yol.50

yol.50

Üye
12.11.2012
Çavuş
1.117
Hakkında

  • Konu: Memleketim
    Memleketim...

    Yeni umutlar nasıl yaratılır, hayat birey için ne anlam taşır, çocuk gülümsemeleri, anlatılan masallar nedir!
    Piyasa düzeni insanı çaresiz bırakır...
    Bu çaresizlik yumağında, sık sık altını çizdiğim gibi, ezilen yoksul emekçilerdir.
    Sömürü düzeninin çarklarında, insanın umudu yok olur, yaşam anlamını kaybeder, o anlatılan masalların bir kandırmaca olduğu ortaya çıkar...
    Demokrasi ve özgürlük insanın beyninde ve yüreğinde vardır...
    Demokrasilerde yasaklar değil yasalar vardır...
    Peki o yasalar nasıl işler?
    Aynı sömürü düzeninin çarkları gibi...
    Hırsızlar, vurguncular, talancılar bu ülkede kol gezerken parasız eğitim isteyen öğrenciler, "terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla gözaltına alınır, tutuklanır, yedi ay zindanda yattıktan sonra yargıca aklanıp salıverilir.
    Ankara Üniversitesi öğrencileri Özgür Alkan ve Bahadır Söylemez...
    İki öğrenci hakkında savcılık 25 yıl ağır hapis cezası istemiyle dava açtı. Öğrencilerin THKO adına suç işlediğini, TKEP-L'ye üye olduklarını iddia etti.
    Aynı savcı 20 ay sonra Özgür ve Bahadır'ın aklanmasını istedi.
    Peki davanın kanıtları arasında ne vardı?
    Deniz Gezmiş'in kartpostalları, Tolstoy'un "Savaş ve Barış" kitabı...

    ***

    Bu ülkede demokrasi, özgürlük, hukuk, barış, sevgi, kardeşlik neden bir türlü yaşam biçimi olmuyor?
    Az önce anlattığım, insanın içini acıtan öykü gibi yüzlercesi var.
    Yüzlerce üniversite öğrencisi, çevreci tutuklu.
    Yafta hazır:
    "Terör örgütü üyesi!"
    Üniversite öğrencilerinin uzun tutukluluk süreleri, hayatlarını darmadağın ediyor, onları yalnızlaştırıyor, "terörist" olarak adlandırılıyorlar.
    Çocuklarını sevmeyen bir toplum!
    Savcı, yargıç, polis, siyasetçi... Mesleği ne olursa olsun çocuklarımızı sevmiyoruz.
    Mahkeme kapılarında geçen yıllar, tutuklu oldukları için yaşadıkları kayıplar...
    Barışın, sevginin, aşkın önemini kavrayamamışız!
    Yoksul halkların çocukları ölürken yüreğimizin dağlanmaması, yaşanan acıları bildiğimiz halde bunu dillendiremeyişimiz neden?
    Korkup sindirildiğimiz için!
    Sanatçıya karşı tavrımız, sonu gelmeyen kitap yasaklamaları, "çokuluslu altın avcıları"na tanınan özgürlük.
    Demek ki benim ülkemde siyanürle kimse zehirlenmiyor.
    Kitaptan zehirleniyor!

    **
    Ortadoğu yangın yeri, Fransa Mali'yi bombalıyor, Cezayir'de El Kaide'nin bir kolu doğalgaz işletmesini basıyor...
    Ordunun hava operasyonunda 34 rehine ve 15 saldırgan ölüyor..
    Diyarbakır'da dün Fransa'da öldürülen PKK'lilerin cenaze töreninde yer yerinden oynuyor.
    Her şeye karşın barışa, kardeşliğe, umuda doğru yürümek istiyordum.
    Barış, kardeşlik, hukuk ve adalette eşitlik!
    Tüm bunlar, üniter devlet çatısı altında tümlüğümüz bozulmadan....
    İnsanca yaşamak içindi!
    Yapıp yapamacağımızı bilmiyordum...
    Bildiğim, bu ülkede yaşayan herkesin, din, dil, inanç, mezhep ve ırk ayrımı yapmadan yurttaşlık kimliğinde el ele tutuşup çocuklarımız için birlikte yürümesiydi.

    **
    Hayatımızın dilsiz ve sağır yılları geride kalmalıydı...
    İşte o zaman Özgür ve Bahadır'lar, Deniz Gezmiş'in kartpostalı, Tolstoy'un "Savaş ve Barış" kitabından ötürü tutuklanmayacaklardı.
    O zaman dağlarına bahar gelecekti memleketimin...
    O zaman anlayacaktık Nâzım Hikmet'i, Dağlarca'yı, Ahmed Arif'i...


    Değerli gazeteci dostum, arkadaşım Mehmet Ali Birand'ı dün akşam saatlerinde kaybettik.
    Ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyorum.


    18 Ocak 2013 - Cumhuri
#18.01.2013 12:18 0 0 0
  • AŞK İKİ KİŞİLİKTİR -
    Değişir rüzgarın yönü
    Solar ansızın yapraklar;
    Şaşırır yolunu denizde gemi
    Boşuna bir liman arar;
    Gülüşü bir yabancının
    Çalmıştır senden sevdiğini;
    İçinde biriken zehir
    Sadece kendini öldürecektir;
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk iki kişiliktir.

    Bir anı bile kalmamıştır
    Geceler boyu sevişmelerden;
    Binlerce yıl uzaklardadır
    Binlerce kez dokunduğun ten;
    Yazabileceğin şiirler
    Çoktan yazılıp bitmiştir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.

    Avutamaz olur artık
    Seni bildiğin şarkılar;
    Boşanır keder zincirlerinden
    Sular tersin tersin akar;
    Bir hançer gibi çeksen de sevgini
    Onu ancak öldürmeye yarar:
    Uçarı kuşu sevdanın
    Alıp başını gitmiştir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.

    Yitik bir ezgisin sadece,
    Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
    Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
    Gece camlara sürtünürken;
    Çünkü hiç bir kelebek
    Tek başına yaşayamaz sevdasını,
    Severken hiçbir böcek
    Hiç bir kuş yalnız değildir;
    Ölümdür yaşanan tek başına,
    Aşk iki kişiliktir.

    ATAOL BEHRAMOĞLU
#18.01.2013 09:55 0 0 0
#14.01.2013 11:50 0 0 0
  • Nerdesin Çerkez Kızı

    Her düşten sonra susamış benliğimle uyanıyorum,
    Garip bir düşünce, suskun bir susama.
    Kendimden çok sen geliyorsun aklıma,
    Bildiğim hiç kimseye anlatamıyorum sesini,
    Bilenler anımsar.
    Bir bilek öpüyorum, bükemediğim için.
    Ne kadar vursada sevda, ne kadar aksada kanı,
    Kim diyen sorular döndürüyor başımı,
    Bitmesine imkân verilemeyen bir yara.
    Düğüm düğüm açıyorsun saçını,
    Söylesene,
    Hangi düşünce yakar insanı,
    Söylesene kim ağlar yerime Çerkez Kızı

    Solmuş bir çiçek vazoda beni izler,
    Ayağıma takılır beraber kurduğumuz düşler,
    Baksana hangi ellerim gözyaşımı gizler.
    Hangi izlerin beni en son vuran izler?
    Attığım her adım senden yana,
    Tuttuğum her gül senden bir parça.
    Kime anlatsam bu Aşk'ı,
    Unutmalı cümleler kuruyorlar,
    Ama bilmiyorlar, ben unutamam Çerkez Kızı

    İlk defa annem olmadan ağladım bugün,
    İlk defa buda geçer diyen olmadı.
    Yaşlarımı kendim sildim,
    Hiç kimse, koymadı yanağıma bir bûse.
    Yanmış bir kelebek, sönmüş bir alev.
    Duyduğum cümleler bir tek şiir etmiyor.
    İlk defa annem olmadan ağladım bugün.
    İlk defa benden bir şey kalmadı,
    Yargılamadım, sorgulamadım.
    Sadece ağladım Çerkez Kızı
    Ağladım hiçte utanmadım,
    Ne bileyim ben senden gayrısını,
    Ne bileyim sevgili saygısını,
    Nerden bilseydim Aşk sancısını.
    Söylesene Çerkez Kızı

    Emre ÖZDEMİR
#09.01.2013 13:20 0 0 0
  • BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile grup konuşmasının ardından Meclis'teki odasında sohbet ettik.
    Yeni bir müzakerenin başlatılmasının kolay olmadığını belirten Demirtaş, "Şu andaki durumu 'müzakere girişimi' olarak tanımlıyoruz" dedi.
    Demirtaş'a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları özetle şöyle:
    Müzakere girişimi aşamasındaysak, sonrası nasıl işleyecek?
    Usul olarak bu ön şartlar yerine gelmeden, tartışmanın başlaması imkansız. Öcalan da esasa geçmemiş.
    Esasa hiç mi geçilmedi?
    Daha önce esasa girilmiş, sonuca yaklaşılmış bir sürecin devamı bu. Yani birbirlerini biliyorlar. Heyet ile Öcalan arasındaki usul çoktan çözülmüştür. Ama uygulamaya geçmesi başka bir şey. O müzakerelerle olur. Öcalan örgütüyle temas kurabilmeli. Başka türlü yürütülemeyeceğinin farkındalardır. Yarın İmralı kapatılır mı, başka bir şey mi olur?

    'ŞARTLAR EŞİT DEĞİL'
    Diğer ayaklarla nasıl temas kurulacak?
    KCK'nin bir yönetimi var aslında. Avrupa da bu yönetimin içinde. Yürütme Kurulu Başkanı Murat Karayılan'dır. İmralı'da entellektüel bir çalışma yapılmıyor. Silah kimdeyse onlarla da görüşülmesi gerekir. KCK da süreçte mutlaka olmalı.
    KCK ile görüşme başlamış olabilir mi?
    Görüşme başlamış olabilir, bilmiyorum.
    İmralı ile ikinci görüşme ne zaman yapılacak?
    15-20 gün içinde mutlaka olmalı. Gidenler bir tartışma, müzakere heyeti değil. İkinci heyette kimler olacağını biz seçmeliyiz. İçinde eşbaşkanlar olmalı.
    n Sürecin baltalanmaması için taleplerin makul seviyede tutulması gerekmiyor mu?
    Biz 'Öcalan'a özgürlük' diyebiliriz ancak bu, hükümetin 'silahları bırakın' demesine benzer. İmralı'da eşit müzakere yürütme imkanı yok. Ama buna Öcalan karar verecek. 'Şimdilik iyi gidiyor, devam edebilirim' diyebilir. Ama müzakere koşulları dengesiz. Karşı heyetin yüzlerce danışmanı var, müzakare ettiğin kişinin televizyonu bile yok. Orantısız bir durum.
    Başbakan, 'ev hapsi, genel af yok' diyor...
    Ev hapsi olmadan da, genel af olmadan da PKK bu işe hayır demiyorsa biz niye hayır diyelim?
    Süreç, provakasyonlarla baltalanmaya çok müsait...
    Bunun tek yolu, tarafların, 'biz provakasyonlara pabuç bırakmayız' diyebilmesi.
    Sert üslup sürece en çok zarar verecek şey değil mi?
    Evet. Öcalan'ın televizyonu yok ama yanındaki mahkumlar, ne olduğunu Öcalan'a anlatıyorlar. Öcalan kim ne söylüyor iyi biliyor. Öcalan iyi müzakerecidir. Nabzı o da ölçmek isteyecektir. Örgüt, halk nasıl bakıyor, hükümetin ekseni nedir görmek isteyecektir.
    CHP'yle ilgili çağrı yaptınız...
    CHP, 'ben de katılmak istiyorum' derse mekanizma buna kapalı olmamalı. CHP milletvekilleri Silivri'ye, Sincan'a, Diyarbakır'a gidebiliyorsa mutlaka İmralı'ya da gidebilmeli. Öcalan da, ismen CHP olarak değil ama 'sürece katkı verecek herkesle görüşebilmeliyim' demiş.
    CHP'siz çözüm olur mu?
    'CHP'siz kesinlikle olmaz' demiyoruz ama CHP ile birlikte daha iyi ve kolay olur.

    CHP ile neleri paylaşmaya hazır olduğunuzu söylediniz?
    Sadece siyasileri ilgilendirecek bilgiler vardır. Bunlar medyayı, halkı doğrudan ilgilendirmeyen, taktiksel şeylerdir. Bunları paylaşabiliriz.
    Başbakan'ın Kılıçdaroğlu'na, 'senin krediye ihtiyacın' var yanıtını nasıl buldunuz?
    Süreci bilerek mi bilmeden mi böyle bir çıkış yaptığını bilmiyorum ancak Kılıçdaroğlu'nun çıkışı cesur bir çıkıştır. Çok cesur denebilir. Başbakan'ın verdiği cevap aynı değerde değil.

    Serpil Çevikcan
#09.01.2013 08:59 0 0 0
#08.01.2013 10:13 0 0 0
  • Konu: Hüzün
    Bir Sevmelik Canım Kaldı

    merhaba,
    sıcak bir merhaba önce
    geciktim
    uzak yollardan geldim
    bavulumda kanayan aşk yaraları
    yol yorgunuyum da üstelik
    kendime gelmeye çalışıyordum
    bilmeden sana geldim

    Mesut Yekta
#08.01.2013 09:24 0 0 0
  • Havaların soğuması, kış koşullarının hayatımızı zorlaştırması ve çocuklarımızın yeterince havalandırılamayan ortamlarda uzun süre zaman geçirmek zorunda kalması, kış mevsimi enfeksiyonlarından en önemlisi olan zatürrenin görülme sıklığını arttırdı. Zatürre (pnömoni), vücut direncinin düşmesi sonucu mikroorganizmaların akciğer dokusunu işgal etmesi ile ortaya çıkan enfeksiyon tablosudur.

    Çocukluk dönemi zatürrelerinin en sık nedeni, bakteri ve virüsler olmakla beraber parazitlere ve mantarlara bağlı olarak da zatürre görülebilir. En sık, kışın ve ilkbaharda ortaya çıkar. Bulaşma genellikle damlacık enfeksiyonu yoluyla olur. Kapalı ve kalabalık alanlar (okullar, alışveriş merkezleri, sinemalar vb.) solunum yoluyla doğrudan geçişi artırır. Sanıldığı gibi 'soğuğa maruz kalma sonucu üşütme' olarak adlandırılan durum, zatürre nedeni değildir.

    Teşhis ve belirtiler:


    - Öksürük

    - Yüksek ateş

    - Balgam

    - Yan ağrısı

    - Nefes darlığı

    - Hırıltı

    - Kuru öksürük

    - Bulantı

    - Kusma...

    İlk akla gelen belirtiler bunlar. Bu belirtiler başladığında 'geçer' diyerek beklemek yerine hemen doktora gitmek en doğru yaklaşımdır. Erken teşhisin önemi çok büyüktür ve komplikasyon gelişmesini engeller.

    İşte risk faktörleri:


    - Prematüre doğum

    - Düşük doğum ağırlığı

    - İki yaş altı çocuklar

    - Anne sütü ile beslenmeme

    - Kötü beslenme (malnutrisyon)

    - Vitamin eksikliği

    - Kalabalık ortam koşulları

    - Çocuğun sigara dumanına maruz kalması

    - Bebeklik dönemi aşılarının zamanında yapılmaması, eksik yapılması

    - Çocukta doğumsal kalp hastalığı, diyabet, yetersiz akciğer gelişimi, kistik fibrozis, astım gibi hastalıkların bulunması

    - Kış mevsimi...

    Nasıl tedavi edilir?


    İki aylık bebeklerde hastanede yatarak uygun tedavi gerekirken daha büyük bebek ve çocuklarda evde tedavi yeterli olabilir. Tedavide genellikle uygun antibiyotikle birlikte balgam sökücü, ateş düşürücü gibi yardımcı ilaçların verilmesi gerekir. Bol sıvı alımı, beslenmenin zenginleştirilmesi de tedaviyi kolaylaştırır.

    (29.12.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)
#08.01.2013 07:39 0 0 0
  • Türkiye, terörle mücadelede yeni bir sürece girdi. İlk defa kamuoyunun önünde "açıktan görüşmeler" başladı.
    Devletin "muhatap" aldığı kişi de terör örgütünün "önder" dediği İmralı'daki Abdullah Öcalan.
    Peki, bu sürecin adını nasıl koymak lazım?.. "Terörü bitirme görüşmeleri" mi, yoksa "Kürt sorununun çözümü süreci" mi? Bunlardan hangisi?
    Terörü bitirmek için yapılan temaslar ise, mesele yok.
    Ancak, kamuoyunda sorunun çözümü için yapılan bir "siyasi müzakere" algısı yayılırsa son derece ciddi bir sıkıntı!
    O durumda şöyle bir tablo ortaya çıkar:
    1) Terör psikolojik üstünlük sağlar.
    Bazı bölgelerde zaten var olan "PKK'nın baskısı olmasaydı, devlet hiçbir adım atmazdı" algısı yaygınlaşır.
    2) AK Parti'nin, "BDP kendisini Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi olarak görmesin; biz bölgeden daha çok oy aldık" söyleminin hiçbir anlamı kalmaz.
    3) Böyle bir gelişme BDP'ye güç kazandırır.
    4) En kötüsü de terör örgütü devlet eli ile meşrulaştırılmış olur.
    Demek ki...
    Türkiye oldukça kritik bir süreç içinde. Bu süreçte, atılan adımın adının doğru konulması bile son derece önemli!

    ***

    Dikkat edin...
    Atılan bu adımı "kazanca dönüştürme" ve "farklı anlamlar yükleme" çabaları daha şimdiden başladı.
    Mesut Barzani, gelişmeleri "terör" değil, "Kürt sorununun çözümü" noktasından değerlendirdi.
    Bazı BDP'li milletvekilleri ortaya fırlayıp "yangından mal kaçırma" çabası içine girdi.
    PKK ve KCK'nın başındaki Murat Karayılan da hemen açıklamayı yaptı:
    - Kürt sorununun değil de, bizim çözülmemizi hedeflemeye dönük amaçlar güden politikalar geliştirilirse yazık edilmiş olur.
    Bunların tamamı teröre haklılık kazandıran yaklaşımlar. Yapılan açıklamaların hepsinde de aynı mesaj verilmeye çalışılıyor:
    - Ortada demokratik yollardan çözülemeyen bir sorun, bu sorunu çözmek için silahlanan insanlar ve baskıcı bir devlet var. Ancak, bu baskıcı devlet sıkıştığı için bazı adımlar atmak zorunda kaldı.

    ***

    Oysa, bugün ortada tam tersi bir tablo var:
    1) Silahlı halk ayaklanması ile sonuç alacağını öne süren ve 2012'yi "final yılı" ilan eden PKK, derin bir hayal kırıklığı yaşadı. Halk desteği bulamadı.
    2) Örgütün "alan hakimiyeti" stratejisi çöktü.
    3) KCK operasyonları, şehirlerde oluşturulmak istenen terörist yapıya büyük darbe vurdu.
    4) Örgüt, kırsalda yapılan operasyonlarda çok büyük kayıplar verdi.
    Bunun üstüne bir de Suriye'deki Esad Rejimi'nin çöktüğünü düşünün! İşte o zaman PKK'nın güvendiği dağlara kar yağmış olacak.
    İşte, Devlet böyle bir noktada İmralı ile temasa geçti. Terörist Başı Öcalan'dan da "yeşil ışık" alınınca, örgüte silah bıraktırmak için adım atıldı.
    Örgüt ve yandaşları, buna rağmen kuyruğu dik tutmaya çalışıyorlar. Süreç için temkinli açıklamalar yapanlar da var, daha şimdiden "tamam" diyerek bayram ilan edenler de...
    Oysa, son derece kritik bir adım atılmış durumda!
    Açıkçası ben Kandil ve PKK'nın Avrupa kanadının sırf Öcalan istediği için olumlu bir tavır içine gireceklerini sanmıyorum. İran ve Suriye'deki bugünkü yapıların de Türkiye'nin önündeki önemli engeller olduğunu düşünüyorum.
    Yine de Abdullah Öcalan önemli bir figür. Eğer iyi kullanılabilirse, sonuç alınmasa bile Devletin psikolojik üstünlüğü daha da perçinlenmiş olacak. Tabi, hata yapmamak, bu süreci akıllıca sürdürmek kayıt ve şartıyla.

    Tersini düşünmek bile istemiyorum!

    Emin PAZARCI
#07.01.2013 13:45 0 0 0
#04.01.2013 13:47 0 0 0
  • YÜREĞİNLE DİNLE

    Sevabı senindir, uzat elini,
    Günahını dünden üslenen benim.
    Yüreğinle dinle titrek sesimi,
    Yalansız riyasız seslenen benim.

    Gönüldür hududu çizilmez umman,
    Bu ummanda senmişsin aşkıma liman,
    Hasretin çığ gibi düştüğü zaman.
    Sımsıcak sevgine yaslanan benim.

    Gel gayrı yoluna gül döktüğüm yar,
    Gözlerim hep seni hep seni arar,
    Bu tükenmiş halim senden yadigâr,
    Ağlayıp yanağı ıslanan benim

    Coşkun ARSLAN








    @19wtney adlı üyeden alıntı:
    Adını ele vermeyeceğim


    Ey yüreğim
    Hırçın bir ırmak oldun
    Vurulup da düşenlerin ardından
    Bir de sevgili senin gözlerindir
    Kar gibi bembeyaz
    Bitmez bir umut
    Günlerce susarak kahrı paylaştım
    Yüzümün rengini
    Kanayan gözlerimden aldım
    Yükselse de gözyaşlarım
    Adını ele vermeyeceğim

    Bir acı yayılır hasret yelinden
    Başımda bulutlarla sokaklardayım
    Söyle hangi yollar varır sana
    İki acıdan birine varayım hasretinden imbiğinden
    Damıta damıta
    Adını ele vermeyeceğim

    Dört mevsim yaşamadım seninle ey…
    Bir hazan yaşadım içimi kanattı
    Beni buldu güneşler akmayan ellerin
    Adını ele vermeyeceğim
    Adını ele verip
    İhanet etmeyeceğim
    Bu sevda bağrımdayken
    Akıp duracağım kimsesiz çeşmelerden
    Kalbime hapsettiğim adınla gideceğim
    Adını ele vermeyeceğim

    Sırtını sevda yaslamış kelimeler
    Bana kalsın
    Beni kaybettiginde hangi mevsim
    Ceylanlar sığınacak bir yer bulurmuş
    Adını ele vermeyeceğim

    Ben bir yer arıyorum kırış kırış alnıma
    Ey yüreğim yüreğim ey hançer…

    Orijinali Göster...
    Adını ele vermeyeceğim


    Ey yüreğim
    Hırçın bir ırmak oldun
    Vurulup da düşenlerin ardından
    Bir de sevgili senin gözlerindir
    Kar gibi bembeyaz
    Bitmez bir umut
    Günlerce susarak kahrı paylaştım
    Yüzümün rengini
    Kanayan gözlerimden aldım
    Yükselse de gözyaşlarım
    Adını ele vermeyeceğim

    Bir acı yayılır hasret yelinden
    Başımda bulutlarla sokaklardayım
    Söyle hangi yollar varır sana
    İki acıdan birine varayım hasretinden imbiğinden
    Damıta damıta
    Adını ele vermeyeceğim

    Dört mevsim yaşamadım seninle ey…
    Bir hazan yaşadım içimi kanattı
    Beni buldu güneşler akmayan ellerin
    Adını ele vermeyeceğim
    Adını ele verip
    İhanet etmeyeceğim
    Bu sevda bağrımdayken
    Akıp duracağım kimsesiz çeşmelerden
    Kalbime hapsettiğim adınla gideceğim
    Adını ele vermeyeceğim

    Sırtını sevda yaslamış kelimeler
    Bana kalsın
    Beni kaybettiginde hangi mevsim
    Ceylanlar sığınacak bir yer bulurmuş
    Adını ele vermeyeceğim

    Ben bir yer arıyorum kırış kırış alnıma
    Ey yüreğim yüreğim ey hançer…
#04.01.2013 12:41 0 0 0
  • Çıkıpta gidersen kapılar kapalı
    Senle yada sensiz bu yürek yaralı
    Kırmışım kalemi hiç tereddüt etme
    Timsah gözyaşını bahane etme

    Belki zor olacak yalnız mı kalacak
    Hergün sızlayacak
    Kalbimi çaldığın yerine bırak
    Bilemiyorum biri mi alır
    Belki de acır kırarda mı bırakır
    Önümü göremiyorum yenemiyorum
    Hep mi kara düzen yapışır
    Yakamı kurtaramıyorum yapamıyorum
    Sana böylesi yakışır

    Git gidebildiğin kadar
    Ne yapsam değişmeszsin
    Benim gibi seversin ama
    Senin kadar sevilmezsin
    Unutma..
    Git gidebildiğin kadar
    Ne yapsam değişmeszsin
    Benim gibi seversin ama
    Senin kadar sevilmezsin

    Bilemiyorum bilemiyorum....
    Çık git istersen kapılar aralı
    Senle yada sensiz bu yürek yaralı
    Kırmışım kalemi hiç tereddüt etme
    Timsah gözyaşını bahane etme

    Belki zor olacak yalnız mı kalacak
    Hergün sızlayacak
    Kalbimi çaldığın yerine bırak
    Bilemiyorum biri mi alır
    Belki de acır kırarda mı bırakır
    Önümü göremiyorum yenemiyorum
    Hep mi kara düzen yapışır
    Yakamı kurtaramıyorum yapamıyorum
    Sana böylesi yakışır

    Git gidebildiğin kadar
    Ne yapsam değişmeszsin
    Benim gibi seversin ama
    Senin kadar sevilmezsin
    Unutma..
    Git gidebildiğin kadar
    Ne yapsam değişmeszsin
    Benim gibi seversin ama
    Senin kadar sevilmezsin

    Bilemiyorum bilemiyorum....

    Tan Taşçı
#04.01.2013 12:17 0 0 0
  • HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ DEN SÖZLER
    - Ara bul !
    - Her ne ararsan kendinde ara!
    - Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
    - Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayın.
    - İncinsen de incitme !
    - Eline, diline, beline sahip ol !
    - Kadınları okutun!
    - Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan!
    - Okunacak en büyük kitap insandır.
    - İnsanın değeri, yüreğinin ağırlığı kadardır.
    - Düşünce, eylem ve sevgi, Tanrı'nın tadıdır.
    - En büyük kerâmet çalışmaktır.
    - Okunacak en büyük kitap insandır.
    - İlim beşikte başlar, mezarda biter.
    - En yüce servet ilimdir.
    - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
    - Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu !
    - Benim Kâbem insandır.
    - Kendine ağır geleni başkasına yapma !
    - Asıl kör, nankördür.
    - Düşmanının bile insan olduğunu unutma !
    - Sürekli olarak mutlu olmak istiyorsan, herkesle dost ol, kimseye kin ve
    haset besleme !
    - Çalışmadan geçinenler bizden değildir.
    - Özünü bilirsen özürden kurtulursun.
    - İnsanın cemâli sözünün güzelliğidir. (İnsan iyi sözlüyse güzeldir, kötü
    sözlüyse çirkindir.)
    - Peygamberler ve Erenler, insanlığa Tanrı'nın hediyesidirler.
    - Doğruluk dost kapısıdır. (Onunla dostlar edinirsin)
    - Dikkat et, lokma seni yemesin, sen lokmayı ye !
    - Mârifet, nefsi silmek değil, bilmektir.
    - Allah ile gönül arasında perde yoktur.
    - Oturduğun yeri pâk et, kazandığın lokmayı hak et.
    - Madde karanlığı, akıl nûru ile; cehâlet karanlığı, ilim nûru ile; nefis
    karanlığı marifet nûru ile;
    gönül karanlığı da aşk nûru ile aydınlanır.
    - Yolumuz ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur.
    - Sen seni bilirsen yüzün Hüdâ'dır; sen seni bilmezsen, Hak senden
    cüdâdır (ayrıdır).
    - Bizim semâhımız, tanrısal bir aşktır.
    - Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz
    konuşuruz.

    Yazar Memet bey
#03.01.2013 13:41 0 0 0
  • ABD son dakikada "bütçe uçurumuna" düşmekten kurtuldu. Yumurta kapıya gelince yasama organı yılın ilk günü çalışmak zorunda kaldı. Bir paket üzerinde anlaşma sağlandı. Obama'nın onayına yollandı.

    Böylece dünya ekonomisi de gereksiz bir sıkıntıdan kurtuldu. Ama çabuk sevinmeyin. Sorun çözülmedi. Bütçe açığı ve kamu borç düzeyi hâlâ önemli bir siyasi kutuplaşma nedenidir. Yeni bir kriz her an patlayabilir.

    Kasım dış ticaret verileri TÜİK tarafından yayınlandı. Piyasa dış ticaret açığını 6.4 milyar dolar bekliyordu. İhracat tuttu ama ithalat daha yüksek geldi. Dış açık 7.2 milyar dolar oldu. Kurban bayramı etkisi karşılaştırmayı zorlaştırıyor. Aralık verileri çıkınca ayrıntısına bakacağım.

    TÜİK bugün aralık enflasyonunu açıklıyor. İTO'nun İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi aralıkta yüzde 0,4 arttı. Piyasa tüketici fiyatlarında yüzde 0,4 artış öngörüyor. Ben biraz daha iyimserim. Yüzde 6 hedefinin tutacağını düşünüyorum.

    Yararlı bir sunum

    Geçen hafta Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen para politikası panelini duyurmuştum. Seyfettin Gürsel yönetti. Merkez Bankası'ndan Hakan Kara bir sunum yaptı. Murat Üçer, Cevdet Akçay ve ben tartıştık.

    Benim dışımdaki katılımcıların sunumları BETAM'ın sitesine konuldu (http://betam.bahcesehir.edu.tr ). Maalesef sıkışık bir dönemime denk geldi. Konuşmamı yayınlanabilir hâle getiremedim. Para politikası ile ilgilenenlere sunumları dikkatle incelemelerini tavsiye ederim.

    Hakan Kara para politikasının genel çerçevesini çizdi. Adı içeriğini iyi özetliyor: "Para politikasını anlamak". Merkez Bankası'nı para politikasında yeni arayışlara yönlendiren nedenlerle başladı. Ardından geliştirilen yeni araçları ayrıntılı şekilde açıkladı. Sonra son iki yılın konjonktürünü bu perspektiften değerlendirdi. Tahmin edileceği gibi, yeni politikayı başarılı buluyor.

    Bilgi Üniversitesi son sınıfta para politikası dersini veriyorum. Son haftaları Türkiye'nin güncel konularına ayırırım. Bu yıl yeni para politikasına odaklandık. Son derste Kara'nın sunumunu kullandım. Yeni politikanın zaman içinde evrimini de görme fırsatını verdi.

    Döviz kuru politikası

    Sunumda Merkez Bankası'nın döviz kurunu kredi artışı ile eşdeğer bir politika hedefi gördüğü net şekilde ifade ediliyor. Sayfa 15'in başlığı: "Finansal istikrar açısından döviz kuru". Metni aynen alıyorum.

    "Döviz kurundaki aşırı değerlenme başta bilanço kanalı olmak üzere birçok kanaldan sistemik riski artırarak makroekonomik ve finansal istikrarı bozabilmektedir. Türkiye gibi yükselen ekonomilerde yerli para biriminin hızlı değerlenmesinden olumlu etkilenen firma bilançoları kredi büyümesini ivmelendirici etki yapabilmektedir. Yerli paranın aşırı değer kaybetmesi de belirsizlik ve bilanço kanalından finansal istikrarı olumsuz etkilemektedir.

    TCMB, yeni politika çerçevesinde döviz kurundaki aşırı hareketlere kayıtsız kalmamaktadır."

    Döviz kurunun favori konularımdan biri olduğu biliniyor. Anlaşılan 2013'te de çok kur tartışacağız.

    Asaf Savaş AKAT
#03.01.2013 09:26 0 0 0
  • 1

    uyarı:yol.50 arkadaşım. konu altlarında lütfen konularla ilgili yorum yapınız. konuyla alakasız kişisel sataşmalardan vazgeçin.
#02.01.2013 13:24 0 0 0
#02.01.2013 12:07 0 0 0
#02.01.2013 10:33 0 0 0
#02.01.2013 09:46 0 0 0