1. Alisveris yapmadan hayatta kalma yöntemleri.
2. Hamamböcegi bir insani yutabilir mi?
3. Karar verme teknikleri. Ne giyecegine karar verme üzerine uygulama.
4. Direksiyonu hiç döndürmeden ileri gidip tekrar geri gelindiginde araba bikip usanip da düzgün park eder mi?
5. Annesinin yaptigi böregi yemek ile esine ihanet arasyndaki kavramsal farklar.
6. Telefonda kisa konusma teknikleri
7. 12 çiftten daha az ayakkabi ile hayatta kalma teknikleri
8. Paket paket diyet bisküvi yiyerek neden kilo verilmez?
9. Ocakta birakilip gidilen tencerenin neden bir süre sonra dibi tutar?
10. Duble hamburgerin yaninda içilen kolanin diyet olup olmamasi neden önemli degildir?
11. Bellek gelistirme teknikleri. Cep telefonu pin kodu nasil akilda tutulur?
12. Karmasik teknoloji ürünlerini kullanabilme. Cep telefonunda numara kaydetme üzerine uygulama. Televizyon kumandasinda kanal kaydetme üzerine alistirma.
13. Final maçinin oynandigi saatte besinci tekrar oynayan diziyi seyretmemek bir sey kaybettirir mi?
14. Kredi kartiyla satin alma ve bedava alma arasindaki farklar.
15. Hiçbir zaman giyilmeyecek bir pantolonu indirimde yari fiyatina almakla kim kâr eder?
16-arabadan inmeden nasıl bankamatik kartı kullanılır(eklendi)
Kadınlar vitrinde gördükleri "İndirim" lafına dayanamaz. İndirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "Bunların aynısı dolabında var" deseniz "Sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.
Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz.Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.
Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.
Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşlarına söylemek sırrı açık etmek kapsamına girmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz.
Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.
Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.
Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.
Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.
İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.
Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.
Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.
Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.
Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.
Karısının gözucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an saniyesinde yakalarlar.
Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.
Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.
Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.
"Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.
Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.
Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.
Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!
Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.
Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.
Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.
Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.
Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister.
Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır.
Kadınların gözleri keskin, zekaları uyanık, düşünceleri vesveseli olur. Guy de Maupassant
Kadınlarda feci olan şey, ne onlarla ne de onlar siz yaşanabilmesidir. Byron
Kadınlar sevmedikleri adama hiç acımazlar. Alexandre Dumas Files
Bir kadın ya sever, ya da nefret der; ortası yoktur. Pubillius Syrus Kadın öyle bir konudur ki, onu ne kadar incelersen incele her zaman yepyenidir. Tolstoy
En mükemmel kadın, çocuklarına babalarının yokluğunda baba olabilecek kadındır. Goethe
Anlamadığım bir şey var, kadınlar peruk takarlar, takma kirpik takarlar, çelik sütyenlerle göğüslerini olduğundan büyük gösterirler, sonrada artık gerçek erkek kalmadı diye şikayet ederler.
Hiçbir kadın aynı erkekle 50 yıl evli kalamaz, 25 yıl sonra o artık aynı erkek değildir.
Kadın yarış atı gibidir, Erkekler hızlı olanından hoşlanır.
Kadınlar artık erkeklerle para için evlenmiyor aksine para için boşanıyor.
Erkek için mutluluk karısının harcadığından fazla kazanmak, kadın için ise böyle bir koca bulmaktır.
Hiçbir kadın bir erkekten. pırlantalarını iade edecek kadar nefret etmez.
En iyi koca arkeologdur, kadın ne kadar eskirse erkeğin ilgisi o kadar artar.
Para aşkı satın almaz doğru, ama çok güzel bir pazarlık pozisyonuna getirir.
Evlilik askere yazılmak gibidir. Herkes şikayet eder,ama tezkere bırakanların sayısını bilseniz şaşarsınız.
Alman Bild gazetesinde yer alan araştırmaya göre uzmanların geliştirdiği 0-3-5-14-190-115-0 formülüyle kalp rahatsızlıklarında büyük oranda azalma olacak.Yılda yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiği Almanya'da yayınlanan Bild gazetesinde yer alan araştırmanın sonuçlarına göre, genelde ağır kalp rahatsızlıklarına yol açan şey genetik özellikler değil; etkileri kontrol altında tutulabilir olan 5 faktör.
Bunlar da, yüksek tansiyon, yüksek 'kötü' kolesterol, düşük 'iyi' kolesterol, sigara içmek ve şeker hastalığı şeklinde sıralanıyor. Toulouse Üniversite Hastanesi'nden Dr. Vanina Bongard, bu faktörlerin önlenmesiyle, kalp rahatsızlıklarında azalma yaşanacağını belirtiyor. Uzmanların çözümü ise 0-3-5-14-190-115-0 formülü.
Kardiyoloji uzmanlarına göre, yüksek kan basıncı, yüksek LDL (kötü kolesterol), düşük iyi kolesterol, sigara ve diyabet, kalp krizi riskini yüzde 74 oranında artırıyor. Formülün oluşmasında bu faktörlerin dikkate alındığını vurgulayan Prof. Dr. Karl Heinz Kuck, rakamların neyi ifade ettiğini ise şöyle açıkladı:
0: Sigara kullanmamayı simgeliyor. Sigaranın kalp krizi riskini yüzde 12 artırdığı belirtiliyor.
3: Günde 3 kilometre yürüyüş ya da 30 kilometre bisiklet kullanma anlamına geliyor.
5: Günde 5 öğün meyve ya da sebze tüketmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.
140: İdeal yüksek tansiyonu ifade ediyor. Yüksek tansiyon, kalp krizi riskini yüzde 30 artırıyor. Şeker ve böbrek rahatsızlığı olanların tansiyonunun 130 olması gerekiyor.
5: Toplam kolesterol miktarı. Toplam kolesterol miktarı, litre başına 5 mmol'un altında olmalı.
3: LDL kolesterol (kötü kolesterol) seviyesi. Litre başına kötü kolesterol miktarı 3 mmol'u geçmemeli.
0: Şişmanlığı gösteriyor. Bir kilo bile fazla kilo olmamasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Formüle uyanların kalp krizi riskini minimuma düşürdüğünü kaydeden Kuck, stresten uzak yaşamanın ve fazla alkol tüketmemenin de riski ciddi oranda azalttığına dikkat çekti.
STRES TETİKLİYOR
Hamburg'daki Asklepiosklinik St. George hastanesinden Baş Kardiyolog Prof. Dr. Karl- Heinz Kuck'a göre, 5 hedefe ulaşabilmek için en önemli kural, detayların önemini kavramak. Örneğin şeker hastalığından kaçınmak şart. Stres ise yüksek tansiyonu tetikliyor.
UEFA, Cumartesi günü A Milli Takım'ın Malta'yla deplasmanda oynayacağı Euro 2008 Elemeleri grup karşılaşması öncesi ilginç bir yorumda bulundu.
UEFA'nın resmi internet sitesinde yer alan haberde, Malta Milli Takımı'nın 16. yüzyıldan kalma bir kuşatmadan esinlenerek Türkiye'ye karşı galibiyet elde etmek istediğini okurlarına aktardı.
Domenic Aquilina tarafından kaleme alınan yazıda, 1565 yılında Jean Parisot de la Vallette önderliğindeki Maltalı St. John Şövalyeleri'nin 3 aylık Osmanlı kuşatmasını başarıyla karşıladıkları, bu savunmanın askerlik tarihindeki en önemli zaferlerden biri olduğu ifade edildi.
Maltalılar'ın bu zaferden sonra başkent Valletta'yı daha da güçlendirdikleri ve bir daha da böyle bir saldırıyla karşılaşmadıkları da okurlara aktarıldı.
UEFA, Malta'nın 8 Eylül Cumartesi günü Ta'Qali Ulusal Stadyumu'nda Türkiye'yle yapacağı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri C Grubu karşılaşmasının Malta'nın Zafer Bayramı'na denk geldiğini de hatırlatarak, bugünün kuşatmanın sona erdiği gün olduğunun altını çizdi.
İlginç yorumlarını haberin devamında da sürdüren UEFA editörü, Malta Teknik Direktörü Dusan Fitzel'in şimdi La Vallette'nin 1565'teki görevini üstleneceğini ve Fatih Terim'in Türkiye'sine karşı beklenmedik bir zafer kazanmak isteyeceğini savundu.
Malta Teknik Direktörü Fitzel ise, siteye yaptığı açıklamada, kendi takımının çok nadiren bir maçın favorisi gösterildiğini ancak Türkiye maçının tarihinin manidar olması nedeniyle bu maç için iddialı konuştuğunu ifade etti.
Malta kalecisi Mario Muscat da bugün Malta'nın artık futbol dünyasında saygın bir yerinin olduğunu savunarak, Euro 2008 Elemeleri'nde oynadıkları son iki karşılaşmada Norveç ve Bosna Hersek karşısında iyi oynadıklarını belirtti. Muscat, Cumartesi günü zafer bayramlarında oynayacakları maçta her şeylerini ortaya koyacaklarını da sözlerine ekledi.
Malta ve Macaristan maçlarının hazırlıklarını sürdüren A Milli Futbol Takımı'nda kaleci Volkan Demirel, sakatlığı nedeniyle aday kadrodan çıkarıldı. Milli Takım teknik heyeti, Volkan'ın yerine aday kadroya Serkan Kırıntılı'yı çağırdı.
Bugün yapılması gereken sabah antrenmanı aşırı yağış nedeniyle iptal edildi. Antrenmanın yapılması gereken saatte Malta Milli Takımı'nın daha önce oynadığı maçları izleyen A Milli Takım, yağışın durmasının ardından öğle saatlerinde 1 saat süren bir taktik çalışma yaptı.
Çocukken günde iki saatten fazla televizyon seyretmenin, ergenlikte dikkat toplama sorununa yol açabileceği bildirildi.
Yeni Zelanda'da yapılan araştırmada, çok televizyon seyreden çocuklar arasında dikkat eksikliği probleminin yüzde 40 oranında arttığı saptandı. Uzun süreli araştırma, 1972-1973 yılları arasında Yeni Zelanda'daki Dunedin'de doğan 1000 çocuk üzerinde yapıldı.
Araştırmaya katılan 5-11 yaş arası çocuklar günde ortalama 2,05 saat televizyon seyrettiler. 13-15 yaş arasında ise televizyon karşısında geçirilen ortalama süre 3,1 saate çıktı. Araştırmanın yazarı Otago Üniversitesinden Carl Landhuis, iki saatten fazla televizyon seyredenlerin, özellikle de televizyon başında üç saatten fazla zaman harcayanların ileriki yaşlarda dikkat eksikliği problemi yaşadıklarının belirlendiğini bildirdi.
Araştırmada, küçükken çok televizyon seyreden çocukların bu alışkanlıklarını daha sonra da devam ettirdikleri; ancak devam ettirmemiş olsalar bile bu olumsuz etkinin yine de görüleceği belirtildi. Landhuis, "Bu, çocukken televizyon seyretmenin dikkat üzerindeki etkisinin uzun sürebileceğini gösteriyor" dedi.
Bunun çeşitli nedenleri olabileceğini belirten Landhuis, televizyondaki hızlı sahne değişimlerinin, henüz gelişimini tamamlamamış beyin üzerinde, gerçek hayatta olanların çocuğa sıkıcı gelmesi şeklinde etki gösterebileceğini belirtti. Landhuis, "Dolayısıyla, çocuk televizyon seyreden çocuk, okul ödevleri gibi daha sıradan ve yavaş ilerleyen görevlere karşı tahammülsüz olabiliyor" dedi. Televizyon izlemenin okuma, oyun ve spor gibi konsantrasyon gerektiren faaliyetlerin yerine geçmesinin ve televizyon seyretmenin pasif bir faaliyet olmasının, bu sorunlara yol açtığı belirtildi. Lahdhuis, dikkat eksikliğine meyilli çocuklara televizyon izlemenin daha çekici geldiğini de hatırlattı.