yol.50

yol.50

Üye
12.11.2012
Çavuş
1.117
Hakkında

#08.03.2013 09:58 0 0 0
  • İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.

    "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.

    Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.

    Bende sizin dünya kadınlar gününüzü kutluyor TÜRKİYE'DE 8 MART KADINLAR GÜNÜ

    İlk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında daha yaygın olarak kutlandı ve sokağa taşındı.

    "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programında Türkiye de etkilenmiş, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 1980 askeri darbesinden sonra dört yıl anılmadı 8 Mart. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Kadınlar Günü kutlanmaya başlandı.

    Kadınlar 80'li yıllarda 8 Mart'ı izinli yürüyüş ve şenliklerle kutlayamamışlarsa da, küçük gruplar mütevazi kutlamalarını sürdürdüler. 90'lı yıllarda kadın kuruluşlarının sayı ve çeşitliliğinin artması ile beraber 8 Mart daha geniş bir katılımla kutlanılır oldu.

    Bende sizin dünya kadınlar gününüzü kutluyor .Sağlıklı güzellik dolu günler dilerim

    08.03.2013
    Cuma
#08.03.2013 08:25 0 0 0
  • ortadoğu ülkeleri hemen hemen hepsi.ABD,İN Buyunduruluğu altında bulunan ülkeleri.....?
    Atatürk sevğisine gelince.onun ülkesine onun büyük devlet adamlığına .halkına özğürlüğü ve bağımsızlığı
    veren büyük öndere kim özlemez kim sevği göstermez.ki

    Bizler bu ülkeni kıymetini ve değerlerini bilelim.
    ve .Ne Mutlu Türküm diyene....
#07.03.2013 13:51 0 0 0
  • Aynen bende katılıyorum şu günlerde ülkemiz üzerinde oynanan oyunları bu halk bu oyunuz bozacaktır.türk milleti gereken dersi verecektir.(teşekkürler sana)
#07.03.2013 09:58 0 0 0
  • Global finansal krizde beş yıl geride kaldı. Avrupa'da ve gelişmiş ülkelerde finansal krizden çıkma sinyalleri olsa da krizin etkisi azalarak hâlâ devam ediyor.Türkiye'nin dış kaynakla büyüdüğü eleştirileri yapılıyor.

    Ancak, bugün paranın güvenilir liman aradığı ve yabancı yatırımcıların kriz sırasında yaşadıkları olumsuzluklar sebebiyle, yoğurdu üfleyerek yediği bir dönemde, doğrudan yatırım veya portföy yatırımlarında Türkiye'yi tercih etmesi tesadüf olamaz. 2011'den beri ekonominin yumuşak karnı olan cari açığın bu sene başından beri düşüş eğilimine girmesi ve Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikasının sürdürülmesinin, hükümetin üç yıllık Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerine ulaşılmasında katkı sağladığı görülüyor.

    Ekonomideki bu iyileşmelere rağmen, Merkez Bankası temkini elden bırakmıyor. Banka, 2013'te de bu tutumunu devam ettirecek. Politika faizi olarak bilinen haftalık repo faizini yüzde 5,75'te tutuyor. Kasım ayı enflasyonunun beklentilerden düşük gerçekleşmesiyle şimdi gözler 18 Aralık'taki Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Bu toplantıda 25 baz puanlık faiz indirimi beklentisi oluştu.

    Bu yılın son çeyreğinde ekonomide oluşan iyimserlik, 2013'e daha iyi bir başlangıç yapılacağını gösteriyor. Hükümetin 2013 bütçesi bu ay Meclis'te görüşülerek yasallaşacak. Hükümetin OVP çerçevesinde bütçe açığını önleme ve kayıt dışılığı azaltma konusundaki düzenlemeleri 2013'te de artarak devam edecek. Sermeye Piyasası Kurulu (SPK) yasasındaki son değişiklikle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), İstanbul Altın Borsası'nın da içine alınacağı Borsa İstanbul AŞ'ye dönüştürülecek. Böylece güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda yatırımcıların haklarının korunması sağlanarak Borsa'ya yatırım yeniden özendirilecek. 2013'te Borsa'da işlemler artarken, endeksler yıl içinde yeni zirvelere ulaşabilir. İş dünyası daha düşük faiz oranıyla kredi kullanırken, teşvik yasasının da etkisiyle yatırımlar artabilir. Bunun istihdama da olumlu yansımaları olabilir.

    Euro Bölgesi'nde finansal krizin etkileri azalırken, Almanya, Fransa ve İngiltere ekonomilerinde muhtemel büyüme eğilimi, Türkiye'nin bu ülkelere ihracatı artabilir. Amerika'da yeni hükümetle birlikte ekonomide yapılan yeni yapısal değişiklikler finansal krizden çıkışı hızlandırırken, beklenen parasal genişlemede sınırlama olabilir. Bu gerekçelerle dolar paritesi güçlenirken, 2013'te Euro/dolar 1.2000'lerin aşağısına gerileyebilir. İçeride de Merkez Bankası'nın dövizde fiyat istikrarını koruyacak yeni enstrümanlar kullanarak, yeni yılda dolar 1.7800-1.8250 TL aralığında dalgalanabilir. Dolarda üst limitin 1.8500 TL, alt limitin 1.7700 TL olması muhtemel. Euro ise 2.2000-2.3000 TL aralığında, Merkez Bankası'nın sepet kuru 2.00-2.10 aralığında dalgalanabilir.

    Senenin sonuna yaklaşırken, altın fiyatlarında doygunluk görülüyor, fonlardan da satışların geldiği gözleniyor. Bu yıl olduğu gibi 2013'ün ilk aylarında yeni pozisyonlar oluşurken, altın fiyatı bir miktar yükselerek, 1.800 dolar/ons seviyelerini yeniden test edebilir. Ancak 2013'ün ilerleyen aylarında parasal genişlemede sınırlama eğilimi ve dolar paritesinin güçlenmesi halinde altın aşağı yönlü seyirde kademeli olarak 1.400 dolar/ons seviyesine doğru gerileyebilir. İç piyasada dolar/ons ve dolar/TL ile şekillenen 24 ayar altın gram fiyatı yükselişlerde 105 lirayı, düşüşte de 82,00 lirayı görebilir. Bunlar tamamıyla tahmin, fiyatları fiziki arz-talepten çok hedge fonların spekülatif işlemleri belirleyici oluyor. Bunu da göz ardı etmemek gerekiyor. 2013'te, TL'de kalarak, fırsata dönüştürebilenler daha iyi getiri sağlayabilir.

    M.Ali YILDIRIMTÜRK.
#07.03.2013 08:33 0 0 0
  • Cumhurbaşkanı Gül'ün davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Ürdün Kralı Abdullah ve zarif eşi Rania Anıtkabir'i de ziyaret ettiler. Önce 'ne kadar şık' olduklarını söylemeden geçemeyeceğim, Rania'nın her zaman giyimiyle-güzelliğiyle dünya modacılarını bile etkilediği biliniyor ama bu kez Kral'ın şıklığı da dikkat çekiciydi.. Cumhurbaşkanı Gül de ondan geri kalmamıştı ve benzer bir şıklık içindeydi..

    Anıtkabir'i ziyaretlerine ise Kral Abdullah'ın saygı duruşu sırasında yanaklarından süzülen gözyaşlarıydı. Bu gözyaşlarına "tarihten gelen duygular"ın neden olabileceğini" yazan meslektaşlarımız oldu, hiç şüphesiz kendine göre her tür yorumu yapanlar da çıkacaktır oysa yoruma gerek var mı acaba?

    Ondan ilham alıyor!

    Bu kadar duygulanmasının nedenini kendisi anlatmış zaten.. Anıtkabir Özel Defteri'ne "Büyük devlet adamı, Türk halkının kalkınmasının sembolü, Türkiye'nin birliği, bağımsızlığı ve genç nesillere iyi bir gelecek bırakmak için çalışmış olan, modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü kabrinin önünde yad ediyorum" yazmış..

    Daha önce Atatürk için "Ondan ilham alıyorum. Dünyanın gördüğü en büyük liderlerden biri" dediği de biliniyor.. Bir insan "kral olsa bile" eğer dürüst ise, duygularını-takdirini göstermekten çekinmeyecek kadar da samimi, içten ise bu kadar hayranlık duyduğu, ilham kaynağı olan, dünyayı etkilemiş büyük bir devlet adamının kabrinde duygulanır, ağlayabilir..

    Bizim takdir edemediğimizi

    O gözyaşlarına da asla "ağlayan bir erkek, hatta bir kral" gözüyle bakılmaz, tam aksine bu içtenlik "Kral'ın kendisine hayranlık" yaratır ki bence kesinlikle öyle oldu.. Ürdün Kralı'nın gözyaşları Türkiye'yle ilgili trajik bir durumu da daha çok görünür kıldı.

    Kendi ülkesinde "Atatürk" adını bile kullanmaktan kaçınanlar, bu ülkenin kurucusuna kusur bulmaya çalışanlar, hatta halkının gözünden düşürmek için her fırsattan yararlananlar varken Kral Abdullah O'nun adını tam olarak söylediği gibi "krallara ilham kaynağı bir büyük lider olduğunu" da bir kez daha vurgulamış oldu..

    Helal olsun Kral'a!

    Ruhat MENGİ
#07.03.2013 07:26 0 0 0
#06.03.2013 13:10 0 0 0
  • İsyankar bedenimde
    Gözlerim gözlerine düşüyor her akşam.
    Yüreğim isimsiz ağıtlardayken
    Yudumluyorum bakışlarını.
    Sensiz rüyaların koynunda
    Seninle tükeniyorum,
    Korkum seni görememek,
    Bunun için
    Açmıyorum sabaha gözlerimi,
    Anla artık
    Ben seni böyle seviyorum.

    Üşüyor yüreğim yokluğunda,
    Ellerim kör bakışlarda seni arıyor,
    Bulutların karardığı,
    Güneşin battığı an
    Gurbette kalmış gibi
    Titriyor duygularım.
    Böyle zamanlarda
    Sana sokuluyorum usulca,
    Sıcaklığını istiyor bedenim,
    Avuçlarını istiyor yüreğim,
    Anla artık
    Ben seni böyle seviyorum.

    Bazen yaşamak ağır gelse de,
    Bendeki sene takılıyor gözlerim,
    Biraz umutsuz, biraz yorgun
    Varlığının mutluluğunu yaşıyor yüreğim.
    Sana olan sevdamın derinliğinde
    Gülüşümde saklanıyor hüznüm,
    Mahkum ediyorum gözyaşlarımı kirpiklerime,
    Sen görmeden yağıyorum kimsesiz bahçelere,
    Her yeni günün başlangıcında
    Dudaklarından kalbine akıyorum gizlice,
    Anla artık
    Ben seni böyle seviyorum.

    Zeynep Nilgün Gökçeöz
#06.03.2013 13:00 0 0 0
  • ERCİYES DAĞ KIŞ SPORLARI-KAYAK MERKEZİ
    Kayserili bir vatandaş olarak şunu açıklıkla söyleyebilirim: 2012 öncesi Erciyes ve Kış sporları bir yana 2012 sonrası Erciyes ve kış sporları bir başka tarafa. Yeni açılan onlarca pist telesiyej ve teleferikler, dinlenme tesisleri vs. vs. üstelik bunlar daha erciyes porjesinin bitmemiş hali. Bu sene Hacılar kapı güzergahından Erciyese çıktım ve Türkiye'nin Kış sporları geleceğini burada gördüm. Kayağınızı alın Kayak tutkunları erciyes sizi bekliyor

    06-03.2013
    Çarşamba
#06.03.2013 09:28 0 0 0
  • PKK'ya silah bıraktırma amacı ile yola çıkanların, Türkiye'yi giderek bölünmeye ve uçurumun kenarına getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Başbakan, gittiği her yerde yaptığı konuşmalarda başlattıkları sürecin iyi işlediğini, PKK'lıların silah bırakarak bulundukları yerden başka bir ülkeye geçmeleri çağrısını yapıyor. Şimdi kafalardaki soru şu: "PKK silahı neyin karşılığı olarak bırakacak?"

    Ortaya çıkan "şer ittifak" tutanakları, Başbakan'ın anayasada başkanlık sistemini getirmek için PKK'nın siyasi kanadı BDP'lilerin desteğini sağlayacağını, buna karşılık PKK'lıların isteklerini yerine getireceği gerçeğini öğrenmiş bulunuyoruz. PKK, ilk adımda "özerklik" istiyor. İmralı canisi Öcalan serbest kalmanın peşinde. Bunu da BDP'lilderle yaptığı açıklamada "Hepimiz hür ve özgür kalacağız" cümleleri ile dile getiriyor. Ortada bir pazarlık var.

    TEPKİLER GİDEREK ARTIYOR

    Başbakan, asıl yanıt vermesi gereken konulara hiç değinmiyor. Kamuoyunun beklentileri de boşta kalıyor. Kafaları daha da karıştıracak konulara değiniyor. Aslında yanıt vermesi gereken tek bir soru var: " PKK, size Başkanlığı verecek. Bunu İmralı canisi de açıklıyor. Peki, siz buna karşılık olarak terör örgütüne ne vereceksiniz? Ne vermeyi vaat ettiniz?"

    Dikkat ediniz, İmralı görüşmelerinin basına sızması ile birlikte ortalık toz duman oldu. AKP içinde çalkantı başladı. Muhalefet partileri ard arda açıklamalar yaparak, tutanakların açıklanmasını istiyor. MHP kanadı, Başbakan'a ateş püskürüyor. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural "Gizli imzalanmış bir protokol ile Erdoğan ve Öcalan koalisyonu vardır, AKP ve BDP koalisyonu vardır." Diyor. MHP Tokat Milletvekili Dr. Reşat Doğru ise, yaptığı açıklamada "Hiç kimse Türk milletinin gücünü sınamasın" diyerek oynanmak istenilen oyuna karşı çıkıyor.

    Biz, MHP Tokat Milletvekili Dr. Reşat Doğru'nun açıklamasını milletimizin yüreğine su serpen bir ilaç gibi gördük. Bu nedenle de bu açıklamanın tamamını sizlerle paylaşıyoruz:

    "TÜRK MİLLETİNİN GÜCÜNÜ SINAMSINLAR"

    " Milli Devlet ve yüce Türk milletine yönelik saldırıların her geçen gün artarak yaşandığı bir dönemdeyiz. Türk Devletini yıkmak ve Türk milletini dağıtmak için yeni yeni projeler ortaya konmakta ve uygulanmaktadır.

    Son projede de demokratikleşme, çözüm, akan kanının durması ve kardeşliğin yeniden tesisi ve barış adı altında yapılan ihanetlerdir.

    Türk insanının beynine girmiş ağır bir narkoz, hipnoz yapılmış, derin algılama yöntemleri ile doğru ve yanlışın ne olduğu sanki karıştırılmış gibi görülmektedir.

    Yüce Türk milleti AKP ve BDP'nin başını çektiği PKK terör örgütünün arka planda durduğu düşmanca icraatlara doğru çekilmektedir. Türkiye lime lime ayrılmaya çalışılmakta psikolojik operasyonlar hızını arttırarak devam ettirmektedir.

    Yaşanılan bunca tahribat karşısında kitlelerin uyandırması gereken basın başta olmak üzere, birçok kurum ses çıkarmamakta, yıkım propagandası faaliyetlerine yol vermektedir.

    Türk milletinin hayati dönemeçte olduğu zamanımızda, yüce Türk milletinin temel değerleri yoğun saldırılar altındadır. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bize emanet ettiği vatanımız dâhil her değerimiz çiğnenmekte, yok edilmeye çalışılmaktadır.

    Millet sevgisi olmayan vatan, tarih, Türklük şuuru kalmayanlar ülkemize ömür biçmekte ve sömürgecilere taş çıkartacak şekilde ülkemize zarar vermektedir.

    Ancak Yüce Türk milleti bilmektedir ki onun her değerini savunan, onun yüreğinden çıkmış bir Milliyetçi Hareket Partisi vardır.

    Katil Abdullah Öcalan İmralı'dan, Kandilden talimatlar yağdırsa, ülkeyi yönetmeye çalışsa da onlara müsaade etmeyeceğiz.

    Türk milletinin kutsal emanetlerini, Yüce Türk Devletinin ayaklar altına alınmasına müsaade etmeyeceğiz, yanlışları kabul etmiyoruz. İhanet, rezalet mutlaka son bulacak. Milli direnç ve Türklerin demir yumruğu mutlaka galip gelecektir. "

    Necdet B.SİVASLI
#06.03.2013 07:52 0 0 0
  • Konu: Otostopçu..
    Amacına doğru yol alırken her zaman bir "yüce değeri" çevirip biniyor üzerine:
    "Demokrasi..."
    "Hukuk..."
    "İnsan hakları..."
    "Millet..."

    "Dil..."

    "Din..."

    "Barış..."

    "Kardeşlik..."

    Şimdi sıradaki:

    "Anaların gözyaşı..."

    *
    "Demokrasi" diye diye hem dünyayı, hem bizim salakları uyuttu...

    *
    "Hukuk" dersen, kendisi de beğenmedi zaten "Tarih affetmez sonra" dedi...
    *
    "İnsan hakları"; yeryüzünde belki ilk kez "bağırma ihtimali" olanları dahi alıp götürdüler, ikisi simitçi çıktı...

    *
    "Tek dil, tek vatan, tek bayrak..."

    Türkiye, bugünlerde her birinden kaçar tane olacağını tartışıyor...

    *
    "Millet" derseniz, kendisinde dahi iki tane var:

    Biri dilinde, öbürü ayaklarının altına aldığı...

    *

    "Din..."

    Dinden her şey yaptılar; sermaye, medya, sendika, yargı, üniversite, dershane, kolej, plaj, otel, defile, moda...

    Terfi, koltuk, makam arabası...

    Market...

    Cip...

    Gemi...

    *
    "Barış, kardeşlik" dersen...

    Paramparça Türkiye...

    *

    Şimdi...

    Otostopçu yeni araç buldu gideceği yöne:

    "Anaların gözyaşı..."

    *
    Otur ağla...

    Hepimizin bir damlası için canımızı vereceğimiz... Öpülesi yanaklardan süzülen, evrenin en büyük acısının izidir...

    Asla kıyamazsın...

    *
    İnansak...

    Susarız...

    Dilini kesip atar insan...

    Ama neresine inanacaksın Osman?..


    5 Mart 2013 - Cumhuriyet
#05.03.2013 07:45 0 0 0
#01.03.2013 15:39 0 0 0
  • Konu: Papatya_28
    evet bende katılıyorum çok güzel sözler
#01.03.2013 14:54 0 0 0
#01.03.2013 08:29 0 0 0
  • Sen iste sevdiğim,
    Bir sabah güneşi gibi,
    İlkbahar yağmuru gibi,
    Bitmeyen mutluluk gibi,
    Sevinir gelirim gülüm.

    Sen iste sevdiğim,
    Tenimde lale kokusu,
    Gönlümde sevda dolusu,
    Gözümde sevda coşkusu,
    Bürünür gelirim gülüm.

    Sen iste sevdiğim,
    Çöle yağmur can olurum,
    Dile şarkı söz olurum,
    Kalbe sevgi kan olurum,
    Derde derman yâr olurum.

    Sen iste sevdiğim,
    Ömrüne ömür katayım,
    Sevgine sevgi olayım,
    Gönlüne gönül salayım,

    Sen iste sevdiğim,
    Uğruna zehir içeyim,
    Gönlüme mühür vurayım,
    Bir ömür bekler durayım,
    Senden gayrı sevmeyeyim.

    (Alıntı)
#01.03.2013 08:26 0 0 0
  • Sistem eziyor, yok ediyor...
    Hayırlara vesile oluyor böylece!
    Alkol veren lokantalar, kafeler artık ülkenin pek çok yerinde yok.
    Beş yıldızlı oteller var, orada...
    Bu işler hep böyle olmuştur!
    Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden!
    Önce yerel yönetimlerin elinde bulundurduğu mekânlarda uygulayacaksın bu yasağı çaktırmadan, sonra düğünlerde ve nişanlarda...
    Futbolcu Arda evleniyor ya!
    Başbakan düğüne geliyor, nikâh şahidi olacak...
    Alkol yasağı konmuş!
    Sanırım düğünde "gül şerbeti" verilecek...
    Sistem insanın ruhunu kavrar önce, ondan sonrası kolaydır.
    10 yılı aşkın süre iktidarda olduğuna göre, ağır ağır çıkacağın merdivenlerin sonuna gelmişsindir!
    Birkaç basamak daha var!
    Yorulmaz zirveye çıkar oturursan, dilediğini yaparsın...
    Ama dikkat edin, sizi sistem izliyor yakından!


    ***
    Göz renginiz, ayakkabı numaranız, parmak iziniz...
    Alnınıza "terörist damgasını" vurup, boynunuza "terör örgütü üyesi" yaftasını asmak artık çok kolaydır.
    Zamanında "yetmez ama evet" dediniz, şimdilerde muhalifsiniz.
    Utanmadan sıkılmadan "Ben sosyalistim" deyip "Kemalist solcular"a yükleniyorsunuz.
    Hedefiniz bile yanlış...
    Saldıracaksanız şu şovenistlere saldırın...
    Özgürlük beklerken, bir baktınız ki sizi zımbalamışlar, düşüncelerinizi tutkallaştırmışlar, çalıştığınız gazeteden atmışlar.
    Öfkelenme, kızma, bağırıp çağırma.
    Otur bir köşeye, uzun uzun düşün

    ***
    Bu ülkede yurtsever olanlar bölünüp parçalanmayacak gün geldiğinde.
    Gözlerini kapa, bir süre sonra aç!
    Sosyalistler, sosyal demokratlar güçlenecek, göreceksin...
    Sancılı bir dönemden geçiyor Türkiye...
    Şovenizm kuşatıyor ülkeyi...
    O yüzden at iziyle it izi karışıyor, ben bu konuyu daha önceleri çok yazdım.
    Ahmed Arif'in dediği gibi bir gün dağlarımıza mutlaka bahar gelecek, etnik milliyetçilik, ırkçılık, din ve mezhep ayrımcılığı yapılmayacak.
    Kimse Mustafa Kemal Atatürk'ün, laik demokratik cumhuriyetin arkasına gizlenerek "Vatan elden gidiyor" diye düşünüp darbe planları yapmayacak.
    Kurunun yanında yaş yanmayacak!
    Sınır boylarında çocuklarımız ölmeyecek, şehit cenazeleri kalkmayacak...
    Ne Türk anaları ağlayacak ne de Kürt anaları...
    ***
    Çocuklarımızın gözlerinde çiçekler açacak!
    Dağlarımız, ormanlarımız, ovalarımız, koylarımız, büklerimiz çokuluslu şirketler ve altın avcılarınca yağmalanmayacak.
    Ben de çiçekler, böcekler, kelebekler, ceylanlar, kırlangıçlar üzerine yazılar yazacağım...
    Çocuklarımıza "süt fetvası" verilmeyecek, şiirler, romanlar, öyküler sansürlenmeyecek.
    Hakkâri'de, Bingöl'de, Şemdinli'de, Şırnak'ta çöplükten atık yemek, ekmek toplamayacak çocuklarımız.
    Buldukları bombayla oynarken paramparça olmayacak bedenleri...
    Sevdamız çoğalacak, şarkılarımız hiç bitmeyecek...
    Bir orman gibi kardeşçesine!

    **
    Ülkemin kimi aydınları "din eksenine" oturmuş siyasal hareketlerin ne olduğunun farkına varacaklar.
    Demokrasi ve özgürlüklerin ancak laiklik temelinde yükseleceğini savunacaklar.
    Sermaye-emek çelişkisini, emperyalizmle sömürgecilik arasındaki ayrımı, finans kapitali anlayacaklar.
    Türkiye bugün ezen ve ezilenlerin ülkesidir!
    Türkiye yağmalanmaktadır!
    Türkiye'de demokrasi ve özgürlüklerin geliştiğine inanmak körlüktür.
    HES ve çevre eylemleri dalga dalga yayılacaktır...
    Sosyal demokrasiye güven, sosyalistlere yakınlaşma, yurtseverlerin kıpır kıpır atan yürekleri kucaklayacaktır halkımızı...
    Ne kadar umutsuz olsam da o kadar umutluyum!

    Hikmet ÇETİNKAYA
    28 Şubat 2013 - Cumhuriyet
#28.02.2013 12:02 0 0 0
#28.02.2013 09:43 0 0 0
  • Kozaklı Kaplıcaları; Kayseri - Ankara Karayolunda bulunan Topaklı Beldesine 24 km. uzaklıkta Kozaklı Belediyesi sınırları içerisindedir. Kaplıcalar şehir merkezine 1 km. uzaklıktadır. Kaplıca sıcak suları bir fay hattı boyunca muhtelif yerlerden yeryüzüne kaynak halinde ulaşmaktadır. Kaplıca suları doğal ve sondaj çıkışlıdır. Kozaklı Kaplıcaları 40 Litre/saniye akım değerine 32.000 kişi/gün banyo kapasitesine sahiptir. Yeni sondaj gereği yoktur. Sosyal Sigortalar Kurumu Kür Merkezinin ihtiyacını karşılamak için açılan yeni kuyudan toplam 90 litre/saniye debili artezyen halinde sıcak su elde edilmiştir.

    İlçede bulunan mevcut tesislerin ihtiyacını karşılayan kaynağın sıcaklığı 96 santigrat derecedir. SSK'nın ise 93 santigrat derecedir. İlçede belediyeye ait 52 yataklı bir otel ile erkek ve kadın havuzları, 24 adet hususi banyosu, 29 adet apart motel bulunmaktadır. Kaplıcalar mevkiinde toplam 200 adet apart motel, 1000 yatak kapasiteli özel tesisler, lüks restauranlar, kafeteryalar ve kantinler ile hizmet verilmektedir. Ayrıca kaplıcalar etrafında kamping alanları bulunmaktadır.

    KAPLICA TEDAVİSİ:
    Kaplıca tedavisinin önemi, çeşitli ilaçların keşfedilip çoğaldığı günümüzde bile değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Öyle ki, son elli yıldan bu yana pek çok devlet kaplıca tedavisini resmi olarak kabul etmiş durumdadır. Türkiye 'de bu kurala uyarak Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında olan hastaları icabında kaplıcalara yollamakta ve bunların tedavilerini yüklenmektedir.

    Kaplıcalar genel olarak romatizma, siyatik, lumbago, kalp ve damar hastalıkları, kan düzeni, idrar zorlukları, endokrin / hormonal bozukluklar, mide barsak hastalıkları, verem, şeker, nefes darlığı, kadın hastalıkları gibi pek çok dertlere gerçekten yararlıdır. Ancak her kaplıcanın her hastalığa iyi gelmeyeceği, hatta bazen zararlı olacağı da göz önüne alınarak yetkili doktorlardan bilgi alınması zorunludur.


    Kaplıca hastanın ayağına gidemeyen bir tedavi sistemidir. Bir hastanın istediği kadar kaplıca suyunu istediği yere getirip bununla tedavi görmesine imkan yoktur. Bunun sebebi gayet basittir. Kaplıca sularında bulunan erimiş madenlerin etki yeterliliği ancak topraktan kaynadığı zamanın çerçevesi içindedir. Aradan biraz vakit geçip te su soğuyunca bu erimiş maden tozlarının içeriği bazen değişip çözülmekte, hatta gazlar ve radyoaktivite derhal kaybolmaktadır. Neticede kaynağından başka yere götürülen kaynak suyu adi suya dönüşmektedir.

    Ünlü bir Fransız hekimi "kaplıca suları canlı sulardır, yerinden alınıp başka yere götürülürse canlılıkları kalmaz" şeklinde görüş belirtmiştir.

    Kaplıcalar yalnız hastalıklar veya hasta insanlar için değildir, fiziksel olarak sağlam insanlarda faydalanmalıdırlar. Bu sular belli bir takım hastalıkları iyi etmekle kalmayıp görünürde hiçbir arazı olmayan vücutlar için de sayısız faydalar sağlar. Asabı ve hatta ruhu dinlendirip zindelik ve kuvvet verir.

    28.02.2013
    Perşembe
    Erciyes
#28.02.2013 08:48 0 0 0
  • Hilton Oteli'nin Büyük Balo salonunda gerçekleşen Türk-Alman CEO (Patronlar) Zirvesi'nin havasına bakınca, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Ankara ziyaretinin beklenenden de kötü geçtiği anlaşıldı.

    İki ülkenin en büyük 16 şirketinin sahipleri ve yönetim kurulu başkanlarının davet edildiği toplantıya kimler gelmemişti ki... Almanya'dan Lufthansa, Deutsche Bank, Airbus, Eon, Endb ve diğer devlerin bir numaralı yöneticileri... Türkiye'den Sabancı, Koç, Doğuş, Doğan, TAI gibi şirketlerin patronları... Masanın etrafında oturan 32 işadamının yaptıkları işlerin toplam cirosu 352 milyar Avro, çalıştırdıkları işçi sayısı 1 milyon kişi.

    Beğenilmeyen sözlere tepki mi?

    Hesapta, toplantıya iki ülkenin başbakanları başkanlık edecek, üç anlaşma da onların huzurunda imzalanacaktı. Zaten Merkel'in Ankara ziyaretinin ana gündem maddelerinin başında, Türkiye'nin önümüzdeki dönem yapacağı enerji ve altyapı ihalelerinden kendi şirketlerine pay kapmak vardı. Başbakan Tayyip Erdoğan ile yapacakları toplantıyı fırsat bilmiş, 5 büyük patronu bizzat kendi uçağında Ankara'ya taşımıştı.

    Ancak Erdoğan son anda sürpriz yaparak, "patronlar zirvesine" katılmaktan vazgeçti ve Alman Başbakanı'nı kendi işadamları önünde oldukça zor bir durumda bıraktı. Merkel'in karşısında, Türk işadamları heyetine Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan başkanlık etti. Hem Türk hem de Alman heyeti "bir terslik" olduğunun farkındaydı. Ellerindeki davetiyelerde ve sabah aldıkları programlarda heyetlere Erdoğan ve Merkel'in başkanlık edeceği yazılıydı.

    Yüzüne bakarak 'zulüm' dedi

    Kulislerdeki iddialara göre Erdoğan, Alman konuğunun hem ziyaret öncesi hem de Ankara'da yaptığı açıklamalardan rahatsız olmuştu. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğunu saklamayan Merkel, tutuklu gazetecilerin durumunu gündeme getirmiş ve Ankara'nın Türk vatandaşlarına vize serbestliği talebi konusunda da işi yokuşa sürmüştü. Başbakan da buna tepki olarak CEO zirvesine katılmaktan vazgeçmişti. Nitekim yerine konuşan Çağlayan da, ön sırada oturan Merkel'in yüzüne karşı "İşadamlarına uygulanan vizenin 'zulüm' olduğunu" vurgulayarak bu tepkiye katılmış oldu.

    Bir başka senaryoya göre ise Erdoğan, Berlin'de benzer bir ziyaret sırasında kendisine bakan veren Merkel'in tutumuna aynı üslupla yanıt vermişti.

    Merkel ise karşılaştığı bu muameleden bozulsa da pozisyonundan geri adım atmayarak bilinen görüşlerini iş dünyasının önünde tekrar etti. Vize serbestliği için öncelikle Türkiye'nin geri kabul anlaşması imzalaması gerektiğini belirten Merkel, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ivme kazanabilmesi için de Rum gemilerine Türk limanlarının açılması gerektiğini yineledi.

    Alevilerle görüştürülmedi

    Patronlar zirvesinin sonrasında Merkel'in adresi Başbakanlık Konutu'ydu. Merkel ziyaret sırasında Türkiye'deki tüm dini grupların temsilcileri ile de bir araya gelmek istemiş, Başbakanlık da Ankara Müftüsü Hakkı Özer, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ermeni Patrik Vekili Aram Ateşyan, Hahambaşı İsak Haleva, Süryani Mor Gabriel Manastırı Metropoliti Samuel Aktaş, Türkiye Süryani Katolik Patrik Vekili Yusuf Sağ ve Türkiye Protestan Kiliseler Derneği Yönetim Kurulu üyesi Umut Şahin'e davet yapmıştı. Merkel ve Erdoğan'ın birlikte katıldıkları toplantıya Almanlar istemesine rağmen Türkiye'deki Alevi toplumunun temsilcilerinin davet edilmemesi, Alman heyeti açısından "ikinci sürpriz" anlamı taşıyordu. Toplantıya Müslüman gruplardan sadece "müftü"yü çağıran AKP hükümeti hem Merkel'e hem de Türk kamuoyuna bir kez daha Alevileri, Sünni ağırlıklı Diyanet'in kapsamı içinde gördüğü mesajını verdi.

    İki liderin ortak basın toplantısındaki derin görüş ayrılıklarıyla başlayan, Erdoğan'ın patronlar zirvesinde Merkel'i yalnız bırakan ve Alevilerle görüşmesini engelleyen tavrıyla sonuçlanan bu ziyaret, Ankara ile AB'nin dinamosu konumundaki Almanya arasındaki ilişkilerin hiç parlak olmadığının işareti sayılmalıdır. -(Terbiyeden-Yoksunum)--(Terbiyeden-Yoksunum)-


    27 Şubat 2013 - Cumhuriyet
#27.02.2013 07:56 0 0 0