesrin Savaş Kantarcı >tess
#15.01.2008 15:37 0 0 0
  • @casper adlı üyeden alıntı:
    maalesef dayağın ve kötü davranışların okumakla engellenemediğini gösteren kötü bir hayat hikayesi,

    bu profesör bence psikolojik yönden bir rahatsızlık içinde,

    ama eşi 35 yıl bu işkenceyi nasıl çekti anlayamadım
    Orijinali Göster...
    maalesef dayağın ve kötü davranışların okumakla engellenemediğini gösteren kötü bir hayat hikayesi,

    bu profesör bence psikolojik yönden bir rahatsızlık içinde,

    ama eşi 35 yıl bu işkenceyi nasıl çekti anlayamadım

    Nesrin Savaş Kantarcı ben, "casper"...
    Çok isterdim size yazabilmeyi, ancak....
#15.01.2008 15:26 0 0 0
  • Paranoyak-Paranoid-Paranoid Şizofren-Narsisist-Anti Sosyal- Othello Sendromu- Jaluzik tip ve Kişilik bozuklukları gibi başlıklarla hangi bölüme "yeni konu" açabilirim, lütfen yardımcı olabilir misiniz? Çook teşekkürler. Sevgiler. Nesrin Savaş Kantarcı
#11.01.2008 12:53 0 0 0
#04.01.2008 15:52 0 0 0
  • @enya- adlı üyeden alıntı:
    bunu okumakla veya cahillikle ilişkilendiremeyiz. bu kişilik ve aile terbiyesiyle ilgili bir şey.
    tamam adam gerçekten insanlık dışı, ilkel benlik davranışları göstermiş ama karısı neden bunu 37 yıl çekmiş anlayamadım. kadınlarımız bu kadar mı aciz? kendisine bunun yapılmasına izin vermemeliydi. inanılır gibi değil. 37 YIL!
    Orijinali Göster...


    Yüzlerce örnek var! Yine bir delil!


    4 nisan ülkücüler mezara götürücek zorla, benim derse geç kalmamam lazım kaçtım derse zor bela girecektim kapıyı çaldım, Ziya Kantarcı bana tahta silgisini fırlattı o gün kafam dank etti ve bir daha hiç dersine girmedim. Fizikten geçtim mi, hayır! Girenler geçti mi, hayır!




    Dikkât!
    *Tanımlı olan bu "malûm"un eylemleri arasında; objeleri fırlatma, kırma, dökme hiç kalır! Belâ geliyorum der ve gelir! 'Böylesi görülmedi' denilebilir mi? Denilebilir!
    Kendisiyle hızlı bir hesaplaşma sürecine girmesinin imkânsızlığıyla; her girdiği ortamı toz duman içinde bırakabilen bu birisi yıkılmışlığının yansıtmasıyla yaşamını sürdürürken, olguları da yadsıyarak yaftasının ardına sığınmaktadır! Siciline işlenmesi gereken bu çok ciddî durum (!) ve yapay duruşunu tüm öğrencileri bilmektedir! Ses edemeyenlere yaptığı zulümdur! Değerli öğrencilerin geleceğini karartan bu malûmu artık; M.E.B'lığı-Yök-Rektör görmeli ve gereğini yapmalıdır! Sicil önem içerir! Kendisi salt sıfatıyla, kimilerince, sanal kabul görerek suçlarından muaf olamayacağına göre; sorumluluk gereği ve geçmiş 40 yıllık tanıyanı olarak şikâyeti borç bilerek uyarıyorum. Buraya alıntılayamadığım acı gerçekleriyle... "Stratejist"in yön kaydırması görünmez kılınamaz! Burası Üniversite!
    Nesrin Savaş Kantarcı
#11.12.2007 00:46 0 0 0
  • @CADIKIZ adlı üyeden alıntı:
    Profesör eşinin boşanma davası açtığı Nesrin Kantarcı, 37 yıllık evliliğinde şiddet görmüş:'' Sırtımda oklava kırdı. Ütü, çekiçle vurdu''


    Fizik profesörü Ziya Kantarcı'nın boşanma davası açtığı eşi Nesrin Savaş (Kantarcı) "Bunları okuyan tek kadını bile şiddetten kurtarabilirsem ne mutlu bana" deyip konuştu:

    Tokat, tekme, dayak
    "37 yıl önce evlendik. Daha ilk hafta sözlü şiddet başladı. Sonra itip kakmalar, tokatlar geldi. Yer silerken tekmeliyordu. Sırtımda oklava kırdı. Uyurken uyandırıp dövdü."

    Evde üzüntü partileri
    "Niye vurduğunu sorduğumda, öldürmediğime dua et' derdi. İki çocuğum küçükken üzüntü partileri düzenlerdik. 'Babanız ruhsal sorunlu, istemeden yapıyor' derdim. Onlar da dinlerdi..."



    Profesör kocamdan 35 yıl dayak yedim

    Fizik profesörü kocası tarafından tam 5 yıl evden çıkmasına, perdeleri bile açmasına izin verilmeyen Nesrin Savaş... 35 yılın ardından eşinden boşanıyor. Kendisiyle, çocuklarıyla, hayatla hesaplaşıyor. "Yaşadıklarım herkese ibret olsun" diyor ve ekliyor: "Gençlik, bilmezlik, maddi gücün olmayışı, aptallık, ne derseniz deyin; Hikayemi okuyan tek bir kişiyi şiddetten kurtarabilirsem büyük mutluluk olacak bana. O yüzden avukatlara söylüyorum.

    Amacım para pul, nafaka falan değil. Amacım iyi yetişmiş, iyi okumuş bir profesörün bile evinde nasıl şiddet uygulayabileceğini gözler önüne sermek. Bu insanlar şiddetle büyüyor, güçleniyorlar. Üstelik onlara biz izin veriyoruz."


    Nesrin Savaş dayak, tehdit ve işkence ile geçen günlerinden kızı ve damadı sayesinde kurtulmuş. Kocasını kızının yanına bir süreliğine tatile gideceğine ikna etmesi 6 ayını almış. En sonunda Amsterdam'a kaçmayı başarmış. Bir yıl sonra döndüğünde ise bir boşanma dilekçesiyle karşılaşmış. Boşanma davası devam ediyor.
    Orijinali Göster...
    Profesör eşinin boşanma davası açtığı Nesrin Kantarcı, 37 yıllık evliliğinde şiddet görmüş:'' Sırtımda oklava kırdı. Ütü, çekiçle vurdu''


    Fizik profesörü Ziya Kantarcı'nın boşanma davası açtığı eşi Nesrin Savaş (Kantarcı) "Bunları okuyan tek kadını bile şiddetten kurtarabilirsem ne mutlu bana" deyip konuştu:

    Tokat, tekme, dayak
    "37 yıl önce evlendik. Daha ilk hafta sözlü şiddet başladı. Sonra itip kakmalar, tokatlar geldi. Yer silerken tekmeliyordu. Sırtımda oklava kırdı. Uyurken uyandırıp dövdü."

    Evde üzüntü partileri
    "Niye vurduğunu sorduğumda, öldürmediğime dua et' derdi. İki çocuğum küçükken üzüntü partileri düzenlerdik. 'Babanız ruhsal sorunlu, istemeden yapıyor' derdim. Onlar da dinlerdi..."



    Profesör kocamdan 35 yıl dayak yedim

    Fizik profesörü kocası tarafından tam 5 yıl evden çıkmasına, perdeleri bile açmasına izin verilmeyen Nesrin Savaş... 35 yılın ardından eşinden boşanıyor. Kendisiyle, çocuklarıyla, hayatla hesaplaşıyor. "Yaşadıklarım herkese ibret olsun" diyor ve ekliyor: "Gençlik, bilmezlik, maddi gücün olmayışı, aptallık, ne derseniz deyin; Hikayemi okuyan tek bir kişiyi şiddetten kurtarabilirsem büyük mutluluk olacak bana. O yüzden avukatlara söylüyorum.

    Amacım para pul, nafaka falan değil. Amacım iyi yetişmiş, iyi okumuş bir profesörün bile evinde nasıl şiddet uygulayabileceğini gözler önüne sermek. Bu insanlar şiddetle büyüyor, güçleniyorlar. Üstelik onlara biz izin veriyoruz."


    Nesrin Savaş dayak, tehdit ve işkence ile geçen günlerinden kızı ve damadı sayesinde kurtulmuş. Kocasını kızının yanına bir süreliğine tatile gideceğine ikna etmesi 6 ayını almış. En sonunda Amsterdam'a kaçmayı başarmış. Bir yıl sonra döndüğünde ise bir boşanma dilekçesiyle karşılaşmış. Boşanma davası devam ediyor.

    d.g 12.06.2006 22: 14: 19
    ben isim vermek istemiyorum çünkü ziya kantarcı benim dersime giren ve bütün arkadaşlarımız tarafınadan da sergilediği davranışlardan bazı kişisel rahatsızlıkları olduğu savunulan bir öğretim görevlisidir. yanlız kendi açıklaması yapılan terbiyesizliği kendi adına onlarca kat artırıyor. çünkü yargının yanısıra medya ve kamu oyu da insanları yapmış oldukları hatalardan dolayı yargılayacak mekanizmalardır. bir öğretim görevlisinin öğrencilerine örnek olması gerekirken bu şekilde "özel hayatım" diyerek nahoş bir şekilde kendini savunması hem kendi saygınlığını hemde çalışmış olduğu kurumun saygınlığını düşürmekten başka birşey yapmaz

    KAZIM K.: Ben bu profesörün eski bir öğrencisiyim. Fizik bölümünü severek seçmiştim. İlk dersimde beş dakika geç geldik diye birkaç arkadaşla birlikte dersten kovmuştu. Onun yüzünden yüzlerce öğrenci yıllarca süründü... Ben de çok sevdiğim fizik bölümünü bıraktım. O zamandan belliydi psikolojisinin bozuk olduğu. Yazık. Bir de öğrencilerim ders bekliyor diyor. Daha kendi ailesine nasıl davranacağını bilmeyen birinin öğrencilere vereceği bir şey olamaz.
    gamze *****
    12.06.2006 10: 18: 35
    Ben bir üniversite öğrencisi olarak böyle bir durumun söz konusu olamayacağını düşünüyorum.Bir profesör ancak adli dengesi yerinde değilse böyle şeyler yapabilir. Ki sanırım bu bey de öle..Ama çok yazık!!!

    Ali Anbarlı
    12.06.2006 10: 43: 09
    İşkencecilerin Özel hayatı olamaz. YÖK ve Üniversite senatosu ivedilikle bu adamı görevden uzaklaştırmalı. İnsana işkence yapan, öldürmeye teşebbüs eden birinin Çocuklara örnek olması beklenemez. Bir vatandaş olarak M. E. Bakanını, Yök Başkanını ve Üniversite Senatosunu göreve davet ediyorum.

    Umit Balaban
    12.06.2006 14: 49: 21
    Kantarci Bey ,hangi kafa yapisi ve bilimsel mantik kullaniyorsunuz ogrencilerinize ders verirken.Fizik kanunlari icinde oklavanin nasil incitmeden kirilmasi gerektiginide umarim ogretiyorsunuzdur.

    *hüseyin a.
    13.06.2006 23 :16 : 58
    ziya hocanın bir öğrencisi olarak ziya hoca ile yaşadıklarımızı çevremdekilere anlattığımda yok canım daha neler derlerdi. inanmazlardı. sanıyorum aldığı ahlar çıkıyor. haftada 4 saat bizim için geçmezken eşinin sabrına hayret ettim doğrusu.
#02.11.2007 10:37 0 0 0
#23.10.2007 13:50 0 0 0
  • Yaşasın Türk Adaleti!
    Haberin aslı esastır!
    Sorun üreticisi fırsatçılar haberi yamuklaştırıp bol yalan ekleyerek (!) salt finansal çıkar uğruna, şiddete katkı payında bulunup; " ben olsaydım" noktasında kalıyorlar!. Amaç kaos yarat, rant için koş! Kadının kadına ettiği durumlar da işin en önemli yanı(!) Hızla ve derin üzüntüyle verilen 40 yıllık yaşamın özetinin amacı: "Kadın ve hukuk" iken ve daha da başka olduğu defalarca anlatılmış iken; kasıtlıca 180 derece çevirip biçimlendirip haberi beter ediyorlar! Beyinsel içerikleri doğrultusunda da... Haberi aile içi şiddet biçimselliği ile sansasyonelleştirdiler. Üstü örtülü bu akıl dışı, bu davalık dava bambaşka türdedir. Ne idüğü belirli durumlar biçim biçim yer aldı! Salt çıkar uğruna kimi avukatlar ve yazılar yazanlarsa ayrı bir durum(!) Ailesi tarafından yanlışlarla kodlandırılan çocuklar ileride konumları ne olursa olsun öğrendiklerini öğretmeye kalkışıyorlar. Her konuda, taşıdıkları zihniyetle, kalıp yargılarıyla belirleyici olabilmeyi dayatıyorlar. İşte bende şiddetin tüm biçimlerini görerek hak ve özgürlüklerimden yoksun bırakıldım. Hesaplı, düşünerek uygulanan şiddet! "Auschwitz" deydim. Şiddetin varlığı bir yana, akla yatkın hiçbir yanı olmayan zulümlerle yaşamaya zorlandım. Davacı asılsız beyanları ve sanal tanıkları ile dava kazanabilmeyi istedi. Sıfatının arkasına sığınarak avukatının ve yakınlarının da marifetiyle de aslında farkında olmadan kendisini anlattığı örtülü bir dilekçeyle, T.C. Mahkemeleri`ne suçluyken başvurabidi! Avukatı ve akrabaları ve kimi biçim biçim birileri kendisini bilinçlice mutlak yalnızlığa sürüklediler! Çöküştür bu! Anlattıklarını rektörlüğü de anlatma zorunluluğu doğdu. Doğası gereği yadsıyacağı korkunç uygulamalarını anlatmam için elinden geleni ardına koymadı! Tuhaf dilekçesinde; "evden uzaklaştırıldım diyebildiği gibi"; neden uzaklaştırıldığını da diyebilmelidiydi. Hiç olmazsa mahkemeye doğruları söyleyebilmeliydi!!! Malûm(!) tanıkları da korkunç gerçeği bile bile, yargıcın gözünün içine baka baka yalanlarını söyleyeyebildiler! %5 lik bilgi verip %95'lik asıl vahim gerçeği sakladılar. Davalı ve haklı olan şahsım konuşmayacak mıydı? Yılların yargıcı şifreli olan bu davayı çözümleyemez miydi? Onurlu düşman, dürüst rakip olmak ta vardı. Geçmiş 40 yılı çiğneyerek suçsuzu suçlu göstermek!
    Ağır suçuyla; bu birisi T.C. Mahkemeleri`nden şahsıma tanımadığı hak ve özgürlüğü kendisi için isteyebildi. Bir işi için!.. Etiketine güvenerek... "Dostlar alışverişte görsün!" Toplum da görsündü o zaman! Acılara katlanabilmem haksızlığada katlanabileceğim de demek değildir! Şahsım davacı olacağıma "davacı" davacı olmuş. Hukuksuzluğun üstünlüğü olsun muydu? Okuduğuna inanma eğilimli kimilerinin yetersizliği ile yaptığı gereksiz yorumlar şahsımı bağlamaz. 70'lik iki torunlu bu dedenin; "suç"unu saklamasına biçtiği kılıf: özel yaşam!" Sıradan akutlaşmış savunma yöntemi! Bu savunulan malûm özel yaşamlardan kızınız karınız (!) kocanız da yaşasın mı? (!) Örneğin; evliyken de (!) nişanlansın mı? Daha ne olsun? Bırakınız da haber olsun! Sinsice pis işleri gör de kimseler de duymasın mı? "Yuva yıkımcı"ları da suç ortağı değiller de kimler? Oysa ki; hukuk bu işlenen özel suçlara onay vermiyor! Yasada ki; "özel hayat" onurlu yaşananların özeli kapsamında! Kimi değerli yargıçlar ise; Prof'ları da muaf tutmaksızın hak dağıtımını sağlıyor. Bu tür haberin fazlasıyla da haber değeri vardır! Kitlelere yalan, yanlış haberleri empoze ederek fütursuzca haber yapanların bu sakıncalı durumları da görünmez kılınamaz! Saygınlığı olan kurumlarda yapay duruşlarıyla da görev yapanların kimi işleri de görünmez kılınamaz! Aile sorumluluğu olmayanın görev sorumluluğunun olabileceği düşünülemez de. Bu özel yaşamlının; kaybedeceği başından belli davası görüldü! Temel insan haklarının yıkımı olamıyacağından, bunu kırıp dava kazanılamayacağından, suçsuzun suçlu kılınamayacağından haberi de olmuş oldu!!! Ben ne yaparsam yeridir! 'Ben yaparım sen yapma!' Var olmayanları üzerimde adlandırmak istediği, sanal tanık beyanlarını da T.C. Mahkemeleri'ne sunabilerek te, hileli ve keyfince açtığı davasını da kaybetti! Kazanan yine dürüstlük oldu! Bu tuhaf davanın ölçümünü yapan değerli yargıç yorumu ve gereğini yaparak adaletin sarsılmazlığının altına imzasını attı. Devredilemez hakkımın devir teslim töreni! Vazgeçilemez haklarımın iadesi!
    Haklılığıma davanın başından beri kanaat getiren, olgunun ciddîyetini bilen yargıç ; tanıksal verileri yasaların gereği olarak dinledi. Tanığım kendimdi! Kimi avukat beceriksizliği ve yanlışlarıyla da elbette davada yargıç kanaatlerini kırıp yerine yenisini koyamazdı da... Hukuk ne boşluk ne de keyfiliğin yeri olarak görülemez! Salt para kazanma uğruna müvekkilini sürükleyen avukatlar; kuralsızlıklar içerisinde olma lüksüne sahip olmamalıdırlar da! Haksızlık; yanlış, yalan savunmalarla haklılığa dönüştürülemez!
    Gün gelir kasıtlıca yapılan yalan yanlış haberin aslı yerini alır! Bundan böyle salt yazılı anlatımlarım gerçektir(!) İmzam olmayan bu tuhaflaştırılmış haber şahsımı bağlamaz. Aslında haberin doğrusu ve içeriği bambaşkadır! Türk Medenî Yasası şöyle dursun; Türk Ceza Yasası kapsamındadır bu davalık dava! Sizce bu dava neden açılmış olabilir? (!) Kendisiyle sorunludur bu davacı! Yanlış yaşamımın da sorumluluğunu ağır bedeller ödeyerek taşıdım. Yanlış savunulamaz. Ancak 40 yıllık eziyetten sonra birde üstüne size suç biçilip yüklenmeye yeltenilmişse; bu haksızlığı artık seslendirmek kaçınılmaz oluyor. Karşı olmak gereği doğuyor! 'Genel memnuniyetsizlik belirtilmelidir' diye de düşünülüyor! Kimileri sizden ısrarla bunu istiyorda... Muhalefet olmak zorunda bırakılıyorsunuz! Ağır suçu sabit ve yine kimi çok önemli durumları tescilli olan bu birisi daha hâlâ "ben bir öğretim üyesiyim" diyerek (!) akıl dışı işler görüyor(!) Ve nasıl hâlâ o kurumda yapay duruş sergileyerek dolanabiliyor?
    "Şiddet uygulamadım" diyebildiği gibi; T.C. Mahkemeleri'ne de dürüst davranmıyor, doğruları söylemiyor. Hileyle dava kazanılabilir mi? Yaşamının her alanında ve T.C. Mahkemeleri'nde de "ben bir öğ. üyesiyim, benim yerim çok farklı" diyerek, suçsuzun üzerinde suç var etmeye kalkışmak. Ve dava açmak akıl işi midir?
    T.C.Mahkemeleri'ne başka asılsız bir şeyler daha söyleyebildiği gibi; eylemi olan korkunç durumları da söyleyebilmeliydi!!! Dava mahkemeden geçerken akıl almaz yollara başvurduğunu da belirtebilir miydi? (!) Kanayan yaraya derin çomak sokarak daha hâlâ, ille de haksızca sataşmak; insanı olmayacak yerlere savuruyor! Şahsım davacı olacağıma "davacı" davacı olmuş! İnanılmaz ve akıl almaz olgulara değineceğim. Değinilmek zorunda bırakıldım çünkü!!! İnsanlığın hükümranlığı önemli diyorsanız lütfen bu bilmediğiniz 40 yıllık yaşamı bireyselleştirmeden ve de haberin mantık dışılığına dayalı kısımlarını görmeyerek değerlendirip yorumlamayınız! Haber düzeysizleştirilmiştir de...Erginleşmiş kimi sağduyulu kişileredir anlatımlarım. Anlatımlarımın asılsızlığından söz edebilen bu birisi olguların aksini ispatta serbesttir! Anlatacaklarım ise kitabımdadır!!! Harfiyen yansıtacaklarım; "dava dosyası" içerisindeki tüm resmî dilekçeler kapsamındadır!!!
    "Ben bir öğretim üyesiyim, bu özel yaşamım!!!!" diyebilen bu birisinin, öncelikle nasıl biri olduğu ve özellikle çok özel işleri olduğu bilinmelidir(!) Araştırmacı olarak neleri araştırdığı saptanmalıdır! Dünün anlayışına saplanıp kalmış, kalıp yargılı bu birisinin nasıl bir eğitim verebileceği de görmezden gelinemez! Düşünmek ve irdelemek gereği vardır! Böylelerin eğitimi ile gelişime yönelik değişim kaydedilemez! Ne tür fikir ile ne tür bir eğitim!
    Özüne bağlı kalarak yeniliğe zerre kadar ayak uyduramayıp; daha da nasıl bir değişime doğru kaydığını, nasıl bir zihniyetle 40 yıl ailesine ve öz çocuklarına kötü davrandığını ve sonuçlarını göz ardı etmek doğru bir yaklaşım olamaz! Müdahaleci olunması gereği vardır! Bunlar eğitim kurumunda önemli değilse nedir? 'Benim "kör inançlı" öğretilerim senin yaşam biçimin olacak' demek de ne demek? Kendine özgü tuhaf ölçütlerini baskıyla ailesine dayatan ve daha da uç noktalara kadar gidebilen; aksine öğretileri kendisi için hiç te geçerli olmayan, bilinçlice sorun üreten, kavgacı bu birisi gayet tabii ki olguları yadsıma yolunu seçecektir! Gerçekleri itiraf edemeyecektir! Öğretim üyesi olmayanlarında "güç"lü olabileceğini düşünemeyerek dava kazanabilmeyi beklemek ne kadar yanlışsa, para kazanabilmek için sizi büyük yanlışa götüren kimi avukatlara da akrabalara da inanmak güvenmek o kadar yanlıştır. Bunu anlamanız çok zor bir iş de değildir aslında.... Söylemlerim delillidir! Çünkü tescillenmiştir!!!! Onca yıl ağlatarak elimden almış olduğu özgürlüğü sen kalk kendinin bir işi için isteyebil! Olacak iş mi bu? Üstelik ben suçsuz kendisi ağır suçluyken... Ağır suçu ile hak aramaya kalkmış! Olmayan hak bulunur mu? 'Haksızlığın üstünlüğü olsun' denilebilir mi? Dolayısıyla da; Hukuksuzluğun üstünlüğü olsun diye düşünülebilir mi? Düşünmüş! Düşündürülmüş!!! Art niyeti yetmiyormuş gibi; art niyetlileri de arayınca bulmuş. İşte bu akrabaları, para ve kimi malûm işler peşine koyulanlar birleşince; soluğu tuhaf bir dilekçeyle T.C.Mahkemeleri'nde alanın aldığı sonuç da koşutlu olarak aleyhine dönmüştür. Almış kalemi eline, arkadaşına mektup yazar gibi; yargıcın yazılanlar karşısında sorabileceği soruları düşünemeksizin asılsız beyanlarıda ekleyerek, sanal tanık söylemleri hesabıyla da dilekçeyi kendi elleriyle götürüp T.C. Mahkemeleri'ne sunabilmiş! Yetkili ve etkili kimsenin uyarısıda olmamış(!) Davalı konuşursa ne olacak?(!) Bu da düşünülmemiş! İşte en yakınlarının da gayreti ve marifetiyle sürüklenmiş olduğu bu çok üzücü durum çöküşünün başlangıcı oldu! Kendi yanlışlarını körükleyenleri görememek ise önem içerir!!! Elbette önde kendisi arkada suç ortakları! Düşünememiştir! Oysa ki; salt dinleyeceği iki evlâdı varken! Tüm şaşırdık diyenlere duyurulur; kişiyle 40 yıldır yaşayan bendim! Herşey hukukî süreç içinde ortaya çıktı(!) Tanık beyanıyla falan da değil!!!! Kendiliğinden menkul durumlar!!!!!!!!!!!!!!!!!! " Ben bir öğretim üyesiyim" demesine rağmen!
    Ayrıca bu davanın iç içe geçmiş olguları vardır, çok boyutlu örtülü dava (!) Yalan yanlışlarla, çeyrek kısmıyla aktarılan bu haberin işindeki asıl ciddî olgular bilinmeyenlerdir henüz! Tüm olanlar bu birisinin kendi seçimi sonucunda oluşmuştur. 40 yıllık yaşamını yanlışlarıyla doldurabilmeyi başaran da yine kendisidir! Anlatılan pek bir şey de olmamıştır zaten. İsterse onlarda anlatılır!!! İstemeyerek te olsa!
    Ayrıca bu davanın sonucunu adliyenin kapısında salt kimi çıkarları için sabırsızlıkla bekleyen " o " tehlikeli birisi vardı!!!! 'Daha da neler?' demeyin! Daha da çok şeyler!!! Düşünsel boyutta ki kapsamlı dava! Düzeni iyi tanıyorsanız, toplumsal duyarlılık önemli diyorsanız, sağduyuluysanız lütfen yanlı olmayı bırakıp okuyunuz yazdıklarımı! Çünkü sonraları tanıklık edeceğiniz pişkince durumlar söz konusu!
    Karakterine uygun işleri gör, gizle. Sıfatımla muaf olayım! Mutlak olan gerçekler maskelenemez! Boşanma davası açmak kolay! Önemli olan bu dava neden açılmıştır sizce? Kazanabileceğin bir durum var mı? Hukukî bir biçimsellik vererek dava kazanabilmeyi düşlemek! Karşı tarafa olmayan suçlar yükleyerek dava kazanılabilir mi? Hak yerini bulmaz mı?
    Hiç akla gelmeyecek başka bir şeyler daha yapılırsa da; karşı taraf ta çıkar bunları yazar beyan eder! "Zorunlu duruma düşmenin dayanılmazlığı!" İşin çığırından çıkması! Kendisi evden uzaklaştırılmıştır(!) Kendi ifadesiyle de dilekçesinde beyan etmiştir bunu!!!! "Delil"i kendinden var olan bu davanın şifreli dilekçesinin deşifresini yapmam da T.C. Mahkemeleri'nde en kanıtlayıcı delil olmuştur! Kendiliğinden; ve de çok önemli olan, tanımadığım tanık beyanları ise bir şanstır!
    'Kamusal alanda görev yapanların suçu eleştirilemez' denemez! 'Özel yaşama karışma olarak' yorumlanamaz! Yanlışlar savunulamaz! Eleştirilir! Eleştirilmelidir de! Olgular seçimin ise; sonuçlar da senindir!!!! Bedeller de.... Anlatımlarımın üstü örtülüdür! TBMM ve STK'luşları ve kimi basın içeriğini bilmekteler! Rektörlüğünde çalışanının ters işlerini bilmek hakkıdır! Susturulmuşluğuma, neden 40 yıl sustum? Taşımakta çok zorlandığım sorumluluklarımın gereğini yerine getirmese miydim? Bundan daha doğal ne olabilir? Düzene güven var mıydı? Doğru kararı doğru yer ve doğru zamanda uygulamak gerekir! Aksi, sizi daha da yanlışlara sürükler! Asıl sorgulanacak olan; sistem ve çoğu malûm kimileridir! Bense şahsım adıma derin sorgulamayı yapabildiğim içindir ki; kimi durumlara düştüm! Ülkenin gerçekleri ve dönem koşulları, kadının edilgen durumu, toplumsal dokumuz, gençliğin yanlışlıkları, bilinçsizlik, yaşamınızın inişli çıkışlı kendine özgü bir trendi, sorunları aşabileceğiniz umudu, iyi niyet, annelik, iki evlât yetiştirme endişesi, sorumluluk gibi etmenler ve asıl olan en önemli bağlayıcı yanı ise ekonomik bağımlılık size yapay da olsa boyun eğdiriyor.
    Yaşasın Türk Adaleti!
    Değerli yargıç Şerafettin Ş. "Hukukun üstünlüğünü" kanıtladı ve davayı kazandım. Kazanacağım inancını hiç yitirmedim. Kimilerinin anlatımlarına göre hukuk kaybolmamıştı! Öncelikle, suçluya verilebilecek en güzel yanıt manevî cezadır. Davacı T.C. Mahkemeleri'nden asılsız davasına onay almamıştır! Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti'nin yüce adaleti, yaşasın değerli yargıçlarımız! Güçlü saygılar.
    Nesrin Savaş Kantarcı [email]nesrinsavas 0312xxxxxxx



    @CADIKIZ adlı üyeden alıntı:
    Profesör eşinin boşanma davası açtığı Nesrin Kantarcı, 37 yıllık evliliğinde şiddet görmüş:'' Sırtımda oklava kırdı. Ütü, çekiçle vurdu''


    Fizik profesörü Ziya Kantarcı'nın boşanma davası açtığı eşi Nesrin Savaş (Kantarcı) "Bunları okuyan tek kadını bile şiddetten kurtarabilirsem ne mutlu bana" deyip konuştu:

    Tokat, tekme, dayak
    "37 yıl önce evlendik. Daha ilk hafta sözlü şiddet başladı. Sonra itip kakmalar, tokatlar geldi. Yer silerken tekmeliyordu. Sırtımda oklava kırdı. Uyurken uyandırıp dövdü."

    Evde üzüntü partileri
    "Niye vurduğunu sorduğumda, öldürmediğime dua et' derdi. İki çocuğum küçükken üzüntü partileri düzenlerdik. 'Babanız ruhsal sorunlu, istemeden yapıyor' derdim. Onlar da dinlerdi..."



    Profesör kocamdan 35 yıl dayak yedim

    Fizik profesörü kocası tarafından tam 5 yıl evden çıkmasına, perdeleri bile açmasına izin verilmeyen Nesrin Savaş... 35 yılın ardından eşinden boşanıyor. Kendisiyle, çocuklarıyla, hayatla hesaplaşıyor. "Yaşadıklarım herkese ibret olsun" diyor ve ekliyor: "Gençlik, bilmezlik, maddi gücün olmayışı, aptallık, ne derseniz deyin; Hikayemi okuyan tek bir kişiyi şiddetten kurtarabilirsem büyük mutluluk olacak bana. O yüzden avukatlara söylüyorum.

    Amacım para pul, nafaka falan değil. Amacım iyi yetişmiş, iyi okumuş bir profesörün bile evinde nasıl şiddet uygulayabileceğini gözler önüne sermek. Bu insanlar şiddetle büyüyor, güçleniyorlar. Üstelik onlara biz izin veriyoruz."


    Nesrin Savaş dayak, tehdit ve işkence ile geçen günlerinden kızı ve damadı sayesinde kurtulmuş. Kocasını kızının yanına bir süreliğine tatile gideceğine ikna etmesi 6 ayını almış. En sonunda Amsterdam'a kaçmayı başarmış. Bir yıl sonra döndüğünde ise bir boşanma dilekçesiyle karşılaşmış. Boşanma davası devam ediyor.
    Orijinali Göster...
    Profesör eşinin boşanma davası açtığı Nesrin Kantarcı, 37 yıllık evliliğinde şiddet görmüş:'' Sırtımda oklava kırdı. Ütü, çekiçle vurdu''


    Fizik profesörü Ziya Kantarcı'nın boşanma davası açtığı eşi Nesrin Savaş (Kantarcı) "Bunları okuyan tek kadını bile şiddetten kurtarabilirsem ne mutlu bana" deyip konuştu:

    Tokat, tekme, dayak
    "37 yıl önce evlendik. Daha ilk hafta sözlü şiddet başladı. Sonra itip kakmalar, tokatlar geldi. Yer silerken tekmeliyordu. Sırtımda oklava kırdı. Uyurken uyandırıp dövdü."

    Evde üzüntü partileri
    "Niye vurduğunu sorduğumda, öldürmediğime dua et' derdi. İki çocuğum küçükken üzüntü partileri düzenlerdik. 'Babanız ruhsal sorunlu, istemeden yapıyor' derdim. Onlar da dinlerdi..."



    Profesör kocamdan 35 yıl dayak yedim

    Fizik profesörü kocası tarafından tam 5 yıl evden çıkmasına, perdeleri bile açmasına izin verilmeyen Nesrin Savaş... 35 yılın ardından eşinden boşanıyor. Kendisiyle, çocuklarıyla, hayatla hesaplaşıyor. "Yaşadıklarım herkese ibret olsun" diyor ve ekliyor: "Gençlik, bilmezlik, maddi gücün olmayışı, aptallık, ne derseniz deyin; Hikayemi okuyan tek bir kişiyi şiddetten kurtarabilirsem büyük mutluluk olacak bana. O yüzden avukatlara söylüyorum.

    Amacım para pul, nafaka falan değil. Amacım iyi yetişmiş, iyi okumuş bir profesörün bile evinde nasıl şiddet uygulayabileceğini gözler önüne sermek. Bu insanlar şiddetle büyüyor, güçleniyorlar. Üstelik onlara biz izin veriyoruz."


    Nesrin Savaş dayak, tehdit ve işkence ile geçen günlerinden kızı ve damadı sayesinde kurtulmuş. Kocasını kızının yanına bir süreliğine tatile gideceğine ikna etmesi 6 ayını almış. En sonunda Amsterdam'a kaçmayı başarmış. Bir yıl sonra döndüğünde ise bir boşanma dilekçesiyle karşılaşmış. Boşanma davası devam ediyor.
#23.10.2007 13:49 0 0 0