foto - ultrascorpion
    TS Wallpapers
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    TS Wallpapers
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Devam Edecek...
    TS Wallpapers
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Devam Edecek...
    TS Wallpapers
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    Devam Edecek...
    TS MSN Logoları
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız



    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    AVATAR OLARAKTA KULLANABİLİRSİNİZ




    Devam Edecek...


    Trabzonsporumuz

    trabzonspor
    trabzonspor resimleri
    trabzonspor com
    www trabzonspor
    trabzonspor org
    fenerbahçe trabzonspor
    trabzonspor org tr
    www trabzonspor com
    www trabzonspor org tr
    galatasaray trabzonspor
    www trabzonspor org
    trabzonspor maçı
    trabzonspor haberleri
    trabzonspor vllaznia
    trabzonspor sivasspor
    trabzonspor transfer
    trabzonspor resmi
    trabzonspor intertoto
    trabzonspor haber
    trabzonspor com tr
    trabzonspor taraftar
    fenerbahçe trabzonspor maçı
    www trabzonspor com tr
    trabzonspor video
    trabzonspor sivas
    trabzonspor marşları
    trabzonspor marşı
    trabzonspor golleri
    trabzonspor resmi sitesi
    trabzonspor fanatik
    trabzonspor videoları
    trabzonspor gençlerbirliği
    trabzonspor tarihi
    trabzonspor sözleri
    trabzonspor galati
    trabzonspor kadrosu
    trabzonspor kulübü
    trabzonspor tv
    trabzonspor oyunları
    trabzonspor forum
    fenerbahce trabzonspor
    trabzonspor şarkıları
    trabzonspor canlı
    trabzonspor sitesi
    trabzonspor bursaspor
    trabzonspor transferleri
    trabzonspor maçları
    trabzonspor teması
    trabzonspor beşiktaş
    trabzonspor formaları
    trabzonspor fk vllaznia
    trabzonspor transfer haberleri
    trabzonspor temaları
    trabzonspor 40 yıl
    trabzonspor 2007
    trabzonspor forma
    trabzonspor sivasspor maçı
    trabzonspor siteleri
    trabzonspor web
    galatasaray trabzonspor maçı
    trabzonspor vlaznia
    trabzonspor tesisleri
    trabzonspor 40 yıl marşı
    trabzonspor logo
    trabzonspor inter toto
    trabzonspor maç sonucu
    trabzonspor macı
    trabzonspor son dakika
    trabzonspor gov tr
    trabzonspor forması
    trabzonspor vllaznia maçı
    www trabzonspor gov tr
    trabzonspor avatarları
    trabzonspor net
    trabzonspor amblemi
    trabzonspor sakaryaspor
    trabzonspor otelul galati
    www trabzonspor gov
    trabzonspor taraftarlar derneği
    trabzonspor intertoto maçı
    trabzonspor stad
    trabzonspor duvar kağıtları
    trabzonspor haberler
    trabzonspor otelul
    trabzonspor stad projesi
    trabzonspor web sitesi
    youtube trabzonspor
    trabzonspor logosu
    trabzonspor 6 0
    trabzonspor ceza
    trabzonspor maç
    trabzonspor sivas maçı
    trabzonspor kayseri
    trabzonspor taraftarlar
    trabzonspor futbol okulu
    trabzonspor fc
    trabzonspor goller
    anti trabzonspor
    trabzonspor nickleri
    trabzonspor store
    trabzonspor tema
    trabzonspor org com
    trabzonspor uefa
    trabzonspor resmi web sitesi
    erciyesspor trabzonspor
    trabzonspor logoları
    trabzonspor kayseri erciyes
    trabzonspor gov
    trabzonspor kadro
    trabzonspor sakarya
    trabzonspor maç biletleri
    trabzonspor paf
    trabzonspor futbolcuları
    trabzonspor ürünleri
    erciyes trabzonspor
    trabzonspor inter
    trabzonspor ankaragücü
    trabzonspor resımlerı
    ankaraspor trabzonspor
    gece yolcuları trabzonspor
    trabzonspor oyuncuları
    trabzonspor dergisi
    trabzonspor barcelona
    trabzonspor taraftarı
    trabzonspor basketbol
    Main-Board TS-Dernegi
    bir trabzonlu olarak ben de bu klube talibim.
    YILAN HIKAYESI SAF KIZLAR
    ABİM ELLERİNE SAĞLIK
    Bir tur atsak
    NE OLUR YANİ VERSEDE Bİ TUR ATSA YEMEZYA
    Berber sırası
    GÜZEL
    Tabanca Sesi
    Silahlanmaya son
    SİNÜZİT (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Kafatası içinde burun boşluğuna açılan bir kısım hava boşlukları vardır ki bunlara "sinüs" adı verilir. Burun iltihabının sinüslere geçmesi halinde ortaya çıkan rahatsızlığa ise "sinüzit" diyoruz. Sinüzite ayrıca burundaki şekil bozuklukları, polip, diş ve dişeti iltihapları da sebep olurlar.
    En sık rastlananı, üstçene ve alın sinüsleri iltihaplarıdır.
    Belirtileri:
    * İltihaplanan sinüsün üst kısmı şişer ve ağrı yapar.
    * Burun tıkanır, zor nefes alınır.
    * Baş ağrısı ve ateş yapar.
    DİKKAT: Tedavi edilmeyen sinüzit vakalarının ilerleyerek menenjit, beyin ve kemik iliği iltihabına sebep olabileceğini unutmayınız.
    * Tedavinin aslı iltihapların giderilmesini ve sinüs yollarının açılmasını hedef alır.
    * Buğuseptiller, sinüs ağızlarını açıp burun akıntısı temin etmede oldukça etkilidirler.
    * İltihap kurutmada ise antibiyotikler kullanılır.
    *Ağır vakalarda, sinüs ağızlarının delinip içlerinin temizlenmesi gerekebilir.
    APANDİSİT (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Bağırsakları tanıtırken, kalınbağırsağın onikiparmak bağırsağına bağlanan yerinde, "kör bağırsak" adı verilen kısımda, içi boş, yaklaşık 10 santim uzunluğunda bir çıkıntıdan bahsetmiştik. Bu çıkıntı ya "apendis"; apandisin bakteriler marifetiyle iltihaplanmasına da "apandisit" diyoruz.
    Belirtileri:
    * Göbek çevresinde ortaya çıkan bir ağrı ile kendisini belli eder.
    * Sonra bu ağrı yavaş yavaş karın alt bölgesine iner.
    * Sindirim güçlüğü, kabızlık ya da ishal görülür.
    * Hasta sık sık kusabilir.
    * Ağız ve dilde kuruluk olması sebebiyle iştahsızlık belirir.
    DİKKAT: Apandis patladığı takdirde, ateş birden bire yükselir. Karın ön duvarında sertlik görülür. Müdahale edilmediği zaman hasta şoka girer.
    Tedavi:
    * Belirtiler ortaya çıkar çıkmaz hasta doktora götürülmelidir.
    * Ameliyattan başka çaresi yoktur.
    KABIZLIK (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Serbest yaşayan hayvanlarda görülmediği halde, ehlileştirilen hayvanlarda sık görülür. Yine köy insanından çok şehirli insanda görüldüğünden kabızlığın bir "medeniyet hastalığı" olduğu kabul edilmektedir. Kalın bağırsağın son kısmında dışkı fazla bekletildiği zaman içindeki su geriye emilmekte ve sertleşen dışkının atılması zorlaşmaktadır. Dışkının bağırsaklarda fazla beklemesinin sebebi içindeki posa oranının azlığındandır. Sebze, meyve ve taneli bitkileri az yiyen insanlarda kabızlık daha sık görülmektedir.
    Masa başında oturan, fazla hareket etmeyen, sinirli kimseler kabızlıktan en çok şikayet edenler arasındadır.
    Tedavi:
    * Mushil (söktürücü) ilaç kullanmak çoğu kimseler için en pratik yol gibi görünse de bu hiçbir zaman kabızlığı önleyici bir çare değildir. Kabızlığa sebep olan etkenler ortadan kaldırılmadığı müddetçe, hastalık tekrar edecektir. Fazla mushil kullanmak hem bağırsakları tahriş edecek; hem de tenbelleştirecektir.
    Ne Yapmalı?
    * Kabızlığa yakalanmamak için kepekli undan yapılmış kara ekmek yiyiniz.
    * Bakliyat türü, az yağlı yemekleri tercih ediniz.
    * Bol sebze ve meyve yiyiniz.
    * Bağırsakların boşalmasını sağlamak için muayyen zamanlarda tuvalete çıkma alışkanlığı kazanınız
    * Kabızlık sırasında söktürücü ilaçlar yerine şeftali portakal ve çilek yeyiniz. Elma, armut ve erik gibi meyvelerin ise kompostosunu içiniz. Sabahları sütle sulandırılmış bal içildiği zaman da iyi netice verir.
    İSHAL (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Çoğu zaman midede ortaya çıkan bir rahatsızlık bağırsaklara da intikal etmektedir. Uzun süren ishallerde kolera, tifo ve dizanteri gibi bulaşıcı hastalıkların etkisi vardır. Keza tüberküloz, kan zehirlenmesi ve her türlü zehirlenmeler böbrek yetmezliği, guatr, safrakesesi hastalığı, sindirim yolu iltihapları ve ruhsal bunalımlar da ishallere sebep olurlar.
    Belirtileri:
    * Sarımsı renkli, ağrısız ishaller incebağırsak kökenlidir.
    * Sümüksü, ağrılı, kimi zaman kanlı ve iltihaplı geçen ishaller ise kalınbağırsak kökenlidir, ishalle birlikte ateş ve kusma görülür. Gribe benzer belirtiler de ortaya çıkabilir.
    DİKKAT: Başka bir hastalığın yan etkisi olmayan ve bağırsakların kendilerinden kaynaklanan ishaller kısa zamanda geçer. Buna göre, uzun süren ishal vakalarında mutlaka doktora müracaat edip gerçek sebep ortaya çıkarılmalı ve tedavisi sağlanmalıdır.
    Ne Yapmalı?
    Başka bir hastalığın yan etkisi şeklinde ortaya çıkmayan ishal ve kusmalar, organizmanın kendi kendisini temizlemesi demek olduğundan ilaçla durdurulmaya çalışılmamalıdır. Tedaviye bir kaşık hintyağı ile başlanır. Hintyağı, bağırsaklardaki zararlı maddelerin atılmasına yardım edecektir.
    * 24 saat hiçbir şey yememek en tesirli usuldür. Bu müddet içerisinde şekersiz papatya çayı veya nane çayı içilebilir. 24 saatin sonunda elma kürüne başlanır. Hastaya günde 1-1,5 kilo çiğ elma verilir, iki gün sonra hafif yemeklerden başlayarak normal beslenmeye geçilir.
    * Bir hastalığın yan etkisi olarak ortaya çıkan ishallerde, ishalle değil, asıl hastalıkla mücadele edilir.
    MİDE ÜLSERİ (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Ülser de günümüzde sık rastlanan bir hastalıktır. Onikiparmak bağırsağında (duodenum) görülen ülser, mide ülserinden daha fazladır. İkisinin de sebebi tam bilinmemekle beraber; yaşadığı ortama uyum sağlayamayan hassas kimselerde, işi aşırı yorgunluk verenlerde, alkol tüketenlerde, aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçları fazla kullananlarda ülsere sık rastlandığı da bir gerçektir.
    Belirtileri:
    * Ağrı hemen yemeklerden sonra görülür ve hasta aç olduğu zaman kendisini daha iyi hissederse "mide ülseri"nden şüphe edilmelidir.
    * Eğer ağrı yemeklerden belirli bir zaman sonra ve aç iken de hissedilir ise; bu durumda "onikiparmak bağırsağı ülseri" mevzu bahistir. Aç karnına ağrı geldiği zaman birşeyler yeyince geçer. Sabah aç karnına iken ağrı duyulmaz.
    Ne Yapmalı?
    * İlaç tedavisinin yanısıra diyet uygulanır.
    * Alkol ve sigara kesinlikle terkedilmeli; sinir gerginliği yapan hadiselerden uzak durmalıdır.
    GASTRİT (MİDE İÇYÜZÜNDE İLTİHAP)
    Çok sık rastlanan bir hastalıktır. Düzensiz beslenme, sinir gerginliği, alkol, sigara, fazla kahve ve çay bu hastalığa davet eden faktörlerdir. Akut ve kronik olmak üzere iki tipi vardır. Belirtileri birbirine benzer. Demir eksikliğine bağlı kansızlık da gastrit yapabilmekte ve belirtileri kalıcı (kronik) olmaktadır.
    Belirtileri:
    * Sindirim güçlükleri ile başlar.
    * Yemeklerden sonra midede yanma ve ağrı olur.
    * Bulantı ve kusma yapar.
    * Hastalığın ilerlemesi halinde seyrek olarak kanama görülür.
    Ne Yapmalı?
    * Gastrite sebep olan tesirler keşfedilip hastanın bunları terketmesi sağlanır.
    * Tabiî beslenmeye önem verilir.
    * B vitamini ve demir eksikliği görüldüğü takdirde bunlar ağız yolu ile takviye edilir.
    * Yemeklerden sonra yarım ya da bir saat dinlenmenin hastalığın tedavisine yardımcı olduğu tesbit edilmiştir.
    ASTIM BRONŞİT (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Tedavi edilmeyen saman nezlesinden ve akciğer iltihabından sonra sık görülen bir hastalıktır. İnce bronşların daralması şeklinde etki yaptığından hasta soluk verirken zorluk çeker.
    Astım bronşit, bazı psikolojik rahatsızlıklarla birlikte ortaya çıkabilmekte ve gerçek sebebi bulunamadığı takdirde tedavisi oldukça zorlaşmaktadır.
    Belirtileri:
    * Solunum güçlüğü daha çok geceleri nöbetler şeklinde kendisini gösterir.
    * Hasta oturduğu veya kurbağa gibi yattığı zaman daha kolay nefes verir.
    * Bronşial astımda nefes almada değil, nefes vermede güçlük vardır. Bu sebeple akciğerlerde şişme görülür.
    Ne Yapmalı?
    * Nefes vermeyi kolaylaştırmak için solunum borularını genişletici ilaçlar verilirken; aynı zamanda hastalığa sebep olan madde veya olay keşfedilmelidir. Astıma sebep olan etki ortadan kaldırıldığı zaman tedavi kolaylaşmakta ve krizlerin önüne geçilebilmektedir.
    * Varsa iltihabi durumlar önlenmelidir.
    * Öksürüğü kesmek için tedbir alınmalı, balgam söktürücü ilaçlar kullanılmalıdır.
    * Hasta sık sık solunum hareketleri yapmalı, bronşların tabiî yolla açılmasına yardımcı olmalıdır.
    * Yine astıma yol açan alerjik madde tesbit edilmeli, bünyenin bu maddeye hassasiyeti giderilmelidir. Buda aşılarla yapılır.
    * Saman nezlesi kuru ortamı sevdiğinden, tedavi sırasında hasta nemli bir ortamda bulundurulmalıdır.
    ALERJİK HASTALIKLAR (BELİRTİLERİ VE TEDAVİLERİ)
    Organizmanın vücuda giren yabancı maddelere ve sevmediği proteinlere karşı gösterdiği reaksiyondur. Vücudun kabul etmediği yabancı maddelere "antijen" adı verilir. Vücut, antijenleri etkisiz hale getirmek için bunlarla savaşacak "antikor"ları üretir. Antikorlar yabancı maddeyi öldürür; akyuvarlar da ölü maddeleri ortadan kaldırır. Vücut savaştığı bu antijen maddeyi unutmaz. İkinci bir defa onunla karşılaştığı zaman, öncekine kıyasla çok daha hızlı ve tesirli bir şekilde karşı koyar. Bulaşıcı hastalıklar konusunda buna "vücudun o mikroba karşı bağışıklığı" diyoruz.
    Yukarıda vücudun sevmediği proteinlere karşı da reaksiyon gösterdiğini söylemiştik. Bazı bünyeler her türlü proteini kabul edebilirken, bir kısım bünyelerin sevmediği proteinler vardır. Her bünyenin sevmediği proteinler başka başkadır. İşte şahıstan şahısa değişen ve bünyenin sevmediği proteine karşı reaksiyon gösteren bu özelliğine "alerji" diyoruz. Vücut, sevmediği proteine karşı aynı yabancı maddelerdeki gibi antikorlar üretir ve o protein maddelerini yoketmeye çalışır.
    Bebekler, bir yaşına kadar bazı proteinlere karşı reaksiyon gösterirler. Kadınlar, daha çok, ergenlik çağında, ayhali dönemlerinde, hamilelikte ve menopoz dönemlerinde bazı proteinlere karşı alerji duyarlar. Zayıf kişiler, şişmanlara kıyasla, alerjiye daha yatkındırlar. Alerjinin mesleklerle de yakından ilgisi vardır. Fikir işçileri, kimyevi madde üreten tesislerde çalışan kimseler, değirmenciler, eczacılar, laborantlar, hastahane işçileri ve ilaç fabrikasında çalışanlar alerji vakaları ile sık karşılaşırlar. Alerjinin sinir sistemi ile de yakın ilgisi vardır. Normal insana kıyasla hassas bir bünyeye sahip olanlarda alerjiye sık rastlanır. Bazı ailelerde aynı tip alerjinin sık görülmesi, bu reaksiyonun kalıtımla da ilgisi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
    Alerjide antikor - antijen mücadelesinin kanda değil de vücut hücrelerinin yüzeyinde meydana geldiğini ileri süren araştırmacıların sayısı az değildir. Bunlara göre antikor - antijen (veya allerjen) reaksiyonu sırasında hücre duvarları bozulmakta ve "histamin" adı verilen bir madde açığa çıkmaktadır. Histamin, hücrelere iki şekilde etki yapmaktadır:
    a) İnce kan damarlarının gerginliğini artırarak kanın "serum" adı verilen sıvı kısmının doku aralarına sızmasına sebep olur.
    b) Bazı kas gruplarında, özellikle bronşlarda, spazmlara yol açar.
    Serumun doku aralarına sızmasından sonra kabarcıklar, şişlikler, deri, göz ve burunda rahatsızlıklar kendisini göstermeye başlar. Bronşlardaki spazmlar astım krizlerine sebep olur.
    Ne Yapmalı?
    * Alerji vakasının tedavisi kişiden kişiye değişen ve daha da önemlisi doktorun tecrübesine bakan bir husustur. Bunun da sebebi, hastalığın psikolojik yönlerinin ağırlıkta olmasıdır.
    * En sık baş vurulan usul, alerjen (alerji yapan) maddeyi keşfedip hastayı bu maddeden uzak tutmaktır.
    * Bir diğer usul, histamin maddesini analiz ettikten sonra, bu maddeyi etkisiz kılan bir "antihistaminik" vermektir. Saman nezlesinde, sivilce ve şişliklerde alerjik ilaçlar iyi netice vermektedir.
    DİKKAT: Alerji ilaçları (antihistaminikler) hastada uyuklama hali yaptığı için dikkat isteyen işlerde (şoförler ve makina işçileri) tehlikeli kazalara sebep olmaktadır
    SERUM ALERJİSİ
    Tetanos, difteri ve kangren vakalarında hastaya tedavi maksadıyla verilen "at serumu" sonunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Vücut seruma karşı antikorlar üreterek savunmaya geçer.
    Belirtileri:
    * Serum verildikten 5-10 gün sonra ateş, eklem ağrıları ve deride döküntüler başlar.
    Tedavi:
    * Hastalığın etkileri giderilinceye kadar ilaç verilir.
    Korunma:
    * Antikor-antijen reaksiyonu göz önünde bulundurularak mecbur kalmadıkça at serumu verilmemelidir. Aktif bağışıklık kazandırmak için aşılar tercih edilmelidir.
    SAMAN NEZLESİ
    Her yıl belirli zamanlarda ortaya çıkan ve daha çok bitki çiçek tozlarıyla bulaşan alerjik bir nezledir.
    Belirtileri:
    * Burun akıntısı önce sulu sonra koyu ve sarı renktedir.
    * Burun akıntısı ile birlikte öksürük de görülür.
    Ne Yapmalı?
    * Genellikle antihistaminik ilaçlar iyi netice vermektedir.
    * Hastalığın ilk günlerinde burun damlası kullanmaktan sakınmalı, tedavi doktora bırakılmalıdır.
    DİKKAT: Ciddiye alınmayan saman nezlesi gelişerek "astım bronşit"e sebep olur.
    * Alerjinin gerçek sebebi keşfedildikten sonra hazırlanabilecek aşılar da etkili olmaktadır.
    * Saman nezlesi kuru ortamı sevdiğinden, tedavi sırasında hasta nemli bir ortamda bulundurulmalıdır
    VEREM -TÜBERKÜLOZ (BELİRTİLERİ, TEDAVİSİ VE YAN ETKİLERİ)
    Bulaşıcı hastalıklar içinde en ciddi olanıdır. Sinsi bir gelişme gösterdiğinden, geç farkedilir. Erken teşhis edildiği takdirde tedavisi zor değildir. Özellikle sık hastalanan, vücut dirençleri düşük kimselerde, alkol ve uyuşturucu kullananlarda, gece eğlencelerine düşkünlükten uykusuz kalanlarda, yeterli beslenemeyenlerde, güneşten ve temiz havadan mahrum yerlerde çalışanlarda vereme yakalanma riski oldukça yüksektir. Keza, zayıf bünyeli ve asabi gençlerde -bilhassa kızlarda- bu hastalığa sık rastlanmaktadır. Tabiatta birçok tüberküloz basili bulunmakla beraber, bunlardan yalnız iki tanesi insanda hastalık yapabilmektedir.
    Tüberküloz hastalığı, belirtilerine göre, üç devrede incelenir.
    Birinci Devre
    * Tüberküloz basilleri girdikleri yerde küçük ve grimsi düğümcükler şeklinde iltihap oluştururlar. Bu iltihap düğümlerine "tüberkül" adı verilmektedir.
    * Gelişen iltihap düğümleri birleşerek daha geniş bir yer kaplarlar.
    * İlk yerleştikleri alanda iltihap düğümleri meydana getirdikten sonra, basiller odak noktalarından çıkarak lenf damarları yoluyla lenf boğumlarına yerleşirler. Lenf boğumlarında da iltihap düğümleri meydana geldikten sonra birinci devre sona ermiş olur.
    Belirtileri
    * İltihap düğümleri teşekkül ederken hastada genel bir yorgunluk, iştahsızlık, vücut ateşinde 38 dereceye kadar yükselme, sırt ağrıları ve öksürük görülür.
    DİKKAT: Bu belirtiler "soğuk algınlığı" zannedilerek ciddiye alınmadığı takdirde; daha tehlikeli olan "ikinci devre" baş gösterir.
    Ne Yapmalı?
    * Hassas ve zayıf bünyeliler bu tür belirtilerle karşılaştıkları zaman mutlaka bir doktora görünerek röntgen filmi çektirmelidirler. Zira, iltihap düğümleri (tüberküller) sadece röntgen filminde belli olurlar.
    İkinci Devre
    Birinci devrede hastalık ciddiye alınmadığı ve gerekli tedavi uygulanmadığı takdirde, vücut direncinin iyice düştüğü bir zamanda tüberküloz basilleri yerleştikleri bölgeyi ve lenf boğumlarıni terkederek bütün vücuda yayılırlar. Kan damarları ve lenf kanalları yoluyla deri, kemik, eklemler, böbrekler, bağırsaklar, gözler, beyin zarı gibi hassas bölgelere yerleşirler. Belirtileri birinci devredekine benzer şekilde kendisini gösterir.
    Vücut direncinin gücüne bağlı olarak iltihap düğümleri ya iyileşip kireçlenerek mevzi kalırlar ya da vücudu sarmaya devam ederek en tehlikeli olan üçüncü devreyi başlatırlar.
    Üçüncü Devre
    * Grip ya da bronşiti andıran belirtilerle başlar.
    * Yorgunluk, akşamları yükselen hafif ateş ve balgamlı öksürükle devam eder.
    * Halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, gece terlemeleri üçüncü devrenin başladığını belli eden kesin işaretlerdir.
    * Balgamlı öksürük, tüberküllerin akciğerlere geçtiğini gösterir. Bir ila otuz milim genişliğinde akciğerlerin köprücük kemiği altında kalan bölgesine yerleşen iltihaplı basil düğümleri, bilahare birleşerek daha geniş alanlara yayılırlar.
    * Tüberküloz basilleri genellikle tek akciğerde yerleşirler. Ancak üçüncü devrenin ilerlemesi halinde diğer akciğere de geçiş yaparak burayı da işgal ederler.
    DİKKAT: Hastanın balgamlı öksürükleri başladığı zaman tüberküloz bulaşıcılık özelliği kazanır. Tüberküloza yakalandığı anlaşılan hasta mutlaka hastahane tedavisi görmeli, eşi ve çocukları ile aynı odada yatmamalıdır.
    Ne Yapmalı?
    * Çocuklarmıza daha birinci yaşında iken, hatta doktor uygun gördüğü takdirde ilk aylarda, verem (BCG) aşısı yaptırınız.
    * İlk belirtileri görülür görülmez hastahaneye gidip röntgen filmi çektiriniz ve "tüberkül deneyi" yaptırınız. Deneyde sonuç negatif çıktığı ve filimde tüberkül varlığı tesbit edildiği takdirde; doktor sizi yatıracak 4 ila 9 ay müddetle tedavi edecektir.
    * Hastahane tedavisinden sonra sadece tehlikeli dönem atlatılmış olacağından; tüberküloz basillerinin vücuttan tamamen atılabilmesi için tedavinin evde devam etmesi gerekecektir. İki yıl müddetle ilaç ve sağlıklı bir beslenme uygulandığı takdirde vücuda yerleşmiş olan basiller tamamen etkisiz hale getirilir. Hastalık tekrarlamaz.
    * Ev tedavisi devam ederken, hasta sık sık temiz havaya çıkmalı; ruh sağlığı ve morali yerinde olmalıdır.
    TÜBERKÜLOZUN YAN ETKİLERİ
    Tüberküloza yakalanan hastanın tedavisi geciktiği durumlarda tüberküloz basilleri tehlikeli ilave hastalıklara sebep olurlar. Bunların basında "zatülcenp" gelir. Basillerin vücuda yayılıp iltihap düğümleri oluşturması sırasında kalp zarı (perikard), karın zarı (periton) ve akciğer zarı (plevra) çok kolay etkilenirler. En evvel etkileneni de şüphesiz akciğer zarıdır. Akciğer zarının tüberküloz basilleri tarafından işgal edilmesi ile ortaya çıkan hastalığa zatülcenp veya tıp diliyle "plörezi" diyoruz.
    Zatülcenbi -etkileme derecesine göre- üçe ayırıyoruz: Kuru, yaş ve iltihaplı zatülcenp.
    Kuru Zatülcenp: Tüberküloz basillerinin akciğer zarına yerleşmeleriyle birlikte; eğer vücut direnci yüksek ise iltihap yapacak fırsatı bulamazlar. Soluk alma sırasında boyun ve göğüs bölgesinde şiddetli ağrı ile kendisini belli eder. Hasta kesik kesik solur. Vücut ateşi 38 ile 39 derece arasında değişir. Tedavisi tüberkülozla beraber yürütülür. Ayrıca göğüs sargısı, termofor ve elektrikli yastık gibi usullerle göğüs bölgesi sıcak tutulur ve kuvvetlice oğulursa ağrıların hafiflemesî temin edilmiş olur. Eğer soluk alma güçlüğü ile birlikte öksürük de başlarsa; öksürük için ilaç alınabilir.
    Yaş Zatülcenp: Vücut direnci yeterli olmadığı durumlarla "kuru zatülcenp" gelişerek akciğer zarı arasında su toplanmasına sebep olur. Sıvı birikmesi fazla olduğu takdirde, hasta soluk alırken göğsüne çivi batıyormuş gibi acı duyar. Bu sebeple ağrı duyduğu tarafın tersine yatar. Aşırı terleme ve idrarda azalma görülür. Öksürük sırasında balgam çıkaramadığı için boğazda gıcıklanma olur. İki veya üç hafta müddetle 40 dereceye varan ateş yapar. Mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmesi gerekir.
    İltihaplı Zatülcenp (Amfiyem): Yaş zatülcenbin ilerlemiş halidir. Akciğer zarı arasında biriken sıvı iltihaplandığı zaman bronşları patlatacak tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple, akciğer zarında toplanan sıvının özel tıbbî usullerle alınması gerekir.
    KABAKULAK (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.
    DİKKAT: Yetişkinlerde kabakulak virüsleri "er bezleri"ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.
    Belirtileri:
    * Halsizlik ve ateşle başlar.
    * Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
    * Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
    * İki hafta sonra hastalık gerilemeye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.
    Ne Yapmalı?
    * Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
    * Ağız temizliğine dikkat ediniz.
    * Hastayı diğer aile üyelerinden ayırınız.
    * Er bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırınız.
    * Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
    * Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.
    GRİP (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karekterde virüsler tarafından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır. Grip virüslerinin devamlı karekter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.
    Belirtileri:
    * Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
    * Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
    * Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
    * Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.
    Ne Yapmalı?
    * Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilaç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilaç tedavisi gerekebilecektir.
    * Hasta gribi atlatıncaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.
    DİKKAT: Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zan iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmektedir.
    Anjin Belirtileri ve Anjin Tedavisi
    Anjin hakkında - anjin belirtileri nelerdir

    Tipik bir üşütme hastalığı olup "boğaz iltihabı" adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir.
    DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilave rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.
    Belirtileri:
    * Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
    * Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
    * Dil paslı ve şiştir.
    * Hasta iştahsızdır, ağızı kokar.
    * Bademcikler şişer, hasta ağzını zor acır.
    * Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner.
    Ne Yapmalı?
    * Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz.
    * Hastayı doktora götürünüz. Doktor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
    * Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
    * Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
    * Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz.
    DİKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse "kan zehirlenmesi" yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz.
    TİFO - KARAHUMMA (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Genellikle yaz ve sonbahar aylarında salgın halinde ortaya çıkar. İçme suları ve yiyeceklerle bulaşır. Vücuda girdikten sonra bağırsağın alt bölümlerinden lenf bezlerine geçen tifo bakterileri, oradan da lenf yolları ve kan damarları vasıtasi ile bütün organlara yayılırlar. Hızla üreyen bakteriler safra kesesi yoluyla dışkıya; böbrek yolu ile de idrara karışarak dışarı çıkarlar ve salgınlara sebep olurlar.
    Belirtileri:
    * Baş ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, kabızlık veya ishal şeklinde ilk belirtilerini verir. Bu arada burun kanaması da görülür.
    * Asıl tehlike işaretleri ikinci hafta ortaya çıkar. Dil paslanır. Yüksek ateş, aşırı kabızlık veya ishal vardır. Vücudu saran pembe lekeler de buna eşlik eder.
    * Lekeler iki gün içinde solar. Ancak, hemen sonra tekrar ortaya çıkarlar.
    * Dilin kenarları ve yanaklar kızarır.
    * Dilin tam ortasında paslı bir leke vardır.
    * Hastalık ilerledikçe dil kirli sarı bir renk alır.
    * Üçüncü hafta karın şişer ve gerilir. Karın içinden gürültülü sesler gelir.
    * Dördüncü hafta barsak kanamaları görülür.
    * Yüksek ateşe rağmen terleme olmaz. Nabız ise yavaştır.
    DİKKAT: Nabzın birden bire hızlanması tehlikeli kanamalar olduğuna işarettir. Tedavi edilmeyen tifo vakalarında bronşit ve bademcik iltihabı da görülür. Direnci az, zayıf bünyelerde tifo bakterilerinin salgıladığı zehirler beyni, kalbi, sinir sistemini, böbrekleri, safra kesesini ve karaciğeri etkilerler. En tehlikeli yan etkileri kalp ve böbreklerde görülür.
    Ne Yapmalı?
    * Temizliğe çok dikkat ediniz.
    * Salgın halinde tifo görüldüğü zaman aşı yaptırınız. Tifo aşısı bir haftada üç defa tekrarlanarak verilir. Bir sene müddetle vücuda bağışıklık kazandırır. Aşılanmış kişiler tifoyu çok hafif atlatırlar. Bir sene sonra aşının tekrarlanmağı (yine haftada üç sefer) gerekir.
    * Aile üyelerinin birinde tifo belirtileri başlayınca mutlaka doktora gösterilmeli, tıbbî tedavi uygulanması sağlanmalıdır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsı, hastalık o kadar kolay atlatılır.
    * Tifolu hasta diğer aile üyelerinden ayrı bir odada yatırılmalı; kullandığı eşyalar dezenfekte edilmelidir.
    KUDUZ (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Özellikle köpek, kedi, kurt, tilki ve yarasa gibi memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. İnsana da bu kuduzlu hayvanların ısırması ile geçer. Dişlerin açtığı yaraya, kuduz virüsü taşıyan hayvan salyası bulaşır. Virüsler yaradan içeri girdikten sonra sinirler yoluyla merkez sinir sistemine (beyne) ulaşır; tahribatını yaparak sonu ölüm olan genel felçlere sebebiyet verirler.
    Belirtileri:
    * Hayvan ısırdıktan ancak bir ila altı ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu müddet değişikliği, vücudun direnci ve ısırılan yerin beyne olan uzaklığı ile orantılıdır.
    * İlk belirtileri karamsarlık ve huysuzluktur.
    * Sonra, boğazda başlayan ağrılı kasılmalardan dolayı, hasta su içemez. Bunu beceremediğinden huysuzlaşır. Halk arasında bu durum "su korkusu" tabiri ile açıklanır.
    * Yutkunma güçlüğünü ağrılı kas spazmları izler. Hastada şuursuz tepkiler ve ihtilaçlar (delilik halleri) belirir.
    * Nihayet, birkaç gün içinde, adale kasılmaları genel felç haline dönüşür ve sonuç ölümdür.
    Ne Yapmalı?
    * Bir hayvan tarafından ısırıldığınız zaman, her halükarda, kuduz olabileceğini düşünmelisiniz.
    NOT: Hayvanda kızgınlık ve azgınlık alametleri varsa; köpek ise havlarken, kedi ise miyavlarken alışılmışın dışında sesler çıkarıyorsa; hele ağzında bol salya varsa onu mutlaka yakalayıp belediye tabibine veya bir hastahaneye götürünüz. Yakalamaya çalışırken -tekrar ısırılmamak için- dikkatli hareket ediniz.
    * Isırılan yeri bol sabunlu su ile yıkayınız.
    * Yakaladığınız hayvanı ilgili sağlık kuruluşuna (belediye tabibi veya hastahane) götürüp "kuduz testi" yaptırınız. Görevliye, ısırıldığınızı söyleyiniz ve gerektiğinde aranmak üzere adresinizi ve telefon numaranızı veriniz. Veya neticeyi almak üzere randevu isteyiniz.
    * Testler kuduzu doğruladığı takdirde ısırık yeri cerrahi usullerle temizlenir ve kuduz serumu zerkedilir. Arkasından vücuda aktif bağışıklık kazandırmak için ölü kuduz virüsü aşılanır. Aşılama usulleri değişik olmakla beraber, hepsinin de gayesi hastada kuluçka devresi sona ermeden bağışıklık oluşturmaktır.
    Çiban ve Çiban Tedavisi hakkında
    Çiban Nasıl tedavi edilir - çiban tedavisi hakkında bilmek istedikjleriniz

    Ateşli hastalıklardan sonra, yaralanmalarda ve vücudun zayıf düşmesini netice veren her durumda, hastalık yapmaya fırsat bulamayan bazı virüsler canlanarak dokuyu işgal ederler, işgal ettikleri zayıf dokuda önce ağrı şeklinde kendilerini belli ederler. Sonra ağrılı bölgede bir kızarıklık başlar. Kızarıklık zamanla sertleşmeye ve kabarıklık yapmaya yönelir. Kabarıklığın ortası iltihaplanarak baş verir. Derideki kızarıklık sarıya dönüşür.
    Ne Yapmalı?
    * Çıbanın çevresini sık sık bir antiseptik solüsyonla temizleyiniz.
    * Temizlikten sonra, çıbanın üzerini bir gaz bezi ile örtüp bantlayınız.
    * Çıban iyileşinceye kadar su ile temas ettirmeyiniz.
    * Bulabildiğiniz taktirde karboynuzuotu tohumlarını un haline getirinceye kadar dövünüz. Elde ettiğiniz lapa ile çıbanın üzerine örtüp sarınız.
    * Keten tohumu dövülerek bal ile karıştırılırsa, elde edilen lapa da yukarıdaki karaboynuz otu tohumunun yerine geçer.
    YILANCIK (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    "Streptokok" adı verilen bir cins mikrop tarafından meydana getirilen bir deri iltihaplanmasıdır. Daha çok sinirli ve hassas kimselerde görülmektedir.
    Belirtileri:
    * Diğer döküntülü hastalıklar gibi bütün vücuda yayılmayıp genellikle yüz, burun kanatları ve baldırlarda ortaya çıkar.
    * Deri üzerindeki en küçük bir sıyrıktan bile içeri girerek kısa zamanda tesirini gösterir.
    * Yüksek bir ateşle kendisini belli eder.
    * Kusma, nöbet ve baş ağrısı ile birlikte hasta bölgede bir kızarıklık belirir.
    * Kızarık bölgedeki deri sıcak ve hafif serttir.
    * Kızarık bölge diş gibi uzantılar yaparak çevreye yayılır.
    * Yayılma sırasında başka nöbetler halinde şuur kaybına uğrar.
    * Yayılma durduğu zaman ateş düşer ve hasta kendisini daha iyi hisseder.
    * İyileşme sırasında kızarık bölgedeki deri kurur ve kabuklar halinde soyulur.
    DİKKAT: Yüzde çıkan yılancık iltihabının göze kadar yayılma ve körlüğe sebep olma ihtimali vardır. Doktor tarafından tedavi edilmediği takdirde zatürre, beyin zarı iltihabı, kalp ve böbrek iltihabı gibi ciddi ilave hastalıklara yol açabilir.
    Ne Yapmalı?
    * İlk belirtileri görülür görülmez mutlaka doktora gidiniz.
    * Yılancığın bugün için en iyi tedavisi penisilin tatbikidir.
    * Bundan başka kızarık bölge üzerine ıslak kompres uygulayarak ve pomat sürerek acısı hafifletilebilir.
    KIZIL (BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ)
    Belirtileri: Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Dayanıklı ve en zor şartlar altında bile uzun müddet yaşayabilen bir bakterinin marifetidir. Vücuda girdikten sonra, hastanın direnci ile orantılı olarak, bir ila yedi gün içinde hastalık belirtileri başlar.
    * Aniden yükselen ateşle kendisini belli eder.
    * Titreme, kuvvetli baş ağrısı, kusma, halsizlik, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısı en belli özellikleridir.
    * Bademcikler şişer ve kızarır.
    * Boyun lenf bezleri şişer ve bastırılınca acır.
    * Dilin üzeri beyaz bir tabaka ile kaplanır.
    * Yukarıda saydığımız belirtilerin ortaya çıkmasından bir gün sonra bütün vücutta küçük kırmızı lekeler ortaya çıkar.
    * Lekeler birbirlerine çok yakın olup dışarıdan bakılınca vücut kırmızıya boyanmış hissini verir.
    * Lekeler boyun ve göğüsten başlayarak yayılır.
    * Kızıl hastalığını diğer döküntülü hastalıklardan ayıran en bariz alameti, burun, çene ve ağız kısmı hariç olmak üzere yüzün kıpkırmızı görünmesidir.
    * Hastalığın ortaya çıkmasından yaklaşık beş gün sonra dil üzerindeki beyaz tabaka kaybolur. Ancak hemen arkasından bu sefer de çileği andıran kırmızı lekelerle kaplanır. Kızıl hastalığının tipik bir belirtisi de budur.
    * Birinci haftanın sonunda ateş düşer. Boyun lenf bezleri ile bademciklerdeki şişlik iner.
    * İkinci hafta derinin üzeri pullanmaya başlar ve zamanla pullar kuruyarak dökülür.
    * El ve ayak derisi üzerindeki pullanma tabakalar halinde olup bu da kızıl hastalığına has bir durumdur.
    * Hastalığın çevreye yayılmaması için dökülen pullar yakılmalıdır.
    Ne Yapmalı?
    * Hasta mutlaka doktora gösterilmelidir. Zira kızıl hastalığının çok tehlikeli yan etkileri yani ilave hastalıkları vardır.
    * Kızılın çabuk iyileşmesi ve ilave hastalıklar doğurmaması için penisilin tedavisi tatbik edilmektedir. Penisilin tedavisi on gün sürer.
    * Tedavi iyi netice verip hastalık belirtileri ortadan kalktıktan sonra, hasta banyo edilir ve odası değiştirilir. Eski odası ve kullandığı eşyalar dezenfekte edilir.
    * Hasta en az üç hafta müddetle yatak istirahatinde bırakılır.
    DiKKAT: Bir doktor nezaretinde tedavi görmeyen kızıl hastaları ölüme kadar varan ciddi hastalıklara yakalanabilirler. Bu tehlikeli hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:
    * Ortakulak iltihabı
    * Böbrek iltihabı
    * Kalp kasları iltihabı
    * Çene boşluğu iltihabı
    * Lenf bezleri iltihabı
    * Damarlarda kan pıhtısı oluşması (tromboz).
    * Eklem yerlerinin iltihaplanması
    SU ÇİÇEĞİ
    Belirtileri: Çiçek kadar tehlikeli olmayan bir hastalıktır. Ancak çiçek gibi çok çabuk yayılır. Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Virüsler vücuda girdikten iki hafta sonra hastalık başgösterir.
    * Ateş, baş ve bel ağrılarıyla başlar.
    * Değişik irilikte kırmızı lekeler önce gövde sonra kol ve bacaklarda görülür.
    * Lekeler bir gün içinde sulanır ve yavaş yavaş patlamaya başlarlar.
    * Sivilceler patladıktan sonra, mikrop kapmadıkları takdirde, iz bırakmazlar.
    * Kabarcıklar su topladıkları zaman çok kaşınırlar. Bu kabarcıklar, ılık sirkeli su ile silinip pudralandıkları takdirde kaşıntı hissi hafifletilebilir.
    * Kabarcıklar ağız içine yayıldıkları zaman hem kaşıntı hem de acılık hissi verirler. Ağız, papatya çayı ile çalkalandığı takdirde bu etkiler hafifleyecektir.
    * Kafa derisinde ortaya çıkan kabarcıkların kaşıntı hissini azaltmak için baş sirkeli ılık su ile yıkanmalı ve temiz bir havlu ile kurulanmalıdır.
    * Tenasül organlarında ve makatta görülen sivilceler için yine sirkeli ılık su ve papatya çayı tavsiye edilmektedir.
    DİKKAT: Çocuğun kirli elle sulu kabarcıkları kaşımasına izin vermeyiniz. Kirli elle kaşınan ve mikrop kapan kabarcıklar iyileştikleri zaman bir iz bırakacaklarından temizliğe son derece dikkat edilmelidir.
    NOT: Çiçek aşısı, suçiçeği için de geçerli olduğundan, çocuk küçükken aşılanmalı; salgın vakalarında aşı tekrarlanmalıdır.
    HAZIMSIZLIK ŞİKAYETLERİ VE TEDAVİLERİ
    Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun işareti olduğu gibi; bir sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmektedir. Hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
    * Midede dolgunluk hissi.
    * Midede ağrı ve yanma.
    * Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.
    * Kabızlık. Nadir durumlarda ishal.
    Hazımsızlığın birinci sebebi, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesidir. Bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenen yemeklerde, bolca hava yutulmakta; yiyecekler acele ile iyice parçalanmadan yenmekte, en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezleri yeterince çalışmamaktadır.
    Öyle ise:
    * Ağzınıza aldığınız lokmayı iyice çiğnemeden yutmayınız.
    Hazımsızlığın bir diğer sebebi, bol yağlı ve nişastalı (hamur işi) yemeklerle beslenmedir. Bunlar hazımı zor yiyecekler olup, mide ve barsaklarda fazla beklemektedirler. Kabızlığın sebebi de bunların barsaklarda fazla beklemesidir. "Barsak tembelliği" dediğimiz hastalığın ortaya çıkış sebebi de yine hazmı zor yiyeceklerle beslenmedir.
    Öyle ise:
    * Yağlı ve unlu yemekleri tıka basa yemeyiniz.
    * Sofranızda mutlaka sebze yemeği ve yeşillik bulundurunuz.
    * Yemek sonunda mümkün mertebe unlu tatlılar yerine taze meyve yeyiniz.
    * Salata ile yenen etli ve hamur işi yemeklerin hazmı daha kolay olduğundan, bilhassa akşam yemeklerin de salata bulundurunuz.
    Organik Hastalıklara Bağlı Hazımsızlık
    * Yemeklerden hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkan hazımsızlık belirtileri, safra kesesi yetmezliği, gastrit, mide ülseri ve kanseri gibi hastalıkların işareti olabilir.
    * Yemeklerden birkaç saat sonra gelişen rahatsızlıklar oniki parmak barsağı ülserini ve pankreas yetmezliğini düşündürür.
    * Geceleri ortaya çıkan hazım şikayetlerinde ve arka üstü yatıldığı zaman kendisini gösteren mide ağrılarında ise pankreas kanseri veya mide fıtığı şüphesini kuvvetlendirir.
    * Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği (üremi), akciğer veremi ve her türlü kanser vakalarında da hazımsızlık şikayetleri görülebilir.
    Ne Yapmalı?
    * Hazımsızlıktan şikayet eden kimse, beslenmesine dikkat ettiği halde rahatsızlıkları devam ediyor ise; mutlaka bir doktora muayene olmalı, gerekirse teşhis için film çektirmeli ve testler yaptırmalıdır.
    * Eğer muayene neticesinde hazımsızlığın fazla mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse; buna "asitli dispepsi" adı verilmektedir. Yemeklerden bir iki saat sonra midede ağrı, yanma, kazıntı ve basınç şeklinde kendisini belli eder. Ekşi geğirmeler, ağız ye boğazdan gelen gazlardan dolayı yanmalar, hazan de ekşi kusmalar fazla mide asitini işaret ederler. Tedavi, mide asitini artıran yemeklerden uzak durmaya yöneliktir. Tuzlu, şekerli, baharatlı yemekler, et konserveleri, kızartmalar, çay, kahve, sigara ve alkol, çiğ soğan bunların başında gelmektedir. Et, yumurta, taze peynir, süt gibi proteinli yiyeceklerle tuzsuz ve az yağlı yemekler perhiz için faydalı gıdalar cinsindendir.
    * Muayene neticesinde hazımsızlığın sebebi yetersiz mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse, buna "asitsiz dispepsi" adı verilmektedir. Yemeklerden sonra bir-iki saat müddetle midede ağırlık hissi duyulur, ishal ateş nöbetleri ve başağrısı görülebilir. Dışkı çok pis kokar.
    Asitsiz dispepsi'de iyi pişirilmek şartı ile her türlü et verilebilir. Yumurta, rafadan, tavada pişmiş veya çorba içinde yenebilir. Çorba yağsız ve bol tuzlu olmalıdır. Çay, kahve, baharat serbesttir. Ekmek, tercihen bayat ve kızarmış halde yenmelidir. Beden hareketleri, kısa yürüyüşler ve temiz hava da çok faydalıdır.