Arkadaşlar doğruluk payı var.. deodorant alırken lütfen dikkat edelim
>>BAYANLAR olayla daha çok ilgileniniz. BAYLAR yaşamınızdaki bayanlar
>>
>>için lütfen bunu okuyunuz.... ÇOK ÖNEMLiDiR...
>>Epey bir zaman önce, Dan SULLIVAN'in desteklediği, Terry BIRK'in
>>
>>düzenlediği MEME KANSERi konulu bir seminere katildim. Meme
>>
>>kanserinin neden daha çok koltuk altına yakın bölgede yerleştiğini
>>
>>sordum.
>>Anında soruma yanıt verilemedi. Bu mail'i daha yeni aldım ve sorumun
>>
>>yanıtlanmış olmasından ötürü çok mutluyum.
>>HEPiNiZi HERGÜN KULLANDIGINIZ VE BiZi ÖLÜMCÜL BiR HASTALIGA
>>
>>SÜRÜKLEYEBiLECEK BiR ÜRÜN ÜZERiNDE YENiDEN DÜSÜNMEYE DAVET EDiYORUM.
>>Bugünden sonra ben bunu kullanmayacağım. Bu bilgiyi bana bir arkadaş
>>
>>ım yolladı, ben de başka birine yolladım. Ancak o bunu daha önceden
>>
>>bildiğini söyledi. Ben de, keşke l4 yıl önceden bunu bilmiş
>>
>>olsaydım. Bu bilgiyi daha yeni bir seminerden öğrendim
>>ve bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum. Meme kanserlerinin en önde
>>
>>gelen sebeplerinden birisi ANTI-PERSPIRANT'lardir.
>>Toksinlerin konsantrasyonuna ve hücre bölünmesine, dolayısıyla
>>
>>kansere yol açar. EVET ANTI-PERSPIRANT...
>>Deodorant kombinasyonu olan ürünlerin pek çoğu da
>>
>>ANTI-PERSPIRANT'tir. Deodorantlar zararlı değildir. Ancak terlemeyi
>>engelleyici deodorantlar zararlıdır. Çünkü insan vücudunun
>>
>>toksinleri için sahip olduğu birkaç önemli bölge vardır. Bunlar;
>>
>>KULAK ARKALARI, DiZ ARKALARI , APIS ARALARI VE KOLTUK ALTLARI'dır.
>>
>>Toksinler buralardan terleme yoluyla atılır. Adından da anlaşılacağı
>>
>>gibi ANTI-PERSPIRANT (terlemeyi engelleyici) kullanımı koltuk altının
>>
>>terlemesini önlediği için toksinlerin dışarıya atılımını önler. Bu
>>
>>toksinler sihirli bir şekilde yok olmazlar. Bunun yerine, vücut onları
>>
>>koltuk altı lenf modüllerinde biriktirir ve hemen meme kanserlerinin
>>
>>büyük bir bölümü memenin üst diş kadranında oluşur. Burası tam olarak
>>
>>lenflerin olduğu bölgedir. Buna ek olarak, erkekler, ANTI-PERSPIRANT
>>
>>la oluşan meme kanserlerinde kadınlara oranla daha şanslıdırlar.
>>
>>Nedeni koltuk altı kıllarının olusudur.
>>Kullanılan anti-perspirant'in çoğu kıllar tarafından tutulur. Cildin
>>
>>direkt teması önlenir. Oysa antiperspirant'i kılları tıraş ettikten
>>
>>hemen sonra kullanan kadınlar bu riski arttırırlar. Çünkü tıraş
>>
>>derinin koruyucu tabakasını zedelediği için kimyasal maddeler giriş
>>
>>ini kolaylaştırırlar.
>>Lütfen bunu ulaşabileceğiniz herkese iletiniz. Uyanıklık yaşamınızı
>>
>>kurtarabilir. Eğer siz de bu dertten yakınıyorsanız, lütfen araş
>>
>>tırınız.
>>Bence ayni sonucu alacağınızdan eminim.
>>Orijinal iletiden özetle çeviri:
>>Dr.. Himmet OKYAY
Aslantuğ diziden ayrılıyor mu?
Ekranların reyting rekortmeni dizisi Bir İstanbul Masalı`nın oyuncuları önceki gün tam kadro Capitol Alışveriş Merkezi`nde bir imza gününe katıldı
Ekranların reyting rekortmeni dizisi Bir İstanbul Masalı`nın oyuncuları önceki gün tam kadro Capitol Alışveriş Merkezi`nde bir imza gününe katıldı. Ancak gözler dizinin Selim`i Mehmet Aslantuğ`u aradı. Organizasyonu düzenleyen D&R yetkilileri, Aslantuğ`un trafikte olduğunu ve geleceğini söyledi. Saatler geçti ama hâlâ oyuncu ortada yoktu. Dedikodulara göre Aslantuğ ile bir süredir yapımcılar arasında bazı sorunlar varmış. Bu nedenle diziyle ilgili organizasyonlara katılmıyormuş.
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan
Eşya fışkırmış gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
Sessizlik döküyor yerde yaprak yaprak.
Biliyorum gölgede senin uyuduğunu
Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin
Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin,
Yüzünde bir tebessüm, bu ağır öğle sonu.
Belki rüyalarındır bu taze açmış güller,
Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde.
Bitmeden aşk türküsü kumruların sesinde;
Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.
Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan.
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.
gözlerinde
sonsuz gökyüzü özgürlüğü
taşıyan sevgili
sana
bir gündoğumu varacağım
tüm varlığımda taşıyacağım
tutsaklık günlerinin simgesini
ellerimden yüreğime dek yaşayacağım
kanlı bıçaklı olacağım yol boyu
kendim için değil
inan
kendimi düşünmeden
ölümü boğazıma kolye yapıp
kavgamı zaferle süsleyeceğim
sonra
halkıma ve tüm halklara dönüp
işte
yaşamak insanca diyeceğim
kanlı bıçaklı olacağım yolboyu
süngülere takılmış bebekler
göğsünde bomba patlamış dedeler
önümü kesecekler
gün 24 saat
napalmler
termonükleerler
bir karabasan yapacak
aydınlık düşlerimi
ve nevyork borsalarında ezileceğim
20.yüzyıl afrikasına kesilen faturaları görünce
dolarların korkunç görüntüsünde ezileceğim
ve bineceğim
bir gündoğumu doruatıma
alıp terkisine seni
süreceğim güneşe doğru
sonra
halkıma ve tüm halklara dönüp
işte
yaşamak insanca diyeceğim
kanlı bıçaklı olacağım yolboyu
son gücümle düşeceğim kucağına
yıl boyu
saçlarında
taze güller açan sevgili
unutulmuş ne varsa insanlıktan yana
çağdışına düşmüş ne varsa
senin
denizlerce büyük yüreğinden
insanlara mutluluk sağacağım
ve işte o zaman
kıracağım bıçağımı
gözyaşlarımı
başak saçlarında sileceğim
ve bir gündoğumu ellerin ellerimde
halkıma ve tüm halklara dönüp
işte
yaşamak insanca diyeceğim
geceydi
politik elbiselerinden arınmış
ışıklarını söndürmüş
yoğun bir duyguyla karşılamıştın beni
kollarını bana ilkin Balgat'ta açtığında
yüzümde eski bir yalnızlık
ve sırtımda soğuk kış gecelerinden kalma bir soba sıcağı
sobanın ısıtmadığı yanımla yaslandım sana
Ankara
bırakma beni ayazında
ilk uykumu Akdere'de uyudum
ilk telefonu 'o' bildiğin sevdiğime
Cebeci Postanesinden ettim
Ankara'dayım derken sesim titredi
sevincim sığmadı göğsümün kafesine biliyorum
kollarıma ilk aldığım
boynuna ilk sarıldığım
ilk öptüğüm sevgili gibi
Ankara
beni de bas bağrına
en çok Kızılay'ı sevdim biliyorsun
Karanfil Sokağı'nı
kitapları için olmasa da Dost Kitapevi'ni
-ki şahittir en büyük mutluluğuma
Batı Sineması'nda izledik Vizontele'yi
sevdiğimin elleri avuçlarımda
ve hâlâ saklıdır biletin yarısı cüzdanımda
ey çeşmelerinden hüzün akan bir gözü hep yaşlı şehir
Ankara
bırakma beni kaldırımlarında yalnız başına
Vatandaş oyunu oldu ilk oyunculuğum
Davulalan vakfında tavla oynayarak beklerdik Mehmet Hoca'yı
-şimdi asker, en büyük asker, bizim Mehmet
birer figürandık, maskeli ben ve 'o'
ey vatandaş, tan-daş-va
ey üzerinden hep güler gözlü konduların geçtiği
Seyranbağlarında
Kırkkonaklarda
gizli bir saksıda umuda duran hanımeli
Ankara
bırakma beni boş kollarımla
ilk paramı Sinan caddesinde bir okulda kazandım
-teşekkürler Sevgi abla
ilk sigaramı Aşti'de yudumladım
ilkin babam için ağladım Eniştem Kuttusi boynuma sarıldığında
-baba şefkatiyle
ilkin Sakarya caddesinde boyattım ayakkabılarımı
-Yozgatlı onüç yaşındaki Yusuf'a
ilkin Ankara Kalesi'nde öpüştük 'o'nunla
-bir daha öpüşmem Altınparkta polisler kimlik soruyorlar adama
ilkin ilkim oldun
Ankara
ne olur sonum olma
çakmak son hediyesiydi bana
şu an sigara paketimin üstünde, on ay sonra
gittim ve ayrıldık 'o'nunla
şu içtiğim sigara üstüne yemin olsun ki
senin üstüne yemin olsun ki
'O'nun üstüne yemin olsun ki
Ankara
ben ihanet etmedim 'o'na
'bütün griler eskiden beyazdı feride'
diyemedim 'o'na
sıtımda beyaz gömlek
karşısında ben yabancı, gri
gidiyorum geldiğim gibi
susuşlarım ve sevişlerim kaldı geride
ellerini, parmaklarını severdim en çok
'o' ve 'o'nun el manyağı kaldı yüreğimde
hatalı ve yaslıyım
burada bitmedi hikâyemiz ama
Ankara
sen söyle 'o'nu ne çok sevdiğimi 'o'na
Kalabalık bir belediye otobüsünde kadının biri haykırmış: Terbiyesiz adam
,yeter artık! Aman bayan ne oldu ki? Daha ne olacak geçtin arkama. Taksim
den beri ayıptır be! Efendim yanlış anladınız herhalde. Bugün aybaşı.
Maaşımı aldım, cebimde o var. O dokunmuş olacak. İyi de, Taksim'den Şişli'ye
gelene kadar maaşına zam mı geldi?
6-2 biten Man.United-Fenerbahçe maçindan hemen sonra Fenerli li Rüstü
taninmamak için yasli bir adam kiligina girer ve bir cafe ye gider. Cafe de
yanina yasli bir bayan yanasir ve :
-"naber Rüstü" der.
Bunun uzerine Rüstü delirir nasil tanidi bu kadin beni diye düsünüp durur.
Ertesi gün yine ayni cafede ayni kadin yanasir Rüstü'nün yanina yine
-"naber Rüstü" der.
3.gün Rüstü cok degisik bir kilikta gider cafeye ve yine ayni kadin
yanasir ve yine -"naber Rüstü" der. Rüstü dayanamayip sorar nerden
taniyorsun beni diye.
Yasli teyze :
-"olum ben tuncay len"