Temelin 8 tane cocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak, gerizekaliymis.
Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler. Durumu anlatmislar. Boyle boyle
biz artik cocuk istemiyoruz demisler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif
vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis yollamis. Neyse bunlar
kullana kullana bir gun prezervatifleri kalmamis Temel kara kara dusunmeye
baslamis. Ne yapsak ne etsek diye.
Fadime "Dur ben sana dantelden oruvereyim" demis.
Olcuyu falan almis 1-2 gun icinde ormus. Aradan 9 ay gecmis Temel ile
Fadimenin 1 cocuklari daha olmus. Zamanla cocuk buyumus, 9-10 yaslarina
gelmis. Ama nasi bi cocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama. Onceki sekizine
hic benzemiyo. Tum sinavlarda birinci, sporda tum sehrin en iyisi, koyun en
zeki,atilgan cocugu olmus. Bir gun Temel kahvede otururken sormuslar:
"Ya Temel senin dokuz cocugun sekizi deli mi deli bu sonuncusu nasi oluyor
da bu kadar akilli oldu?"
Temel gerine gerine cevap vermis
" Süzme o süzmee."
Sürücü dikiz aynasinda kendisini izleyen polis aracini gorunce
kacabilecegini dusunup gazı kökler. Ancak polisi atlatamadığını görünce pes
ederek kenara ceker. Polis arabadan cikip surucunun yanina gelir ve sorar:
Arkadas, cok yorgunum. Bana mantikli bir mazeret gösterirsen seni bırakip
gidecegim.
Surucu dusunur ve yanitlar:
-Karim gecen ay beni bir polis icin terk etti. Aynada polis aracini görunce,
kactigi polis, onu bana geri getiriyor sandim.
YAYVAN
Yayvan kör gecelerden birinde
Mürekkepi akan kısa bir aşk hecesi.
Kırık bir okun saplandığı
bıçak açmaz gönlün penceresinde.
Zeval a müsait sarhoş havaların
derinden sürtüşmesi var.
Önünü ilikleyen ayrılık dolu baharların,
Hüzünleri önüne katıp yağmurla sözleştiği yerdeyim.
Üzerimde kapkara bir bulut yarı çekingen,
sığ sevgilerde sırlar düğümlendi.
Kuş konmaz vakitsiz geçen zaman
Harman olmuş anılar,
rastgele kırılan sevgi testileri
rastgelmeyen her neyse geçişlerden
silsile mevsimler kalır Senin benim yüzümde.
Senin bende kalan kiracı yaşların.
Benim sende solan evsahibi aşklarım.
Yazısı okunmayan kısa bir aşk hikayesi
gözlerimde.
TORTULAR
Sana hüzün tortuları bırakıyorum
Yağmur sonrası kaldırımlarda unutulan.
Yarım kalan aşkın son dizelerini yazan.
Kalıtsal birikimlerdi yaşanacaklar,
onlar atılması zor yüklerdi
Bir çırpıda silinmesi zor ihtimallerdi.
Uğurlarken bendeki seni avuçlarımda
Sen kayıp bir resimdin resmi izin belgeli noterde
tasdik olan.
Tadına varmayan tadını alamayan bir küprüydü yaşam.
sayfaları belirsiz bir kitapdı, önzösünde doğum tarihi
ve yeri yazılan.
Önüne geçilmez meçhul bir akıntıydı, tekrarı olmayan.
Çıkarılan sonuçmu?
Çıkarçı sorunlarmı durmadan seyir defterine köstek olan.
Artık
Ne yetecek umutlar
Ne de bitecek başlangıçlar var.
Bende sana uygun beden aşk kalmadı.
Büyük geldi uymadı küçük geldi saymadı yaşam.
Bende gönlüne uygun gül kalmadı.
Kurudu yaprakları, sevgiyi anlatan renkler
gözlere uymadı.
Bir yol var karı yağmuru çok olur
bulutlara söz verdiğim zaman.
Bir gökyüzü var ki senden önce bende kalır
yalnızlığı konuk ettiğim zaman.
Sana belgeli aşk tılsımı bırakıyorum.
Özü tarafımdan sömürülmüş,
sözü cümle aralarında söylendiğinde etkili olan.
Şimdi
Benden sonra, benden önceki gibi
bendeki seni azat ediyorum.
Özgürlüğün bedelsiz,
Sevgilerin nefersiz olduğunu varsayıyorum.
Fırtınalar kasırgalar mı yaşanmadı,
Yanmadı kavrulmadı mı sanırsınız cayır cayır,
Çıngı çıngı şimşekler mi çakmadı,
Yıldırımlar mı düşmedi gönül evine?
O gönül ki;
Gün olmuş, kaptırmış kendini melankoli seline;
Gün olmuş kelebekler gibi pır pır
O çiçekten bu çiçeğe uçmuş! ...
Duygular denizi süt liman şimdi,
Sessiz, korkulu bekleyişte.
Omuzlara çökmüş bir kuru soğuk;
Onca iniş çıkışların yorgunu bu dizler,
Eklem eklem yayılan sızı,
Arada bir öksürük boğuk boğuk;
Gözlerin feri mi kaçmış?
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzlugundan insansoyunun
sevgim aciyor
Biz giz dolu bir sey yasadik
onlar da orada yasadilar
Bir dagin çarpikligini
bir sevinç sanarak
En basta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahasi gün isigina vurup ta
ötede beride yansimayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptigi frengi
Öbürünün bir kadindan aldigi verem
Bütün ishanlarinin tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim aciyor
Yazik sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocugun bile
O kadar korunmus bir yazi yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim aciyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Daglar kararip aydinlanacaklar
Ve o kadar
Tavrim bir seyi bulup cosmaktir
Sonbahar geldi hüzün
Kis geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
bazen yaz ortasında gündüzün
sevgim aciyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandi gitti iste
Ekim falan da gider bu gidisle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar
Gidiyorum sevdamın şehrinden
Güneş doğarken
Gidiyorum sevdamın şehrinden
Güneş batarken
Sıyrılıp anılardan uzanırken çıplak gözle
Gördüklerime
Yine gözyaşlarım akıyor durmadan
Vakit vakitlerden oniki eylül
vakit vakitlerden bir mayıs
içime haps ederek götürüyorum
uzaklara, kimisinin gitmiş çocuğu, kimisinin annesi
vakit vakitlerden cumartesi
Terrorossa örtüsüyle kaplı toroslardan geçiyorum
tüm ağaçlar ve dağlar karşımdan geçip gidiyorlar
uzaklara.
Arkama baktığımda hepsi el sallıyordu
kiminin yüreği buruk
kiminin şapkası eğik
Tekerleklerin asfalt yolla sohbeti esnasında uyanıyorum
Rüyamda gök kuşağının altından geçerken
Ne güzelmiş Akdenizin tatlı maviliği
Heryer mavi sadece ufukta güneş var
Bana el sallıyordu utancından kızarırken
Yoksa rüyamı görüyordum
ama!
sahiden gözyaşlarım akıyor.
Merhaba dostlar hotmail sayfanızı TÜRKCE yapmak istermiasiniz. Ozaman hotmail sayfasına girin ve hesabınızla oturumunuzu acın. sonrada. İternet adres kısmının sonuna " &cb=_lang%3dtr " bunu girin ve enter yapın. artık hotmail Türkce.
Ama bu işlemi actıgınız her sayfada yapmanız gerekecek.
Kolay gelsin
Bir adam arkadasina sekreterini neden isten kovdugunu anlatiyormus.
-"Iki hafta once" demis ve devam etmis;- "45. yasgunumdu ve o sabah kendimi
iyi hissetmiyordum. Kahvalti masasina oturdugumda karimin dogum gunumu
kutlayacagini ve buyuk bir olasilikla bir hediye verecegini tahmin
ediyordum. Birak dogum gunumu kutlamayi, bir "Gunaydin" bile demedi. Kendi
kendime karim unuttu herhalde ama cocuklarim hatirlar diye dusundum.
Cocuklar kahvaltiya geldi ve tek kelime etmediler.
Ise giderken moralim cok bozuktu ve uzgundum. Ofisime girdigimde, Janet
"Gunaydin Patron, Dogum gununuz kutlu olsun" dedi ve kendimi daha iyi
hissettim, birisi hatirlamisti. Oglene kadar calistim.
Yemek zamani Janet kapiya vurdu ve "Disarda hava cok guzel ve bugun sizin
dogum gununuz, haydi yemege cikalim, sadece siz ve ben".
"Butun gun duydugum en guzel sey buydu.
"Haydi gidelim" dedim.
Yemege ciktik. Normalde gittigimiz bir yere gitmedik, sehir disinda ozel bir
lokantaya gittik. Iki martini ictik ve yemekten sonsuz zevk aldik.
Is yerine donerken, "Hava cok guzel, ofise donmemiz gerekmiyor degilmi?"
diye sordu.
"Hayir, sanirim gerekmiyor".
"Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi.
Evine gittik. Baska bir martininin daha tadini cikardik ve bir sigara ictik,
ve Janet dediki,
"Patron, izninizle, yatak odasina gecip uzerime daha rahat birseyler
giyeyim" dedi ve ona memnuniyetle izin verdim.
Yatak odasina gitti ve alti dakika sonra yatak odasindan ciktiginda elinde
kocaman bir pasta tasiyordu, arkasindan karim ve cocuklarim geliyordu.
Hepsi "Iyiki dogdun..." sarkisini soyluyorlardi.
Ve ben orada uzerimde sadece coraplarimla oturuyordum."
John isten cikmadan once karisini evden arar;
Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu eyaletteki buyuk golde
balik avlamaya gidecek , benimde gelmemi istiyor. Bu hafta sonunu orada
gecirecegiz.
Bu benim terfi almam icin iyi bir firsat.
Benim icin yeteri kadar giysi ve olta takim cantami hazirlarmisin? Direk
ofisten cikacagiz ve gecerken evden cantalari alirim.
Ha, yeni ipek mavi pijamamida koymayi unutma. Karisi biraz iskillenir.
Fakat kocasinin istediklerini yapar.
Hafta basinda adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gozukmektedir. Karisi
onu karsilar ve cok balik tutup tutmadigini sorar.
John: Ha, evet epey balik tuttuk. Fakat sana soyledigimpijamayi cantaya
koymamissin.
Karisi: Koymustum. Ama Balik olta takim cantasina koymustum.!!!
Bir akıl hastanesine yeni bir başhekim atanır.Başhekim, hastaneyi
dolaşırken, aşağıdaki mutfağa da iner.
Bir de bakar ki, mutfağın ortasında yere tebeşirle çizilmiş koskocaman
beyaz bir daire: dairenin de içinde yere yatmış yüzükoyun, sırtüstü
kıvranıp duran 7 - 8 deli...
Bir başka deli de, yemek masasına tek başına oturmuş; reçeli,
tereyağı,zeytini, peyniri,rafadan yumurtasıyla, yerde kıvrananlara bakıp
bakıp gülerek bir güzel kahvaltı ediyor.
Başhekim, masada oturana sorar:
- Yerdeki beyaz dairenin içinde; bir yüzükoyun, bir sırtüstü uzana
döne, ne yapıyor bunlar?
Masadaki deli:
- Tebeşirle o beyaz daireyi ben çizdim, der. İçindekilere de dedim ki
"O beyaz dairenin altından geçerseniz, ancak kahvaltı edebilirsiniz benim
gibi..."
- Neden öyle kıvranıyorlar?
- Yere çizilmiş dairenin altından geçmeye çalışıyorlar da, ondan.
Başhekimin gözleri hayretle açılır ve yine masadaki deliye sorar: