ykalaman

ykalaman

Üye
03.03.2004
Uzman Çavuş
7.488
Hakkında

  • Konu: Süzme
    Temelin 8 tane cocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak, gerizekaliymis.
    Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler. Durumu anlatmislar. Boyle boyle
    biz artik cocuk istemiyoruz demisler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif
    vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis yollamis. Neyse bunlar
    kullana kullana bir gun prezervatifleri kalmamis Temel kara kara dusunmeye
    baslamis. Ne yapsak ne etsek diye.
    Fadime "Dur ben sana dantelden oruvereyim" demis.
    Olcuyu falan almis 1-2 gun icinde ormus. Aradan 9 ay gecmis Temel ile
    Fadimenin 1 cocuklari daha olmus. Zamanla cocuk buyumus, 9-10 yaslarina
    gelmis. Ama nasi bi cocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama. Onceki sekizine
    hic benzemiyo. Tum sinavlarda birinci, sporda tum sehrin en iyisi, koyun en
    zeki,atilgan cocugu olmus. Bir gun Temel kahvede otururken sormuslar:
    "Ya Temel senin dokuz cocugun sekizi deli mi deli bu sonuncusu nasi oluyor
    da bu kadar akilli oldu?"
    Temel gerine gerine cevap vermis
    " Süzme o süzmee."
#22.10.2004 08:21 0 0 0
  • Konu: Polis
    Sürücü dikiz aynasinda kendisini izleyen polis aracini gorunce
    kacabilecegini dusunup gazı kökler. Ancak polisi atlatamadığını görünce pes
    ederek kenara ceker. Polis arabadan cikip surucunun yanina gelir ve sorar:
    Arkadas, cok yorgunum. Bana mantikli bir mazeret gösterirsen seni bırakip
    gidecegim.
    Surucu dusunur ve yanitlar:

    -Karim gecen ay beni bir polis icin terk etti. Aynada polis aracini görunce,
    kactigi polis, onu bana geri getiriyor sandim.

    -Pekala, gidebilirsin...
#22.10.2004 08:10 0 0 0
#22.10.2004 07:58 0 0 0
  • Konu: KILIF
    KILIF

    Kılıfında duran bir renkdi,
    mavi gözlerdi yüzde kulp olan.
    Katil saatlerde duran suskunluktu,
    hep akrebi yelkovan' a yollayan.

    Oysa güzel başlamışdı.
    Hatırı sayılı bir zamanda;
    Zaman ilaç gibiydi,
    sen zamanda bir dilim sevgi niyetine.

    Ufak heyecanlar tünerdi gönüllere.
    Eller titrer, bahane dudaklardı
    gözler göçebe olurdu sözlerde.

    İnatçı sevdalar ihtimallerde
    maskesinde ayrılık vardı vakti olmayan.
    Vakitsiz bir zelzeliş bu çekip giden.

    Varsayımlarda seni yok saydığım suçlar peşi sıra işlenen.
    Cevapsız nükteler hüzünle kaplı

    Karanlıkla veda eder gibiydi gündüz içinde.

    Oysa güzel başlamışdı.
    Çare olmayan zaman.
    Ben zamanda bir damla sen niyetine.
#22.10.2004 07:54 0 0 0
  • Konu: YAYVAN
    YAYVAN
    Yayvan kör gecelerden birinde
    Mürekkepi akan kısa bir aşk hecesi.
    Kırık bir okun saplandığı
    bıçak açmaz gönlün penceresinde.
    Zeval a müsait sarhoş havaların
    derinden sürtüşmesi var.

    Önünü ilikleyen ayrılık dolu baharların,
    Hüzünleri önüne katıp yağmurla sözleştiği yerdeyim.
    Üzerimde kapkara bir bulut yarı çekingen,
    sığ sevgilerde sırlar düğümlendi.
    Kuş konmaz vakitsiz geçen zaman

    Harman olmuş anılar,
    rastgele kırılan sevgi testileri

    rastgelmeyen her neyse geçişlerden
    silsile mevsimler kalır Senin benim yüzümde.
    Senin bende kalan kiracı yaşların.
    Benim sende solan evsahibi aşklarım.

    Yazısı okunmayan kısa bir aşk hikayesi
    gözlerimde.

    Temmuz 2000
#22.10.2004 07:53 0 0 0
  • Konu: TORTULAR
    TORTULAR
    Sana hüzün tortuları bırakıyorum
    Yağmur sonrası kaldırımlarda unutulan.
    Yarım kalan aşkın son dizelerini yazan.
    Kalıtsal birikimlerdi yaşanacaklar,
    onlar atılması zor yüklerdi
    Bir çırpıda silinmesi zor ihtimallerdi.

    Uğurlarken bendeki seni avuçlarımda
    Sen kayıp bir resimdin resmi izin belgeli noterde
    tasdik olan.

    Tadına varmayan tadını alamayan bir küprüydü yaşam.
    sayfaları belirsiz bir kitapdı, önzösünde doğum tarihi
    ve yeri yazılan.

    Önüne geçilmez meçhul bir akıntıydı, tekrarı olmayan.
    Çıkarılan sonuçmu?
    Çıkarçı sorunlarmı durmadan seyir defterine köstek olan.

    Artık
    Ne yetecek umutlar
    Ne de bitecek başlangıçlar var.

    Bende sana uygun beden aşk kalmadı.
    Büyük geldi uymadı küçük geldi saymadı yaşam.

    Bende gönlüne uygun gül kalmadı.
    Kurudu yaprakları, sevgiyi anlatan renkler
    gözlere uymadı.

    Bir yol var karı yağmuru çok olur
    bulutlara söz verdiğim zaman.

    Bir gökyüzü var ki senden önce bende kalır
    yalnızlığı konuk ettiğim zaman.

    Sana belgeli aşk tılsımı bırakıyorum.
    Özü tarafımdan sömürülmüş,
    sözü cümle aralarında söylendiğinde etkili olan.

    Şimdi
    Benden sonra, benden önceki gibi
    bendeki seni azat ediyorum.
    Özgürlüğün bedelsiz,
    Sevgilerin nefersiz olduğunu varsayıyorum.

    Temmuz 2000
#22.10.2004 07:53 0 0 0
  • Konu: ABLUKA
    ABLUKA
    Ablukaya alınmış bir gençlikti
    dikenli tellerde sallanan.
    43 yaşı sığdıracağım bir çift ayakkabı vardı ayaklarımda
    numarasında ilerleyen.

    Dönme dolaptaki oyunlardı
    Kimilerinde jeton
    kimilerinde bedava yaşamdı yağmurlarda süren.
    Geçmiş

    Ellerimi yıkadığım bir kirdi
    suyun yüzeyinde suyu bulandıran.

    Özlem bendeki sensizliğin vebasıydı
    ayrılıklara karışan.

    Üzerindeki kıyafet nasıl yansırsa
    yokluğundaki kuytu arsız heceye.
    Bende ki sen, gölgede varlığına sarılır
    Apansız gidişlerdir hep aynı gece.

    Tutki muamma oldu gönlün yarısı.

    Yarısı sendeki beni ister.
    Aç gözlülüğün tokluğu yaşanır
    belirli belirsiz dostluk ile sevgi köprüsünde.

    Liste başında yakınlık sonunda uzaklıktır.
    seçimi huzursuz eden.
    Gönüllerdeki meşgul dikenli tellerdir
    düşmeden asılı kalan.
#22.10.2004 07:52 0 0 0
  • BADEMLER ÇİÇEK AÇMIŞ


    Fırtınalar kasırgalar mı yaşanmadı,
    Yanmadı kavrulmadı mı sanırsınız cayır cayır,
    Çıngı çıngı şimşekler mi çakmadı,
    Yıldırımlar mı düşmedi gönül evine?
    O gönül ki;
    Gün olmuş, kaptırmış kendini melankoli seline;
    Gün olmuş kelebekler gibi pır pır
    O çiçekten bu çiçeğe uçmuş! ...

    Duygular denizi süt liman şimdi,
    Sessiz, korkulu bekleyişte.
    Omuzlara çökmüş bir kuru soğuk;
    Onca iniş çıkışların yorgunu bu dizler,
    Eklem eklem yayılan sızı,
    Arada bir öksürük boğuk boğuk;
    Gözlerin feri mi kaçmış?

    Binbir anıyla karışık,
    Dualı gecelere gebe gündüzler,
    Umutlar nasır tutmazmış meğer;
    Dün emeklilik kararını almıştım gönlümün,
    Bu sabah uyandım ki;
    Bademler çiçek açmış!

    Ahmet Özdemir
#22.10.2004 07:51 0 0 0
  • Konu: Birtek SEN
    ve BEN HALA YASIYORSAM
    BUNUN DA SEBEBI BIRTEK S E N S I N
    vay be...
#21.10.2004 19:09 0 0 0
  • Konu: Acıyor
    Acıyor


    Mutsuzluktan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzlugundan insansoyunun
    sevgim aciyor

    Biz giz dolu bir sey yasadik
    onlar da orada yasadilar
    Bir dagin çarpikligini
    bir sevinç sanarak

    En basta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahasi gün isigina vurup ta
    ötede beride yansimayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptigi frengi
    Öbürünün bir kadindan aldigi verem
    Bütün ishanlarinin tarihçesi
    Bütün söz vermelerin tarihçesi
    sevgim aciyor

    Yazik sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocugun bile
    O kadar korunmus bir yazi yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim aciyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Daglar kararip aydinlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrim bir seyi bulup cosmaktir
    Sonbahar geldi hüzün
    Kis geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi dünyanın
    bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim aciyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandi gitti iste
    Ekim falan da gider bu gidisle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar

    Turgut Uyar


#21.10.2004 07:39 0 0 0
#20.10.2004 13:59 0 0 0
  • Konu: 911 Porsche
    kendiside ferrari olmalı bir o kadar da o hızlıda:))))
#20.10.2004 09:01 0 0 0
  • Konu: Sekreter
    adnan abi sen niye sekreteri kovmuştun ben bu olayla aynı olduğunu mu düşünürsem haklımıyım acaba...
#20.10.2004 08:52 0 0 0
#20.10.2004 08:48 0 0 0
  • Sevdamın Şehri


    Gidiyorum sevdamın şehrinden
    Güneş doğarken
    Gidiyorum sevdamın şehrinden
    Güneş batarken
    Sıyrılıp anılardan uzanırken çıplak gözle
    Gördüklerime
    Yine gözyaşlarım akıyor durmadan
    Vakit vakitlerden oniki eylül
    vakit vakitlerden bir mayıs
    içime haps ederek götürüyorum
    uzaklara, kimisinin gitmiş çocuğu, kimisinin annesi
    vakit vakitlerden cumartesi
    Terrorossa örtüsüyle kaplı toroslardan geçiyorum
    tüm ağaçlar ve dağlar karşımdan geçip gidiyorlar
    uzaklara.
    Arkama baktığımda hepsi el sallıyordu
    kiminin yüreği buruk
    kiminin şapkası eğik
    Tekerleklerin asfalt yolla sohbeti esnasında uyanıyorum
    Rüyamda gök kuşağının altından geçerken
    Ne güzelmiş Akdenizin tatlı maviliği
    Heryer mavi sadece ufukta güneş var
    Bana el sallıyordu utancından kızarırken
    Yoksa rüyamı görüyordum
    ama!
    sahiden gözyaşlarım akıyor.

    Tevfik Mengüllüoğlu
#20.10.2004 07:45 0 0 0
  • Merhaba dostlar hotmail sayfanızı TÜRKCE yapmak istermiasiniz. Ozaman hotmail sayfasına girin ve hesabınızla oturumunuzu acın. sonrada. İternet adres kısmının sonuna " &cb=_lang%3dtr " bunu girin ve enter yapın. artık hotmail Türkce.
    Ama bu işlemi actıgınız her sayfada yapmanız gerekecek.
    Kolay gelsin
#19.10.2004 09:42 0 0 0
  • Konu: Sekreter
    Bir adam arkadasina sekreterini neden isten kovdugunu anlatiyormus.

    -"Iki hafta once" demis ve devam etmis;- "45. yasgunumdu ve o sabah kendimi
    iyi hissetmiyordum. Kahvalti masasina oturdugumda karimin dogum gunumu
    kutlayacagini ve buyuk bir olasilikla bir hediye verecegini tahmin
    ediyordum. Birak dogum gunumu kutlamayi, bir "Gunaydin" bile demedi. Kendi
    kendime karim unuttu herhalde ama cocuklarim hatirlar diye dusundum.
    Cocuklar kahvaltiya geldi ve tek kelime etmediler.

    Ise giderken moralim cok bozuktu ve uzgundum. Ofisime girdigimde, Janet
    "Gunaydin Patron, Dogum gununuz kutlu olsun" dedi ve kendimi daha iyi
    hissettim, birisi hatirlamisti. Oglene kadar calistim.

    Yemek zamani Janet kapiya vurdu ve "Disarda hava cok guzel ve bugun sizin
    dogum gununuz, haydi yemege cikalim, sadece siz ve ben".

    "Butun gun duydugum en guzel sey buydu.

    "Haydi gidelim" dedim.

    Yemege ciktik. Normalde gittigimiz bir yere gitmedik, sehir disinda ozel bir
    lokantaya gittik. Iki martini ictik ve yemekten sonsuz zevk aldik.

    Is yerine donerken, "Hava cok guzel, ofise donmemiz gerekmiyor degilmi?"
    diye sordu.

    "Hayir, sanirim gerekmiyor".

    "Benim evime gidelim ve size bir martini daha ikram edeyim" dedi.

    Evine gittik. Baska bir martininin daha tadini cikardik ve bir sigara ictik,
    ve Janet dediki,

    "Patron, izninizle, yatak odasina gecip uzerime daha rahat birseyler
    giyeyim" dedi ve ona memnuniyetle izin verdim.

    Yatak odasina gitti ve alti dakika sonra yatak odasindan ciktiginda elinde
    kocaman bir pasta tasiyordu, arkasindan karim ve cocuklarim geliyordu.

    Hepsi "Iyiki dogdun..." sarkisini soyluyorlardi.

    Ve ben orada uzerimde sadece coraplarimla oturuyordum."
#19.10.2004 08:44 0 0 0
  • Konu: Zeki Kadın
    John isten cikmadan once karisini evden arar;
    Tatlim , patron bir kac arkadasiyla beraber komsu eyaletteki buyuk golde
    balik avlamaya gidecek , benimde gelmemi istiyor. Bu hafta sonunu orada
    gecirecegiz.
    Bu benim terfi almam icin iyi bir firsat.
    Benim icin yeteri kadar giysi ve olta takim cantami hazirlarmisin? Direk
    ofisten cikacagiz ve gecerken evden cantalari alirim.

    Ha, yeni ipek mavi pijamamida koymayi unutma. Karisi biraz iskillenir.
    Fakat kocasinin istediklerini yapar.

    Hafta basinda adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gozukmektedir. Karisi
    onu karsilar ve cok balik tutup tutmadigini sorar.

    John: Ha, evet epey balik tuttuk. Fakat sana soyledigimpijamayi cantaya
    koymamissin.

    Karisi: Koymustum. Ama Balik olta takim cantasina koymustum.!!!
#19.10.2004 08:11 0 0 0
  • Bir akıl hastanesine yeni bir başhekim atanır.Başhekim, hastaneyi
    dolaşırken, aşağıdaki mutfağa da iner.
    Bir de bakar ki, mutfağın ortasında yere tebeşirle çizilmiş koskocaman
    beyaz bir daire: dairenin de içinde yere yatmış yüzükoyun, sırtüstü
    kıvranıp duran 7 - 8 deli...

    Bir başka deli de, yemek masasına tek başına oturmuş; reçeli,
    tereyağı,zeytini, peyniri,rafadan yumurtasıyla, yerde kıvrananlara bakıp
    bakıp gülerek bir güzel kahvaltı ediyor.

    Başhekim, masada oturana sorar:

    - Yerdeki beyaz dairenin içinde; bir yüzükoyun, bir sırtüstü uzana
    döne, ne yapıyor bunlar?
    Masadaki deli:
    - Tebeşirle o beyaz daireyi ben çizdim, der. İçindekilere de dedim ki
    "O beyaz dairenin altından geçerseniz, ancak kahvaltı edebilirsiniz benim
    gibi..."

    - Neden öyle kıvranıyorlar?

    - Yere çizilmiş dairenin altından geçmeye çalışıyorlar da, ondan.

    Başhekimin gözleri hayretle açılır ve yine masadaki deliye sorar:

    - Peki Sen kimsin?
    - Günter Verheugen...
#19.10.2004 08:09 0 0 0