Çok sevdiğin, çok değer verdiğin, çok umrunda olan bir insanın, aslında hiç de umrunda olmadığını fark edersin Üzülürsün.
Üzüldüm, kırıldım ben. Her yönelişim, her serzenişim boş bir duvarla iletişim kurmaktan farksızmış meğer. Kabullenemedim ki
Kabullenemedim çünkü ben hiç gerçeği görmek istemedim. Gerçek, tam da önümde kapak gibi dururken ben görmedim, ben çevirdim başımı Bir inkardı, bir isyandı belki de
Keşke beni bu kadar üzmeseydin dedim içimden, keşke beni anlasaydın dedim, beni düşündüğünü bir an olsun hissettirseydin bana. Olmadı ki Ben en büyük hatayı, hep sana inanmakla yaptım, sana kanmakla
Sevgimdendi ama Görmeyişim, herkes sana karşı dururken yanında oluşum, hep seni savunuşum, her çirkinliğinden bir güzellik çıkarışım. Sen benim canımdın, canım.
Kırıldım Hem de ne kırıldım Kırılmamak için bile oyaladım kendimi, kırılmamak için zorladım. Güzelliklere baktım, ikimizin ve güzel olan her ne varsa baktım işte onlara. Olmadı bu defa, beceremedim kendimi tekrar kandırmayı.
Ben sana geç kalmış tüm kırgınlıklarımı da yanına koyup, kocaman kırıldım. Kırgınım bu defa, çok sahici bir kırgınlık bu
Çok sevdiğin, çok değer verdiğin, çok umrunda olan bir insanın, aslında hiç de umrunda olmadığını fark edersin… Üzülürsün.
Üzüldüm, kırıldım ben. Her yönelişim, her serzenişim boş bir duvarla iletişim kurmaktan farksızmış meğer. Kabullenemedim ki…
Kabullenemedim çünkü ben hiç gerçeği görmek istemedim. Gerçek, tam da önümde kapak gibi dururken ben görmedim, ben çevirdim başımı… Bir inkardı, bir isyandı belki de…
Keşke beni bu kadar üzmeseydin dedim içimden, keşke beni anlasaydın dedim, beni düşündüğünü bir an olsun hissettirseydin bana. Olmadı ki… Ben en büyük hatayı, hep sana inanmakla yaptım, sana kanmakla…
Sevgimdendi ama… Görmeyişim, herkes sana karşı dururken yanında oluşum, hep seni savunuşum, her çirkinliğinden bir güzellik çıkarışım. Sen benim canımdın, canım.
Kırıldım… Hem de ne kırıldım… Kırılmamak için bile oyaladım kendimi, kırılmamak için zorladım. Güzelliklere baktım, ikimizin ve güzel olan her ne varsa baktım işte onlara. Olmadı bu defa, beceremedim kendimi tekrar kandırmayı.
Ben sana geç kalmış tüm kırgınlıklarımı da yanına koyup, kocaman kırıldım. Kırgınım bu defa, çok sahici bir kırgınlık bu…
Yüreğini vermeli insan,
Sıktığı ele, kucakladığı dosta,
Dokunduğu omuza, gülümsediği yüze,
Baktığı göze, dinlediği söze...
Çünkü verdiğimiz kadar alacağız bu dünyadan;
Yani, ektiğimiz kadar biçebileceğiz,
Sonra 'hepsi benim' diyebileceğimiz...
Ama sadece yürekten verdiğimiz kadar...
Bir umut ışığı olduğumuz kadar,
Bir gönül dolusu insanlık paylaştığımız kadar...
Ne eksik, ne fazla; sadece hak ettiğimiz kadar..
Bu sitemdir sana, sitayişimdir, serzenişimdir bir bakıma. Özlemimdir belki de, şikâyetimdir senden yana.
Gidişini kabullenebilirim lakin sebebini asla!
Vakit tamamdır der gidersin amenna!
Hesapsız sualsiz terk edersin, amenna!
Tetiği çeker gibi gidersin kabulümdür.
Ardına bakmadan çekip gidersin tarz kabul ederim.
Fakat mazeretini anlayamam. Kendimi senin aşkınla sorgulayamam, yargılayamam yokluğunla, suçlayamam varlığınla!
İmtihanım sensin işte!
Bir girift soru gibi içine düşmüşüm senin.
Formülün yok, denklemin yok, sağlaman yok.
Şimdi kalkmış seni sevmekle suçluyorsun beni.
Kalkmış şimdi sevmekle suçluyorsun beni!
Seni seni
Ah sevgili, seni sevmek ne zamandan beri suç olmuş da haberim yok!
Sevdama kelepçe mi takacaklar yani, prangaya mı vuracaklar şimdi kalbimi.
Silecekler mi şimdi yani bendeki seni!
Gülerim canım buna, gülerim.
Kalp sökülmedikçe yerinden, beyin çürümedikçe, ellerim kırılmadıkça, kollarım kopmadıkça seni kim, nasıl, ne şekilde alacak benden!
Akıl işi değil, inan!
Akıl kârı değil, güven!
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili.
Mahir değilim aşkta, yokta meşhurum.
Varda yokum her zaman, yokta bir numarayım hep!
Şimdi kalkmış gidiyorsun, aşkın açık olsun diyorum sana.
İmgelerle dolu bir yaşam diliyorum, imalarla dolu bir geçmiş hediye ediyorum. Belki de imana gelirsin diye sana giderken hoş gittin diyorum.
Beni seni sevmekle itham ediyorsun, bu çok hafif bir suçlama olur. Seni sevmek bu kadar basit değil işte, bil bunu!
Seni sevmek Kaf Dağı'na ulaşmak demektir, okyanusları bardağa koyup bir dikişte içmek demektir, yanardağları bir üfleyişte söndürmek demektir.
Bu kadar basit değil diyorum.
Şunu unutma!
Sen benim her şeyimken ben senin hiçbir şeyindim.
Sen benim herkesimken ben senin hiçbir kimsendim.
Mesele bu işte!
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili.
Kızgınlığım buna işte!
Bahar seli gibi coşkunluğumdun,
Hazan yeli gibi serinliğim.
Şimdi kalkmış gidiyorsun kendi kendine, git.
Ne olacak ki! Geceleri çarşaf diye saran benim üzerime, kışları bir solukta yaşayan benim iliklerime kadar.
Anlatmama gerek yok kendimi sadece şunları bil yeter:
Çok hazan gördüm sevgili!
Çok tufan yaşadım.
Çok belaya bulaştım.
Çok aşka karıştım faili meçhul, hepsinde tek kaldım.
Çöl kadar yalnız ve sağırım işte!
Göl kadar gözyaşım var içimde!
Şimdi kalkmış gidiyorsun kendi kendine, git.
Ardına bakarsan lanetsin.
Aklına düşersem belli belirsiz namertsin.
Kalbine doğarsam ansızın, gözlerinin önüne gelirsem, dudaklarına değersem cenazemsin.
Git yoluna, Allah kahretsin.
Git yoluna
Git.
Yüreğimin her noktası bu yolculukta handır sana. Kokunu götüreceksin, o canım ellerini, o kanım sıcaklığını Tanımadığın, bilmediğin kalplere demir atacaksın. Ama bütün kalpler ölüdür artık, hepsinin üzerinde aşkımın gölgesi olacaktır.
Aşkımın kahrı yağacaktır sağanak sağanak!
Kahrım dökülecektir sicim sicim.
Öfkem çakacaktır şimşek şimşek.
Gitmek ne demekmiş öğreneceksin.
Bakınca son bir defa bana, ölmek ne demekmiş göreceksin.
Beni yok yere yargıladın, hapsettin düşüncelerine.
Anlamaya dahi çalışmadın, anlamak istemedin.
Benim kadar sevmekten korktun, aşka tutulmaktan, kendini yitirmekten.
Kirpiklerin demir korkuluk oldu, gözlerini göremedim, mahpusun oldum, meskûnun.
Oysa çok değil az ilgi istemiştim senden.
Olmayacak bir duanın âmincisi değildim.
Çaresi yok artık kalbe gelen çekilir.
Yaresi çok artık, cana değen çekilir.
Sana sitemim var bu gece
Kızgınlığım var epeyce
Kırgınlığım var nice
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili
Gitme sen artık benden diyorum
Çünkü ben gidiyorum senden.
Bu sitemdir sana, sitayişimdir, serzenişimdir bir bakıma. Özlemimdir belki de, şikâyetimdir senden yana.
Gidişini kabullenebilirim lakin sebebini asla!
Vakit tamamdır der gidersin amenna!
Hesapsız sualsiz terk edersin, amenna!
Tetiği çeker gibi gidersin kabulümdür.
Ardına bakmadan çekip gidersin tarz kabul ederim.
Fakat mazeretini anlayamam. Kendimi senin aşkınla sorgulayamam, yargılayamam yokluğunla, suçlayamam varlığınla!
İmtihanım sensin işte!
Bir girift soru gibi içine düşmüşüm senin.
Formülün yok, denklemin yok, sağlaman yok.
Şimdi kalkmış seni sevmekle suçluyorsun beni.
Kalkmış şimdi sevmekle suçluyorsun beni!
Seni seni…
Ah sevgili, seni sevmek ne zamandan beri suç olmuş da haberim yok!
Sevdama kelepçe mi takacaklar yani, prangaya mı vuracaklar şimdi kalbimi.
Silecekler mi şimdi yani bendeki seni!
Gülerim canım buna, gülerim.
Kalp sökülmedikçe yerinden, beyin çürümedikçe, ellerim kırılmadıkça, kollarım kopmadıkça seni kim, nasıl, ne şekilde alacak benden!
Akıl işi değil, inan!
Akıl kârı değil, güven!
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili.
Mahir değilim aşkta, yokta meşhurum.
Varda yokum her zaman, yokta bir numarayım hep!
Şimdi kalkmış gidiyorsun, aşkın açık olsun diyorum sana.
İmgelerle dolu bir yaşam diliyorum, imalarla dolu bir geçmiş hediye ediyorum. Belki de imana gelirsin diye sana giderken hoş gittin diyorum.
Beni seni sevmekle itham ediyorsun, bu çok hafif bir suçlama olur. Seni sevmek bu kadar basit değil işte, bil bunu!
Seni sevmek Kaf Dağı’na ulaşmak demektir, okyanusları bardağa koyup bir dikişte içmek demektir, yanardağları bir üfleyişte söndürmek demektir.
Bu kadar basit değil diyorum.
Şunu unutma!
Sen benim her şeyimken ben senin hiçbir şeyindim.
Sen benim herkesimken ben senin hiçbir kimsendim.
Mesele bu işte!
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili.
Kızgınlığım buna işte!
Bahar seli gibi coşkunluğumdun,
Hazan yeli gibi serinliğim.
Şimdi kalkmış gidiyorsun kendi kendine, git.
Ne olacak ki! Geceleri çarşaf diye saran benim üzerime, kışları bir solukta yaşayan benim iliklerime kadar.
Anlatmama gerek yok kendimi sadece şunları bil yeter:
Çok hazan gördüm sevgili!
Çok tufan yaşadım.
Çok belaya bulaştım.
Çok aşka karıştım faili meçhul, hepsinde tek kaldım.
Çöl kadar yalnız ve sağırım işte!
Göl kadar gözyaşım var içimde!
Şimdi kalkmış gidiyorsun kendi kendine, git.
Ardına bakarsan lanetsin.
Aklına düşersem belli belirsiz namertsin.
Kalbine doğarsam ansızın, gözlerinin önüne gelirsem, dudaklarına değersem cenazemsin.
Git yoluna, Allah kahretsin.
Git yoluna…
Git.
Yüreğimin her noktası bu yolculukta handır sana. Kokunu götüreceksin, o canım ellerini, o kanım sıcaklığını… Tanımadığın, bilmediğin kalplere demir atacaksın. Ama bütün kalpler ölüdür artık, hepsinin üzerinde aşkımın gölgesi olacaktır.
Aşkımın kahrı yağacaktır sağanak sağanak!
Kahrım dökülecektir sicim sicim.
Öfkem çakacaktır şimşek şimşek.
Gitmek ne demekmiş öğreneceksin.
Bakınca son bir defa bana, ölmek ne demekmiş göreceksin.
Beni yok yere yargıladın, hapsettin düşüncelerine.
Anlamaya dahi çalışmadın, anlamak istemedin.
Benim kadar sevmekten korktun, aşka tutulmaktan, kendini yitirmekten.
Kirpiklerin demir korkuluk oldu, gözlerini göremedim, mahpusun oldum, meskûnun.
Oysa çok değil az ilgi istemiştim senden.
Olmayacak bir duanın âmincisi değildim.
Çaresi yok artık kalbe gelen çekilir.
Yaresi çok artık, cana değen çekilir.
Sana sitemim var bu gece…
Kızgınlığım var epeyce…
Kırgınlığım var nice…
Beni bir tek sen anladın ama sende yanlış anladın sevgili…
Gitme sen artık benden diyorum
Çünkü ben gidiyorum senden.
''Yine aklıma düştün'' diyemiyorum çünkü; hiç çıkmıyorsun aklımdan.. Ama bazen öyle yoğun düşünüyorum ki seni; tüm renkler, tüm sesler, tüm düşünceler ''SEN'' oluyor.. Ve o an sadece ''ÖZLÜYORUM''
İç malzemesi:
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1,5 kg pırasa, ince doğranmış
3 havuç, mümkünse jülyen bıçağıyla kesilmiş yoksa rendelenmiş
200gr sert beyaz peynir, ezilmiş
Ayrıca:
1 paket baklavalık hazır yufka
200gr tereyağı, eritilmiş
1 yumurtanın sarısı + 1 yemek kaşığı su
Hazırlanması:
Pırasa ve havucu zeytinyağında yumuşayana kadar kavurun. Tuz (peynir tuzluysa eklemeyin), karabiber, pul biber ekleyip soğumaya bırakın. Soğuyunca peyniri ekleyip harmanlayın.
2 adet yufkayı alıp tezgaha yayın. Üzerine fırça ile eritilmiş yağdan damlatın. Tekrar üzerlerine 2 yufka daha koyup yağdan damlatın. 2 kat daha ekleyip onun da üzerine yağdan damlatın. (toplam 6 kat olmalı)
Kısa kenarına (uzuna koyunca ince oluyor) yaklaşık 2 dolu yemek kaşığı harçtan koyup rulo şeklinde sarın ve tepsiye alın. Aynı işlemi iç harcı bitene kadar tekrarlayın. (börekler kabarmadıkları için tepside aralık bırakmanıza gerek yok)
Bütün börekler bitince üzerlerine yumurta sarısı, su karşımını sürün ve her birini 4 parmak genişliğinde kesin. (pişirmeden kesin yoksa pişince kesmeye çalışınca çok dağılıyorlar) 180C fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.